Masonlar.org - Harici Forumu

Masonluk Bilgidir. Bilimdir. Ilimdir. => Insan => Konuyu başlatan: ceycet - Eylül 26, 2009, 08:40:28 ÖS

Başlık: "AN"ı,"AN"da,"ŞİMDİ"de yaşayabilmek....
Gönderen: ceycet - Eylül 26, 2009, 08:40:28 ÖS
 
 
    Yaşam şimdidir.
    Yaşamak şimdide gerçekleşir.
    Gerçek şimdidir.
    Gerçek şimdidedir.
    Geçmiş ve gelecek şimdidedir.
    Şimdide yaşıyor iseniz doğru yaşıyorsunuz demektir. Sizi şimdiye getiren her şey faydalıdır.
    Sizi "hiç kesintisiz şimdide tutan" ise "mükemmeldir" ve "faydaları sonsuzdur."
"Kesintisiz şimdide olma hâli" de "mükemmel olma hâli"dir. Ve "kesintisiz şimdide olma hâli", "içimizdeki ve dışımızdaki hiçbir kimsenin ve hiçbir şeyin etkisinde kalmamak" ile mümkündür. İşte bu, tam farkındalık hâlidir.
    Tam farkındalık, sizi sürekli şimdide tutan yaşamınızdaki tek şeydir, tek seçenektir.
    Yaşam, sizi sürekli uyararak kendinizi yanlış tanıdığınızı, tam farkındalık ile yaşamanız gerektiğini size sürekli hatırlatır. Dolayısıyla yaşam, bu uyarılarıyla sürekli şimdide olmanız ve şimdide yaşamanız gerektiğini de size hatırlatmış olur. Yaşam, ki siz ona tanrı veya başka bir isim de verebilirsiniz, uyarılarını kaza, doğal felâketler, hastalık, bunalım, sıkıntı, mutsuzluk, boşluk gibi acı verici birçok şeyle verir.
    İnsanlar, geçmiş ve gelecekle hep ilgilenir durur. Bu yüzden şimdideki yaşantıları, tamamen zihinlerinde yarattıkları geçmiş ve geleceğin yönlendirmesi ve hâkimiyeti altında geçer. Zihinlerinde yarattıkları geçmiş ve geleceğin etkisinde kalmadan, tüm varlıkları ile şimdide oldukları anlar neredeyse hiç yoktur. Gerçek geçmiş ve gerçek gelecek ise zihinlerinde yarattıkları geçmiş ve gelecekten kesinlikle çok farklıdırve sonsuz ayrıntıya sâhiptir. Kimi zaman tamamen farklıdır. İnsanlar, geçmiş ve gelecekle ilgilensin ya da ilgilenmesin bedenleri hep şimdidedir. Geçmiş ve gelecek şimdidedir. Peki bu nasıl oluyor?
    Geçmişin tüm kayıtlarının tam bir yansıması şimdidedir. Zihnimizdeki geçmişle ilgili hatıra ve görüntüler, geçmişin çok eksik, çoğu zaman hatalı ve yönlendirilmiş halleridir. Onlar kesinlikle geçmişin aslı ve tümü değildir.
    Gelecek, şimdinin kendisidir. Zihninizdeki gelecek ise arzu, beklenti ve korkularınızın yarattığı görüntülerdir. Bu görüntüler, arzu, beklenti ve korkularla ya geleceğin çarpıtılmış ve çok hatalı hâlidir ya da gelecekte hiçbir zaman olmayacak şeylerdir. Bu nedenle onlar, geleceğin aslı ve tümü değildir.
    Zamanı sâniye, dakika, saat, gün, yıl gibi şeylerle anlatırız.
    Gerçekte zaman diye bir şey yoktur. Çünkü zaman bir zandır, bir kabul ediştir. Sâdece şimdi vardır. Bu nedenle onu ölçmeye yarayan sâniye, dakika, saat, gün, yıl gibi şeyler de yoktur. Onlar günlük işlerimizi ve ilişkilerimizi düzene koymamıza yarayan, bizim yarattığımız ölçülerdir. Ve hayal ürünüdürler. Gerçek değiller.
    Şimdi, zamandan tamamen bağımsızdır. Bu nedenle onu sâniye ve ya sâlise gibi şeylerle ölçmeye çalışmak anlamsız ve yanlıştır.
    Gün ve yıl gibi zaman ölçüleri de gerçekte var değildir. Bunu da anlatalım: Dünya gezegeni hem kendi hem de güneş etrafında döner. Kendi etrafındaki bir tam dönüşüne gün diyoruz. Dünyanın güneş etrafındaki bir tam dönüşüne de yıl diyoruz. Dikkat edin: Burada tanık olduğumuz tek gerçek, dünyanın hem kendi hem de güneş etrafında döndüğüdür. Bundan başka olan hiçbir şey yoktur. Biz bir beden olarak dünya üzerinde yaşadıklarımızı, güneşin görünüp kayboluşu ve mevsimlerin başlayıp bitişi ile sınırlayıp hafızamıza kaydederiz. Ve biz bu kayıtları günler ve yıllar olarak kabul ederiz. Bu da günlerin ve yılların var oldukları ve peş peşe sıralandıkları sanrısının zihnimizde oluşmasına sebep olur. Halbuki peş peşe sıralanan günler ve yıllar değil, yaşadıklarımızın hâtıralarıdır. 
Başlık: Ynt: "AN"ı,"AN"da,"ŞİMDİ"de yaşayabilmek....
Gönderen: ozak1977 - Eylül 27, 2009, 10:27:52 ÖS
Carpe diem...
Başlık: Ynt: "AN"ı,"AN"da,"ŞİMDİ"de yaşayabilmek....
Gönderen: ceycet - Eylül 28, 2009, 10:18:41 ÖÖ
delale...
Başlık: Ynt: "AN"ı,"AN"da,"ŞİMDİ"de yaşayabilmek....
Gönderen: Prenses Isabella - Kasım 08, 2009, 12:22:42 ÖS
Yaşadığımız 'an' değerlidir. Çünkü geçmiş, geçmişte kalmıştır. Önemli olan 'an' ı değerlendirerek geçmişte yapılan hataların telafi edilebilmesi mümkün haline gelinir. Gelecek ise 'şimdiki an' a bağımlıdır. Çünkü 'an' da yapılan ani karar ve seçimler sonucu gelecek şekillenir, belirlenir. Geleceğe yön vermek ise 'an' da verilmiş tercihler sonucu söz konusudur. Geleceğin iyi ve kötü olmasıysa dönüm noktalarında verilecek en doğru seçimlerden ibarettir.   

Saygılar,  
Başlık: Ynt: "AN"ı,"AN"da,"ŞİMDİ"de yaşayabilmek....
Gönderen: ceycet - Kasım 08, 2009, 01:12:04 ÖS

Sayın Sevil;

geçmişin korkuları,geleceğin endişeleri gölgesinde ıskaladığımız şimdi yani "an"aslında farkında olabileceğimiz tek zamandır.Lezzet sadece farkındalıktadır.Oysa geçmiş duygulardan,gelecek hayallerden ibarettir;ilüzyodur.Geçmişe,geleceğe dokunamayız.Huzurun kaynağına,tam da "şuan"ın farkındalığının lezzetini kavramakla ulaşılabilir.Diğerileri bizi ızdırapta oyalamaktan başka bir şeye yaramaz.

Bu demek değildir ki,deneyimlerimizi unutalım.Deneyimlerimizi tanımak tekamülün olmazsa olmazıdır.Ancak deneyimlerimizin verdiği korkulara takılıp kaldığımız da şimdiyi kaçıracak,onu da geçmişle anmaya devam edeceğizdir.Duygularla, farkındalığı ayırt edebilenlerimiz, yaşamın hakkını verebilenler olacaktır.

Sagılarımla
Başlık: Ynt: "AN"ı,"AN"da,"ŞİMDİ"de yaşayabilmek....
Gönderen: Prenses Isabella - Kasım 08, 2009, 01:14:38 ÖS

Sayın Sevil;

geçmişin korkuları,geleceğin endişeleri gölgesinde ıskaladığımız şimdi yani "an"aslında farkında olabileceğimiz tek zamandır.Lezzet sadece farkındalıktadır.Oysa geçmiş duygulardan,gelecek hayallerden ibarettir;ilüzyodur.Geçmişe,geleceğe dokunamayız.Huzurun kaynağına,tam da "şuan"ın farkındalığının lezzetini kavramakla ulaşılabilir.Diğerileri bizi ızdırapta oyalamaktan başka bir şeye yaramaz.

Bu demek değildir ki,deneyimlerimizi unutalım.Deneyimlerimizi tanımak tekamülün olmazsa olmazıdır.Ancak deneyimlerimizin verdiği korkulara takılıp kaldığımız da şimdiyi kaçıracak,onu da geçmişle anmaya devam edeceğizdir.Duygularla, farkındalığı ayırt edebilenlerimiz, yaşamın hakkını verebilenler olacaktır.

Sagılarımla

Haklısınız. Bu konuda çok çeşitli görüşler de ileri sürülür. Söylediğiniz gibi duygularla farkındalığı ayırtedebilmektir esas olan..

Saygılar,
Başlık: Ynt: "AN"ı,"AN"da,"ŞİMDİ"de yaşayabilmek....
Gönderen: ADAM - Kasım 08, 2009, 01:17:42 ÖS

Bu bağlamda benim değil ama Sayın Özer Baysaling'in size diyecekleri (bu konuda demiş oldukları) var. Denk düşerse ya da bulursam o aktarımı bu başlık altına yerleştiririm.

Sevgiler.
Başlık: Ynt: "AN"ı,"AN"da,"ŞİMDİ"de yaşayabilmek....
Gönderen: Prenses Isabella - Kasım 08, 2009, 01:18:27 ÖS

Bu bağlamda benim değil ama Sayın Özer Baysaling'in size diyecekleri (bu konuda demiş oldukları) var. Denk düşerse ya da bulursam o aktarımı bu başlık altına yerleştiririm.

Sevgiler.

İyi Fikir:)
Başlık: Ynt: "AN"ı,"AN"da,"ŞİMDİ"de yaşayabilmek....
Gönderen: Prometheus - Ekim 18, 2010, 11:06:27 ÖÖ
Üzgünüm,
Bakış açınıza katılmıyorum. Sizin bahsettiğiniz farkındalık değil sanırım. Bu inanç eski dinlerin öğretilerinden tatmim olmayan ve yeni arayış içine giren insanların uydurduğu "new age" türü bir bakış açısıdır. An'da olma tanımında yanıldığınızı düşünüyorum. Elbette farkındalığın karşısında değilim. Ama hangi farkındalığın?

Herşeyi baştan tanımlamaya çalışalım derim. Elbette söylediklerim kesinlikle doğrudur diye inat etmeyeceğim. Sadece tartışıyor ve öğreniyoruz.
Önce zamanı tanımlayalım; Tartamayız, ölçemeyiz, göremeyiz, bir nanosaniye önce olduğumuz ile bir nanosaniye sonraki olacağımız subjektif varoluş farkındalığı. Zamanı ölçemeyiz, saatler kendilerini ölçer, bir saatin referansı yine başka bir saattir. Bu fikre katılıyorum. Ayrıca Hopiler zamanı bir manzara olarak düşünmüşlerdir, önümüzde ve arkamızda olan bir manzara. Ve biz onun içinde ilerliyoruz, dilim dilim. Bence zamanı daha güzel tanımlayan bir tanım :)
Şimdi An'da olmanın yanlışlığına gelelim. An'da olmak geleceği boşver, geçmişide diyen bi zihniyettir. Hayır geleceğide düşünebilirsin derseniz bu sefer gelecek kaygılarının yerli veya yersizliğini tartışmaya başlarız(ve sanırım anı kaçırırız:) ). Bu zihniyeti bu günkü genel kültür pompalamaktadır. Bütün basında, bütün herkesde bunu görebiliyoruz. oysa bu zihniyetle uygulanması, eyleme dökülemesi imkansız birşeyidr, bu yüzdende bizi sadece huzursuz ve mutsuz eder. An'a odaklanan kişi gelecek kaygısı taşımayacağı için eylemlerinde yanılır.
Farkındalık; Yaşadığımız evreni her an hissedip, varolduğunun bilincinde olmak ve haz almak diyelim kısaca. Ancak bu durağan birşey olabilirmi? gelişmezmi farkındalığımız? Gelişirse neyle gelişir? Bilgiyle gelişebilir, tecrübe(yine bilgi) ile gelişebilir. Öyleyse farkındalığımızla övünmemiz geçicici olmalı, çünkü değişken. Üstelik öğrendiğimiz şeylerin doğru olduğunu kim söyleyebilir? Yani yine insanlar üzerine oynanan bi aldatmaca.

Gelelim sonuca, tanımlayamadığımız zamanın bir parçasına sürekli değişen, gelişen farkındalığı oturtup mutlu olacağız. Kulağa pek hoş gelmiyor değilmi?

Benim düşüncem; sizin anda yaşama ruh haline aynen katılmakla birlikte, geleceğide geçmişide andan ayırmamak. Gelcek için kaygınlanmalı, daha güzel şeyler için umut etmeliyiz. Oysa anda umut yoktur.
Hepsini bir bütün görmek, belkide hopi ler gibi düşünmeliyiz, böylece anda kalma derdi yerine, manzaranın tadını çıkartmakla yetinir, aslında her an birşeyler öğrenmekle meşgul olmamız gerektiğini öğreniriz.(Yeri geldi sevdiğim bir cümleyi mutlaka yazmalıyım; "ÖĞRENMEYİ ÖĞRENMEK").

Kısaca Newagecilerin An'da kalmak tanımlamasını yetersiz(dolayısıyla yanıltıcı) buluyorum. Herşey o kadar basit olamaz diye düşünüyorum.

Yazma tarzım ve hitap şeklimi kabaca buluyorsanız lütfen kusuruma bakmayın. Ben daha hala ÖĞRENMEYİ ÖĞRENMEYE çabalıyorum.
Başlık: Ynt: "AN"ı,"AN"da,"ŞİMDİ"de yaşayabilmek....
Gönderen: ceycet - Ekim 18, 2010, 11:55:16 ÖÖ

Sayın prometheus,

ben sizin bakış açınızı beğendiğimi rahatlıkla söyleyebilirim.Hitap şekliniz yeteri kadar kibar ve anlaşılır;kısacası benim açımdan hiçbir sorun yok.

Sizinde farkettiğiniz gibi,bu konu bir tartışma konusu değil,bakış açısı.Bakış açılarını belirleyen deneyimlerin sonuçlarına bağlı olarak,ruhun,zihnin,huzurun,kabullenmelerin,inançların/inanılmak istenenin talepleri olmalıdır,diye düşünüyorum.

Yerleşik inançlar,bir insanın kendi yolculuğunda kendine yeterli geliyorsa zaten sorun yoktur.Ancak süregelen arazların verdiği rahatsızlığı bertaraf etmeye kafi değilse,eklektik metodların özgün olarak geliştirilmesinde herhangi bir sakınca da görmüyorum.

"An"ı tanımlarken kullandığımız zaman bilmecesinin imgesi,bizim tercihlerimize göre değişebilir.Benim için "An"şuan iken,birbaşkası için bugün,bir diğeri için buyıl, hatta bu sefere mahsus yaşanan "Yaşam" olabilir.Önemli olan,kalıcı huzuru tesis edebilecek dozu benimsemektir.Bu dozun ölçüsü,kişinin farkındalık eşiğine göre görecelidir.

İşin özü,kişinin mevcut ruh halindeki korku,kaygı ve kurgularının yaşadıklarına yaptığı etkiyle orantılır diye düşünüyorum.


Saygılarımla
Başlık: Ynt: "AN"ı,"AN"da,"ŞİMDİ"de yaşayabilmek....
Gönderen: ceycet - Ekim 20, 2010, 11:33:51 ÖÖ


Yaşamak nedir? diye hep sorarız kendimize ve görürüz ki bir dizi deneyimden ibarettir.

 

Yaşarken yaşamak ya da “mış” gibi yapmak, karın doyurmak, dışarıda bir şeyin peşinden koşmak, düşüncelerimizi takip etmek, roller yapmak duygularımıza dokunmadan... Kısacası var olurken yok olmayı deneyimlemek.

Oysaki deneyim sadece ol’an dan ibarettir. Deneyimlerimiz ve onların oluşumu ve anlamları kelimenin içinde gizlidir ve her bir deneyimimizi ifade ederken aynı şeyi tekrarlar dururuz farketmeden. Ol’an , ol’an...Sarfettiğimiz sözcüklerle kendimize sesleniriz aslında ; anda ol, anda ol,  anda kal!

 Peki ne oluyor da biz an’da olamıyoruz.. Bizi kim yönetiyor? Neleri farketmiyoruz ?, neleri kaçırıyoruz?

An’da ol’mak, yaşadıklarımızın farkındalığında ve hissettiklerimizi yaşayarak ve olan’ı görerek geçirdiğimiz süreçtir. Sadece gözlemci konumunda olmak, farkındalık içinde eylemde olmak demektir.

Ol’an sadece olandır. Olanın iyisi kötüsü olmaz. Olanda hayır  ya da şer aranmaz. Sadece olmuştur, olmaktadır.

Olanda anlam peşinde koşan zihindir, egodur. Ifadelerimizde kullandığımız sıfatlar olanı olduğu gibi anlamamıza izin vermez. Herkes kendi algı filtresinin sonuçlarını ifade eder.

Çok güzel, çok kötü, harika, fena değil, çok güzel, çok çirkin. Bir de düşüncelerimizi duygularla bağlantılandırırsak işte o zaman olan’ı tamamen kaçırmış oluruz.

Zihin arzularımızın yuvasıdır. Arzularımız başı sonu olmayan taleplerin bileşkesidir. Zihin sürekli bir başlangıç ya da son arar oysaki ne bir başlangıç ne de bir son vardır. Bir arzu başlar, biterken bir diğeri kendini gösterir, düşünceler onlara eşlik eder ve bu böyle devam eder gider ve zihin başka türlüsünü bilmez. Tüm arzular beklentilerimizle beslenir.

 Zihnin; sürekli talepkar ve tatmin olmayan hali onun sürekli meşgul olduğu anlamına gelir. Düşünceler oradan oraya uçuşur durur. Eğer kişi farkındalık içinde değilse sürekli talepler peşinde koşan zihnine mahkûmu olur. Kendi içi ile olan bağlantısını hissedemez sadece zihninin arzularını besler. Hissettiği duygular çoğunlukla olumsuz duygulardır. Korku, endişe, kaçırmışlık duygusu, kaybetmişlik duygusu, huzursuzluk, telaş, tatminsizlik duyguları tekrar tekrar yaşanır. Buna karşılık mutluluk duygusu andadır ve geçicidir. Çünkü zihin arzularıyla ilgili bir hedefe ulaştığında yine aynı soruyu sorar    “ Şimdi ne olacak? ”  Sürekli bir hareketlilik söz konusudur.

Kişi kendi içindeki hakikate dokunamaz, zihne odaklı kaldığı için de zihnin getirdiği ataleti yaşar. Yaşadığı olumsuz duygular ataletin sonucudur. Hareketsiz ve durağan, bir o kadar cesaretsiz, korkak ve endişeli... Yani yaşarken yaşadığını hissedemediği için yokluğunu deneyimler insan.

 

Oysaki olanı olduğu gibi kabul etmenin özgürlüğü ve teslimiyetinin ardında “Ben neyi eksik yaptım ” ya da “ Simdi ne yapabilirim” gibi eylemler vardır. Eylem anında sıkıntı, stres, üzüntü, endişe, korku yoktur. Sadece ol’an’ın farkındalığı, içsel istek ve coşku ve sevgi vardır. İnsan duygularını hissederek var olduğunu deneyimler.

İşte ol’an’ın içinde akmak var olmak, var olabilmek demektir. Yok oluş zihnin oyunudur sadece. Ve varoluş farkındalığı içinde bir bakarız içimizdeki güçle sevgi olmuşuz, her şey olmuşuz,  aşk olmuşuz.


Saygılarımla
Başlık: Ynt: "AN"ı,"AN"da,"ŞİMDİ"de yaşayabilmek....
Gönderen: NOSAM33 - Eylül 16, 2012, 10:16:44 ÖS
An'da  yaşayım derken, tarlayı ekemedim. Sonunda kalma  anını  yaşayarak AÇLIĞIN ne korkunç olduğunu ANDA kalarak daha iyi anladım.  >:(


Saygılar.


 Not: İleri devletler 100 yıl sonraya göre plan yaparlar.Vizyonu olmayan günü kurtaranlar ise O VİZYON'u olan ülkelerde AMELE olur ...
Başlık: Ynt: "AN"ı,"AN"da,"ŞİMDİ"de yaşayabilmek....
Gönderen: ceycet - Eylül 18, 2012, 05:53:09 ÖÖ
An'da  yaşayım derken, tarlayı ekemedim. Sonunda kalma  anını  yaşayarak AÇLIĞIN ne korkunç olduğunu ANDA kalarak daha iyi anladım.  >:(


Saygılar.


 Not: İleri devletler 100 yıl sonraya göre plan yaparlar.Vizyonu olmayan günü kurtaranlar ise O VİZYON'u olan ülkelerde AMELE olur ...





AN'da yaşayanlar vacıkırlar mı?...
Başlık: Ynt: "AN"ı,"AN"da,"ŞİMDİ"de yaşayabilmek....
Gönderen: NOSAM33 - Eylül 18, 2012, 04:27:46 ÖS
Alıntı
AN'da yaşayanlar vacıkırlar mı?...


Anlaşılmıyor sorunuz ? ???

Saygılar ceycet ...
Başlık: Ynt: "AN"ı,"AN"da,"ŞİMDİ"de yaşayabilmek....
Gönderen: ceycet - Eylül 18, 2012, 04:36:26 ÖS
Sayın Nosam 33,

"AN"iki nefes arasını betimlemek için türetilmiş bir  tabirdir.

İsteyen,bir ömür gibi algılar;isteyense bir saniye olarak...

"AN"ı hakkettiği gibi algılayabilenler,inanın acıkmazlar.

İnanıyorum,biz tanık olmasakda birgün bütün insanlık "O"lezzeti tadacak.


Saygılarımla
Başlık: Ynt: "AN"ı,"AN"da,"ŞİMDİ"de yaşayabilmek....
Gönderen: NOSAM33 - Eylül 18, 2012, 04:46:55 ÖS
Sayın ceycet ;

Nazik cevabınızdan sonra ilk yazınızı tekrar okuyunca benim yazmış olduğum yazının konunun dışında kaldığını ve sizlerinde zamanını aldığımı üzülerek fark ettim . Özürlerimi kabul ediniz.

Saygılar
Başlık: Ynt: "AN"ı,"AN"da,"ŞİMDİ"de yaşayabilmek....
Gönderen: ceycet - Eylül 18, 2012, 04:54:30 ÖS
Sayın ceycet ;

Nazik cevabınızdan sonra ilk yazınızı tekrar okuyunca benim yazmış olduğum yazının konunun dışında kaldığını ve sizlerinde zamanını aldığımı üzülerek fark ettim . Özürlerimi kabul ediniz.

Saygılar


Sizi seviyorum.
Başlık: Ynt: "AN"ı,"AN"da,"ŞİMDİ"de yaşayabilmek....
Gönderen: NOSAM33 - Eylül 18, 2012, 04:57:12 ÖS
Karşılıklı.
Saygılar  8)


Not: İmkan olsada tüm yazdıklarımı silebilsem . :(
Başlık: Ynt: "AN"ı,"AN"da,"ŞİMDİ"de yaşayabilmek....
Gönderen: yazbenide - Aralık 08, 2012, 04:17:28 ÖS
Şimdiyi yaşamak, çoğu insanın beceremeyeceği kadar zor bir zanaattır. Yaşanan herşeyin insana faydası tartışılmaz aslında. Önemli olan herşeyi yaşadıktan sonra derhal şimdiye dönebilmekte. Zor iştir şimdiyi yaşamak  çok zor...
Başlık: Ynt: "AN"ı,"AN"da,"ŞİMDİ"de yaşayabilmek....
Gönderen: smyrnali - Aralık 08, 2012, 09:45:54 ÖS
Merhabalar,
AN..AN'ı yaşamak.. Güzel bir seçim,nedense toplumumuzda bu kavram  yanlış anlaşılıyor.
Hayatı boşvermek,gelecegi umursamamak,fırsatları degerlendirmek,sorumsuzca yasamak gibigibi...

Oysa AN zaman kavramının en kritik noktasıdır.
insanlar zaman kavramında yaşarken,gecmişin hatıralarını,pişmanlıklarını tasırken, gelecegin ise hayalindedir yani cokluktadır. 

 Bu durumda Zaman geçmiş ve geleceği içerirken, an ikisini de dışlıyor bir taraftanda kapsıyor. :P ;)

An'da yasanan hem geçmişi oluşturuyor,alınan kararlar ve yapılan secimlerde gelecegi ,bu durumda An tekliktir.

 Öyle ise ANda yaşamak bunun bilinci içinde şuurlu, farkındalığında olmak anlamını içermelidir.