Masonlar.org - Harici Forumu

Masonluk Bilgidir. Bilimdir. Ilimdir. => Felsefe => Dini Felsefe => Konuyu başlatan: karahan - Kasım 14, 2009, 02:45:48 ÖS

Başlık: Her Doğru Doğru mudur?
Gönderen: karahan - Kasım 14, 2009, 02:45:48 ÖS

HAMDIM, PİŞTİM, YANDIM (OLDUM)”
(Mevlana)

Doğru ve Yanlış gibi iki kavramın arasına sıkıştırdığımız yaşamımızı “keşke”ler den uzak, sürdürmeye çalışırken ıskaladığımız anları düşünmüyoruz bile.

Birilerinin bize ezberlettikleri doğruları Doğru, yanlışları da Yanlış olarak kabullenip bu eksen üzerinde yaşamaya çalışırken hiçbir şeyi sorgulamadığımız gibi bu Doğru ve Yanlışları da sorgulamıyoruz.

Oysa dün doğru olanların bugün yanlış, dün yanlış olanların bugün doğru olarak kabullenildiğini her an gözlemliyoruz. Aynı şekilde bir coğrafyadaki doğrunun, bir başka coğrafyada yanlış olduğunu da görebiliyoruz.

Mevlana arıyordu Doğru ve Yanlışı. Şems’le konuşuyordu bir gün. “Çok susamış bir yolcu, atıyla geldiği pınar başında su içmek için durduğunda, kendisi su içerken atına sahip olamamış ve atı kaçırmıştı. Başka yolcularında atlarını kaçırmaması için pınarın kenarına bir kazık çaktı.

Amacı başka yolcuların atlarını o kazığa bağlamaları ve kendileri su içerken atların kaçmasını önlemekti.” “Doğru mu bu” diye sordu Şems’e. “Doğru” dedi Şems. Devam etti Mevlana. ”Gece karanlığında o pınara su içmek için gelen bir yaya, karanlıkta ayağı o kazığa takılıp oluğa düştü. Başka yolcuların gece karanlığında o kazığa takılıp düşmelerini önlemek için söktü o kazığı oradan”. “Bu da Doğru mu” dedi Şems’e. “Bu da Doğru” dedi Şems.
Kazığı çakmakta doğruydu, kazığı sökmekte doğru. Ya da tersinden alırsak, kazığı çakmakta yanlıştı, kazığı sökmekte.

Büyük Yunan Düşünürü Eflatun bundan nerdeyse iki bin dört yüz sene önce Sokrates’e yeni geliştirdiği bir yönetim şekli olduğunu ve bu kavrama DEVLET dediğini anlatmaya başladı. “Devlet diye bir kavram geliştirdim” dedi.
Söze karışan Sokrates “nedir bu Devlet” diye sordu.

-Eflatun. “Toplumda seçenler ve seçilenler olacak, seçilenler seçenleri yönetecekler”. Dedi.
-Sokrates. ”Peki seçilenler seçenleri neye göre yönetecekler”. Diye sordu.
-Eflatun. “Yasalara göre”. Dedi.
-Sokrates.”Peki yasalar neye göre düzenlenecek”.Dedi.
-Eflatun.” Doğru ve yanlışa göre” Diye yanıtladı.
-Sokrates. “Peki Doğru nedir, yanlış nedir”. Diye sordu.

Gerçekten doğru nedir yanlış nedir. Uzun günler-yıllar sürdü bu sorunun yanıtını aramak. Binlerce örnekler sundular birbirlerine. Bir sabah koşarak geldi Eflatun.

“Buldum” dedi Sokrates’e. “Doğrunun ve yanlışın ne olduğunu buldum.”
“Benim dediğim doğru, senin dediğin yanlış” diye kestirip attı.
Evet güçlünün dediği doğru, zayıfın dediği yanlıştı.

Günümüzde nelerin doğru, nelerin yanlış olduğunun kararını verenler hangi güçlüler acaba. Biz nasıl öğreneceğiz gerçek Doğru ile gerçek Yanlışın farkını. Kutsal kitapların bize gösterdikleri doğruların, yorumlarında dahi binlerce farklı düşünce varken, binlerce yıldır çözüm bulunamamış bu sorunla biz nasıl baş edeceğiz?.

“Benim tek bildiğim, bir şey bilmediğimi bilmektir.” diyordu Sokrates. Acaba bizde günün birinde kabul edebilecek miyiz “hiçbir şey bilmediğimizi”. Yoksa, her şeyi bildiğini sananların dünyasında “Tek ve İdeal Doğru Benim Doğrumdur. Benim gibi Düşünmeyenler Kahrolsunlar” demeye devam mı edeceğiz.
Başlık: Ynt: Her Doğru Doğru mudur?
Gönderen: karahan - Kasım 14, 2009, 02:51:25 ÖS
Alıntı sahibi Ömer Faruk Eryılmaz

http://www.nuveforum.net/1457-omer-faruk-eryilmaz/30128-dogru-dogru-mudur/
Başlık: Ynt: Her Doğru Doğru mudur?
Gönderen: ADAM - Kasım 14, 2009, 03:07:56 ÖS

Alıntı olunca, tartışma bakımından akacak sular duruluveriyor ne yazık ki!...

Bu nedenle ya alıntı olduğuna hiç değinilmemeli (benim çoğu kez yaptığım ve kimilerinin eleştirdiği gibi) ya da aktaran bu alıntıla tümüyle katılmakta olduğunu, sahiplendiğini belirtmeli.

Platon ile Sokdates arasında geçen o konuşmanın hangi kitapta geçtiğini merak ettim. Doğruysa, eskiden kalma bir okuma zihnimden uçup gitmiş demektir; bir yere gitmemiştir de şu anda ulaşamadım. Ancak bana biraz yakıştırma gibi geliyor. Kaynakçayı önemsemem, asıl aktarılandır önemli olan bence ama burada biraz farklı durum; çünkü Paton'un kitaplarından da söz ediyoruz bu arada.

Asıl diyeceğim ise başka ama yanıtını üstlenecek olan kim?

Sayın Karahan'ın bu aktarmasında geçen şu deyiş var:  "Biz nasıl öğreneceğiz gerçek Doğru ile gerçek Yanlışın farkını. Kutsal kitapların bize gösterdikleri doğruların, yorumlarında dahi binlerce farklı düşünce varken, binlerce yıldır çözüm bulunamamış bu sorunla biz nasıl baş edeceğiz?"

Soru şu: Kutsal kitapların bize gösterdiklerinin doğru olduğunu nereden biliyorsunuz?

Başlık: Ynt: Her Doğru Doğru mudur?
Gönderen: ceycet - Kasım 14, 2009, 03:31:53 ÖS

Doğru ile yanlış arasında ki ayırımı yapmada kullanılacak en uygun referans vicdan olmalıdır,sanırım...
Başlık: Ynt: Her Doğru Doğru mudur?
Gönderen: Prenses Isabella - Kasım 14, 2009, 04:49:30 ÖS
Bu konuda Sayın Ceycet' e katılıyorum. En iyi muhakemeyi 'Vicdan' ımız yapacağı için en iyi yol Vicdanı dinlemekten geçer, diye düşünüyorum.

Bu arada Sayın Adam' ın Sorusuna aklım takılmadı değil. İyi bir tartışma mevzusu olabilir, düşüncesindeyim.


Soru şu: Kutsal kitapların bize gösterdiklerinin doğru olduğunu nereden biliyorsunuz?


Bu sorudan anladığım kadarıyla iki seçenek karşımıza çıkmıyor mu? Birincisi, Kutsal Kitapların mı doğruyu gösterdiği,

İkincisi, bizim mi Kutsal Kitaplardan doğruyu görmemiz gerektiği..

Biliniyor ki Kutsal Kitaplar dışında kalmış ve bu Kutsal Öğretilerden yoksun kalanların yaşamları irdelendiğinde ortaya çıkan farkın diğer bir kıyaslama ile Kutsal Öğretileri yanlış almış ve bataklığa gitgide saplanıp kalındığı, bir başka durum ise Kutsal Öğretileri doğru olarak analiz ederek yaşamlarını göz önüne aldığımızda sanırım bir farklılık ortaya çıkabilmektedir.

Saygılar,
Başlık: Ynt: Her Doğru Doğru mudur?
Gönderen: ceycet - Kasım 14, 2009, 06:01:32 ÖS

Sayın Sevil,

doğru yoldasınız.Herzaman için,ikinci seçenek geçerlidir.Birinci tercihe odaklananlar,doğru ile gerçeği ayırd edemeyenlerdir.


Saygılarımla
Başlık: Ynt: Her Doğru Doğru mudur?
Gönderen: ADAM - Kasım 14, 2009, 06:31:50 ÖS

Korkarım konuyu saptıracağız ama biraz da kutsal kitapların niteliğine bakalım, madem doğruların o kitaplarda olduğu söylendi.

Tevrat'ı kimler ne zaman yazdı?

Talmut'u kimler ne zaman yazdı?

Zend Avesta'yı kim yazdı?

Vedalar'ı kimler yazdı?

Tripitaka'yı kimler yazdı?

İnciller'i kimler, ne zaman yazdı?

Bir tek Kuranı Kerim için bu soruyu soramam çünkü onu kişinin yazmadığı vahyolunduğu belirtilir?

Peki ötekileri yazanlar? Sizin benim gibi, o dömlerde yaşamış, düşünce ürünü oluşturanlar değil mi?

Şu halde niçin onların doğruları doğru olabiliyor da benim onların doğrularıyla çelişen doğrularım yanlış?

Hele benim doğrularım bilimsel bilgiye ve insan için en büyük değer olan akla dayanıyorsa?

Ebette bu arada Sayın Ceycet'in işaret ettiği üzere "doğru" (hakikat, verite) ile "gerçek" (şen'iyet, realite) kavramını da birbirine karıştırmayalım. 







Başlık: Ynt: Her Doğru Doğru mudur?
Gönderen: Prenses Isabella - Kasım 14, 2009, 06:38:51 ÖS



Sayın Sevil,

doğru yoldasınız.Herzaman için,ikinci seçenek geçerlidir.Birinci tercihe odaklananlar,doğru ile gerçeği ayırd edemeyenlerdir.


Saygılarımla

:)
Başlık: Ynt: Her Doğru Doğru mudur?
Gönderen: Prenses Isabella - Kasım 14, 2009, 06:48:11 ÖS
Kutsal Kitapların Kaynağını sorgulamak gerekli o zaman Sayın Adam; yanılıyor muyum?

Şahsen, kendi adıma söylemem gerekirse, Kaynağını sorgulamak bana düşmez. Benim haddim bile değildir.

Bütün Kutsal Kitapların aynı Kaynak'tan gönderildiğine inanıyorsam o zaman devamında hangi Kitapların da geleceğini bilmem lazım. Çünkü bir silsile birbirini takip etmektedir. Birbirinin devamı niteliğinde olan ve tamamlayıcı fonksiyonu taşıması sebeplerinden birinin içinde diğerine ilişkin önemli bilgileri ya da ipuçları dersem daha doğru olur ihtiva etmektedir.

Şuanda Kuran, son Kutsal Kitap olarak nitelendirilmektedir ama aslında öyle değil. Dinler döneminin son Kitabı olarak nitelendirilmesine rağmen aynı Kanaldan bir daha Kitap yazdırılmayacak denilmemiştir ki, zaten Kuran' ın fonksiyonu Dünya Tarihi olan 1999 yılı itibariyle sona ermiştir. Bu dönemden itibaren ise yine aynı Kaynak' tan Planetimize indirilen Altınçağın Altın Kitabı sunulmuştur. Insanlığın Hakikat Kitabı olarak sunulan bu Kitabın günümüz süreci itibariyle Kutsallık niteliğinin kaldırılarak Insanlığa hem Hıristiyan hem de Islam Toplumunda aynı anda sunulmuştur ve tüm Dünyaya hızla dağı-(tıl)-l-ması öngörüldüğünden Merkezi Anadolu olmak üzere buradan yayılım gerçekleştirilmiştir.

Biliyorsunuz ki, tüm Kutsal Kitapların yayılım merkezleri Dünyamızın yörüngesinin değişikliğinden kaynaklanan Alfa' nın tam olarak Dünyamızın neresine düştüyse oradan çıkış noktası olarak belirlendiği için Kutsal Kitapların yazılım yeri ve şekli de bu sayede belirlenebilinmektedir. Önce Mısıra kaydığı için Tevrat o bölgede sonra Arap yarımadasına düştüğü için izdüşüm, Incil ve Kuran ise yine bu bölgede, son olarak ise Atatürk Türkiyesine düştüğü için de Bilgi Kitabı bu bölgede Alfa Kanalından Altınçağın Altın Kalemine yazdırılmıştır. Bakınız misyonluk yapmıyorum sadece yeryüzüne inen tüm Kutsal Kitapların neye göre hangi bölgede ortaya çıktığını kanıksamak istedim o kadar. Amacım sadece ipuçlarını birleştirdiğim ve son olarak Bilgi Kitabı üzerinde durduğum için özellikle de Tek Kaynakt' tan çıkan bütün Kutsal Kitaplarının birleşimi olduğu ve bütün Kutsal titreşimleri ihtiva ettiği için böyle bir yargıda bulundum.      

Saygılarımla
Başlık: Ynt: Her Doğru Doğru mudur?
Gönderen: ceycet - Kasım 14, 2009, 07:15:11 ÖS
Değerli arkadaşlar,

"bağnazlık nedir"başlığı altında açılan konuya yapılan yorumlarla,bu konu başlığı altında söylenmeye çalışılanların çakışmasından ve çok saygı duyduğum birisini reddetmemek adına birkaç kelam etmek zaruri oldu.

Öncelikle vurgulamak isterim ki,Allah,Tanrı,üstüngüç,EUM,adına ne dersek diyelim,"O",bizim tercihlerimizden de,duygu ve düşüncelerimizden sorumlu tutulamaz.Zira,bize kendisinden verdiği akıl ı kullanabilme iradesini ve gücünü de vermiştir.Yapılan yanlışların,yanlış tercihlerin hesabının da,(çoğunluğun düşündüğünün aksine)birşekilde sorulacağını belirterek,bizlerin sorumluluğunu hatırlatmıştır.Bunlar kutsal kitaplardan zahiren kolaylıkla öğrenilebilecek "doğru"lardır.

Kutsal kitaplar da söylenen doğrulara gelince;Tanrı ile birebir diyalog kuramıyacağımızı düşünenler,din adamlarının kutsal metinlere getirdikleri yorumları birebir "doğru"kabul ederek,hayatlarını bu "doğru"lara göre yönlendirmeyi tercih etmişler,dolayısıyla cennet yolunda cehennemi yaşamayı kabullenmişlerdir

Herzaman söylediğim birşeyi yeniden tekrar etmek istiyorum.Kutsal kitaplarda ki mesajlar KİŞİYE ÖZEL dir.Başkasının yorumuyla algılanılmaya çalışıldığın da,mesaj kesinlikle yanlış adrese gider.Gerçek ebedidir.Doğruyu bulmak,bazen de şekilendirmek bizlere düşer.Bunun için kullanılacak malzeme ise akıl ve bilimdir.Akılla, bilimi yorumlayabilenler "değer"üretirler ki,bu da İBADET tir.

Kutsal kitaplar da verilen mesajlar bireyin tekamülüne yöneliktir;yol gösterici bir rehber olarak kabul edilmeli,tekamül yolculuğunda faydalanılmalıdırlar.Sadece bukadar...Ötesi "şirk"in başlangıcıdır.Grçek kaynak,"O"nun bize,kendisinden üflediği(bura da sembol kullanılmıştır)ruh un sözcüsü olan VİCDAN dır.Vicdanın reddettiği bir olgu nerede yazarsa yazsın yanlıştır.Bunu ısrarla altını çizmek istiyorum.

İşte Tanrı ile birebir diyalog kurulamayacağını düşünenlerin düştüğü hata,tam bu noktada ifşa olunur.Bizlere olan yakınlığı,şah damarımızla kıyaslanan Tanrı nın mekanı ,yani bizim gerçek kıblemiz olan gönülden, bizimle konuşan TANRI'nın SESİ,aynı zamanda VİCDANın sesidir.

Bu ses,için de,bizim imanımızı da,Kur'anımızı da,doğrularıda,yanlışlarıda barındırır.Hülasa tek referans kaynağıdır;diğerileri sadece kılavuzdur.


Saygılarımla



Başlık: Ynt: Her Doğru Doğru mudur?
Gönderen: erdal - Kasım 14, 2009, 07:34:23 ÖS
her dogru dogru degildir. yine her yanlışta yanlış değildir. dogru ve yanlışlar zemin ve zamana göre değişebilmektedir. güzellikte burada saklıdır (sürekli güzele gitme ve arama ).insan oğlunun gelişimi kuralından kaynaklı.
Başlık: Ynt: Her Doğru Doğru mudur?
Gönderen: cardiffmonster - Kasım 14, 2009, 08:42:23 ÖS
Doğruluk üzerine hukukçuların sözylediği sözü paylaşmak istiyorum;

'Bir karar adil olmayabilir, yanlış olabilir, ama hukuki ise doğrudur....'

Doğruluk inanca bağlanırsa; Kutsal kitaplar konusunda, sayın Adam'ın sorduğu gibi sorunun inanmak ya da inanmamak arasında kalacağını düşünüyorum. Tüm din kitaplarında aslında 'doğru olmak, adil olmak, vs' ortak hedeftir, zannederim buna itirazı olan olmaz.

Doğruluğu kutsal kitaplara atfedersek sadece -ki mantık olarak tartışmak gerekir çünki kutsal kitaplar da doğru olmayı emrediyor. Temelde kutsal kitapları sorgular isek de inanç tartışmasına girmeden, sosyal düzen ve sosyal moral olarak konuya bakmayı tercih ederim

Bu noktadan sonra, Kitap temel alınarak zamanın koşullarına ve zamanın yorumlarına bakmayı tercih ediyorum. Ancak, su götürmez bir gerçek vardır ki, İsevi, Musev, ve Muhammedi kutub olarak tabir edilen kurumların aynı zamanda siyasi bir kutub da olduğu, ve yaklaşımlar ne kadar siyasi ne kadar inançsal? Ve bunların cevabına göre her uygulamanın yahut içtihadın doğru yahut yanlış olduğu ortaya çıkar diye düşünüyorum....

Saygılarımla
Başlık: Ynt: Her Doğru Doğru mudur?
Gönderen: karahan - Kasım 16, 2009, 09:33:02 ÖÖ
Sn.Adam'a kaynak belirtme konusundaki fikirlerine katılıyorum.Fikir haklarına saygı açısından kaynak belirtmemizi istiyorlar bu da doğrudur ne diyelim.

“Benim dediğim doğru, senin dediğin yanlış”

Sanırım belirleyici olan hep bu kelime.İçeriğinde baskınlık var hep.Buda normalde o anda ve ortamda güç kimde ise doğru ondadır anlamınada gelir.Ben bu tartışmayı hayatın genelini hedef alarak yapmak isterdim ama din konusuna gelmeside açıkçası beni üzmedi.Bu soru çok kapsamlı ve çok problemini yaşadığım için muhabbet etmeye değer gördüm.

Bir kitap okuyorsunuz hemen karşıt bir fikir,her konunun hep o tarafı ve bu tarafı var.Yani hep paradoks var.Ben ortada kalsam mazallah hangi tarafın düşüncesini doğru kabul edeceğim.

Deniyorki burda vicdan devreye giriyor.Haklılar aslında bir anlamdada.Ama vicdanın devreye girdiği noktada ise insan hatalar yapmaya başlar.Belkide insanın en yumuşak karın ağrısıdır vicdanı.Ve kimi zaman doğru kararlar verdirmeyabilir.

Doğru hep birilerine göre doğru kabul edilen bir kavramdır.Ozaman bizde birilerinin doğru kabul ettiklerine doğru diyenler oluyoruz mantık süzgecinden geçirdiklerimizle.

Benim vicdani doğrularda genelde ilahi bir yaptırım arayan bir tarzım vardır.Allahtan gelen ve yaptırımı olan kanunlar ve doğrular benim daha çok ilgi alanımda.

Yaptırıcılığı olmayan kanun ve uygulamaların doğru olarak düşünülmesine taraftar değilim.

Bu konuda en iyi örnek verebileceğim şey ise insanların yaptıkları anayasalar ve kurdukları sistemlerdir.
Doğası gereği hiç bir yaptırım gücü yoktur insan üstünde.Ne kadar kanun çıkarsa çıksın o suç muhakkak işleniyor.

'Bir karar adil olmayabilir, yanlış olabilir, ama hukuki ise doğrudur....'

sn.cardiffmonster  kardeşimin doğrudur diye katıldığı bir hukukçunun şu lafı sanırım size verebileceğim bu konuda en iyi örnektiri

Verilen bir karar adil olmayacak yanlışta olabilir ama hukuk vermişse doğrudur.
Bu sözü söyleyen hukukçunun beynindeki hücrelerin sayılması gerektiğine inanırım ben.

Burda hukuk'un konmaya çalışıldığı yer resmen kutsanıyor.Resmen bir yaptırm gücü verilmeye çalışılıyor.Madem insanların yaptırımlı kanunlara ihtiyaı var bu uygulamalar Kuran dada diğer kitaplardada var.

Kararın adil ve doğru olmamasını hangi vicdani duygu kabul edebilirki.Hukuk hemen her alanda doğru kararlar vermiyorki.Sırf hepimize lazım dır bu hukuk diye adil olmayan yanlış kararlarına katılmak yani yanlışa doğru demek doğrumudur.

Doğru olan şey ise burda hukukta olsa yanlışsa yanlış diyebilmektir.Birgün bizede lazım olacağını düşünmeden.

VİCDAN  benim anladığım inandığımız doğruluğun en masum çıkan sesidir.
Başlık: Ynt: Her Doğru Doğru mudur?
Gönderen: ADAM - Kasım 16, 2009, 12:20:25 ÖS


Sayın Karahan'ın son iletisi üzerine diyeceklerim olabilir.

Ancak hiçbir şey demeyeceğim.

Çünkü o benim sorduklarımın hiçbirine yanıt vermemiş.

Böyle olunca, bu konu üzerinde o sadece kendi istediklerini yazıyor ve  forum ortamı tartışması istemiyor demektir.

Bu durumda da yazmanın gereği yoktur.

Sevgiler.
Başlık: Ynt: Her Doğru Doğru mudur?
Gönderen: karahan - Kasım 16, 2009, 02:09:07 ÖS

Alıntı olunca, tartışma bakımından akacak sular duruluveriyor ne yazık ki!...

Bu nedenle ya alıntı olduğuna hiç değinilmemeli (benim çoğu kez yaptığım ve kimilerinin eleştirdiği gibi) ya da aktaran bu alıntıla tümüyle katılmakta olduğunu, sahiplendiğini belirtmeli.

Platon ile Sokdates arasında geçen o konuşmanın hangi kitapta geçtiğini merak ettim. Doğruysa, eskiden kalma bir okuma zihnimden uçup gitmiş demektir; bir yere gitmemiştir de şu anda ulaşamadım. Ancak bana biraz yakıştırma gibi geliyor. Kaynakçayı önemsemem, asıl aktarılandır önemli olan bence ama burada biraz farklı durum; çünkü Paton'un kitaplarından da söz ediyoruz bu arada.

Asıl diyeceğim ise başka ama yanıtını üstlenecek olan kim?

Sayın Karahan'ın bu aktarmasında geçen şu deyiş var:  "Biz nasıl öğreneceğiz gerçek Doğru ile gerçek Yanlışın farkını. Kutsal kitapların bize gösterdikleri doğruların, yorumlarında dahi binlerce farklı düşünce varken, binlerce yıldır çözüm bulunamamış bu sorunla biz nasıl baş edeceğiz?"

Soru şu: Kutsal kitapların bize gösterdiklerinin doğru olduğunu nereden biliyorsunuz?



Sn.Adam

Çok özür diliyorum.Dün onlıne değilidim.Sizin ile muhabbet etmeyi fikir tealisi yapmayı ve en önemlisi y7azdıklarınızı önemsiyorum.Sanırım gözümden kaçmış olmalı,katkılarınız benim için çok önemli.

Sn.Adam  alıntı olan yazılar için birçok defa uyardılar beni.Farkıdaysanız bu seferde unuttum sonradan ekledim.

Ben bu yazıya katılıyorum.Yazı genel anlamda yazılmış ama dinsel anlamdanda bakmakta sorun yok.
Sözlerinize katılıyorum dinsel yorumada katılabilir bu arayış.

İş doğru olunca dünyada herşey değişiyor geçen başka bir konuda bana bir aktarımınız vardı,Ben ne prof.lar gördüm kendin haberi yok gibi.Şimdi toplumda bu mertebeye gelmiş bir sürü insan için bile bu haklı olarak kullandığınız deyime bakaraktan doğru nedir kime göre nedir kıstası.Neye güvenecek neyi doğr u olarak kabul edeceğiz kıstasları ne olacak.

Hastalığın tanımı bu.Bu forumda dahi mantık yapımız bir çok şeyde bu.Kaynak göstermen istenir.gösterilen kaynağa rağbet edilmez.Her daim hazır bir tanımlaması ve sıfatı vardır.


Sn.Adam sorunuza gelirsek.Kutsal kitapalrın doğruluğunu nasıl anlayacağız.

Burda vahy olan kuran ve diğer kitaplarda yazılanları inceleyerek ve karşılaştırarak yapılabilir.
İşin kıstasları bellidir.En doğru karar verme organımız olan vicdanı devreye sokacağız.

Benim için genel kıstasların içinde en olmazssa olmazı şudur yaptırım.İçinde yaptırım gücü olmayan hissedilmeyen toplmca kabul görmeyen hiçbir şeye inanmamak.

İlahi bir gücün isteği ile bir hakimin verdiği karar arasındaki yaptırım gücünün farkına vararak bu karar alınabilir.

Saygılarımla
Başlık: Ynt: Her Doğru Doğru mudur?
Gönderen: ADAM - Kasım 16, 2009, 02:27:31 ÖS

Sayın Karahan'ın dediklerine ayrıca bir şey eklemem, tartışmayı uzatmam gerekmiyor. Bazı zaman kişiler kendi bilgi, görüş, tutum ve eğilimlerinde kalır. Ben de öyleyim. Bu asla tutuculuk ya da bağnazlık değildir; sonuç vermeyecek tartışmaları skürdürmemek, bu arada ilişkilerin de zedenelnmemesini öngürmek, susmaktır.

Sayın Karahan'ın tek bir dediğime aklım ermiyor, inanasım gelmiyor?

Bu forum alanında yazılanlar için kim, hangi hakla, hangi yetkiyle kaynak gösterilmesini zorunlu tutuyor?

Ben genellikle göstermiyorum.  Eğer bir kaynaktan yaptığım alıntı ile bire bir uyum içindeysem, o alıntıyla düşüncelerim özdeşleşmiş demektir; sorumluluk bendedir. Kaynak göstermek, sorumluluğu üzerinden atmak, başka birine yıkmak demektir. Birçok kez söyledim; yine söylerim: Burası bir akademik ortam değildir; bir forum alanıdır. Hiç kimse kendisini kanıtlamak zorunda değildir; yazdıklarından ötürü not alacak da değildir.

Kaldı ki, kaynak gösterilse ne olacak?... Yazıyı okuyanlar gidip o kaynağı bulup inceleyecek mi? Ben daha önceki yazılarımdan kimilerinin kaynakçasını özellikle gösterdim. En geniş kaynakçayı da "Coğrafyada Geometrik İlişkiler" başyığı altındaki çalışmamda göstermiştim. Çok merak ediyorum, o kaynakçaya kaç kişinin bakmış olduğunu.

Sadece şöylesi söz konusu olabilir: Bir yazı çok beğenilmiştir; kaynakçası sorulur, rica edilir. İşte o zaman yazan kişi isterse açıklar; ancak isterse...  Hesap vermek zorunda değildir.

Benim doğrum böyledir. Başkasının doğrusu farklı olabilir.

Sevgiler.



Başlık: Ynt: Her Doğru Doğru mudur?
Gönderen: karahan - Kasım 16, 2009, 02:53:46 ÖS
Sn.Adam

Kaynak isteme gerekçeleri şu bana anlatılan.Alıntılar neticede bir başkasına ait olduğundan düşünceye saygı anlamında kaynak gösterilmesi isteniyor.Ama şurda haklısın alıntı yazıyı yazdığın anda zaten bir nevi onu doğrular niteliktesindir.Benim bir konum hariç yazılarım içinde Rızanur vakası adı altında verdiğim yazı.O adama katılmıyorum ama o dönemin katakullilerinide ölesiye merak etmiyor değilim.
Bana birkaç kez bu konuda ısrar ettikleri için alta iliştiriyorum çoğu zaman.

Saygılar.
Başlık: Ynt: Her Doğru Doğru mudur?
Gönderen: CAMPANELLA - Ekim 23, 2012, 11:14:56 ÖÖ
Doğru sınırsız sayıda etkenin ani çarpışması halinde ortaya çıkan rastlantısal durumda ruhun menfaati için yarattığı tesirdir.
Başlık: Ynt: Her Doğru Doğru mudur?
Gönderen: NOSAM33 - Ocak 18, 2013, 01:57:00 ÖÖ
3 Gün uzaklaştırıldım ; Bana göre ben haklıydım lakin Ceza verende kendince  haklı  idi .
 ???  Burdan nereye çıkarız ''Pazarda Aklı satışa çıkarmışlar . Her İnsan tipinden AKIL  var , sonuçta herkes kendi AKLI nı satın almış''    Doğru ve Yanlışda kişinin kendi VİCDANININ  muhakemesi sonucu verdiği karardır ...


Saygılar   :) :) :)
Başlık: Ynt: Her Doğru Doğru mudur?
Gönderen: Sifir - Ocak 18, 2013, 10:47:38 ÖS
Cok ilginc bir soru.

Her dogru dogru mudur? 

Dogru degisken bir terimdir bence. Dogru kisiden kisiye degisir. Yerden yere degisir. Anlamdan anlama degisir. Anlatilmak istennden anlayilmak istenene degisir.

Kime gore dogru
Neye gore dogru

Bir dinde dogru olan baska birinde degil.

Dogru;
Egemen dinin,
Egemen devletin,
Egemen tarihin,
Egemen zihniyetin
Egemen siyasetin ongordukleri dogrultuda dayatilanlardir.

Benim dogru bildiklerim, ben dogmadan once babama, o dogmadan onceyse babasina aktarilan bu dayatmalardi. Bana aktarilan din, davranis, anlayis, zihniyet bu dogrular dogrultusunda verildi. Oyleyse benim dogru bildiklerim aslinda ben daha dogmadan once coktaaan ongorulmus zaten...

Belkide bu yuzden dualist akimlarin dogruya verdikleri deger yanlisada vermisleri kadardir.

Iyilik ve kotuluk birin farkli gorunumunden baska birsey degil.

Birisinin var olabilmesi diyerinin var olabilmesinden gecer.

Birisinin diyerinden daha cok var olabilmesi, diyerinin birisinden daha cok var olabilmesinde yatar.

Iyilik olmazsa kotuluk,
kotuluk olmazsa iyilik olmaz.

Yanlis olmazsa dogrunun ne degeri olurdu ki?

Bu yuzden Tanrinin bize verdigi en buyuk hediyeyi (dusunebilmeyi) geri almasini dilerdim.

Ne dogrunun nede yanlisin oldugu bir dunyada her ikisi arasinda hicbir secim yapmak zorunda kalmadan yasayabilmeyi... 

 Tanri verdigini geri almaz.
Aldiginida hic vermemistir zaten.
Başlık: Ynt: Her Doğru Doğru mudur?
Gönderen: Melina - Temmuz 12, 2014, 06:48:59 ÖS
Bize dayatilan ilk doğru- yanlis kavrami ailede baslar, sonra cevremiz-okudugumuz ve baktigimiz argumanlardan etkilenir, belirtilen kavramlar ile etiketleriz.

Bana gore bir argumanin dogruluguna ya da yanlisligina hukum vermek ve onu savunmak bagnazliga giriyor. Tabi ki bu, arastirmadan one surulen tezler icin gecerli.

Bize gore dogru olanin acaba gercekten dogru mu oldugu neredeyse cogumuzun aklindan gecmez. Cunku tafsiz bakmayi degil, baktigimizi oldugu gibi algilamayi seceriz genellikle.

Bu yuzden her dogru dogru olmayabiliyor.

Saygılarımla
Başlık: Ynt: Her Doğru Doğru mudur?
Gönderen: BMY - Temmuz 12, 2014, 07:50:09 ÖS
Doğru kavramı ile ilgili yazdığın cümlelerin neredeyse tamamına katılıyorum sn.Melina,
Dediğin gibi ilk olarak doğru-yanlış kavramını çoğumuz aile ortamında öğreniriz belki tüm toplumlarda yerleşmiş ve tüm insanlara göre doğru olan bir fikir bile aslında evrendeki başka canlılara,kanunlara göre yanlış olabilir.Toplu ya da tek kişi olarak karar verilem doğrularda elbetteki ne kadar objektif değerlendirilmeye çalışılsada menfaatleri içerisinde barındıracaktır.

-Saygılarımla-
Başlık: Ynt: Her Doğru Doğru mudur?
Gönderen: karahan - Temmuz 13, 2014, 09:36:50 ÖS
Çok uzun süre önce açmış olduğum bir konu ,bilgiye ulaşma açısından aslında önemli bir düşünce formu.Doğruyu nasıl belirleriz?bilimsel bir metod ilemi yoksa toplumun genel kabulleri ilemi?yada en önemlisi vicdan ilemi?Sn.Melina doğru söyler ilk bilgileri aileden alırız dolayıs ilede doğrudur bir ön kabul önermesidir,lakin vicdani hüküm kullanmayı öğrenene kadar durum aslında budur.Kişi kendi hükümlerini verip sonuçlarına razı geldiğinde doğruluk olgusu yerine oturur.

karahan
Başlık: Ynt: Her Doğru Doğru mudur?
Gönderen: Selim - Temmuz 21, 2014, 11:45:28 ÖÖ
İlk defa forumda bir konuya yanıt gönderiyorum. Ve öncelikle herkese MERHABA diyorum.

Soru: Kutsal kitapların bize gösterdiklerinin doğru olduğunu nereden biliyorsunuz?

Kutsal kitaplarda anlatılanların doğru olduğunu nereden biliyoruz sorusunun tek bir yanıtı olabilir , o da "hangi dine mensup iseniz o dinin öğretilerini, kurallarını, vb. doğru olduğunu kabul etmek zorundasınız, yani kutsal kitapta yazılana mutlak itaat" Eğer sorunun yanıtını bulmak için sorgulamaya başlarsak Tanrının varlığını sorgulamaya kadar gidebiliriz. Tüm kutsal kitaplarda bahsedilen MUCİZELER bilimle, akılla, vs. sorgulanarak açıklanamaz. Aksi takdirde bu olaylar mucize olmaktan çıkar.

Herhangi bir kişi veya toplumun doğru olarak kabul ettiği herhangi bir düşünce, değer veya argümanı sorgulamaya kalkıştığınızda  kendi kabullerini doğrultusunda sorgulama yaparsınız, bu durum ise birinin diğerine kendi doğrularını dikte ettirmesine kadar gider. Kişisel veya toplumsal değerler her zaman değişkenlik içerisindedir.  Herhangi bir topluma ait 100 yıl öncesinin değerleri şimdi ile kıyaslanamaz (bu kadar uzun süre geriye gitmeye de gerek yok).

İlahi dinler ve kutsal kitapları yazılı oldukları için ilahi din olarak kabul ediyoruz. Örneğin İslamiyet inancına göre insanoğluna sayısız peygamber gelmiştir ve bunların tamamının peygamber olduğuna inanılır. İsimleri bilinen ve bilinmeyen tüm perygamberler kabul görmektedir. İslam inancı dışındakilerin öğretilerinde devamlı yanlışlıkları anlatılır (bu durumu diğer dinlere mensup insanlar da islamiyet inancına yapmaktadır). Diğer dinlere mensup milyarlarca insanın inancı neye göre sorgulanır ( diğer dinlere mensup olanların islam inancını sorgulaması gibi), karşı inanca mensup insanların yeterli akla, zekaya, bilgiye, vs. sahip olmadıkları için mi yoksa benim inancım en doğrusu olandır KABULÜNE mi dayanmaktadır. Bu durum sadece dinler arası değil aynı dine mensup farklı mezhepler arasında da olmaktadır.

Konunun başlangıcı olan sorunun bana göre yanıtı  kutsal kitaplarda yazılanlar sorgulanamaz, tüm dinlerde MUTLAK İTAAT esas temeldir.

Her kişi ve toplum doğruyu kendi gelenekleri, kültürleri, tarihi, etnik yapısı, dini, dili, vb. değerlerine göre belirler. Kişisel ve toplumsal doğrular görecelidir. Bu doğrular ise aileden başlamaz, sperm ve yumurta daki genlere kodlananlar ile başlar, temel kodlama ise hayatta kalma, var olmadır. Sperm hücreleri arasındaki hayatta kalma ve var olma mücadelesi ile başlayan en iyisi benim sahip olduklarımdır varsayımı   yaşam enerjisinin bedende bitmesi ile sonlanır. Anne karnındaki ikizlerden bir tanesinin diğerine sürekli baskın çıkmaya çalışması, öğretme sonucu değil genlere kodlanan bilgilerdendir diye düşünüyorum.

Saygılarımla,
Başlık: Ynt: Her Doğru Doğru mudur?
Gönderen: ADAM - Temmuz 21, 2014, 02:22:05 ÖS

Sayın Selim, aylar önce üye olduğu forumumuza ilk kez bir iletiyle katkıda bulunmuş.

Hoş gelmiş olsun.

İlk kez olduğu için bu iletisinin kapsamını eleştiri eleğine alarak moralini bozmayalım.

Hem yazasının son paragrafında, bilimsel görünümlü anlatımları da var; dinlerin bilmediği, baş edemediği, göz ardı ettiği hatta yadsıdığı bilimsel nitelikli bilgiler...

Herhangi bir deyişinin yanlış olduğunu söylemeksizin, Sayın Selim'in paylaşımının sürebilmesi adına bir soru: Dinin kapsamının sorgulanamaz, ancak öylece, olduğu gibi kabul edilmesi gerektiğini (Sayın selim öyle diyor) kabul edelim. Peki, dini oluşturan kim? 

Başlık: Ynt: Her Doğru Doğru mudur?
Gönderen: Selim - Temmuz 22, 2014, 06:07:29 ÖS
Sayın ADAM,

Üye başvurumun kabul edildiğini "Uzun sure forumda hicbir aktivitede bulunmayan uyelikler, kisa bir sure sonra silinecektir." mesajını aldıktan sonra öğerndim ve yazmaya başladım.

Karşılama cümleleriniz siteye üye olmaya kararı vermemin doğru bir karar olduğunu pekiştirmiştir.

Dinlerin temelini yaratanın yazdırdığı kutsal kitaplardaki öğretiler oluşturmaktadır. Kutsal kitaplarda belirtilenler tasavvur edilemeyen, sonsuz, zamansız, mekansız gibi özellikler sahip ilahi bir güç tarafından yazdırılmıştır (bizlere öğretilen ve bildiklerimize göre). Kutsal kitaplarda yazılanların sorgulanması ilahi gücün yaptıklarının ve özelliklerinin sorgulanması anlamına geleceğinden sogulanmadan kabul edilmesini gerektirmektedir. Hangi dine mensup olursa olsun insanoğlu benimsediği dini öğretileri sorgulamaya başlarsa anlayamadığı ve bilimsel bir temele dayanmayan, içerik bakımından tezatlıklar bulmaya başlayacaktır. Bu durumda ise her din için sorgulamadan kabul etmeyi yani mutlak itaati red eden insanoğlu için dinden çıkma, sapkınlık gibi yaftaların yapıştırlmasına yol açmıştır. Tanrı kelamı mutlaka doğrudur ve sorgulanamaz, eğer bir yanlış anlaşılma var ise o da insanoğlunun kendi yetersizliğinden kaynaklanır. Bu gibi temele dayandırılan hertürlü açıklama ile dinlerin öğretileri ilahi gücün hertürlü yaptıkları, söyledikleri mutlak inanç ve MUTLAK İTAAT i gerektirmektedir.

İnsanoğlu düşünsel anlamda evrim sürecine girdiği andan itibaren etrafındaki her şeyi araştırmaya ve sorgulamaya başlamıştır. kavrayamadığı, sebep sonuç ilişkisi kuramadığı herşeyden korkmaya başlamıştır. Kavrayamadığı, karşı koyamayacağı bu şeylerin hemen hemen hepsine güç atfetmeye başlamıştır. Ki bu temel dürtü olarak yaşamak için ilk ve tek yötem olarak karşı koyamayacağı güçlerin karşısında saklanmış, boyun eğmiş, bağlanmış ve itaat etmeye başlamıştır. Ateşi görmüş korkmuş, yağmuru fırtınayı, güneşi, volkanları, vb. görmüş kendisine zarar vermemesi ve yaşamını devam ettirebilmesi için tapınmaya başlamıştır. Bu güçlerin hepsine tapınmış, adaklar sunmuş ve ilahlaştırmıştır. Bu güçlerin yaptıklarınıda destanlaştırarak bir sonraki nesillere ve toplumlara aktarmıştır (aktarılanların ne kadar doğru olduğu ve ilk orjininden farklılaşma derecelerini anlamak için destanları okumak yeterli olacaktır).

Gücü elinde tutmanın, sahip olmanın ve istediği şekilde kullanarak insanlar ve toplumlar üzerinde egemenlik kurulabileceğini kavrayan insanoğlu bu defa kendisi devreye girmiştir. Yani bilgiye sahip olan korkulan gücü (ateşin, suyun, yağmurun, vb. oluş sebebini kavrayabilen) durdurmak için kendisini ilahi güç ile insanlar arasında aracı olarak atamıştır (ilk ruhban sınıfının ortaya çıkışı).

Tarihte SÜMERLER in yazıyı bulup insanoğlunun bilgileri diğer toplumlara ve sonraki nesillere yazılı olarak aktarması ile insanoğlu tarafından kavranamayan sebep sonuç ilişkisi kurulamayan, korkulan  şeylerin sayısında azalma başlamıştır. Ancak, ilahlar varlığını sürdürmeye devam etmişlerdir.  Her şeyden sorumlu tanrılar yaratılmış, bir müddet sonra şeyler arasındaki ilişkileri düzenlemek için tanrılar atanmış, tanrılar arasında görev paylaşımı yapıldığı gibi karmaşıklığın (baltadan, ateşten, güneşten, şaraptan, öküzden, sulama kanalından, ölüler diyarından, vb. sorumlu) önüne geçmek için tanrılar arası hiyerarşik düzen kurulmuştur.

Tanrıların memnun edilmesi, kızdırılmaması, adakların sunulması, vb. zaman içerisinde evrim geçirerek tanrılara tapınaklar yaptırılmıştır.  Adaklar tapınaklarda sunulmaya başlanmış, tapınaklara sorumlular atanarak tanrı evinin düzeni ve ihtiyaçları giderilmiştir.

Kazanılan zafer sonrası şehir devleti kralı tanrısına kendisine zaferi bahşettiği için minnettarlığını sunduğu gibi tanrılarınında kendisinden memnun olduğunu kazandığı zafer ile bağdaştırmıştır. Bazan tanrılar şehrin kralına kızmış, başka kente gittiği gibi kral tanrısının geri dönmesi için ilahiler yazmış, hediyelerin en güzellerini sunmuştur. Tanrılar arası savaşlar yaşanmıştır.

İnsanoğlunun bilgi birikiminin artması, toplumlar ve medeniyetler arası ilişkiler bilinmeyen, kavranamayan, sebep sonuç ilişkilerinin kurulamadığı şeylerin sayısını azalttığı gibi tanrıların sayısında hızla azalma süreci başlamıştır (öküzün, baltanın, kanalın tanrısımı olur gibi).

Bilimde, sanatta ve düşüncel anlamda ilerleme ile beraber toplumları dizayn etmek için bilinmeyen, algılanamayan şeylerin azalması, yeni bilinmeyenlerin ortaya çıkması ile herşeyin sahibi, mutlak gücün sahibi, tasavvur dahi edilemeyen gibi özelliklere sahip tek tanrı kavramı ortaya çıkmıştır. Yaratan, sonsuz ilahi güç sahibinin insanoğlu ile temasa geçmesi doğrudan olmamış, bu defada tanrının yeryüzündeki gölgesi, güneş tanrısının oğlu gibi ünvanlara sahip aracılar ile olmuştur. Tarihsel gelişim süreci içerisinde yaratılanın tanrısal güce sahip olamayacağı anlaşılınca elçiler, aracılar (peygamberler) tanrı ile kul arasında iletişimi sağlamışlardır.

Tek tanrı kavramı tamamen anlaşılıp, kabullenilip insanoğlunun sığınacağı, zorda kaldığında yardım isteyeceği, yaşama isteğinin devamını sağlayacağı (ölümden sonra), kötülük yapsada affedileceğini bildiği tek tanrı ve kutsal kitaplar kabul edildikten sonra süreç yeni bir boyuta taşınmıştır. Herkes tek tanrı, tek yaratan olduğunu kabul etmesede (hindistanda binlerce din ve ilah, ateistler, vb.) insanoğlunun büyük kısmı tarafından tek ilahi güce tapınılmaya başlanmıştır.

Toplumları dizayn etmek, insanoğlunun ego sunu tatmin etmek sonlanamayacağından bu defa ,izm süreci başlamış ve her şeyde olduğu gibi düşünsel ve manevi anlamda da evrim süreci devam etmektedir.

Sonuç olarak; dini oluşturan kim? sorusuna yanıt vermek için kendi bildiğim kadar ile tarihsel süreci anlatırken yazım içerisinde sürc-i lisan ettim ise affola diyerek sorunun kişisel yanıtını en iyi verdiklerini düşündüğüm efsane, muhteşem gibi ünvanların sahibi iki zattan alıntı yaparak aşağıya eklediğim son sözcükler ile sonlandırıyorum.

Saygılarımla,

Hallac-ı Mahmut: "En el HAK" demiş,

Mevlana:

“Ben ne Hristiyan’ım,
Ne Musevi, ne Farisi, ne de Müslüman;
Ne Doğu’danım, ne de Batı’dan.
İkiliği bir kenara koydum,
İki âlemin bir olduğunu gördüm.”
Başlık: Ynt: Her Doğru Doğru mudur?
Gönderen: ADAM - Temmuz 22, 2014, 06:26:24 ÖS

Sorduğumuz sorunun yanıtı basitti. Bu kadar dolambaçlı bir anlatıma gerek yoktu.

Sonuç belli: Dini, dinleri insan oluşturmuştur. Din doğal bir olgu değildir. Hani bir gün Auguste Comte'un önerdiği deist nitelikli doğal din ortaya çıkarsa o başka.

Kutsal kitaplar denilen kitaplar arasında bir tek Kuranıkerim'in "Allah kelamı" olduğu söylenirse, o da kuşkulu. Diğerlerinin ise belirli kişiler tarafından yazıldığını biliyoruz.

O kadarla kalsa iyi. O belirli kişilerin yazdığı kitap üzerine ayrıca bir "din" biçimlendirmiş belli insanlar.

Niçin? İnananlar için mi?

Yoksa kimilerini inanan olmaya yönlendirip hatta tutsak edip bunun üzerinden kendi çıkarlarını sağlamak için mi?

Elbette din bilimsel tutumla sorgulanmaya başlağı zaman ortaya bir sürü dogmanın yanlışlığı çıkar. Ancak bilimin dine karşıt olduğu sanılmasın. Tümüyle tersi, din bilimlere karşıdır.

Bugüne dek dinler hep bilimlere karşı çıktı da hangi bilimsel bilginin yanlışlığını gösterebildi?

Dolayısıyla öyle MUTLAK İTAAT falan olmaz. Kabul edilemez. Bu ancak zavallılara yakışır. Düşünmesini bilen, buyrultusuna egemen olan hiç kimseye mutlak itaat etmez. Onun belki Tanrı ile arasında bir iletişim vardır; ona da hiç kimse hiçbir şekilde karışamaz.

Hiçbir yaratan, varsa, din oluşturmamıştır. Dini oluşturan, kendine göre bir yaratan tanımı yapıp ona birtakım sıfatlar da yakıştırmış olan insandır.   


   
Başlık: Ynt: Her Doğru Doğru mudur?
Gönderen: Sade - Temmuz 22, 2014, 11:44:39 ÖS
Doğru üzerine düşünüyorken,bilim ve aklın bize doğruyu göstermek için yeterli olduğu,kutsal kabul edilen kitapların başkalarının doğrusu olarak yazdırılabileceği üzerine genel bir intiba uyandığını fark ettim.Burada belki de soruyu yanlış soruyoruz? Doğru kabul ettiklerimizin bir kutsal tarafından 'İşte  Doğru Budur ! Bunu Yapın !' demesini mi bekliyoruz .Kendimiz doğrunun ne olduğunu ve konuyu açanın da söylediği gibi,sadece doğru,güçlü olanın doğrusu mu ? Bunun insani ve güce duyulan istek ile değişebileceğini bildiğimiz için illahi bir doğru bekliyor olmamız daha akla yatkın değil midir ?
Sağlıcakla...
Başlık: Ynt: Her Doğru Doğru mudur?
Gönderen: ADAM - Temmuz 23, 2014, 08:36:44 ÖÖ

Herkesin kendine göre doğruları olabilir.

Kim bilir kaç kez söyledik ama yineleyelim: "Doğru (hakikat-verite) ile gerçek (şeniyet-realite) kavramlarını birbirine karıştırmayalım.

Dolayısıyla her doğru ancak onu doğru olarak benimseyene göre doğrudur ve bir başkasına göre yanlış olabilir.

Zaten yanlış kavramını kullandığımızda, bunun karşıtı gerçek olamıyor, ancak doğru olabiliyor. Çünkü gerçek kavramının karşıtı gerçek dışı ya da uyduruktur.
Başlık: Ynt: Her Doğru Doğru mudur?
Gönderen: Selim - Temmuz 23, 2014, 11:31:01 ÖÖ

Doğru ve gerçek,

Herikisi de  kavram kargaşasını içerirler, neye göre gerçek neye göre gerçek dışı, neye göre doğru neye göre yanlış tüm bunların yanıtı tektir o da " şeye göre gerçek şeye göre gerçek dışı, şeye göre doğru şeye göre yanlış" (Enstein; görecelilik), yada "öğretilene, öğrenilene göre gerçek veya değil, doğru veya değil"

İlahi bir doğru beklemiyoruz, ilahi doğrular var ve sürekli güncelleniyor (HER DEVİRDE DİZAYN), yazdırılan İlahi doğrulara ne olduda tekrar bekleme moduna geçelim. Madem tekrar bozulacaksınız ve bozulduğunuzda tekrar bekle gelecek deniyor gelenleri ne yapacağız? Yoksa sürekli korkut, sürekli bastır, bitti sanmasınlar (yoksa azarlar). Sömürmeye devam, yola devam, durmamak var, vs.

Sen, ben, biz, siz onlar, yani düşünen hayvan olmasa idi  ilah ilahlığını kime kanıtlamaya çalışacaktı? Var olan düşünen hayvan düşünmese idi korkulan şeyler sadece içgüdüsel kalacak, ilahın ilah olduğunu kim kavrayacaktı, kim ilahı var edecekti? Şeyler beyinde etki yarattığı sürece mi vardır?

Şimdi var ve geçti. Anı yani şimdiyi yaşamak, ölürken bile anı yaşamak (tekrarı yok, huzur içinde ölümün tadını çıkarmak).

Tarihsel süreç içerisinde şeyler (ahlak, doğruluk, gerçeklik, yaşam, hava şartları, puta tapınma, ağaç, insan, ölüm, yaşam, tavşan, vb.) bozuldu düzeltmek için ben seçildim, ben geldim veya bekle geleceğim, gönderecek seni düzeltmek için şeyleri. Zeus geldı, Enki geldi, Enli geldi, İnanna geldi, Sokrates geldi, Musa, İsa, Muhammed, zekeriya, ibrahim, yakup, davut, ... hepsi geldi de ne doğrulmaz, ne gerçeği görmez, ne anlamaz, ne bozuk bir şeysin kardeşim düzelmedin,  düzeltemediler, düzelmeyeceksin, hala bekleme modundasın, sürekli resetliyorlar seni be kardeşim.

Varsan herşey vardır yoksan ....., çünkü "SEN" "O" sun,  "O" da "SEN", kim kime kavuşacak. Bozukta sen doğruda sen, herşey sensin.

(yazımda belirtilen ben, sen, biz, siz, onlar ifadeleri tamamen genellemedir, hiç bir kimseye veya guruba yönelik olarak yazılmamıştır)

Saygılarımla,

Başlık: Ynt: Her Doğru Doğru mudur?
Gönderen: Hacamat - Eylül 12, 2014, 12:00:37 ÖÖ
Herkezin doğrusu kendisine doğrudur. Diyebiliriz ki "dünyada insanların doğruları savaşır". Eninde sonunda galip olan işte o mutlak doğrudur.