Masonlar.org - Harici Forumu

Sanat => Edebiyat => Konuyu başlatan: ADAM - Temmuz 20, 2010, 12:25:13 ÖS

Başlık: Jerome K. Jerome, Ben ve “Bir Kayıkta Üç Kaçık”
Gönderen: ADAM - Temmuz 20, 2010, 12:25:13 ÖS


Jerome K. Jerome, 20. yüzyıl başlarının bir İngiliz öykü ve roman yazarıdır. Yapıtlarında genellikle mizaha hatta biraz da hicve yer vermiştir.

Tüm yapıtları arasında 1889 yılında yazmış olduğu “Three Men in A Boat (To say nothing of the dog)”  adlı yapıtı öyle çok tutulmuştur ki, onun istemi dışında âdeta baş yapıtı biçimine getirilmiştir. Bu roman ya da uzun öykü, üç İngiliz gencinin yanlarında köpekleriyle birlikte Londra’dan Thames Nehri boyunca kuzeye doğru bir tekne gezisine çıkışlarını ve o gezi sırasındaki serüvenlerini anlatır. Yazar, bu tipik İngiliz gençlerini  inceden inceye alaya alır.

Ben bu kitabı çok yıllar önce defalarca, defalarca okudum. Her keresinde sanki daha önce hiç okumamışım gibi kahkahalara boğuldum bazı yerlerinde.

Gerçekten de çok gülünçtür ama bu gülünçlüğü yakalayabilmek için İngilizlerin nasıl düşündüklerini, nasıl davrandıklarını, neden öyle düşünüp öyle davrandıklarını, onların arasında yeterince bir süre yaşayarak kavramak gerek. Öyle espriler var ki, bunlar bizim insanımız için hiç de bir anlam taşımaz. Her toplumun kendine özgüdür bu gibi nükteler.

Üç yıl kadar önce birdenbire aklıma bu kitabı Türkçeye çevirmek geldi. Başladım ama baktım olmuyor. İngilizlerin esprileri bize hiç uymuyor. Bunun üzerine, acaba bu kitabın ana temasını alıp, bizim gençlerimize göre bir uyarlama yapabilir miyim diye düşündüm. Ancak bizim ülkemizde öyle tekneyle günlerce boydan boya gezinti yapılacak bir nehir yok. Peki, nehrin yerine denizi koyalım; gezintiye İzmir’den başlayıp Çeşme’yi hedef alalım dedim. Ancak bir sorun daha çıktı. Bu öykünün günümüzde geçmesi olanaksız. Belki olabilir ama o zaman espriler yerine oturmaz. En uygun tarih, o yaşamın insanlarımıza âdeta pespembe gibi göründüğü 1950’li yılların ortaları. Öyle olması gerek. Günümüzün gençleri o tarihlerin niçin “pespembe” olduğunu anlamakta güçlük çeker; yaşamış olmak gerek o günleri.

Bu bakımdan bu öykülerin biraz “tarihte kalmış” bir nitelik taşıdığını da göz ardı etmemek gerekirdi ama artık okuyucunun ona katlanacağını düşündüm.

Bunun için bir dostum sağ olsun bana İzmir Körfezi’nin bir ayrıntılı kıyı haritasını sağladı.

Önce kitabın adını koydum: “Bir Kayıkta Üç Kaçık”… İşe giriştim; birkaç bölüm yazdım. Ancak sonra böyle bir kitabın ne denli yayınlanabilir, yayınlanırsa ne denli alınıp okunabilir olduğunu düşündüm. Birçok yazar bu bağlamda pek umutludur; yapıtını pek beğenir ve okurların da beğenmesi gerektiğini düşünür. Ben ise bu konuda hayli kararsız kaldım. Çalışmayı yarıda bıraktım; hatta daha yarıya bile gelmeden..

Ancak geçtiğimiz günlerde şunu düşündüm:

O çalışma, yapılmış olduğu kadarıyla orada durup duruyor.  Bu forum alanında benim yazılarımı okuyanlar beni hep “çok ciddi” bir adam olarak biliyor. Oysa benim de şöyle biraz daha eğlenceli hatta gırgır bir yönüm olamaz mı? Hiçbir yerde yayınlanmamış, yayınlanmayacak bir çalışma bu foruma aktarılamaz mı? Aktarılsa, bu forumun üye ve izleyicileri benim hakkımda yanlış bir kanıya mı kapılır? Öyle olsa ne çıkar bundan?

İlginizi çekti mi?...

Çektiyse lütfen ya bu yazıya bir yanıt verin ya da bana özel bir mesaj gönderin, önümüzdeki günlerde başlayayım. Hiç kimse ilgilenmiyorsa, bu boşuna bir zahmet olur.

Sevgiler.


Başlık: Ynt: Jerome K. Jerome, Ben ve “Bir Kayıkta Üç Kaçık”
Gönderen: popperist - Temmuz 20, 2010, 03:04:27 ÖS
Kimseye yaramadan kenarda durması anlamsız olur bence de. Ben burada görmek isterim. Ben de çok kez Voltaire'in Zadig'i veya Candide'i gibi, günümüz Türkiye'sinin hiç eskimeyen sorunlarını ve çelişkilerini uyarlayabilir miyim diye düşünmüştüm. Hala düşünme aşamasındayım :)