Masonlar.org - Harici Forumu

 

Son İletiler

Sayfa: [1] 2 3 4 5 6 7 8 9 10
1
Dilbilim - Belagat / Dialogos’u okurken...
« Son Gönderilen: Gönderen: NOSAM33 Dün, 08:57:32 ös »
Dialogos’u okurken...
Güncel
Giriş: 18.04.2026 05:00Güncelleme: 18.04.2026 05:00

Attila Aşut
[email protected]

Günümüzde Türkçe konusunda yazanlar azaldı. Dilimizle ilgili yayınlar da fazla değil. Çıkan bir iki dergiyi de kitapçılarda göremiyoruz. Geçenlerde kargoyla Dialogos adlı bir yayın gelince çok sevindim...

“Dialogos”, Yunanca bir sözcük. Türkçedeki kullanımı “diyalog” biçimindedir. “Karşılıklı söz / konuşma / tartışma” demek. İki ya da daha çok kişi arasındaki düşünce alışverişini anlatır. Antik Yunan düşünürü Platon’un çok kullandığı bir yöntemdir.

“Dialogos”, tabloid boydan daha büyük, 8 sayfalık bir yayın. Gazeteye benziyor ama başlık altında “Dil ve Târih-Coğrafya Bülteni” yazıyor. Künyesinde yayın bilgileri yer almıyor. İletişim için yalnızca e-posta adresi verilmiş: [email protected]
Dikkat ettiyseniz, başlık altındaki “Târih” sözcüğü şapkalı yazılmış. Oysa “şapkasever” TDK bile sözcüğü böyle imlemiyor. Üstelik bültende inceltme imiyle yazılan tek sözcük bu değil. Öyle anlaşılıyor ki Türkçeyi ve Dil Devrimi’ni savunan Dialogos’un bu konuda farklı bir tutumu var. Neredeyse içinde “a” ve “i” harfleri bulunan tüm sözcükleri inceltme imiyle taçlandırmışlar! Bu bağlamda bültenin ilk sayısında gözüme ilişen birkaç örneği sıralamak isterim:

“Ân, âit, bâzı, aşîna, emîn, hakîkat, ifâde, imzâ, sâbit, sâdece, sâhip, samîmiyet, zîyade...”

Hadi “unvan” sözcüğünün “ünvan” diye yazılmasını TDK’nin kafa karıştırmasına bağlayalım. “Sağ ol” seslenişinin bitişik yazılmasına da çok takılmayalım... Ama ölçünlü Türkçenin yazım kuralına aykırı “ğ / y” karmaşasına ne demeli?

Bültenin sahibi ve sorumlu yönetmeni olduğunu düşündüğüm Ahmet Yusuf Özbilen, bu değişik yazım biçiminin kişisel seçimi olduğunu belirtmiş ilk sayıdaki sunuş yazısında. En baştan, “ğ” harfiyle olumsuzluk bildiren “-me” ve “-ma” kök seslerinin yazımına ilişkin “farklı uygulamalar ile karşılaşacaksınız” diye uyarıyor okuru. Ardından da “Bu kullanımlar bana âittir ve üzerinde düşünülsün, tartışılsın diye okuyucunun dikkatine sunulmuştur” diye ekliyor...

Ahmet Yusuf Özbilen, bu kişisel yazım biçimi yüzünden çevresinden eleştiri almış olmalı ki sunuş yazısında şöyle sitem ediyor:

“Düşüncelerimize uyan fikirler ile hemfikir olmağa, uymayanlar ile anlaşmazlığa o kadar meyilliyiz ki, farklı fikirleri dinlemeğe katlanamıyoruz. Herkes kendi düşüncesinin doğruluğundan çok emin... Üzülerek ifâde etmek zorundayım, değişen dünyada birbirimiz ile nasıl yaşayacağımızı bilmiyoruz... Umarım Dialogos Bülteni, birlikte düşünmeğe istekli insanları bir araya getirir.”

“OKUMAĞA” MI “OKUMAYA” MI?
Dialogos’taki metinlerde, artık eskilerde kalmış bir yazım biçimini geri getirme çabası açıkça görülüyor; “y” ünsüzüyle yazılması gereken ad-eylem sözcükleri hep “ğ” ile yazılmış:

“Alınmağı, aktarmağa, anlaşmamağa, dinlemeğe, düşünmeğe, gezmeğe, savunmağa, vazgeçmeğe...”

Bu uygulamanın gerekçesini ve dilbilimsel açıklamasını bültende göremedim.

ESKİMİŞ BİR YAZIM KURALI
Giresunlu yazar arkadaşımız Özcan Temel, bizim köşenin sürekli okurlarındandır. Dil konusunda yazdığı mektuplara da zaman zaman burada yer veriyorum. Uzunca bir zaman önce yazdığı mektupta eleştirdiği konu, tam da Dialogos’taki arkadaşların bugün yapmaya çalıştıkları şeydi. O mektubu paylaşarak Dialogos’un uyguladığı yazım biçimine itirazımızı dile getirmiş olacağız:

“Kimi yazarlar ve akademisyenler, yazı dilinde ‘okumaya’ yerine ‘okumağa’; ‘öğrenmeye’ yerine ‘öğrenmeğe’; ‘düşünmeyi’ yerine ‘düşünmeği’… kullanıyorlar. Oysaki bu kullanım, eski TDK İmla Kılavuzu’nun tozlu sayfalarında kaldı.

Dilimizde eylemleri adlaştıran üç çeşit ad-eylem eki vardır: -mak /-mek; -ma /-me;-iş (-ış, -uş -üş)... Eylemlere getirilen -mak /-mek adlaştırma ekinden sonraki yönelme / yaklaşma bildiren -a /-e -ı /-i -u /-ü çekim ekleri, önceleri ünsüz yumuşaması kuralına göre yumuşatılarak “okumağa” ya da “okumağı” diye yazılırdı. Zamanla dilde ses değişiklikleri oluyor. Son dönemde artık “okumağa” ya da “okumağı” biçimindeki yazımlarda ‘ğ’nin yerini ‘y’ sesi aldı. Bunun iki türlü açıklaması olabilir:

1- Ses (ünsüz) düşmesi: -mak /-mek ad-eylem ekindeki ‘k’ sesinin düşmesi durumu.
2- Sert ünsüz ‘k’ sesinin ikinci kez yumuşaması durumu: -mak /-mek ekinden sonra ünlüyle başlayan bir ses gelirse ‘k’ sesi önce yumuşayıp ‘ğ’ olur; sonra bir daha yumuşar ve ‘y’ sesine dönüşür. Böylece ‘ğ’den sonra ikinci bir yumuşama eğilimi ortaya çıkar.

Geçmiş yıllarda Dışişleri Bakanlığı yapan İhsan Sabri Çağlayangil, konuşurken Türkiye demez, Türkiya derdi. Bu yanlış söylem içimi acıtırdı. Hâlâ inatla, ısrarla ‘okumağa, yazmağa, dinlenmeğe, öğrenmeğe…’ diye yazan kalemler, bilim insanları var. Bu da güzel dilimiz adına canımı acıtıyor.”

ÖZGÜN BİR DERGİ
Özgün bir dil ve ekin dergisi olan Dialogos’un beş sayısı ulaştı elimize. Yayın yönetmeni, “bülten” diye adlandırmış olsa da içinde tarih, dilbilim, coğrafya, kazıbilim gibi konularında akademik yazıların yer aldığı bu bilimsel yayını ben “dergi” olarak anmayı yeğliyorum. Derginin her sayısında, konunun uzmanlarıyla yapılmış kapsamlı söyleşilerin yanında, kök seslerden hareketle sözcüklerin köken bilgilerini açıklayan “Sözlük” bölümü de bulunuyor. Ancak bu bölümdeki kimi değerlendirmelerin ve yorumların tartışmaya açık olduğunu söylemeliyiz.

Dialogos’u çıkaranlar, önerileri ve uygulamaları için “üzerinde düşünülsün, tartışılsın” demişler. Biz de dergiyi tanıtırken bunu yapmaya çalıştık...

Ömrünün uzun olmasını diliyorum...

BİRGÜN GAZETESİ

ALINTI : MERAKLISINA FAYDALI OLUR KANAATİNDEYİM...
Saygılar
2
Merhaba - Hello - Hallo - Bonjour / Ynt: Collapse nervosus
« Son Gönderilen: Gönderen: NOSAM33 Nisan 17, 2026, 08:17:57 ös »
 
Alıntı
Özgür irade diye bir şey kalmamıştır bu ülkede ve kastettiğiniz ölü toprağı atmamız için sistemin değişmesinden ziyade insanların farkındalığı artması lazım ve bunun için de bir kaç insan yetmiyor ülkenin her ferdinin aklıyla hareket etmesi gerekiyor ve bu bilinci dökebilmek için özgür olmak lazım o zaman bir şeyler değişir bu ülkede….


Lise yıllarımda Anneannemler öldüğünde bu ülke düzelir derdim kendi kendime ... Yıl 1980 li yıllardı ne  acı ki yıllar sonra aynı sözü benim yüzüme yanılmıyorsam Öğretmendi , bana siz öldükten sonra düzelir dedi ve ben sustum;  inanıyorum kine o şahıs da   kendinden daha genç bir kişi tarafından bana söylediği sözlere muhatap olacak ....   vs. vs. vs...

Uzatmadan gerçek anlamda SOSYALİZM bu ülkenin çözümü bence ... ATATÜRK ' TOPRAK REFORMU' nu  Başbakan MENDERES denen zat kaldırmasaydı belki bir UMUT OLURDU.

Ne oldu asıldı ve bir top bezle öbür tarafa gitti. Yaptığı hak yemenin hesabını kim verecek .Sistem devamlı ZENGİN den yana .Son örnek MİLLETVEKİLLERİ... Sıkılmadan da aylıklarının yetmediğini dile getiriyorlar...  PES DİYORUM ....
Bu ülkede ne zaman sermaye tabana ADİL bir şekilde dağılırsa o zaman kurtuluruz...

Sevdiğim bir topluluk olan YAHUDİ lerin bir örneğini vererek yazımı bitirecem.
Şöyle diyor yahudi büyüğü bizim çocuklar apple, nike kısaca marka olan eşyaları almazlar artırdıkları harçlıklarıyla o firmaların HİSSE SENEDİNİ  Alır diyor...

Anlayana sözüm...

Saygılar
3
Merhaba - Hello - Hallo - Bonjour / Ynt: Collapse nervosus
« Son Gönderilen: Gönderen: Ahmet Burak Nisan 17, 2026, 02:25:45 ös »
Sevgili Nosam33 öncelikle saygılarımla sizleri selamlıyorum. Sizleri anlıyorum ama bir yandan da anlamanın üzüntüsünü yaşıyorum Silivri soktur demiştiniz. Aklımızda ki düşünceleri yazıya dökmekten çekinir hale gelmemiz acınası bir durum. Özgür irade diye bir şey kalmamıştır bu ülkede ve kastettiğiniz ölü toprağı atmamız için sistemin değişmesinden ziyade insanların farkındalığı artması lazım ve bunun için de bir kaç insan yetmiyor ülkenin her ferdinin aklıyla hareket etmesi gerekiyor ve bu bilinci dökebilmek için özgür olmak lazım o zaman bir şeyler değişir bu ülkede….
4
Merhaba - Hello - Hallo - Bonjour / Ynt: Collapse nervosus
« Son Gönderilen: Gönderen: NOSAM33 Nisan 16, 2026, 09:32:34 ös »
Collapse, İngilizcede temel olarak çökmek, yıkılmak, göçmek veya başarısız olmak (sistem/plan) anlamlarına gelir. Yapısal (bina), ekonomik (piyasa) veya fiziksel (yorgunluktan yere yığılmak) ani çöküşleri ifade eder.


collapse nervous ...     sinir krizi geçirmek


BAŞLIK ; ZATEN GERÇEĞİ NET BİÇİMDE DURUMUMUZU özetliyor...

Saygıar
Not:  İngilizcem iyi olmadığı için açıklama yapmak istedim başlık cuk diye oturmuş ... Tebrik ederim konuyu açan dostumuza .
5
Merhaba - Hello - Hallo - Bonjour / Ynt: Collapse nervosus
« Son Gönderilen: Gönderen: NOSAM33 Nisan 16, 2026, 09:25:52 ös »
Türkiye şu an itibarıyla, her konuda sınıfta kaldı . Bu durum ACİL BİR ERKEN SEÇİMLE ölü toprağı bu ülkenin üzerinden atılır ...
Yazacak çok şey var lakin SİLİVRİ SOĞUK ...

Anlayana ...

Saygılar

Not: 20000 TL BİR İNSANIN GERÇEK ANLAMDA  İHTİYACINI KARŞILAR MI?  SİZCE ...
6
Merhaba - Hello - Hallo - Bonjour / Collapse nervosus
« Son Gönderilen: Gönderen: Ahmet Burak Nisan 12, 2026, 03:25:50 öö »
Merhabalar öncelikle sizleri sevgi ve saygımlarımla selamlarım, formda sessizlik hakim ve bu üzücü bir durum uzun bir zamandan sonra yazıyorum. Dünyada ve ülkemizde siyasi çöküş ve duygusal anlamda ruhsal bitmişlik mevcut ama bazılarımız tam tersini söylüyor bu bir yükselişin kıvılcımı diye belirtiliyor, sizlerin bu konular hakkında duygu ve düşüncelerinizi merak ediyorum.
Sevgi ve Saygılarımla,
7
Merhaba - Hello - Hallo - Bonjour / Ynt: Ramazan Bayramı mesajı
« Son Gönderilen: Gönderen: Novayst Mart 21, 2026, 10:55:32 ös »
Katliamlarla dolu bir Ramazan ayını geride bıraktık, ama hem Ramazan Bayramı hem İlkbahar Ekinoksunun ulviyetine sığınarak güzel dileklerimizi yayalım…

Hayırlı bayramlar!
8
Merhaba - Hello - Hallo - Bonjour / Ramazan Bayramı mesajı
« Son Gönderilen: Gönderen: Alşah Mart 20, 2026, 09:46:36 ös »
       Tüm İslam aleminin ve bu arada formumuzun değerli üyelerinin  Ramazan Bayramını kutlar, sağlık ve esenlik içinde nice bayramlara erişmelerini dilerim.
.       Sygılar-sevgiler.
9
Bana Gore Masonluk / Ynt: Bana göre masonluk
« Son Gönderilen: Gönderen: midyad Şubat 08, 2026, 12:26:31 ös »
Bu baslikta son gunlerde yazilanlari ilgiyle okudum.

Acikcasi yazilanlarin kendisinden cok, olusan hava dikkatimi cekti.

Sanki burada iki farkli yerden konusuluyor gibi geldi bana.

Bir tarafta Masonlugun bireysel tekamul, erdem, semboller ve icsel yolculuk boyutu var. Zaten yillardir yapilan tanimlar da cogunlukla bu yonde.

Ama bir yandan da, daha guncel ve belki de daha zor bir soru kendini hissettiriyor gibi:

Mason, yasadigi cag ile iliskisini nasil kurar?

Belki de hissedilen gerilim tam bu iki yerin birbirine degdigi noktada ortaya cikti.

Konusulan sey semboller ya da uslub gibi gorunse de, altta daha derin bir soru dolasiyor olabilir diye dusundum.

Masonluk sadece bireysel tekamulun yolumudur? Yoksa bireyin tekamulu, yasadigi zaman ve toplumla kurdugu iliskiyi de beraberinde getirir mi?

Bu sorularin net cevaplari olmayabilir. Zaten mesele cevap bulmak degil gibi geliyor bana. Belki de mesele, bu sorularin sakince dusunulmesi.

Masonlugun gucu bence: Zor sorular karsisinda hemen savunmaya gecmeden dusunebilmekte.

Saygi ile,
 
10
Bana Gore Masonluk / Ynt: Bana göre masonluk
« Son Gönderilen: Gönderen: ANARCHOSA Şubat 05, 2026, 12:43:47 ös »
Zerre faideli olmadınız belli ki sizin için yazılmış yazım.

Sayın Trancendental tutum ve cevaplarımıza dikkat edelim, Masonluğun konuşulduğu bir yerde nezaketten uzak bu tarzda cevaplar yakışıksızdır 

Benzeri durumlarda üyeliğinizin engelleneceğini bildirmek isterim.

Sayın Novayst size yakışır şekilde konuyu devam ettirmemenizi dilerim. Söz, dinlemeye açık kulaklara seslenir!
Sayfa: [1] 2 3 4 5 6 7 8 9 10