21
Inanc Uzerine / Ynt: Mekke Allah'ın evi değildir ...
« Son Gönderilen: Gönderen: Alşah Şubat 01, 2026, 11:01:40 ös » Bu konuda geçmişte bazı paylaşımlarda bulunmuştum. Sayın Transcendental'ın bu çok değerli paylaşımına aynen katılıyorum.
Söz konusu din olduğunda genel olarak geçmişte uygulanan ve fakat hiç bir dayanağı olmayan hurafeler akla gelmektedir. Özellikle dinimizi, İslamiyeti biraz incelersek, HURAFELERİN dinin önüne geçmiş olduğunu görürüz. Yani kitapta yazılı olanları değil hiç bir mantıklı açıklaması olmayan tamamen uydurulmuş safsataların din diye uygulandığını görürsünüz.
Ne yazık ki, İslamiyetin hakim olduğu coğrafyalarda genellikle eğitimsiz, gelişime kapalı coğrafyalarda. Maalesef ülkemiz de bu coğrafyalarda biridir.
Şimdi bakınız, ülkemizde dini ön plana çıkaranlardanım kaç tanesi semavi dinlere ait kutsal kabul edilen kitapları gereği gibi (Yani korkmadan) okumuştur. Kaç tanesi bu kitapları karşılaştırarak mukayeselerini yapmıştır.
Bence bunu yapanlar ve gerçeği görenler olmuştur tabi, ama hangisi çıkışta gerçeği soyleyebilmistir. Soyleyemezler. Söylemezler. Çünkü, hurafenin dine yerleştirdiği (Katli Vacip) hükmü vardır. Bir kısmı da halkın bilinçlenmesini istemediği için gerçekleri bilhassa söylemez.
Burada, Ayetlerle açıklamak isterdim ama, maalesef ön yargılı radikaller o kadar çok ki bu konuda temkinli davranmak zorunda olmam gerektiğini düşünüyorum.
Mesela,siz hiç bir Müslüman bir din adamından Allah'ın tanımlandığı bir Ayetten bahsettiğini duydunuz mu? .Kurbanın Tevrat'ta farz olduğunu, ama bunun Müslümanlar tarafından uygulandığını, keza Resmin Tevrat hükmü olduğunu ama bu hükmün radikal Müslümanlar tarafından uygulandığını duydunuz mu?
Daha neler neler. Ama dedim ya! Okumak lazım.Ku'an-ı, Tevrat'ı, İncil'i okumak lazım. Sonra KORKMADAN, okuduğunu anlatmak lazım.
Doğru olan, insanın inandığı dini bilerek o dine inanmasıdır.
Umarım katılımcılarımız fazla olur da bu vesile ile bazı gerçekler hiç değilse bu platformda paylaşılır.
Saygılar-sevgiler.
Söz konusu din olduğunda genel olarak geçmişte uygulanan ve fakat hiç bir dayanağı olmayan hurafeler akla gelmektedir. Özellikle dinimizi, İslamiyeti biraz incelersek, HURAFELERİN dinin önüne geçmiş olduğunu görürüz. Yani kitapta yazılı olanları değil hiç bir mantıklı açıklaması olmayan tamamen uydurulmuş safsataların din diye uygulandığını görürsünüz.
Ne yazık ki, İslamiyetin hakim olduğu coğrafyalarda genellikle eğitimsiz, gelişime kapalı coğrafyalarda. Maalesef ülkemiz de bu coğrafyalarda biridir.
Şimdi bakınız, ülkemizde dini ön plana çıkaranlardanım kaç tanesi semavi dinlere ait kutsal kabul edilen kitapları gereği gibi (Yani korkmadan) okumuştur. Kaç tanesi bu kitapları karşılaştırarak mukayeselerini yapmıştır.
Bence bunu yapanlar ve gerçeği görenler olmuştur tabi, ama hangisi çıkışta gerçeği soyleyebilmistir. Soyleyemezler. Söylemezler. Çünkü, hurafenin dine yerleştirdiği (Katli Vacip) hükmü vardır. Bir kısmı da halkın bilinçlenmesini istemediği için gerçekleri bilhassa söylemez.
Burada, Ayetlerle açıklamak isterdim ama, maalesef ön yargılı radikaller o kadar çok ki bu konuda temkinli davranmak zorunda olmam gerektiğini düşünüyorum.
Mesela,siz hiç bir Müslüman bir din adamından Allah'ın tanımlandığı bir Ayetten bahsettiğini duydunuz mu? .Kurbanın Tevrat'ta farz olduğunu, ama bunun Müslümanlar tarafından uygulandığını, keza Resmin Tevrat hükmü olduğunu ama bu hükmün radikal Müslümanlar tarafından uygulandığını duydunuz mu?
Daha neler neler. Ama dedim ya! Okumak lazım.Ku'an-ı, Tevrat'ı, İncil'i okumak lazım. Sonra KORKMADAN, okuduğunu anlatmak lazım.
Doğru olan, insanın inandığı dini bilerek o dine inanmasıdır.
Umarım katılımcılarımız fazla olur da bu vesile ile bazı gerçekler hiç değilse bu platformda paylaşılır.
Saygılar-sevgiler.

Son İletiler