Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Küresel Isınma  (Okunma sayısı 1589 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Mayıs 15, 2007, 09:30:52 ÖÖ

Dünya'mız bir insan gibi doğmuş ve insanoğlunun fiziksel yani biyolojik gelişimiyle paralellik göstererek aynı evrelerden geçmiş ve sırayı takip ederek bebeklik, çocukluk, gençlik ve şuanki son döneminde olduğu gibi yaşlılık dönemini yaşamaktadır ve sonuç itibariyle de insanoğlunun fiziksel ölümü gibi son erme ya da bir başka ifadeyle belirtecek olursak yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır!Ancak bu son bulma bir tehlike olarak görülmemelidir bence çünkü ölüm gibi kaçınılmaz bir olaydır bana göre, ki zaten şuanda yaşanılan herşey dünyamızın yavaş yavaş yok olduğuna ilişkin en önemli belirtiler değil midir?
İnsanoğlu bu olay karşısında elbette eli kolu bağlı olarak çaresiz kalacaktır, ne tuhaf birşey değil midir sizce de bize bahşedilen tertemiz bir dünyanın değerini bilemedik, doğayı biz kirlettik ve şimdi de yokolma karşısında ufolardan bile medet umar duruma gelcek kadar zavallı bir durumdayız ve ağlanacak halimize gülüyoruz deyim yerindeyse tabi!
Biz insanoğlu olarak bizlere sunulan yaşamların değerini bilemediğimiz gibi dünyamızı da kendi elimizle bu seviyeye getirdik, etme bulma dünyası işte!
Şimdiye dek birçok alanda bilimsel olarak çalışmalar yapıldı, insanoğlunun kopyalanma asşamasına kadar ileri bir safyaya gelindi, peki bu çok önemli gelişmeler karşısında dünyamızın göz göre göre yok olmasını neden engelleyemiyoruz?     
Hepimiz Küresel Isınma'nın nedenleri ve sonuçları hakkında birçok bilgiye sahibiz, dünyamızın kutuplarındaki buzulların hızla erimesi sonucunda bütün ülkeleri yutacak bir derece dev dalgalar oluşacağı kesindir.
Peki bu konu hakkında ne kadar bilgiye sahibiz, örneğin yeryüzünün alltan ısınan bir tencere gibi olduğu!
Doğal olarak yapılan araştırmalar neticesinde hepimiz dünyanın merkezinde bir ateş kürenin olduğunun bilincindeyiz yani tam altımızda bir ateş çölünün olduğunun da...
Yaklaşan en büyük tehlikelerden biri de ozon tabakasının giderek inceldiği bir süreçte güneş ışınlarının da çok daha zararlı bir duruma gelerek insanoğlunun yaşamını felç edecek kadar korkunç facialara prim vermesi gibi, aynı zamanda bilindiğ gibi dünyamız dengelerden oluştuğu ve bu dengeye istinaden varlığımızı sürdürdüğümüz haliyle de varlığımızı birşeye borçlu olarak devam ettirdiğimizi unutarak birçok şeyi kaybettik!
Elimizdekilerle yetinmeyip onların değerini bilmeyip ve hep nedense onları kaybettikten sonra değerini anladığımız bir yapıya sahip olduğumuz gerçeğini asla yadsıyamayız.
Ölüme çare bulmak gibi sayısız araştırmalar yapıldığından eminim ama bunun nedenleri hakkında düşünmek yerine bize verilen aklı iyi niyetli olarak kullanmadığımızdan dolayıdır ki şu an itibariyle yapılan herşeyin sonuçsuz olduğu görüşündeyim, çünkü dünyamız çok yakında mahvolacak!
Aslında etrafımızda duran bütün nesneler bize yaklaşan büyük felaketlerin habercisiydi ama biz gene de blincinde olmayarak umursamaz tavrımızla yaşamımıza devam ettik, herşeyin bir kısırdöngüden ibaret olduğunu hatta biz insanlar dahi belirli bir dengede tutulduğumuz ve bu dengenin zoulması itibariyle çeşitli fiziksel ve ruhsal hastalıkların meydana gelmesi ve en sonunda da ölümle karşı karşıya olduğumuz, yanlış anlamayın ölüm bir son değildir tabiki sadece bedensel olarak yaşamımızın sona erdiği bunun karşısında ise ruhsal hayatımızın başlangıcıdır,  ki zaten bizler öldükten sonra birçok şeyi anlamıyor muyuz?
Mesela yaşadığımız dünyanın sadece nesneler dünyası olduğunu bilmekle kalmıyor aynı zamanda doğumumuzdan ölüm anına kadar yaşadığımız herşeyin boş olduğunu kavrıyoruz, bununla beraber en önemli bir bulguya da sahip oluyoruz;
Bize verilen yaşamla kendi irademizle neler yapabileceğimiz, kendi adımıza ve başkalarına karşı nasıl hareket ettiğimiz ve insanoğluna verilen bütün yetkiler ve güçler karşısında yeri geldiği zaman ne derece insan olduğumuzu kanıtlamak adına neleri yapabileceğimiz ancak ne tuhaftır ki bizlere dönem dönem nesiller içersinde ki bazılarına verilen bu şanstan tabiki çoğunluk faydalanamamaktadır, ama genede her insan kendi yaşamında mutlaka bir baba, bir idareci olmuştur, netice itabariyle durum değerlendirmesi karşısında kendimizi savunacak bir yanımızın olmadığı kanısındayım, çünkü bizlere verilen yetkileri ve güçleri iyiniyetli olarak değil kötü niyetli olarak kullanarak en büyük hatayı yaptık!
Doğayla bir bütün olmamız gerekirken doğayı kendi ellerimizle yok ettik, sonuç itibariyle de kendimize zarar verdik, bizler bilinçli olarak yaratılan varlıkarız ve neyin doğru neyin yanlış olduğunun pekala bilincinde olan insanlarız, ama şu gerçeğin bilincinde değildik; başkalarına yaptığımız olumsuz olan herşeyin günün birinde bize döneceği ve yaptığımız olumlu ve olumsuz herşeyin bedelini veya ödülünü gene bizlerin alacağıydı!
Çoğumuz zamana endeksli olarak yaşadığmızın farkında olmadan bir süreye bağlı kılındığımızı ve günün birinde öleceğimizi bilmeden boşu boşuna zamanımızı geçirdik, yaşamımıza bir anlam katmak ve bizlere verilen bu çok değerli süre içersinde bulmamız gereken birşeyin olduğunu ve bulamadığımız taktirde ise ölümle yaşamımızın sonuçlandığı bir gerçektir!
Tamam ölüm olayı bir yaşamdan diğer yaşama geçiş sürecidir ancak bize verilen büyük bir şansı kaybetme olayıdır da...
Geriye dönüş yoktur vereceğin karar, kaderini belirlemektedir.         
       
הדבר היחיד לשמור על אנשים בחיים הוא אהבה וכבוד

Aimer et être aimé c’est sentir le soleil des deux cotés.

«Ոսկե Տարիքը - Փոթորիկները, չի կարող կանխել մարդիկ սիրում են ծովը.


Ocak 11, 2013, 11:57:17 ÖS
Yanıtla #1
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 864
  • Cinsiyet: Bayan

Ülkelerin sanayilerini düzenleyen ulusal standart kuruluşlarının yayınlarını örnek bir ürün için karşılaştırdığımızda, Amerikan menşeli asme standardının uygulamasının, Avrupa normlarında öngördüğünen çok daha rahat olduğunu anlarız.
Adequatio intellectus et rei


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
3 Yanıt
2103 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 10, 2007, 09:46:50 ÖS
Gönderen: shemuel
14 Yanıt
8775 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 28, 2015, 02:34:39 ÖS
Gönderen: ARARAT