Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Dürüst adam  (Okunma sayısı 4732 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Kasım 06, 2011, 05:09:28 ÖS
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7247
  • Cinsiyet: Bay


Dostlarımdan arkadaşlarımdan sık sık e-postalar gelyor.

Bunların arasında pek ilginç ekleri olanları var.

Kim bilir belki onlar da bu iletileri bir başka kaynaktan alıyor.

Bu nedenle ben size aktarırsam, belki daha önce rastlamış olabiliyorsunuz. Kusura bakmayın.

Bu nedenle de ben bana gelen iletilerin hepsini değil, içlerinden seçtiklerimi aktarıyorum.

İşte bu da onlardan biri.

Yorumsuz; noktasına virgülüne dokunmadan.


 
Ben dürüst, hiç kanuni suç işlememiş, vergisini muntazam ödeyen, trafik kuralları dahil her türlü kanun ve kurala uyan bir vatandaşım. Bir şahsa hakaretim bile yoktur.......Ama başkaları tecavüz ediyor, alkollü araba kullanıp sakat bırakıyor, insan öldürüyor, hırsızlık yapıyor.v.s....ben onları vergimle hapishanede besliyorum ve çıktıklarındada mutlaka onlara iş veriyorum, ayrıca aramıza alıyorum ki tekrar tecavüz etsinler, sakat bıraksınlar, öldürsünler.
 
Ben de düşünüyorum, aklediyorum ve sistemde yanlışlar buluyorum. Sivil Toplum Kuruluşlarıyla çalışıyorum, yazıyorum, oy veriyorum..... Ama başkaları bölüyor, dağa çıkıyor, bomba atıyor, ağlamayana  meme yok diye kırıyor, döküyor ve öldürmeye devam ediyor.......Ben onların maaşını ödüyorum, liderlerini besliyorum ve kardeşlerimi öldürdüğü için affetmeye zorlanıyorum.
 
Ben tek çocuk sahibiyim. Doğuramadığım için değil. Sevgimi, ilgimi, bilgimi ve maddi gücümü en iyi şekilde bu insana yatırıp, onu onlarca insana bedel, akıllı,  manevi değerler üretebilen ve yaşatabilen, kutsal sisteme saygılı bir insan yapmak istediğim için.....Ama başkaları 10’larca çocuk dünyaya getiriyor. Korunamadıkları için değil. Sayısal üstünlük sağlamak için. Sevmiyorlar, ilgilenmiyorlar. O çocuk dağa çıkıyor, o çocuk kapkaç yapıyor, o çocuk tinerci oluyor, o çocuk okumadığı için özgür olamıyor ağasına maraba oluyor yada bakamadıkları için dedesi yaşındaki birisine 13 yaşında satılıyor ve 14 yaşında oda doğurmaya başlıyor........ Sonra benden o insanlara merhamet duymamı ve benden alınan vergiler onları beslemeye yetmediği için ayrıca çocuklarını okutmamı istiyorlar. Ben marabaların kızlarını okutayım ki ağaları kendi kızlarına kilolarca altın takılan 40 gün 40 gece düğünler yapabilsin. Evlerini ısıtıyorlar benim vergilerimle yada kimbilir o kömürleri satıp sigara parası yapıyorlar. Oysa ben bu kış zamlı doğalgazı nasıl ödeyeceğimi düşünüyorum. Onlar 10’ar 10’ar doğurduğu için işsiz kalıyorlar ve  batıdaki fabrikaları doğuya taşımaya zorluyorlar. Öyle ya merhamet etmek lazım. Batıdakiler işsiz kalsada olur malum onların sesi çıkmaz. Oysa toprak reformu, aşiretleri çözmek kimsenin işine gelmiyor. Çünkü oy için 10 000 insanı ikna etmek kolay değildir ama ağasını ikna etmek kolaydır.   
 
Ben daha maaşımı almadan vergim kesiliyor....... Ama başkaları vergi ödemiyor ve sıksık affediliyor. Benim maaşım belli. Ama stadyumda sünnet düğünü yapanın geliri nasılsa belli değil. Oysa biz evlendiğimizde düğün bile yapamadık.
 
Biz evlendiğimizde alacağımız mobilyalarla doğaya zarar vermişizdir endişesi ile nikaha gelen herkese şeker yerine yüzlerce ağaç fidanı dağıttık, doğadan aldığımızı doğaya geri verelim diye......Ama başkaları ormanı yakıp yerine ev yaptılar, sattılar, kiraladılar, zengin oldular ve 2B ile affoldular.
 
Benim babam ev alabilmek için 12 sene aynı işçi parkası ve pençeli ayakkabısı ile gezdi Çok şükür şimdi evleri var.........ama başkalarının babası devletin arazisi üzerine gecekondu yaptı şimdi müteahhite sattı ve bir sitede 60 dairesi var.
 
Ben dişimi fırçalarken suyu devamlı kapatıyorum. Meyve yıkadığım suyla balkonu yıkıyorum..v.s. Malum suyu israf etmeyeceğiz ya......... Ama başkaları golf sahaları yapıp çimleri için tonlarca su kullanıyor. Yada bir yerlerde kaçak kullanıp para vermiyorlar.
 
Ben bakanımızında tavsiyesine uyarak saçımı havluyla kuruluyorum. Ayrıca Maliye bakanımızın kızına katkısı olsun diye evlerimizi tasarruflu ampullerle donatıyoruz. A+ makinelerimiz var....... Ama başkaları kaçak elektrik kullanıyor ve faturalarını ben ödüyorum.
 
Ben sağlık sigortamı istemesem bile ödüyorum........ama başkaları yeşil kartla gidip benim paramla muayene oluyorlar. Gerçekten ihtiyacı olana son kuruşuna kadar helal olsun. Ama bu ülkede kaç milyon yeşil kartlı var? Kaçı hak ediyor ? 
 
Ben sabrediyorum, bir yaratıcının var olduğuna bunların bir imtahan olduğuna inanıyorum. Ben doğru yol, iyi iş (salih amel) den hedef ne olursa hiç bir gerekçe ile (cihad, takiye..vs) her ne olursa olsun taviz vermiyorum......Ama onlar takiye diyor, cihad diyor, bu daha iyi diyor, uyduruyor, dinimi bölüyor, kullanıyor.
 
Vergimle bakılan camide, vergimle beslenen imamın arkasında başım açık olduğu için namaz kılamıyorum.Oysa sadece Yaratıcınınn çağrısına uyup bir iman eden olarak Cuma namazlarında kardeşlerimle sorunlarımı paylaşmak istiyorum....Ama onlardan bazıları ritüel (adet) diyor, bazıları günah diyor, ellerinde başörtüleri ile gelip cami kapısında bekleyip bizi riyaya zorluyor, kendilerinde bizi camiden atma yetkisi olduğunu söylüyorlar. Yetkilerini Memur oldukları hükümetten alıyorlar, demek hükümet öyle istemiş diyorum. Rabbim istemez çünkü biliyorum Ama çok şükür onun bana şah damarımdan daha yakın olduğunu, camide olmadığını da biliyorum....Yinede keşke demekten kendimi alamıyorum.
 
Öyle uzunki bu liste...biliyorum uzun yazıları okumayı sevmiyorsunuz. Her türlü adaletsizliğe rağmen doğru bildiğim yoldan asla dönmeyeceğim. Çok sevdiğim bir fıkra ile bitireyim
 
Adamın biri dünyada hiç kimseye bir kötülük yapmamış, her türlü kurala uymuş, içmemiş, zina yapmamış, uyuşturucu kullanmamış, kimseyi pataklamamış. Neyse bir gün ölmüş  büyük bir sevinç ve beklenti ile sorgu meleğinin önüne gelmiş
melek sormuş : içmemişsin
Adam : evet
Melek : Kimseye el bile kaldırmamışsın
Adam: evet
Melek : Kendi karından başkasına yan gözle bile bakmamışsın
Adam : evet
Onlarca sorudan sonra sorgu meleği yanındaki meleğe dönerek : bir çift kanat getirin
Adam heyecanla : Melek oluyorum değilmi?
Melek : hayır kaz oluyorsun
 
Fıkradır ama doğruyu söylemek gerekirse korkum kaz olmaktır.


 
 






ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Kasım 06, 2011, 07:16:03 ÖS
Yanıtla #1
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 647

Adam mükemmel bir yazı paylaşmışsın bende son günlerde
eşimle kazmıyız diye muhabbet ediyorduk; Özellikle çok insan tanıyıp içlerinde olunca, çevrende bu örneklerden binlerce olunca
saygılar.
Doğru rehberini bulana ne mutlu...


Kasım 06, 2011, 11:14:12 ÖS
Yanıtla #2
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 1707
  • Cinsiyet: Bay

         Ne yazık ki o kazlardan biri de galiba benim. Yazıyı okuyunca bu fıkranın kahramanı olduğumu düşündüm.
         Saygılar-sevgiler.
"Vur ama dinle beni"


Kasım 06, 2011, 11:21:39 ÖS
Yanıtla #3

Disiplinli olmayı öğrenemeyen bir toplumuz. Korku, çocukken bize öğretilen ilk şeylerden biri. Kurallar bu yüzden kağıt üstünde kalıyor. Kuralların üzerinden "korku" faktörü ile geçiyorlar, dümdüz ediyorlar. Bunu yapabilen, artık buradaki sistemi çözmüş oluyor. Ne kadar korkutursan, o kadar hayatta kalır, o kadar iyi yaşarsın. Ne kadar hukuksuzluğa bulaşırsan, o kadar güçlü olursun, o kadar aranırsın, ve o kadar sevilirsin. Bizim toplumumuzdaki sistemde kurallara uyan hayatta pek çok zorlukla karşılaşır. Hukuksuzluğa bulaşan kişiye itiraz ettiğinizde tepki görebilirsiniz. İşinizden atılabilirsiniz. Eviniz kurşunlanabilir. Burnu büyüklükle suçlanabilirsiniz.

Ama her koşulda evrim denen şey devam ediyor. Etki-tepki yasası, zor da olsa, zaman da alsa insanlarda da işler. Birileri bedel ödedikçe, adaletin sağlanmasına yönelik sesler daha da gürleşecektir, çünkü birileri bundan ciddi manada zarar görmüştür. Kralın çıplak olduğu bir gün iyice anlaşılacaktır.

Bu bir toplumsal sorunsa tabi bunun nedenlerini de araştırmak gerekiyor. Aklıma gelen ilk şeylerden biri şükürcü, kaderci bir toplum olmamız. Şükürcü ve kaderci olduğumuz için, başımıza gelen şeylerde sorumluluğu kendimize veya başkasına çıkarmak yerine, görünmeyen bir enerjiye atfediyoruz. Daha sonra bu alışkanlık geçiyor, ama bu sefer de boş veriyoruz ve şaşırmamaya alışıyoruz. Korkaklık da kendine bir efendi aratıyor. Birilerine bağlanıyoruz. Onların izinden gidiyoruz. Bizim kadar korkak olmayan insanların güvenine haset ediyoruz. Onlara düşman oluyoruz. Kaderine razı gelmeyen, hayatını geliştirmek için çalışana düşman oluyoruz. Özgürlük de buradan nasibini alıyor. Kendimize türlü türlü fetişler yaratıyoruz. O şey olmazsa yaşayamayacakmış gibi yapıyoruz. Bazen geliyor, sadece o şeye saygı duydurtmak için yaşıyor oluyoruz. Kendimizi ve kendi sağlığımızı, refahımızı, mutluluğumuzu unutuyoruz. Birçok şeyi boşveriyoruz.

Saygılar
Karanlıklar prensi bir beyefendidir. W.Shakespeare


Kasım 07, 2011, 12:05:07 ÖÖ
Yanıtla #4
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 1707
  • Cinsiyet: Bay

   Dedim ya bu kazlardan (hepinizden özür dileyerek yazıyorum kerizlerden) biriyim ben de. Bir keresinde adamın biri önümde ağız dolusu tükürüğünü  önüme döküveri. "Ne yapıyorsun kardeşim ayıp değil mi " deim, "sana ne ulan " dedi. Baktım adam kavga edecek ortalık geriliyor, yaşıma başıma yakıştıramadım sineye çekip gittim. Bir gün genç  biri belediyenin bankına çakı ile isim yazıyordu , "neden yazıyorsun, o bank kamunun malı, herkes böyle yaparsa yarın o banktan ese kalmaz " dedim. Genç adam sinirli sinirli "sana ne be adam çek git başımdan" dedi. Nasihat etmek istedim  "fazla konuşma akla ihtiyacım yok, vereceksen para ver" dedi. Bir gün üç kağıt açan insanların bir şahsı soyup soğana çavirdiklerine rastladım, durumu hemen yakındaki emniyet görevlisine bildirdim, " sana ne yahu sen afdamın avukatı mısın" dedi öylece kala kaldım. Daha neler neler, burada anlatmaya kalksam sayfalar tutar. Hasılı ülkemizde , yapabiliyorsan  yasalara saygılı olmayacaksın. Yoksa hep suçlu olur  üzülürsün vesselam.
          Saygılar-sevgiler.
"Vur ama dinle beni"


Kasım 07, 2011, 05:53:35 ÖÖ
Yanıtla #5
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 647

Ben daha kötüsünü gördüm. Adam yıllardır içki içer, kötü ayakları vardır, zimmetine para geçirmiştir.
Şimdi yönetime yakın olmak için Namaz vakitlerini kaçırmıyor, dürüstlük üstüne söylemler veriyor ve yönetici oldu.
Baktı yönetim seçimi var, güçlü olabilecek bir oluşuma giderek af diliyor ben iyiyim diye.
Çevremde bu türden insan çok daha hangi birini anlatayım.
Bu tipler itibarlı oluyor, biz yine kazız maalesef sayın Alşah.
saygılarımla.
 
Doğru rehberini bulana ne mutlu...


Kasım 07, 2011, 10:09:56 ÖÖ
Yanıtla #6

Sayın Adam paylaşımınız için teşekkürler. İnsanların "kaz" olması konusuna kısaca değinmek istiyorum. Buraya "ben de bir 'kaz'ım" gibisinden yorum yapanların hepsinde var mı bilmiyorum ama, sanki "kurban" rolünü kabullenmek gibi olmuyor mu? Benim görüşüme göre, hayat bilincimize göre şekillenir. Yani düşüncelerin hayatını doğrudan etkiler ve kendini ne role sokarsan, Evren sana o role uygun ortam hazırlar. Herkesin her istediğini amaçsızca yapabildiğine, yani   dünyanın bu kadar rastlantısal olduğuna pek inanmıyorum. Sokakta sağı solu çizen insanlar, belki de bize aynalık görevi yapıyordur. O insanları ya da sistemi düzeltmeye çalışacağımıza, bize vermek istedikleri mesajı anlayıp, kendimizi düzeltmemiz bence daha mantıklıdır.

Saygılarımla
"İsteyen yavaş gitsin, ister hızlı koşsun, arayan bulur. İki elinle isteğe sarıl; çünkü istektir iyi yola kılavuz olan."
Mevlana


Kasım 07, 2011, 11:03:36 ÖS
Yanıtla #7
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 1707
  • Cinsiyet: Bay

      Sayın Felix Steiner, pek öyle değil. Sayın ruzber'in de dediği gibi neler neler var günümüzde. Maalesef ülkemizde yasalar hep yanlışlık yapanları koruma üzerine düzenlenmiştir. Örneğin, vergisini zamanında veren, çalıştırdığı işçilerin sigortalarını muntazam yatıran, kayıt dışı bir faliyet göstermeyen insanları koruyan nasıl bir yasa düzenlemesi yapılmıştır ? 
       Öte yanda vergi kaçıran, sigortasız işçi çalıştıran, kayıt dışı faliyetlerle miktarı bile bilinmeyecek kadar gelir elde edenler için her gün "af"mış, "pişmanlıkmış " gibi bir çok düzenlemeler yapılmıyor mu? (Burada yasalara saygılı davranan" kaz" durumuna düşmüş olmuyor mu ?).
       Ceza Hukuku açısından da öyle değilmi?  adam, küçücük bir çocuğu perişan ediyor, arkasından bir de katlediyor, bilmem kaç sene hapis sonra iki af  haydi dışarı. O mağdur insanların yerine kendinizi koyduğunuz zaman acaba o travmayı nasıl atlatabileceğinizi hiç düşündünüz mü ? Burada da yine suçlu korunurken masum ezilmiyor mu?
        Hasılı, özellikle ülkemizde yasalara saygılı , toplum değerlerine önem veren dürüst insanların her zaman mağdur edildiklerine inanıyorum.
        Saygılar-sevgiler.
"Vur ama dinle beni"


Kasım 07, 2011, 11:46:44 ÖS
Yanıtla #8
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 647

Sayın felix yalancılar ve saygısızlar itibarlanıyor sen yerinde sayıyorsan; bir de bu tiplerin iftiralarına uğruyorsan? Nasıl ders çıkaralım kaz olup kesilmekten başka...
Doğru rehberini bulana ne mutlu...


Kasım 08, 2011, 12:55:34 ÖÖ
Yanıtla #9

Sayın felix yalancılar ve saygısızlar itibarlanıyor sen yerinde sayıyorsan; bir de bu tiplerin iftiralarına uğruyorsan? Nasıl ders çıkaralım kaz olup kesilmekten başka...

Sn. Ruzber, hayat sadece "düzenli vergi ödeyip, kayıt dışı faaliyetlerden uzak durmak" mıdır? Yanlış anlamayın, dürüst insanları kınıyor değilim. Ancak bu hayat elimize geçen ve harcadığımız paradan ibaret değil. Bilinçsiz insanlar hayatlarını maddi yaşam üstüne kurarlar, bu nedenle para ya da şöhret için hiçbir kuralı ya da geleneği dinleyecek değillerdir. Maddiyat olmadan onlar bir hiçtir ama siz dürüstlük gibi bir erdeme sahipsiniz. Bence bu özelliğinizin ne kadar değerli olduğunun farkında değilsiniz ya da onu para gibi bir kağıt parçasından daha aşağıda tutuyorsunuz.
Yalancı ve saygısız insanlar, içlerindeki çelişkinin az ya da çok farkındadır ve bundan kaçarlar. Kendilerini uyutmak için kullanabilecekleri araçlar bellidir, daha fazla oyuncak. Parası var ya da yok, bir şekilde zaman öldürmeye adar kendisini, hep aynı şeyleri yapar. Siz eğer dürüstseniz, sezilerinizin yolunda emin adımlarla ilerliyorsunuzdur; farkında olarak ya da olmayarak. Bence gönlünüzü ferah tutun, hiçbir şey sebepsizce gerçekleşmiyor. :)

Saygılarımla
"İsteyen yavaş gitsin, ister hızlı koşsun, arayan bulur. İki elinle isteğe sarıl; çünkü istektir iyi yola kılavuz olan."
Mevlana


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
4 Yanıt
2830 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 15, 2007, 03:23:23 ÖS
Gönderen: shemuel
4 Yanıt
2441 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 13, 2017, 06:25:51 ÖS
Gönderen: RANA
0 Yanıt
1309 Gösterim
Son Gönderilen: Eylül 23, 2009, 08:09:46 ÖÖ
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
1349 Gösterim
Son Gönderilen: Eylül 23, 2009, 08:12:00 ÖÖ
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
1586 Gösterim
Son Gönderilen: Eylül 23, 2009, 08:14:34 ÖÖ
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
1557 Gösterim
Son Gönderilen: Eylül 24, 2009, 10:28:20 ÖÖ
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
1560 Gösterim
Son Gönderilen: Eylül 24, 2009, 10:30:37 ÖÖ
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
1457 Gösterim
Son Gönderilen: Eylül 24, 2009, 10:34:18 ÖÖ
Gönderen: ADAM
2 Yanıt
1955 Gösterim
Son Gönderilen: Eylül 24, 2009, 06:05:52 ÖS
Gönderen: Prenses Isabella
ADAM

Başlatan alcyone Uyeler

5 Yanıt
2756 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 11, 2015, 08:33:09 ÖS
Gönderen: Risus