Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: 2023'e Doğru Türkiye Ekonomisi ( Tartışma Konusu )  (Okunma sayısı 1248 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Şubat 20, 2016, 05:45:14 ÖS
  • Forum ve Uye Yoneticisi
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 2150
  • Cinsiyet: Bay
    • Masonluk ve Masonlar

Merhabalar. Bu başlık altında 2023'e doğru ekonomimizde yaşanacak dalgalanmaları konuşalım istiyorum. Malumunuz 2023'de bazı dış anlaşmalar sona eriyor ve Türkiye'de üretimin önü, geçmişe nazaran biraz daha açılıyor. Elbette o dönemin hükumeti bunu fırsata dönüştürür mü dönüştürmez mi bilinmez. Ancak biz yinede o döneme dair dış siyasetin atacağı adımlara şöyle bir tahmin yürütelim.

Evvela Dünya, sınırlı bir bahçe. Sınırı ne kadar büyük olursa olsun bu bahçenin meyveleri eninde sonunda tükenecek ve biz insanoğlu, adımlarımızı barış ve üretimden ziyade savaş ve tüketim temelli atıyoruz.

Dünya üzerinde çoğunluk soğuk savaşın ve çok az sıcak savaşın devam ettiğini biliyoruz. Ben isterim ki bu başlık altında gerçekler konuşulsun. Sevgili üyelerimizin ''Ne savaşı? Savaş filan yok. Üretim yapan kazanıyor'' diyerek konuyu saptırmasını istemiyorum zira hemen her devlet üzerinde siyasi oyunlar dönmekte. Bombalar boşuna patlamamakta. Ortadoğu'ya boşuna özgürleştirme harekatları düzenlenmemekte.Elbette bu dönemden bizler de nasibimizi alacağız.

Kendimizi dış devletlerin yerine koyalım;

Ortadoğunun en stratejik bölgelerinden birisine sahip Türkiye Cumhuriyeti var. Halkı ve hükumeti arasında gerginlik, üretimi Dünya'ya kıyasla yok denecek kadar az, ihracattan çok ithalatla ülkeyi ayakta tutan bir devlet. Kuzeyi, Güneyi, Doğusu ve Batısı'yla birçok devlete fayda sağlayacak coğrafi konuma sahip. Üretim yetersizliğinden ve teknoloji açlığından ülkede bir yoksulluk söz konusu.

Ve bu devlet 2023'de üretim ve ekonomi adına elini kolunu bağlayan bazı anlaşmalardan kurtulup hele bir de ''gerçekten'' vatansever ve güçlü bir hükumete denk gelirlerse bizim, yani dış devletlerin sahibi olduğu birçok üretim ve teknoloji firmalarını geride bırakacak hammaddeye sahip olacaklar. Peki siyasetin temel olduğu şu Dünya'da dış devletler buna göz mü yumacak? Bırakalım da görelim nasıl gelişecekler mi diyecek? Sevgi pıtırcığı olup, barış, üretim ve teknolojiyle gelişelim yalanlarına devam mı edecekler?

Hiç sanmıyorum..!

Ben önümüzdeki 7 yılın, Türkiye için ekonomik, askeri ve siyasi en zor 7 yılı olacağı kanaatindeyim. Bu 7 yılda spekülasyonlara girmemeli, tasarruf odaklı adımlar atmalı, ortaya çıkan her habere inanmamalı ve ekonomi adına büyük projelere start verilmemeli diye düşünüyorum. Zira baskılar artacaktır. Ülke üzerinde kargaşalar çıkartılacak, yabancı sermayeli firmalar dövizi toplayarak ülkeyi krize sürükleyecekler.

Bu dönemde halkımız sükunetini korumalı, adımlarını yenilikten ziyade ihtiyatlı ve istikrarlı atmalı ve ülkemizi kendi nezdinde altın çağına hazırlamalıdır. O dönem hangi hükumet seçilmiş olur bilemem ancak yine halkımızın, dönem için üretim ve teknolojiyi bilen, vatanını seven, siyasi olarak diğer siyasi muhalefet ve partilerle barışık, silahlı kuvvetlerle omuz omuza ilerleyecek bir hükumet seçmesini temenni ediyorum.

Saygılarımla.


Sizlerin görüşleri nedir?
Gnothi Seauton

Yaşamak, kendini adam etmektir. Zeka ve bilgiyi kullanarak, etinden, kemiğinden kendi heykelini yapmaktır. - Goethe


Şubat 20, 2016, 07:04:12 ÖS
Yanıtla #1

Sn. Riskse,
2023 te hangi anlaşmalar sona eriyor , açıklayabilirmisiniz
Sevgiler...saygılar...
yenilmek te iyidir, mühim olan her seferinde yenilsende , daha iyi olarak yenildiğini bilmektir


Şubat 20, 2016, 07:06:52 ÖS
Yanıtla #2
  • Forum ve Uye Yoneticisi
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 2150
  • Cinsiyet: Bay
    • Masonluk ve Masonlar

Sn. Riskse,
2023 te hangi anlaşmalar sona eriyor , açıklayabilirmisiniz
Sevgiler...saygılar...

En önemlisi lozan antlaşması bitecek. Elbette bitmesi, ortadan kalkacağı anlamına gelmez ancak bitişiyle beraber yer altı ve yer üstü zenginliklerine getirilen kısıtlamalar ve yine içeriğindeki, bölgelere dair birçok anlaşma niteliğindeki maddenin, yenilenmediği takdirde hükümsüz kalacağıdır.
Gnothi Seauton

Yaşamak, kendini adam etmektir. Zeka ve bilgiyi kullanarak, etinden, kemiğinden kendi heykelini yapmaktır. - Goethe


Şubat 20, 2016, 07:07:39 ÖS
Yanıtla #3

Sn. Risus düzeltiyorum
Sevgiler ... Saygılar...
yenilmek te iyidir, mühim olan her seferinde yenilsende , daha iyi olarak yenildiğini bilmektir


Şubat 20, 2016, 07:12:21 ÖS
Yanıtla #4

Sn. Risus
Elinizde yazılı bir belge, döküman ve kaynak varmı
Belirtmiş olduğunuz Lozan Anlaşması ile ilgi bir çok kişi benzer açıklamaları yapıyor, ama evrensel nitelikte kabül görmüş yazılı bir belge göstermiyor, yada benim gözümden kaçmış olabilir
Sizde varsa bir kaynak bu forumda paylaşabilirmisiniz lütfen
Sevgiler...saygılar...
yenilmek te iyidir, mühim olan her seferinde yenilsende , daha iyi olarak yenildiğini bilmektir


Şubat 20, 2016, 07:19:08 ÖS
Yanıtla #5
  • Forum ve Uye Yoneticisi
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 2150
  • Cinsiyet: Bay
    • Masonluk ve Masonlar

Sn. Risus
Elinizde yazılı bir belge, döküman ve kaynak varmı
Belirtmiş olduğunuz Lozan Anlaşması ile ilgi bir çok kişi benzer açıklamaları yapıyor, ama evrensel nitelikte kabül görmüş yazılı bir belge göstermiyor, yada benim gözümden kaçmış olabilir
Sizde varsa bir kaynak bu forumda paylaşabilirmisiniz lütfen
Sevgiler...saygılar...

Elbette. Aslında anlaşma bitmiyor sadece bazı kısıtlamaya dair maddeler hükümsüz hale geliyor. Lozan antlaşmasının maddelerinde azınlıklara tahammül, yeraltı ve yerüstü kaynakların kısıtlanmasına dair kısımları görebilirsiniz. Ayrıca bu hükümlerin 2023'de hükümsüz kalacağı açıkça belirtilmiş olmasa da birçok tarihçi ve devlet kademesindeki politikacılar tarafından söyleniyor. Tabi ne kadarı doğru ne kadarı yalan bilinmez. Yine bu iddialardan yola çıkarak yakın zamanda Lozan'ın gizli maddeleri olduğu ortaya atıldı ve bunlar lozan bitiminden sonrası için yapılan antlaşma olduğu iddia edildi. Bu antlaşmanın maddeleri şu şekilde belirtilmiş:


MADDE 2: Türkiye, Boğazlar üzerindeki hâkimiyetinden 24 Nisan 2023'ü 25 Nisan 2023'e bağlayan geceyarısı tamamen vazgeçecek ve bölge, anlaşmada imzası bulunan diğer devletlerin hâkimiyeti altına girecektir.

MADDE 7: Türkiye 24 Nisan 2023 tarihi itibariyle bütün yeraltı servetlerini ve doğal kaynaklarını kullanma hakkından feragat edecek, bu hak anlaşmada imza sahibi olan diğer memleketlerin olacaktır. İş bu maddeye ormanlar, madenler ve bütün enerji kaynakları da istisnasız dahildir.

MADDE 9: Türkiye, Fener Patrikhanesi'nin ekümenik olduğunu kabul edecektir.

Patrikhane 24 Nisan 2023'ten itibaren milletlerarası hükmî şahsiyete sahip olacak, Aya Yorgi Kilisesi merkez kabul edilerek 25 kilometre çapında ve Ayasofya'yı da içine alacak olan arazi bedelsiz olarak Patrikhane'ye devrolunacak ve burada daha sonra kurulacak olan Vatikan benzeri yeni devlet, geçmişin Bizans'ının hatırasını ihyâ edecektir.

MADDE 10: Ayasofya yeniden kilise hâline getirilecek ve Yeni Bizans Devleti'ne ait olacaktır.

MADDE 13: Hristiyan dünyasının organize edeceği her türlü misyonerlik faaliyeti serbest bırakılacak, Türkiye din değiştirmek isteyen vatandaşlarına her türlü desteği verecektir.

MADDE 17: Bu anlaşmanın imzalanmasından önce yürürlükte bulunan ama Türkler'in 1919 ile 1922 seneleri arasında sürdürdükleri silâhlı başkaldırı yüzünden uygulama imkânı kalmayan Sevr Anlaşması'nın bazı maddeleri de yine 24 Nisan 2023'ten başlamak üzere hayata geçirilecek; öncelik Ermenistan, Lâzistan ve Kürdistan projelerine verilecektir.

MADDE 21: İşbu anlaşma 24 Temmuz 1923 günü Lozan Palas Oteli'nin kömürlüğünde Türkiye Hariciye Vekili İsmet ile İstanbul'daki İngiliz Yüksek Komiseri Sir Horace George Montagu Rumbold tarafından gizli olarak imzalanmıştır.
Gnothi Seauton

Yaşamak, kendini adam etmektir. Zeka ve bilgiyi kullanarak, etinden, kemiğinden kendi heykelini yapmaktır. - Goethe


Şubat 20, 2016, 10:35:06 ÖS
Yanıtla #6
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 234
  • Cinsiyet: Bay

Böyle yanlış bilgileri bu forumda görünce gerçekten üzülüyorum. Aslında nerede görsem üzülüyorum. Gizli madde falan diye bir şey yok! İyi niyetle yazmışsınız fakat yanlış yerde gösterilen iyi niyet, felaketlerin habercisi olabilir. Lozan Antlaşması dediğimiz Türkiye Cumhuriyeti'nin en şerefli antlaşmasıdır. Bağımsızlık sembollerimizden birisidir. Lozan Antlaşması, Türkiye Cumhuriyeti ayakta kaldığı sürece diğer tüm antlaşmalar gibi sapasağlam duracaktır. Bu ülke günümüzdeki televizyon laklakçılarının, onurunu parayla takas eden şaklabanların yanlış bilgilerine ne kadar maruz kalırsa kalsın doğru bilgi ile aydınlanacaktır.

Günümüzde popüler olan "Doğal zenginlikleri kullandırmıyorlar abi..." meselesi ise gerçekten komik bir konu. Bu safsatanın doğuşu şu düşünceden geliyor: "Dibimizde bir sürü petrol var, bizde yok. Bizde de olması lazım! Demek ki birileri bizim petrol çıkarmamızı engelliyor! Ortada gizli bir iş dönüyor!"

Bu şekilde bakacaksak vay bizim halimize! O zaman yanı başımızdaki ülkeler de şöyle desin: "Bu Türkiye'de çok fazla bor var. Öyleyse bizde de bor olmalı. Demek ki bizim bor madenlerimizi birisi gizliyor!"

Aynı mantıkla bakmaya devam edersek; dünyanın her yerinde oluk oluk petrol akması, altın fışkırması, nükleer maden bolluğu olması lazım. Gel gelelim bu tarz bir görüş, hiçbir bilimsel gerçekle uyuşmaz. Ama her nasılsa bizim ülkenin gündeminden bir türlü düşmüyor. Sanki insanları cahil bırakmaya ant içmiş bir takım insanlar, bu saçma sapan bilgileri durmaksızın tekrarlıyorlar.

Murat Bardakçı'da benim gibi bu duruma isyan etmiş, buyrun sizde izleyin: https://www.youtube.com/watch?v=MyA8TiWYOKs
« Son Düzenleme: Şubat 20, 2016, 10:41:33 ÖS Gönderen: kurt »
“Tehlikeli bir dönemde yaşıyoruz, insan kendine hükmetmeyi öğrenmeden doğaya hükmetmeyi öğrendi.” Albert Schweitzer


Şubat 20, 2016, 10:42:17 ÖS
Yanıtla #7
  • Forum ve Uye Yoneticisi
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 2150
  • Cinsiyet: Bay
    • Masonluk ve Masonlar

Böyle yanlış bilgileri bu forumda görünce gerçekten üzülüyorum. Aslında nerede görsem üzülüyorum. Gizli madde falan diye bir şey yok! İyi niyetle yazmışsınız fakat yanlış yerde gösterilen iyi niyet, felaketlerin habercisi olabilir. Lozan Antlaşması dediğimiz Türkiye Cumhuriyeti'nin en şerefli antlaşmasıdır. Bağımsızlık sembollerimizden birisidir. Lozan Antlaşması, Türkiye Cumhuriyeti ayakta kaldığı sürece diğer tüm antlaşmalar gibi sapasağlam duracaktır. Bu ülke günümüzdeki televizyon laklakçılarının, onurunu parayla takas eden şaklabanların yanlış bilgilerine ne kadar maruz kalırsa kalsın doğru bilgi ile aydınlanacaktır.

Günümüzde popüler olan "Doğal zenginlikleri kullandırmıyorlar abi..." meselesi ise gerçekten komik bir konu. Bu safsatanın doğuşu şu düşünceden geliyor: "Dibimizde bir sürü petrol var, bizde yok. Bizde de olması lazım! Demek ki birileri bizim petrol çıkarmamızı engelliyor! Ortada gizli bir iş dönüyor!"

Bu şekilde bakacaksak vay bizim halimize! O zaman yanı başımızdaki ülkeler de şöyle desin: "Bu Türkiye'de çok fazla bor var. Öyleyse bizde de bor olmalı. Demek ki bizim bor madenlerimizi birisi gizliyor!"

Aynı mantıkla bakmaya devam edersek; dünyanın her yerinde oluk oluk petrol akması, altın fışkırması, nükleer maden bolluğu olması lazım. Gel gelelim bu tarz bir görüş, hiçbir bilimsel gerçekle uyuşmaz. Ama her nasılsa bizim ülkenin gündeminden bir türlü düşmüyor. Sanki insanları cahil bırakmaya ant içmiş bir takım insanlar, bu saçma sapan bilgileri durmaksızın tekrarlıyorlar.

Murat Bardakçı'da benim gibi bu duruma isyan etmiş, buyrun sizde izleyin: https://www.youtube.com/watch?v=MyA8TiWYOKs


İşte beklediğim yorumlar bunlar! Gerçekleri konuşalım ki ''Hedef 2023'' imajı ve sizin de deyiminizle yalan bilgilerle koltuk sefasını sürdürmesin bazıları..!
Gnothi Seauton

Yaşamak, kendini adam etmektir. Zeka ve bilgiyi kullanarak, etinden, kemiğinden kendi heykelini yapmaktır. - Goethe


Şubat 20, 2016, 11:03:58 ÖS
Yanıtla #8
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 1090
  • Cinsiyet: Bay

Maalesef yer altı zenginliklerini Türkiye hala belirleyememiş olup bu konuda herhangi teşvik veya madencilik konusunda kendisini geliştirememiştir. Bu yer altı zenginliklerinin çıkarılamama konusunda komplo teorileri var. Sondajını yapan ruhsatını alan istediği minerali istediği oranda zenginleştirerek serbest ticaretini yapabiliyor. Benim anlamadığım bu kadar yönetmelik ve bu kadar kanun varken nerden çıkartıyorlar bunu anlayabilmiş değilim.

Enerji konusunda Rusya ile yapılan anlaşma tam bir fiyasko olmakla birlikte Rusya'nın bize düşmanlığı tarihsel süreç içerisine bakıldığında görülmesi çok zor değildir. Yapılacak nükleer reaktör uranyum ile çalışmaktadır ve bu mineral bizim topraklarımızda bulunmamaktadır. Fakat torium ile çalışan nükleer reaktör yapılsa idi yakıtını kendi topraklarımızdan elde edebilirdik ve sürdürülebilir bir çözümü oldurdu.

Devletin omuzlarında büyük bir yük olan şirketlerin özelleştirmesine rağmen cari açık devam etmektedir. Aynı zamanda iş ahlak ve hukukundan eksik anlaşmalar mevcuttur.  Bununla birlikte birim iş için gereğinden fazla memur çalıştırılmaktadır. Bu memur ve işçiler maalesef iş ahlakından da yoksun oldukları için yapılan işin sürekli maliyeti artmaktadır. Son olarak gelişmekte olan ülkerin büyük bir dramı olduğunu düşündüğüm kadrolaşma devletin en büyük yarası olmaktadır. İşe liyakata bakılmaksızın görüş itibariyle yönetime en yakın kişiler alınmaktadır. Bu da yapılan işin kalitesini ve maliyetini doğrudan etkiler. Bir zamanlar Fetö'ydü şimdi hangi cemaat veya cemaatler veya aile?

Her ne kadar üniversite açılsada bu üniversitelerin gittikçe eğitim kalitesi düşmektedir. Dolayısıyla bu da ülkenin total üretimini etkilemektedir. Nicelik değil, nitelik önemlidir.

Son olarak Rusya ile olan soğuk savaşımız her an sıcak savaşa dönüşebilir. Kısaca 2023'ten pek bir beklentim yok.

« Son Düzenleme: Şubat 20, 2016, 11:09:58 ÖS Gönderen: sun »
''Kızıl elmada buluşalım''