Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Sfenks  (Okunma sayısı 10431 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Nisan 03, 2008, 03:04:54 ÖS
  • Administrator
  • Uzman Uye
  • *
  • İleti: 9526
  • Cinsiyet: Bay
    • Masonluk, Masonlardan Öğrenilmelidir

Sfenks



Sfenks, kafası koç, kuş, veya insan, gövdesi ise uzanan bir aslan şeklini alan heykel. İlk önce Eski Mısır'da rastlanan Sfenks, eski Yunan mitolojisinde büyük kültürel önem taşımıştır ve ismini buradan almıştır (Yunanca: Σφιγξ, "boğucu"). Sözcüğün Mısırca’daki orijinal biçimi kepes ankh ya da “yaşayan heykel” anlamında şeşep (sheshep) ankh'tır. Sfenkslerin en tanınmışı Büyük Gize Sfenksi'dir.




Mısır sfenksi

Mısır sfenksi antik bir efsanevi yaratıktır. Gövdesi uzanan bir aslan ve kafası genellikle bir firavunun kafasının şeklini alır. Aslanlar güneş ile bağlantıları nedeniyle antik Mısırlılar tarafından kutsal hayvan sayılırlardı.

En büyük ve en ünlü olanı, Gize platosunda Nil Nehri'nin batı kıyısında bulunan Büyük Gize Sfenksi'dir. Gize Sfenksi doğuya bakar ve pençelerinin arasında bir tapınak yer alır. Aslan gövdeli, insan başlı bu Sfenksin uzunluğu 73 metre, yüksekliği 20metre yüzünün genişliği 5 metredir. Bir adıda 'Harmakis' olan Sfenks, doğan güneşi ve firavun için yeniden dirilişi temsil eder. Yüzünün doğuya dönük oluşu, Güneş Tanrısı RA'yı her sabah doğar doğmaz görmesi içindir. Yapıldığı zaman ön ayaklarının arasında kurban için br sunak olduğu kalıntılarda yapılan kazı çalışmalrında ortaya çıkartılmıştır. Sfenksin yüzünün firavun Kefren'e ait olduğu sanılır ve yapılış tarihini Dördüncü Hanedanlık (MÖ 2723 - 2563) dönemine denk getirir. Fakat bazı alternatif teoriler sfenksin Eski Hanedanlık döneminden önce (hatta bir teoriye göre tarihöncesi) yapıldığını iddia eder. Diğer ünlü Mısır sfenksleri arasında Menfis'in kaymaktaşı sfenksi ve Karnak yakınlarında eskiden dokuz yüz adet olduğu sanılan koç kafalı sfenksler yer alır.



Antik Mısırlıların heykele ne ad verdikleri henüz bilinmiyor. Büyük Sfenks'e Arapça verilen isim, Ebu el-Hôl, "Dehşetin Babası" anlamına gelir. Yunancada Sphinx adı verilmiş olmasına rağmen heykelin kafası bir kadına değil erkeğe aittir.Ayrıca günümüzde bu sfenksin uzaylılar tarafından yapıldığı düşünülmektedir.








Yunan sfenksi

Yunan mitolojisinde yer alan tek sfenks, yıkım ve kötü şans temsil eden, benzersiz bir şeytandır. Hesiod'a göre Çimera ve Ortrus'un, diğer kişilere göre Tayfon ve Ekidna'nın kızıdır (bunların hepsi ktonik figürlerdir). Vazo resimlerinde ve bas kabartmalarında dik oturan sfenks, kadın kafası olan kanatlı bir aslana, veya pençeleri, tırnakları ve göğüsleri aslandan, kuyruğu yılandan ve kuş kanatlarından oluşan bir kadına benzer.

Hera ya da Ares sfenksi anavatanı Etiyopya'dan alıp (Yunanlılar sfenksin kökenini hatırlıyorlardı) Thebes'in dışında oturmasını ve yoldan geçenlere tarihin en ünlü bulmacasını sormasını emreder. O'da emri yerine getirerek gelip geçeni durdurarak onlara bilmeceyi soruyor, bu bilmeceyi çözemeyenleri boğarak öldürür veya oracıkta yerdi. Sfenksin karşısına Yunan mitolojisinde keskin zekası ve bilgeliği ile tanınan Oidipus çıktı. Canavar Sfenks ona da aynı bilmeceyi sordu: "Hangi varlık sabah dört ayak üstünde, öğlen iki ayak üstünde ve akşam üç ayak üstünde yürür?" Oedipus bulmacayı çözmeyi başarır: "O yaratık insandır. Çünkü insan bebekliğinde ellerini de ayak gibi kullanarak dört ayak üzerinde emekler, yetişkin halinde iki ayak üzerinde yürür ama yaşlandığında yürüyebilmek için bir de baston kullanır yani üç ayaklı olur." Yenildiğini anlayan sfenks kendini yüksek bir kayalıktan atar ve ölür. Hikâyenin farklı versiyonlarında kendini hırsla yiyip yuttuğu söylenir












Anadolu’daki sfenks kabartma ve heykelleri

Anadolu’daki insan başlı arslan sfenkslerine Hitit, Lidya ve Frigya uygarlıklarında daha çok heykel olarak rastlanır. Bunlardan en ünlüleri, Alacahöyük kent kapısının iki yanına dikilmiş sfenksler ve Zincirli’de keşfedilen Neo-Hitit sfenksleridir.








Diger Sfeks modellerinden ornekler:











Mormon Sfenksi:

« Son Düzenleme: Nisan 03, 2008, 03:12:31 ÖS Gönderen: MASON »
- Sahsima ozel mesaj atmadan once Yonetim Hiyerarsisini izleyerek ilgili yoneticiler ile gorusunuz.
- Masonluk hakkinda ozel mesaj ile bilgi, yardim ve destek sunulmamaktadir.
- Sorunuz ve mesajiniz hangi konuda ise o konudan sorumlu gorevli yada yonetici ile gorusunuz. Sahsim, butun cabalarinizdan sonra gorusmeniz gereken en son kisi olmalidir.
- Sadece hicbir yoneticinin cozemedigi yada forumda asla yazamayacaginiz cok ozel ve onemli konularda sahsima basvurmalisiniz.
- Masonluk ve Masonlar hakkinda bilgi almak ve en onemlisi kisisel yardim konularinda tarafima dogrudan ozel mesaj gonderenler cezalandirilacaktir. Bu konular hakkinda gerekli aciklama forum kurallari ve uyelik sozlesmesinde yeterince acik belirtilmsitir.


Nisan 03, 2008, 04:32:28 ÖS
Yanıtla #1
  • Ziyaretçi

Misir'da, Giza'daki üç büyük piramidin biraz dogusunda, bilinmez bir zamandan beri bu vadiyi bekleyen, gözlerini doguya dikmis yari insan, yari aslan bir heykel var: Sfenks. Ejiptologlar, Khafre piramidini Vadi Tapinagi'na baglayan yolun bitiminde yer alan bu gizemli ve "dilsiz" yapinin, I.Ö 2500 dolaylarinda firavun Khafre tarafindan yaptirildigini düsünüyorlar. Oysa ne Giza'daki herhangi bir anitta bunu destekler bir ifade var, ne de Misir'in herhangi bir yerinde. Sfenks'in yapildigi tarih, Ejiptologlar ne derse desin, bilinmiyor.



1991 yilinda Amerikali arastirmaci John Anthony West ve jeolog Dr Robert Schoch, bu görkemli anit üzerinde bir dizi arastirma yaptilar. Vardiklari sonuçlar, oldukça sasirticiydi: Heykelin üzerindeki asinma izleri, arkeologlarin inandigi gibi rüzgar ve kumdan degil, uzun ve etkili yagmurlardan ileri geliyordu ve düpedüz "su asinmasi"ydilar! Misir'in bu bölgesi, bundan 5000 yil önce de çöldü ve yagmur düsmüyordu. Söz konusu asinmayi yaratacak düzeyde bir yagmurun en son düstügü dönem ise, en az I.Ö 5000 yilina, hatta çok daha eskilere dayaniyordu, belki I.Ö 7000'e. West ve Schoch, ayrica ekiplerinde sismik ölçümler yapan cihazlarla çalisan uzmanlara da sahiptiler. Bu ekip, daha sasirtici bir bulguya da ulasti: Araçlar, Sfenks'in pençelerinin yaklasik 8-9 metre altinda büyük bir "oda"nin ve ona açilan dehlizlerin varoldugunu gösteriyordu! Misirli yetkililer, basta Eski Eserler Müfettisi Dr.Zahi Hawass, bu bulgulara erisildigi günlerde West ve ekibinin iznini iptal ettiler ve Sfenks üzerinde arastirma yapilmasini yasakladilar. Ama haber basina çoktan ulasmis, West ve Schoch da elde ettikleri bulgulari ayni anda filme aldiklarindan, NBC'de yayimlanan bir belgeselle ortaligi iyice karistirmislardi.
Bütün bunlara "Orion Gizemi"nin yazari Robert Bauval ile "Tanrilarin Parmak Izleri"nin yazari Graham Hancock'un astronomi temelli bir tezleri de tuz biber ekti: Sfenks, tam doguya bakiyordu, yani ekinoks (23 mart ya da 21 eylül) anindaki gün dogumu noktasina. Misirlilarin yildiz kültürlerinde, günes dogmak üzereyken, ufuk henüz tam aydinlanmamisken son olarak görülen yildiz ya da takimyildizin ayri bir önemi vardir. Bu durumdaki yildiza "heliak yükseliste" denir ve Misir'in hem takvimini hem de dinini etkileyen çarpici bir olgudur. Sözgelimi, Misir kültüründe Tanriça Isis'i simgeleyen Sirius yildizi, yaz gündönümünde (21 haziran) safak öncesi görünmeye baslar ve bu tarih ayni zamanda Nil'in yillik tasma dönemlerinin de baslangicidir. Bu nedenle Misirlilar, yaz gündönümünü "yilbasi" kabul ederlerdi. Bu yaklasim, ejiptologlarca Sfenks'in yapilmis oldugu tarih olarak varsayilan I.Ö 2500'de, ilkbahar ekinoksunda "heliak yükselise" baslayan takimyildizin incelenmesini ilginç hale getiriyor. Bauval ve Hancock, bilgisayar simulasyonuyla o tarihte Boga takimyildizinin yükseliste oldugunu gördüler. Oysa Misirlilar sekil ve simgelere çok önem verirlerdi ve yaptiklari anitlarda buna çok dikkat ederlerdi. Yani, bu durumda Sfenks'in aslan degil de boga biçiminde yapilmis olmasi gerekmez miydi? Iki arastirmaci, bu kez ilkbahar ekinoksunda aslan burcunun heliak yükselise geçtigi tarihi arastirdilar ve karsilarina "Orion Gizemi"ndeki o garip yil çikti yine: I.Ö 10.500!
Bütün bulgular, her ne kadar ejiptologlar ve ortodoks akademisyenler bunlari dikkate almak istemeseler de, ayni "baslangiç tarihi"ne yönlendiriyor bizi. Misir uygarliginin I.Ö 3100 yilinda basladigi yolundaki yaygin görüs dikkate alindiginda, eski Misirlilarin bir "sifre" gibi bize biraktiklari "anit bilmecesi" acaba bilinenden en az 7000 yil daha eskiye dayanan bir yitik uygarligin izleri mi?

ALINTIDIR....


Nisan 03, 2008, 05:35:18 ÖS
Yanıtla #2
  • Ziyaretçi

paaylaşım için teşekkürler


Ocak 10, 2010, 05:25:34 ÖS
Yanıtla #3
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 159
  • Cinsiyet: Bay

Piramitler dünyanın hemen her yerinde örnekleri görülen Tufan öncesi mimari tipine göre tasarlanmış olsa da, sfenks tipik bir biçimde Mısır'a özgüdür. Sfenksin boyu 72 metre yüksekliği 20 metre ve eni 4,15 metredir. Kimileri Sfenksin ana gövdesi tek taştan oyulmuştur, fakat ön pençeler daha farklı küçük taşlardan inşa edilmiştir.

Kimileri Sfenksin oyulmuş olduğu ana kayanın uzak taş ocaklarından 'bilinmeyen' yöntemlerle taşındığına inanırken, kimileri orada bulunan büyük bir kaya parçasına şekil verildiğine inanmaktadır. Günümüzde ise hem piramitlerin hem de Sfenksin bulundukları yerde yapılan taşlarla inşa edildiğine inanılmamaktadır zira kalker taşlarının detaylı incelenmesi sonucunda mummulites denilen küçük deniz canlılarının kalıntıları bulunmuştur.

Sfenksin Büyük Piramit'in gerçek girişi olduğuna dair varsayım kuvvetli bir varsayım olsa da henüz kanıtlamamıştır. Sfenksin inisiyelerin sınavlarının gerçekleştiği kutsal yeraltı odalarına giriş kapısı olması teorisi  günümüzde de önemini korumaktadır.

* 'Tüm Çağların Gizli Öğretileri' , Manly P. Hall  kitabından alıntıdır.
veritas lux mea.


Ocak 11, 2010, 10:42:33 ÖS
Yanıtla #4
  • Ziyaretçi

Belki de yer altında bu sfenkslerden daha çok vardır :)


Ocak 12, 2010, 07:06:01 ÖÖ
Yanıtla #5

Alıntı
1991 yilinda Amerikali arastirmaci John Anthony West ve jeolog Dr Robert Schoch, bu görkemli anit üzerinde bir dizi arastirma yaptilar. Vardiklari sonuçlar, oldukça sasirticiydi: Heykelin üzerindeki asinma izleri, arkeologlarin inandigi gibi rüzgar ve kumdan degil, uzun ve etkili yagmurlardan ileri geliyordu ve düpedüz "su asinmasi"ydilar! Misir'in bu bölgesi, bundan 5000 yil önce de çöldü ve yagmur düsmüyordu. Söz konusu asinmayi yaratacak düzeyde bir yagmurun en son düstügü dönem ise, en az I.Ö 5000 yilina, hatta çok daha eskilere dayaniyordu, belki I.Ö 7000'e.

Su aşınımı teorisinde eksik bir nokta olduğunu bu nedenle bilim çevrelerince yeterli görülmediğini okudum. Bu bölgede su olduğuna dair hiçbir deniz canlısı fosiline vs. raslanamamış. Bu nedenden dolayı bilgi tartışmalı kabul ediliyor.


Ocak 27, 2010, 11:18:19 ÖS
Yanıtla #6
  • Ziyaretçi

Antik Mısırın en ilginç heykellerinden bir tanesi.Paylaşım için teşekkürler sevgili MASON

Saygılarımla...


Temmuz 29, 2013, 11:51:21 ÖÖ
Yanıtla #7
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 877
  • Cinsiyet: Bay

Yaşamının bü­yük bir bölümünü kuma gömülü olarak geçiren Sfenks’in yaşı ve yapılma amacı, nasıl yapıldığı, içinde­ki gizli bölmeler, kehanetlerdeki rolü ve en az onun kadar gizemli olan piramitlerle bağlantısı hep merak ko­nusu oldu. Varsayımların çoğu, sürekli Sfenks’i daha iyi öğrenmek için uğraşan ve bu yapının sırrı hakkında görüşler ileri süren Mısır araştırmacılarını ve arkeologları umutsuzluğa düşürmektedir. Giza platosunun üzerinde onu savunurmuş gibi duran Eski Mısır’ın ve günkü Mısır’ın bu ulusal sembolünün, belki de alışıp gelmiş bir işlevi vardı: Yüzyıllar boyunca şairlerin bilginlerin, mistiklerin, maceracıların ve turistlerin hayal dünyasını meşgul etmek. Giza Sfenksi Mısır’ın ruhunu temsil etmektedir.

Yüzü güneşe dönük Büyük Sfenks, Kahire’nin 6 mil kadar batısında, Nil Nehri’nin batı kıyısında bulunan Giza platosunun üzerindedir. Mısırlı hükümdarlar ona güneş tanrısı olarak tapınıyorlardı ve Hor-Em-Akhet (Ufkun Gök Tanrısı) diyorlardı. Sfenks, üç büyük piramide  - Büyük Piramit Khufu (Keops), Khafre (Chepren) ve Menkaura (Mycerinus) – kısa bir mesafede, firavunların hükümdarlık merkezi olan eski Memphis’teki büyük mezarlıktadır. Yapı, 73 metre uzunluğu ve yer yer 20 metreye varan yüksekliğiyle, eski medeniyetler­den günümüze kalmış en büyük heykeldir. Kötü güçle­re karşı koyduğuna inanılan kutsal kobra yılanının bir kısmı ve sakal bugün bulunmamaktadır. Sakal kısmı halen British Museum’da sergilenmektedir. Sfenks’in başının her iki kısmındaki uzantılar, Mısır krallarının taktığı bir tür başlıktır. Sfenks’in başı binlerce yıldır erozyondan dolayı ağır hasar aldıysa da, kulaklarından birinin etrafında, ilk yapıldığında kullanılan boya hâlâ görülebilir. Sfenks’in yüzünün ilk yapıldığında koyu kırmızıya boyanmış olduğu sanılır. Pençelerinin arasın­daki küçük tapınakta firavunların güneş tanrısı şerefi­ne koydukları düzinelerce üzeri yazılı sütun vardı.

Sfenks günümüzde insanlar ve kirlilikten dolayı çok zarar görmüştür. Aslında onu tamamen yok olmaktan kurtaran tek şey, zamanın büyük kısmını çöl kumuna gömülü olarak geçirmiş olmasıdır. MÖ 1400′lerde Fira­vun Tuthmosis IV ile başlayarak, bin yıllar boyunca Sfenks’i restore etmek için birçok girişimde bulunul­muştur. Bir gün ava çıktığında Sfenks’in gölgesinde uy­kuya dalan firavunun rüyasında bu büyük yarı-aslan, kendisini içine çeken kumun onu nefessiz bıraktığını, o kumu ortadan kaldırırsa Aşağı ve Yukarı Mısır’ın tacı­na sahip olacağını söyler. Sfenks’in pençelerinin arasın­da, bugünkü adıyla Rüya Sütunu denen bir granit sü­tun bulunur. Bu sütunun üzerinde, firavunun gördüğü rüyanın hikayesi yazılıdır.

Firavun önünden kumları kaldırmasına rağmen dev heykel kısa süre sonra kendisini tekrar kumlar altında buldu. Napolyon 1798′de Mısır’a geldiğinde Sfenks’in burnu yoktu. Bir rivayete göre bölge Türk hakimiyetindeyken Sfenks’in burnu nişan alma alıştırmalarında hedef olmuştur. Diğer bir tahmin de (doğruluk payı en yüksek tahmin), MS 8. yüzyılda, Sfenks’in kutsal nesnelere karşı saygısız bir idol olduğunu düşünen bir Sufinin burnu keski darbeleriyle söküp çıkardığı yönün­dedir. 1858′de heykelin etrafındaki kumların bir kısmı Mısır Tarihi Eserler Servisi’nin kurucusu Auguste Ma­riette tarafından temizlendi. 1925-1936 yılları arasında Fransız mühendis Emile Baraize, Tarihi Eserler Servi­sini temsilen Sfenks’i kazdı. Antik çağdan sonra ilk kez Büyük Sfenks bir kez daha gün yüzüne çıktı.

Bu gizemli heykel konusunda birçok Mısır araştır­macısının hemfikir olduğu görüş, dördüncü hanedanlık firavunlarından Chephren’in MÖ 2540′ta, bugün Sfenks’in hemen yanında bulunan Chephren Piramidi yapılırken taş yığınının kendi yüzünü taşıyan bir asla­na dönüştürülmesini istediği yönündedir. Ancak hiçbir yerde Chephren ve Sfenks arasındaki bu bağlantıyı doğrulayacak yazılı bir kanıt bulunmamaktadır ve heykelin nasıl yapıldığından bahsedilmemektedir. Yapının  ihtişamını düşündüğümüzde bu durum biraz kafa karıştırıcıdır. Birçok Mısır araştırmacısı aksini iddia etse de, hiç kimse Sfenks’in ne zaman ve kim tarafından yapıldığını tam olarak bilmez.

1996′da New Yorklu bir dedektif ve uzman heykeli incelediğinde Büyük Sfenks’in yüzünün, bilinen Chepfren tasvirlerine uymadığı sonucuna vardı. Sfenks’in yü­zünün Chephren’in büyük kardeşi Djedefre’ye daha çok benzediğini düşünüyordu. Bu konu hâlâ tartışılmakta­dır. Sfenks’in kökeninin ve amacının bilinmemesi, ingi­liz okültist Paul Brunton ve 1940larda Amerikalı med­yum ve kahin Edgar Cayce örneklerinde olduğu gibi sürekli mistik yorumlamaları beraberinde getirmektedir. Cayce bir gün trans halindeyken Sfenks’in ön pen­çelerinin altında içinde Atlantis yok olduktan sonra hayatta kalanlara ait kayıtlar içeren bir kütüphanenin olduğu gizli bir bölmenin bulunacağını tahmin etmiştir.

Büyük Sfenks, Piramitler yapılırken taş ocağında bı­rakılan yumuşak, doğal bir kireçtaşından, ön pençeleri bundan ayrı olarak eklenen büyük kireçtaşı parçalarından yapılmıştır. Heykelin en garip özelliklerinden biri, başının gövdesiyle orantısız olmasıdır. Yüz kısmı yapıl­dıktan sonra heykelin başı farklı firavunlar tarafından değiştirilmiş olabilir, ancak heykelin yapımında temel alınan üslup incelendiğinde, bunun Mısır’da Eski Kral­lık döneminden (bu dönem MÖ 2181′de sona ermiştir) sonra yapılmış olması imkansızdır. Heykel ilk yapıldı­ğında başı koç ya da şahin başı olup, sonradan insan figürüne dönüştürülmüş olması da bir diğer ihtimaldir. Binlerce yıldır heykel üzerinde yapılan onarım çalışma­ları da yüzün boyutlarını küçültmüş veya değiştirmiş olabilir. Özellikle Büyük Sfenks düşünülenden daha eskiyse, heykelin başının vücuduna oranla neden daha küçük olduğuna dair bu tahminlerin hepsinin doğruluk payı vardır.

Son yıllarda, heykelin ne zaman yapıldığına ilişkin yoğun bir tartışma söz konusudur. Öncelikle yazar John Anthony West, Sfenks üzerinde rüzgar ve kum erozyonuyla değil, su erozyonuyla açıklanabilecek bazı aşınmış kısımlar olduğunu fark etti. Bunlar Sfenks’e özgüydü ve platodaki diğer yapılarda bulunmuyordu. Bunun üzerine West, Boston Üniversitesi profesörlerin­den jeolog Robert Schoch’u heykel üzerinde incelemeler yapmak üzere davet etti. Yeni bulguları inceleyen Schoch, bunun gerçekten de su erozyonuyla ilgili oldu­ğu fikrine katıldı. Günümüzde Mısır kurak bir bölgedir, ancak bundan 10000 yıl kadar önce bu ülke sulak ve yağış alan bir yerdi. Araştırmaları sonucunda West ve Schoch, su erozyonuna maruz kalmış olduğu için Sfenks’in tahminen 7000 ila 10 000 yıl önce yapılmış olması gerektiğine karar verdiler.

Mısır’da bir zamanlar sık görülen sağanak yağışların Sfenks yapılmadan uzun süre önce sona erdiğine dikkat çeken Mısır ara­tırmacıları, Schoch’un teorisini çok hatalı bulmuşlardır. Daha da önemlisi, neden Giza Platosu’nda su erozyonu­na ilişkin, West ve Schoch’un teorisini doğrulayacak başka tek bir kanıt yoktur? Bölgede gerçekten su eroz­yonu meydana geldiyse etkisi yalnızca Sfenks heykeliyle sınırlı kalmış olamaz. West ve Schoch, olayı inceler­ken son yüzyılda Giza’daki yapılara büyük zararlar ver­miş olan yoğun endüstriyel kirliliği gözardı ettikleri için de eleştirilmektedir.

Sfenks’in yapılış tarihi konusunda kendi kuramını öne sürmüş bir diğer araştırmacı da yazar Robert Bauval’dır, Bauval 1989′da, Giza’daki üç büyük piramit ve bunların Nil Deltası ile oluşturdukları şeklin, Orion Takımyıldızının kuşağındaki üç yıldız ve bunların Samanyolu ile oluşturdukları şekil gibi, yer üzerinde bir çeşit üç boyutlu hologram çizdiklerini gösteren bir makale yayınladı. Bauval, çok satan kitap Tanrının Parmak İzleri’nin yazarı Graham Hancock’la birlikte, Sfenks, etrafındaki piramitler ve eski çağlara ait bazı yazıların, Orion takımyıldızıyla bağlantılı olan bir çeşit gökbilim haritası oluşturdukları yönünde bir kuram geliştirdi. Bu tahmini harita konusunda ikilinin en güvendikleri kanıt, bu yıldızların MÖ 10500′deki (yani Sfenks’in yapılışından daha da önceki) konumlarıdır. Büyük Sfenks’te gizli geçitler olduğuna dair birçok söy­lenti vardır. Florida State, Boston ve Waseda Üniversi­telerinin (Japonya) araştırmalarında, yapının çevre­sindeki alanda bazı anormallikler olduğu tespit edilmiştir, ancak bunlar bölgenin doğal özellikleri de olabi­lir. 1995′te yakınlardaki bir park alanında yenileme ça­lışmaları yürüten işçiler, içlerinden ikisi yeraltından Sfenks’e doğru yaklaşan bir dizi tünel ve patika buldular.

Bauvel’e göre bu yollar Sfenks ile aynı zamanda ya­pılmıştır. 1991-1993 yılları arasında sismograf kulla­narak yapıda erozyondan kaynaklanabilecek etkilere dair kanıtlar ararken Anthony West’in ekibi yerin bir­kaç metre altında pençelerin arasında, Sfenks’in her iki yanında düzgün şekiller verilerek açılmış çukurlar ve odacıklara rastladı. Ancak araştırmalarının devamı­na izin verilmedi. Acaba bu durumda Edgar Cayce’in orada bir kütüphane bulunduğuna yönelik tahmini doğru olabilir mi?

Bugün bu büyük heykel rüzgar, nem ve Kahire’den gelen dumanlı sisin etkisiyle harap olmaktadır. Heykelin yenilenmesi ve korunması için 1950′den beri büyük ve masraflı bir proje yürütülmektedir Ancak, bu projenin başlarında onarım çalışmaları için, kesinlikle kireç taşının yerini tutamayacak olan çimento kullanılmıştır. Bu da heykele daha da zarar vermiştir. Daha sonra 6 yıl boyunca 2000′den fazla kireçtaşı parçası eklenmiş ve yapıya kimyasal maddeler uygulanmıştır, ancak bu yöntem de başarısız olmuştur. 1988′de Sfenks’in sol om­zu öyle kötü bir durumdaydı ki, yapıdan taş yığınları düşüyordu. Günümüzde yenileme çalışmaları, zarar gö­ren omuz kısmında onarma çalışmaları yapan ve topra­ğın altındaki suyun bir kısmını çekmeye çalışan Tarihi Eserler Yüksek Konseyi’nin gözetiminde devam etmek­tedir. Sonuç olarak, bugün keşif ve kazı çalışmalarına değil, koruma çalışmalarına ağırlık verilmektedir. Bu yüzden Büyük Sfenks’in sırrını öğrenebilmek için daha uzun süre beklememiz gerekecek.


Kaynak: Gizlenen Tarih – Brian Haughton


Temmuz 29, 2013, 09:23:57 ÖS
Yanıtla #8
  • Mason
  • Orta Dereceli Uye
  • *
  • İleti: 373
  • Cinsiyet: Bay

Hangi yaratık sabah 4,oglen 2 ,aksam 3 ayak üstünde durur ve bacakları ne kadar çoksa o kadar zayıftır?
The Brotherhood of Man begins with the Manhood of the Brother.


Ocak 22, 2019, 04:23:08 ÖS
Yanıtla #9
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 148
  • Cinsiyet: Bay

İnsan :D
no one