Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: İslâm’da Ticarî İlişkiler - 2  (Okunma sayısı 4809 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Eylül 07, 2010, 01:39:01 ÖS
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7281
  • Cinsiyet: Bay




Ticarete büyük önem veren İslâm, bunu kendi başına, gelişigüzel bırakmamış, ticaretin “helâl” olması konusunda sürekli hatırlatmalarda bulunmuştur.

İslâm’a göre Allah’ın haram kıldığı bir şeyin ticareti söz konusu olamaz.

Ticarî yaşamda büyük yeri olan faiz de yasaklanmıştır. “Allah alışverişi helâl ve faizi ise haram kılmıştır.” ayeti, İslâmî ticarette her dönem geçerli olmuştur. Faiz (Arapçada ribâ), Cahiliyye devrinden kalma bir uygulama olarak görülmüştür. O dönemde asıl borca “re’sül-mâl”, getirisine de “ribâ” denirdi. Faizcilik, özellikle yüksek tabakaların yararlandığı önemli bir kazanç yoluydu. Bunu bir hamlede kaldırmak uygun olmazdı. Bu yüzden, içkinin yasaklanışında olduğu gibi, ribânın yasaklanışı da belli kademelerden geçti. Sonunda Bakara Suresi’nin 275. ayetine gelindi: “Kim haram olan bu ribâyı helâl diye yemeye kalkarsa, işte onlar cehennemliktir, o ateşte ebedî olarak kalacaklardır.”

Böylece, İslâm dünyasında faiz tümüyle kalktı. Bakara Suresi’nin 278-279. ayetleri, bunu daha da bir pekiştirdi:

“Ey müminler! Allah’tan korkun ve eğer gerçek müminler iseniz câhiliyette işlediğiniz ribâ hesabından arta kalanı bırakın. Yok eğer bu faizi terketmezseniz; bilin ki, Allah’a ve onun Peygamberine karşı bir harbe girmiş olursunuz. Eğer ribâdan tevbe ederseniz, ana paranız sizindir. Böylece ne zulmetmiş ve ne de zulme uğramış olursunuz.”

İslâm’da ticaretle bağlantılı ayetlerden biri de Nisa Suresi’ndea geçer:

 “Ey müminler, birbirinizin mallarını gayri meşru yollar kullanarak değil, karşılıklı anlaşmaya dayalı ticaret yolu ile yiyiniz. Hiç şüphesiz Allah size karşı merhametlidir.”

Mutaffifin Suresi ayetleri de ticarî yaşamda hile yapanlarla ilgili olarak gelmiştir:

“Ölçü ve tartıda hile yapanların vay haline. Onlar insanlardan bir şey ölçüp aldıkları zaman eksiksiz alırlar. Kendileri onlara birşey ölçtükleri veya tarttıkları zaman ölçü ve tartıyı eksik verirler.”

Bunu Hud Suresi’nin 85. ayeti pekiştirir:

 “Ey soydaşlarım, bir şey ölçer ya da tartarken adalete uyarak ölçüyü ve tartıyı tam tutunuz. Halkın mallarına düşük değer biçmeyiniz. Yeryüzünde kargaşa çıkarıp dirliği bozmayınız. “

Murdar hayvan satışından, domuz ticaretinden elde edilen para ve Allah’tan başkası adına kesilen hayvanlardan yemek de haram kılınmıştır:

Haramı ve helâli bir yana bırakacak olursak, İslâm’da bir de ticari ortaklık konusu üzerine getirilmiş kurallar söz konusudur.

Günlük ekonomik işlerde Yahudilerle Müslümanlar arasındaki etkileşim, Talmut’un “Yahudi olmayanların mahkemesine gitmeme yasağı”nı çiğneyerek iş anlaşmaları yapıp, anlaşmazlıkları Müslüman mahkemelerinde çözmeyi yeğleyen Yahudilere yönelik yeni bir yumuşamaya yol açtı. Sonra Müslüman mahkemelerine başvurmak iyice yaygınlaştı. 11. yüzyılda İslâm dünyasındaki bütün Yahudi nüfusun başyargıcı olan ünlü Hay Gaon “Alım ve Satım Üzerine Kitap” adlı yapıtında şöyle deamişti: “Bu Müslümanlar, bize büyük bir özen ve himayeyle davranıyorlar.”

İslâm pazarındaki inançlar arası ilişkilerin nispeten gevşek havası, Yahudi azınlık ile bunların Müslüman çoğunluk içindeki dostları arasında kâr ortaklıklarını teşvik eden bir güven yarattı. Yahudi otoriteler, Yahudilerle Müslümanlar arasındaki ortaklıkla ilgili sorularla sık sık karşılaştı; çünkü Cuma günü çalışmayıp, Cumartesi (Şabat günü) çalışan Müslüman ortağın, o gün sonuçlandırılan işlemlerden elde edilen kârın bölüşümü için özel düzenlemeler isteyip istemeyeceği gibi, Yahudi hukukunu ilgilendiren sorunlara yol açıyordu.

Talmut’a göre durum şöyleydi: “Cumartesi kârı yalnızca Yahudi olmayana aittir. Ancak başka bir günün -örneğin cuma gününün- kârının da Yahudiye verilerek telâfi yoluna gidilmesi mümkündür. Ancak ortakların, bölüşüm yöntemi konusunda peşinen anlaşmış olması gerekir.”

İbn Meymun’un bir fetvası, başka bir türü temsil eder: Bir işyerinde ortak olan kişiler, kimisi Yahudi, kimisi Yahudi olmayan (Müslüman) olmak üzere aynı zanaatla uğraşır. Ortaklar, cuma gününün hasılatı Yahudiye, cumartesinin ise Müslümana ait olması konusunda anlaşırlar. İşyerindeki gereçler ortaktır ve zanaat ya gümüşçülük ya da camcılıktır. Bu gereçler cumartesi (Şabat) günü kullanılmış olsa bile Yahudinin kârı bölüşmesine izin verilir mi ve bu kâr helâl olur mu?

İbn Meymun, ortakların üzerinde anlaştığı düzenlemenin doğruluğuna karar verdi. Cumartesi gününün kârı Müslümana, cuma gününün kârı Yahudiye ait olacaktı ve anlaşma, ortak sahip olunan gereçlerin cumartesi günü kullanıldığı gerekçesiyle ortaklığı sona erdirmeyecekti.

Başka bir kaygı da, Yahudilerin faizcilik yapması ve bir Müslümanın, İslâm hukukunun bu bakımdan çiğnenmesine yandaş olmaması gereğinden kaynaklanıyordu.

İslâm ticaret hukukunda dar’ül-İslâm dışında kalan hatta dar’ül-Harb ülkesi tüccarlarıyla olan ilişkiler de söz konusu olmuştur. Ticaret amacıyla bir İslâm ülkesine gelen yabancı bir tüccardan vergi alınıp alınmayacağı konusu da gündeme gelmiştir.

Nitekim bu konu, Hz. Ömer’e iletilmiş: «Bizim ülkemize geldikleri zaman harbilerden nasıl vergi alalım?» diye sormuşlar. Hz. Ömer onlara «Siz oraya gittiğinizde onlar sizden nasıl alıyor?» diye sorunca, «Onda bir alıyorlar.» demişler. Hz Ömer de onlara “Öyleyse siz de onlardan öyle alın.” demiş.

Buradan da anlaşıldığına göre, asıl önemli olan ve sorun oluşturan ilke içindeki ticaret değil, uluslar arası nitelikti ticaret, bir diğer deyişle ithalat ve ihracattı. İslâm hukukuna göre ithalat ya da ihracat yapan tüccarlar üç sınıfa ayrılır.

a) Devletin uyruğu sayılan Müslümanlar ya da zimmîler.

b) İslâm ile aralarında anlaşma bulunanlar.

c) Harbî (savaş içinde bulunan) kimseler.

Devletin uyruğundan sayılan kimseler, içte olduğu gibi dışarıda da ticaretlerini yürütebilir. Hangi ülkeden olursa olsun, istediği malı ülkeye sokabilir. İstediği malı istediği ülkeye de ihraç edebilir. Anlaşmalı ülkelerin tüccarlarının bu ülkeye sokacağı mallar ise denetim altındadır; uyruklar ile ortaklık varsa, sorun olmaz. Ancak uyrukların İslâm devletinin savaş halinde olduğu ülkelerle ticaret yapmasına izin yoktur. Çünkü ticaret o ülkeyi de güçlendirir ve düşmanı güçlendirmek haramdır.

İşte özgün olarak ticari ilişkiler böyleydi. Bu koşullar aslında İslâm dünyasında öteden beri, günümüzde bile geçerli ama işin pratiğine bakarsanız elbette ekonomik çıkarlara gerekçe bulunabiliyor.

Burada benim vurgulamak istediğim şuydu: Orta Çağ İslâm dünyasının ticarî yaşamı Batı dünyasından çok farklıydı. Ticaret ve ekonomi, kimi yer ve zamanda dinin dogmalarını zorladığı hatta Batı ülkelerine oranla çok daha kolay aştı. Bu da, İslâm’ın giderek yaygınlaştığı Doğu’da gerek bilimin gerekse düşüncenin çok daha ileri gitmesini sağladı.

Ancak sadece Orta Çağda…



Bu başlık altındaki yazımı burada bitiriyorum. Ancak İslâm ile bağlantılı olarak yazacaklarım sona ermedi. Artık Endülüs'e gelmeliyim. Kim bilir belki de çok önemsediğim için...



ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Eylül 07, 2010, 03:11:00 ÖS
Yanıtla #1
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 269
  • Cinsiyet: Bay




Ticarete büyük önem veren İslâm, bunu kendi başına, gelişigüzel bırakmamış, ticaretin “helâl” olması konusunda sürekli hatırlatmalarda bulunmuştur.

İslâm’a göre Allah’ın haram kıldığı bir şeyin ticareti söz konusu olamaz.




Buradan anlıyoruz ki, devlet tekel gibi bir kuruma sahip olamaz, sigara ve alkol satamaz,  genelevden ve kumarhaneden vergi alamaz(bu kısım yoruma açık). Yıllarca uyutulduk... Sağolun sayın Adam. Saygılar.
Çöl Bilgesi


Eylül 07, 2010, 03:59:09 ÖS
Yanıtla #2
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7281
  • Cinsiyet: Bay


Sakın bir yanlış anlamaya kapılmayalım.

Benim sözünü ettiğim, Orta Çağdaki özgün İslâm, onun kuralları ve hukukudur.  Sonrasında çok değişiklik var. O ise benim konu alanımın dışında.
ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Eylül 07, 2010, 04:33:04 ÖS
Yanıtla #3
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 886
  • Cinsiyet: Bay

Sayın Texan

Her iki başlıkta da devletin yönetiminde islami kuralların hakim olması gerekliymiş gibi anlaşılabilecek yorumlar yazmışsınız.

Ufak bir düzeltme yapmak isterim.
Yazdıklarınızı, 'islam devleti yapamaz' şeklinde okumak gerekir.

Dolayısıyla uyutulmuş olduğumuz kanısında değilim.

Saygılarımla

Alıntı
Buradan anlıyoruz ki, devlet tekel gibi bir kuruma sahip olamaz, sigara ve alkol satamaz,  genelevden ve kumarhaneden vergi alamaz(bu kısım yoruma açık). Yıllarca uyutulduk... Sağolun sayın Adam. Saygılar.

Fakat devlet faizle alış-veriş yapmayabilir (örn; halka kredi veriyorsa belli süre içinde  faizsiz geri dönüşü olabilir..vs) buna göre borçlanıp işlerini faizsiz yürütebilir. Geriye kalanlar, insanların/kurumların insiyatifine bırakılmalıdır yani kimisi faiz  alır,  kimisi almaz şeklinde.


Eylül 07, 2010, 05:55:27 ÖS
Yanıtla #4
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 269
  • Cinsiyet: Bay

İsrail bir yahudi devletidir yahudi şeriatından beslenir ancak gece kulüplerinden tutun her şey mevcuttur. Malezya için de benzer şeyler söylenebilir ama İsrail kadar sert ve şeriatçı tavrı yoktur, sadece İslami geleneklerden faydalanır, eşcinsellere bile meslek bulma devlet dairesinde çalışma şansı tanır(bunu, belgeselde izledim).  Türkiye'de neden benzeri olmasın? Ülkemiz SSCB trenini kaçırmıştır, Batı da küresel krizle boğuşmaktadır, etrafını görecek hali yoktur. Batı treni de kaçtı denebilir bizim için... Kapitalizm evrim geçirmekte ya da sona ermek üzeredir (bunu ve savaş..vs ihtimallerini zaman gösterecek), bizim ise süreci iyi okumamız ve kendimizden uzak olmayan şekilde yolumuzu çizmemiz gerekmektedir. Saygılarımla.
Çöl Bilgesi


Eylül 07, 2010, 06:11:43 ÖS
Yanıtla #5
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7281
  • Cinsiyet: Bay


Sayın katılımcılardan teşekkürle  özür dileyerek şunu anımsatmak istiyorum: Konumuz güncel değildir. Konumuz özgün İslâm'dır. Bu nedenle katkılara herhangi bir yanıt veremiyorum.
ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
4 Yanıt
3221 Gösterim
Son Gönderilen: Ağustos 17, 2010, 04:53:27 ÖS
Gönderen: martı
1 Yanıt
2462 Gösterim
Son Gönderilen: Ağustos 17, 2010, 05:08:10 ÖS
Gönderen: martı
0 Yanıt
2026 Gösterim
Son Gönderilen: Ağustos 17, 2010, 10:02:54 ÖÖ
Gönderen: ADAM
2 Yanıt
5111 Gösterim
Son Gönderilen: Ağustos 23, 2010, 08:54:46 ÖS
Gönderen: sun
0 Yanıt
2317 Gösterim
Son Gönderilen: Ağustos 26, 2010, 11:04:58 ÖÖ
Gönderen: ADAM
1 Yanıt
2670 Gösterim
Son Gönderilen: Ağustos 27, 2010, 11:31:49 ÖÖ
Gönderen: ceycet
0 Yanıt
2156 Gösterim
Son Gönderilen: Ağustos 31, 2010, 12:05:46 ÖS
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
2374 Gösterim
Son Gönderilen: Eylül 02, 2010, 11:41:14 ÖÖ
Gönderen: ADAM
2 Yanıt
3068 Gösterim
Son Gönderilen: Eylül 07, 2010, 03:04:57 ÖS
Gönderen: Texan
2 Yanıt
6874 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 20, 2010, 02:44:50 ÖS
Gönderen: Mozart