Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Masonluktaki Özgürlük Kavramı -1  (Okunma sayısı 7307 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Eylül 24, 2010, 02:49:49 ÖS
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7281
  • Cinsiyet: Bay



“Özgürlük” kavramını kullandığımız zaman herkesin aklına birbirinde öyle farklı şeyler gelebilir ki, bir uyuşmazlığın içine düşmemek için bu kavramı çok iyi tanımlamak gerekir.

Her şeyden önce nü türden bir özgürlükten söz edilmekte olduğunu belirlemek gerekir. Çünkü özgürlük, bireysel ya da toplumsal olmak üzere iki ayrı boyutta ele alınabilir. Bireyin özgürlüğü başka topulumun özgürlüğü başkadır. Elbette toplum içinde bireysel özgürlük olmadıkça toplumsal özgürlükten söz edilmesi de anlamsız kaçar. Bir diğer deyişle, bireylerin özgür olmadığı bir topluma, o toplum başka toplumların boyunduruğu altında olmasa bile “özgür bir toplum” denilemez.

Kendini toplumundan soyutlamış bir kimsenin bireysel özgürlüğünden söz etmek de anlamsızdır. Çünkü “özgürlük” denilen olguyu bireyin kendisi, tek başına değil, ancak içinde yaşadığı toplum belirler.

Bununla birlikte günümüzdeki Masonluk daha çok toplumsal nitelikli özgürlükten değil, bireysel nitelikli özgürlük ile ilgilenir. Bunun nedeni Masonluğun toplumların özgürlüğüne karşı ilgisiz ya da kayıtsız kaldığı için değildir. Masonluk, tüm insanların olduğu gibi tüm toplumların da özgürlüğünden yanadır. Ancak toplumsal özgürlükten söz edilmesine başlandığı anda işini içine ister istemez politika (siyaset) girer. Masonluk ise, kurumsal olarak kendisini politikanın dışında tutar. Bunun istisnaları da olmuştur; olmaktadır hatta kimi mason örgütleri iyiden iyiye politikaya bulaşmakta hatta bunu örgütsel çalışmalarının bir parçası haline getirmektedir. Benim burada sözünü edeceğim ise, bu gibi istisna ya da sapmaların dışında, olması gereken tutumdur. Bu nedenle, konuyu Masonluk odaklı olmak üzere ele almak istediğimden o tür istisna ya da sapmaları bir yana bırakarak, toplumsal nitelikli özgürlüğü anlatım kapsamına almayacağım. Ancak elbette isteyen tartışmaya girişip, konuyu o yöne de sürükleyebilir; ona bir şey diyemem. Benim konum daha çok bireysel özgürlük olacak ve ben de bunu savunacağım için kimsenin özgürlüğüne karşı çıkamam.

Masonluktaki özgürlük anlayışı, öncelikle bireysel nitelikli olduğuna göre, düşünme ve vicdan özgürlüğü ile başlar, giderek genişler ve nesnel olarak da nitelendirilen diğer özgürlüklerin tümünü kapsar.

Genel olarak nedir özgürlük?

Kimi zaman bir kavramı kendi içinde açıklayarak değil de karşıtıyla birlikte tanımlamak daha kolay oluyor.

Nitekim özgürlük tutsaklığın karşıtıdır. Karşıtıyla birlikte tanımlanırsa daha iyi kavranır.

Konuya somut örnekle başlayalım.

Bir yere kapatılmış ve oradan dışarıya çıkması yasaklanan ya da engellenen, sınırları belli bir çevrede yaşamak zorunda olup istese de başka bir yere gitme olanağı bulunmayan, ayrıca başkalarınca belirlenmiş olan bir işi hiç istemese de yapmak zorunda tutulan kişi özgür değildir. (Burada, sırf geçim kaygısıyla ve o sırada başka bir olanak bulunmadığı için gönülsüzce yapılan bir işi konu almıyorum. Günümüzde çoğu insanlar aslında istemediği, hoşlanmadığı işlerle sağlıyor geçimini. Nitekim bir işi gönülsüzce yapan bir insan, olanak bulduğunda isteyerek yapacağı bir işe yönelebilir; dolayısıyla bu bağlamda onun tutsaklığı söz konusu olmaz.)

Zorla, baskıyla, korkutularak, kandırılarak, ödül vaatleriyle umutlandırılarak ya da benzeri etkiler altında tutularak, kendini ilgilendiren konularda serbestçe karar verebilme yetisi elinden alınmış bir insan da özgür değildir.

İşte bunlar, tutsaklık (esaret) olgusunun en basit örnekleridir.

Bütün bunların dışında kalan, böyle bir tutsaklığı yaşamayan ya da aşabilen kişi özgürdür.

Ancak hemen bu aşamada şu sorulacak: «Bu bağlamda özgürlük sıfırdan başlayıp sonsuza mı uzanır? Bunun hiç sınırı yok mudur?»



Haklı ve yanıtlanması gerekli bir soru. Ancak gelin onun yanıtını izleyecek bölüme bırakalım. Hem belki bu aşamaya kadar konuyu tartışmak isteyenler, farklı görüşler ileri sürenler çıkabilir.


« Son Düzenleme: Haziran 03, 2011, 11:31:00 ÖÖ Gönderen: Nomen est omen »
ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Haziran 03, 2011, 10:37:39 ÖÖ
Yanıtla #1
  • Ziyaretçi

Sayın Adam,

Yazılarınızı keyifle okuyorum. Bu yazınızı yazmanız üzerinden uzunca bir süre geçmiş olmasına karşın üzerinde düşüncelerimi paylaşmak istedim.

Öncelikle "özgürlük" ve "hürriyet" aynı anlama mı gelmektedir?

Kendi düşüncemi birkaç cümle ile belirtmem gerekirse: Kesinlikle farklı anlamlardadır. Hürriyet, özgürlüğü kapsar. Özgürlük bedensel, hürriyet ise düşünsel ve tinsel olarak esaretten kurtulmadır.

Küçük bir örnek: Hayvanlar hür olamaz ama özgür olabilirler. Bu durumda akıl ve düşünsel faaliyet önem taşımaya başlıyor. Aklını kullanarak dogmalardan arınan insan, "hür" olur. Maddesel olarak, bedensel olarak da hiçbir prangaya bağlı yaşamıyorsa, özgürdür denebilir.

Sizi hapise atabilir ve bedensel özgürlüğünüzü kısıtlayabilirler ancak hürriyetinizi kimse sizden alamaz. Hürriyetinizin en büyük düşmanı sizin kendi dogmalarınızdır.

"Hürriyet" kelimesini etimolojik olarak incelediğimizde "hor", "hur" kelimelerinin Farsça’da ışık, güneş, aydınlık demek olduğunu görüyoruz. Avesta dilinde "Hû" ise, güneş ve ışık demektir. Hürriyet, Arapça kaynaklı ve "hrr" mastarından türetilmiştir ancak arapçadaki bu mastar da bölgenin diğer dillerinden ve zenginliğinden mutlaka etkilenmiştir diye düşünüyorum.

Yani hürriyet içimize doğan güneş, ışık demektir ve "aydınlanma"dır. Bu aydınlanma dogmalardan kurtulma ve tinsel ve düşünsel esaretten kurtulmak anlamındadır. Bu nedenle bana göre, hürriyet kelimesi özgürlük kelimesinin anlamını kapsamaktadır.

Saygılarımla.





« Son Düzenleme: Haziran 03, 2011, 11:30:41 ÖÖ Gönderen: Nomen est omen »


Haziran 03, 2011, 12:46:04 ÖS
Yanıtla #2
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7281
  • Cinsiyet: Bay


Sayon Orion'un bu deyişi, bir yandan etimoloji bir yandan kavram tartışmasını gerektirir.

Ben bireysel olarak iki sözcüğü eş anlamlı tutuyorum. Özgür = hür diyorum. Çünkü benim zihnimde aynı anlamı yansıtıyorlar. Sayın Orion birini özgür olma ile serbest olma kavramlarını eş anlamlı tutuyor gibi geldi bana.

Peki, anlamları farklı olsun.  Aslında olması biraz zor çünkü eski dilde yarni Osmanlıcada özgür diye bir sözcük zaten yok.

Özgür sözcüğü ise aslında türetim: Kök sıfat "öz".  Bu kök sıfattan başka töretmeler de yapılıyor. Sık kıllandıklarımız var özgün ve özdeş gibi ama bunlarla sınırlı değil türetme olanakları.

Her şeye karşın, zihindeki kavramsal vurgulamanın aynrı olduğunu göz önünde tutarak ve TDK ne derse desin  göz ardı ederek, hür ve özgür sözcüklerinin ayıntısal farkı olduğunu benimseyelim. (Hani Fransızcadaki franc ve libre gibi)

O zaman da bir karşı çıkışım var.

İsim kipinde kullanacağımız sözcük "hürriyet" değil "hürlük" olmalı. 

Korkarım işi demagojiye sürüklemiş oldum.

Peki... Başlığı değiştirelim:  "Masonluktaki Hürriyet Mefhumu" diyelim. Yeter ki neden söz ettiğimizi bilelim. Yeter ki kavramlarda uyuşalım ki aramızdaki iletişim  düzenli bir biçimde yürüsün.

 
ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Haziran 03, 2011, 01:56:15 ÖS
Yanıtla #3
  • Ziyaretçi

Sayın Adam,

Kavramların içeriğini tartışırken konuyu da tartışıp (salt olarak karşılıklı tartışmadan bahsetmiyorum, zihnimizde yaptığımız kendi özsel tartışmalarımız da buna dahildir) geliştirmek adına hürriyet ve özgürlük kavramlarını ele aldım. Yapılacak olan katkılar ile konuların zihnimizde doğru oturması önemlidir. Sizin katkılarınız ve güzel yazılarınızı eleştirmek adına yazılmış bir yazı değildir. Sadece düşüncelerimi ileterek onlara sizden ve diğer katılımcılardan gelecek yanıtlarla konunun zihnimde daha aydınlık bir hal almasına gayret ediyorum. Başlığın değişmesi gibi bir talebim asla yoktur.

Saygılarımla.


Haziran 03, 2011, 02:17:36 ÖS
Yanıtla #4
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7281
  • Cinsiyet: Bay


Eyvah!...

Kırıcı ya da incitici mi oldum acaba?

Ben kırılmadım ve incinmedim. Bu bakımdan bir sorun yok. Kırıcı ya da incitici olmayı dea istemiyorum.

Bu tartışmayı biraz matrağa almış olduğum söylenirse, bakın işte o doğru.

Hep diyorum ya; ben olabildiğince Öz Türkçe kullanılmasından yanayım; ancak olabildiğince.

Kimi zaman sözcükleri olması gerekenden farklı, yaenlış anlamlarda kullanıyoruz. Hele bu kullanım yaygınlaşmışsa, bu kez yanlış olan doğrunun yerine geçiyor.

Kimi zaman da bir kavramı dile getirmede alışageldiğimiz bir söçcük vars, bir diğerini yadırgıyor, onun yerine oturtamıyoruz.

Hür ve özgür, hürriyet ve özgürlük de işte böyle.

Hele Türkiyemizde bir de Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası ile Özgür Masonlar Büyük Locası olunca daha da bir böyle.

HKEMBL üyelerinin genel alışageilmiş oldukları dil kullanımı nedeniyle, Masonluğun Türkçe terminolojisinde  "Özgür Mason" diye bir terim  yok, "hürmason" var. ÖMBL üyelerinin benimsediği terminoloji uyarınca ise sadece "mason"  var, özgürlük konusu ayrı.

Kimisi öyle diyor, kimi öteki türlü. Aslında her ikisi de aynı şeyi söylemeye çalışıyor.

Sanırım Masonluktaki özgürlük kavramı genel başlığı altındaki yazı dizisinin sonraki bölümlerinde, özgürlüğün türleri arasında tanımlı irdelemeler yapmıştım. Bazı özgürlüklerin nesnel, bazılarının zihinsel olduğuna da değinmiştim.  Sayın Orion işte bunlardan kimisini hürriyet, kimisini özgürlük olarak niteliyor; aradaki fark bundan başka bir şey değil.

Aradaki fark ise (varsa) hiç önemli değil; ancak bir nüans!
 
ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Haziran 03, 2011, 09:21:57 ÖS
Yanıtla #5
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 339
  • Cinsiyet: Bayan

 Türk dil kurumunca her kelimenin guzel detaylı acılımı var ama bizler guncel konusmalarda algımızca anlamlandırdıgımızca ifadeleşiyoruz.

Benim algımcada Özgür = hür
 acaba .....özgür kelimeside özhür den özgür olmus olabilirmi?
özümüz hürdür..
Hani arkataş=arkadaş  kelimesi arkamızı dayandıgımız taş. .bizi koruyan kolluyan destegimiz olan tas gibi saglam kişiler icin ifade edilir.


Haziran 07, 2011, 12:11:10 ÖS
Yanıtla #6
  • Ziyaretçi

"Hür" olabilmek için insanın "ölüm korkusu"nu yenmesi gereklidir. Bu korku onun önündeki en büyük engeldir. İnsan 'ölmeden önce ölmeli' ve 'kendini bilme' yolundaki bu en büyük engeli aşmalıdır. Yoksa "hür" olmak mümkün değildir.

Çoğu üyenin izlediğini tahmin ettiğim V for Vendetta filmindeki kahramanlardan Evey hücre hapsinde uzun bir süre kaldıktan sonra idam edilmek için hücereden çıkarılır. Evey'e son defa işbirliği teklif edilir ve ölmekten korkmuyorum cevabının üzerine, hiçbir korkusunun kalmadığı ve "hür" olduğu söylenir...

Filmdeki bu güzel dialoğu da eklemek istiyorum:

- Valerie.

Özel bir yargıçlar kurulu
tarafından suçlu bulunduğunu...

...ve işbirliği yapmayı
kabul etmediğin takdirde...

...idam edileceğini bildirmeye geldim.

Ne demek istediğimi anlıyor musun?

- Evet.

- İşbirliği yapmaya hazır mısın?

- Hayır.

- Pekala.

Bayan Hammond'ı hücresine götürün.
Altı kişilik bir askeri ekip ayarlayın...

...ve onu kimyasal depoya
götürüp vurun.

Vakit geldi.

- Hazırım.

- Bak, tek istedikleri küçük bir bilgi.

Onlara sadece bir şey söyle,
herhangi bir şey.

- Teşekkür ederim...

...ama kimyasal depo arkasında
ölmeyi tercih ederim.

- O zaman artık hiçbir korku
taşımıyorsun.

Hürsün.


- Ne?

- Merhaba, Evey.

- Sen.
Sen miydin?

- Evet.

- Gerçek değil miydi?
Gordon...

- Üzgünüm, ama Bay Deitrich öldü.

Onu tutuklarlar zannetmiştim...

...ama evinde Kur'an bulunca
onu idam ettiler.

- Ah, Tanrım.

- Neyse ki onlar yakalamadan
seni kurtardım.

- Beni kurtardın mı?

Bunu bana sen mi yaptın?

Saçımı sen mi kestin?

Bana işkence mi yaptın?

Bana işkence yaptın!

Neden?

- Korkusuz yaşamak istediğini söylemiştin.

Keşke bunun daha kolay
bir yolu olsaydı ama yok.

- Aman Tanrım.

- Beni affetmeyebileceğini biliyorum.

Ama yaparken, bana ne kadar
zor geldiğini de anlayamazsın.

Her gün kendimde, senin şu an
bende gördüğün şeyi görüyordum.

Her gün buna
bir son vermek istedim...

...ama pes etmeyi reddettiğin
her seferinde...

...son veremeyeceğimi biliyordum.

- Sen hastasın! Sen kötüsün!

Buna sen bir son verebilirdin, Evey.
Pes edebilirdin ama etmedin.

Neden?

- Beni rahat bırak...

...senden nefret ediyorum!

- İşte bu yüzden! İlk başta ben de sebebin
nefret olduğunu sanıyordum.

Tek bildiğim nefretti.
Nefret bana yeni bir dünya kurdu...

...beni tutsak etti, yemeyi, içmeyi,
nefes almayı öğretti.

Damarlarımdaki yoğun nefret
duygusuyla öleceğimi sanmıştım.

Ama sonra bir şey oldu.

Bana olan şeyin aynısı
sana da oldu.

- Kes sesini!
Yalanlarını dinlemek istemiyorum!

Sanatçıların, yalanı,
gerçeği söylemek için...

...kullandıklarını
söyleyen senin babandı.

- Evet, bir yalan yarattım.

Ama ona inandığın için,
kendinle ilgili bir gerçeği keşfettin.

- Hayır!

- O hücrede gerçek olan şey...

...şimdi de geçerli. Orada hissettiğin
şeyin benimle bir ilgisi yok.

Artık hiçbir şey hissedemiyorum!

Ondan kaçma, Evey.
Hayatın boyunca kaçtın.

- Aman Tanrım.
Nefes alamıyorum.

Astım. Küçükken...

- Beni dinle, Evey.

Hayatının en önemli anı olabilir bu.
Ona sahip çık.

Anne ve babanı senden aldılar.
Erkek kardeşini senden aldılar.

Seni bir hücreye tıkıp, hayatın hariç...

...sana ait olan her şeyi senden aldılar.

Ve sen de yaşadığın için
şükrettin, öyle değil mi?

Sana bıraktıkları tek şey hayatındı,
ama değilmiş, öyle değil mi?

- Yapma!

- Ve başka bir şey buldun.

O hücrede, senin için hayatından daha çok
değer verdiğin bir şey buldun çünkü...

...istediklerini vermediğin takdirde
seni öldürmekle tehdit ettiklerinde...

...ölmeyi tercih ettiğini söyledin.

Ölümünle yüzleştin, Evey.

Sakindin. Serinkanlıydın.

O sırada hissettiğini şu anda da
hissetmeyi dene.

- Ah, Tanrım.

Benim hissettiğim...

- Evet?

- Başım dönüyor.

Temiz havaya ihtiyacım var.
« Son Düzenleme: Haziran 07, 2011, 12:16:21 ÖS Gönderen: Orion »


Ağustos 27, 2012, 12:46:38 ÖÖ
Yanıtla #7
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 84
  • Cinsiyet: Bay

Sn ADAM foruma ilk üye olduğumda okumaya buradan başlamalıymışım dedim içimden :) Karşılıklı tartışmalar, sohbetler, fikir transferlerini üzerine inşaa edeceğimiz sınırları buradan alacağımı düşünüyorum.Gönül kabım kapasitesi kadar anladım ana fikirinizi...
Non nobis, Domine, non nobis, sed Nomini Tuo da gloriam


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
2 Yanıt
2658 Gösterim
Son Gönderilen: Ekim 24, 2007, 02:44:52 ÖS
Gönderen: MASON
3 Yanıt
7621 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 22, 2011, 08:01:58 ÖS
Gönderen: NOSAM33
7 Yanıt
11179 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 20, 2008, 09:18:44 ÖS
Gönderen: saskin
2 Yanıt
4009 Gösterim
Son Gönderilen: Mayıs 15, 2009, 02:55:29 ÖS
Gönderen: ceycet
1 Yanıt
3476 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 12, 2012, 06:48:22 ÖS
Gönderen: yazbenide
8 Yanıt
8482 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 12, 2012, 06:46:52 ÖS
Gönderen: yazbenide
3 Yanıt
7058 Gösterim
Son Gönderilen: Ekim 22, 2012, 08:09:47 ÖÖ
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
11394 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 17, 2010, 02:23:35 ÖÖ
Gönderen: scherif
16 Yanıt
17131 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 13, 2011, 10:39:41 ÖÖ
Gönderen: Genius Loci
0 Yanıt
1853 Gösterim
Son Gönderilen: Ağustos 19, 2011, 11:37:16 ÖÖ
Gönderen: karahan