Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: MARTIN LUTHER (bir başka açıdan bakış) - 1  (Okunma sayısı 3056 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Ekim 30, 2010, 02:37:09 ös
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7281
  • Cinsiyet: Bay




16. yüzyılda Katolik Kilisesi’nin yüzyıllarca sürdürmüş olduğu otoritesini yıkan ve Hıristiyan dinine yeni bir mezhep getiren Martin Luther’i, lise öğrenimi görmüş herkes bilir. Üstelik onunla ilgili olarak o kadar çok kitap yazılmış ki…

Bir özgürlük, bağımsızlık ve hoşgörü kahramanı olarak gösterilmiştir. Oysa birçok araştırmacı hiç de aynı görüşte değil.

Acaba Luther’in gerek kişiliğinin gerekse yapmış olduklarının aslında hiç de çoğunluğa benimsetilmiş tarzda olmadığını ileri süren araştırmacıların savlarına dayanarak bir anlatım yapacak olursak, bu kez bir tür komplo üreticilerinin tuzağına düşmüş ya da en azından ön yargılı davranmış mı oluruz?

Diyelim ki öyle… Ancak bu da bir başka açıdan bakıştır. Neden bunu da görmeyelim. Sonra herkes kendi yargısını kendi özgür düşüncesiyle oluştursun. İster öterden beri anlatılmış olanlara inanmayı sürdürsün, ister benim bu başlık altında anlatacaklarıma da “Belki!” diye en azında kuşkuyla baksın.

Herkes gibi, Martin Luther’in çocukluğunda başından geçmiş olanların onun kişilik yapısını etkilemiş olduğu elbette objektif bir gerçek… Çocukluğunda çok daya yemiş, gerek evinde gerek okulda. Bunun sonucunda evde özellikle babasına, okulda ise öğretmenlerine korku ile bakar olmuş. Olağan dışı da bir olgu değil bu, özellikle 16. yüzyıl Almanyası’nda. Ancak günümüzün araştırmacıları, hele psikologlar, onun bu nedenle “nevrotik” bir kişilik edindiğini belirtiyor.

Üniversite öğrenimi sırasında başına gelen bir dolay, yaşamında büyük değişiklik yaratmış. Yolda yürürken yanı başına yıldırım düşmüş. Çok korkmuş. Yere kapanmış bir halde, «Bana yardım et Azize Anna. Kurtulursam, söz veriyorum papaz olacağım.» demiş. Sonra da sözünü tutmuş. Aziz Augustinus tarikatına bağlı bir manastıra girip, rahip olmuş. Sonra da Wittenberg Üniversitesi’nde teoloji dersi vermeye başlamış. O günlerde, Katolik >Kilisesi’nin  görevlendirdiği bir Dominiken tarikatı keşişi olan Johann Tetzel, Wittenberg’de bağışlanma belgesi satmaktaymış. Luther, bu uygulamaya zaten öteden beri karşı olduğu için, bir akademik tartışma başlatmak amacıyla Wittenberg Kale Kilisesi’nin kapısına ünlü bildirgesini asmış.

Şimdi… Hep bu bildirgeyi Protestanlığı başlatan bir protesto olarak biliriz değil mi?... Aslında o, işin sonrasının sonucu. Başlangıcı ise sadece bir tez ortayla koymak.

Ardından elbette hakkında soruşturma açılması evresi var. Martin Luther, kendisine yöneltilen suçlamalara hiç yanıt vermemiş; savunma yapmamış. Gidip Saksonya Dükü 3. Friedrich’in koruması altına girmiş. Papa 10. Leo, dükten Luther’in Roma’ya gönderilmesini istemiş ama hava. O tarihlerde zaten birçok soylu Katolik Kilisesi’nin baskılarından bıkmış usanmış durumda. Hepsi kendisine bir çıkış, bir kurtuluş olu arıyor. Saksonya dükü Luther’i kendi lehine kullanmış.

1517 yılındaki bu olaylardan sonra Luther’in Katolik Kilisesi’yle üç yıl kadar süren bir didişmesi var. Sonuç belli: Aforoz.

Bu sırada Luther, “Von der Freiheit des Christenmenschen” (Hıristiyanların Özgürlüğü Üzerine) adlı kitabını yayınlar. Belki de bundan ötürü özgürlüğün savunucusu olarak nitelenmiştir.

1521 yılında Kutsal Roma-Germen İmparatoru 5. Charles, Luther’i ifade vermek üzere Worms kentine çağırır. Luther işte buna karşı çıkamaz. Ancak yol boyunca kendisine birçok katılan olur ve Worms’a büyük bir kalabalık eşliğinde âdeta zafer kazanmış bir komutan gibi girer.


Kendisine o kitabındaki sapkın düşüncelerinden vazgeçmesi söylendiğinde şöyle der: «Kutsal metinler ve akıl yoluyla ikna edilmediğim sürece papaların ve konsillerin otoritesini kabul edemem. Çünkü bunlar kendi aralarında çelişmektedir. Benim vicdanım ise sadece Tanrı’nın sözüne bağlıdır. Bu nedenle hiçbir görüşümden dönmüyorum çünkü kişinin vicdanına karşın yazdıklarını yadsıması doğru olmaz. Tanrı yardımcım olsun.»

Hiçbir sonuç çıkmayan bu olaydan sonra da Luther Wartburg kentine yerleşir ve orada İncil’i Almancaya çevirmeye başlar.

Hani derler ya “Luther’in yaptığı iş aslında İncil’i Almancaya çevirmekten başka bir şey değildi.” İşte o deyiş de onu biraz küçük görmek oluyor, çünkü her şeyin başlangıcından dört yıl sonraki bir girişim.

Yıl 1524.. Almanya’da, bir başka başlık altında daha önce sözünü etmiş olduğum köylü ayaklanması olayı başlıyor. Bunun kanlı bir şekilde bastırılışından sonra, Luther’in bir manastırdan kaçmalarına yardım ettiği genç rahibelerden biriyle evlendiğini görürüz. Kimileri bu işi de sansasyona yöneltip bir skandal olarak nitelemiştir ama o da bir abartmadan başka bir şey değil.

1526 yılında Luther kendi yazdığı bir kitapla Almanca âyin ve kutsal törenleri yürürlüğe koyar. Üç yıl sonra ise Batı uygarlığını İslâm tehlikesinden korumak için Türklere karşı savaşmanın her Hıristiyanın görevleri sıralayan bir kitap yazar. Bunun ardından Hıristiyanlığın temel inanç ve doktrinlerinin soru-yanıt şeklinde düzenlenmiş olduğu kitabı çıkar.

Elbette yazmış olduğu daha çok kitap var ama ben en önemlilerine değinmekle yetiniyorum. Hepsinin içinde belki en önemlisi Papalık örgütünün Şeytan tarafından kurulmuş olduğunu ileri süren saldırısıdır. Zaten yaşamı boyunca hoşlanmadığı her şeyde bir şeytan eli aramıştır. Öyle ki, şeytanın, onun yaşamının egemen düşüncesi olduğu bile söylenebilir. Hatta şunu bile söylemiştir: «Mantık, şeytanın en büyük fahişesidir; doğası ve tarzıyla ahlâkı bozan bir fahişedir; şeytanın görevlendirdiği bir fahişedir. Bedeni uyuz ve cüzzam tarafından sürekli kemirilen bu *, ayaklar altında çiğnenip yok edilmelidir, o ve onun aklı. Onun çirkinliğini göstermek için yüzüne hayvan pisliği atılmalıdır. Vaftiz sırasında suda boğulmalıdır.»

Bu deyişiyle bir yandan da Katolik Kilisesi’nin, felsefesinde kendisine bir temel almış olduğu Aristoteles’e yüklenmiş olmaktadır.

Luther’in içkiye çok düşkün olduğu da bilinmektedir. Bundan kendisi de yakınmaktadır ama şöyle: «Biz iğrenç bir vahşi gibi davrandık; günler, geceler boyu aklımızı, düşüncemizi başımızdan defedip midemizi içkiyle doldurmaktan başka bir şey düşünmedik... Şeytan beni cezalandırmak ve benimle alay etmek için uğraştığında, ona uyarım.» Yine Şeytan… Bunun sonrası da var, sağlığı bozulduğunda: «Neredeyse bir aydır gürültüden çok baş ağrısından sıkıntı çekiyorum. Bunun nedeni belki şarap belki de şeytanın kötülüğüdür.»





Sanırım böylece Luther’in biyografisini bir başka açıdan çizmeye çalışmış oldum. Bundan sonra onun çeşitli konulardaki düşüncelerini aktarmaya girişeceğim. Elbette bunlardan ilki “din” konusunda olacak. Sonra diğerlerine de geçeriz. Bakalım siz de anlatacağım kimi incelikleri önceden bilmiyor idiyseniz, Martin Luther’i böyle tanıyor muydunuz?



ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Ekim 30, 2010, 07:40:33 ös
Yanıtla #1
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 1741
  • Cinsiyet: Bay


Evet!...

Açıkçası ben,kilisenin otoritesine boyun eğmediği,dogmalara karşı duruşu,referans olarak sadece İncil'i benimsediği inancıyla kendisine saygı duyuyordum.

Hatta bir yazımda,İslam'da protestan kimliğin inşasına duyduğum özlemi bile vurgulamıştım.

Edinilen kanının ucunu açık bırakmanın faydasını birkere daha görmüş olduk.


Saygılar
Ben"O"yum,"O"ben değil...


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
0 Yanıt
2088 Gösterim
Son Gönderilen: Mayıs 05, 2007, 12:39:31 öö
Gönderen: Supeluta
0 Yanıt
2083 Gösterim
Son Gönderilen: Temmuz 25, 2007, 11:10:50 ös
Gönderen: shemuel
2 Yanıt
2186 Gösterim
Son Gönderilen: Eylül 17, 2008, 11:44:57 öö
Gönderen: akasya
0 Yanıt
2555 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 04, 2007, 09:36:18 ös
Gönderen: shemuel
1 Yanıt
2887 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 18, 2007, 05:33:05 ös
Gönderen: Isis
0 Yanıt
2562 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 01, 2010, 12:24:23 ös
Gönderen: ADAM
1 Yanıt
3121 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 22, 2011, 05:21:54 ös
Gönderen: Tij
5 Yanıt
8194 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 22, 2011, 05:29:00 ös
Gönderen: karahan
14 Yanıt
9833 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 27, 2017, 07:29:37 ös
Gönderen: Tık-Tik-Tak
2 Yanıt
2892 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 13, 2014, 11:20:56 ös
Gönderen: Melina