Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: BÖLMEYEN ANADİL MODELLERİ  (Okunma sayısı 1702 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Ekim 24, 2010, 09:22:51 ös
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 441
  • Cinsiyet: Bay


  Anadilde eğitim memleketi böler varsasyımı doğru olmadığı gibi, samimiyetten de uzak. doğru değil, çünkü dünyada yüzlerce ülkede anadilde eğitim yapılıyor ve bugüne kadar böleni görülmüş değil. Samimi olmadığının en yalın kanıtı cümlenin kendisinde başlıyor, söylenmek istenen şu zira: "Kürtçede eğitim Türkiye'yi böler." Anlaşılan yeni bölücüde "Kürt" Değil "Kürtçe" olacak

  'Anadil'-'ana sütü' kutsal kıyaslamalarına başvuran ' Kürt haklarını savunan Türkler' meselenin 'hak' yönünü telim ettikten sonra sıra 'hukuk' boyutuna gelince yeni bir 'yetmez ama evet' formülünde buluşuyorlar: Kürtçe eğitime evet, Kürtçede eğitime 'na'. Mümtazer Türköne'ye bakınız; "Kürtçe eğitim hakkı, doğrudan Türkçe öğrenmeyi cazip hale getiren bir uygulamaya dönüşebilir. Kürt vatandaşların meselesi Kürtçe eğitim veren bir kuruma sahip olmak, çocuklarına Kürtçe, eğitim verdirmek değil."

                                        [bİspanyol Modeli[/b]

   Cesareti köşesinde dar gelen bir köşe yazarını bugün okudum. Ve bu bölümü İspanyol modeli olarak böldüm. Yazara göre ; "Kürtçe oku yaz, gazeteni çıkar, televizyonunu seyret, kitabını yayınla,okulda dil dersini de al ama fiziği, kimyayı, matematiği Türkçe'den öğren." neden? Fen bilimlerini Türkler keşfetti de okullarda öğretmeyi mi unuttular? Kürtçe sayılarda eksiklik mi var? Yoksa Kürtçe günümüzde bir ağıt diline dönüştü, o yüzden matematiği ve onun şiirselliğini bozar diye bir durum mu söz konusu?

    Yazar aynı yazıda bolca model alıntısı da yapıyor. Hepsi nerden tahmin edin. -Avrupa'dan- Bir örneği ben seçtim  Şu medeniyetler ittifakının diğer lideri Zapatero'nun memleketini. Yazarın gövdesine dokunmadan, gıdıklayıp bölücülük paranoyasını hoplatır endişesiyle belki, kıyısından okşadığı bir modeli.

  1978 İspanyol Anayasası'nın 3. maddesinin 2. fıkrası şöyle buyuruyor: "Castellano'(İspanyolca) devletin resmi dilidir. Bütün İspanyollar bilmek zorundadır ve kullanma hakkına sahiptir." Madde 3, fıkra 2: Otonom topluluklarda, statülerine uygun olarak, her biri kendinin olan diğer İspanyol dilleri de resmidir.

   Diğer İspanyol dillerinden kasıt Katalanca, Galiçyanca ve Baskça. Kısacası bu halkalrın olduğu topraklarda eş resmi dilliliğin gereği olarak her birinde kendi özgün koşullarına uygun çift dilli bir eğitim sistemi söz konusu.

  Türköne, "Türkçe öğrenmeyi cazip hale getiren Kürtçe eğitim sisteminden bahsederken, bu topraklarda 30 yıldır teşvik edilen bu üç dildir, İspanyolca değil.Nedenide oldukça basit. Bu diller uzunca yıllar özellikle 40 yıllık Frankocu baskı altında inim inim inlediler. Katalanca ve Galiçyanca'nın toparlanması okadar zor olmadı. İkisi de hiç bir zaman Baskça kadar haritadan silinecek noktaya gelmedikleri gibi, İspanyolcaya yakınlıkları sayesinde öğrenilmeleri okdar zaman almadı.


                           Baskça


    1919'da kurulan Bask dili Akademisi, ancak 70'lerin sonlarında 10'a yakın lehçe arasında birleşik ya da standart bir Baskça oluşturabildi.

     Avrupanın en yaşlı ve hala ailesiz bu dili, en kırılgan noktada olanıydı. Yani 1960'lara doğru Basklılar, Frankocu baskı altında baskça, eğitim veren İkastola'ları evlerinde kurduklarında kim hangi lehçeyi biliyorsa onu öğretiyordu.1970'lerde evlerden binalara inecek olan  İkastola hala illegal ama rejimce görmezden gelme konumuna terfi etmişti.

   Bask ülkesi olarak da bilinen Bask Otonomi Topluluğu, 1980'de yürürlülüğe girdiğinde Baskça bilenlerin oranı %15'in altındaydı.İki yıl sonra Bask Parlemantosu, 'Baskça'nın normalizasyonu' adlı yasayla şimdi de yürürlükte olan üç seçenekli bir model oluşturdu.

    A modeli, eğitimin İspanyolca yapıldığı, Baskça'nın bir ders olarak verildiği; D modeli bunun tam tersi yani eğitim Baskça, İspanyolca bir ders, b modelinde derslerin yarısı Baskça, Yarısı İspanyolca. Model seçimini yapan aile, koşullarını garanti eden ise Bask hükümeti.

  1983-1984 öğretim döneminde üniversite öğrenci eğitiminde A modeline kayıtlı öğrenci sayısı %78 iken, bu oran 2010-2011'de %19'a indi. D modeli %7'den %59'a çıktı. Çift dilli B ise, %22'lerde. Şimdilerde çift dillilerin (Baskça ve İspanyolca) oranı %40 civarında. %17 'pasif çift dilli' var ki, kavram açıklamaya muhtaç.

   Bu rakamlara gelinceye kadar Bask hükümeti kamyonlarca para sarf etti, Katalan Hükümeti tırlarca harcadı dense yeridir. 2008 verilerine göre Katalunya'daki sonuç: Günlük hayatta %46'nın dili İspanyolca , yüzde 36'nınki Katalanca. Katalunya'da, zorunlu öğrenim boyunca eğitim dili Katalanca, İspanyolca haftada 2-3 saat arası veriliyor. Yönetime göre amaç, günlük yaşamın her alanında ,  Katalanca'yı İspanyolca seviyesine getirmek.

   Başbakan Erdoğan'ın önerdiği kurslar da Bask Ülkesinde bolca var. Ama büyüklere yönelik. Yani yaşı zorunlu öğrenim dönemini aşmış olanlar, 16yaş üstü için. Ücretini de hükümet karşılıyor.

   Şimdi sonuç olarak diller mi bölücü dillerin kullanuş amacını günlük hayata biçimlendirememekmi?

saygılarımla,