Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Memleketin Birinde - Aziz Nesin  (Okunma sayısı 2692 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Ocak 30, 2011, 05:59:45 ös
  • Administrator
  • Uzman Uye
  • *
  • İleti: 9559
  • Cinsiyet: Bay
    • Masonluk, Masonlardan Öğrenilmelidir

Memleketin Birinde
Aziz Nesin

- Sahsima ozel mesaj atmadan once Yonetim Hiyerarsisini izleyerek ilgili yoneticiler ile gorusunuz.
- Masonluk hakkinda ozel mesaj ile bilgi, yardim ve destek sunulmamaktadir.
- Sorunuz ve mesajiniz hangi konuda ise o konudan sorumlu gorevli yada yonetici ile gorusunuz. Sahsim, butun cabalarinizdan sonra gorusmeniz gereken en son kisi olmalidir.
- Sadece hicbir yoneticinin cozemedigi yada forumda asla yazamayacaginiz cok ozel ve onemli konularda sahsima basvurmalisiniz.
- Masonluk ve Masonlar hakkinda bilgi almak ve en onemlisi kisisel yardim konularinda tarafima dogrudan ozel mesaj gonderenler cezalandirilacaktir. Bu konular hakkinda gerekli aciklama forum kurallari ve uyelik sozlesmesinde yeterince acik belirtilmsitir.


Mayıs 23, 2020, 09:02:16 ös
Yanıtla #1
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 3097
  • Cinsiyet: Bay

Ramazan Tülü
21 Mayıs, 20:31 · Herkese Açık

https://scontent.fada2-2.fna.fbcdn.net/v/t1.0-9/99160988_1109635522750703_350584213138833408_n.jpg?_nc_cat=106&_nc_sid=8bfeb9&_nc_ohc=DUAHQXHmKMkAX_mNdGP&_nc_ht=scontent.fada2-2.fna&oh=8a9f9436d8b579b670f7b5873199c20a&oe=5EEF5499

Aziz Nesin 1948 yılında Bursa'ya sürgüne gönderilir...
"...Bursa’da tanıştığım başka bir kitapçıya gittim.
-“İngilizce ders verilir.” diye bir kağıda yazsam da, sizin dükkanın camına kağıdı yapıştırsam, nasıl olur?
-İş çıkmaz! dedi.
-Neden?
-Şimdi herkes İngilizce ders veriyor. Manav dükkanlarından, berber dükkanlarına kadar bak, hepsinin camında “İngilizce ders verilir” diye kağıtlar asılı…
Ağaçlara, duvarlara bile kağıt asmışlar. İngilizce dersi bu hızla giderse, ders verenler dersi alanlardan fazla olacak. O zaman, Türkçe ders verenlere iş çıkacak. En iyisi, siz Türkçe dersi verin.
Güldüm.
-Şaka değil, dedi, şuraya “Eski Türkçe dersi verilir” diye bir kağıt asalım, bak kaç kişi gelecek.
Dediğini yaptık.
Bir hafta sonra dört öğrencim oldu. Bunlar, dokuzla on üç yaş arasında çocuklardı. Eski kitapları okumak isteyen gençlerden gelir sanmıştım, oysa çocuklar geldi.
Önce bir baba geldi.
-Kuran dersi verir misin? dedi.
Bu, hiç hesapta yoktu.
-Veririm… dedim.
Adam, çocuğunu göndermeden önce, beni Kuran’dan bir sınava çekti. Vaktiyle hafız olmanın bir zaman gelip yararını göreceğimi hiç ummamıştım. Kuran öğrencileri birken iki, ikiyken üç oldu.
Her sabah Ulucami’ye gidiyoruz. Öğrencilerime Kuran dersini camide veriyorum. Öğrenciler sekize çıkınca, başıma bir iş gelecek diye korkmaya başladım. Çocuklarının iyi yetiştiğine memnun babalar birbirlerine haber veriyorlar.
Çocuklardan birinin babası, bigün,
-Maaşallah, çok çabuk öğretiyorsunuz, dedi. Bizim oğlana bir hoca ders veriyordu. Oğlan bir yılda “Amme”ye gelemedi.
Durum iyi. Hani içimden, “Sürgünden sonra da Bursa’da kalsam, bu Kuran dersi hiç de kötü iş değilmiş…” diye geçiriyorum.
Bir sabah yine Ulucami’de bekledim. Öğrencilerimden hiçbiri gelmedi. Ertesi gün de gelmediler. Camide tanış olduğum, müezzin ya da kayyum gibi biri vardı, ona nedenini sordum. Kem küm ediyor, ağzından baklayı çıkarmıyor.
-Hastalanmışlardır, diyor.
-Salgın hastalığına tutulmadılar ya bunlar… Hiçbiri gelmiyor.
Bir daha öğrencilerim gelmedi. Sonradan öğrendim.
Öğrencilerimden birinin babasına,
-Oğlunuza kim Kuran okutuyor? Biliyor musunuz? diye sormuşlar.
-Hafız Aziz! Demiş.
-Hafız mı? Ne hafızı? Tam hafızı bulmuşsunuz maaşallah…
Ne olduğumuzu anlatmışlar.
Bunu bana bigün, kahvede ahbap olduğum, ama kim olduğumu bilmeyen bir adam anlattı.
-Ah kardeşim ah, dedi, İstanbul’dan buraya sürgün ediyorlarmış, burada hafızız diye ortaya çıkıyorlarmış. Bu heriflerin girmediği kılıf yok… Az kaldı ben de çocuğumu gönderecektim. Öyle de güzel, çabuk öğretiyormuş ki… Az kaldı çocuğu zehirletecektik…
Böyle bir adamın Ulucami’de hafızlık edeceği kimin aklına gelir?"
(AZİZ NESİN, "Bir Sürgünün Anıları", Nesin Yayıncılık, 2019)
Bu metni okurken hafızama gelen,
Aziz Nesin öldü, oglu Ali Nesin Profesör oldu. Matamatik Nobeli olarak nitelendirilen ödülü aldı.
Aziz Nesin vasiyetinde bütün mal varlıgını kendi kurdugu, yetim çocukların çogunlukta oldugu matamatik köyüne hibe etti.
Ali Nesine bir ropörtajda babanız mal varlıgını sizin yerinize matamatik köyüne hibe etti bu konuda düşünceniz nedir sorusuna, ben profösör'üm ve aldıgım maaş bana yeterli babam dogrusunu yaptı dedi.
Erbakan öldü.Çocukları Erbakan'ın mal varlıgını bölüşemedi. Mahkeme, mahkeme, icra dairesi, icra dairesi dolandılar
Bütün Saadet partililerin bildigi, mahkeme partiyi kapatırsa yeni kurulan parti de genel merkez olarak kullanırız diye Erbakan'ın üzerine yapılan Balgatta ki genel merkezi,Fatih Erbakan Saadet'e genel başkan olamayınca, tapu kaydı babasının üstünde oldugu için gasp etti.
Türkeş ölünce....Sopa yemekten korkarım, bilen biliyor Türkeşin mal varlıgını çocuklarının bölüşemeyip mahkemelerde gezdigini
Necmettin Erbakan ve Çocukları:Islamcı
Alparslan Türkeş ve Çocukları: Milliyetci
Aziz Nesin ve Oglu Ali Nesin: Ateist
Bunu yazarken sonunda bir yere baglayacak bir şey soracaktım.
Soruyu unuttum.


ALINTI
audi-vide-tace
    dinle-gör
        sus


Mayıs 23, 2020, 09:28:31 ös
Yanıtla #2
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 282
  • Cinsiyet: Bay

Aslında sorulacak çok bir şey yok.
İslâmî gelenekten gelen kendi ailem ve tanıdığım neredeyse tüm ailelerde bu var. 3 kuruş etmeyecek mal mülk yüzünden birbirine yüz çevirme geleneği... Gerçi Dünya değeri olsa kalanın da değişmemeli davranış ama bir de bunu dini kitaba bağlayıp, bak ayet var deyip, erkeğe iki kadına bir şeklinde pay etmek var. Bir de geniş geniş bunun sebebine kılıf aramalar...
Gel gör ki hayatında iki rekat namaz kılmaz belki ama mal mülk bölmeye gelince herkes kitaba göre hareket eder.
Bu hayatta o kadar paradoks var ki sıtkımız sıyrıldı.
Sonuç olarak evrenin adaleti yerini er geç buluyor. Neden Aziz Nesin ve oğlu Ali Nesin bu değerde iken, Erbakan'lar, Türkeş'ler bu hâlde bilenler biliyor, görüyor, anlıyor.
İyiliğin din inancı ile paralel olmadığını anladığımız gün Dünya sevgi bahçesine dönüşme yolunda en büyük adımı atacaktır.
Saygılar.
Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine...


Mayıs 24, 2020, 12:16:31 öö
Yanıtla #3
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 111
  • Cinsiyet: Bay

"Miras"  işi gerçekten de tam bir karmaşa.
Geçen yıl anne tarafımda da "miras" olayı cereyan etti. Önce Uzaktan izledim.  Sonra anlaşamadılar ve avukata gittiler. Sonra başka bir avukat. Derken 4. Avukata gittiklerinde teyzelerimden birisi avukatı daha önce tanıdığını söyleyince en son bana geldiler.  1 hafta süre istedim. Yasaya göre miras hukuku ve mal paylaşımı üzerine kimsenin kimseden fazla veya noksan hak elde etmemesi için okuyup öğrendiklerimi hepsine anlattım. Sonra sözleşme imzalattım. Sonra notere hep beraber gittik. Herkes payını isteyerek ve ikna olmuş şekilde aldı ve şuan kardeşlerin arasından su sığmıyor. 
Diyeceğim o ki; tatlı dil ve ikna kabiliyeti olan biri ile karşılaşan Miras yediler, bir şekilde ikna oluyorlar.
Bu arada şuan emlakcı  olarak arsa satmaya başlasam gayet başarılı olurum gibi.


Biz farklılıklara tahammül etmesini bilmeyen insanlarız. Sevdiğimizi severiz, başkalarının ise bizi sevmeme hakkının olmasına katlanamayız.


Mayıs 24, 2020, 09:34:22 öö
Yanıtla #4
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 56
  • Cinsiyet: Bay

Aslında sorulacak çok bir şey yok.
İslâmî gelenekten gelen kendi ailem ve tanıdığım neredeyse tüm ailelerde bu var. 3 kuruş etmeyecek mal mülk yüzünden birbirine yüz çevirme geleneği... Gerçi Dünya değeri olsa kalanın da değişmemeli davranış ama bir de bunu dini kitaba bağlayıp, bak ayet var deyip, erkeğe iki kadına bir şeklinde pay etmek var. Bir de geniş geniş bunun sebebine kılıf aramalar...
Gel gör ki hayatında iki rekat namaz kılmaz belki ama mal mülk bölmeye gelince herkes kitaba göre hareket eder.
Bu hayatta o kadar paradoks var ki sıtkımız sıyrıldı.
Sonuç olarak evrenin adaleti yerini er geç buluyor. Neden Aziz Nesin ve oğlu Ali Nesin bu değerde iken, Erbakan'lar, Türkeş'ler bu hâlde bilenler biliyor, görüyor, anlıyor.
İyiliğin din inancı ile paralel olmadığını anladığımız gün Dünya sevgi bahçesine dönüşme yolunda en büyük adımı atacaktır.
Saygılar.
Sayın Özgürefe,
Benim ailemde inançsız ve eşimle ben inançlıyım.
Bize miras konusunda zulmediyorlar.
Bence bu işlerle inancın yada inançsızlığın ilgisi yok.
Kişilerin ne yaptığı bizi ilgilendirmez. Eğer başkalarının davranışına göre yol çiziyorsak hele bu yol bir inanç sistemini yargılamak ise sıkıntı var demektir. Bence herkes kendi inancını içinde yaşasın. Kimse kimsenin inandığına ÖZGÜRLÜĞÜNE dil uzatmasın. Tıpkı bu forumda kimsenin size dil uzatmadığı gibi. Burası mahalle kahvesi değil. Falanca şunu yapmış durumlarına girmeyelim. Kalite düşmesin.
Sevgilerimle ve Saygılarımla.


Mayıs 24, 2020, 09:49:45 öö
Yanıtla #5
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 282
  • Cinsiyet: Bay

Aslında sorulacak çok bir şey yok.
İslâmî gelenekten gelen kendi ailem ve tanıdığım neredeyse tüm ailelerde bu var. 3 kuruş etmeyecek mal mülk yüzünden birbirine yüz çevirme geleneği... Gerçi Dünya değeri olsa kalanın da değişmemeli davranış ama bir de bunu dini kitaba bağlayıp, bak ayet var deyip, erkeğe iki kadına bir şeklinde pay etmek var. Bir de geniş geniş bunun sebebine kılıf aramalar...
Gel gör ki hayatında iki rekat namaz kılmaz belki ama mal mülk bölmeye gelince herkes kitaba göre hareket eder.
Bu hayatta o kadar paradoks var ki sıtkımız sıyrıldı.
Sonuç olarak evrenin adaleti yerini er geç buluyor. Neden Aziz Nesin ve oğlu Ali Nesin bu değerde iken, Erbakan'lar, Türkeş'ler bu hâlde bilenler biliyor, görüyor, anlıyor.
İyiliğin din inancı ile paralel olmadığını anladığımız gün Dünya sevgi bahçesine dönüşme yolunda en büyük adımı atacaktır.
Saygılar.
Sayın Özgürefe,
Benim ailemde inançsız ve eşimle ben inançlıyım.
Bize miras konusunda zulmediyorlar.
Bence bu işlerle inancın yada inançsızlığın ilgisi yok.
Kişilerin ne yaptığı bizi ilgilendirmez. Eğer başkalarının davranışına göre yol çiziyorsak hele bu yol bir inanç sistemini yargılamak ise sıkıntı var demektir. Bence herkes kendi inancını içinde yaşasın. Kimse kimsenin inandığına ÖZGÜRLÜĞÜNE dil uzatmasın. Tıpkı bu forumda kimsenin size dil uzatmadığı gibi. Burası mahalle kahvesi değil. Falanca şunu yapmış durumlarına girmeyelim. Kalite düşmesin.
Sevgilerimle ve Saygılarımla.
Elbette inanç meselesi değil. Ben de bunu anlatmaya çalıştım ama başaramamışım.
Kimsenin inancına laf ettiğim yok! Geçmiş mesajlarıma da bakarsanız anlarsınız. Sadece benim gösterdiğim saygıyı inanmayanlara da gösterirseniz sıkıntı kalmaz.
Üstteki Aziz Nesin yazısı da tam da bunu anlatıyor. Ha Siz o yazıdan veya benim yazımdan inanmayanlar iyi, inananlar kötüyü anlıyorsanız üzülürüm.
Daha önce yazdığımı anlayın diye büyük harflerle yazıyorum ve polemiği kesiyorum, zira saygı bunu gerektirir:
İYİLİĞİN DİN İNANCI İLE PARALEL OLMADIĞINI ANLADIĞIMIZ GÜN DÜNYA SEVGİ BAHÇESİNE DÖNÜŞME YOLUNDA EN BÜYÜK ADIMI ATACAKTIR.
Selametle kalın.
Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine...


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
4 Yanıt
5181 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 28, 2008, 03:14:15 ös
Gönderen: Isis
0 Yanıt
2151 Gösterim
Son Gönderilen: Ağustos 31, 2009, 08:55:32 ös
Gönderen: ceycet
1 Yanıt
1692 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 26, 2015, 06:45:37 ös
Gönderen: Risus
0 Yanıt
1361 Gösterim
Son Gönderilen: Temmuz 11, 2014, 04:52:00 ös
Gönderen: Melina