Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Masonluğa Girmek Bakımından Fiziki Engeller Nelerdir?  (Okunma sayısı 4691 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Mart 10, 2011, 08:31:53 ÖÖ
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7252
  • Cinsiyet: Bay




2009 yılında bu bağlamda bir soru atılmış ortaya…

http://www.masonlar.org/masonlar_forum/index.php?topic=6690.0

Hiç kimse yanıt vermemiş.

Gerçi soruyu soranlar uzun süredir forumda yok. Üstelik bu konu forumun bir başka alanında daha irdelenmişti; biliyorum. Ancak bunun ilgi konusu olduğunu da biliyorum. Bu nedenle şöyle bir irdelemek istedim.



Çağımızdaki Masonluktaki çoğunluk benimseyişi, bu kurumun Orta Çağdaki inşaatçı mason topluluklarının (Operatif Masonluk) biçim değiştirmiş bir devamı olduğu tarzındadır. Bu nedenle de o eski mesleğin birçok kuralı, çağımızdaki Masonlukta da geçerli sayılmıştır.

Operatif Masonlukta herhangi bir sakatlığı bulunan bir kişinin locaya çırak olarak alınması söz konusu olamazdı. Bunu anlayışla karşılamak gerekir çünkü kişinin fiziki engeli, öncelikle beden gücünü gerektiren bu meslek bakımından bir sorun yaratır.

Ancak bu “sakatlık” konusunun herhangi bir tanımı yapılmamış, hangi tür ve ne ölçüde sakatların alınmayacağı belirtilmemiştir. Bunu da doğal karşılamak gerekir çünkü sınırın nereye konulacağını belirlemek pek zordur. Örneğin bir elinin bir parmağı kopmuş bir kişi mesleğe alınabilir mi? Hadi diyelim ki evet. Peki iki parmağı yoksa?... Eh!... Ya üç parmağı?... Nerede duracaksınız? Dilsiz ve sağır olan bir kişi alınabilir mi? Eli iyi işlese de kendisine söylenenleri de duyabilmeli; çünkü burada bir de eğitim var. Dolayısıyla sakatlık ya da engellilik kesinlikle dışarıda bırakılmış.

Buna karşın tarihte mesleğe böyle çırakların da yer yer ve zaman zaman alınmış olduğu bilinmiyor değil. Bunların arasında en çok bilinen örnek de İskoçya’daki ünlü Rosslyn Şapeli’nin yapımı sırasında mesleğe alınmış olan çırak. Gerçi onun ayrı bir gerekçesi var bilinen ama alınmış işte…

Bu konunun bir sonraki aşaması, kişinin işi sırasında bir kaza geçirip sakatlanması… O zaman ne olurdu? Elbette o kişi meslekten çıkarılamazdı artık. Yapabileceği işleri yapmaya devam ederdi. Kalıcı sakatlığı nedeniyle hiçbir iş yapamayacak durumdaysa, loca onu sosyal niteliğini de gözeterek koruma altına alırdı. Sigorta yoktu elbette ama loca kendi kendisini sigortalardı bir bakıma. Günümüzdeki locaların pek de yapamadığını o zamanki operatif mason locaları kendi çerçevelerinde gerçekleştiriyorlardı. Bu sadece inşaatçılık için değil, çoğu başka meslek ve zanaat alanlarında da geçerliydi.

İşte günümüzün Masonluğunda da başlangıçta, özellikli ilk yasalarda fiziki engelli bir kişinin Masonluğa alınamayacağı belirtilmiştir. Burada da bir sınır konulmamıştır. Bu sınırı günümüzün Masonluğunun  bir gereği olarak “akıl ve bilgelik” belirler.

Bir masonun görmesi, duyması ve ritüeller uyarınca belirli hareketleri rahatça yapabilmesi gerekir. Forum kuralları uyarınca bu hareketlerin neler olduğuna giremem. Ancak tıpkı Operatif Masonlukta olduğu gibi, sınırla sayıda oranın eksikliği, bu bağlamda bir engel sayılmayabilir. Bunun ölçüsünü ritüel belirler. Orada yazılı değildir ama ritüel uyarınca neyin gerektiği bellidir.

Sonradan sakatlanma durumunda ise durum aynıdır. Hiç kimse ritüel uyarınca gerekli olan organlarından birini yitiren bir masonu dışlayamaz. Aksine, Masonluktaki “kardeşlik” ona daha çok sarılmayı, onunla daha yakından ilgilenmeyi bile gerektirir. Nitekim bu nedenle sonradan bir fiziki engel ile karşılaşan birçok masonun, yıllarca localarının çalışmalarına hiç aksatmadan katılmış olduğu da bilinmektedir.

Fiziki engelden çok daha önemli olan zihinsel engeldir. İşte bu, kişinin masonluğa kabul edilmemesini gerektirir. Çünkü “spekülatif” olarak da anılan günümüzün Masonluğu bir düşünce mesleğidir. Ne var ki, böyle bir durumla sonradan da karşılaşılabilir. Bırakın bir masonun geçirdiği bir hastalık nedeniyle zihinsel bakımdan engelli duruma düşmesini, kimilerinin ilerleyen yaşlarda kendiliğinden ve doğal olarak zihinsel melekelerini yitirdiği de elbette görülmektedir. Masonlar, localarına devam edebildikleri sürece o kardeşlerini de kucaklamaktan geri kalmaz.

Özetle, “Herhangi bir fiziki engeli bulunan bir kişi mason olamaz.” diye kestirip atmak çok yanlıştır. Bunu masonlar, kendi aralarında değerlendirecektir. Hiç kimsenin de onları bu bağlamdaki kararlarından ötürü sorgulayamaya hakkı yoktur. Onlar, hem Masonluğun genel yararını hem de mason olacak kişiyi düşünür; haksız ayrıcalık tanımaz ve aşırılığa kaçmazlar. Hiç kimsenin bundan kuşkusu olmasın.

ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Mart 10, 2011, 11:07:32 ÖÖ
Yanıtla #1

Bizim Forumda bir yerde gördüğümü hatırlıyorum ama başlığı aramadım doğrusu...

Londra’da 3856 numaralı “Lux in Tenebris” (Karanlıklar İçinde Işık) Locası’nın tüm üyeleri görme özürlüdür.

Paylaşmak istedim.

Saygılarımla.
Bir kavramın tarihini bilmediğiniz sürece
Kavramın kendisini idrak edemezsiniz


Mart 10, 2011, 12:23:54 ÖS
Yanıtla #2
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7252
  • Cinsiyet: Bay


Sayın Mustafa Kemal'in ilettiği çok ilginç bir bilgi...

Olağan koşullar altında bir görme özürlünün Masonluğa alınamayacağı düşünülür. Hani somut simgeleri bir yana bırakın, karanlıktan aydınlığa geçişin simgesel uygulaması (nir-u ziya verilmesi) bile gerçekleştirilemez. Ritüelik çalışmalarda görselliğin çok önemli bir yeri olduğu için, bunun olamayacağı düşünülür.

Ancak gelişmiş ülkelerde görme özürlü oluşun hiç de bir sorun yaratmadığı, o kişilerin iki gözü gören birçok kişiden bile daha iyi görebildiğini izliyoruz. Ülkemizde de bu bağlamda çok iyi atılımlar ve ilerlemeler var ama henüz emekleme döneminde. Beni tek bir şey düşündürür: Acaba görme özürlülre renk farklarını da aktarabiliyorlar mı? Bunun da bir teknik çözümünü bulmuş olduklarına inanırım.

Demek ki o tekniklerden yararlanılarak görme özürlülerin de masonik çalışmalar yapabilmeleri sağlanmış. Ne güzel! Ancak sanırım gözleri görenler, onların kendi localarında ylaptıkları çalışmaları izleecek olursa, onlardan dahaü kör durumdadırlar.

Böyle düşününce, duyma ve konuşma özürlülerin de bir locada toplanması, onlar için de özel ritüelik uygulamalar yapılması hiç de yadırganamaz oluyor. Kim bilir, belki bir yerlerde öyle bir loca da vardır.

Bunu daha da öteye götürelim... Yürüme özürlüller için bir loca... Niçin olmasın? Hatta diğer bedensel özürlüller için de... Niçin olmasın?

Bizim gibi tüm organları sağlam kişilere bunlar garip geliyor olabilir. Nitekim Masonluktaki genel kurallar ve gerekler de hep o sağlam kişiler için. Ancak unutmayalım ki asıl önemli nokta zihinsel özürlü olmamaktır. İşin ilginç yanı şu ki, toplumlarda bedensel bakımdan pek sağlıklı olup zihinsel özürlüler büyük bir kitle oluşturuyor.

Burada "zihinsel özürlü" sözüyle şu ya da bu bakımdan bir psikiyatrik rahatsızlığı olanları hedeflemiyorum. Kendilerini bilgisizliğe tutsak etmiş olanlar, ön yargılarını bir türlü gideremeyenler, bildiğim bildikçi bağnazlıktan kendilerini alamayanlar, hep ve sadece kendilerini düşünen benciller, aşırı tutkularını gideremeyenler... İşte bence asıl zihinsel özürlülüler bu gibi kişiler... Masonluğun amaçlarında biri de onların bu özürlülüklerini giderebilmek değil mi?   
 
 
ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Temmuz 31, 2012, 04:01:01 ÖS
Yanıtla #3
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 84
  • Cinsiyet: Bay

Allaha çok şükür iyiyim ancak bu bilgi benide muıtlu etti Sn. ADAM
Non nobis, Domine, non nobis, sed Nomini Tuo da gloriam


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
75 Yanıt
33183 Gösterim
Son Gönderilen: Haziran 03, 2018, 03:11:43 ÖÖ
Gönderen: Byr
10 Yanıt
4763 Gösterim
Son Gönderilen: Ekim 20, 2008, 04:57:42 ÖÖ
Gönderen: MASON
1 Yanıt
2126 Gösterim
Son Gönderilen: Temmuz 03, 2009, 05:22:05 ÖS
Gönderen: mengin
5 Yanıt
3003 Gösterim
Son Gönderilen: Ekim 30, 2009, 10:32:08 ÖÖ
Gönderen: ADAM
38 Yanıt
12210 Gösterim
Son Gönderilen: Haziran 03, 2015, 09:41:58 ÖÖ
Gönderen: Risus
5 Yanıt
3826 Gösterim
Son Gönderilen: Ekim 14, 2012, 10:09:14 ÖS
Gönderen: NOSAM33
5 Yanıt
2871 Gösterim
Son Gönderilen: Temmuz 30, 2012, 08:06:54 ÖÖ
Gönderen: ADAM
9 Yanıt
4566 Gösterim
Son Gönderilen: Ekim 27, 2014, 08:08:46 ÖÖ
Gönderen: ADAM
2 Yanıt
1817 Gösterim
Son Gönderilen: Ağustos 11, 2012, 11:14:31 ÖÖ
Gönderen: ADAM
10 Yanıt
4795 Gösterim
Son Gönderilen: Temmuz 23, 2014, 04:25:23 ÖS
Gönderen: Tubalkain