Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: İran’a Şeriat, Demokrasi ve Özgürlük Vaatleriyle Geldi.......  (Okunma sayısı 3230 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Mart 31, 2011, 01:18:25 ÖS
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 304
  • Cinsiyet: Bay

Benim adım Bahman Nirumand. İranlı bir gazeteci-yazarım.Şah’ın devrilmesinde aktif rol oynayanlardanım.Ve aynı zamanda mollaların, demokrasi ve özgürlük getireceğine inanan milyonlarca solcu, demokrat, liberal ve milliyetçi insandan biriyim.

Evet, Humeyni yeryüzünde cenneti vaat etti bize. Demokrasi gelecek, kimse fikirleri ve siyasal görüşleri yüzünden tutuklanmayacak, işkence yapılmayacak, kadınlara eşit haklar verilecek, giyim serbest olacaktı. Şah’ı devirdikten sonra mollaların camiye geri döneceklerinden emindik. Devleti yönetecek durumda olduklarına inanmıyorduk.

Yanıldık. Kitaplardan ezberlediğimiz cümleleri, içi boş kavramları birbirimize söyleyip duruyorduk. Üzerinde durmadık

Her şey 14 Ocak 1979 tarihinde değişti. Şah, İran’ı terk etti. Ardından İran tarihinin en büyük yürüyüşü Tahran’da yapıldı. Sansür, yasak yoktu, istediğimiz gibi bağırıyorduk. Fakat mitingde ilk dikkatimi çeken, kim liberal Musaddık ya da solcu şehitlerin resimlerini taşıyor ise mollalarca dövülüyordu. Pek üzerinde durmadık bu olayın, "Hele bir kurtlarını döksünler, sonra sakinleşirler" diye düşündük. Ertesi gün gazetede, bir hırsızın genç mollalar tarafından yakalanıp, adına "İslam Mahkemesi" denilen bir mahalli heyet tarafından 35 kamçı cezasına çaptırıldığı haberini okuduk. Haberi ciddiye almadık; "Üç beş sapsızın işi" dedik.

Bu arada bira-şarap fabrikalarının yakılması, sinemaların tahrip edilip filmlerin sokaklara atılması gibi olayların üzerinde hiç durmadık. "Ufak tefek şeylerin" toplumun demokrasi ve ulusal bağımsızlık yolundaki çabaları etkilemesini istemiyorduk. Biz bunları söylerken, mollalar tarafından, kadın ve erkeklerin yan yana yüzemeyecekleri; okullarda aynı sınıflarda olamayacakları; birlikte spor yapamayacakları gibi gerici kararlar ardı ardına alınmaya başlandı.

"Müslüman kadınların yanında *ın yeri yoktur" denilerek kadınlara örtünme zorunluluğu getirildi. Özellikle üniversitelerde bu yüzden çatışmalar çıktı. Bu çatışmalardan rahatsız olduk; kadın sorununun güncelleşip ön plana geçmesini istemiyorduk! "Asıl mücadele, emperyalizme ve kapitalizme karşı verilmelidir" diyorduk. Kadın sorunu bir yan çelişkiydi, ana çelişki sömürüydü. Kadının giyim sorunu, emperyalizme karşı verilen mücadeleyi baltalamamalıydı!

Peçesiz, başörtüsüz sokağa çıkan kadınlar artık açıkça, gözümüzün önünde dövülüyordu. Bazı kadınların yüzüne kezzap atılıyordu. Biz ise hálá büyük laflar ediyorduk; bu tür olayları devrimin kaçınılmaz sancıları olarak görüp umursamıyorduk! "İttifak" "Eylem Birliği" gibi terimlerin peşinden koşup duruyorduk.

Geçiş sancıları sandık

Humeyni, "Bütün sorunlarımızın sebebi, cemiyetimizdeki ahlaksızlıklardır. Bunların kökünü kazımalıyız" diyor; genç mollalar terör estiriyordu. Kitabevleri yağmalanıyor; gazete bayileri ateşe veriliyordu. Şiraz’da "İslam Mahkemesi" eşcinsel ve * olduğu gerekçesiyle dört kişiyi idam ediyordu. Benzer olay Tahran’da da gerçekleşiyor, üç * ve üç eşcinsel kurşuna diziliyordu. Sesleri ve görüntüleriyle erkekleri tahrik ettikleri için kadın spikerler televizyondan kovuluyor; uyuşturucu olarak görülen müzik yasaklanıyordu. Alkol içen, kırbaç cezasına çaptırılıyordu.

Şimdi düşünüyorum da, insan zamanla her türlü aşağılanmaya alışıyor galiba. Hiçbirini görmüyorduk; basmakalıp analizlerimizin doğru olduğuna o kadar inanıyorduk ki!.. Oysa toplum hızla dincileştiriliyordu. Alınan her kararda "Tamam bu sonuncusu" diyorduk. Ama arkası hep geliyordu.

Kızların evlenme yaşı 18’den 13’e düşürüldü. Parfüm, ruj, saç boyası, mücevher gibi kadın malzemelerinin yurda girişi yasaklandı. Kadın çamaşırı satan mağazaların vitrinlerine sutyen, kombinezon vs. koymasına bile izin yoktu. Kamu dairelerinde kadın memurlara tesettüre girme emri çıkarıldı.

Aslında birçok aydın kadının üye olduğu kadın dernekleri vardı. Onlar kendi küçük çevrelerinde "hamilelik tatilinin uzatılması", "eşit işe eşit ücret" gibi talepleri tartışıyorlardı.

Biz aydınlar hep aynı düşüncedeydik: Demokrasi ve özgürlüğe geçiş sancılarıydı bu tür vakalar! Abartmaya gerek yoktu. Hepimiz "ana çelişki" üzerinde duruyorduk; öncelikle dışa bağımlılık ve ekonomik krizden kurtulmalıydık.

Referandum oyunu

Üç ay önce Humeyni, Paris’te komünistler de dahil olmak üzere her görüşün rahatça örgütleneceği bir demokrasiden, özgürlükten bahsederken, şimdi tüm solcu, milliyetçi ve liberalleri İslam düşmanı ilan etmişti. Bu sözler üzerine ilk protestomuzu yaptık. Mitingimize bir milyonu aşkın insan geldi.

Mollaların en iyi siyasi stratejileriydi; işlerine gelmediği zaman hemen gündemi değiştiriyorlardı. Referandum meselesini gündeme getirdiler. Halka soracaklardı: "İslam Cumhuriyeti’ni istiyor musunuz, istemiyor musunuz?" Kuşkusuz bu bir oyundu; halkın yüzde 65’inin okuryazar olmadığı bir ülkede kim ne anlardı cumhuriyetten?

Yapılan propaganda belliydi; dediler ki: "İslam’a evet mi, hayır mı diyorsunuz?"
Biz bu oyunu biliyorduk ama şöyle düşünüyorduk: "Önemli olan cumhuriyettir; serbest seçimlerdir; demokratik haklardır; özgürlüklerdir. İslam Cumhuriyeti bunu sağlayacaksa neden karşı çıkalım?" Ancak bazı küçük kesimler bu oyuna gelmemek için referandumu boykot ettiler.
Sonuçta, "evet" diyen 20 milyon, "hayır" diyen ise sadece 140 bindi. Mollalar bu referandum sonucunu çok iyi kullandılar. Güya tüm ülke yaptıklarını onaylıyordu. Artık televizyondan sonra basın da ellerine geçmişti. Sanki tüm muhaliflerin sayısı 140 bin kişi gibi gösterdiler. Halbuki 20 milyon içinde bizim oyumuz da vardı. Ama artık bizim sesimizin çıkmasına izin verilmiyordu.

Halkı anlayamadık

Mollalar güçlendikçe saldırganlaştılar. Örneğin, tirajı bir milyon olan liberal "Ayendegan" Gazetesi’ni kapattırdılar. Sıra sonra "Keyhan" Gazetesi’ne geldi; muhalif yazarların işten çıkarılmasını sağladılar. Tüm bu olanları protesto etmek için mitingler düzenlemeye başladık. Ama iş işten geçmişti artık; insanlar yılmıştı, korkuyordu. Özgürlük, demokrasi ve bağımsızlık için ayaklanan halkın, bu kadar kısa sürede değişeceğini düşünememiştik. Sanmıştık ki, mollaların gerici yasalarına/kurallarına halk karşı çıkacak. Halbuki tersi oldu; mollalar yasak, sansür getirdikçe arkalarından gidenlerin sayısı arttı.

Örtünmek moda oldu!

Tüm bunlara "gelip geçici bir fırtına" diye bakmak ne büyük yanılgıydı.

Komünistlerden, solculardan, demokratlardan, milliyetçilerden sonra liberal İslamcılar da zamanla mollaların hedefi oldu.

Şah döneminden daha çok insan cezaevlerine konuldu; idam edildi.

Milyonlarca insan canını kurtarmak için yurtdışına kaçtı.

Kaçanlardan biri de bendim.

Umarım bizim hatalarımızdan birileri ders çıkarır.  (Not: Bu metin, Bahman Nirumand’ın "İran" kitabından derlenmiştir.)



IŞIK ve SEVGİ ile KALIN.......
Işık, sadece ışık ama daha fazla ışık.......


Mart 31, 2011, 09:39:28 ÖS
Yanıtla #1
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 1730
  • Cinsiyet: Bay

            Sayın oasis teşekkürler. Ne yazık ki bu gazeteci arkadaş tehlikenin ayak seslerini duymasına rağmen gaflet uykusundan uyanamamış. Dileğim , bu tip gazetecilerin ülkemizde hiç olmaması yada olabildiğince az olmasıdır.
            Saygılar-sevgiler. 
 
"Vur ama dinle beni"


Mart 31, 2011, 10:30:08 ÖS
Yanıtla #2
  • Seyirci
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 647
  • Cinsiyet: Bay

Sayın Alşah, sizin söylediğiniz de onun ilk dönemlerle söyledikleriyle uyuşmuyor mu?
-Ülkemizde adalet kaldı mı?
-Basın tamamen ele geçirilmedi mi?
-Askeriye sindirilmedi mi?
-Polis teşkilatı tamamen tarikatlerde değil mi?
-Basılmamış kitaplar bile toplanmıyor mu?
-Kaymakamlıklar, valilikler ele geçirilmedi mi?
-Ülkede yoksuzluk hat safhada değil mi?
-Eğitimde and'ımız kaldırılmadı mı?
-Ülke aydınları sebepsiz yere içeride çürütülmüyor mu?
-Ülkenin bütün kaleleri yabancılara peşkeş çekilmedi mi?
-Üniversiteler ele geçirilmedi mi?
-Tecavüz eden haklı bulunmuyor mu?
-Ülke Türk-kürt diye ayrılmıyor mu?
-Ülkenin bir bakanı, karikatüre tekzip göndermiyor mu?
-Külhan beyi gibi yürüyüp, pazarcılar gibi bağıran adam ülkeye başbakan olmadı mı?

Hala ülkemizde bunlar hiç olmaz demek ne anlama geliyor bana açıklarmısınız lütfen. Ülkenin adın islam cumhuriyeti ilan edilince mi eyvah diyeceksiniz?

Daha önce söylemiştim, yine tekrarlıyorum. Artık savaş zamanıdır, yoksa çok geç olacak. Gaflet uykusundan uyanın artık.

Saygılarımla...
« Son Düzenleme: Mart 31, 2011, 10:35:43 ÖS Gönderen: Prometheus »
Bir yere ait olmayı hiç istemedim. Ya kendim olurum yada başkalarının arkamdan övgüleri ile ölmüş olurum.


Nisan 01, 2011, 05:12:56 ÖÖ
Yanıtla #3
  • Seyirci
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 647
  • Cinsiyet: Bay


Önceki yazımda, aceleyle sanki sayın Alşah'ın şahsına sesleniyor gibi bir durum yaratmışım.
Ben burayı mason, antimason ve bizim gibi araştırmacı birçok kişinin okuduğunu düşünüyorum ve sözüm herkeseydi. Yani amiyane tabirle biraz ortaya edilmiş bir laftı. Lütfen, kusuruma bakmayın.

Saygılarımla...
Bir yere ait olmayı hiç istemedim. Ya kendim olurum yada başkalarının arkamdan övgüleri ile ölmüş olurum.


Nisan 01, 2011, 12:21:57 ÖS
Yanıtla #4
  • Ziyaretçi

Sayin Prometheus'un sorduklari cok dogru ama ulkemize seriatin getirilmesinden yana degilim.Hele yasadigimiz yuzyilda Demokrasi=Ozgurluk olarak nitelendiriliyorsa!.


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
16 Yanıt
4740 Gösterim
Son Gönderilen: Mayıs 30, 2007, 07:02:13 ÖS
Gönderen: Asi
21 Yanıt
9702 Gösterim
Son Gönderilen: Haziran 27, 2007, 10:07:38 ÖS
Gönderen: bilmeliyimgalilei
15 Yanıt
5050 Gösterim
Son Gönderilen: Temmuz 05, 2008, 12:49:44 ÖS
Gönderen: Isis
11 Yanıt
3733 Gösterim
Son Gönderilen: Haziran 27, 2008, 06:31:37 ÖS
Gönderen: Isis
0 Yanıt
2816 Gösterim
Son Gönderilen: Ekim 13, 2008, 01:46:23 ÖS
Gönderen: amurdad
DEMOKRASi

Başlatan karahan Insan

7 Yanıt
4647 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 24, 2010, 01:12:51 ÖÖ
Gönderen: Ozan Erturk
0 Yanıt
5422 Gösterim
Son Gönderilen: Eylül 23, 2010, 11:59:24 ÖÖ
Gönderen: ADAM
1 Yanıt
1952 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 07, 2015, 11:26:49 ÖS
Gönderen: GOASISG
3 Yanıt
1892 Gösterim
Son Gönderilen: Haziran 25, 2011, 01:50:13 ÖÖ
Gönderen: Alşah
10 Yanıt
4255 Gösterim
Son Gönderilen: Ağustos 23, 2012, 03:03:40 ÖS
Gönderen: karahan