Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Bir İttihatçı'nın Kaleminden Portreler - Hüseyin Cahit Yalçın: Tanıdıklarım  (Okunma sayısı 4722 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Mayıs 24, 2007, 01:56:09 ÖS
  • Ziyaretçi

Tanıdıklarım 'da yer alan portreler

Enver Paşa
Talât Paşa
Cemal Paşa
Ziya Gökalp
Ahmet Rıza Bey
Mithat Şükrü
Sait Halim Paşa
Küçük Sait Paşa
Hüseyin Hilmi Paşa
Dr. Bahattin Şakir
Hacı Âdil Bey
Ubeydullah Efendi
Ömer Naci Bey
Halil Bey
Lûtfi Fikri
Karasu (Emmanuel Carasso) Efendi
Ağaoğlu Ahmet
Ahmet Nesimi
Babanzade İsmail Hakkı
Salâh Cimcoz
Buşo ve Gümücüneli İsmail
Bolu Mebusu Habib Bey
Seyid Bey
Kozmidi
Tokat Mebusu İsmail Paşa
İsmail Hakkı Paşa
Musa Kâzım Efendi
Hallacyan (Bedros) Efendi
Emrullah Efendi
Şükrü Kaya
İlk Meclisten Bazı Simalar
İkinci Wilhelm


Bir İttihatçı'nın Kaleminden Portreler - Hüseyin Cahit Yalçın: Tanıdıklarım

Gazeteci, yazar ve siyaset adamı Hüseyin Cahit Yalçın'ın 1936 yılında Yedigün dergisinde tefrika edilen ve 2001 Ağustosu'nda Yapı Kredi Yayınları tarafından basılan 'Tanıdıklarım' adlı portreler kitabı, 20. yüzyıl başlarında, İkinci Meşrutiyet'in ilanı edildiği dönemin siyasi gelişmelerine ve İttihat ve Terakki Partisi'nin yönetici grubunun siyasi/fikri faaliyetlerine ışık tutuyor. Kendisi de bir İttihatçı olan Yalçın, yakından tanık olduğu birtakım tarihi olayların siyasi analizlerine de giriyor portrelerinde...


Hüseyin Cahit Yalçın (1975-1957)

Gazeteci, yazar, siyaset adamı. 1908'de II. Meşrutiyet'in ilanı ile edebiyatı bıraktı ve politikaya girdi. Ağustos 1908'de Tevfik Fikret ve Hüseyin Kâzım ile birlikte Tanin gazetesini kurdu, İttihat ve Terakki'nin siyasi alanda bir nevi kalemşoru oldu. Aynı yıl, İstanbul milletvekili seçildi. 1911'de Düyun-ı Umumiye Dayinler vekili oldu. 1913'ten sonra İttihat ve Terakki'yi eleştirmeye başladı. Haziran 1919'da Malta'ya sürüldü. 1922'de Tanin'i yeniden çıkarmaya başladı. Hükümete yönelttiği ağır eleştiriler ve eski İttihatçıları savunması dolayısıyla 1923'te İstiklal Mahkemesi'nde yargılandı. 1925'te müebbet sürgün cezası ile Çorum'a gönderildi. Bu tarihten sonra, Atatürk'ün ölümün kadar politikanın dışında kaldı.

1933'te Akşam gazetesinde yazılar yazmaya ve Türk kültür hayatının önemli yayın organlarından biri olan Fikir Hareketleri dergisini yayımlamaya başladı. Atatürk'ün ölümünden sonra, İsmet İnönü'nün teklifiyle tekrar politikaya döndü. 1939-54 yılları arasında Çankırı, İstanbul ve Kars milletvekilliği yaptı.


Cemil Koçak'ın Kaleme Aldığı 'Hüseyin Cahit Yalçın ve Portreleri Üzerine Bazı Notlar'dan Birkaç Alıntı


... Elinizdeki metin, 1936 yılında Yedigün dergisinin değişik sayılarında tefrika edilmiştir. ... Toplam 39 tefrikada 34 portre ile karşı karşıyayız. Bazılarını sadece ismen biliyoruz, bazılarını bir hayli yakından tanıyoruz. Ama Yalçın'ın satırlarını okuyunca, hepsini (yeniden) canlandırmak mümkün... (s.10)

... Enver Paşa için yazılanlarla kıyas edildiğinde, Yalçın'ın Talât Paşa'ya olan yakınlığı hemen görülür. Okuyucu, Harb-i Umûmi'de Ermeni tehciri konusunda, Dahiliye Nazırı Talât Paşa'nın misyonu ve genel olarak Ermeni tehciri konusunda, Yalçın'ın yazdıklarından, dikkatlı bir metin analizi yapmayı başarabilirse, kendisine belirgin ipuçları sağlayabilir. (s. 10)

... Ama Bahattin Şakir için yazılanlar bir hayli dikkat çekicidir. Bu ittihatçı 'Jakoben'in Ermeni tehcirindeki misyonunu yazar şöyle tasvir ediyor: 'Tehcir işinde Bahattin Şakir'in rolü nedir' En husûsi toplantılarımızda bile bu mesele tasrih edilmemiştir, aydınlanmamıştır. Açık, kati bir kanaatim yok, fakat başka meseleler konuşulurken, ağızdan çıkmış bir kelimeden, sızmış bir fikirden, zapt edilememiş jestlerden, hasılı gözle görülmeyen, fakat insanda bir şüphe uyandıran ince ve hafif delillerden, bende kuvvetle peyda olan zanna göre, tehcir işinin en büyük amili ve haliki odur. Yalnız başına Şark vilayetlerini dolaşarak zemin hazırladığını, esası kararlaştırdığını ve şahsi kanaatlerini tatbike çalışırken, haiz olduğu mevki dolayısayla, emirlerinin Merkezi Umumî ve hükümet emirleri diye telakki olunduğunu ve nihayet hükümetteki bazı nafiz arkadaşlarını da sürüklediğini kuvvetle zannediyorum. Onun için, bir gün Bahattin Şakir'in hatırasını ihya etmek lazım gelirse, onun heykeline Şark vilayetleri göğüslerini minnetle açacaklardır.' (s. 13)



Bahattin Şakir


... Ya Kozmidi Efendi hakkında yazılanlar... Yalçın, son portreleri ile, II. Meşrûtiyet döneminde şekillenmesini büyük ölçüde tamamlayan İttihat ve Terakki'nin Türk milliyetçiliğini neredeyse gözümüze sokuyor. Rum mebusların milliyetçi açıdan kaleme alınmış portreleri, Türk milliyetçi ideolojisinin belirgin köşe taşlarını hatırlamamıza vesile olacaktır. (s. 15)'


TANIDIKLARIM
Hüseyin Cahit'in kaleminden Talât Paşa, Tehcir, (Krikor) Zohrab ve Vartakes Efendi



... Anadolu'da kurulan milli hükümet en zor dakikaları içinde bile, ecnebi bir diyara götürülerek hapsedilen vatandaşlarını unutmamış ve devamlı teşebbüsler neticesinde bizleri Malta'dan tahlise muvaffak olmuştu. Bu haber 18 Mart 1921'de bize tebliğ eğildi. Biraz sonra, ikinci bir telgraf haberi, duyduğumuz saadeti berbat etti. Ermeniler Berlin sokaklarında Talât'ı vurmuşlardı...

Çok zeki, azimli bakışlarıyla, hayat fışkıran canlı gözleriyle Talât gözümün önüne geldi. Bütün mazi bir an içinde hayalimden geçti. Bu vatanın hayır ve selâmeti için ta istibdat zamanından başlayarak o kadar uğraşmış, bütün hayatını hep bu emele vermiş olan Talât şimdi bir Türk vatandaşının kurşunuyla ecnebi bir memlekette ayaklar altına yuvarlanmıştı...

O, böyle bir âkıbete muntazırdı. Duyduğum acı içinde ufacık bir teselli noktası varsa, Talât'ın vatan hakkında ümitsiz olarak gözlerini kapamamış olduğunu düşünmekti. Bir mülteci sıfatıyla, hüviyetini gizleyerek sığındığı Avrupa'da bile bütün faaliyetini, memlekete faydalı olabilmek gayesine hasreden Talât, Anadolu'da doğan Türk hürriyet ve istiklal güneşini uzaktan görmüş ve içinde bir ümit ve saadet ra'şesi hissetmiş olacaktır.

Ermeni komiteleri intikamlarını almış sayılabilirlerdi. Yalnız, Ermeni tehcirini düşünüp yapanlar, bununla Türkiye'yi kurtarmış oldukları halde, tehcirden mesul addettikleri kimseleri öldüren Ermeniler eski hülyalarını diriltemediler. Onların gördükleri iş, âdi bir cinayetti, lüzumsuz bir kan dökmeden ibaret kaldı.

Ermeni tehcirini yapanlar her türlü şahsi kin, nefret, intikam mülahazalarının üstüne yükselmişler, kalplerinden gelen insani hisleri bile susturacak kadar müthiş bir azim ve irade kuvveti göstermişler ve yalnız Türkün yaşaması idealine tapmışlardı. Onları temizleyen, yükselten, insan selleri içinden sıyırıp çıkaran işte budur.

Bir Ermeni tehciri fikri iptida hangi dimağda doğdu ve Talât'ın onda rolü nedir' Bir sabah, erkenden, evime bir misafir geldi. Bu, yaşlıca bir kadındı: Zöhrab'ın zevcesi. Beni tanımazdı. Fakat, düştüğü heyecan ve korku içinde bir yardım istemeye koşmuştu. Zöhrab'ı almışlar, Diyabekir'e, divan-ı harbe gönderiyorlardı. Anadolu Ermeni tehcirine ait ilk hikâyeler İstanbul'a yeni aksetmeye başlamıştı. Kadın, Zöhrab'ın Anadolu'ya sevk edilmemesini Talât Paşa'dan rica için beni tavsit etmek istiyordu.

Beraber sadrazamın evine gittik. Uykudan uyandı ve gecelik entarisiniyle yanımıza geldi. Zöhrab'ın zekâsını takdir eden ve onu çok sempatik bulan Talât Paşa ehemmiyetsiz bir zabıta vakası dinler gibi, hâdiseyi âdeta lâkaydane telakki etti. Kadını, soğukkanlılıkla teskin ve teselliye çalıştı. Merak etmemesini, ehemmiyetsiz ve ufak bir tahkikat mevzu-u bahis olmak lazım geldiğini anlattı ve bizi savdı. Diyarbekir'e giden Zöhrab bir daha geri dönmedi.

Tehcir işinin mahiyeti ve mürettipleri bizim için daima bir sır olarak kaldı. Bu mesele hakkındaki sualler daima müphem cevaplarla karşılandı ve meselenin mürettep olmadığı hakkında teminatlar tekrar edildi. Herhalde bu müthiş kararı verebilmek için çelik gibi bir irade bile hafif gelir... (s 45-47)

... Bir sabah, çok erkenden, Talât daha gecelik entarisiyle kahvesini içerken, bir ziyaretçi geldiğini haber verdiler. Bu, Taşnakların meşhur komitacısı Mebus Vartakes idi. Pek cesur ve hiçbir şeyden yılmaz diye bilinen bu haşin komitacı o sabah çok endişeli görünüyordu.

Ziyaretinin sebebini Talât'a anlattı: Ermeni komitalarına mensup şefleri toplayacaklar diye bir şayia çıkmıştı. Ermeni mahafilinde büyük bir heyecan vardı. Bunun aslı olup olmadığını soruyor ve kendisi için bir tehlike melhuz olup olmadığını anlamak istiyordu.

Umumi Harp içinde idik. Cephe arkasındaki Ermenilerin hıyaneti hükümeti çok zor bir vaziyet içinde bırakmış, askeri harekâtın emniyetini tehlikeye atmıştı.

Vartakes'in telaşlı sözlerini derin bir haz ve sükûnet içinde dinleyen Talât, beklediği dakikanın hulûl etmiş olduğunu görmekten doğan bir zevk ile, sakin sakin cevap verdi:



Krikor Zohrab


Şimdi nöbet bizim, Vartakes, dedi. Biliyorsunuz ya, bana nasıl kan kusturmuştunuz' Biliyorsunuz ya, bu memleketin başına nasıl bir bela açmıştınız'

Talât, Balkan harbinden sonra şark hududundaki vilayeletlerde sakin Ermeniler lehinde Rus çarlığının müdahalesini ima ediyordu. Rusya, Ermenistan vilâyetlerinde ıslahat icrası teklifini ileriye sürmüş, koskoca Türk topraklarını o muhayyel Ermenistan hudutlarına ilave ederek kendisine kolayca yutulacak bir lokma hazırlamaya kalkmıştı.

Talât, Ermeni komitalarının teşvik ve teşci ettikleri, büyük bir saadetle karşıladıkları bu teşebbüs üzerine hükümetin duyduğu ıstırapları, Vartakes'e hatırlattıktan sonra:

' Politika bu, Vartakes, dedi. Sıra ile. Şimdi kuvvet bizde. Türklüğün menfaati neyi icap ediyorsa biz de onu yapacağız.

Vartakes fena halde sarsıldı:

' Aman Talât, kıyma bana, dedi. Bu kadar dostluğumuz var,

Mukadderatın azameti altında dimdik kesilmiş olan Talât kalbinden bütün fani insanlık hislerini sökmüş gibi, âdeta mahzunane, cevap verdi:

' Bu, memleket meselesi Vartakes. Bunda şahsî münasebetin ve dostluğun yeri yok. Bunu sen, takdir edersin.

'Fakat Talât, ben şimdi eski Vartakes değilim. Evlendim. Karım var, çocuğum var. Onlara acı. Benim için bir tehlike melhuz ise, söyle bana, gideyim buradan.

Talât, ufak bir tereddüt dakikası geçirdi. Ruhunda samimi bir mücadele, bir fırtına kopmuştu. Nihayet, merhamet ve insanlık hisleri galebe çaldı:

' Hiç durma, git, dedi.

Ve Vartakes, Talât'ın ellerini öperek yanında ayrıldı.

Bilinemez, ne gibi tesirlerle Vartakes bir türlü İstanbul'dan ayrılamadı. Belki de bir blöf karşısında kaldığına hükmetmişti. Talât'ın ihtarına ehemmiyet vermemeyi, ulüvvü cenabına inanmamayı hayatıyla ödedi... (s. 49-50)


Cemal Paşa

... Cemal Paşa'nın tedbirlerinden ve icraatından şahsen zarar görenler tabii ki ondan memnun değildiler. Fakat zannederim ki onlar da karşılarında mert, açık ve aynı zamanda nazik bir siyasi hasım bulduklarını teslim ederler. Bütün zevahire rağmen onda merhabet hissi köklü surette vardı.

Büyük harp içinde idi. Artık işler intizamını pek kaybetmişti. Orduda firariler artıyor, divan-ı harplerin idam kararları da tesirsiz kalıyordu. O derecede ki nihayet bu kararlar icra edilmez olmuştu. Fakat İstanbul'daki bir divan-ı harbin bir Ermeni askeri firarisi hakkındaki kararı icra olunacak gibi görünüyordu. Divan-ı harpteki akrabamdan bir ihtiyat zabiti teesürler içinde bana müracaat etti. Uykum kaçıyor, diyordu. Biz bu adamın idamına hükmettik. Herifi asacaklar. Çünkü polis tahkikatı firarinin vaktiyle 'muhabbet tellallığı ile' müştehir olduğunu ve 'muhafaza-i hayatına bir lüzum bulunmadığını' temin ediyordu. Harbiye Nezareti vekâletinde Cemal Paşa vardı. Meseleyi anlattım. İdam cezasını değiştirmeye teşebbüs etti. Neticelendiremeden Enver Paşa döndü ve hüküm tatbik ve icra olundu...

Onun Suriye'de tehcir edilen Ermenilere karşı insani muamelesi de unutulamaz.





Talat Paşa
 

Sonra, işte bu Cemal Paşa'yı Tiflis'te Ermeni kurşunları yere sermiş denildi. Aklımın almadığı bu cunayetin acısını, Lausanne Konferansı esnasında Sovyet Hariciye Nazırı Çiçerin karşısında hatırladım. Ona ilk sualim:

' Cemal Paşa'yı siz öldürtmüşsünüz.

demek oldu. Çiçerin yüzünün hiçbir çizgisi titremeden bu sualimi dinledi. Sakin bir diplomat tavrıyla cinayeti yapanların Ermeni olduklarını ve cezalarını bulduklarını temin etti.

İnanmayan Tiflis'e gidip tahkikat yapabilirdi! (s. 53-54)
« Son Düzenleme: Mayıs 24, 2007, 02:04:40 ÖS Gönderen: Ittihatci »


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
7 Yanıt
5570 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 18, 2011, 09:48:10 ÖS
Gönderen: hakan_34_06
5 Yanıt
3346 Gösterim
Son Gönderilen: Nisan 07, 2009, 12:04:14 ÖÖ
Gönderen: Isis
0 Yanıt
7269 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 30, 2010, 01:40:39 ÖÖ
Gönderen: Mozart
5 Yanıt
3052 Gösterim
Son Gönderilen: Nisan 14, 2010, 02:41:12 ÖS
Gönderen: cardiffmonster
3 Yanıt
3386 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 06, 2012, 12:20:20 ÖS
Gönderen: Masor1976
4 Yanıt
2365 Gösterim
Son Gönderilen: Mayıs 11, 2016, 10:59:11 ÖS
Gönderen: NOSAM33
6 Yanıt
4301 Gösterim
Son Gönderilen: Eylül 06, 2014, 07:02:02 ÖÖ
Gönderen: ADAM
8 Yanıt
3571 Gösterim
Son Gönderilen: Mayıs 07, 2015, 03:49:50 ÖS
Gönderen: akılcıl
0 Yanıt
1116 Gösterim
Son Gönderilen: Haziran 19, 2015, 12:45:49 ÖÖ
Gönderen: Risus
0 Yanıt
832 Gösterim
Son Gönderilen: Haziran 19, 2015, 12:47:09 ÖÖ
Gönderen: Risus