Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Başbakan'ın kızı, ağzında sakızı.......  (Okunma sayısı 3571 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Nisan 13, 2011, 01:09:07 ÖS
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 304
  • Cinsiyet: Bay

8 Nisan akşamı Tayyip Erdoğan'ın kızı Sümeyye, bir arkadaşı ile birlikte Ankara Büyük Tiyatro'da 3 yıldır oynanan GENÇ OSMAN isimli oyunu izlemeye gidiyor. Sümeyye'nin anlatımına göre sadece en önde yer kaldığı için en önden biletlerini alıp arkadaşıyla izlemeye koyuluyorlar. Yine Sümeyye'nin dediğine göre gelirken ağzına sakız atmış ve kendisi için normal bir şey olduğundan tiyatro sırasında da sakızı çiğnemeye devam etmiş. Oyun sırasında anlaşılan oyuncular bu durumu fark ediyor(ki nasıl fark edilmesin, en önde oturup sakız çiğneyen bir insanı fark etmemek çok zor olsa gerek). Buradan sonrasını Sümeyye'nin anlatımı ile yazayım:
"....Her şey gayet normal giderken oyunun orta yerinde 'Yeniçerilerin göbek atarak alem yaptığı sahnede' en öndeki iki oyuncudan biri bir yandan bir ileri bir geri oynarken, bir yandan da en öne geldikçe bana kaş göz işareti yapmaya başladı.
 İlkinde ne olduğunu anlamadık. Sonrasında ağzıyla sakız çiğneme hareketi yapınca durum anlaşıldı. Fakat öyle yapmasa da durum belliydi, çünkü adam aslında sakıza değil, başörtüsüne takmıştı.

 Oyuncunun şarkı söylerken, "Halkın çoğu aç, ağzı toksa" kısmında "ağzı tok" derken elle kendilerini gösterdiğini savunan Erdoğan, "Birkaç gidiş-gelişte bu şekilde bizi rahatsız ettikten sonra bir yerde müziği ve oyunu kesip sahnenin önüne gelerek "Pardon ben anlayamadım da sormak istiyorum, bu nedir?" diyerek sakız çiğneme hareketi yaptı!"

Netice olarak salonu arkadaşı ile birlikte terk ediyor. Ardından da o gün 100-150 kişilik bir grup olarak oyunu izleyen polis okulu öğrencilerinden oluşan gurupta "Artistlik yapmayın lan" diye bağırarak salonu terk ediyorlar.
Aralarında türbanlıların da bulunduğu diğer seyirciler ise salonu terk edenlere tepki gösterip oyuncuları alkışlıyorlar. Oyuncular ertesi gün internet sitelerinde o bayanın Sümeyye Erdoğan olduğunu öğreniyorlar.

Devlet Tiyatroları ise hem oyun ve hem de sözkonusu oyuncu Tolga Tuncer hakkında soruşturma açıyormuş.
Söz konusu Sümeyye Erdoğan'ın tepkisini çeken bölüm ise oyundan çıkarılmış.......


IŞIK ve SEVGİ ile KALIN.......
Işık, sadece ışık ama daha fazla ışık.......


Nisan 13, 2011, 02:39:11 ÖS
Yanıtla #1

Kültür parayla satın alınsa her şey ne kadar rahat olurdu...
Bir kavramın tarihini bilmediğiniz sürece
Kavramın kendisini idrak edemezsiniz


Nisan 13, 2011, 07:18:42 ÖS
Yanıtla #2
  • Seyirci
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 647
  • Cinsiyet: Bay

Ne değişirdi ki? Birileri yinede kuruş ödemezdi.
Bir yere ait olmayı hiç istemedim. Ya kendim olurum yada başkalarının arkamdan övgüleri ile ölmüş olurum.


Nisan 13, 2011, 07:45:43 ÖS
Yanıtla #3

GENÇ OSMAN OYUNU NE ANLATIYOR

Sümeyye Erdoğan'ın Ankara'da izlemeye gittiği "Genç Osman" oyununda ve oyun sonrasında yaşananlar ilk bakışta odatv'nin sayfalarında yer almaya yakışmayacak bir kişisel olay gibi göründü. Bu konuda çekimser kaldık. Ancak Erdoğan'ın internet sitelerine düşen açıklamasını okuyunca yanıldığımızı anladık.

Sümeyye Erdoğan'ın "alınganlık"ı, öyle kişisel bir alınganlık değil, tarihsel bir alınganlıktır! İnsanın insanlaşma tarihini oluştururken sürdürdüğü mücadelede önemli bir çatışma noktasıdır! "Aydınlanma" diye bir zorunlu tarihsel süreci, hepsi dinsel gücün karşısında olmuş ve milyonlarca insanının acılarıyla kanı pahasına yapılmış (1789,1848,1917,1923 vs) devrimleri yaşamış insanlığın bu gelişiminin sonuçlarını kavrayamamış ve buna ayak uyduramamış, ama bu karşıkonulmaz tarihin karşısında, "simge"lerden güç alarak ve de "modern" bir olgu olan sakızıyla (Alınganlık 1: "...sahnenin önüne gelerek 'pardon ben anlayamadım da sormak istiyorum, bu nedir??' diyerek sakız çiğneme hareketi yaptı!.. Seyirciden birinin ufacık bir ağız hareketinden dolayı!.. -Sessiz ve gayet sıradan bir şekilde- sakız çiğnediği için!..") bu gerçek karşısında denge sağlamaya çalışmış bir insanın ruh halini görüyoruz. (Psikolojik bir inceleme için iyi bir veri olacağına inandığım "twitter" mektubunu psikoloji bilimiyle uğraşanlara havale ediyorum.)

Sümeyye Erdoğan, niçin "Genç Osman" oyununa gitmeyi tercih etti? 10 yıllık devr-i iktidarında ne "baba" Erdoğan'ı, ne Cumhurbaşkanını, ne de AKP'den bir bakanı, (belki milletvekilini de) tek bir tiyatro oyununda, operada, müzikalde, klasik müzik konserinde gören olmadı. Şimdi bu sevdanın nedeni "Muhteşem Yüzyıl"dan kaynaklanıyor olabilir diye düşünüyorum. Ancak büyük yanılgı da "Muhteşem" duygularla ve beklentilerle izlemeye geldiği oyunun Turan Oflazoğlu gibi "Muhteşem" bir adamın yazdığı biraz "başka" bir oyun, "Genç Osman" oyununun olmasından doğmuştur. Sümeyye Erdoğan'ın beklentilerini boşa çıkaracak zevzekliklerle(!) dolu bu oyunun, izleyicimizin kafasındaki "gerçek"leri hayli rahatsız ettiği anlaşılıyor. (Alınganlık 2: "...Bir de şarkının 'halkın çoğu aç, azı toksa' kısmında 'azı tok' derken bariz bir şekilde eliyle bizi gösterdi!..")

Genç Osman, meczup ve biraz aklı yerinde olmayan amcası Mustafa'nın yerine padişah yapılınca genç ve "toy" olmasına karşın büyük işlere girişir. Yeniçerilerin ve sipahilerin haydutluklarının önüne geçmek ister: "OSMAN Hicazdan dönerken Anadolu'da kalıp yeni bir ordu kuracağım oradaki Türkmenlerimden. O bozulmamış kanla yenileyeceğim devletin bünyesini!" (Genç Osman, s. 98. T. Oflazoğlu, Kültür Bakanlığı Yayınları-Ankara)

Tek eşliliği savunur! "OSMAN Harem hayatına, yüzyılların bu rezaletine son verip tek kadınla evlenmeyi başlatacağım ülkede!" (s.39) Buna haremi dağıtarak kendisi örnek olur! Bu iş kayınpederi olduğu halde Şeyhülislam Esat Efendi'nin bile hoşuna gitmez.

Kuranın Türkçe söylenmesini ister! "OSMAN Öz halkım anlamıyor Kuran dilini, Tanrıyı Türkçe konuşturmalıyız!" (s. 57)

Anadolu'da eşkıyalarca tahılları, malları talan edilen yoksul köylülerin İstanbul'a göç etmelerini araştırır, onlara sahip çıkar! Yeniçeriler ise sipahilerle birleşip, Genç Osman'ın Anadolu'ya geçme isteğinden rahatsız olurlar: "1. SİPAHİ Niçin gitmek istediği bilinmektedir. Anadolu'ya geçmesi bizden vazgeçmesidir!" (s.101)

Her ay yapılan kutlamaları, bayramları tek güne indirir. "OSMAN Ne bayram delisidir bu benim milletim!" diyerek "Lala"ya emir verir: "Padişah yılda bir gün tebrik kabul edecek bundan sonra, bütün bayramlar kutlanmış olacak böylece!" (s. 97)

Ülkesindeki insanların "Kul" değil de "Halk" olmalarını ister: "OSMAN Ya ben kul değil, halk istiyorsam? Kulluk ortadan kalksın istiyorsam?" (s. 45)

"Genç Osman" oyunu anlaşılacağı gibi tarihsel konumunun çok ilerisinde işler yapmaya çalışan padişahın trajik sonunu anlatır. Karşısındaki güç "Yeniçeriler" ve "Sipahiler" ve gizli düşman aynı zamanda padişahın da kayınpederi olan Şeyhülislam Esat Efendi'dir. Turan Oflazoğlu, dinciler, askerler ve yönetim arasında süren bu açık/gizli savaşın gerilimini oyunun merkezine koyar. Oyunu sahneye koyan Şakir Gürzumar, anlaşılan, sipahi ve yeniçerilerin "dansı"na özel bir önem vermiş, bu diyalogları sahne hareketleriyle, -seyirciyle "göz" teması dahil- temas kurarak oyunun bir yana sarkmasını önlemiştir. Sümeyye Erdoğan'ı rahatsız eden sahnelerin çoğunun burada olduğu anlaşılıyor:

"1. SİPAHİ (bir kadeh yuvarlayıp)

Rakı değil mübarek elmas tozu, yıldızlar çaktı boğazımda!

(Dudağını yalıyarak)

Kemençe yoksa zulüm işkence çoksa durum bomboksa;

kanun yoksa töreler kurallar çoksa ama düzen yoksa

durum bomboksa; hele ney yoksa

sevda denen şey çoksa ama sevgili yoksa

iştah pek çoksa cepte metelik yoksa

çoklar aç azlar toksa durum bomboksa...

çalmazsa çalmasın sazlar!"  (s.70)

(...)

"1. YENİÇERİ

Edepten çıkmak yok, biz bize değiliz;

burda soylu kişiler var, boylu kişiler var." (s. 73)


Sümeyye Erdoğan'ın, bu büyük eylemini, "başörtüsü" nedeniyle hakarete uğradığı için yaptığını söylemesi ise başörtüsü denen -bence- özel örtünün, tüm toplum tarafından artık kanıksanmış bir "mağduriyet" aracı olduğunu, bir başka deyişle artık bir mağduriyet ifade etmediğini kanıtlamaktadır. (Alınganlık 3: "...Fakat...  durum belliydi, çünkü adam aslen sakıza değil, başörtüsüne takmıştı!..")


Sümeyye Erdoğan anlaşıldığı kadarıyla, naif, içten ve oldukça dürüst bir insan. Eğer onu yetiştiren şartlara isyan etmeyi başka bir biçimde yapabilse ve oyunu –salondaki diğer başörtülüler gibi- sonuna dek izleyebilseydi, içten inanıyorum ki yazarın/yönetmenin/oyuncu Tolga Tuncer'in vermek istediği gerçeklerin mesajını alacaktı. Ve muhtemelen babasına, niçin partisinde üç-beş eşli milletvekilleri olduğunu, niçin Kuran'ın geniş halk yığınlarınca anlaşılmaz bir dille okunmasında inat edildiğini, 21. yüzyılda niçin insanların kutsal dinimizi ticarete alet ettiğini soracaktı.

Bu genç izleyicimizi, işte bu dürüstlüğü yüzünden, ne başörtüsü, ne askerlerin dansı, ne şu, ne bu, gerçekte, -oyunun başlarında geçtiği için terk etmeden önce izlediği- aşağıdaki repliğin rahatsız ettiğine inanıyorum:

"OSMAN

Yeryüzünün en güçlü devleti,

en zengin ülkesiyiz sözde.

Açlıktan ölenlerin bulunduğu bir ülkede

şölenler düzenlenip tıka basa yeniyorsa,

çıplakların soğuktan titreştiği yerde

kürklere sarınanlar olabiliyorsa;

ve bütün bunlardan sorumlu olan kişiye

cihan padişahı diye alkış tutuluyorsa

yazıklar olsun o padişaha da ona alkış tutanlara da!" (s. 12)

Ve Sümeyye Erdoğan'a son söz oyunun sonundaki replikten: "1. SİPAHİ Kabahat küçükten, bağışlamak büyükten!" (s. 138)
 
NOT: Eskiden, sosyalist devrimi yaptığımızda ilk işimizin, her şeyi devletleştirip tiyatroları özelleştirmek olduğunu hayal ederdim. Daha özgür, bağımsız ve eleştirel olabilmeleri ancak böyle sağlanabilirdi! Oysa şimdi, -bir zamanlar Tansu Çiller'in dediği gibi- dünyada devletinin tiyatrosu olan tek "komünist! ülke belki de Türkiye kaldı! Ve ben artık bunca müdahaleye karşın bu durumu savunuyorum. Dışarısı, yani “sivil” ortam o kadar kirlendi ki “resmi” olan onun yanında pak kalıyor. Yoksa tiyatro bu saldırganlık altında toptan yaşamımızdan silinip kaybolacak. Oyuncular dizilerde, reklamlarda sürünüp sanatı, sanatçı kavramını ayağa düşürecekler. Tiyatro Türkiye'de, kamunun kucağında daha güvende ve belki daha özgür diye düşünüyorum. Buna da Devlet Tiyatroları'nın oyunlarını tüm ülke sathında hınca hınç dolduran izleyiciler yanıt veriyor zaten.

Ahmet Yıldız

Bir kavramın tarihini bilmediğiniz sürece
Kavramın kendisini idrak edemezsiniz


Nisan 13, 2011, 07:53:48 ÖS
Yanıtla #4
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 886
  • Cinsiyet: Bay

Oyuncuya, 'artistlik (tdk:sanatçı) yapmayın lan!' diye bağırmak... İlahi, ironiye bak.  :D
Hayır, Mersinli çiftçi olsa anlarım.

Ayrıca ufak bir düzeltme, yazıda geçen replik  "halkın çoğu aç, azı toksa" olacak...
« Son Düzenleme: Nisan 13, 2011, 08:01:40 ÖS Gönderen: ozkann »


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
7 Yanıt
3394 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 25, 2008, 10:29:03 ÖS
Gönderen: blossom
2 Yanıt
2171 Gösterim
Son Gönderilen: Mayıs 16, 2008, 04:21:37 ÖS
Gönderen: lsleo
1 Yanıt
3280 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 09, 2011, 10:11:41 ÖS
Gönderen: Alşah
5 Yanıt
1969 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 13, 2013, 12:21:14 ÖÖ
Gönderen: Alşah
3 Yanıt
1602 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 29, 2013, 11:39:14 ÖS
Gönderen: Alşah