Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Bilgi Niçin Görelidir? - 1  (Okunma sayısı 5664 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Mayıs 14, 2011, 12:19:05 ÖS
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7281
  • Cinsiyet: Bay




Söze böyle başlanınca bunun ardında elbette antitezini arayacak olan bir tez var: “Bilgi görelidir.”

Bu ne demek?... “Bilgi saltık değildir.”

Aranılan antitez ne olacak?... “Bilgi göreli değil, saltıktır.”

Bekleyecek, göreceğiz… Ancak önce şu “göreli” dediğimiz kavramı bir tanımlasak da bunun üzerinde bir uyuşmaya varsak nasıl olur?

Aslında bunu forumun “Terimler ve Kavramlar” bölümünde yapsak daha iyi olmaz mıydı?

Olurdu… Olur da… Oraya salt terimsel ve kavramsal inceleme bakımından ayrıntılı bir biçimde yazarız. Ancak şimdi burada özetini belirtelim ki neden söz etmekte olduğumuz anlaşılsın.

Kendi kendisine yeterli olmayan, bir başka şeye bağlı olarak ya da bir başka şey ile karşılaştırılarak tanıtlanabilen, geçerliliğini de ancak böylece kazanan ve kanıtlayan şeylere göreli denir. Bir diğer deyişle, herhangi bir şey göreli ise, kendi başına değil, ancak kendisinden ayrı ya da kendisini kapsayan başka bir şey ile birlikte var olabilmektedir.

Bu kavram üzerinde anlaştık mı?

Umarım. Çünkü bundan sonrası bunun üzerine oturacak.

Ben derim ki: Bilginin, doğanın nesnel gerçeğini yansıtabilmesi için, doğa ile tam bir uyum göstermesi gerekir.

Doğru mu?... Anlaştık mı? Bu konuda anlaşmamışsak, “bilgi” diye başka şeylerden söz ediyoruz demektir.

Devam…

Doğanın sürekli bir devinim (hareket) içinde oluşu, bilginin de sürekli olarak değişime uğramasını gerektirebilir.

Bu noktada anlaştık mı?... Doğanın sürekli bir devinim içinde OLMADIĞINI ileri sürebilirsiniz. İleri sürenler olmuş; günümüzde de var. Benim düşünce tarzım diyalektik. Siz metafizik düşünce tarzıyla bir değerlendirme yaparsanız, uyuşmamız olanaksız, çünkü çizgilerimiz kesişmez.

Ben devam ediyorum…

Bilginin bu özelliği, konusu ve türü her ne olursa olsun, her zaman “eksik ve bütünlenmemiş” olduğunu, ancak doğaya uyarlanarak doğrulandıkça saltıklığına yaklaştığını, tüm bunlardan ötürü göreli olduğunu gösterir. Çağlar boyunca insanın “bilgi” konusundaki en büyük yanılgısı, doğanın nesnel gerçekliğine ilişkin edinmiş olduğu göreli bilgilerin birçoğunu kesin ve değişmez sanması olmuştur.

İşte asal tez bu… Dikkat ettiyseniz, bu anlatımın ya da tezin başlığına (-1) yerleştirdim “birinci bölüm” anlamında. Bundan sonrasını ikinci bölümde yazacağım ama bu aşamaya kadar da tartışma açık elbette.


ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Mayıs 15, 2011, 08:41:51 ÖS
Yanıtla #1

Sayın Adam,

Sizinle en çok bilginin niteliği konusunda tartıştık, ve bunun olumlu sonuçları oldu. Bundan önce sanırım koca tartışma bir kavram karmaşası yüzünden olmuştu. Benim idealizm dediğime siz metafizik, benim emprizm dediğime de siz diyalektik dediğiniz için (ki benim için diyalektik, başka türden bir agnostisizme, başka türden bir metafiziğe, nihilizme kapı açar).  Sizin Aristoteles'i sevmeyip, Platon'a bir şey dememeniz de beni tartışma konusunda motive etmişti.

O yüzden burada kavramlarınıza dikkat ederek cevap yazacağım.

Ben en baştan, bilginin göreli olmadığını söylüyorum.

Göreliliği şöyle tanımlamışsınız;


"Kendi kendisine yeterli olmayan, bir başka şeye bağlı olarak ya da bir başka şey ile karşılaştırılarak tanıtlanabilen, geçerliliğini de ancak böylece kazanan ve kanıtlayan şeylere göreli denir. Bir diğer deyişle, herhangi bir şey göreli ise, kendi başına değil, ancak kendisinden ayrı ya da kendisini kapsayan başka bir şey ile birlikte var olabilmektedir. "

Bu tanımınız göreliliğe uyuyor. Ama sanki mutlak bilgiye de uyuyor. Sonuçta yer çekimi kanunu da, kütleye bağlı bir durum olduğu için, en güvenilir fizik kanunlarından biri de, sizin tanımınıza göre "göreli" oluyor. Zaten bu tanımın dışına çıkacak bir mutlak tahayyül etmek de imkansız, hiçbir şeyden etkilenmeyen bir doğa unsuru bilmiyorum ben. Bu olsa olsa zaten aynı sizin bu tanımınıza uygun olarak ezeli ve ebedi, doğmamış doğrulmamış, zamandan ve mekandan münezzeh olan yaratıcı varlığa tekabül ediyor.

Ben, fizik kanunu gibi kanunlara mutlak diyorum. Evet bu kanun da kütleye bağlıdır, fakat kütle de artık bizim şüphe etmeyeceğimiz kadar, ontolojik olarak vardır. Kütle gibi, elektron hareketlerinden doğan zayıf dalga kuvveti de vardır, ve bu da başka bir fiziki kuvveti doğurur. Ben, sürekli varlığını gösteren bu kuvvetlerin göreli olamayacağını, ontolojik olarak VERİLİ olduğunu düşünüyorum. Yani bu kuvvetler öyle kuvvetlerdir ki, zaten tüm doğa unsurları bunların etkisiyle varlık bulmuş, bunların etkisiyle hareket etme yeteneğini kazanmıştır.

Benim mutlak bilgi diye tabir ettiğim şey de burada netleşiyor; ben göreli olana "değişmesi mümkün, yararlı olmayacak kadar belirsiz, savunulamaz" olarak bakıyorum. Mutlak kavramımsa, "şartlar böyle sürdüğü sürece (size katıldığım yer burası), ki şartların böyle sürmesinden hemen hemen emin olduğumuz için (burası ayrıldığımız nokta. burası david hume ile de ayrıldığımız nokta.)" bazı kanunların ve hatta bazı sosyal kanunların (insan tabiatının, tmel ihtiyaç ve davranışlarının aynı kalması dolayısıyla. ör :kendini koruma güdüsü. yaşamını sürdürme güdüsü. acıdan kaçma, rahata erme güdüsü. ekonomideki say kanunu vb.) ilelebet aynı şekilde sürmesidir.

Uyuşmazlığımız, canlılığın ve varlığın, zaten bazı kanunlar dolayısıyla ortaya çıktığı, bu kanunlar varolduğu sürece bilgi öznesinin (insanın) de varolacağı, bu kanunlar ortadan kalkar veya şartlar değişirse de, herşeyin anlamını zaten yitireceğine dair, insan odaklı bir durumdan kaynaklanıyor.

Saygılar.
« Son Düzenleme: Mayıs 15, 2011, 08:47:51 ÖS Gönderen: popperist »
Karanlıklar prensi bir beyefendidir. W.Shakespeare


Mayıs 16, 2011, 12:19:49 ÖÖ
Yanıtla #2
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 668
  • Cinsiyet: Bay

Saygılar
Evrenin ve kahinatın yaradılması bir  kaideyle mümkün .Dolayısıyla  Fizik kurallarının büyük kısmı bu kaideleri ortaya koyar. Onun için biz adına ''Fizik kuralları'' diyoruz. Orta da bir kural var. Bu kuralların değişmesi ,denildiği gibi yerçekimini ortadan kaldırır vs. Böyle bir olasılığın olması tabiki onu mautlak bilgi dışında tutmaz. Tam tersi onu mutlak bilgi yapar.
Saygılarımla


Mayıs 16, 2011, 07:53:49 ÖÖ
Yanıtla #3
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7281
  • Cinsiyet: Bay

Sayın Popperist'in genek blimsel gerek felsefi bilgisi, ayrıntıya girildiğinde benimkinden çok daha geniş. Benim tutumum, olayları daha basit yönünden ele almak, böylece daha geniş katmanlı bir anlaşılabilme sağlamak.  Konu başlığı ile bağlantılı olabilecek ne kadar çok izm tanımlarsak, işi o kadar karmaşıklaştırırız gibi geliyor bana.

Bilginin göreliliği başlığı altında daha sonra bir iki fiziksel örnek vermeyi düşünüyorum. Onları belirtince, sanırım o doğa ya da fizik yasaları konusu ve bağlantılı bilgi birikimi olgusu, bir yan ürün olarak bilimin niteliği, biraz daha belirgin olarak ortaya çıkacaktır. Hatta sanırım bu başlığın katılımcıları benim vereceğim örneklerden çok daha iyisini, güzelini, daha bir yerli yerine oturanı da bulup gösterecek, böylece bilginin göreliliğini destekleyeceklerdir..

Doğada, dolayısıyla bilgi bağlamında  %100 (yüzde yüz)  olan ne var?

Bence bir şey var. Tek bir şey. Ancak işte o zaman o da saltık oluyor ne yazık ki...

%100 olan tek şey, hiçbir şeyin %100 olmadığıdır.

Elbette bu benim görüşüm.  Bilimsel nitelikli bilgi, bilimin türüne göre değişirse de en azından %90 üzerinde bir genel geçerliliğinin olması beklenen bilgidir. Bilimsel nitelikli de olsa bir görüşün genel geçerlilik bakımından doğruluk oranı bunun çok altındadır. O yüzden elbette benim şu %100 konusundaki görüşüm de eleştirilebilir; buna karşı çıkılabilir.


 
 
« Son Düzenleme: Mayıs 16, 2011, 07:57:06 ÖÖ Gönderen: ADAM »
ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Mayıs 16, 2011, 08:13:11 ÖÖ
Yanıtla #4
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 236
  • Cinsiyet: Bayan

Sn  ADAM,
%100  konusunda  haklısınız.En geçerli  olan %99.99  dur.Her zaman  bir  yanılma  olasılığı  vardır.Bilgiyi  soyut ve ya somut olarak ayırdığımız soyut bilginin doğruluğu kişiye  göre değişebilir.Fizik, matematik  gibi alanlarda kanun aşamasına  gelen bilginin  değişmesi cok zordur.Aksi ispatlanmadıkça güçlü  kanıtlarla  doğru  kabul  edilir, kişilere göre  değişiklik  göstermez.
Saygılarımla
Aqua
Quoddam ubiquae, Quoddam semper, Quoddam ab omnibus, creditum est!


Mayıs 16, 2011, 08:40:35 ÖS
Yanıtla #5

Sn  ADAM,
%100  konusunda  haklısınız.En geçerli  olan %99.99  dur.Her zaman  bir  yanılma  olasılığı  vardır.Bilgiyi  soyut ve ya somut olarak ayırdığımız soyut bilginin doğruluğu kişiye  göre değişebilir.Fizik, matematik  gibi alanlarda kanun aşamasına  gelen bilginin  değişmesi cok zordur.Aksi ispatlanmadıkça güçlü  kanıtlarla  doğru  kabul  edilir, kişilere göre  değişiklik  göstermez.
Saygılarımla
Aqua


Aslında Fizik kanunlarının değişmesi mümkündür. Olasılık dahilindedir. Ancak olasılığı imkansız denecek kadar düşüktür. David Hume, elmayı yere bırakmamız ve onun aşağı düşmesi olaylarının bize kesinlik anlamında göründüğünün bir yanılma olabileceğini, bizim gördüğümüz şeyin sadece öncelik sonralık anlamında bir sıralanmış kareler olduğunu söyler mesela. Fakat Matematik, kesindir. Platon da zaten sadece matematiği bilim olarak görmüş, doğa kanunlarına , fen bilimlerine matematik kadar değer vermemiştir. Ben sadece fiziğin bu durumunun istatistiksel olarak anlamlı bulmadığımı, zaten pragmatik olarak da bunu böyle anlamamız gerektiğini, aksi halde bilimsel ilerlemenin paraziti olan "bilinemezciliğin"  özellikle sosyal bilimlerde önünün alınamayıp, tüm düzenin altüst olmasının bir zaman meselesi olacağını düşünüyorum. Bu, özellikle "diyalektik" inançta kendini göstermiştir. Tabi benim eleştirdiğim diyalektikçilerle, Sayın Adam arasında ciddi anlamda bir fark var.

Saygılar.
Karanlıklar prensi bir beyefendidir. W.Shakespeare


Mayıs 16, 2011, 11:31:27 ÖS
Yanıtla #6
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 886
  • Cinsiyet: Bay

-(Hiç kıpırdamayan birine)Neredesin?
-Buradayım.

Tamamen nereden baktığımızla ilgili. Bu da bilginin dayandığı nokta.
Uzaydan bakarsak dünya saniyede 30 km hızla güneşin etrafında yol alan bir gezegen.
Etrafında döndüğümüz güneş saniyede 19.5 km hızla vega yıldızına yaklaşıyor.

Ben bu yazının başındaki yerde bile değilim.

-(Hiç kıpırdamayan birine)Neredesin?
- Şu anda bu bildiğimle hesaplayabildiğim yerdeyim.


Mayıs 17, 2011, 01:07:35 ÖÖ
Yanıtla #7
  • Seyirci
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 647
  • Cinsiyet: Bay

Sayın ADAM, bu başlık için teşekkür ederim. Sanırım bilgi hakkında bakış açım yavaş yavaş destek buluyor.
İsim vermeden bir arkadaşımızın mesajının bir parçasını buraya aktarmak istiyorum; Kesin bilgi diye bir şey yok ki, 2+2=4 desen, kaçlık sisteme göre diye sorarlar adama.



Saygılarımla...
Bir yere ait olmayı hiç istemedim. Ya kendim olurum yada başkalarının arkamdan övgüleri ile ölmüş olurum.


Mayıs 17, 2011, 02:07:02 ÖÖ
Yanıtla #8
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 668
  • Cinsiyet: Bay

Saygılar

Tüm bildiğimiz, işittiğimiz, algıladığımız bilgilerin yüzdelik oranı

-TABLO-

%90 ve %99,9 tutarlılığı ve kaideli  olan bilgi, yani ''MUTLAK BİLGİ''

%70 ve %89,9 tutarlılığı olan bilgi, yani ''BİLGİ''

%50 ve %69,9 bilgi, yani ''TARTIŞILAN BİLGİ''

%30 ve %49,9 yani,''bilgiye yönelik bir SÖZ''

%10 ve %29,9 ''KURUNTU'' yani.

%0 ve %9,9   yani.


Konuya % mantığıyla  yaklaşsaydım %100 böyle düşünürdüm heralde.
Hepsine birer yanıtımla birlikte.
Saygılarımla


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
12 Yanıt
10116 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 15, 2011, 05:02:35 ÖS
Gönderen: ADAM
17 Yanıt
13534 Gösterim
Son Gönderilen: Nisan 11, 2007, 03:37:52 ÖS
Gönderen: Hamlet
40 Yanıt
13446 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 10, 2007, 01:04:21 ÖÖ
Gönderen: arteizm
77 Yanıt
30587 Gösterim
Son Gönderilen: Nisan 24, 2016, 02:02:59 ÖÖ
Gönderen: ruzber
9 Yanıt
5537 Gösterim
Son Gönderilen: Ağustos 12, 2019, 10:53:50 ÖS
Gönderen: karahan
0 Yanıt
2038 Gösterim
Son Gönderilen: Mayıs 16, 2011, 08:10:58 ÖÖ
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
2404 Gösterim
Son Gönderilen: Mayıs 17, 2011, 01:30:25 ÖS
Gönderen: ADAM
26 Yanıt
10513 Gösterim
Son Gönderilen: Haziran 17, 2012, 06:29:00 ÖS
Gönderen: asimov
0 Yanıt
1265 Gösterim
Son Gönderilen: Ağustos 08, 2012, 12:09:56 ÖÖ
Gönderen: Nemeçek...
4 Yanıt
2190 Gösterim
Son Gönderilen: Nisan 16, 2016, 06:47:37 ÖS
Gönderen: ARARAT