Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Görelilik  (Okunma sayısı 3505 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Mayıs 14, 2011, 02:51:54 ÖS
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7278
  • Cinsiyet: Bay


Bu sözcükte bir kök, iki ek var. Kök = göre (edat), ek1 = li (sıfatlaştırma), ek2 = lik (isimleştirme)

“Gözün bakışı doğrultusunda” anlamına çekebileceğimiz “göre”, öncelikle iki ya da daha çok şey arasındaki ilişki ve bağıntıyı dile getirir. Batı dillerinden dönüştürülerek yer yer kullanılmakta olan bir karşılığı “rölasyon”dur. Çağımızda ark terk edilmekte olan eski Türkçede aynı anlama gelmek üzere “alâka”, “rabıta”, “nispet” ve özellikle “izâfet” terimleri kullanılırdı.

“Göreli” teriminin en uygun eş anlamları “ilişkili” ve “bağıntılı”dır. Batı dillerinden dönüştürülerek dilimizde de kullanılan “rölatif” ile eski Türkçedeki “izâfî” terimleri, “göreli” ile aynı anlama gelir. Eskiden ayrıca “müteâllik”, “merbut” ve “nispî” terimleri de kullanılırmış. Bunlardan sonuncusunun günümüzde yer yer kullanımı sürüyor.

“Görelilik” teriminin eş anlamları olarak “ilişkililik” ve “bağıntılılık” terimlerinin yanı sıra Batı dillerinden dönüştürülerek kullanılan “rölativite” ve eski dildeki “merbutiyet” ile elbette “nispiyet” ve özellikle “izâfiyet” sayılabilir. (Aynı anlamda olmak üzere günümüz Türkçesinde “görecelik” terimi de kullanılıyor ama ben ona bek ısınamadım nedense. Bunun nedeni de dilimizin kuralları uyarınca ikinci bir sıfatın oluşturulabilme/türetilebilme olanağı: “görelice” diye. Buna karşılık “görece” diye bir sıfat yok ki bundan isim kipinde bir sözcük türetilebilsin. Örneğin “Bu göreli bir değerlendirme” diyebilirsiniz ama “Bu görece bir değerlendirme” diyemezsiniz; demezsiniz.)

Bir sıfat olarak “göreli”, kendi kendisine yeterli olmayan ve ancak bir başka şeye bağlı olarak ya da onunla karşılaştırılarak tanıtlanabilen, geçerliğini böylece kazanan şeyleri niteler. (Bu lâfı bir başka yerde daha etmiştim.) Bir başka deyişle, herhangi bir şeyin göreli olduğunu söylemek, onun tek başına değil, başka bir şeyle birlikte var olabildiğini belirtmek demektir. “Görelilik” de elbette o şeyin nitelik bakımından göreli olduğunu belirler.

Göreli terimi, kavramsal anlamı bakımından “saltık” ya da “mutlak” terimimin karşıtıdır. Bu terimin Batı dillerinden dönüştürülen karşılığı “absolü” ise dilimizde pek kullanılmıyor. (Teknik alanlarda sınırlı bir kullanımı var.)

Saltık ya da mutlak, bir şeyin koşulsuzluğunu, kendi başına tam ve yetkin olduğunu, hiçbir ilişki ve bağıntıyı gerektirmeksizin kesin ve son oluşunu bildirir. Herhangi bir konuda bir olayın, olgunun, sürecin, nesnenin, düşüncenin kesin, son ve artık değişmez olduğunu bildirmek, sonsuzluğa sınır çekmek demektir. Bu da saltıklığa yani mutlaklığa erişmiş olmak anlamına gelir.

Aynı olay, olgu, süreç, nesne ya da düşüncenin göreli olduğunu bildirmek ise, saltıklığın doğrultusunda henüz bütünlenmemiş bir yaklaşıklığını benimsemek demektir.

Aslında gerek göreli gerekse bunun karşıtı olan saltık kavramları, özel olarak birbirinden farklı alanlarda (örneğin matematikte, felsefede, teolojide, sosyolojide, ekonomide) değişik biçimlerde tanımlanır ve açıklanır. Burada benim yaptığım tanımlama ve açıklama, pek genel olarak bilimsel-mantıksal-felsefi bir alanı kapsar.

Dahasını buyurun siz yazın; konumuz bütünlenme yolunu tutsun; benim göreli alanımdan çıksın ve saltıklığın doğrultusunda ilerlesin.


ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Kasım 05, 2014, 02:06:08 ÖÖ
Yanıtla #1
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 415
  • Cinsiyet: Bay

Sayın ADAM’ın 3.5 yıl önce açmış olduğu başlık için birkaç cümle etmek isterim.

Doğrular/değerler mutlak ve göreli olarak ayrılabilir.

Toplum içinde bazı değerler göreli olabilir ve o toplum içindeki kişiden kişiye değişebilir.

Başlıkta da tanımlandığı gibi mutlak değerler ise kesin olan ve kabul edilen değerleri gösterir.

Toplumlarda mutlaklığa ait tanımlar ve mutlaklık arayışları tarih boyunca yapılmıştır ve halen yapılmaktadır.

Ama bu kabul edilen mutlaklıkların da “o topluma” has olduğunu atlamamak gerekir.

Başka bir deyişle bir toplum için mutlak olarak görülen bir değer diğer toplum tarafından mutlak görülmeyebilir ve göreli kabul edilebilir.

Bu durum bize mutlak tanımda da bir görelilik olabileceğini göstermektedir.

Paylaşımımı iki soru ile bitirmek isterim:

Peki, tüm insan toplulukları tarafından kabul gören mutlak bir doğru mutlak bir değer bulunabilir mi?

Acaba  mutlaklığa Masonluğun bakış açısı nedir?
« Son Düzenleme: Kasım 05, 2014, 02:15:41 ÖÖ Gönderen: propulsion »
Nosce te Ipsum


Kasım 06, 2014, 12:04:46 ÖS
Yanıtla #2
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7278
  • Cinsiyet: Bay


Sayıon propulsion'ın herhangi bir konuda evrensel boyutta bir mutlak değer olup olamayacağı sorusuna, Böyle bir şeyin olamayacağı tarzında yanıt vermek istiyorum. Çünkü bu değerleri insanlar koymaktadır. Tek bir kişi o "mutlak" denilenin geçersizliğini savunsa, o mutlaklık çöker ve göreli olur. Tüm göreli bilgi ve değerler mutlaklığın doğrultusunda evrilir ama mutlaklığa varış söz konusu olmayacatır.

Masonluğun mutlaklığa bakış açısı ise bir yandan konunun değerlendirme alanıyla, diğer yandan da bu alan belirlendikten sonra ilgili mason kuruluşunun tutumu açısından değişebilir. Herhangi bir konu alanı alınsa (örneğin makro fizik yasaları) elbette tüm bu konuya bilimsel açıdan bakarak bir değerlendirmede bulunur. Bilimde mutlaklı olamayacağına göre, mason kuruluşları da bilimde bir mutlaklığın olabileceğini benimsemeyecektir. Ancak aynı şeyi sosyal ve düşünsel alanlarda söylemek zordur çünkü bu bakımdan mason kuruluşlarının tutum ve eğilimi farklı olabilir. Dolayısıyla işin içine göreli değerlendirmeler girer. Eh, göreli değerlendirmeler varsa, mutlaklık sadece bir tasarım demektir.

   
ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Kasım 07, 2014, 10:11:02 ÖÖ
Yanıtla #3
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 415
  • Cinsiyet: Bay

Merhaba,

Başlığın genişlemesi açısından birkaç cümle söylemek isterim.

Kendi şahsi fikrim olarak, evrensel anlamda mutlak bir değer olmadığı noktasında hem fikirim.

Masonluk ile ilgili olarak (Tabii forumumuzdaki Masonlar ve bu konuda bilgisi olan üyeler tarafından doğrulanmaya muhtaçtır.) iki sorum olacaktı.

"http://masonlar.org/masonlar_forum/index.php?topic=16791.msg111038#msg111038" adresinde verilen "Masonlukta “değişmez” olduğu ileri sürülenler " adlı başlıkta Sayın ADAM’ın tarafından yazılan #11 numaralı iletide belirtilen

1- Eski Yükümlülükler
2- Landmarklar
3- Yasalar
4- Düzen Koşulları

başlıkları değişmez olarak değerlendiriliyor ise mutlak olarak da değerlendirilmez mi?

Başka bir deyişle bu 4 madde Masondan Masona, Obediyanstan Obediyansa veya bir ülkedeki Masonluktan diğer ülkedeki Masonluğa göre değişir mi? Değişir ise görelidir.

Ayrıca, Masonluğun ilkeleri mutlak olarak değerlendirilemez mi?

Saygılar,

propulsion
« Son Düzenleme: Kasım 07, 2014, 10:15:35 ÖÖ Gönderen: propulsion »
Nosce te Ipsum


Kasım 07, 2014, 04:45:12 ÖS
Yanıtla #4
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7278
  • Cinsiyet: Bay



Mutlaklık  - Görelilik  ile Değişmezlik  - Değişebilirlik  konularını birbirine karıştırmamak gerekir.

Masonluktaki kurallar, yöntemler, gelenekler ve töre söz konusu olduğunda, bazı konular mutlaklık-görelilik bazıları ise değişmezlik-değişebilirlik çelişkileri açısından incelenmeyi gerektirir.

Bu yaklaşımların ikisinin birden geçerli olamayacağı durumlar da vardır.

Örneğin Eski Yükümlülükler eskiden geçerli olduğu söylenen -özellikle Operatif Masonluk döneminden kalma olduğu belirtilen-  kurallar ve yöntemler tutamıdır. Bunların göreliliği ya da değişebilirliği söz konusu olamaz çünkü bunlar artık birer tarihsel anıdır. Buradaki sorun, Eski Yükümlülükler denilince birisinin çıkıp bunların neler olduğunu bir türlü sıralamayışındadır. Belki de kimse kendinde bunu yapabilecek gücü görememektedir.  Hele birisi bu işi bir yapsa, ondan sonra bu yükümlülüklerin günümüzde de geçerli olup olamayacağı, hangi koşullarda nerede geçerli olabileceği, dolayısıyla bir göreli değerlendirmeye tabi olup olamayacakları görüşülebilir.

Aynı durum Landmarklar için de söz konusudur. Hatta bazı yazılarda Eski Yükümlülükler ile Landmarklar özdeşleştirilmektedir.

Yasalar denildiğinde, işin içine görelilik girer. Önce yasalar olarak nelerden söz edildiğinin ortaya konması gerekir. Sonra o yasaların hangi coğrafyalarda ve hangi zaman diliminde geçerli olacağı görüşülebilir. Şayet birisi bunların hem evrensel hem zamana bağlı olmadığını belirtirse, o zaman bir değişmezlik ve mutlaklıktan -bir diğer deyişle dogmadan- söz ediliyor demektir. Ancak bunun böyle oluşu evrensel boyutta kabul görmüyorsa, -kimileri istediği kadar değişmeliğini ve  kesin geçerliğini ileri sürerse sürsün- görelilik söz konusu demektir çünkü azınlığı göz ardı ya da kulak arkası etmek olanağı yoktur.

Konu düzen koşulları olunca, -bu çok önemlidir çünkü Masonluk her şeyden önce bir düzen kurumudur- bu koşulların de neler olduğunu tanımlamak gerekir. Nitekim öyle yapılmış, İngiltere Birleşik Büyük Locası başta olmak üzere birçok mason kuruluşu düzen koşullarını ortaya koymuştur. İşin ilginç yanı şu ki, zaman içinde bu düzen koşullarında da değişiklikler yapılmıştır, İşin daha ilginç yanı şudur ki, bu değişiklikleri başlatan da İngiltere Birleşik Büyük Locası olmuştur. Bütün bunlar da Masonluktaki düzen koşullarının mutlak ve kesin olamayacağını, gerek zaman gerekse kültür etkenleriyle değişime uğrayabileceğini, dolayısıyla göreli olduğunu gösterir.

Masonluğun ilkelerinin göreli olduğu ise tartışılmaz bir gerçektir. İlkeler gerek zaman gerek kültür etkisi altında olup, değişebilir özellik taşımaktadır. Nitekim öyle olmaktadır da...



   

     
ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Kasım 17, 2014, 10:27:37 ÖÖ
Yanıtla #5

          Burada ilk olarak ''göre'' sözcüğünün geçmişi hakkında bilgi vermek isterim. Türkçe kökenli, kullanım sıklığı olan bir edattır. Peki tek başına kullanıma çıktığında bu sözcük bir edat mıdır, hayır. ''Kör-e > köre > göre'', yani eylem kökü+ulaç eki yapısında, eylem asıllı ulaç görünümünde donuklaşmış bir dil birimidir.
          ''Ad + (-A) + göre'' yapısındaki edat öbeği, sıfat, ad, zarf görevlerinde kullanıma çıkar. Yani, cümle içinde kullanıma çıkış durumuna göre görev adları alır. Sözcüğü her zaman edat olarak kabul etmek doğru bir yaklaşım değildir. Örnek verelim: Bu köy, tam bunlar-a göre. Bu cümlede ad olarak görev alan ''bunlara göre'' öbeği iletişimde ''bunlara göre köy'' biçiminde kullanılır. ''Görece, görelik''  gibi kullanımlarda sözcüğün kökünü edat olarak görmek bu yüzden asla doğru değildir. ''göre-li'' dendiğinde, sözcüğün üzerine gelen ek sıfat eki değildir. Belirtme işlevinde kullanılan bir tamlayan ekidir. Ardından bir de ''görelilik'' diyerek, sözcüğe türetme eki getiriliyor, bu da  doğru bir kullanım değildir.

          Dil bilgisi kuralları içerisinde de araştırmacılar bazen birbirleriyle aynı görüşü paylaşmamaktadır. Benim yukarıda belirtmiş olduğum bilgiyi doğru olarak kabul etmeyenler olacaktır. Bunun sebebi dilin de sosyal bir bilim olmasıdır. Bu durum olay, olgu, süreç, zaman gibi kavramlarda da söz konusudur. Toplumda kabul edilen değer yargıları için de bu durum geçerlidir. Toplumdan topluma farklılık gösteren birçok şey olduğu gibi, aynı toplum içinde de kabul edilen ya da edilmeyen şeyler vardır. Çok uzaklara gitmeye gerek yok. Bazı bölgelerimizde, erkek çocuk doğuramayan bir kadın suçlanmaktadır. Bunun bilimsel yanını düşünmeyi akıl etmezler. Onlara göre o kadın suçludur, erkeğin durumu söz konusu bile olmaz. Bilgi insanlara sunulsa da herkes kendi değer yargılarını işin içine katmaktadır. Televizyonlarda bu tarz konularla alakalı programlar da yapılmaktadır oysaki. Bu yüzden bilimsel bilginin özelliklerinden biri olarak kabul edilen ''değer yargılarından kurtulma'' çok önemlidir.
          Doğru bilginin olup olmadığı meselesi de felsefenin temel konularından biridir. Bilimsel manada geçerliği kabul edilmiş olan bilgiler doğrudur. Sonuç olarak bu doğruları günümüz için kullanmaktayız. Bilimde ilerleme söz konusudur, bugünün doğrusu, yarının yanlışı olarak da kabul edilebilir. ''Türkiye'nin başkenti Ankara'dır.'' bilgisi, doğrudur. Doğruları günümüze göre kabul etmeliyiz. Şartlar değişince neler olacağını hiçbirimiz bilemeyiz.
          Mutlak doğru dediğimiz şey bana göre vardır. Çünkü kimi doğrular değişebilir ama bazı bilgilerin genel-geçerliği söz konusudur. Bunların illa dini bilgisi olması gerekmiyor. Fen bilimlerinde araştırılan konular içerisinde mutlak doğrular mevcuttur. Suyun kaynama sıcaklığı ile ilgili bilgi, mutlak bir bilgidir. Dünya yuvarlıktır, mutlak bir bilgidir. Günümüzde ya da bundan yüz sene sonra kimse dünya yuvarlak değildir, demeyecektir.
          Felsefede mutlak doğrudan söz edebilir miyiz? Sanmıyorum. Çünkü felsefede sorular esastır. Cevaptan önce soru gelmektedir. Soru sorma etkinliğidir felsefe. Bilgilerde ilerleme olmaz, yığılma olur. Bu yüzden felsefede ne doğru ne de mutlak bilgiden söz edilemez bence.
         

         
Hiçbir şey bilmeyen, hiçbir şeyi sevemez.
Hiçbir şey yapamayan, hiçbir şeyden anlamaz.
Hiçbir şeyden anlamayan insan değersizdir.


Kasım 17, 2014, 11:06:43 ÖÖ
Yanıtla #6
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7278
  • Cinsiyet: Bay

Bu konuda dil bilgisi kuralları başka, kavram değeri ve kullanımı başka...

Biz Türkçe olarak değerlendirmelerimizde "görelilik" terimini yeğlemekteyiz; kimileri "görecelik" diyor. Kavramın diğer karşılıkları "izafiyet" ve "nispiyet"tir. Kimilerine "rölativite" çok daha elverişli gelebilir. Hatta sonuncusu bir ilişkinliği belirttiğinden, belki hepsinden daha yerindedir ama bir Batı dilinde düşünmeyi becerir ölçüde yabancı dil bilgimiz yoksa görelilik hepsinden iyidir.

Ancak Sayın edebiyat öğrentenimiz edebiyatçı olduğu için fiziksel bilimler bakımından yanılgıları var. Fen biliminde mutlak yoktur; yaklaşıklık vardır. Mutlak olursa, onun bilimliğinden kuşku duyulur. Nitekim verdiği örnekte, suyun kaynama sıcaklığı mutlak değil, göreli bir bilgidir. Dünyanın yuvarlıklığı da öyledir.

Felsefede ise elbette mutlaktan da söz edilir, doğrudan da... Fakat mutlaktan söz etmek başka, mutlak yargısını koymak başkadır. Şayet mutlaktan söz edilmezse, diyalektik felsefe çöker, metafizik utkusunu ilân eder. Nitekim metafiziğin (örneğin Aristo tarzı felsefenin) en güçlü olduğu yer, mutlak yargısını koyması, konuyu noktalamasıdır.
 
 
« Son Düzenleme: Kasım 17, 2014, 11:10:15 ÖÖ Gönderen: ADAM »
ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Kasım 17, 2014, 11:38:21 ÖÖ
Yanıtla #7

       Belki fen bilimleri konusunda yanılıyor olabilirim ama felsefe konusunda yanıldığımı zannetmiyorum. Mutlak yoktur felsefede. Bu metafizik için de geçerlidir. Çünkü cevaplardan çok, sorular önemlidir felsefede. Eğer mutlaktan, mutlak yargıdan söz edersek o zaman Septiklerin de çabaları boşuna gibi görülebilir. Görecelikten bahsediyorsak eğer, bunun en çok kendini gösterdiği yer felsefedir.
Hiçbir şey bilmeyen, hiçbir şeyi sevemez.
Hiçbir şey yapamayan, hiçbir şeyden anlamaz.
Hiçbir şeyden anlamayan insan değersizdir.


Kasım 17, 2014, 01:21:53 ÖS
Yanıtla #8

     Mutlak, göreliğin zıttıdır. Mutlak, felsefi bir ilkedir. Nihai gayeyi temsil anlamında belki mutlak ifadesi kullanılabilir. Her şeyi kabullenen, kuşatan, gerçeklik olarak bu anlamda kullanılabilir metafizikte ama asla yüzde yüz doğrudur diyemeyiz. Eğer, sözcüğün tarihsel geçmişine bakarak bana bunları yazıyorsanız o zaman başka ama günümüz şartlarında bana göre mutlak diye bir şey yoktur, felsefede yoktur. Siz bana Hegel'in diyalektiğini örnek veriyorsunuz sanırım ama bu sadece Hegel'in felsefesini oluşturan bir ilke olmuştur, hepsi bu. Hegel, tin, idea, geist gibi kavramları mutlaklıkla anlatmak istemiştir ama bu yine de genel- geçer bir ifade değildir. Hegel bunu söyler, başkası başka şey...
Hiçbir şey bilmeyen, hiçbir şeyi sevemez.
Hiçbir şey yapamayan, hiçbir şeyden anlamaz.
Hiçbir şeyden anlamayan insan değersizdir.


Kasım 18, 2014, 07:59:17 ÖÖ
Yanıtla #9
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7278
  • Cinsiyet: Bay


Hegel, arada çok yüzyıl olmasına karşın Herakleitos'u izler.

Onun ardından Marx, Engels ve sonra da Lenin gelir.

Diyelektik felsefe elbette görelilik ilkesi üzerine oturur. Fakat saltık (mutlak) olmazsa, tanımlanmazsa, görelilik tanımlanamaz ve olmaz.


(Bu paylaşım yeni değildir. Öncekinde çok yanlış görüldüğünden yenilendi.)
ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
3 Yanıt
3987 Gösterim
Son Gönderilen: Temmuz 01, 2014, 12:46:01 ÖÖ
Gönderen: propulsion
0 Yanıt
2204 Gösterim
Son Gönderilen: Mayıs 14, 2007, 02:50:21 ÖÖ
Gönderen: shemuel
0 Yanıt
1239 Gösterim
Son Gönderilen: Eylül 01, 2015, 04:24:38 ÖS
Gönderen: propulsion