Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Osmanlı'nın mason padişahı (Alıntıdır)  (Okunma sayısı 9426 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Temmuz 11, 2011, 12:21:48 ÖÖ
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 205
  • Cinsiyet: Bay

Mason olan Osmanlı padişahı kimdi? Sultan II. Abdülhamid üzerinde neden ısrar ettiğimi soranlara şu cevabı veriyorum: Eğer Abdülhamid modernleşmeye yeni bir yön belirlemese, Frenkleşme aynı hızda sürseydi, bugün başörtüsü başta olmak üzere pek çok güncel sorunu tartışmıyor olurduk.
 
Dinî pek çok simge gibi başörtüsü de folklorik bir mahiyete bürünmüş olurdu da ondan. Abdülhamid'in yaptıklarını hakkıyla değerlendirebilmek için 'O olmasaydı ne olurdu?' sorusunu da sormamız şart. Tahttan indirilişinin 100. yılında Masonların bayram etmesinden tutun da, Guantanamo'da Müslüman esirlerin sinirlerini bozmak için, haham kılıklı birilerinin 'İstanbul'a girip türbesini yakacaklarını' söylemelerine kadar uzanan bir 'nefret çemberi', onun hangi oyunları bozduğunu yeterince göstermekte değil midir?
 
Bu 'sinsi', 'içten pazarlıklı', 'cimri' diye yaftaladıkları Şehzade, planları buruşturup bir kenara atmış ve Osmanlı'nın tasfiyesini Cihan Harbi'nin kanlı paylaşımına kadar ertelemeyi başarmıştı. Onlar kızmasın da kim kızsın? Bundan 138 yıl önce bir Osmanlı veliahdının Masonluğa girdiğini, hem de 18. dereceye kadar yükseltildiğini biliyor musunuz? Üstelik tahta da çıkmıştı bu hanedan üyesi. Fakat... İşte o 'fakat'ın altında ne çıyanlar kaynamakta olduğunu anlamak için Tarih Dede'yi dikkatle dinlememiz lazım.
 
Sultan Abdülaziz, 1867 yılında yeğenleri şehzade Murad ve Abdülhamid ile oğlu Yusuf İzzeddin efendilerle birlikte bir Avrupa seyahatine çıkar. Paris, Londra, Viyana derken dönemin kralları, kraliçeleriyle tanışırlar. Sultan Abdülaziz, zemzemini hiç yanından eksik etmemiştir ya, "Veliahd-ı Saltanat" Mehmed Murad Efendi, çarpık ilişkiler ağına ilişmiştir çoktan.
 
Gayet iyi Fransızca bilmesi, görüştüğü devlet adamlarını hemen etkiliyor, liberal fikirleri Avrupa'nın siyasî mahfillerinde göz dolduruyordu. Bu 27 yaşındaki şehzade, er veya geç Osmanlı Devleti'nin başına geçecekti. Öyleyse üzerine oynanabilirdi. Nitekim Osmanlı Devleti üzerindeki planlar, artık geleceğin V. Murad'ına endekslenmişti.
 
Kendisi de Mason olan Prof. Enver Ziya Karal, V. Murad'ın, bu gezide Galler Prensi'nin girişimleriyle Masonluğu kabul etmeye karar verdiğini ve böylece İngilizlerin ondan faydalanmak istediklerini açıkça söyler. (Osmanlı Tarihi, cilt 8, s. 500.)
 
Nitekim 20 Ekim 1872 Pazar akşamı saat 7 sularında Kadıköy'de, Proodos Locası'nın kurucusu Louis Amiable'ın Mason lokali haline getirilen evinde Veliahd Murad Efendi, "tekris" töreniyle Masonluğa ilk adımını atar. İş burada da kalmaz, kardeşi Nureddin 8 Ağustos 1873'te, öbür kardeşi Kemaleddin ise 24 Ağustos 1875'te aynı törenle Masonluğa girerler. Nureddin Efendi'nin tekris töreni yapılırken bir adım daha atılmış ve Veliahd Murad'ın Masonlukta 18. dereceye yükseltilmesi töreni icra edilmiş, yani artık "Üstad" olmuştu.
 
Belki çoğunuz şaşırdınız ama konuyla ilgili belgeler, Masonların matrikül defterindeki kayıtlar Paris'teki Bibliothêque Nationale'dedir; dahası, Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Edhem Eldem'in dediğine bakılırsa, V. Murad'ın oğlu Salahaddin Efendi "İhtimam" adlı hatıratında babasının Masonlarla yazışmalarından genişçe bahsetmektedir. Anlayacağınız, kanıtları bol bir olay karşısındayız.
 
Nihayet Murad Efendi, 30 Mayıs 1876 günü bir askerî darbeyle tahta oturtulur. Ancak hesaplar tutmamış, kendisine büyük ümitler bağlanan V. Murad kısa sürede aklî dengesini yitirmiş, cinnetin sınırlarına çarpmaya başlamıştır. Sadece 93 gün sonra cülus protokolünü tamamlaması için gereken "kılıç alayı" dahi yapılamadan (yani tam padişah olmadan) aynı cunta tarafından tahttan indirilecekti. Şimdi sıra, 3 ay öncesine kadar hiç hesapta olmayan 'sinsi' Şehzadeye gelmişti, Abdülhamid'e.
 
Halbuki işler nasıl da inceden inceye planlanmıştı. Bir Mason hanedan üyesi tahttaydı. Avrupa memnundu, cunta memnundu, Masonlar memnundu. Padişah da babası "Abdülmecid'in ıslahat fikirlerini daha köklü ve daha geniş bir plan dahilinde tatbik etmek tasavvurunda idi."
 
Peki neydi bu plan?
Onun ne menem bir şey olduğunu Büyük Doğu (Grand Orient) Locasından V. Murad'ın dostu Skalyeri'ye yazılan mektupta ayan beyan görebiliyoruz:
 
"Sevgili kardeşim, eserinize devam ediniz ve yeni kardeşe 2. ve 3. dereceleri aynı gizlilik içinde veriniz. Öyle yapınız ki, bu derecelerin tedrisatı aklında ve kalbinde silinmeyecek izler bıraksın. Böylece Masonluğa, vatanınıza ve insanlığa çok büyük bir hizmette bulunmuş olacaksınız."
 
Nitekim İttihatçıların meşhur Dr. Nazım'ı da, Meşrutiyet'ten hemen sonra Fransa Maşrık-ı Azam'ında "Farklı gökler altında ama aynı 'eser' için çalışıyoruz" sözlerini sarf edecekti.
 
Peki neydi Abdülhamid'in müdahalesi yüzünden aksayan ve ondan sonra yapımına devam edileceği söylenen bu 'eser'? Siz cevabı düşünedurun, ben Abdülhamid'in Masonik dalgayı nasıl göğüslediğini özetleyeyim:
 
870'lerde devleti ele geçirme planları yapan Mason locaları, Abdülhamid'in ağırlaşan politik baskıları yüzünden belirleyici güç olmaktan çıkmış, siyaset dünyasındaki varlıklarını duruma göre düzenleyen bir teşkilat halini almıştı.
 
Bir zamanlar devleti yönetmeye kalkan Masonlar, Sultan Hamid döneminde geri adım atarak içe kapanıyor ve yeni bir uyanışı iple çekiyorlardı.
 
Sonra ne mi oluyor?
Ergenekon'un Masonik bağlantılarını görüyorsunuz. Eserlerini meydana getirmek için hâlâ uğraşıyorlar.
 
Yazıda Semih Tezcan ve İsmail İşmen'in "İlk Türk Masonları ve Sultan Murat V" (1968) adlı kitapçığı ile Edhem Eldem'in "Toplumsal Tarih"in Eylül 1996 ve Suha Umur'un "Tarih ve Toplum"un Ocak 1987 tarihli sayılarındaki yazılarından faydalandım.
 
Mustafa ARMAĞAN
bana tek taraflı adaletinizden sakın bahsetmeyin.. adalet kirli atlet..!!


Temmuz 11, 2011, 10:18:08 ÖÖ
Yanıtla #1
  • Mason
  • Orta Dereceli Uye
  • *
  • İleti: 229

Alıntı
Tahttan indirilişinin 100. yılında Masonların bayram etmesinden tutun da...

Ne guzel gunlerdi. Az mi eglendik o gunlerde... :) Masonlarin isi gucu yok Abdulhamitin tahttan indirilisinin 100. yilini mi kutlayacaklar? Sacmalamaya burdan baslamis sayin yazar. (Gerci ne zaman durdu ki?)

Alıntı

Sultan Abdülaziz, zemzemini hiç yanından eksik etmemiştir ya, "Veliahd-ı Saltanat" Mehmed Murad Efendi, çarpık ilişkiler ağına ilişmiştir çoktan.


Carpik iliskilere cok merakliysa sayin Mustafa Armagan, baska Osmanli Padisahlarini ve onlarin harem hayatlarini biraz daha arastirsin...

Alıntı
Nureddin Efendi'nin tekris töreni yapılırken bir adım daha atılmış ve Veliahd Murad'ın Masonlukta 18. dereceye yükseltilmesi töreni icra edilmiş, yani artık "Üstad" olmuştu.
Masonlukta 18. dereceye yukselince "Ustad" olunuyormus. Bunu ogrendigim cok iyi oldu... Bir ara bunu bilmeyen Kardeslerime anlatayim da ogrensinler....

Alıntı
Bu 27 yaşındaki şehzade, er veya geç Osmanlı Devleti'nin başına geçecekti. Öyleyse üzerine oynanabilirdi.

Adettendir, 27 yasina gelmis her sehzadenin uzerine oynanir bizde. :)  Genellikle ciftetelli...

Alıntı
Onun ne menem bir şey olduğunu Büyük Doğu (Grand Orient) Locasından V. Murad'ın dostu Skalyeri'ye yazılan mektupta ayan beyan görebiliyoruz:
 
"Sevgili kardeşim, eserinize devam ediniz ve yeni kardeşe 2. ve 3. dereceleri aynı gizlilik içinde veriniz. Öyle yapınız ki, bu derecelerin tedrisatı aklında ve kalbinde silinmeyecek izler bıraksın. Böylece Masonluğa, vatanınıza ve insanlığa çok büyük bir hizmette bulunmuş olacaksınız."

Kalinlastirdigim yazilarda gercekten de Masonlarin ne kadar kotu niyetli olduklari anlasiliyor. Vatana ve insanliga buyuk hizmet etmeye ne gerek var, sadece belli bir gruba hizmet etmek varken, degil mi? :)
 
Alıntı
Sonra ne mi oluyor?
Ergenekon'un Masonik bağlantılarını görüyorsunuz. Eserlerini meydana getirmek için hâlâ uğraşıyorlar.


Ergenekon destaninda Masonik ogeler mi mevcutmus? Yoksa bu dunyanin en subjektif tarihcisi kisilik burada sozde Ergenekon Teror Orgutunu mu kastediyor? Neymis bunlarin bizlerle baglantisi? Neleri gormus?

Mustafa Armagan'in yazilarina ancak bu uslupta yaklasabilirim, lutfen kimse uzerine alinmasin ve yanlis anlamasin.

Esenlikler,
Laus Deo
YY & Y


Temmuz 11, 2011, 10:19:30 ÖÖ
Yanıtla #2

Buna bir cevap vermek gerekir mi diye çok düşündüm.

Mustafa Armağan ilginç bir yazar. Bilgisi olmadan yazıyor desem değil, bilgisi var. Ama etik mi yazım biçimi, bende ciddi şüpheler uyandırıyor her seferinde. Yaptığı şey, çok bilindik tarikat yöntemi. Tarihsel doğruların arasına sıkıştırılmış yorumlar. Bilgiler doğru olunca, yorumlar da daha bir güvenilir oluyor! Yerseniz...

Bir çok kitabını okudum, zaten televizyonlarda da belli konularda kadrolu yorumcudur. Neler söyler neler yazar bir incelemek lazım. Atatürk' laf söyleyemez doğrudan. Hep Kazım Karabekir Paşa üzerinden yüklenir. Tüm İslamcı yazarlar gibi Abdülhamit takıntısı vardır. Laf söyletmez. Neyse uzatmaya gerek yok, okumak isteyen okur, ister değer verir yazdıklarına, isterse benim gibi kaale almaz.

Ama alıntılanan yazıda öyle cümleler var ki...

Tahttan indirilişinin 100. yılında Masonların bayram etmesinden tutun da,

Neymiş, Abdülhamit'in tahttan indirilişini kutlamışız... Lütfen birisi bana bu kutlama nerede ve hangi tarihte yapılmış bir söylesin. Yok böyle birşey, küllen uydurma.

Sultan Abdülaziz, 1867 yılında yeğenleri şehzade Murad ve Abdülhamid ile oğlu Yusuf İzzeddin efendilerle birlikte bir Avrupa seyahatine çıkar. Paris, Londra, Viyana derken dönemin kralları, kraliçeleriyle tanışırlar. Sultan Abdülaziz, zemzemini hiç yanından eksik etmemiştir ya, "Veliahd-ı Saltanat" Mehmed Murad Efendi, çarpık ilişkiler ağına ilişmiştir çoktan.
 

Mehmet Murad Efendi hakkında yazılanları okumanızı tavsiye ederim. Tabi bu "tarih yapıcılar" tarafından yazılanları değil, adam gibi tarihçiler tarafından yazılanları...

Veliahd Murad'ın Masonlukta 18. dereceye yükseltilmesi töreni icra edilmiş, yani artık "Üstad" olmuştu.

Masonluk hakkındaki bütün bilgisi bu forumda okuduğu 3-5 yazı olan birisi bile bu cümleyi kurmazdı...

Ve sonuncusu, maalesef en beteri...

Sonra ne mi oluyor?
Ergenekon'un Masonik bağlantılarını görüyorsunuz. Eserlerini meydana getirmek için hâlâ uğraşıyorlar.

Buna diyecek söz bile bulamıyorum. Allah akıl fikir versin...

Saygılarımla.
Bir kavramın tarihini bilmediğiniz sürece
Kavramın kendisini idrak edemezsiniz


Temmuz 11, 2011, 10:22:14 ÖÖ
Yanıtla #3

Sevgili Laus Deo ile aynı anda patlamış, neredeyse aynı şeyleri yazmışız :)

Bu arada belirtmek istediğim bir konu var. Ben yazıyı paylaşan üyemiz hakkında bir eleştiri yapmadım. Sonuçta alıntı yaptığını o da söylüyor, ve sanırım bunu da daha detaylı bilgi almak amacıyla yapıyor.

Fırsat oldu MA isimli yazarın kim olduğunu göstermek için.

Saygılarımla.
Bir kavramın tarihini bilmediğiniz sürece
Kavramın kendisini idrak edemezsiniz


Temmuz 11, 2011, 10:31:05 ÖÖ
Yanıtla #4
  • Mason
  • Orta Dereceli Uye
  • *
  • İleti: 229

Mustafa Kemal Kardesimle ayni seyleri yazmis olmamiz beni cok mutlu etti. Ama sasirdim mi bu duruma, elbette hayir :)

Bu fikir ortakliginin temelinde Mason olmaktan cok MA denen kisiligi iyi tanimak yatiyor. Cunku MA denen zat daha once de soyledigim gibi asiri subjektif, asiri Osmanlici, felaket derecede Abdulhamit the second hayrani bir kisilik. Bu zatin yazdigi gazete ve kitabini cikaran yayinevinin de kime ait oldugunu soylememe gerek yok sanirim...
YY & Y


Temmuz 11, 2011, 11:28:51 ÖÖ
Yanıtla #5
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7280
  • Cinsiyet: Bay


Ben bu başlığı görünce önce şaşırmıştım neden bu başlık forumun bu bölümünde yer alıyor diye.

Doğru. Öyle olmalı. Öyle olmalı da kapsamın başlık ile bağlantısı yok gibi.

Oysa başlık güzeldi. Keşke Osmanlı'nın mason padişahı tam anlamıyla padişahlık edebilseydi. Osmanlı'nın daha önceki ve sonraki padişahlarından mason olanlar olsaydı keşke.

Böyle dedim de; aslında mason olan devlet başkanlarının o devlete mason oluşları nedeniyle getirdikleri olağanüstü bir katkı da pek yok. Bu bağlamda tek tük birkaç istisna var.

Ben bu Mustafa Erdoğan adlı kişiyi tanmıyorum. Yazılarını bilmiyorum. Antimasonik cephede tanıdığım, yazılarını ve kitaplarını okumuş olduğum başkaları var. Onlar bana yetti.

Anlaşılan bir şey yitirmemişim Mustafa Erdoğan'ı tanımamakla ve yazılarını okumamış olmakla.

Şu memlekette niçin bir Allahın kulu çıkıp, gerek Türkiye'de gerekse evrensel boyutta Masonluğu  doğru dürüst eleştirmez? Bildiğimce bu işi bir tek Sayın İlhami Soysal yapmıştı yıllar önce.

Oysa Masonluğun o kadar çok eleştirilecek yanı var ki!... Ancak bunun için önce Masonluğun ne olduğunu ve ne olmadığını iyice araştırıp öğrenmek gerekiyor. Hatta bunu masonlardan bile daha iyi yapmış olmak gerekiyor.

Bu yapılmayınca da Antimasonik cephede işte sadece böyle saçmalıklar görülebiliyor.

Ne yazık ki bizim bilgisiz halk kitlesi bu saçmalklara daha çok rağbet ediyor. Öyle olunca da Masonluğu doğru dürüst eleştirme zahmetine girişmektense, uydurmacalar ileri sürmek galiba çok daha kolay oluyor.

Üstelik yöntemde bir de şu var:

"Masonlar ile ilgili gerçekler bunlardır. Çıksınlar gelsinler bunların yanlış olduğunu kanıtlasınlar bakalım. Çıkamaz, gelemezler. Çünkü gerçek budur."

Zaten masonlar çıkıp gelseler ne olacak ki?... Masonlukla ilgili gerçekleri antimasoınlardan daha iyi bilemezler ki! Bizim şu forumda bile bunu ileri süren katılımcılarımız yok mu?

 
ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Temmuz 11, 2011, 12:16:52 ÖS
Yanıtla #6

Sultan Murad'ın Masonluğu gizli saklı birşey değil. Paul Dumont bunu ayrıntıları ile yazmış zaten. Bildiğim kadarıyla Orhan Koloğlu'nun kitabında da var. Mimar Sinan defalarca yazdı.

Bu yazıdan sonra forumu takip edenlerin gerçekte neler olduğunu bilmesinde fayda olduğunu düşündüm. Oldukça eski bir başlık, o yüzden alıntılayarak tekrar vermek istiyorum.

V. Murad'ın Masonluğu hakkında belgeler

Osmanlı Padişahlarından V. Murad'ın şehzadeliği sırasında Mason olduğu öteden beri bilinmekte idi, ancak, doğru olarak bilinen de bundan ibaretti. Şurada burada görülen malûmat, Masonluk âleminin dışındaki kaynaklardan elde edilmiş bulunduğundan, eksik olduğu gibi bazen de uydurulmuş veya yakıştırılmış şeylerdi.

Abdülmecidin büyük oğlu Şehzade Murad, 1840 senesinde doğmuş, tahsil çağına gelince bir çok hocalardan Türkçe, Arapça ve Fransızca dersleri almış ve garp musikisi öğrenmiştir.

1861'de babası Abdülmecidin ölümü ve amcası Abdülaziz'in tahta çıkması ile Veliahd ilân edildi. Daha fazla garp kültürünün tesiri altında kalmış, demokratik idare taraftarlığı şâyi olmuştu. Bu bakımdan "Yeni Osmanlılar" denilen zümre onun tahta çıkmasını arzu etmekte idi. Abdülazizle Mısır ve Avrupa seyahatlerinde beraber bulundu. Bu son seyahatte, Napoli, Tulon üzerinden Paris'e gidildi, orada bir müddet kalındıktan sonra Kraliçe Viktorya'nın davetlisi olarak Londra ziyaret edildi ve İstanbula dönüldü. (21.6.1567 - 7.8.1867).

Oldukça iyi yetişmiş olup Fransızca da bildiği için görüştüğü Avrupa hükümdar ve prenslerinin takdirini kazandı. Rivayete göre, hakkındaki teveccühlerden canı sıkılan Abdülaziz, seyahatin yarısında Murad efendiyi İstanbul'a göndermek istemiş ise de, bu hâlin Avrupa hükümdarlarına karşı fena tesir edeceğinin Fuat Paşa tarafından söylenmesi üzerine tasavvurundan vazgeçmiştir.

Şehzade Murad vaktini Kurbağalıdere'deki köşkünde geçirir, Namık Kemâl, Ziya bey (paşa) ile içki âlemleri yapar, ahbaplık ederdi.

Fransız Grand Orient'ının, kuruluşundan 1875 senesine kadarki çalışmaları hakkında bütün önemli vesikaların kopyalarını verdiği Fransız Milli Kütüphanesi'nden elde edilen belgelere göre, Şehzade Murad'ın Masonluğa kabul töreni (Tekris) "Proodos" Locası tarafından yapılmıştır.

Fransız Grand Orient'ına tâbi olan bu Loca, gene aynı G. O.'a tâbi l'Union d'Orient Locasından ayrılan Masonlar tarafından ve Rumca çalışmak üzere 1868 senesinde kurulmuştur.

Kabul töreni Kadıköy'de yapıldı

Tekrisi yapan Üstadı. Muhterem. Kleanti Skalyeri, 1833 yılında İstanbul'da doğmuş, 1865'te l'Union d'Orient Locasında Louis Amiable'in Üstadı Muhteremliği sırasında tekris edilmişti. Fransa'da doğmuş ve orada Mason olmuş olan Louis Amiable ise, hukuk doktoru olup, avukatlık ve Bab-ı Alî'de hukuk müşavirliği yapmakta idi. Bu ikisi Şehzade Murad'ın tekris edildiği Proodos Locasının kurucularındandır.

Tekris merasimi 20 Ekim 1872 tarihinde, Kadıköyü'nde Louis Amiable'in evinde yapılmıştır. Louis Amiable'in Hatip olarak katıldığı bu toplantıda diğer vazifelilerin çoğu yerine de, Locada sayıları az olan Türkler, vekâleten bulunmuşlardır. Locanın âmil azası o tarihlerde 65 kişi kadar olduğu halde, ilerde göreceğimiz sebeplerden bu toplantıya vazifeliler dahil 11 kişi iştirak etmiştir. Bu toplantıda Türkçe çalışılmıştır. Önemli celse zabıt suretlerinin G. O.'a gönderilmesi âdet olduğundan, bu celsenin zaptı da vesikalar arasında bulunmaktadır:

Tekris celsesi zaptı :

"20 Kasım 1872'de Kadıköyü'nde, Louis Amiable K.in evinde şu K.'ler hazır bulunuyorlardı:

Üs. Muh.   Kleanti Skalyeri
1. Na. vazifesinde   Ragıb efendi
2. Na. vazifesinde   Hilmi efendi
Hatip vazifesinde   Louis Amblable
Sekreter vazifesinde   Ahmet bey
Muhakkik vazifesinde   Seyit bey
Merasim Üs. vazifesinde   Jozef Makaryos

ve Nuri bey, Tevfik bey, Jan Skalyeri ve Jorj Plati K.'ler.

Tam öğle vakti.

Proodos Muh. L.'sının çalışmaları Türkçe olarak, Ç. derecesinde alışılmış sırlarla açıldı.

Üs. Muh., skrüten neticesi uygun olduğu takdirde Şehzade Murad efendinin tekrisi için toplanılmış olduğunu bildirdi.

Aday için en iyi bilgileri veren üç tahkik levhası okundu. Hatibin mütalâası alındıktan sonra dolaştırılan skrüten Şarka lekesiz ve temiz geldi.

Daha sonra ritüelin gösterdiği usullerle adayın tekrisine başlandı. Kendisine nur verildikten sonra, Hat. Louis Amlable tarafından Fransızca ve Sek. Ahmet bey tarafından ise Türkçe olarak birer konuşma yapıldı.

Kardeşlik zinciri kuruldu. A.A. kelime verildikten sonra, mevcut K.'lerin hepsi bu sırrı saklayacaklarına yemin ettiler.

Tam gece yarısı."

Gizlilik içide

Bu zaptın altında, Murad dahil celsede bulunanların hepsinin imzaları vardır.

Bu tarihlerde İstanbul'da en az 15 Loca bulunmakta idi. Bunlardan Fransız G.O.'na bağlı l'Etoile du Bosphore, l'Union d'Orient, Proodos ve Ser Locaları ile İtalyan G.O. na bağlı İtalia Locası, yani beş Loca, Beyoğlu'nda Ağahamamı sokağında, müştereken kiralamış oldukları bir lokalde çalışmakta idiler. Tekris celsesinin bu binada değil de Louis Amiable'in evinde yapılmış olmasıın sebebi gizliliği temin içindi. Hatta Loca K.'lerinin bile pek azı bu hadiseden haberdar edilmişlerdi. Veliahdın tekrisini G. O.'a bildiren mektubunda Üs. Muh. Kleanti Skalyeri bu durumu şöyle izah ediyor :

"23 Ekim 1872
Fransız G. O.'na
Çok sevgili Kardeşlerim,

Gayri muntazam başlamış, yani Teşkilâtımızın Nizamnamelerine aykırı bulunmasına rağmen, Masonluğun Umumî ve Fransız G. O.'nın hususî menfaatlerine uygun olan ve yeni tamamlamış olduğum bir eseri size bildirmek isterim.

Fakat meseleyi anlatmadan önce şunu da belirtmek isterim ki, güzel Kuruluşumuza en çok ihtiyacı olan memleket bizimkidir. Burada çeşitli din'ler, milletler, ırklar, dolayısile anlaşmazlıklar ve kinler vardır. Padişah, Nazırların ve halkın büyük ekseriyeti Masonluğa kötü gözle bakarlar.

"Hafiyeler kapımızda"

Kaç defa Mabetlerimizin kapısında bekleyen hafiyeler gördük, kaç defa, maksadı aramıza girip Müslüman Kardeşlerin isimlerini öğrenmeye çalışan kimseleri bilmeden tekris ettik. Bu Müslüman Kardeşlerin bir çoğu ya işinden atılmış, ya rütbeleri alınmış veya sürülmüştür. Bizim tam bir isim listemiz polisin elindedir. Masonluğun, Müslümanları Hıristiyanlaştırmaktan başka gayesi olmayan bir teşkilât olduğuna Padişahı inandırmak için Türkçe bir kitap yazılmıştır.

Bu hadiselerin sonunda cesaretlerini kaybeden Müslüman Kardeşler, Localara eskisi gibi devam edemez oldular. Masonluğun Vâdîmizde çökmek üzere olduğunu üzülerek müşahade ederken, ilerde çok faydalı olabilecek bir hamle yapmak imkânını bulduk.

Son günlerde şahsen bana yapılan bir müracaatla Osmanlı İmparatorluğu tahtının varisi Prens Murad efendinin tekrisi teklif edildi. Bu teklif, Muh. L.'mızın âmil azası, Üs. Mason ve Veliahdın baş kethüdası Seyit Bey tarafından yapıldı.

Aşağıda anlatacağım sebeplerden en sıkı ketumiyetin muhfaza edilmesi ve tekrisin dışarıya sızmasına meydan verilmemesi lûzumlu idi.

Padişah, uzun zamandan beri kendisinden sonra, yeğeninin yerine oğlunun tahta çıkmasını istemekte ve bunun için çalışmaktadır. Fakat Osmanlıların dinî ve millî gelenekleri buna karşıdır, ve tahtın varisi halkın ve Nâzırların büyük bir kısmı tarafından tutulmaktadır.

"Öğrenilirse, cezalandırılırız!"

Murad efendi Teşkilâtımızın aradığı bütün kalitelere sahip olduktan başka, faziletleri ve tekâmül için duyduğu sevgi ile ilerde vatanının ve Teşkilâtımızın bir zaferi olacaktır. Murad efendi çoktan beri nura kavuşmak istemekte fakat bu projesini gerçekleştirememekte idi. Hiç bir prensip sahibi olmayan, kalpsiz, mantıksız, hakikî tekâmülün düşmanı bulunan ve tahtın varisini değiştirme çareleri arayan Padişahın kulağına Veliahdın tekrisi hadisesi giderse, aradığı kıymetli bahaneyi bulmuş olacaktır. Veliahdın dinsiz, imansız "gâvur" olduğu ilân edilerek halkın taassubu tahrik edilecek ve muhtemelen Veliahd ve Kardeşlerinin tahta çıkma hakları alınacak, tekrisine sebep olanlar cezalandırılacaklardır. Burada da Masonluk, yanlız Müslümanlar tarafından değil, Avrupa'da olduğu gibi bütün cahil halk tarafından iânetlenmiştir.

Gördüğünüz gibi Kardeşlerim, Nizamnameler ve Masonluk vazifelerim arasında zor durumda kalmıştım. Bir taraftan Nizamnamelere uyacağıma yemin etmiştim, diğer taraftan Masonluğun Umumî ve Fransız G.O.'nın hususî menfaatleri için de Nizamnamelere aykırı olarak Veliahdı tekris etmeli idim.

Teklifi kabul etmemek, Teşkilâtımıza karşı Veliahdın eline bir silâh vermek olacaktı, çünkü o da umumî kanaate uyarak bizim, krallara ve dinlere karşı olduğumuz fikrine inanacaktı. Sonra, ya bir İngiliz veya İtalyan Locası bu tekrisi yaparsa, G. O.'ı böyle bir kazançtan niye mahrum etmeli?

"Sır saklamaya her zaman riayet edilmiyor"

Prensin tekrisini yapmak, Nizamnamelere göre yapmak, yâni haricî olarak adını ilân etmek, bütün Loca âzâsına haber vermek, Prensi lokale getirtmek, hem kendisi hem de bu memleketteki Teşkilâtımız için zararlı olurdu, çünkü biliyorsunuz Kardeşlerim, sır saklamaya her zaman riayet edilmiyor.

Bunun için Nizamnamenin tekris hakkındaki bazı maddelerini ihmâl ederek ikili vazifemi yaptım: birincisi, durumu ve üstün kaliteleri ile çok şey vâdeden bir kimseyi Teşkilâtımıza kazandırmak, ikincisi, Fransız Mason tarihine, ilerde Sultan olacak bir kimsenin tekrisi gibi benzeri olmayan bir hadiseyi kaydetmek,

Muameleye başlamadan önce, dostum ve Kardeşim Louis Amiable'in nasihatlarını ve fikirlerini aldım. Masonluğun Umumî ve Fransız G. O.'nın hususî menfaatleri için yaptığı gayret ve hizmetlerle tanıdığınız bu Kardeş, bana cesaret verdi ve işbirliği vaadetti.

Bu tekrisi, Muh. Proodos Locasının Üs. Muh.'ı olarak atölye adına, fakat kimseye bildirmeden ve sadece Locada güvendiğim bir kaç âzâ ile gerçekleştirmem de aramızda kararlaştırıldı.

Netice olarak, 20 Ekim 1872 akşamının 7'sinde, Loca Muhak.'i Jozef Makaryos, kurucu ve R.C. Abdurrahman Hilmi, Üs. Mason Seyit, Üs. Mason Ragıb efendi, Ç. Mason Tevfik bey, Ç. Mason Nuri bey, hepsi Proodos Locası âmil azası; ayrıca l'Union d'Orient Locasından Dr. Jan Skalyeri ve Refet Ahmet K.lerle, Kadıköyü'nde Proodos Muh. Locası kurucu ve âmil azası Louis Amiable'in evine gittik. Daha önceden evin bir salonunu Masonik Lokal haline getirmiştik. Anayasa ve Ritüelin Tekris hususundaki bütün icaplarını yerine getirerek, mevcut bütün K.lerin imzalamış oldukları sureti ilişik zapta göre tekris merasimini ifa ettik.

Şimdi K.lerim, Masonluğun Umumî menfaatleri için tasvibinizi ve aynı zamanda, birkaç gün içinde Murad efendiyi ikinci ve üçüncü dereceye terfi ettirebilmem için gerekli müsaadenin verilmesini istiyorum.

"Hoşgeldin mektubu iyi olur"

Bu hadisenin resmî bültenlerde neşredilmemesini ve ben size bildirinceye kadar bütün Masonik neşriyata mani olunmasını, Teşkilâtımızın buradaki menfaatleri bakımından rica ederim.

Ayrıca, Fransız G.O.'nun, benim aracılığımla kendisine bir tebrik ve hoşgeldin mektubu yazmasının çok uygun olacağını sanırım: bundan çok hoşlanacaktır.

G.O.'nın bu faaliyetlerimi hatalı bulacağı yerde beğeneceğini umarak...

Candan bağlı Kardeşiniz
Prodos L.sı Üs. Muhteremi
Kleanti Skalyeri"

Bu yazıya, zabıttan başka Louis Amiable'in bir mektubu ile Hatip olarak yaptığı konuşmanın metni de eklenmiştir. Sek. Ahmet bey tarafından yapıldığını zabıttan anladığımız Türkçe konuşmanın menti yoktur.

Président du Conseil de l'Ordre", yani Teşkilât reisinin verdiği cevabın müsvettesi, suret olarak saklanmış:

"8.11.1872
İstanbul Vadisinde Proodos Muh. L.sı Üs. Muh.' Kleanti Skalyeri'ye,
Prens Murad efendinin tekrisini ve bu tekrisin hangi şartlar altında yapılmış olduğunu bildiren 23.10.1872 tarihli mektubunuzu aldım.

"Veliahda 2. ve 3. dereceleri de verin!"

Bu haberinizi büyük bir alâka ile karşıladım. Türkiye tahtı varisinin tekrisine ben de sizin gibi büyük bir kıymet vermekteyim. Fransız G. O.'nına bağlı bir atölyede nur aldığı için kendimizi tebrik etmeliyiz.

Böyle önemli bir işi tahakkuk ettirebilmek için Nizamnamelerin dışına çıkmak mecburiyetinde kalmış bulunmanız can sıkıcı olmakla beraber, sizi böyle hareket etmeye mecbur eden düşüncelerinizi anlıyorum; memleketin ve yeni tekris olan Kardeşin içinde bulunduğu pek hususî şartlara bakarak, kanunlarımıza uymamakta haklı olduğunuzu kabul ediyorum.

Sırası geldiği vakit ve icab ederse Konsey'de müdafaanızı ben kendim yapacağım.

Sevgili Kardeşim, eserinize devam ediniz ve yeni Kardeşe ikinci ve üçüncü dereceleri aynı gizlilik içinde veriniz. Öyle yapınız ki, bu derecelerin tedrisatı aklında ve kalbinde silinmeyecek izler bıraksın. Böylece Masonluğa vatanınıza ve insanlığa çok büyük bir hizmette bulunmuş olacaksınız.

Kardeş sevgilerimin kabulü....
de St. Jean"

Kleanti Skalyeri'den,
"Fransız G. O.'nda Teşkilât Konseyi Reisi, de St. Jean Kardeşe.

Murad efendinin ikinci ve üçüncü derecelere terfii için bana selâhiyet veren ve bu sembolik derecelerin tedrisatının da aklında ve kalbinde silinmeyecek izler bırakmasını tavsiye eden mektubunuzu aldım.

Bunun üzerine, 8 Aralık Pazar günü, saat akşamın altısında, Beyoğlu, Ağahamam sokağı 12 No.lu mahaldeki Masonik Lokalde toplandık ve aynı gizlilik içinde ve bütün şekillere uyarak Veliahda ikinci ve üçüncü sembolik dereceleri verdim.

Veliahd o derece duygulandı ki, çalışmalar kapandıktan sonra sabahın ikisine kadar, Masonik ve Masonluğun memleketimizde yayılması çarelerini konuşmak için kaldı. Fransız G. O.'na bağlı olan fakat yanlız Türkçe çalışan bir Locanın kurulmasını teklif etti; derhal, benim riyasetimde bir muvakkat Loca teşkil edildi ve vazifelilerin seçiminden sonra Locaya "Envarı Şarkıyye" adı verildi. İçtüzüğünün hazırlanması için bir komisyon kurduk. Bu komisyon işini bitirir bitirmez kuruluş için resmen müracaat edeceğiz.

Bu mektubuma ilişik olarak 8 Aralık celsesi zabıt suretleri ile Veliahd için diploma talebini bulacaksınız, bunun bir an önce gönderilmesini rica ederim.

Birkaç gün önce G.O.'dan Abravanelli, Farazi, Nuri bey ve Tevfik bey K.lerin diplomalarını talep etmiştim, ve bu talebimde son ikisinin çıraklık devrelerini doldurmadan ikinci ve üçüncü derecelere birden terfilerinin sebebini bildirmemiştim. Bunun sebebi, 8 Aralık tarihli celsede yeteri kadar Üs. Mason bulunmasını temin etmek ve aynı zamanda bu iki Kardeşin, Nuri bey ve Tevfik beyin aracılığı ile ihtiyacımız olan muhtelif parçaları o zamana kadar hazırlamaktı; Locaya, bu Kardeşlerin erken terfilerinin sebebini, ikinci ve üçüncü derece ritüellerin Türkçeye tercümesini en iyi bu K.lerin yapabileceklerini ve bu tercümelere ihtiyaç bulunduğu için bu K.lerin erken terfi ettirildikleri şeklinde bildirdim, ve mes'uliyeti üzerime aldığımı söyledim.

Amiable K. de size yazmak istiyordu, fakat sağ eli kalem tutamayacak kadar ağrıdığı için yazamadı, iyi olur olmaz yazacağını bildirmemi istedi; bu sebepten, Prense yazılacak tebrik mektubunun şekli hakkında istediğiniz malûmatı da gönderemedi.

Bana kalırsa bu tebrik mektubunu, kendisinin durumunu ve değer verdiklerine karşı samimî ve liberal karakterini göz önünde bulundurarak, memleketinizin âdetlerine göre yazmanız daha uygun olur. Bu mektubu geciktirmemenizi rica ederim.

Kardeş sevgilerimin kabulü...
Candan bağlı Kardeşiniz
Proodos Muh. L.sı Üs. Muh.i
Kleanti Skalyeri"

Mesleği: Prince Impérial

İkinci ve üçüncü derece celselerinin zabıt suretleri ile diploma talebi formu da bu mektuba ilişik olarak gönderilmiştir. Diploma talebi formunda Şehzâde Murad için şu bilgiler var :

Adı : Mehmet Murad - Mesleği : Prince Impérial, taht varisi - Doğumu : 25 Recep 1256 (5840) - İkametgâhı : İstanbul - Tekris ve terfi tarihleri ve Lâtin harfleri ile ve Fransız imlâsına göre kendi imzası.

Başka bir mektupla Kleanti Skalyeri Fransa'dan Murad efendi için bir kordon ve önlük istiyor. Mektubunda diyor ki, "lütfen Prens Murad efendi için kendi zevkinize göre bir kordon ve önlük satın alarak gönderin; şuna da dikkat edin, Türkler süslü ve zengin şeyleri severler. Bunlar için 250 frank harcayabilirsiniz."

Bir hesap pusulasından da 240 franga bu ikisinin alındığı anlaşılıyor.

Vesikalar arasında Şehzade Murad'a yazılan tebrik mektubunun üç sureti var. Hepsi aynı metin ve güzel bir kaligrafi ile yazılmış fakat üzerindeki tashihlerden anlaşıldığına göre, ya bir yanlış görülmüş veya sayfa tertibi beğenilmemiş, kusursuz oluncaya kadar tekrar tekrar yazdırılmış.

En önemli vesikalardan biri de Şehzade Murad'ın bu mektuba verdiği cevaptır: Fransızca, kendi el yazısı ile yazılmış ve üç noktalı imzası ile.

Şehzade Nurettin efendi de Mason

Daha sonra, Abdülmecid'in 6. oğlu, Şehzade Murad'ın kardeşi Nurettin efendinin aynı gizlilik içinde tekris edildiğini (Kasım 1873) ve Hatip konuşmasını bu sefer Murad'ın yaptığını başka vesikalarda görüyoruz. Bu konuşmanın metni vesikalar arasında yok, fakat konuşması sebebile kendisine yazılmış bir tebrik mektubunun sureti var.

Nurettin efendinin, tekris edildiği günün akşamı, l'Union d'Orient Şapitrinde, Veliahd Murad efendinin 18. dereceye kabul töreninin yapıldığı ve daha yüksek dereceler istediği bildiriliyor. Bu husustaki yazışma evrakı da vesikalar arasında mevcuttur.

24 Ağustos 1875'te Abdülmecidin 4. oğlu şehzade Kemalettin efendi de aynı şartlarla, bu sefer Kleanti Skalyeri'nin evinde tekris ediliyor. Veliahd Murad efendi ile ilgili vesikalar bunlardan ibaret.

Sultan Murad hakkındaki eski bilgiler

Şimdiye kadar 5. Murad'ın Masonluğu hakkında doğru olarak bilinen, sadece Mason olduğudur. Bu hususta şunlar yazılmış:

Kemalettin Apak B.'in 1932'de basılmış bir konferansından:

"....O vakitler henüz Şehzade bulunan Sultan Murad dahi Ser Mahfeline intisab eylemiş ve burada Mason olmuştur... O zamanlar bu Mahfelin, Üs. Muh.'i İran Sefiri kebiri Muhsin Han idi... Şair Ziya Paşa, Abdülaziz zamanında Mabeyni başkâtibi idi. Her halde Murad efendiyi Mason yaptıran rehberler arasında mühim rolü vardır."

1934'te basılmış olan "Muhibban-I Hürriyet Muh. Mahfelinin çeyrek asırlık hayatı tarihçesi" adlı broşürden :

"İlk ve muvakkat Şuray-ı Alî Prens Halim paşa tarafından 1861 tarihinde ve İstanbul'da teşekkül etmişti. Bu ilk teessüste mukayyet bulunanlar arasında zamanın veliahdı Rose Croix derecesini haiz beşinci Murad ile Üs. derecesinde bulunan biraderi Prens Nurettin efendi ve Kemalettin efendiler görülmektedir."

Beşinci Murad'ın Masonluğu hakkında en fazla tafsilât, Ziya Şakir'in "Beşinci Murad'ın hayatı" isimli kitabında var (1943). Hulâsa olarak şöyle yazıyor :

"Tavsiye İngiliz Veliahtından geldi"

"Sultan Abdülaziz'le Avrupa'ya seyahate giden Murad efendi, seyahatten avdetinden bir müddet sonra İngiltere'de tanıştığı ve Masonluk hakkında görüştüğü İngiliz Veliahdı Prens dö Gal'den Masonluğa girmesini tavsiye eden bir mektup almıştı. Kısa bir müddet sonra da Dr. Kapolyon ile hususî kâtip Seyit bey kendisine müracaat ederek Kleanti Iskalyeri isminde bir zat sizi ziyaret edecek demişlerdi. Iskalyeri, 1868 senesinde teşekkül eden Proodos Mahfelinin müessisi ve Üs. Muh. i idi. Aslen Yunanlı olduğu halde teşkilât için İstanbul'a gelmişti. Kleanti, Fransız Maşrıkından aldığı bir mektubu Murad efendiye göstermişti. Bu mektupta Osmanlı Veliahdına 18 derece verilerek hususî merasimle Kardeşler arasına alınması bildirilmişti. Murad efendi bu teklifi büyük bir memnuniyetle kabul etmişti. Birkaç gün sonra Beşiktaş sarayının tenha bir odasında Üs. Muh. Kleanti İskalyeri, Üstatlardan Giritli Dr. Minos Volonaki, Dr. Yani Eşamelos, Bursalı Epaminonda'dan mürekkep bir heyet huzurunda Osmanlı Veliahdı, her türlü merasimden âri bir şekilde, ve yanlız tebliğ suretile tekris edilmiş ve Aziz Biraderlik şehadetnamesile bu dereceye mahsus silâhlar, kordon ve tabliye kendisine verilmişti."

Kemalettin Apak B. 1950'de genişletilmiş olarak ikinci baskısını yaptığı kitabında, "Ziya Şakir yanılmaktadır, Beşinci Murad Ser Locasında tekris edilmiştir" diye ısrar etmekte ve kendince sebepler zikretmektedir.

Belleten'de (1944) Beşinci Murad'la ilgili çok önemli beş makale neşreden İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Beşinci Murad'ın Masonluğu hakkında Ziya Şakir'in kitabını mehaz göstererek aynı şeyleri söylüyor.

"Osmanlı imparatorluğu Tarihi" isimli kitabında Zuhurî Danışman, daha da ileriye giderek "Londra'da bulunduğu vakit İngiltere veliahdının delâletile Franmason Cemiyetine girmişti" diyor.

Mason olma fikrini kimden almıştı?

Bu yazılanların uydurma veya yakıştırma oldukları anlaşılıyor. İki nokta önemlidir. Birincisi, Beşinci Murad'a tebliğ suretile 18 derecenin birden verilmediği, aksine, tekris ve terfilerinin hepsinin usulüne göre yapıldığıdır. İkincisi, Kleanti Skalyerinin bu maksatla teşkilât tarafından İstanbula gönderilmediğidir. Yukarda görüldüğü gibi Skalyeri İstanbulda doğmuş ve İstanbulda tekris edilmiştir.

Beşinci Murad'a Mason olma fikri nereden gelmişti? Prens dö Gal'in tavsiyesi yahut teklifi hikâyesi doğru olsa, o zamanlar İstanbulda çalışmakta olan İngiliz Localarından birine girmesi icab etmez mi idi? Louis Amiable G. O.'a yazdığı bir mektupta şöyle söylemekte: "Murad efendi Masonluğu basit bir merak saiki ile istemiştir ve tekristeki bütün denemelere tâbi olmayı arzu etmiştir: kendisine ilk defa Masonluktan bahseden maiyetindeki adamlarının intibalarını öğrenmekle de iktifa edebilirdi."

Bu ibareden, Masonluktan kendisine ilk defa maiyetindeki adamların bahsettiği neticesi çıkarılabilir mi? Proodos Locasının matrikülünün tetkiki de bu kanaati kuvvetlendiriyor:

Proodos Locasında tek müslüman Türk

Beşinci Murad'ın tekris edildiği 1872 senesine kadar Proodos Locasında bir tek müslüman Türk ismine rastlanıyor: Abdurrahman Hilmi, l'Etoile du Bosphore Locasında tekris olmuş, l'Union d'Orient Locasına tebennî etmiş ve kurucu olarak Proodos Locasına katılmış. 1872'de R. C. derecesinde 13 senelik Mason (53 yaşında)

Proodos Locasının kurulduğu 1868'den 1872 yılının başına kadar matrikülde başka Türk ismi görülmüyor. 1872 yılında ise, Murad'ın tekris edildiği 20 Ekim tarihine kadar, 8 ayda 12 Müslüman Türk tekris edilir, 3 kişi de başka Localardan katılır. Bunların bir kısmının 5. Murad'la ilgilerini biliyoruz. Esaslı bir araştırmada hepsinin ilgilerini tesbit etmek ihtimal dahilindedir. 8 Şubat 1872'de ilk tekris edilenin adı, matrikülde Ali Safaati bey diye yazılmakta ise de büyük hürriyet kahramanı Ali Şefkatî beydir. Bunun arkasından Namık Kemâl ile Seyit bey 24 Şubat 1872'de tekris edilmişlerdir. Mason olduğu bu belgelerde açıkça görülen Namık Kemâl, Beşinci Murad'a veliahlığı sırasında Fransızca dersleri vermiş ve arkadaş olmuşlardır. Seyit bey ise, Murad'ın başmabeyincisidir. 2 Nisan 1872'de tebennî suretiyle Locaya katılan (53 yaşında) Mehmet Ragıp efendi, Murad'ın maiyetinde memurdur, 3 senelik Üstat Masondur ve İzmir'de Orhaniye Locasında tekris olmuştur. (Orhaniye Locası hakkında hiçbir bilgimiz yoktur).

Sultan Murad tekris olduktan sonra da Türkler bu Locaya girmeye devam etmişlerdir.

Bu vesikaların arasına 1884 senesine ait olan matrikül cetveli de karışmıştır. Sultan Murad'ın hal edilip Abdülhamid'in tahta çıkmasından 8 sene sonra Locada bir tek Türk kalmamıştır.

Hikâyenin sonu.

Tekrisinden 3,5 sene sonra, 1876 Mayısında Abdülaziz hal ediliyor. Murad efendi, Padişah Beşinci Murad namı ile tahta çıkıyor. 6 gün sonra Abdülaziz intihar ediyor. Bu hâdise, Sultan Murad'ın bozuk olan asabını iyice sarsıyor ve kendisinde cinnetin ilk belirtileri tahta çıkışının haftasında görülüyor. Bir zaman hastalığını halktan saklamak istiyorlarsa da muvaffak olamıyorlar. Üç ay üç gün süren ismen hükümdarlıkta bulunduktan sonra tahttan indirilerek İkinci Abdülhamit hükümdar ilân ediliyor. Sultan Murad Çırağan sarayına naklediliyor ve 1905'te ölünceye kadar 29 sene orada mahpus kalıyor.

Sultan Murad hal'inden sonra iyileşiyor, bu sefer de iyi olduğu halktan gizleniyor.

Masonlar, Saltanattan hal edildikten sonra da Sultan Murad'ın hayatı ile alâkadar olmuşlar ve Abdülhamit tarafından öldürülmemesi için tedbir almaya çalışmışlardı.

Çırağan Sarayı'ndan kaçırılacaktı

Sultan Murad'ı tekrar tahta çıkarmak veya Çırağan Sarayından kaçırmak için birkaç teşebbüs yapılmıştır. Bunların sonuncusu, Kleanti Skalyeri - Aziz bey Komitesi denen teşkilât tarafından 1878 senesinde yapılmak istenmiştir. Skalyeri ile onun komitesine dahil bulunan Şurayı Devlet muavinlerinden Ali Şefkatî bey, bazı şahıslar vasıtasiyle Sultan Murad ve Validesi ile muhabere etmişler ve sonra birkaç defa da Çırağan Sarayının geniş su yolundan gizlice girmek suretiyle Sultan Murad ile görüşmüşlerdi. Nihayet bu komite, azaları Aksaray'da Aziz beyin evinde toplandıkları sırada içlerinden birinin ihbarı üzerine basıldı; komiteye dahil olanlardan Skalyeri ile Çerkes cariyelerinden Nakşibend kalfa ve Ali Şefkatî bey kaçmayı başarmışlar, diğerleri yakalanarak, Aziz bey ile Agâh efendi vicahen, Skalyeri ile Ali Şefkatî gıyaben idama mahkûm edilip, diğerleri de muhtelif cezalara çarptırılmışlar ise de, Aziz bey ve Agâh efendinin cezaları on beşer seneye indirilerek Akkâ'da ve diğerleri bazı mahallerde hapsedilmişlerdir.

Kleanti Skalyeri saklandıktan az sonra Yunanistan'a kaçmış, Nakşibend kalfa da rivayete göre Mason cemiyetinin yardımı ile Yunanistana kaçırılmış, Ali Şefkatî bey de Fransaya kaçmıştır.
Bir kavramın tarihini bilmediğiniz sürece
Kavramın kendisini idrak edemezsiniz


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
685 Yanıt
485831 Gösterim
Son Gönderilen: Eylül 02, 2019, 08:56:24 ÖÖ
Gönderen: PRİEST
22 Yanıt
20201 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 25, 2018, 08:54:51 ÖS
Gönderen: karahan
1 Yanıt
2500 Gösterim
Son Gönderilen: Eylül 08, 2007, 07:08:02 ÖS
Gönderen: LEON COMANDANTE
MASON

Başlatan Sebnem « 1 2 ... 7 8 » Uyeler

74 Yanıt
31558 Gösterim
Son Gönderilen: Nisan 25, 2018, 03:23:01 ÖS
Gönderen: Farmakoloji
39 Yanıt
27109 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 25, 2017, 11:19:30 ÖÖ
Gönderen: gfeenatre
21 Yanıt
16108 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 03, 2013, 02:11:33 ÖÖ
Gönderen: NOSAM33
2 Yanıt
5503 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 10, 2009, 02:41:51 ÖÖ
Gönderen: TRca
53 Yanıt
23525 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 05, 2017, 08:16:44 ÖS
Gönderen: ADAM
6 Yanıt
10114 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 14, 2011, 12:35:12 ÖS
Gönderen: Mustafa Kemal
21 Yanıt
22022 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 25, 2017, 11:20:43 ÖÖ
Gönderen: gfeenatre