Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: ONUR NEDİR?  (Okunma sayısı 8550 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Mayıs 26, 2007, 01:16:04 ÖÖ
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 153
  • Cinsiyet: Bay

Cemal Süreya sevgilisine tek satırlık bir söz söyledi:
"Onursuzunum"

Daha altlarda, Levent Yüksel şarkısının birinde;
"Onursuz olmamalı aşk ..." dedi.

Sahibi tarafından ölesiye kırbaçlanan ata,
hüngür hüngü ağlayarak sarılan Nietzhce ...

Toplumsal kuralların onur kavramı algılayışını
yok sayan aykırılara vaka gözüyle bakmak ya da onları anlamak.

Onur kavramı bireysel midir?
Toplumun belirlediği onur kavramı ne kadar geçerli ve gerçektir? İnsanlar kendilerini "başkaları ne düşünür?"
gibi takıntılara kapılmadan deşifre etmesi onursuzluk mudur?

Onur kavramı ve toplumsal ahlak bağlamında;
örneğin bir kişi kendi işyerinde bir HIRSIZI(örneğin)
sıradan bir işte çalıştırması onursuzlukla
suçlanmasına neden olabilir mi?



İNSAN ONURU
İnsan onuru(1) sözlüklerde, izzetinefis, haysiyet, özsaygı, şeref, erdem, vakar, gurur, saygınlık, kendine saygı duyma ve başkalarını da kendine saygılı kılma olarak açıklanmakta. Felsefe terimi olarak İngilizce (dignity) sözcüğünün Türkçe karşılığıdır.
"İnsanın değeri" ile "onurunu" İ.Kuçuradi eş anlamlı kullanmakta. Kuçuradi, "İnsanın değeri derken bundan insanın diğer canlılar arasındaki özel yerini anlıyorum. İnsana bu özel yeri sağlayan, onun özelliklerinin bütünüdür, onu diğer canlılardan ayıran olanaklarıdır. Bu olanaklar, insana özgü etkinlikler ve ürünler olarak görünür. Bu özellikler ise, insanın diğer canlılarla ortaklaşa taşıdığı özelliklere ek özelliklerdir. İşte bu özellikler ya da olanaklar "insanın değerini" ya da "onurunu" oluşturur."(2) demektedir.
İnsan Hakları Evrensel Bildirisi'nin resmi çevirisinde, 1. maddede şöyle yazılıdır: "Bütün insanlar hür, haysiyet ve haklar bakımından eşit doğarlar. Akıl ve vicdana sahiptirler ve birbirlerine karşı kardeşlik zihniyeti ile hareket etmelidirler."
Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu, Eleanor Roosevelt Başkanlığında sekiz üyeden oluşan bir Taslak Hazırlama Komitesi oluşturmuştu. Komite İnsan Hakları Evrensel Bildirisi'ni hazırlayacaktı. Haziran 1947 de de, Komite, Fransız Rene Cassin, Çharles Malik (Lübnan) ve Geoffrey Wilson (Birleşik Krallık/İngiltere)'den oluşan bir çalışma grubunu görevlendirdi. Rene Cassin bildiri taslağını kaleme alacaktı. Bildirinin 1. maddesinde geçen haysiyet (onur) sözcüğünü, bildirinin "temel kavramı" olarak niteleyen Malik'ti. Birleşmiş Milletlerin insan onuru kavramıyla ilk ve resmen ilgilenmesinin kaynağında ise, Güney Afrika temsilcisi Smuts vardır.(3) Birleşmiş Milletler andlaşmasının (1945) başlangıç bölümünde insan onuru kavramı, resmi çeviride şöyle geçer "... İnsanın ana haklarına, şahsın haysiyet ve değerine, erkek ve kadınlar için olduğu gibi büyük ve küçük milletler için de hak eşitliğine olan imanımızı yeniden ilan etmeğe..."
İ. Kuçuradi Etik'inde, "kişi açısından onur" kişinin o ana dek kendi imgesine uygun davranmanın, kendi imgesine uygun yaşamanın bilince ve böyle yaşamaktan dolayı kendine layık gördüğü belirli bir muamele beklentisidir. Böylece 'onur' denilen şey, kişinin kendi imgesine uygun düşmesi sonucu kendine biçtiği değer oluyor." demektedir.(5)
Kuçuradi, İnsan ve Değerlerinde ve Etik'te, "..bir şeyin değerinden anladığım, bir şeyin onunla aynı türden olan şeyler arasında özel yeri"dir, demektedir.(6) Kuçuradi'nin insan onuru ile ilgili açıklamasına devam etmek istiyorum. Çağın Olayları Arasında'da, "İnsan hakları Bildirisi'nin 1. maddesinin birinci tümcesi ise " all human being are born free end egual in dignty and rights" der. Burada dile getirilen, insanların n e d e eşit olduklarıdır. Kişisel dignity bakımından insan olma onuru bakımından, insanın değeri bakımından eşittirler, deniyor. (...) Ülkemizde, yasa önünde eşitlik var sayalım! Ama eğer ülkemizde bazı çocuklar air-condition'un olduğu evlerde otururken, başka bazı çocuklar -25 derecede ayağında basma pantolon, çorapsız dolaşmak zorundaysa, bu çocukların- 25 derecede bu durumda dolaşmasını doğrudan doğruya -şu anda, ileride değil, şu anda- önliyecek etkin yasalar yoksa, ülkemizde insanlar yasa önünde eşit görülse de, insan onuru bakımından eşit görülmüyorlar demektir." Jack Donnelly, Teoride ve Uygulamada Evrensel İnsan Hakları'nda(8) "İnsan haklarına hayat için değil, fakat onurlu bir hayat için "ihtiyaç" duyulur. Uluslararası İnsan Hakları sözleşmelerinde belirtildiği gibi, insan hakları, "insan kişisinin özündeki onur "dan kaynaklanır. İnsan hakları ihlalleri bir kimsenin insanlığını inkar ederler; yoksa kişinin ihtiyaçlarını tatmin etmesini her zaman engellemezler. İnsan haklarına bağlık gereklerinden dolayı değil; fakat onurlu bir hayat için, bir insana özgü değerli bir hayat için, bu haklar olmaksızın tat alınamayacak bir hayat için "ihtiyaç" duyulan şeylerden dolayı sahibizdir.(...) Başka sosyal pratikler gibi, insan hakları da insan faaliyetinden kaynaklanır; bunlar insana Tanrı, doğa veya hayatın fiziki gerçekleri tarafından verilmiş değildir.(..) İnsan Hakları Evrensel Bildirisi çoğu ülkede hayatın fiilen nasıl olduğu hakkında bize pek birşey söylemez; fakat onurlu bir hayatın -bir insan için değerli bir hayatın- şartlarını gösterir ve bu gerekleri, bütün sonuçlarıyla birlikte haklar biçiminde açıklar. Zengin ve güçlü ülkelerde bile, bu asgari standartlar çok nadir olarak herkes için karşılanır; ama insan haklarına sahip olmanın bu kadar önemli olması tam da bu noktada kendini gösteriyor ve belki bu önemin nedeni de bu durumdur. İnsan hakları, haklar olarak, insan doğasının temelindeki ahlakı görüşün gerçekleştirilmesi için gerekli olan sosyal değişmeleri gerekli kılmaktadır. Böylece, insan hakları öğretileri insan haklarına sahip olmakla insan olmayı kabaca eşit tutarlar. İnsan hakları(nın konuları) ndan yararlanmayan bir kimsenin kendi ahlaki doğasına yabancılaşmış olduğu hemen hemen kesindir. Bunun için, insan hakları, bir kimsenin bunlardan yararlanmasının reddedilemeyeceği anlamında değil -çünkü bütün baskıcı rejimler kendi yurttaşlarını sürekli olarak bu haklardan yoksun tutmaktadırlar- fakat bu hakların kaybının ahlaki olarak "imkansız" olduğu anlamında vazgeçilmezdir: kişi, bu hakları kaybetmesi halinde, bir insan için değerli bir hayat yaşayamaz. Aynı anda hem ütopik bir ideal ve hem de bu ideali uygulamaya geçirmek için gerçekçi bir uygulama söz konusu olunca, insan hakları fiilen şöyle der: "Bir kişiye bir insan olarak muamele eki insan muamelesi göresin." Bu, insan haklarının ütopyacı yanıdır. Fakat insan hakları aynı zamanda, "bir kişiye nasıl insan gibi muamele edileceğini" de gösterir ve meşru bir devletin faaliyet çerçevesini belirleyen bir haklar listesi de sunar. Böylelikle insan hakları kendini -gerçekleştirmenin bir tür ahlaki kehanetidir: "İnsanlara insanlar olarak muamele et ki -ilişik listeye bak- hakiki anlamda insanlar bulasın." İnsan haklarının kaynağı olan, insan doğasıyla ilgili bu ileriye bakan ahlaki görüştür ki, insan haklarıyla ilgili iddialarda saklı bulunan sosyal değişmelerin temelini oluşturur... "(..) İnsan hakları listeleri, insan onuru için (yapılan) siyasal mücadelenin eseri olup, bu mücadelenin temel özelliğini göstermektedir. İnsan hakları uygulamasının özünde yatan ahlaki ideal ile siyasal gerçeklik arasındaki etkileşimin başka bir yönü de budur."


« Son Düzenleme: Mayıs 26, 2007, 01:19:00 ÖÖ Gönderen: HUTGIN »
İnsanoğlunun en büyük merakı, görmediği ve bilmediği gizli şeylere karşıdır.Merak ilmin hocası olduğu için  o, bu merakında haklıdır...


Mart 09, 2013, 12:18:40 ÖS
Yanıtla #1
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 864
  • Cinsiyet: Bayan

Onur, zeki ve kendini gerçekleştirebilmiş insanlarda bulunmakla birlikte altında kibirin olduğu gururdan tamamiyle farklıdır. Halk arasında bir tabir vardır ya, ' onurumla, gururumla ' diye; Aslında yalnızca ' onur ' esastır, çünkü ' gurur ' kardeşi kardeşe kırdırır.
Adequatio intellectus et rei


Mart 09, 2013, 03:26:05 ÖS
Yanıtla #2
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7281
  • Cinsiyet: Bay


Sayın Melina, bu sitede altı yıl kadar önce yayınlınmış bir başlığı bulup çıkarmış.

İyi de etmiş. güzel bir başlık.

Bu başlık altında o tarihte hiçbir tartışma yapılmamış. Konuyu o tarihte açan ve dört yıldan berni Forum'a hiç uğramayan Sayın HUTGIN, konuyu bir başka açıdan alıp, uzatarak değerlendirdiğinden, karmaşıklaştırmış da...

Onur, Masonlukta çok önemli ve çok değerli bir kavramdır. Söz verişler, antlar (yeminler) onur üzerine yapılır. Kimileri o söz veriş ya da yeminlerin din kitapları dolayısıyla dinsel inanç üzerine yapıldığını sanıyorsa da bu yanlıştır; görünümün verdiği bir aldanmadır o. Kişi onur sahibi değilse, onursuz ise, kitaplar ya da dinsel inanç üzerine verilen bir söz boş ve anlamsız kalır.

Peki masonlara göre onur nedir kısaca?...

Mason Sözlüğü'nde (bu sitedekinde değil, kitap halinde basılı olanda) onur, bireyin kendisine saygı duyması ve başkalarının indinde de saygı duyulan bir kişi olması biçiminde tanımlanıyıor. Karşılığı şeref ya da haysiyet olarak da veriliyor. Sonra da onurun, Masonlukta önemli tutulan erdemlerin tümü içinde en üstünü olduğu belirtiliyor. Bir masonun, tüm diğer bireysel niteliklerinden önce onurlu bir kişi olması gerektiği üzerinde duruluyor. Yüzyıllar boyunca birçok ülkede Masonluğun, yalnızca masonların onur sahibi kişiler oldukları bilindiği için yüceltilmiş olduğu belirtiliyor.

Onur sözcüğünün Türkçedeki bir diğer karşılığınin da “öz saygı” (izzetinefis) olarak verildiği belirtilip, kişinin bu erdeminin diğer erdemleriyle pekiştiği ve öz varlığını tanıyabildiği oranda geliştiğinden de söz ediliyor. Bu bir bakıma kişi ne ölçüde öz eleştiri yapabilirse, onurunu da o ölçüde geliştirip korur anlamına geliyor.


 
 
ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
666 NEDİR?

Başlatan shemuel « 1 2 ... 14 15 » Inanc Uzerine

140 Yanıt
62582 Gösterim
Son Gönderilen: Haziran 08, 2009, 01:38:52 ÖS
Gönderen: Tebriz
9 Yanıt
4906 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 06, 2016, 02:19:09 ÖS
Gönderen: yazbenide
6 Yanıt
4543 Gösterim
Son Gönderilen: Mayıs 25, 2012, 12:53:24 ÖÖ
Gönderen: vitriol
13 Yanıt
4246 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 06, 2008, 01:09:34 ÖÖ
Gönderen: troia17
6 Yanıt
3190 Gösterim
Son Gönderilen: Nisan 16, 2009, 11:46:47 ÖS
Gönderen: Saygın
8 Yanıt
4222 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 04, 2009, 08:32:52 ÖS
Gönderen: Veritas
7 Yanıt
5754 Gösterim
Son Gönderilen: Haziran 01, 2013, 10:31:40 ÖS
Gönderen: 418
0 Yanıt
1225 Gösterim
Son Gönderilen: Eylül 29, 2014, 09:11:07 ÖS
Gönderen: MEDUSA
18 Yanıt
8327 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 08, 2015, 11:02:48 ÖÖ
Gönderen: davut
4 Yanıt
2134 Gösterim
Son Gönderilen: Ağustos 18, 2015, 12:38:45 ÖÖ
Gönderen: MEDUSA