Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Kadının Bitmeyen Çilesi - 2  (Okunma sayısı 1309 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Aralık 12, 2011, 04:27:03 ös
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7281
  • Cinsiyet: Bay




Giriş




Ve kadınlar
bizim kadınlarımız:
korkunç ve mübarek elleri
ince, küçük çeneleri, kocaman gözleriyle
anamız, avradımız, yarimiz
ve sanki hiç yaşanmamış gibi ölen
ve soframızdaki yeri
öküzümüzden sonra gelen
ve dağlara kaçırıp uğrunda hapis yattığımız
ve ekinde, tütünde, odunda ve pazardaki
ve kara sabana koşulan ve ağıllarda
ışıltısında yere saplı bıçakların
oynak, ağır kalçaları ve zilleriyle bizim olan
kadınlar,
bizim kadınlarımız.


Büyük ozan Nazım’ın Kuva-yi Milliye Destanı içinde yer alan bu dizelerini bilmeyen yoktur.

Dağlara kaçırıp uğrunda hapis yattığı kadının kıymetini Türk erkeği kadar bilen kimse yoktur. Daha eve gelin geldiği ilk gün adı konulur:

“Kaşık düşmanı…”

Baba evindeki durumu da aşağı yukarı böyledir kadının. Bir an önce “başlık parası” karşılığı “elin herifine” postalanması gerekir ki sofradan bir kaşık eksilsin.

Gene de o kadar kötümser olmaya gerek yok. Kadınları Türk erkeği kadar seven bir millet bulunamaz. O kadar çok severiz ki kadınları, erkek sevgisi yüzünden günde ortalama 3 kadın öldürülür erkeklerimiz tarafından. Karısını, kız arkadaşını, sevgilisini öldüren Türk erkeğinin duruşma salonunda yargıca söylediği ilk söz şudur:

“Çok seviyordum sayın yargıç, çektim vurdum, çok pişmanım!”

Şimdiye değin, onca araştırmama karşın karısını ya da sevgilisini “nefret ettiği” için öldüren bir Türk erkeğine rastlamadım…

Öldürülen anne, bacı, kız yeğen vs. ise yanıt biraz daha farklıdır:

“Efendim bizim töremiz öyle olmasını gerektiriyordu.”


Bir köşe yazarımız yazısının başlığını “Türk erkekleri hasta” olarak vermişti.

Yazar söz konusu makalesinde özetle şunları diyordu:

“Bu yazdıklarımın, asıl muhataplarına ulaşmayacağını biliyorum. Asıl muhatap dediklerim gazete sayfalarını dolduran cinayet haberlerinin çok büyük çoğunlukla erkek olan «kahramanları» ya da potansiyel adaylarıdır…

Kahraman sözü sizlere büyük olasılıkla, yerli ve yabancı medya ordusunun son günlerdeki katil kahramanını anımsatacaktır. Psikopat olduğu kuşkusuz bir katili cezaevi çıkışında davul zurnayla karşılayanlar ondan daha az psikopat olmasalar gerek.

Daha önce yazdığım «kadın mezbahası Türkiye» başlıklı yazıda Almanya’da bir Türk’ün işlediği cinayetten söz etmiştim...Kurban çoğu kez olduğu gibi katilin karısı, gerekçe ise hemen her zamanki gibi sözüm ona «namus»tu. Amcasının kızı olan eşini, cep telefonuna gelen mesajı göstermediği için öldüren katilin polisteki ifadesi şöyleydi:

«Bıçakladım, sopayla vurdum. Son hamleyle kendini araçtan attı. Boğazından hırıltılı sesler geliyordu. Arabaya döndüm, gaza bastım. Hızla üzerinden geçtim, bir daha, bir daha...»

Belki katil sıfatının da az geleceği, cani denilmesi gereken bu kişi Türkiye’deki ailesine gönderdiği mektupta cinayeti «şeytana uyup» işlediğini yazmış; bundan haberli olan Alman yargıç onu tek celsede ömür boyu hapse mahkûm ederken şöyle demişti: «Bu cinayeti işleyen şeytan sizdiniz. Yirmi kez başından ve boynundan bıçakladınız. Gözlerini oyarak kör ettiniz. Bütün bunları anlayamıyorum.»

Bu ve buna benzer cinayetleri alt alta sıraladığınız zaman ortaya çıkan tabloyu ancak şu cümle ile açıklayabiliyoruz: «Türk erkeği hastadır»

Anadolu toprağında bu alanda bir lânet, bir uğursuzluk, erkeklerini özellikle de kadınlarına karşı canavara dönüştüren bir kötülük kaynağı var sanki…

İster eğitimsizlik, ister töre baskısı, ister dinsel tutuculuk diyelim; hangi gerekçelerle açıklayıp anlamaya çalışırsak çalışalım; Türk erkeğinin ruhunun derinlerinde kadına karşı bu bir yanıyla hor görme, bir yanıyla dinmez aşağılık duygusunun, bu şiddet kullanma eğiliminin, bu akıl dışı korkunç hastalığın önü alınıp kökü kazınamadıkça, bu ülkenin mutluluk yüzü görebilmesi olanaksızdır.”


Konuya, Avrupa Birliğine girmeye lâyık olduğunu iddia eden ve bunda direnen 21’inci yüzyıl Türkiye’sinden başlamak da yarar var! 

O 21. yüzyıl Türkiyesi ki, B.M.Meclisinde 550 milletvekilinden sadece 25’i kadın, yani TBMM’nin yüzde 95.5’ini erkişiler oluşturuyor! Kalan yüzde 4.5’in de yarısı İstanbul’dan .

O 21. yüzyıl Türkiyesi ki sevdiği kızı kaçırmaya kalkan bir delikanlı, kızın aile mensupları tarafından yakalandığında aşağılanmak amacıyla dansöz kılığı giydirilip sokaklarda güvenlik güçlerinin gözü önünde dolaştırılıyor.

Üstelik bunu yapanlar güvenlik güçleri tarafından serbest bırakılıyor.

O 21. yüzyıl Türkiyesi ki polisler arasında yapılan bir kamuoyu araştırma-sında, açık giyinen bir kadına veya bir hayat kadınına tecavüzü haklı bulanlar çoğunlukta.

Batı ülkelerinde kadının sosyal durumu ülkemizle kıyas kabul edilmeyecek kadar gelişmiş olsa da o ülkelerden derlediğim birkaç atasözü onlarda da kadının bilinçaltındaki yerinin ne olduğunu gösteriyor.

İtalyan atasözü: “Kadınlara, eşeklere ve cevizlere insafsız bir el gerekir.”

Alman atasözü: “Kadınların şekli melek, kalbi yılan, kafası eşek gibidir.”

Yunan atasözü: “Evlilik erkeklerin satın aldıkları tek şeytandır.”

Rus atasözü: “Köpek kadından iyidir, hiç değilse efendisine havlamaz.”

Bir başka Rus atasözü: “Tavuk nasıl kuş değilse kadın da insan değildir.”

Bu aşağılama, bu horlama nereden kaynaklanıyor, bunu araştırmakla konuya başlamak gerekiyor ve kitabın ilk bölümlerinde bunu irdeleyeceğiz.

ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
4 Yanıt
2024 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 11, 2011, 08:53:45 öö
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
1583 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 11, 2011, 10:38:08 öö
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
1409 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 14, 2011, 01:04:52 ös
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
1550 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 17, 2011, 01:27:48 ös
Gönderen: ADAM
3 Yanıt
2488 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 23, 2011, 08:35:24 öö
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
1841 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 24, 2011, 10:18:50 öö
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
1968 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 31, 2011, 04:43:52 ös
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
1998 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 04, 2012, 04:37:42 ös
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
1746 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 06, 2012, 03:59:08 ös
Gönderen: ADAM
3 Yanıt
3216 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 11, 2012, 03:37:23 ös
Gönderen: ADAM