Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Masonlar ve Tapınak Şövalyeleri arasındaki bağlantı.  (Okunma sayısı 9920 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Aralık 26, 2011, 09:10:57 ÖÖ
Yanıtla #20
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7278
  • Cinsiyet: Bay




Önce Sayın Arais’in bana hitaben yazmış olduğu ama benim foruma hitaben olması gerektiğini kabul ettiğim yazısına bir yanıt… Sayın Alşah’ın aynı şekilde Sayın agnusdei’ye yazdığı yazının kapsamına sonra geleceğim.

Efendim, bu forumda antimasonik bir yazı yayınlanmaz diye bir şey yok. Bununla bağlantılı, antimasonik yazılara yer verilen bir bölüm bile var. Ayrıca burada antimasonik bir nitelik taşımasa bile Masonluğun eleştirilmesine karşıt hiçbir kural, hiçbir yaptırım yok.

Ben antimasonik söylemlere karşı değilim. Yeter ki bunların bir dayanağı, bir belgesi olsun. Bir dayanağı, belgesi yoksa, bir bilgiye, gözleme ya da akıl yürütmeye dayansın. Yeter ki kafadan uydurma şeyler olmasın.

Bunların bu forumda aktarılmasına da karşı değilim. Ancak aktarılırsa benim söyleyeceklerim de kimseyi incitmemeli.

Ayrıca bunları aktaran bir forum üyemiz şunu belirtse iyi olur: Sadece bir kaynaktan bir aktarımda mı bulunuyor yoksa kendisi de aynı görüşleri taşıyor mu? Bir diğer deyişle aktarımlarını sahipleniyor mu, yoksa sadece falancanın dediklerini, yazdıklarını aktarmakla mı yetiniyor?

Şunu göz önünde tutalım. Burada bu bölümdeki konu başlıkları altında dedikodu yapmıyoruz. nu yapmak istiyorsak, forumun buna olanak verdiği bir başka bölüm bile var. Burada ise bilgi alışverişi yapıyoruz.   Böylece hep birlikte gerçekleri araştırma çabası içindeyiz.

Bu başlık altındaki konumuz Masonlar ile Tapınakçılar arasındaki ilişkiler. Böyle ilişkiler var mı, yok mu? Varsa nasıl var? Bunlar öyle tahminle, yorumla falan olmaz. Bilgiyle, belgeyle olur. Falancanın yazmış olduğu bir kitap da yayınlanmış olduğu gerekçesiyle hemen doğru bilgileri içeren bir kaynak sayılmaz. Çünkü birçok kitapta bireysel eğilim, varsayım ve görüşlerin doğrular gibi anlatıldığını görüyoruz.

Konuyla bağlantısız anlatımlara girişildiğinde karşı çıkışta bulunmak zorunda kalıyorum. Tapınakçıların ortaya çıkış tarihi 1118 yılıdır. Bu örgütün daha önceki hiçbir tarihsel geçmişi yoktur. Örgütün ortaya çıkışı gerekçesinde bir tarihsel konu, bir miras sorunu ile bağlantı vardır. Fakat o bağlantı örgütün daha önceki oluşumlarla bağlantısı olduğunu göstermez.

Günümüzdeki anlamıyla Masonluğun ortayı çıkışı 1717’dir. Ancak bunu biraz daha geriş bir tarihsel hazırlık çerçevesi içine sokabilir, 17. yüzyılın ortaları kadar bir tarihe uzandırabiliriz. Fakat işte o kadar. Masonluğun tarihinde ise bu kurumun kökenine Orta Çağın inşaatçıları yerleştirilmiştir. Bu, gerçekten öyle olduğu için değil, o tarihlerde öyle gösterilmesi gerektiği için öyle yapılmış sonra da öyle kalakalmıştır.

Bu özetin özetinin pek kısaltılmış özeti göz ardı edilmeksizin bakalım Tapınakçılarla Masonluk arasında ne gibi bağlantı var?

Sayın Architect pek ilginç bir öneride bulundu. Kısacık bir öneri: Rosslyn Şapeli konusunun incelenmesini önerdi. Bakın, konuyu o bağlamda ele alırsak, başka bir şeylerden söz ediyoruz demektir. O noktada Masonluk ile Tapınakçılar arasında gerçekten de bir bağlantı kurma olanağı ortaya çıkar. Eğer bir katılımcımız bu konuya İskoçların tarihini anlatarak girişecek olursa, ben de o anlatımı büyük bir ilgiyle izlerim.

Tüm bunların dışında elbette herkes her istediğini yazar. Ben de yazıyorum. Her istediğini yazan kişi elbette eleştiriye, yazdıkları doğru değilse bunun ortaya serilmesine açık olmalıdır.

Sevgiler.

ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Aralık 26, 2011, 10:04:18 ÖÖ
Yanıtla #21
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7278
  • Cinsiyet: Bay




Sayın Alşah’ın Sayın agnusdei’ye hitaben yazdığı yazı özel bir iletiyse, benim hiçbir diyeceğim olamaz elbette.

Ancak burada, forumun tüm katılımcılara açık bölümünde yayınlandığına göre, ben de ilgileniyorum.

Bu konunun, Sayın Alşah’ın açmış olduğu şu başlığın konusuyla uzaktan yakından ilgisi yok bence ama başlık sahibi Sayın Alşah olunca, o da konunun üzerinde durunca ben de sanki bu konu bu başlık ile ilgiliymiş gibi birkaç tümce yazayım dedim.

Masonluğun eski yazılarında Nuh’tan hatta daha öncesinden söz edilir. Bunun nedeni Masonluğun sanki insanlığın başlangıcından beri varmış gibi gösterilmesi çabasıdır. Bu işin yapılmış olduğu 18. yüzyıl başlarında, henüz Aydınlanma Çağına girilmemiş olduğu, okur yazarlığın bile pek az olduğu o dönemde, böyle fanteziler, bırakın bir alegori olarak falan alınıp değerlendirilebileceğini, bir tarihsel gerçek olarak bile kabullenilebilirdi. İnançları gereği bunlara inanmak işlerine gelirdi insanların; mutlu olurlardı.

Öte yandan bir “Geometri” konusu var. Bu bilim dalı çok özenle değerlendirilirdi. Öyle ki günümüze kadar gelebilmiş Orta Çağ bina yapımcılığına ilişkin bazı belgelerde, Geometri’nin bu meslek ile özdeş tutulmuş olduğu bile görülür. Mimarlık ve Mühendislik ile yakından ilgisi olanlara bunu anlatmak biraz zor olabilir ama salt sosyal bilimlere yakınlık duymuş olanlar da Geometri’nin Masonlukta âdeta kutsallığa varır ölçüde bir simge olarak değerlendirilişini şaşkınlıkla karşılamayabilir. Zaten sosyal bilimciler simgeleri ve simgesel değerlendirmeleri, hele alegorileri pozitif bilimcilerden çok daha iyi kavrar. (Ben de o pozitif bilimcilerdenim.)

Bu arada bir merakım, dolayısıyla bir sorum var: Şu “Büyük Üstad-ı Muhterem” terimi nerede geçiyor? Kuşkusuz bu bir çeviri olmalı aslı İngilizce ise “Grand Worshipful Master”, Fransızca ise “Grand Vénérable Maître” biçimindedir. Hz. Musa’nın böyle bir unvan taşıdığı, hangi kitapta, nerede yazıyor? Sayın Alşah verilen bu bilgiye inanası olmadığını belirtiyor (ben de) ama kaynağı öğrenelim de üzerinde duralım.

Sayın Alşah’a sözlerinden ötürü hiçbir diyesim yoktur. Dediklerine görüş ve değerlendirme bakımından katılırım. Sadece aktarımın kaynağını belirtebilecek olursa, sevinirim. Ancak buna olanak bulunmayabilir. Sayın Alşah, bir zamanlar okumuş olduğu bir kitaptan aklında kalanları bize aktarmaktadır ve o kitabın hangisi olduğunu çoktan unutmuştur. Bu da bir olasılıktır. Nitekim bu forumdaki anlatımlarımda ben de böyle bir durumla sık sık karşılaşıyorum. Bizim için önemli olan bilimsel ve akla yatkın olandır.


ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Aralık 26, 2011, 12:45:49 ÖS
Yanıtla #22
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 2868
  • Cinsiyet: Bay

audi-vide-tace
    dinle-gör
        sus


Aralık 26, 2011, 06:44:29 ÖS
Yanıtla #23
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 4161
  • Cinsiyet: Bay

Sn.Adam ile sn alşah çok ilginç bilgiler veriyorlar ben şahsen masonluğun hz.nuha hatta ondanda önceki dönemlere kadar gittiğini  ve gidebileceğinin iddiasını dahi düşünmedim çok ilginç geldi bana.Böyle bir iddiaya dayanak nedir merak ettim hatta sanki size daha net cevap verebilirim ben bu yoruma karşı kendimi iddialı hissediyorumda işin şakası böyle bir iddia fanteziden öte gitmez kabul edenler için benimde bir fantezim var onuda paylaşayım o zaman allahta yani yüce yaratıcıda masondur kainatın uluy mimarı deyimi ile ilgisi varmı bilmiyorum ama çok uç oldu biraz fantezim.

Lakin şuna inanırım iyinin ve kötünün kaynağı ve yaratıcısı olan allah her tür sıfatı bilgi anlamında içinde barındırır iyi anlamda insanlar için erdem ve ahlak kuralları ile bezenen bu sisteme günümüzde ve ne kadar geri gidiyorsa o zamanlarda masonluk deniyorsa bunun başka perdeden anlatımına ben dindir dediğimde karşı çıkılmıştı bende orayaı tam anlayamadım.

neyse zaten kesin bilgi olmadığı için sadece fantezidir sanırım.
ÖZGÜRLÜK BİLE SAHİP OLMAK İÇİN SINIRLANDIRILMALIDIR.

EDMUND BURKE

Hayat Bizi Resmen Dört İşlemle Sınar. Gerçeklerle Çarpar, Ayrılıklarla Böler, İnsanlıktan Çıkarır ve Sonunda Topla Kendini Der.  leo


Aralık 26, 2011, 08:39:15 ÖS
Yanıtla #24
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 1717
  • Cinsiyet: Bay

       Sayın ADAM'ın yazısını okuyunca kendisine büyük ölçüde hak verdim. Evet, konu başlığı ile sayın agnusdei'nin şahsıma yönelttiği sorular arasında  doğrudan bir bağlantı yok . Yanlız sayın agnusdei sorularında  sonuç olarak her şeyin Masonluğa bağlandığı, hatta daha da ilerisi Kabe'nin bile Masonlar tarafından yapılmış olabileceği yolunda bir durumun ortaya çıktığı sonucuna gelindiğini belirtince , konu başlığı ile ilgili olmamakla bereber , katkıda bulunabilmek anmacı ile nacizane  bir kaç kelime sarfettim.
       Şimdi gelelim sayın ADAM'ın bana yönelttiği sorulara.
       Sayın ADAM anlaşılan  beni bir sınavdan geçiriyor. Ne yapalım sınav sınavdır (Napoleon bile sınavdan korkmuş ama ben korkmuyorum). Bildiğimiz kadarı ile yanıtlamaya çalışalım sorularını. Şukadarını söyleyeyim, ben sayın ADAM kadar uzun uza diye yazmıyorum, yazmayacağım. Her zaman olduğu gibi kısa ve öz olarak anlatmaya çalışacağım.
       -"JAKOBEN" Fransa'da Aziz Dominicus tarikatına  bağlı rahip ve rahibelere verilen addır."JAKOBENLER "ise, Fransız ihtilali sırasında  1789 yılında oldukça zengin kişiler ile parlementerlere verilen bir ad olup, bunların üye oldukları kulübe "JAKOBENLER" kulübü denilmektedir. "JAKOBENLERİN" Fransız ihtilali sırasında hayli etkili oldukları söylenmektedir.
        - Sayın ADAM her ne kadar Radclyffe ve Ramsay zamanında Fransız Masonluğu diye bir şey olmadığını , İskoç Masonluğu olduğunu belirtmişse de; Michel BAIGENT ve Rıchard LEIGH tarafından kaleme alınıp Hacer ÖZ tarafından çevirisi yapılan  "MABET ve LOCA " isimli kitapta Ramsay'ın 1736 yılında yaptığı konuşmanın Masonik tarihin mihenk taşlarından biri olduğundan söz edilir. Sayın ADAM belki beğenmeyebilir ama,  bu kitabın bende bulunanı 20. baskısıdır. Ve bu kitap bence son derece ciddi araştırmalar içeren bir kitaptır.
          -Diğer yandan  Peter BLACKSTOCK  tarafından kaleme alınıp Bahar ÇELİK tarafından çevirisi yapılan "GİZLİ SEMBOL" isimli kitapta ;
             a)- Musa'dan "BÜYÜK ÜSTAD-I MUHTEREM" olarak bahsedilmekte ;
             b)- York Riti dereceleri sayılırken, (RitNo. 1: Kapitüler Dereceler.  Rit No: 2 Gizemli Dereceler. Rit No: 3 Şövalyelik Tarikatı diye derecelendirilmiş ve bu son derecelendirmede  "Tapınak Şövalyeleri" son derece olarak gösterilmiştir.
          -Alman Hund ile ilgili detaya girmeyeceğim. Neticede sayın ADAM da "Katı İtaati" kabul ediyor. Bunun ayrıntıları bence teferruattan ibarettir.
         Söz verdiğim gibi çok kısa ve öz olarak yanıtlamaya çalıştım mübhem noktaları.
         Sayın ADAM belitrmişler. Bende aynı kanaatteyim. Bu konu ile ilgili en güzel , kısa ve öz olarak sayın Euraka açıklamış konuyu.
         Daha öncede, çeşitli vesilelerle bu konularla ilgili en doğru bilgilerin bizzat olayı yaşayanlar tarafından verilebileceğini açıklamıştım. Sayın  Euraka 'da bizzat yaşayanlardan olduğu için en doğru bilgilerin sahibidir.
         Neyse, konu başlığı açmaya meraklı idim. Açtım.İyi de oldu. Hem tam sitenin ruhuna uygun hem de epey faydalı olduğunu düşünüyorum.
         Saygılar-sevgiler. 
"Vur ama dinle beni"


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
26 Yanıt
11451 Gösterim
Son Gönderilen: Nisan 12, 2007, 03:17:17 ÖÖ
Gönderen: Hamlet
13 Yanıt
7987 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 10, 2011, 06:52:42 ÖS
Gönderen: sundance
0 Yanıt
2700 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 11, 2009, 07:43:56 ÖÖ
Gönderen: ADAM
3 Yanıt
7239 Gösterim
Son Gönderilen: Nisan 20, 2016, 05:56:08 ÖS
Gönderen: Tık-Tik-Tak
1 Yanıt
6712 Gösterim
Son Gönderilen: Nisan 04, 2010, 02:28:33 ÖS
Gönderen: M1TO
5 Yanıt
6284 Gösterim
Son Gönderilen: Eylül 27, 2014, 07:15:19 ÖS
Gönderen: vahid_007
7 Yanıt
7799 Gösterim
Son Gönderilen: Ağustos 23, 2011, 03:38:05 ÖS
Gönderen: ADAM
2 Yanıt
5114 Gösterim
Son Gönderilen: Ekim 14, 2011, 01:59:52 ÖÖ
Gönderen: Masor1976
5 Yanıt
3240 Gösterim
Son Gönderilen: Temmuz 10, 2014, 07:21:04 ÖÖ
Gönderen: ADAM
2 Yanıt
1984 Gösterim
Son Gönderilen: Haziran 23, 2015, 05:32:55 ÖS
Gönderen: ADAM