Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Masonların Efsaneleri  (Okunma sayısı 21326 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Şubat 05, 2012, 03:09:57 ÖS
Yanıtla #40
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7281
  • Cinsiyet: Bay


Hayır, hayır!....

İzin vermemek gibi bir durum kesinlikle yok. Elbette her forum üyesi istediği aktarımda bulunabilir. Aktaracak ki, ilgilenenler ile pylaşarak geliştirsin bilgilerini. Bu arada başkaları da yararlansın.

Ancak aktarımlarda yanlışlar varsa ne olacak? Yanlışları doğru gibi mi kabul edeceğiz? Yoksa"O da öyle yazmış işte!" diye edilgin bir tavırla mı bakacağız?

Bunları bile yapabiliriz ama masonlar.org sitesinde ancak konu hiçbir şekilde Masonluk ile bağdaştırılmazsa. Masonluk ile bağdaştırıldığı anda burada verilen bilgiler ya doğru olmalı ya da doğrulanmalı.

Masonluk ile bağlantılı çok yanlış aktarımlara hiç mi yer verilmiyor. Verilmez olur mu? Antimasonik yazıların yer aldığı bölümde onlardan bol bol var.

Ancak buradaki konu antimasonik olmadığına göre, Masonluk ile bağlantılar kurarmen yanlışlar yapmış olan bir yazarın yanlışlarını düzeltmek gerek. Böylece belki bir zonraki yayınında o da yanlışlarını giderir.

(Türkiye'de bu bağlamda çok ilginç bir olay olmuştu yıllar önce. Ünlü bir yazarımız Masonluk üzerine çok yanlış şeyler içeren bir kitap yazmış fakat sonra kendisine yanlşları bildirilmiş, o da kitabını yeniden yayımlayarak yanlışlarını gidermişti. O ünlü ve saygıdeğer yazarımızın adını bilen var mı acaba?)     

ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Şubat 05, 2012, 04:09:25 ÖS
Yanıtla #41
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 341
  • Cinsiyet: Bayan

Sizi anlıyorum,elimdeki yazar bir başka kitaptan alıntılar yaparken kendi asılsız fikirlerinide satır aralarına sıkıştırabilir fakat kaynaklarını belirtiyor. Gayem, anti masonluğun ardında acaba asıl sebeb nedir diye düşünmem. Çünkü Masonluğun çok fazla kötülendiği malum. Ve bunu cehaletle ilgili olduğundan eminim.Biraz önce uzun bir  özet hazırladım fakat sık sık olan  bir şey oldu silindi.Tekrar hazırlıcam. Aslında yazdıklarımın riskli bir boyuta girdiğinin farkındayım ama yalanı doğrudan, doğruyu yalandan ayırmak maalesef çok zor. Bu yüzden alıntıları daha kısaltarak asıl sonuca varmaya çalışıyorum..Tabii bu pek çok okuyanın hoşuna gitmeyebilir. Benim çok sevdiğim bir deyim vardır, Ağaç meyvesinden belli olur. Bakalım...
Sevgi ile kalın


Şubat 05, 2012, 06:27:49 ÖS
Yanıtla #42
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7281
  • Cinsiyet: Bay


Öylesi daha iyi. Hem yazı özgün olur. Ancak elbette tartışmalar da onun üzerine olur.

Belki forumun bir başka bölümüne bir başka başlık altına yerleştirilebilir.

Ancak korkarım şu ana kadar aktarılmış olanlar üzerine görüş iletimi henüz sona ermedi.

 
ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Şubat 05, 2012, 06:53:55 ÖS
Yanıtla #43
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 341
  • Cinsiyet: Bayan

konu devamı:

-" Bir  Gül-Haç derecesinin masonluğun önderlerince ustalıkla başlatıldığını saptamak için kanıtları çoğaltamıza gerek yok. Kuramının, nefretinin günahkar uygulamalarının,  Kabala'nın  Gnostiklerin, Maniciliğinkilerle özdeş oluşu, yazarların kimliğini açıklıyor bize: Yahudi Kabalcı'ları.  Kaynak: Mons Leon Meurin, S.J. (Çizvit Papazı), "La Franc- Maçonnerie, Synagogue de Satan" (Şeytanın Sinagogu Masonluk) "


Kaynaklarda Masonluğun şeytanla birliği sıkca vurgulanıyor. Ve masonluğun çok eski tarihlerde Tapınak şövalyeleri ile özleştirildiğinde aslında, şövalyelerin kilise taraftarlarınca nasıl ve neden katledildiği çok önemlidir. Yani asıl oradaki pencereden buraya bakmalı diye düşünüyorum..
Malum, Kadim bilgiler bilime sıcak bakmadıkları gibi onu engellemeye de çalışıyordu. Bu sadece Hıristiyanlarda değil, Müslümanlık ve Yahudiler de dahil, tüm fanatik kesim, bilime şeytani ve büyücülük  sıfatını yakıştırıyorlardı.


Neyse,yazar devam ediyor:

-"  Aydınlanma Çağı'ndan bu yana ve zamanımız dahil simyayı, modern kimyanın ilkel bir öncüsü olarak kabul etmek adet haline gelmiştir. Simya, kökenini kadim Mısırlıların bir ruhban sanatında bulur. Bütün Avrupa'ya ve yakın Doğuya yayılmış ve muhtemelen Hint simyasını da etkilemiştir.
Her durumda, hala mevcut olan en eski simya çizimleri, Mısır papirüslerinde bulunur.
Mitolojik zeminiyle birlikte simyanın, tek tanrıcı dinlerin (Yahudilik, Hristiyanlık ve İslam) içine dahil edilmesinin  nasıl mümkün olabildiği şüphesiz sorulacaktır.
   Hıristiyan bakış açısından simya, vahyedilen hakikatler için doğal bir ayna gibiydi; bazimetalleri altına ve gümüşe çeviren Filozof Taşı Hz. İsa'nın bir sembolüydü ve bu taşın, kükürtün'yanmayan ateşi' ve civanın  'sebadkar suyundan üretilmesi, Hz İsa'nın doğumunu andırır.
İslam dünyasında da  Hermes genellikle Hz İdris (Enoş)  ile özdeşleştirilir. Bu bilgilerin verilmesinin sebebi, Gül-Haç örgütünün simya ile ilgili bağlantılarına bir nebze açıklık getirebilmek içindir.
    Gerek astrolojinin, gerekse simya (alşimi'nin) kökenleri eski  Sümer, Mısır ve Babil medeniyetlerine kadar uzanır. Simyacılar'ın, maddeleri dönüştürme işlemini ruhsal-manevi alana taşımaları ile, yani maddesel insanı ilkel, saf, ruhsal insana dönüştürme çabaları da başladı.  Böylece 'maddesel' simyadan "Simya Felsefesi  ve " Panzofi" ortaya çıktı.
   Paracelsus'a göre, insan üç ana unsurdan yaratılmıştı; , Gök ve Dünya. Dünyevi her şey göklerden yratılmıştı. Tanrı her yerde ve her şeydi.  Görünen dünya onun varlığının dışa yansımasıydı.
Ona göre, bütün elementlerde ve maddenin görünen şekillerinde gizli ruhlar, elf'ler (peri'ler), gnom'lar (toprak ruhları veya cinler) ve cinler yaşıyoru. "




Yukarıdaki son satırlar birşeyin çağrışımını yaptı bana: Sanatın eskiden müslümanlıkta hoş karşılanmaması;halen de pek değer verilmiyor.
« Son Düzenleme: Şubat 05, 2012, 06:58:40 ÖS Gönderen: hypatia »
Sevgi ile kalın


Şubat 05, 2012, 07:51:27 ÖS
Yanıtla #44
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7281
  • Cinsiyet: Bay

« Son Düzenleme: Şubat 05, 2012, 07:59:16 ÖS Gönderen: ADAM »
ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Şubat 06, 2012, 01:29:29 ÖÖ
Yanıtla #45
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 1749
  • Cinsiyet: Bay

       Değerli katılımcılar, epey uzun bir yazı yazmıştım ama ne olduğunu anlayamadım, yazım birden ekrandan kayboldu. Yani emeklerim bir anda ucuverdi. Şimdi tekrardan yazabildiğim kadarını yazmaya ama biraz da kısa keserek yazmaya çalışacağım.
       Sayın ADAM'ın mesajını aldığımı zannediyorum.  Benden bu kadar anlayan anlasın, anlamayanla uğraşacak halim yok diyor. Ben bu sütunlarda, bildiklerimi anlatıp paylaşmak, bilmediklerimi de öğrenip daha geniş bir bilgi birikimine sahip olmayı hedefliyorum. Bunu yaparken de eğer her hangi bir  konuda bir nebze  faydalı olabiliyorsam  kendimi mutlu hissediyorum.Bunları sayın ADAM'ın son mesajı ve daha ötesi yok ifadeleri nedeniyle yazıyorum.
       Ben yine yazısında  bir kaç noktaya temas etmek istiyorum. Bu arada şunu da belirteyim ki, şahsen benim Mason/luk hakkındaki bilgilerim asla sayın ADAM'ın bilgi birikimine erişemez. Ben kendisini bu konuda eleştiremem, ancak kendisinden bilgi bazında feyz alabilir, gösterdiği kaynaklara saygı duyabilirim.  Yanlız benim üzerinde durduğum konu, Masonluğun sanki hiç geçmişi yokmuş gibi anlatılmaya çalışılmasındadır.
       Sayın ADAM benim gösterdiğim kaynağa biraz eleştirisel baksa da neticede beğendiğini zaten itiraf ediyor. Bir de Larousse'deki bilgiyi, İnternet ortamındaki bilgi ile kıyaslıyor. Bence bu yaklaşım yanlış. İnternet ortamındaki bilgileri şahsen pek sağlıklı bulmuyorum, onun için de Larousse gibi daha çok güvendiğim kaynaklara yöneliyorum.
       Masonluğun gizliliği konusuna gelince, İlk oluşmaya başladığı  yıllarında bile bir takım gizemleri ve sırlarının  var olduğunu,  toplantılarını gizli yaptıklarını,hatta bazı zamanlar kapatılmalarla karşı karşıya kalındığını, bu gün bile kendi bünyesinde sırlar taşıdığını biliyorum. Pek tabiiki Yasal olarak kurulan bir derneğe "gizli" demek kadar saçma bir şey olamaz. Ama buradaki nüans derneğin  değil, ritüellerinin  gizli olmasıdır. Yani her isteyen Mason'luğun kendi içindeki sırlarını istediği şekilde öğrenebilir mi ? Bu mümkün mü? Bence değil. Ve iyi ki değil. O zaman Mason'luğun hiç bir esprisinin  kalmayacağına, her hangi bir şeyi sevenler  veya bir müzik derneğinden  farkı olamıyacağına inanıyorıum.
       Düşünün, 50 yıllık Mason olup Üstad-ı Muhterem ünvanına erişmiş büyük ustalar  bile Mason'luğun sırlarına hala varamadıklarını belirtmektedirler. Bu muhteşem bir şey değil mi?
       Benim sayın ADAM ile ters düştüğüm nokta da zaten tam burası.
       Sayın ADAM, son kararınızı tekrar gözden geçireceğiniz ve katkılarınızın devam edeceği inancı ile
       Saygılar-sevgiler. 
"Vur ama dinle beni"


Şubat 06, 2012, 02:04:10 ÖÖ
Yanıtla #46
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 341
  • Cinsiyet: Bayan

-" Fransız Haham Elie Benamozegh, "İsrael et l'Humanite" adlı,  'Yahudi Düşüncesini' anlattığı kitabında  şöyle diyordu; "Masonik Teolojinin Kabala'ya dayandığını kesin olarak söyleyebilirim".
     Kitabın editörleri olan Dr. Modiano ve Başhaham Toafff aynı sayfadaki dipnotta şöyle bir açıklama yapıyorlarlar.
    "Böyle bir ifdeyi kullanmamız birçok kişiyi şaşırtsada, Hürmasonlukta 1717 yılında Gnostik Gül-Haç'lar tarafından sokulmuş, gizli, felsefi ve dini bir doktrin, yani 'Masonik bir Teoloji' mevcuttur. Bu gizli doktrin,  veya gnosis, Masonluğun yüksek ve felsefi derecelerinde bulunmaktadır."
Bu açıklamayı yapan kişilerin kimlikleri gözönüne alındığında, bunun sıradan bir masonun açıklaması olarak geçiştirilemeyecek kadar önemli olduğu anlaşılacaktır.
    Mason Wilmshurst "The Masonic Initiation" adlı kitabında şöyle demektedir:
"Modern spekülatif  Masonluğun başlangıç tarihi 1717 yılıdır. Bu yıl, İngiliz Mason yasası çıkarılmıştı. Fakat Masonluk bu tarihten çok önceleri de iki şekilde varlığını devm ettirmişti.; 1-Exoterik yani operatif inşaat loncaları olarak, 2-Ezoterik (batini)  yani muhtelif mistikler ve okültistler topluluğu olarak.
      Bunlar, pratik olarak inşaat'la ilgileri olmamasına rağmen, "inşaatçı-yapıcı" terminolojisini kendi sembolik çıkarları için kullanıyorlardı.
    "Hıristiyanlığın hüküm sürdüğü bütün asırlar boyunca, dinsel faaliyetlerin ve kilisenin, resmi çalışmalarının arkasında, daha yüksek, ezoterik ve mistik Masonluğun izlerine rastlamak mümkündür"
   "İngiliz ve Avrupa tarihinde akademisyen tarihçilerin farkına bile varmadıkları olayların 'bir içyüzü' vardır. Paracelsus, Basil Valentine, Jacop Böhme, Thomas Vaughan ve Elias Ashmole gibi isimler, yüzeydeki olayların altında, hiçbir tarihin kaydetmediği  yüzey-altı  faaliyetlere öncülük ederek, gizli masonik bilimin devamlılığını sağlamışlardır.
   15'nci Yüzyılda ki dini reformasyon, batının entelektüel, sosyal ve siyasi hayatını etkileyen büyük bir devrim hareketidir ve daha sona ermemiştir. Bu hareket, zamanın yoğun materyalizmine ve yozlaşmış dini kurumlarına karşı, eski mistik Gnostik geleneğe bağlı, uzak görüşlü aydınlar tarafından ortaya atılmıştı.
   T.M. Stewart'a göre dünya Gnosis'le 'aydınlanmış' iken Kilise Babalarının baskısı sonucu, yüksek bir inisiye olan   Hypatia  öldürülmüştü. Bu şekilde onlar geçici olarak 'ışığı' söndürmeye muvaffak olmuşlar ve insanlığı  'Hıristiyanlığın karanlık çağlarına' mahkküm etmişlerdi.  Fakat buna rağmen, Gnosis gizlice  yaşamya devam etmiş ve 'kranlığa' rağmen, kesintisiz olarak yeraltı  kanallarından  aktarılmıştı.  Fakat bu gün (Gnosis) Masonlukta yeniden hayat bulmuş ve dünyaya yayılmaya başlamıştır."
« Son Düzenleme: Şubat 06, 2012, 02:18:49 ÖÖ Gönderen: hypatia »
Sevgi ile kalın


Şubat 06, 2012, 08:25:26 ÖÖ
Yanıtla #47
  • Skoç Riti Masonu
  • Uzman Uye
  • *
  • İleti: 3742
  • Cinsiyet: Bay

Hypatia ısrarla aktarmaya devam ediyor. O aktardıkca dur su da yanlış a bu da hatalı şunlara cevap yazayım diye düşünüyorum. Yazsam uzun olacak. Vazgeçiyorum. En tehlikeli yanlış dogruyla suslenendir. Tek bir sey söyleyeceğim gizli Masonik bilim diye bir sey yok.


Şubat 06, 2012, 10:34:25 ÖS
Yanıtla #48
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 341
  • Cinsiyet: Bayan

Hypatia ısrarla aktarmaya devam ediyor. O aktardıkca dur su da yanlış a bu da hatalı şunlara cevap yazayım diye düşünüyorum. Yazsam uzun olacak. Vazgeçiyorum. En tehlikeli yanlış dogruyla suslenendir. Tek bir sey söyleyeceğim gizli Masonik bilim diye bir sey yok.



Bunları ben uydurmadım. Kaynaklar ve yazarların ifadeleri ki bunların içinde  Mason olanlarda  var; yoksa sn skullG yazımlarıma son vermekmi istiyor? Aslında bitiriyordum fakat  aktarımlarımı kendim istediğim zamanda bitiricem başkasının istediği zamanda değil.Ama sn editör sakıncalı  yada bir saygısızlık olarak görüyorsa ki yok;yinede uyarım ve son veririm.Tabi bu gerçeği değiştirmiş olmaz

Yanlışın doğrularla  nasıl  süslendiğini   biraz açarmısınız?..Yada en tehlikeli olan,  kendi doğrularından başkasını  yok saymak olabilirmi?
 







« Son Düzenleme: Şubat 06, 2012, 11:16:34 ÖS Gönderen: hypatia »
Sevgi ile kalın


Şubat 06, 2012, 11:22:09 ÖS
Yanıtla #49
  • Seyirci
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 4170
  • Cinsiyet: Bay

Hypatia ısrarla aktarmaya devam ediyor. O aktardıkca dur su da yanlış a bu da hatalı şunlara cevap yazayım diye düşünüyorum. Yazsam uzun olacak. Vazgeçiyorum. En tehlikeli yanlış dogruyla suslenendir. Tek bir sey söyleyeceğim gizli Masonik bilim diye bir sey yok.




sn.skullg'a bende katılıyorum gizli masonik bilim diye bir şey olamaz olmamıştırda.Üstelik böyle bir şey olsa idi masonluğun anlamı olmazdı insanlar masonluğun ruhunu anlama yerine o bilime ulaşıp işi bitirmeye bakarlardı.Hatırlayınız masonluğun en güzel tarif edildiği şekli için insanın kendini inşa etmesi demiştik.İnsan kendini inşa etmek için uğraşırken bu işi gizlilik içinde gizli ilimlerle yapabilmesi mantık dışı.Turgut gürsanın bu kitabını bende okudum hatta birkaç kitabı daha var.Akatardığı bilgiler hemen hemen bir sürü kaynakta aynı  anlatım şekli ile mevcut.Mesela harun yahya efendide bile bulabilirsiniz. çok takılmamak lazım onların ne anlattığından çok anlattıklarından bizim anladıklarımız ve doğru algıladıklarımız önemlidir.Biz inşaata devam edelim dostlar.

saygılar
ÖZGÜRLÜK BİLE SAHİP OLMAK İÇİN SINIRLANDIRILMALIDIR.

EDMUND BURKE

Hayat Bizi Resmen Dört İşlemle Sınar. Gerçeklerle Çarpar, Ayrılıklarla Böler, İnsanlıktan Çıkarır ve Sonunda Topla Kendini Der.  leo


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
5 Yanıt
13427 Gösterim
Son Gönderilen: Nisan 28, 2008, 10:54:15 ÖS
Gönderen: Dino
25 Yanıt
17209 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 28, 2013, 11:43:22 ÖS
Gönderen: evvah
64 Yanıt
30969 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 14, 2016, 09:36:17 ÖS
Gönderen: night manager
3 Yanıt
3765 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 20, 2009, 06:19:47 ÖS
Gönderen: ADAM
20 Yanıt
16978 Gösterim
Son Gönderilen: Ağustos 18, 2011, 02:49:08 ÖS
Gönderen: smyrnali
10 Yanıt
4085 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 12, 2013, 12:37:48 ÖÖ
Gönderen: NOSAM33
28 Yanıt
6917 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 27, 2018, 12:48:30 ÖÖ
Gönderen: Venus
1 Yanıt
1642 Gösterim
Son Gönderilen: Temmuz 10, 2014, 08:32:39 ÖÖ
Gönderen: ADAM
8 Yanıt
2584 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 12, 2017, 10:43:16 ÖS
Gönderen: alplascano
3 Yanıt
1757 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 16, 2017, 12:17:13 ÖÖ
Gönderen: Ankara