Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Bilgeliğin Bir Başka Yönü  (Okunma sayısı 5011 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Ocak 13, 2015, 03:46:28 ös
Yanıtla #10
  • Mason
  • Aktif Uye
  • *
  • İleti: 736
  • Cinsiyet: Bay

Bu noktada paylaşımımın başında da yazdığım gibi bir soru sormak isterim.

Acaba bilgelik sonradan kazanılan bir özellik midir? Yoksa insana doğuştan mı gelir?

Bilgelik bilinç gibidir ve aynı zamanda bilinç kazanımına paraleldir. Yani doğuştan gelmez, sonradan kazanılır. İngilizce'deki karşılığı "wisdom" olan bilgelik kelimesinin tek başına kullanımı, Türk masonluğunca yetersiz bulunduğundan iki ayrı kelime birden kullanılır ==> Akıl ve hikmet. Burada "hikmet"in tek başına "bilgelik" olduğu düşünülebilse de aslında öyle değildir. Bilgelik = Akıl + Hikmet şeklinde bir formülasyon daha doğru olacaktır.

Bireysel bilgelik bir yere kadar... Toplumsal bilgelik de çok önemli bir konu.
Live long and prosper.


Şubat 02, 2015, 02:30:00 ös
Yanıtla #11
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 415
  • Cinsiyet: Bay

Çok önemli olduğunu düşündüğüm bu başlıkla ilgili olarak düşüncelerimi paylaşmaya devam etmek isterim.

Kendi  paylaşımımda bilgeliği oluşturan parametreleri (hasletleri):

“Bilgi, Anlama, Özümseme, Erdem, Sağduyu,  Sezgiler ve son olarak Uygulayabilme”

şeklinde sıralamıştım.

Sorduğum soruya istinaden Sayın Spock bilgeliğin sonradan kazanılan bir özellik olduğunu söylemişti. Bu noktada Sayın Spock’un yaptığı katkı ile kendi tanımımı birleştirmenin uygun olduğunu düşünüyorum. 

O halde yaptığım tanımda geçen hasletlerin tek tek ele alınması iyi olacaktır.

Bu hasletlerin hepsinden herkes de bir miktar olduğunu ve bireyin bilgelik aşamasına ulaşması için de bu hasletlerin arttırılmaları gerektiğini kabul edelim.

Bilgi: Elbette zaman geçtikçe arttırılabilir.

Anlama: Bilgi ile bağlantılı olarak arttırılabilir.

Özümseme: Özümsemeyi de anlamanın bir ileri aşaması olarak değerlendirirsek özümseme de arttırılabilir.

Sezgi: Bireyin merakı ve anladığı/özümsediği mevcut bilgisiyle birleşince o birey yeni şeyler için sezgilerini kullanabilir. Bu durumda bilgi ve özümseme sezgileri de arttırabilir.

Uygulayabilme: Bir birey anladığı, özümsediği bilgiyi uygulayabilir.

Sağduyu: Doğru ve yanlışı, iyiyi ve kötüyü ayırabilme gücü olarak tanımlanan sağduyu, uygulanan bilgilerin sonuçlarını karşılaştırabilme yeteneği olduğundan gözlem yeteneğine bağlıdır. Sonuçlara bakılarak yeniden değerlendirme yapabilme yeteneğidir.

Erdem: Sağduyu ve bilginin birleşiminden oluşumu biçiminde tanımladığım erdem, insanın olgunluğunu, toplum ve diğer insanlarla uyumluluğunu, kendine yeterliliğini ve kendini aşma yetisini belirleyen çeşitli bireysel nitelikler olarak tanımlanmaktadır. Bu durumda kendini oluşturan ögelerin arttırılmasına bağlı olarak arttırılabilir.

O halde az önce dediğim gibi her bireyde başlangıçta bir miktar var olduğunu kabul ettiğim bu hasletler geliştirilebildikleri ölçekte, insan bilgelik seviyesine ulaşabilir. Bu da yetkinleşme olsa gerek.

« Son Düzenleme: Şubat 02, 2015, 02:40:33 ös Gönderen: propulsion »
Nosce te Ipsum


Şubat 03, 2015, 11:43:32 ös
Yanıtla #12
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 641
  • Cinsiyet: Bay

Gerçekten de kaldırıp indirilecek, tutup tartılacak bir mesele bu.
Belki de üzerine günlerce görüş bildirilecek temel bir mesele.
Bu sebeple ben de fikrimce birkaç ek yapmak istiyorum.
...
Bacon'un 'Bilgi güçtür' sözü ile başlamak istiyorum.
Bu söz ne kadar mihver duruyorsa zihnimde, Konfiçyüs'ün 'Cehalet saadettir' sözü de o kadar mihver duruyor aynı zamanda.
Çelişki var. Biliyorum.
Ama bu noktada meseleyi tam göbeğinden ikiye ayıran düşünce dünyası.
Sonra yine ;
Bir tarafta Firdevsi, ''Tevana buved her ki dânâ buved'' derken, yani '' her kim bilgili oldu,güçlü oldu'' derken ; diğer tarafta
Fernando Pessoa çıkıp ''yaşamak düşünmemektir'' dedi.
Ve bizler durum bu halde iken şaşırıp kaldık.
Acaba ne yapacaktık ? Acaba doğru olan hangisi ?
 Bilmek mi, bilmemek mi ?
...
Oysa her şey belliydi.
Bilgiyi bütün acısıyla beraber boynumuza künye edinmek.
Ve zihnimizin bir sifon gibi çekilmesine izin vermemek.
Çünkü bir tek bu şekilde insanlaşabilirdik.
Başka türlü olmazdı.
...
Bazen düşünüp duruyorum. 
''Bilgi saf haliyle 'malumat' olunca bilge yapar mı bizi.''  diye.
Sonra dönüp diyorum ki kendi kendime :
Hayır.
Bizi bilge yapan bilgi değil, onun acısı.
Yani, onun bizdeki kamçısı.
...
Peki acıyla yoğrulan bilgi olunca ne oluyor.
Bu tür bir bilgi bizi nereye taşıyor ?
İşte öyle olunca, eziyetlerimizi ve meziyetlerimizi iyi biliyor  ; nerde durup,nerde hızlanmamız gerektiğini iyi kestiriyoruz.
Bilgi nasıl işlenir, bilgi nasıl yararlı hale getirilir hepsini bir bir bilip, bunu bir şok halinden, serin bir akışa eviriyoruz.
Bilmediğimize düşman değil, kaşif oluyoruz.
Susarken kızarmıyor, meraklanıyoruz.
...
Kısacası dünyayı hissediyor ve kavrıyoruz.
Bilgi et oluyor biz kemik.
Beraber iç içe yaşayıp, birbirimizi yemeden, birbirimizi besler hale geliyoruz.

 
                                           
« Son Düzenleme: Şubat 04, 2015, 08:34:02 öö Gönderen: ADAM »


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
0 Yanıt
1756 Gösterim
Son Gönderilen: Mayıs 13, 2009, 09:52:39 öö
Gönderen: karahan
2 Yanıt
2569 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 14, 2013, 06:19:24 ös
Gönderen: dogudan
0 Yanıt
2013 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 26, 2010, 12:46:34 öö
Gönderen: scherif
0 Yanıt
2960 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 14, 2011, 01:16:19 ös
Gönderen: Maledictum
0 Yanıt
1230 Gösterim
Son Gönderilen: Temmuz 17, 2012, 02:56:20 öö
Gönderen: scherif
0 Yanıt
1093 Gösterim
Son Gönderilen: Nisan 04, 2013, 08:43:39 ös
Gönderen: peacewings
10 Yanıt
3360 Gösterim
Son Gönderilen: Mayıs 06, 2014, 08:25:49 öö
Gönderen: Tij
6 Yanıt
2947 Gösterim
Son Gönderilen: Eylül 30, 2014, 10:41:13 öö
Gönderen: Anzagot
0 Yanıt
1008 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 11, 2014, 11:33:16 ös
Gönderen: Etimolog
2 Yanıt
2002 Gösterim
Son Gönderilen: Eylül 18, 2015, 12:28:26 ös
Gönderen: propulsion