Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Kutsal kase ve Ayasofya  (Okunma sayısı 6239 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Eylül 15, 2012, 10:56:49 ÖS
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 223
  • Cinsiyet: Bay



    ''ENRICO DANDOLO A ECRİT CLEF MONTRE SUR MUR SOUS LUNE QUE GARDE ST GRAE''







Kutsal Kase'yi yüzlerce yıldır kimler aramadı ki? Kral Arthur'un şövalyesi Percival'den başlayan süreç, Dan Brown'a kadar uzandı. Kutsal Kase neydi? Daha da önemlisi neredeydi?Uğruna tarikatlar kuruldu, kitaplar yazıldı, filmler çekildi, sayısız tartışma yaşandı. Peki, aslında Kutsal Kase neydi, gerçekten var mıydı; yoksa sadece bir sembol müydü? Daha da önemlisi neredeydi?

Kutsal Kase var mı, yoksa bu bir sembol mü?

Kutsal Kase'nin bir kap, kase, kadeh gibi bir nesne olmadığına ve gizli bir bilgiyi sembolize ettiğine inanıyorum. Eğer sadece böyle bir nesne olsaydı onu mutlaka büyük müzelerden birinde veya bir kilisede ya da katedralde teşhir ediliyor olarak görürdük. Bir dinin önde gelenlerine hele de peygamberine ait kutsal bir emanet saklanmaz, mutlaka gözler önünde olur.

Peki, öyleyse bu gizli bilgi nedir?

Teorime göre bu, Vatikan'ı temellerinden sarsabilecek nitelikte. İşte bu nedenle saklanıyor ya da yerinin bulunması istenmiyor.

O halde bu aralar sıkça rastladığımız 'Kutsal Kase' veya Hıristiyanlığa dair çeşitli teoriler üreten yayınlar çok da boş değil...

Bence hepsi komplo teorisinden ibaret. Bu eserler tamamen konuyu başka bir yöne çekmek ve insanların düşüncelerini kendi istedikleri noktalara odaklama amacını güdüyor. 'Da Vinci Şifresi' isimli romandan sonra Kutsal Kase hakkında büyük tartışmalar başladı.

Bugün Avrupa ya da Amerika'da yaşayan insanlar arasında Kutsal Kase'nin ne olduğu hakkında bir anket yapılsa eminim büyük bir çoğunluk Hz. İsa'nın kan bağıyla ilgili bir şey olduğu yönünde oy kullanacaktır. İşte istenen de budur.

Sır, Tapınak Şövalyeleri ile Vatikan arasında...

Tapınak Şövalyeleri Tarikatı, 1307 yılında Fransa Kralı 4. Philip ve Papa Clement tarafından dağıtıldı ve mallarına el konuldu. Yakalanan üyeleri ise yakıldı. Aslında tamamen tarih sahnesinden çekilmediklerine ve gizlenmeyi tercih ettiklerine inanıyorum.

Geçenlerde Vatikan'ın gizli arşivlerinde 'şans eseri' bulunan belgelerden yola çıkılarak hazırlanmış bir kitap yayınlandı. Bu kitap, Tapınak Şövalyeleri'nin mahkeme kayıtlarını içeriyor ve suçsuz oldukları gösterilerek, sanki kendilerinden af dileniyor. Yaklaşık 700 yıl önce olan bir olay için Vatikan'ın böyle bir tutum sergilemesi aslında çok ilginç.

Neden şifrelendirme yolu seçildi?

Sonraki kuşaklara aktarmak için. Bunlar, Tarikat'ın büyük sırlarıydı ve bu bilgilerin geleceğe aktarılması için bir yöntem gerekiyordu. Böylece Tarikat'ın büyük üstatları arasında yer alan isimler, önemli eserlerine bazı sırlar yerleştirdiler.

Leonardo Da Vinci'nin 'Son Akşam Yemeği' duvar resmi; Nicolas Poussin'in 'Arkadyalı Çobanlar' tablosu ve Tarikat'ın üstatları ile yakın ilişkisi olduğu öne sürülen Anson Ailesi'nin inşa ettirdiği 'Çoban Anıtı' gibi... Sanat değeri yüksek eserlerin korunmasına özen gösterildiğini bildikleri için bu yöntemi seçmiş olabilirler.

2004 yılının Kasım ayında BBC'de yayınlanan ve İngiltere'deki Shugborough Hall malikanesinin bahçesinde yer alan Çoban Anıtı ile ilgili bir haber üzerine araştırmalarıma başladım. Haberde, 1748 yılında Anson Ailesi tarafından inşa ettirilen anıtın gizemli kitabesinin Kutsal Kase'nin yerini işaret eden bir şifre olduğuna inanıldığı belirtilmekteydi.

250 yılı aşkın süredir aralarında Charles Dickens ve Charles Darwin'in de yer aldığı birçok teolog, bilim adamı, yazar ve şifre çözücü, gizemi aydınlatmaya çalışmış ancak başarılı olamamışlardı.

Anson Ailesi'nin Tapınak Şövalyeleri'nin büyük üstatlarıyla yakın ilişkisinin olması; anıtın rölyefinin temasının Tapınak Şövalyeleri'nin büyük üstadı olduğuna inanılan ünlü Fransız ressam Nicolas Poussin'in 'Arkadyalı Çobanlar' olarak adlandırılan tablosundan alınması; gizemli kitabe ve Kutsal Kase arasında bir bağlantı olması yönündeki iddiaları kuvvetlendiriyordu.

Poussin'in tablosu Tapınak Şövalyeleri'nin bir kanadı olduğuna inanılan Sion Tarikatı üyelerinin kullandığı bir yöntem olan, terslik yöntemiyle (aynadaki yansıma gibi) rölyef üzerine işlenmişti.

ANAHTAR FRANSIZCA ANAGRAMDA GİZLİ

Anıtın rölyefinin fotoğrafını baş aşağıya çevirdiğimde diz çöker durumda resmedilmiş yaşlı çoban figürünün sandaletinin bağcıklarının 'LI' ve 'CAX' yazılarını gösterecek şekilde hazırlandığını belirledim.

Bu harflerin anagramı Latince kase anlamına gelen 'calix' kelimesini vermektedir. Artık bu noktadan sonra Çoban Anıtı'nın Kutsal Kase'nin yerini işaret etmek amacıyla inşa ettirildiğine tamamen ikna olmuştum. Çalışmalarıma hız verdim. Ünlü kahin Nostradamus, 866 numaralı kehanetinde 'D.M.' harflerinden oluşan bir kitabeden bahseder.

Bu karakterler Çoban Anıtı'nın kitabesinin ikinci satırında aynen kullanılmıştır. Ayrıca kehanette bir kadın ve üç erkekle ilgili bilgi verilir. Çoban Anıtı'nın rölyefinde de bir kadın ve üç erkek figürü vardır. Bu ilişki üzerine yaptığım inceleme sonucunda Çoban Anıtı, Arkadyalı Çobanlar tablosu ve Nostradamus'un kehanetleri arasında bağlantılar olduğunu tespit ettim.

Araştırdıkça bu bağlantıları kuvvetlendiren birçok ipucunu ortaya çıkardım. Çoban Anıtı'nın kitabesi, aslında üç parçadan oluşan gerçek şifreyi bulmamızı sağlayan bir anahtardı. Bu şifrenin çözümü ise Kutsal Kase'nin yerini verecekti…

Çözüm, karmaşık matematik işlemler ve detaylar içeriyor. Üç parçadan oluşan gerçek şifre aslında Fransızca olarak hazırlanmış bir anagram. Okunduğunda ortaya çıkan cümle şu: ENRICO DANDOLO A ECRİT CLEF MONTRE SUR MUR SOUS LUNE QUE GARDE ST GRAEL. Türkçesi: Enrico Dandolo gösterilen anahtarı Kutsal Kase'yi koruyan ayın altındaki duvara yazdı.

En önemli soruya geldik o zaman. Herkesin aradığı Kutsal Kase nerede?

Burnumuzun tam da dibinde; İstanbul'da Ayasofya'da.

Bu sonuca nasıl vardım?

Ayasofya'da yaptığım incelemeler sonucunda yaşlı çoban figürünün sandaletlerinde yer alan 'LI' ve 'CAX' yazılarının, üst galeride ünlü Deesis Mozaiği ile İstanbul'un yağmalandığı 4. Haçlı Seferi'nin önderlerinden olup, ölümünden sonra Ayasofya'ya gömülen Henricus Dandolo'nun mezarı arasında kalan bölümde duvarlara kazındığını belirledim.

Çoban Anıtı'nın rölyefinde, Nicolas Poussin'in Arkadyalı Çobanlar tablosundan farklı olarak, lahdin üzerinde defne dallarından oluşan bir taç süslemesi bulunmaktadır. Bu figür, Deesis Mozaiği'nin hemen yanı başında yer alan pencerenin alt kısmına mermer üzerine işlenmiştir ve bu süsleme Ayasofya'da sadece bu bölümde yer alır. Deesis Mozaiği ile Henricus Dandolo'nun mezarının tam ortasında yer alan bölümde dört sütun üzerinde yarım ay şeklinde kapalı bir bölme vardır. İşte Kutsal Kase buraya saklanmıştır.

Kutsal Kase'yi saklamak için neden Ayasofya seçildi ?

İyice incelendiğinde Ayasofya'nın Kutsal Kase'yi saklamak için en uygun yerlerden biri olduğu kesindir. Ayasofya ya da Bizans dönemindeki adıyla Hagia Sophia, 'Kutsal Bilgelik' anlamına gelir. Gizli bir bilginin 'Kutsal Bilgelik'te saklanması insana anlamlı geliyor...

1204 yılında yapılan 4. Haçlı Seferi'nde İstanbul ele geçirilerek yağmalanıyor. Elbette Ayasofya da bundan nasibini alıyor. Aslında bu yağma ve talanlar bir anlamda Ayasofya'yı tarih önünde temize çıkarıyor. Çünkü yağmalanan bir yerde kimse Kutsal Kase'yi aramaz. Akademisyenler ya da araştırmacılara sorulacak olursa büyük bir çoğunluğu Kutsal Kase'nin Ayasofya'da olamayacağını çünkü yağmalandığını öne sürecektir. Bir kısmı ise “Ayasofya'da olsaydı onu Bizanslılar bulurdu” cevabını verecektir.

Çemberlitaş'ta değil

“İmparator Büyük Konstantin'in annesi Helena, 326 yılında Kudüs'e haç ziyaretinde bulunuyor. Amacı ise kutsal emanetleri bulmak... Helena'nın Kudüs'te olduğu dönemde çeşitli kazılar yapılıyor ve bazı emanetler ele geçiriliyor. Bu emanetlerin bugün Çemberlitaş'ın altında yer alan gizli odalarda saklandığına inanılmaktadır.

Belki de bugün bu odada hiçbir şey bulunmamaktadır. 4. Haçlı Seferi sırasında şehrin düşeceğini anlayan Bizanslılar, emanetleri buradan çıkarıp emniyetli başka bir yere saklamış olabilir. Çünkü Haçlılar da emanetlerin Çemberlitaş'ın altında saklandığını biliyordu ve şehri alınca ilk baktıkları yerlerden biri de burası olmuştu.

Daha sonra şehir kurtulunca, kutsal emanetler ve Kutsal Kase Ayasofya'ya gizlice götürülerek güvenli yerlerine yerleştirilmiştir.”

Kutsal Kase simge

Kutsal Kase, Hıristiyan mitolojisinde Hz. İsa'nın son akşam yemeğinde kullandığı ve ölümünden sonra Arimatealı Yusuf'un, onun kanını koyduğuna inanılan kadeh. Bu kavram, 1180-1240 yılları arasında yazılan kitaplarda ortaya çıkmış. İlginç olan, yüzlerce yıl konunun hiç ele alınmaması ve bu dönemlerde aniden popüler olması. Bu yıllar, Haçlı Savaşları'nın var gücüyle devam ettiği ve Tapınak Şövalyeleri Tarikatı'nın en güçlü zamanlarını yaşadığı dönem.

FERHAT KANARYA Milliyet blog 2008  http://blog.milliyet.com.tr/kutsal-kase-ve-ayasofya/Blog/?BlogNo=99689


MAY THE FATHER OF UNDERSTANDING GUIDE US...


Eylül 18, 2012, 01:42:06 ÖS
Yanıtla #1
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7281
  • Cinsiyet: Bay


Sayın moonlight'ın bu aktarımı üzerine bir şey yazıp yazmama konusunda hayli düşündükten sonra, birkaç tümce yazmanın uygun olacağına karar verdim.

Önce Sayın moonlight'a bir küçük soru: Bu konu niçin forumun bu bölümünde? Bu bölümde yapılan paylaşımların genel niteliğine bakarsak, bunu bir başka bölüme yakıştırırdım ben.

Kapsam ile bağlantılı olmak üzere ise Sayın moonlight keşke kendi bilgi ve görüşlerini de ekleseydi. Sadece bir aktarım var. Sayın Ferhat Kanarya'nın bir yazısı.

İlginç bir yazı... Bu konu üzerindeki birçok varsayım, birçok kurgu burada da yansıtılmış. Yazar, sanki tüm bunlar kendi keşfiymiş gibi anlatmış da anlatmış. Öyle olsa bir diyeceğim kalmayacaktı ama ben bu anlatımların çoğunu yıllar önce birçok  yabancı kaynaklı kitapta okumuştum.

Biraz dağınık bir yazı... Bu konuyu hiç bilmeyenler izleyememiş olabilir. Ben bildiğim için neden söz edilmekte olduğunu görebildim. (Ufak tefek yanlışlar var hani Sion Tarikatı'nın Tapınak Şövalyeleri'nin bir yan kolu olduğu gibi ama bunların pek önemi yok.)
Ancak bunları hiç bilmeyen, bu konuyla hiç ilgilenmemiş ama merak da eden bir kişinin, yazıdaki bölümleri birbirini izler tarzda değil de birbirinden ayrı parçalar olarak okuyup, sonra kendince birleştirmesini öneririm.

Bu arada birçok şeyin sadece bir kurgu olduğu da unutulmamalı.

Ayrıca tümünün daha iyi anlaşılabilmesi için de, hem öncesinden hem sonrasında hayli ek bilgi verilmesi, açıklama yapılması da gerekebilir. Önem vererek okuyan kişinin birçok soracağı olacaktır bu yazı üzerine...

 
ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Eylül 18, 2012, 04:07:43 ÖS
Yanıtla #2
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 1741
  • Cinsiyet: Bay

Soruyorum...

Kutsal kaseden anlaşılması istenen "NE" dir?...

Kutsal kaseden kasaıt;kase,herhangi bir dişinin rahmini tasvir ediyor,olabilirmi...

Öyle olduğunu düşünürsek...Eniyi ihtimalle "Sapkın"sıfatını elde etme şerefine ulaşırmıyız ?....

Bunların hepsi faraziye olsada,oldumu olur.

Peki,yaradanı kim dölledi ?...

İşte bu bizleri zora sokar;soru işaretleri çıkmazımız olur mu,dersiniz...

Ben demedim;"O"dedi !...


Saygılar
« Son Düzenleme: Eylül 18, 2012, 04:11:06 ÖS Gönderen: ceycet »
Ben"O"yum,"O"ben değil...


Eylül 19, 2012, 02:11:44 ÖS
Yanıtla #3
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 3079
  • Cinsiyet: Bay




























Da Vinci'nin şifresi çözüldü mü?


ABD'li yazar Dan Brown’un ‘Da Vinci Şifresi’ kitabında ortaya attığı Hz.İsa’nın soyunun devam ettiği yolundaki ‘Kutsal Kase’ sırrı çözüldü mü?





Harvard Üniversitesi’nden Hıristiyanlık Tarihi Profesörü Karen King, dördüncü yüzyıldan kalma bir parşömen kağıdında Hz.İsa’nın bir kadından “karım” diye bahsettiğini öne sürdü. King’in aktardığına göre, Hz İsa’nın ‘eşim’ diye bahsettiği kadının adı ‘Mary’ yani ‘Meryem.
 
King, parşömende “İsa onlara, ‘benim’ eşim dedi” diye bir ifadenin yer aldığını söylüyor. Roma’da yapılan kongrede konuşan Amerikalı araştırmacı, “Hıristiyan geleneği ikna edici kanıt olmasa da Hz. İsa’nın evli olmadığını kabul ediyor. Bu yeni belge, Hz.İsa’nın evli olduğunu kanıtlamıyor, ama bize cinsellik ve evlilik konusunda hararetli bir tartışma olduğunu gösteriyor. Çok önceden beri, Hıristiyanlar İsa’nın evliliği konusunda anlaşmazlık yaşadı, ancak Hz.İsa’nın ölümünden bir asır sonra onun medeni durumu konusunda tutumlarını destekleyen bir pozisyona sahip oldular” dedi.
 
Parşömen üzerindeki yazıların Mısır Hıristiyanlarının kullandığı Kıpti dilinde yazıldığı, papirüsün büyüklüğünün 3.8 santimetreye 7.6 santimetre olduğu bildirildi. Ancak belgenin gerçek olduğunun anlaşılması için başka kimyasal testlerin de yapılması gerektiği belirtildi.
 
Dan Brown, tüm dünyada büyük ses getiren “Da Vinci Şifresi” isimli kitapta Hz.İsa’nın soyunun Mecdelli Meryem aracılığıyla devam ettiğini öne sürüyordu. Hatta Da Vinci’nin “Son Akşam Yemeği” tablosundaki havarilerden birinin Mecdelli Meryem olduğunu iddia ediyordu.
 
Da Vinci Şifresi’ndeki iddianın sorulması üzerine Dr. King, ne şifre ile ne de yazarıyla muhatap olmak istediğini belirterek, “Sonuçta, bunun (parşömenin) Dan Brown’u doğruladığını söyleyemeyiz” dedi.

19,09,2012
Hürriyet Gazetesinden alınmıştır.YORUMSUZ
Saygılar
« Son Düzenleme: Eylül 19, 2012, 02:26:32 ÖS Gönderen: NOSAM33 »
audi-vide-tace
    dinle-gör
        sus


Eylül 19, 2012, 02:24:26 ÖS
Yanıtla #4
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 223
  • Cinsiyet: Bay

sayın değerli forum kardeşlerim;benim bulabildiğim bu kadar ile sınırlı değil...öğreti olarak gerçek bilginin vatikan kitaplığında olduğunu var sayıyorum..bizim bilmemiz gerekenler zaten arayıp ,tarayıp hep aynı şeylerdir...bu forum da bu konulara meraklı ve gerçek kaynak gösterebilecek doğru bilgiler varsa mutlaka paylaşılması gerektiğinin mesajını veriyorum...
MAY THE FATHER OF UNDERSTANDING GUIDE US...


Eylül 19, 2012, 02:57:06 ÖS
Yanıtla #5
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 598
  • Cinsiyet: Bay

Soruyorum...

Kutsal kaseden anlaşılması istenen "NE" dir?...

Kutsal kaseden kasaıt;kase,herhangi bir dişinin rahmini tasvir ediyor,olabilirmi...

Öyle olduğunu düşünürsek...Eniyi ihtimalle "Sapkın"sıfatını elde etme şerefine ulaşırmıyız ?....

Bunların hepsi faraziye olsada,oldumu olur.

Peki,yaradanı kim dölledi ?...

İşte bu bizleri zora sokar;soru işaretleri çıkmazımız olur mu,dersiniz...

Ben demedim;"O"dedi !...


Saygılar


Ayakta alkışlıyorum..
Ölü Gibi Sessiz...Mezar Gibi Ketum...



חמישים אחוזים חמישים אחוזים בולגרי של יהודים....!!! O:


Eylül 19, 2012, 03:00:14 ÖS
Yanıtla #6
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 3079
  • Cinsiyet: Bay

Alıntı
Peki,yaradanı kim dölledi ?...


Çok uçta  bir soru ; anlamını bu evrende bulabilirmiyiz ?  Sanmam...
 ???
Saygılar
audi-vide-tace
    dinle-gör
        sus


Eylül 19, 2012, 03:04:03 ÖS
Yanıtla #7
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7281
  • Cinsiyet: Bay

Ben kısaca Sayın NOSAM33'ün iyi niyetle aktardığı alıntıya değineyim.

Bu konuyu bir araştırma, inceleme, bilgi konusu yapıyorsak, Dan Brown'u da kitaplarını da referans olarak alamayız.

Romanların ve kurguların bilimsel bir araştırmaya kaynak olduğu nerede görülmüş?

Dan Brown, gerçek araştırmacıların yaptığı çalışmaları değerlendirdi kitaplarında ama kendi yaptığı kurgular oluşturmaktan başka bir şey değil. Hakkında telif hakkı bakımından tazminat davası açıldığında da bunu itiraf etmek suretiyle sıyırdı.

En büyük hatası, kaynaklarını açıkçca ortaya sermemektir. Aslında öyle yapsaydı, belki kitapları bu kadar çok satmazdı. Çünkü araştırmacıların yayınları insanların öyle pek fazla ilgisini çekmemişti; çekmez de...

Şunu bilelim: Dan Brown'un kitahplarında yazdıkları iişin esasına değgin konuların hepsi, gerçek araüştırmacçıların yayınlarından ondan önce yer almıştır. İşin ilginç yanı şu ki, bildiğim kadarıyla o yayınlardan ikisi Türkçeye bile çevrilmiştir.

Demeye getirdiğim şu ki, Dan Brown'un anlatıları bilimsel değildir ve ortada çözüm bekleyen Da Vinci Şifresi diye bir şey de yoktur.




ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Eylül 19, 2012, 03:08:02 ÖS
Yanıtla #8
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 3079
  • Cinsiyet: Bay

Alıntı
King, parşömende “İsa onlara, ‘benim’ eşim dedi” diye bir ifadenin yer aldığını söylüyor. Roma’da yapılan kongrede konuşan Amerikalı araştırmacı, “Hıristiyan geleneği ikna edici kanıt olmasa da Hz. İsa’nın evli olmadığını kabul ediyor. Bu yeni belge, Hz.İsa’nın evli olduğunu kanıtlamıyor, ama bize cinsellik ve evlilik konusunda hararetli bir tartışma olduğunu gösteriyor. Çok önceden beri, Hıristiyanlar İsa’nın evliliği konusunda anlaşmazlık yaşadı, ancak Hz.İsa’nın ölümünden bir asır sonra onun medeni durumu konusunda tutumlarını destekleyen bir pozisyona sahip oldular” dedi.
 
Parşömen üzerindeki yazıların Mısır Hıristiyanlarının kullandığı Kıpti dilinde yazıldığı, papirüsün büyüklüğünün 3.8 santimetreye 7.6 santimetre olduğu bildirildi. Ancak belgenin gerçek olduğunun anlaşılması için başka kimyasal testlerin de yapılması gerektiği belirtildi.


Bulunan belge ile ilgili haber olduğu için form'a taşıdım.belge ile ilgili görseli forma taşımayı bilmediğimden dolayı taşıyamadım.

Saygılar;Sayın ADAM  :-[
« Son Düzenleme: Eylül 19, 2012, 03:16:46 ÖS Gönderen: NOSAM33 »
audi-vide-tace
    dinle-gör
        sus


Ekim 05, 2012, 01:56:49 ÖS
Yanıtla #9
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 1741
  • Cinsiyet: Bay


Bence,ama sadece bence...

"Kutsal kase"terimi,dişi rahmini tasvir eden bir simgeden ibarettir.
Ben"O"yum,"O"ben değil...


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
18 Yanıt
11587 Gösterim
Son Gönderilen: Haziran 04, 2009, 12:15:46 ÖS
Gönderen: Veritas
19 Yanıt
11804 Gösterim
Son Gönderilen: Ekim 30, 2011, 01:24:04 ÖS
Gönderen: AMON RA
0 Yanıt
2648 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 08, 2010, 08:05:39 ÖÖ
Gönderen: ADAM
Kutsal Gölge

Başlatan kudüs prensi Ezoterizm

1 Yanıt
2714 Gösterim
Son Gönderilen: Eylül 03, 2015, 01:28:42 ÖS
Gönderen: egeran
1 Yanıt
5289 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 06, 2016, 12:31:03 ÖS
Gönderen: kurt
13 Yanıt
10013 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 23, 2011, 01:08:39 ÖÖ
Gönderen: genius_md
22 Yanıt
14358 Gösterim
Son Gönderilen: Ağustos 13, 2011, 03:31:28 ÖÖ
Gönderen: Mustafa Kemal
12 Yanıt
8230 Gösterim
Son Gönderilen: Haziran 01, 2012, 11:45:29 ÖÖ
Gönderen: peacewings
0 Yanıt
3165 Gösterim
Son Gönderilen: Eylül 20, 2012, 12:53:43 ÖÖ
Gönderen: Genius Loci
10 Yanıt
5629 Gösterim
Son Gönderilen: Eylül 02, 2015, 05:54:28 ÖS
Gönderen: karahan