Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: ENTROPİ  (Okunma sayısı 6721 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Ekim 23, 2012, 01:25:08 öö
Yanıtla #20
  • Seyirci
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 214
  • Cinsiyet: Bay

Francis Bacon
"Bu ıssız dağları, şükranlarını dile getirmeksizin terk edemezsin"


Ekim 24, 2012, 12:10:13 öö
Yanıtla #21
  • Seyirci
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 214
  • Cinsiyet: Bay

ENTROPİ: Geleceğin Dünya Paradigması - Part # 6
René Descartes,

Soğuk bir günde, sert hava yüzünden odasına hapsoldu. İşte meşhur düşüncesi o gün kafasında belirmişti. Dünyayı kavramamızı, onu kodlayabilmemizi, insan amaçlarına uygun olarak kullanabilmemizi sağlayacak anahtar kelime: Matematik’ti.

 
Mekanik paradigmanın ilk aksiyomları hükümranlık sürmeye başladığında Descartes şu sonuca varmıştı: “Açık konuşmak gerekirse ikna oldum ki matematik, tüm olguların kaynağı olarak, insan emeğinin mirası olan herhangi bir başkasından çok daha güçlü bir bilgi aletidir.”#1.

Artık kanaat getirmiş birisi, mekanik dünyanın ilk gerçek mümini vardı. Hem cebir kadar zarif ve estetik başka ne olabilirdi? Descartes, açıklamasını popülerize etmekte vakit kaybetmedi. 1650’de öldüğünde, matematiksel dünya görüşü Avrupa’nın önde gelen aydınlarınca kabul görmüştü.

Descartes, tüm niteliği niceliğe indirgemeyi başardı ve ardından inançla, sadece uzay ve konumun önem taşıdığını ilan etti. “Bana uzam ve hareketi verin” demişti, “Evreni yapılandırayım.”#2
 
Descartes’ın dünyası tatsız, renksiz, kokusuzdu. Onun bu müdahalesi, dünyadaki bulanık,kaotik ve canlı her şeyi saf dışı bıraktı. Matematik evreni kuşatan bir kesinliği temsil ediyordu. Her şey yerli yerinde ve birbiriyle uyum içindeydi.
 
Antik Yunan’ın, tarihin sürekli bir gerileme ve çürüme olduğu yorumu matematik dışıydı, bu yüzden lanetlendi. Hristiyan dünya algısı nispeten hoşgörüye şayandı. Eğer bir tanrı evrene sürekli müdahale ediyorsa insan doğa olaylarının dinamiğini kesin olarak nasıl bilebilirdi? İşlev görebilmesi için mekanik paradigma, kesinlik üzerine oturtulmalıydı. Bu yüzden başta, kozmik tiyatroda bir sonraki etkinliğin taslağını hazırlayıp onu harekete geçiren ulu matematikçi olarak övülen tanrı; mekanik paradigma ile büyüyen yeni kuşak tarafından kibarca sahnenin dışına itildi.
 
Descartes insanoğluna, dünya gerçeklerini yağmalayıp onun efendisi olabilecekleri inancını verdi. Ardından Newton, mekanik hareketin tasviri için gereken matematiksel yöntemi ortaya koydu. Tek bir yasa ile, kuruyan yaprağın ağaçtan düşmesini ve gezegenlerin yörüngelerindeki hareketini açıklayabiliyordu..
 __________________________
 1#Randall, a.g.e. s.241-242
 2# Randall a.g.e. 259
"Bu ıssız dağları, şükranlarını dile getirmeksizin terk edemezsin"


Ekim 29, 2012, 06:57:15 ös
Yanıtla #22
  • Seyirci
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 214
  • Cinsiyet: Bay

ENTROPİ: Geleceğin Dünya Paradigması - Part # 7
 Newton,
 
Tüm doğayı matematik kurallarına tabi tuttu. Cisimlerin hareketlerinin önceden bilinmeyen bazı sebeplerle birbirlerine doğru çekilmesi ve düzenli formlarda uyuşması, ya da birbirlerini iterek uzaklaşmasını düzenleyen belirli kuvvetlere dayandırılabilir olduğunu açıkladı.

 
Newton yasalarına göre ; dıştan bir kuvvet uygulanmadıkça duran bir cisim durmaya , hareket halindeki bir cisim o doğrultudaki hareketine devam eder. Bir cismin ivmesi , ona uygulanan kuvvetle doğru orantılıdır. Her uygulanan kuvvete eşit ve zıt yönde bir kuvvet vardır.
 
Newton yöntemini yayınladığında kısa sürede Avrupa genelinde kabul gördü.Üniversitelerde okutulmaya başlandı. 1727’de öldüğünde, kraliyet töreniyle gömülmüştü.
 Mekanik dünya görüşü, hareket halindeki maddeyle ayrıntılı bir şekilde ilgilendi. İnsanlar için değil, makineler için ortaya konmuştu. Hayatın tüm niteliklerini, birer parçası olan niceliklerden ayırarak sonra da tamamen ortadan kaldıran makine dünyasının mimarları, cansız maddeden yapılmış soğuk bir evrenle karşı karşıya kaldılar.
 
Newton paradigmasının sınırları üzerindeki çarpıcı bir örnek , Alfred N. Whitehead’in öğrencilerine verdiği şu bilgidir:
 “Mekan-zamanda belirli bir yerle ne kast ettiğinizi tayin ettiğinizde, özel bir maddi cismin mekan zamanla ilişkisini, onun o an o yerde olduğunu söylemekle yeterince ifade edebilirsiniz. Yalnızca konum söz konusu olduğu sürece daha fazla söylenecek söz yoktur” #1
 
Mekanik dünya görüşü basitti, kestirilebilirdi ve herşeyin ötesinde, iş görüyordu. Nesneler için bir düzen vardı ve bunlar matematiksel formüllerle ele alınabilir, bilimsel gözlemlerle kanıtlanabilirdi. Akademisyenler hala toplum içinde insanların neden şaşkınlık içinde ve karmaşık etkinliklerde bulunduğunu araştırdılar. İnsanların düzensiz davranışları ve devletlerin mükemmel işleyememesi Bacon, Descartes ve Newton’ın şekillendirdiği mekanik dünya açıklamalarına uyuyor gözükmüyordu.
 
Çözüm bulundu : Eğer insanlık kuralsız, düzensiz, yanlış hareket ediyorsa bu, evreni yöneten doğa yasalarına bağlanamamış olmasından kaynaklanıyordu. Bundan sonra gereken şey, doğa yasalarının insanlara ve sosyal kurumlara nasıl uygulanabileceğini bulmak ve bunu gerçekleştirmekti. Bu zorlu ve uzun süreç imkansız değildi, çünkü artık doğa yasaları bilinmekteydi. Hem varılacak hedef mükemmel toplum olacağından, tüm çabalara değecekti. Artık insanlığın yeni bir gayesi vardı :Bu dünya içinde mükemmelliğe ulaşabilmek… Tarih, kendisini içinde bulduğu düzensiz ve karmaşık bir durumdan, Newton’ın dünya makinesiyle sunulmuş olan iyi düzenlenmiş ve tamamen önceden kestirilebilen bir konuma doğru gelişen bir yol olarak görmekteydi.

İki adam, vakit kaybetmeden doğa yasaları ile insanlar arasındaki ilişkiyi çözümlemeye girişti . John Locke devlet ve toplum işleyişini dünya makinesi paradigmasıyla aynı çizgiye getirirken, Adam Smith de bu görevi ekonomide yerine getirmişti.
 
1#Alfred North Whitehead, Science and the Modern World(New York: New American Library,1925)
"Bu ıssız dağları, şükranlarını dile getirmeksizin terk edemezsin"


Ekim 29, 2012, 07:41:03 ös
Yanıtla #23
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 731
  • Cinsiyet: Bay

Entropi kavramının hem kendisi hem de tarihçesi ortaya konulan felsefi sonuçlar itibari ile ilginçtir. Yazı dizisinde katıldığım ve katılmadığım yerler var Tamamen fiziko kimyasal bir olaydan toplumsal ve dinsel sonuçlar çıkaftmak ne derece doğru? Biz bunu kuantum teorisinde yaşadık.  Yazı dizisinin sonunu bekleyelim Katkılarımız olacak elbet.
Özgürlük zeka demektir, sevgi demektir. Özgürlük sömürmeme, yetkeye boyun eğmeme demektir. Özgürlük olağanüstü erdem demektir.
Jiddu Krishnamurti


Kasım 01, 2012, 12:08:20 öö
Yanıtla #24
  • Seyirci
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 214
  • Cinsiyet: Bay

Sonunu getirmek için biraz daha hızlı olurum sayın Asimov .
Araya serpiştirme yapmakta sorun yok
Bu konuda hepimiz yeni bilgi ediniyoruz ve gerçekten yüzlerce yıllık anlayışları yıkmaya yetecek güçte bir paradigma ..
"Bu ıssız dağları, şükranlarını dile getirmeksizin terk edemezsin"


Kasım 01, 2012, 12:10:14 öö
Yanıtla #25
  • Seyirci
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 214
  • Cinsiyet: Bay

ENTROPİ: Geleceğin Dünya Paradigması - Part # 8
 Kişisel Çıkar-John Locke,
 
Döneminin bir çok entelektüeli gibi, sözde akıl almaz gibi gözüken doğa olaylarının mekanik model ile anlamlandırılışından derin şekilde etkilenmişti. Kendine, insanların işlerinin neden bu kadar karmaşık olduğunu sordu. Ulaştığı cevap şöyleydi: Toplumun tâbiî yasaları ihlal ediliyordu; çünkü sosyal düzen uzun süre
dir dünyaya hükmeden ilahi merkezcilikten kaynaklanan geleneklere dayanıyordu.

Locke, aklın yardımıyla toplumun “doğal” temelini belirlemeye başladı. Tanrı tanım gereği bilinemeyeceği için dinin, toplumun yapısını oluşturamayacağı sonucuna vardı. Bilinemeyen nasıl olur da devlet için uygun bir temel teşkil edebilirdi? Böylece Locke, felsefî seleflerinden büyük bir kopuşla dinin gerçekte kişinin özel konusu olabileceğini fakat toplumsal etkinlikler için temel olamayacağını ilan etti.
 
Bacon’ın tanrıyı doğadan çıkarması gibi Locke da toplum işlerinden çıkarıp insanı evrende yapayalnız bıraktı. Bundan böyle insan, ilahi kudretle yönlendirilen bir organizmanın parçası olarak görülmeyecekti. Artık insanlar, olması istenen şekle dönüşmüştü; soğuk ve mekanik bir evren içinde madde parçacıklarıyla etkileşen fiziksel fenomenler…
 
Locke, modern dünya görüşünü günümüze dek hakim kılacak savını ortaya attı. Yararsız örf ve adetlerden kopulduğunda toplumun, kendi anlamlarını üreten bireylerden oluşmuş olacağını, tek bir amacın bulunduğunu söyledi: Toplum refahının artışını ve korunmasını sağlamak.. Locke’un formülasyonuna göre aklın bizi götürdüğü nokta, toplumun temelini teşkil edecek unsurun saf kişisel çıkar olmasıydı. Burada her birey, doğa yasalarına uygun biçimde hayatı boyunca bir varlık elde etmeye çalışarak sosyal bir atom rolü oynamaya çağrılır. Hiçbir değer yargısı bulunmaz; kişisel çıkar, toplum için tek zemindir.
 
Locke’a gore hükümetlerin amacı, insanlarına servet üretmek için doğada yeni bulunan güçleri kullanma özgürlüğü tanımaktı. Böylece Locke’dan bu yana devletin sosyal rolü, insanların bu görevi yapması için gerekli maddi refahı elde edebilmelerini sağlamak amacıyla doğayı boyun eğdirmeye teşvik olmuştur.

“Doğanın inkarı” der Locke, “mutluluğa giden yoldur”. İnsanlar doğanın bağlarından etkili biçimde azad edilmelidir. #1
 
Fakat kişisel refah için bu sürekli ve zorlu kapışma, süreç içinde toplumun bazı fertlerinin kurban edilmesiyle herkesin diğerine karşı vahşi bir savaşa girmesine yol açmayacak mı? Kesinlikle hayır, diyor Locke. Zira insan, tabiatı gereği kötü ve zayıf değil, iyidir. Sadece kıtlık ve mal yokluğu onları kötü yapar. İnsanlar doğasınca ele geçirmeyi arzuladığından, toplumun zenginliğinin ve sosyal uyumun arttırılmasıyla insanlar ıslah edilecektir. İnsanlar arası kavgaya gerek yoktur, çünkü doğa “hâlâ yeterli ve iyidir; mağdurların kullanabileceğinden çok daha fazlasına sahiptir” #2 . İnsanlar, şahsi çıkarları birbirleriyle çatışmayacağından eylem özgürlüğüne sahip olacaktır.

Locke böylece, sınırsız büyüme ve maddi servetin filozofu oldu.
Bunlar, bir futurist tarafından yakın zamanda ortaya atılan Venüs projesini #3 hatırlatıyor…
 _________
 1#Leo Strauss, Natural Rights and History (Chicago: Chicago Üniversitesi Yayınları,1953) s.258
 2#John Locke, “Second Treatise”, Two Treatises of Government , ed. Peter Laslett (Cambridge Üniversitesi Yayınları 1967) s.315
« Son Düzenleme: Kasım 01, 2012, 12:18:24 öö Gönderen: Dor »
"Bu ıssız dağları, şükranlarını dile getirmeksizin terk edemezsin"


Kasım 04, 2012, 08:48:14 ös
Yanıtla #26
  • Seyirci
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 214
  • Cinsiyet: Bay

 ENTROPİ: Geleceğin Dünya Paradigması - Part # 9
 Mülk Edinimi ve Para
 
Fakat, bireylerin toplayacağı servet miktarında bir sınır yok mudur? Aristo’dan Aquinas’a dek düşünürler, mülkiyetin belirli bir noktanın ötesinde mutluluğa engel olacağını ileri sürmüştü.


Locke, öyle değil demektedir.Doğal bir durumda, ilkellerin doğanın bereketinden sadece sınırlı bir mülkiyet biriktirebildiğini itiraf eder. Bir ilkel, ham bilgisiyle tüketebileceğinden daha fazla mal edinmeye kalkışırsa, bunlar çürüyecek, toplumun diğer fertlerini kendileri için biriktirme şansından mahrum bırakacaktır.

Fakat, paranın bir değişim aracı olarak var olduğu bir ulusta, paranın asıl amacı bu olduğu için mülkiyetin sınırsızca toplanmasına izin verilebilir ki gerçekte bu doğaldır. Para çürümeyeceği için çok fazla biriktirmekte sıkıntı yoktur. Elbette bazıları diğerlerinden daha fazla mülk edinecektir, ama bu normaldir, çünkü dünya “çalışkanların ve akıllıların kullanımına verilmiştir”#1 .Aklını en iyi kullanan en fazla kârı elde edecektir.
 
Locke burada durmaz. Malların mülkiyeti (tabiattan çıkarılan değer) toplumdaki yegane hak değildir; aynı zamanda serveti çoğaltma görevi de vardır. Locke, bir çevreci için kâbus sayılabilecek şu cümleleri yazar:”Tümüyle tabiata bırakılan toprak…gerçekte de öyle olduğu için, israf adını alır”#2.

Locke'a göre, verimli olması için ona emeğimizi katmamızla tabiat değer kazanır:
 “Emeğiyle bir araziyi mülkiyetine geçiren kişi, insanlığın ortak hazinesini azaltmaz, bilakis arttırır.Zira insan hayatını sürdürmek amacına hizmet eden kaynaklardan bir dönümlük çevresi çitlenmiş ve işlenmiş topraktan elde edilen ürün…aynı zenginlikteki ancak sahip çıkılmamış bir dönüm topraktan elde edilebilecek üründen on kat fazladır. İşte bu sebeple, işlemek üzere kendisine toprak edinen kişi, işlediği 10 dönüm topraktan, tabiata terkedilmiş 100 dönüm toprağın bahşedebileceğinden çok daha fazlasını alır ve bu kişinin insanlığa 90 dönüm toprak bahşettiği söylense yeridir.”#3
 _______________________
 1-2# John Locke, ‘Second Treatise’, John Locke, Two Treatises of Government, ed.Peter Laslett (Cambridge Üniversitei Yayınları) s.315
 3 # Aynı eser s.312
"Bu ıssız dağları, şükranlarını dile getirmeksizin terk edemezsin"


Kasım 06, 2012, 10:32:48 ös
Yanıtla #27
  • Seyirci
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 214
  • Cinsiyet: Bay

ENTROPİ: Geleceğin Dünya Paradigması - Part # 10
 
Locke bireyin altın , gümüş gibi dayanıklı şeylerden canının istediği kadar çok edinmesi gerektiğini; zira mülkiyetinin sınırlarının aşırılığının, mallarının çokluğunda değil; onların içinde âtıl kalan şeylerin heba edilmesinde yattığını söyler.#1
 

Günümüzün, ekolojik hassaslığın farkında olan insanı Locke’u okuduğunda; onun dünya üzerindeki her nehire baraj kuruluncaya, her dağ petrol çıkarmak için enkaza dönüştürülünceye, her doğa harikası duvar ilanlarıyla örtülünceye kadar tatmin olmayacağını düşünecektir.
 
Locke o kadar katı bir üreticilik taraftarıdır ki, Amerikan kızılderililerini, servetlerini arttırmayı aptalca reddeden, dünyanın en zengin arazilerinden birisinde yaşayan bir avuç dolusu ilkel olarak lanetler.
 
“Orada büyük ve verimli bir toprağın kralı, İngiltere’de gündelikçi bir işçinin yediğinden daha kötüsünü yer, daha kötü giyinir, daha kötü koşullarda yaşar.”#2
 
Locke ile, çağdaş kadın ve erkeğin kaderi mühürlenmiştir. Aydınlanma döneminden itibaren kişi, üretim ve tüketimden ibaret bir basitliğe indirgenmektedir. İnsanların istekleri, ihtiyaçları, hayalleri… hep maddi-şahsi çıkar arayışıyla sınırlanmıştır.
 __________________________
 1-2# John Locke, ‘Second Treatise’, John Locke, Two Treatises of Government,ed. Peter Laslett (Cambridge Üniversitesi Yayınları,1967)
"Bu ıssız dağları, şükranlarını dile getirmeksizin terk edemezsin"


Kasım 06, 2012, 11:19:26 ös
Yanıtla #28
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 731
  • Cinsiyet: Bay

Merhaba,

Ben bu konuya katkı yapacağımı söylemiştim. Ama konu aldı başını gitti. Sosyal Entropi oldu. Tıpkı Evrim Teorisinin Sosyal Darwinizm olması gibi. Sosyoloji konu olunca benim söyleyebileceğim fazla birşey yok. Yazdıklarına itiraz edeceğim noktalar çok ama karşısına fiziksel argümanlarla çıkacağım. Ama yazının içeriği buna izin vermiyor. Ben konuyu bilim tarihi, evrensel yasaların varlığı (var olabilme olasılığı) ve fizik temelli olarak tartışabileceğimizi düşünmüştüm.

Ben Sayın Dor'un yazdıklarını bu sitede buldum. Alıntıladığı yer burası mıdır bilemiyorum?
http://www.facebook.com/sosyoloji1?v=wall&filter=2

Saygılarımla.
Özgürlük zeka demektir, sevgi demektir. Özgürlük sömürmeme, yetkeye boyun eğmeme demektir. Özgürlük olağanüstü erdem demektir.
Jiddu Krishnamurti


Kasım 07, 2012, 12:00:36 öö
Yanıtla #29
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 731
  • Cinsiyet: Bay

Yazmayayım dedim ama dayanamadım. Biraz çalakalem oldu. Kaynaklarıma bakmadan bir çırpıda yazdım. Yanlışlıklar varsa özür dilerim.

Öncelikle Entropi ile ilgili okunabilecek bir ders notu:

http://www.durmushocaoglu.com/data/yazipdf/DHocaoglu_652__DERS_NOTU_FIZIK_Termodinamigin_IInci_Kanunu_ve_Entropi_Edisyon_2.pdf

https://www.facebook.com/note.php?note_id=174768089247941


ENTROPİ: Geleceğin Dünya Paradigması adlı yazı dizisi için şu yorumları yapabilirim.

1-Yazıda  Entropi ile temel kavramlar yeterli olmasa bile doğrudur. Ancak entropi bundan çok daha fazlasıdır. Evren kapalı bi sistem ise ( ancak genişliyor) ısıl ölüm gerçekleşecektir yorumu doğrudur.

2- Entropi bölgesel düzeyde artmayabilir hatta azalabilir. Dünya üzerindeki ekonomik ve sosyal sistemler yazının konusu olmuş. Dünya açık bir sistemdir. Entropi yani düzensizlik ise kapalı sistemlerde geçerlidir. Dünya dışından örneğin başka gezegenlerden getirilebilecek madenlerin, örneğin altın vb. ekonomik sistemleri nasıl etkileyecektir. Yazı bu konuyu irdelemiyor. Bu durumda entropi azalır.

3- Evren genişlemektedir. (Big Bang teorisi). Ancak bu teoriye alternatif teoriler vardır. Plazma ve Hologram evrenler. Matematiksel olarak varlığı öne sürülen ancak gözlemlenemeyen "Kara Madde" evrendeki düzensizliği değiştirebilir. Ayrıca şu anda bilinen madde evrenin genişleme hızını yavaşlatmaya yetmemektedir. Kara maddenin bulunması ile birlikte evrenin tekrar kendi üzerine çökeceği (Big Crash) öngörülmektedir. Bu durumda entropi azalacaktır. Tıpkı ısıl ölümü gerçekleşmiş bir teneke kutunun sıkıştırılması gibi.

4- Evrensel yasalar diyoruz ancak evrenin her yerinde aynı yasaların geçerli olup olmadığını bilmiyoruz. Örnek olarak Karadeliklerin içinde Termodinamik Yasaların işleyişi henüz açıklanamamıştır. Hawking Radyasyonu  olarak tanımlanan bir görüşe göre Karadelikler büyük öğütücüler olarak görev yapmaktadır.

5- Stephen Hawking'in paralel evrenler kuramı da evrenin birçok kez yaratılıp yokedildiği bir sistemi öngörmektedir.

Saygılarımla.




Özgürlük zeka demektir, sevgi demektir. Özgürlük sömürmeme, yetkeye boyun eğmeme demektir. Özgürlük olağanüstü erdem demektir.
Jiddu Krishnamurti