Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Bekir Coskun ve Can Dündar ÜNIVERSITELILER ODTÜ  (Okunma sayısı 4736 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Aralık 25, 2012, 10:51:13 ös
Yanıtla #10
  • Ziyaretçi

Aslında iyi olmuş. Zamanında yahudilere sokak köpeği gibi muamele edenlerin hepsi bu gün yahudi uşağı olmuşlar. Adamlar tüm milletlerden bu aşağılanmanın intikamını almışlar. Bu uşaklığa düşerken yarattıkları dünya savaşları da yine halkların birbirini ötelemeleri neticesinde oluşmuş. Bence yahudinin 1 gr bile suçu yok. Şeytanın suçu olmadığı gibi.

Saygılarımla.


Aralık 27, 2012, 09:12:44 ös
Yanıtla #11
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 1828

Üniversite uydu yapar, uyduluk yapmaz


Can Dündar [email protected]



12 Eylül’de öğrenciydim. Üniversite ağır baskı altındaydı. Hocalarımız türlü bahanelerle kovuluyor, büyük bir tasfiye yaşanıyordu.
YÖK, özerkliği yok ediyor, rektörleri memura, akademisyenleri emir erine çeviriyordu.
 Hepimiz gür bir ses, bir toplu itiraz bekliyorduk.
 Ne var ki herkes sindirilmişti. 2 sene ses çıkmadı.
Nihayet Haziran 1982’de 100’ü aşkın akademisyenin bir ortak bildiri hazırladığını haber aldık. Heyecanlandık.
 Askeri yönetime sunulan bildiriyi merak içinde dinledik.
Şöyle diyordu:
“Bira, gençleri alkolizme sürükler. 18 yaşından küçüklere satılmamalıdır.”
 “Yuh olsun. Size her şey müstahak” dediğimi hatırlıyorum.
 * * *
 Özerk üniversitenin, akademik bağımsızlığın tehdit altında olduğu, toplumsal muhalefetin polis şiddetiyle bastırıldığı ortamda, 44 üniversite yönetiminin ODTÜ’yü kınaması, bana 12 Eylül akademisyenlerinin “Bira zararlıdır” açıklamasını hatırlattı.
Öğrenciler saldırıya uğrarken, kimi rektörlerin iktidara yaranma yarışına girmesi, üniversite tarihi için kara bir leke oldu.
 Neyse ki o üniversitelerin akademisyenleri, öğrencileri, bu yağcılık gayretini eleştirirken, akademinin itibarına ve ODTÜ’nün dik duruşuna sahip çıktılar.
 Bütün baskılara ve YÖK’ün soruşturma hazırlığına rağmen geri adım atmayan, öğrencisini kollayan ve son açıklamasıyla bir demokratik kültür dersi veren ODTÜ yönetimini kutluyoruz.
 Üniversitelerini ve üniversite özerkliğini sahiplenen ODTÜ’lüleri de...
 Dilerim büyüyüp tüm kampüslere yayılan bu demokratik tepkiyi şiddete çekmek isteyenlerin tuzağına düşmezler ve  Siyasetçilere, üniversitenin uydu yapabileceğini, ama uyduluk yapmayacağını öğretirler.
 
 
 
Ankara Üniversitesi ve Paşa’nın kızı
Ankara Üniversitesi, 14 fakültesi olan dev bir yapıdır.
 Her sene Tıp’a, Eczacılık’a, Mülkiye’ye, Dil Tarih’e, İletişim’e vs. kadrolar açılır.
Resmi Gazete’de son kadro ilanı çıktı. Bütün fakülteler yeni rektörden kadro beklerken sadece 2 fakülte için 16 akademisyen alınacağı açıklandı.
Şanslı fakültenin hangisi olduğunu tahmin edersiniz:
 16 kadronun 13’ü İlahiyat’a gitti.
 3 doçent kadrosu ise kadro bekleyen Tıp Fakültesi’ndekileri şok edecek şekilde, sadece Erişkin Psikiyatri kliniğine verildi.
 Niye?
 Ankara Üniversiteliler diyor ki:
“Tıp’ta alınacak kadroda aranan özellikler için öyle bir açıklama yazılmış ki, tıpatıp Genelkurmay Başkanı’nın kızını tarif ediyor sanki...”
Atama yapılsın da bakalım o mu?
 Herhalde diğer fakültelerin kadroları da peyderpey açıklanacaktır; ancak yeni rektörle önceliklerin değişmesi dikkat çekici değil mi?
 
 
 
“Son şans” da gitti
 Kürt sorununun sağduyulu sesiydi Şerafettin Elçi...
 Ömrü bu sorunla mücadeleyle geçti.
 Çözümü göremeden vefat etti.
Diyarbakır’daki son görüşmemizi hatırlıyorum:“Çözüm için son şans, bizim nesildir. Bizim arkamızdan, devlet diye sadece jandarmayı, polisi bilen, çok öfkeli bir nesil geliyor” demişti.
 Ne yazık ki devlet, son şansı değerlendiremedi.
 Çözüm için bambaşka fikirleri olan, öfkeli bir nesil bekliyor onları şimdi...
Şerafettin Elçi’ye rahmet diliyorum.


Aralık 27, 2012, 09:17:58 ös
Yanıtla #12
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 1828

Arkadaslar katilimda bulunmuslar.

Ama sunu söyleyeyim, asil yazmasi gerekenler hicbirsey yazmamislar.

Aramizda acaba Viyetman katilinin arabasi yakilirken.....................................................................................

Ama sunuda yazmadan gecemiyecem. Yanlis sebeplerden dogru sonuc cikmaz.

Ve hastalikli kafadanda dogru bakis acisi ve dogru tahlil beklenmez.

Saygilar


Aralık 27, 2012, 09:53:11 ös
Yanıtla #13
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 1828



Aralık 27, 2012, 10:20:56 ös
Yanıtla #14
  • Ziyaretçi

Sayın Tij tarihinde katliam yapmamış, sizin deyiminizle hastalıksız bir kafaya sahip bir millet, ideoloji veya toplum gösterin de alkış tutalım.

Bazen bir savaşı kaybetmeyi hazmetmeyi bilmek lazım. Yani örneğin bir kız arkadaşınız sizden ayrılıp başka bir erkek arkadaş bulması durumunda kızı ve erkek arkadaşını öldürmeye kalkmak gibi bir şey bu yaşananlar. Ki kızın yeni erkek arkadaşı Sedat Peker gibi bir adamsa bu intihar olur. Türkiye'de muhafazakarlar, Atatürkçülük, laiklik  ve çağdaşlık kılıfı altında Kuranları toplatıp yasaklatacak düzeyde açıkça islam düşmanlığı yapan bir zihniyet karşısında iki tarafın da hiç beklemedikleri bir zamanlama ve hızda  ciddi oranda güçlenince, şeriat geliyor diye ordunun darbe yapmasını sağlamaya çalıştılar fakat başarılı olamadılar. Şimdi de komunist ideolojiye sahip biraz da vatanperver ruhları kaşıyıp sivil isyan çıkartmaya çalışıyorlar. Bunu da öğrenci eylemi kılıfı altında yapıyorlar. Ben olayı böyle görüyorum yanılıyor da olabilirim. Tüm öğrenci hareketleri istihbarat örgütlerinin işidir. Yani o çocukların kendi öz iradeleriyle eylem yaptıklarına inanmıyorum. Ben bu olayları komplo teorisyenlerinin bana da mantıklı gelen bir kaç fikrine  bağlamak istiyorum. Burada yani ülkemizde ve orta doğuda büyük istihbarat örgütlerinin bir savaşı var. Yani Amerika-ingiltere-israil ittifakı bozuluyor; ingilterenin ürünü olan baskıcı rejimler ve pkk gibi  terörist gruplar Amerikan istihbaratı tarafından  tasfiye ediliyor. Bizim ülkemiz osmanlı yıkıldıktan sonra hiç bir zaman güçlü olmadı ve olmasına izin verilmeyecektir. İngilizlerin baskısıyla kendi hükümetlerimizin kendi halkının dinine baskı yapmalarından da bu acizliğimiz belirginleşiyor. Bu yüzden bizim istihbaratımızın da büyük ülkelerin karşısında pasif kaldığını tahmin ediyorum. Kısacası gelecek yıllar Amerikanın planları doğrultusunda gerçekleşecek.

Burda biten bir KGB ve Amerikan karşıtı rus gücünden arta kalan bir yeni rusya var gibi görünse de perde arkasında Almanya istihbaratı var. Ki gerek ülkemizde gerekse Türki cumhuriyetlerde Alman nüfus çok fazladır ve geneli istihbarat ajanıdır.  Bizim Hürriyet gazetesinin ortağının Alman olması da bu konuda Hürriyet ve ekibini Alman istihbaratı gibi görmemizi sağlıyor. Almanlar da bu coğrafyadaki güçlerinin tasfiyesi karşısında Amerikan gücüne karşı elindeki pkk ve aşırı sol örgütler dahil her enstrümanı kullanma derdindeler.

Bunlar tabi ki komplo teorilerinden alıntılar fakat bana oldukça mantıklı geliyor.

Saygılarımla.
« Son Düzenleme: Aralık 27, 2012, 10:30:10 ös Gönderen: Masor1976 »


Aralık 27, 2012, 10:22:08 ös
Yanıtla #15
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 1828

'Acınacak haldesiniz hocam!'   
  26 Aralık 2012 -   
 
Üniversite rektörlerinin ODTÜ'deki direnişi kınayan açıklamalarına ODTÜ’lülerden açık mektupla yanıt geldi. Mektubu kaleme alan ODTÜ öğrencisi "Utanıyorum, Sizin gibi insanların üniversite yönettiği bir ülkede öğrenci olmaktan utanıyorum. Sizler anlayamazsınız, ar duygunuzu yitirdiğiniz ortada. Acınacak haldesiniz hocam!" dedi


 


Kolektif Basın Merkezi tarafından yayımlanan açık mektup şöyle:

"ODTÜ’yü kınayan rektörlere açık mektup,

ODTÜ’de zulme karşı direnen öğrencilerin, faşizme karşı tek vücut olan bir okulun varlığından rahatsız olan, akademi kılığına bürünmüş padişah şakşakçıları, size sesleniyorum!

Şimdi yerleri değişiyoruz, şimdiye kadar siz bize anlattınız biz dinledik, şimdi biz size anlatacağız, siz dinleyeceksiniz. Hak etmeden elde ettiğiniz koltuklarınızda ahkam kesmeyi bırakacak, susacak ve dersimizi dinleyeceksiniz. Size ders vermemizi küstahlık olarak anlamayın. Kralcılığınız, algılarınızı kapatmış ve hakikatleri görmez hale getirmiş sizleri, birilerinin gerçekleri suratınıza çarpma gereği var.

Dersimize başlıyoruz:
Üniversitenin ne olduğuna dair bir fikiriniz var mı sizin? Biz size üniversitenin ne olmadığını anlatalım.

Üniversite iktidarların hizmetindeki kurum değildir!
Üniversite polislerin cirit atacağı alan hiç değildir!
Üniversite bir öğrencinin ölümün kıyısından dönmesine sessiz kalacak bir kurum değildir!
Üniversite öğrencilere vahşice saldıran polislerin tarafında yer alacak kurum hiç değildir!
Üniversite, başında yalancıların bulunduğu kurum da değildir!

Ama sizler, üniversitelerinizi temsil ettiğini düşünen kralcılar, açık açık yalan söylüyorsunuz. Üniversitelerinizin itibarını beş paralık ediyorsunuz. Zaman gazetesinden ve Emniyet Müdürlüğü’nden yapılan açıklamaları olduğu gibi doğru kabul ediyorsunuz. Yalana alet oluyorsunuz.

Sizi korkutan gerçekler :

* Başbakan, ODTÜ’ye 3600 polis, zırhlı araçlar, TOMA’lar ile istila etmiş, okulda olağanüstü hal yaratmış, herkese gözdağı vermeyi amaçlamıştır. Yarısı polis tarafından işgal edilmiş bir okul, normal değildir!

* İlk önce polis öğrencilere saldırmış ve olayları başlatmıştır. Öğrenciler, kendilerini ve okullarını korumuştur. Aksi iddia edilse de görüntüler, polisin olayları başlatan taraf olduğunu ortaya koymaktadır.

* Polis öğrencilerin bedenlerini “hedef alarak” yüzlerce gaz bombası, plastik mermi ve ses bombası kullanmıştır. Pek çok öğrenci yaralanmış, bir öğrenci gaz bombası sonucu beyin kanaması geçirmiş ve ölümün kıyısından dönmüştür. Emniyetin elinde Barış’ın yarlandığı anın görüntüleri yoktur. Doktorlar, “arkadaşlarının attığı taşla yaralandığı” iddia edilen Barış Barışığın yarasında biber gazı kalıntıları bulmuştur.

* ODTÜ’de binaların içine kadar gaz bombası atılmış, dersler iptal edilmek zorunda kalınmıştır.

* Olaylara tanıklık eden ODTÜ’lülerdir. ODTÜ’lüler polis şiddetine tepki olarak hemen hemen okulun tamamının katıldığı bir boykotu kendi iradeleri ile gerçekleştirmiştir.

Bir öğrencinin ölümün kıyısından dönmesi sizi ilgilendirmiyor değil mi? Oysa başbakanı alkışlamayan öğrenciler sizi deli ediyor olmalı! Samimiyetsizsiniz, yalan söylüyorsunuz! Olan biten her şeye duyarsız pek sevgili rektörlerimiz, konu başbakan olunca özgürlük havarisi kesiliyorsunuz! Bunca insanın kendini ifade edememesi, tutuklu öğrenciler, gazeteciler umrunuzda olmaz. Dereler satılırken umrunuzda olmaz. Ülkemiz talan edilirken umrunuzda olmaz. Ülkemize füzeler yerleştirilirken umrunuzda olmaz. Üniversitelere siyaset bulaştırmıyoruz der, sıyrılırsınız işin içinden. Ama konu başbakanın protesto edilmeme hakkı olduğu zaman onu savunmak için birbirinizle yarışırsınız. Ne kadar da demokratsınız! Tayyip Erdoğan’ın zulmetme özgürlüğünü ne kadar da ateşli savunuyorsunuz!

Tarih bizim haklılığımızı ortaya koyacaktır. Sizler hatırlanmayacaksınız, cellatların yanında saf tutan iktidar yalakaları olarak kaybolacaksınız. ODTÜ’nün nasıl direndiğinin tarihi ise unutulmayacak; stadyumundaki DEVRİM yazısı gibi silinmeyecektir hafızalardan.

Utanıyorum!
Sizin gibi insanların üniversite yönettiği bir ülkede öğrenci olmaktan utanıyorum.
Sizler anlayamazsınız, ar duygunuzu yitirdiğiniz ortada.
Acınacak haldesiniz hocam!"

Kaynak: Kolektifler.net

 


Ocak 06, 2013, 09:55:56 ös
Yanıtla #16
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 1828

Bundan 44 yıl önce Komer ODTÜ'yü ziyaret etmişti...





Son dönemde Başbakan'ın saldırılarıyla bir kez daha gündeme gelen ODTÜ için 6 Ocak tarihinin her zaman ayrı bir önemi bulunuyor. Bundan tam 44 yıl önce, Vietnam kasabı olarak bilenen Komer ODTÜ'ye gelmişti...

6 Ocak 1969'da ODTÜ'ye gelen dönemin ABD Büyükelçisi Robert Komer'in arabası ateşe verilmiş ve ODTÜ'de emperyalistlere yer yok denilmişti.
 
18 Aralık'ta Başbakan'ın ODTÜ'ye gelişini protesto eden öğrencilere 2 bini aşkın polisle yapılan saldırının ardından ODTÜ bir kez daha ülke gündeminin merkezine oturdu.
 
Üniversite öğrencilerinin "Bilimi satan, savaş çığırtkanı ODTÜ'den defol" diyerek tepki gösterdiği Erdoğan gibi, 6 Ocak 1969 tarihinde de Komer büyük bir protesto ile karşılanmıştı.
 
1968 sonbaharında Vietnam'da görev yapmış CIA uzmanı Robert Komer, Türkiye'ye büyükelçi olarak atandı. Komer 'in Türkiye'ye büyükelçi olarak atanması anti-emperyalist çevrelerin tepkisini topladı, peşi sıra eylemliliklere yol açtı. Basında, Vietnam devrimcilerinin Honço (kasap) adını verdikleri Komer’in Vietnam'da görev yaptığı sırada "Vietnam Kurtuluş Cephesi"ne karşı faaliyetleri sıklıkla işlendi. Komer’e karşı tepkiler büyürken, ODTÜ Rektörü Kemal Kurdaş yetkili kurullardan herhangi birine haber vermeden 6 Ocak 1969'da kendisini ODTÜ'ye çağırdı.
 
Komer’in üniversitelerine geldiği haberini alan ODTÜ’lüler, ABD Büyükelçisinin arabasının park halinde bulunduğu Rektörlük binasının önünde toplanmaya başladılar. Sayıları gittikçe artan öğrenciler, Komer’in arabasını devirdiler ve ters çevirdiler; ardından, arabanın deposundan aldıkları benzinle, Sinan Cemgil, Taylan Özgür, Ulaş Bardakçı, Tuncay Çelen ve İbrahim Seven arabayı ateşe verdiler.
 
ODTÜ’de Komer’in arabasının yakılması anti-emperyalist mücadelede önemli bir yer edinirken, ODTÜ’lüler eylemlerinin devamını da getirdiler. Olaydan sonraki gün, üniversite yönetimi üniversiteyi bir ay kapatma kararı aldı ancak kararı tanımayan öğrenciler, üniversiteyi işgal ederek “öğrenime devam etme eylemi” yaptı.
 
Ankara Cumhuriyet Savcılığı, Kommer'in arabasını yaktıkları savıyla 9 Ocak 1969’da yedi öğrenci hakkında gıyabi tutuklama kararı verdi. Kararın ardından 3 binden fazla ODTÜ öğrencisi imzaladıkları dilekçelerle savcılığa başvurarak kendilerinin de yakma eylemine katıldığını bildirdi. Öğrencilerin tepkisine dayanamayan Rektör Kurdaş ise bir süre sonra görevinden ayrılmak zorunda kaldı.
 
(soL - Haber Merkezi)


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
5 Yanıt
3193 Gösterim
Son Gönderilen: Mayıs 06, 2007, 05:32:34 ös
Gönderen: Supeluta
2 Yanıt
3494 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 20, 2011, 02:19:08 ös
Gönderen: hakan_34_06
0 Yanıt
1774 Gösterim
Son Gönderilen: Eylül 09, 2009, 11:58:23 öö
Gönderen: Mozart
12 Yanıt
6061 Gösterim
Son Gönderilen: Ağustos 09, 2011, 10:49:13 ös
Gönderen: Tij
2 Yanıt
2073 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 01, 2012, 09:50:42 ös
Gönderen: NOSAM33
6 Yanıt
2552 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 17, 2012, 05:10:14 ös
Gönderen: günışığı
5 Yanıt
2516 Gösterim
Son Gönderilen: Mayıs 18, 2012, 01:28:54 öö
Gönderen: Masor1976
12 Yanıt
3890 Gösterim
Son Gönderilen: Eylül 10, 2012, 11:28:02 ös
Gönderen: Alşah
0 Yanıt
1854 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 13, 2013, 02:00:58 ös
Gönderen: Etimolog
0 Yanıt
843 Gösterim
Son Gönderilen: Ağustos 27, 2015, 04:29:43 öö
Gönderen: MEDUSA