Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Illuminati 3 / Cihangir GENER'den  (Okunma sayısı 3994 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Mart 21, 2013, 06:40:29 ÖS

Bu bölüm ikinci kısmın devamıdır.

Birinci kısım için: http://masonlar.org/masonlar_forum/index.php/topic,15513.msg100818/topicseen.html#msg100818
İkinci kısım için: http://masonlar.org/masonlar_forum/index.php/topic,15514.msg100819/topicseen.html#msg100819

                                                                                                               ILLUMİNATİ 3

Paranın dini yoktur. İlluminati’nin de herhangi bir din tercihi yoktur. Ancak din düşmanlığı da söz konusu değildir. Tek hedef, Yeni Dünya Düzeninin Seküler olmasıdır. Dinin, politika üzerinde belirleyici olmasına izin verilmeyecektir. Din sadece inananlar için bir vicdan ve ritüel meselesi olarak bırakılacaktır. Hıristiyanlık dahil tüm dinler ve tüm milliyetler ikinci planda kalacak ve hepsine kültürel farklılıklar olarak bakılacaktır.

İlluminati’nin şiarı, “Ordo Ab Chao’dur. Kaosun düzeni veya kaostan doğan düzen anlamına gelen bu cümle aynı zamanda 33. derece Masonluğunun da şiarıdır. İlluminati üyelerinin tamamının, 33. dereceli Masonlar oldukları unutulmamalıdır. Başlangıçta Kaos vardı. Ancak bu Kaosun içinde dahi düzen saklıydı felsefesinin açılımı, bugün dünyada kaos hakim gibi görünse de her şey sonunda evrensel düzene dönüşecektir şeklinde algılanmalıdır.

İlluminati ailelerinin en ünlüleri Amerika Birleşik Devletleri’nden Rockefeller’lar ve İngiltere’den Rotschild’lardır. İngiliz bankacılık tröstü Rotschild’lar ve Amerikan petrol devi Rockefeller’lar, dünya ekonomi arenasında çok sayıda ortaklığa sahiptirler. Bu ortaklık yıllar içerisinde stratejik bir işbirliğine dönüşmüştür. Ekonomiler üzerindeki güçleri sayesinde bu iki aile 20. yüzyılın başından itibaren dünya siyasetini de önemli ölçüde belirleme şansını elde etmiştir. Önce birinci dünya savaşı ile en güçlü düşmanları olan, Avrupa’nın aristokrat ve kraliyet ailelerini çökertmişler ve onların yerlerini seküler hükümetlerin ve demokrasilerin almalarını sağlamışlardır. Ardından ikinci dünya savaşı ile, en büyük karşıt güç olan nasyonalizme darbe vurulmuş ve enternasyonalist platformlarının önü açılmıştır. Her iki ailenin destekçisi olan diğer aileler Ford’lar, Morgan’lar, Rhodes’lar, Oppenheimer’lar, Carnegie’ler, Sinclair’ler ve Bofmann’lardır.

Amerika’da Rockefeller’lar CFR’nin, İngiltere’de de Rotschild’lar Chatham House’un kontrolünü ele geçirerek, ülkelerindeki en etkin dış politika belirleme mekanizmaları haline gelmişlerdir. Ülkelerindeki en parlak beyinleri aynı örgütler çerçevesinde toplamışlar ve böylece tüm siyaset yapıcı mekanizmaların kontrolünü bu yolla ele geçirmişlerdir. O günden bu yana bu ailelerin bilgisi dışında herhangi bir uluslararası siyasi karar alınması pek mümkün olmamıştır. Uluslararası kararlar üzerinde özellikle CFR çok belirleyici bir rol üstlenmiştir. ABD’nde siyasi partilerin programları CFR üyelerince yapılmakta, partilerin başkan adayları yine CFR üyeleri tarafından seçilmektedir. ABD’nin, İngiltere yanında ikinci dünya savaşına girmesi kararı CFR tarafından alınmıştır. CIA ve FBI, CFR’nin kontrolüne geçmiş, savaş sonrası oluşturulan IMF ve Dünya Bankası gibi uluslararası ekonomiye yön veren örgütlerin güdümü daima örgütün elinde tutulmuştur. CFR’nin yönetmeliğinde, Konseyin etkinliklerini dışarıda tartışma konusu yapan herhangi bir üyenin, üyelikten derhal atılacağı belirtilmektedir. CFR’nin merkez binası New York’tadır ve Harold Pratt House olarak tanınan bina CFR’ye, Rockefeller ailesi tarafından bağışlanmıştır. David Rockefeller 1950 yılında CFR’nin başkan yardımcısı, daha sonra da Başkanı olarak seçilmiştir. CFR’nin mali kaynaklarının Xerox, Bristol Mayers Squibb, General Motors, Ford Foundation, Andrew Mellon Foundation ve Rockefeller Brothers Fund gibi şirketler tarafından sağlandığı bilinen bir gerçektir.

David Rockefeller, 1999 yılında uluslararası Newsweek Dergisine verdiği bir mülakatta, “Yeni Dünya Düzeninde, uluslararası toplum yararına bağımsızlıklarımızdan vazgeçmeli ve Dünya Vatandaşlığını benimsemeliyiz. Gelecekte dünya üzerinde, ülkeleri yöneten hükümetler olmayacak. Bunun yerine uluslararası şirketler olacak. İnsanlığa hizmet için en uygun yol, serbest piyasa ekonomisidir ve bunun sağlanması adına hiçbir sınır kalmamalıdır” demiştir.

Bohemya Korusu, Amerikalı işadamları, politikacılar ve yayıncıların yılda bir kez bir araya geldikleri ve ABD’nin ve dünyanın sorunları ile çözümlerinin ele alındığı basına kapalı bir toplantının yapıldığı California’daki bir kampın adıdır. Boemian Korusunda ele alınan konular ve sonuçlar asla dışarı sızdırılmaz. CFR kontrolünde ve David Rockefeller başkanlığındaki toplantılara George W. Bush, Henry Kissinger, James Baker gibi isimlerin düzenli olarak katıldıkları bilinmektedir.

Dünyanın geleceğini belirleyecek stratejik kararların alınmasında CFR’nin rolü çok büyüktür. Hedef, dünya siyasetini belli rotaya oturtmak, ekonomileri birleştirmek ve bir Dünya Konfederasyonu oluşturmaktır. Uluslararası tekellerin çıkar çatışmalarını engelleyecek ve kontrol altına alacak olan bu hedefe ulaşmak için önce Birleşmiş Milletler örgütü kurulmuş, ardından Dünya Bankası ve Uluslararası Para Fonu gibi mali yapılar ortaya çıkarılmıştır. Ancak, tüm bu örgütlerin desteklerine rağmen dünya genelinde sadece CFR yapılanması ile bu oluşumun başarıya ulaşması mümkün görünmemektedir. Dünyanın farklı bölgelerinde işlevsel olacak, CFR benzeri başka yapılara da ihtiyaç duyulmuştur.

Yeni Dünya Konfederasyonunun üç ayrı Federe Devletten oluşması öngörülmektedir. Bunlar, tüm Amerika kıtasını kapsayacak Amerikan Birliği, Asya ve Pasifik ülkelerini kapsayacak Pasifik Birliği ve Avrupa ülkelerini kapsayacak Avrupa Birliği devletleridir. Bu hedefe ulaşabilmek için, tıpkı CFR gibi örgütlenecek ve çalışacak iki örgüte daha ihtiyaç duyulmuştur. Önce Catham House’un önderliğinde Avrupa Birliği’nin oluşturulması için harekete geçilmiş ve 1954 yılında ilk “Bilderberg” toplantısı yapılmıştır. Bilderberg’in kurucuları Hollanda Prensi Benard, Unilever şirketi başkanı Paul Rijkens ve Polonyalı sosyolog Hieronim Rotinger olarak görünmektedir. Ancak arka plandaki yapı Uluslararası İlişkiler Kraliyet Enstitüsü ve CFR’dir. Bilderberg grubunun başkanlığını, aynı zamanda Uluslararası İlişkiler Kraliyet Enstitüsünün de başkanlığını yapmakta olan Lord Peter Carrington’un yürütmesi de bu gerçeğin ifadesidir. İlk toplantı Hollanda’nın Osterberg kentinde düzenlenmiştir. Toplantının yapıldığı otelin adı Bilderberg’dir ve daha sonra yapılan toplantılara da aynı isim verilmiştir. Bilderberg üyelerinin bazıları, Avrupa kraliyet ailelerinin üyeleridir. Üyeler arasında İngiltere, İsveç, İspanya ve Hollanda kraliyet ailelerinden aristokratlar bulunmaktadır. Bu aristokratlar, Sion örgütlenmesi ya da Vatikan ile bağlantısı olmayan, İlluminati ile barışık, çoğu Protestan olan aristokratlardır.

2. dünya savaşından çıkan batılı Avrupa ülkelerinin karşısında Komünizm’in hızla yayılması gibi güçlü bir tehdit vardır. Bu nedenle İngiltere’nin önderliğinde Avrupalı liberal ülkeler güçlerini birleştirmek ve ABD’yi de yanlarına çekmek istemişlerdir. CFR örgütlenmesinin tüm Avrupa için uyarlanmasına ilişkin ilk öneri, 1952 yılında Avrupa Hareketi Sekreterliği tarafından gerçekleştirilmiştir. Birincisi bu talep doğrultusunda gerçekleştirilen Bilderberg toplantıları, ilk yapıldığı 1954’ten bu yana her yıl düzenlenmektedir.

Bilderberg, bir CFR projesi ve onun Avrupalı devamı niteliğindedir. Aynı yapılanmanın Pasifik ayağı olan Trilateral Komisyonun kurulmasına da, bir Bilderberg toplantısında karar verilmiştir. Her üç kuruluşun İlluminati ile organik bağları bulunmaktadır. Bugün var olan Avrupa Birliği, Bilderberg toplantılarının bir tezahürüdür. Amaç, bu yapılanma tarzını tüm dünyaya yaygınlaştırmaktır. Bilderberg toplantıları her yıl farklı Avrupa ülkelerinde gerçekleştirilmektedir. Toplantıların gündemleri ve sonuçları asla basında yer almaz. Katılımın ön şartı, sıkı ağızlılıktır.

Bilderberg toplantılarına katılanların çoğunluğunu iş adamları ve bankerler oluşturmaktadır. Ancak katılımcılar arasında çok sayıda siyasi ile devletlerin çeşitli düzeydeki resmi görevlileri de bulunmaktadır. Bilderberg toplantıları kapalı kapılar ardında yapılır ve hiçbir resmi açıklama yapılmaz. Bu toplantılarda ülkelerin siyasi, sosyal, sınai, ticari yapılanmaları tartışılır, yön verilir ve şekillendirilir. Avrupa Birliği’nin oluşmasının ardından Euro’nun tek para birimi olarak kabulü ile amaca yönelik önemli bir adım atılmış görünmektedir. Roma Anlaşmasının ardından oluşturulan Avrupa Ortak Pazarı, hızla yeni bir devlet oluşumuna doğru evrilmektedir.

Bilderberg’in ardından 1973 yılında Trilateral (Üçlü) Komisyon kurulmuştur. Bu oluşumun fikir babaları David Rockefeller ve Zbigniev Brezinski’dir. Üçlü Komisyonun oluşturulması fikri ilk kez 1970 yılında Brezinski tarafından dile getirilmiştir. Brezinski 1972 yılında Belçika’da yapılan Bilderberg toplantısında bu fikri üyelere sunmuş ve öneri ittifakla kabul edilmiştir. Böylece 1973 yılında, David Rockefeller başkanlığında Üçlü Komisyon kurulmuştur. Asya-Pasifik ülkelerinin tamamını yeni yapılanma içerisinde örgütlemesi tasarlanan Üçlü Komisyon, otuzbeş üyeden oluşan bir yönetim kurulu tarafından yönetilmektedir. Komisyonun etkinlikleri için mali kaynak, Rockefeller Brothers Fund, Ford Foundation, Time-Warner, Exxon, General Motors, Wells Fargo ve Texas İntruments tarafından sağlanır. Trilateral Komisyonun üyeleri genellikle Amerikalı, Avrupalı ve Japon iş adamlarıdır. Ancak tıpkı Bilderberg gibi, çok sayıda liberal Asya-Pasifik ülkesinin iş adamları, siyasi ve resmi görevlileri de kuruluşun üyeleri arasındadır. Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından Rus işadamları ve yetkilileri ile Çin’in Kapitalist sistem içerisine entegre edilmesi doğrultusundaki CFR kararının ardından da Çinli işadamları ve yetkilileri örgütün üyeliğine kabul edilmişlerdir. Komünist sistemin çöküşünün mimarı olan Michael Gorbachov’un, Trilateral Komisyon’un perde arkasındaki destekçilerinden olduğu sanılmaktadır.

Örgütün ilk toplantısı 1973 yılında Tokyo’da gerçekleştirilmiş ardından, Pasifik Birliğinin nüvelerini oluşturacak Asya Kaplanları ortaya çıkmıştır. Trilateral Komisyonun üç merkezi vardır. Bunlar Tokyo, New York ve Paris’tir. Örgütün toplantıları her yıl sırayla bu kentlerde gerçekleştirilmektedir. Her Bilderberg ya da Trilateral Komisyonu toplantısının ardından, Washington’da derhal bir CFR toplantısı düzenlenir ve alınan kararlar bu örgüt aracılığıyla İlluminati’ye iletilir. CFR iç çemberinin ve ardından İlluminati’nin onayının akabinde, nihai uygulamaya geçilir.

Her üç örgüte de üye adayları, genç ve parlak beyinlerden, daha öğrencilik yıllarında seçilmektedir. Özellikle ABD’nde ve İngiltere’de bu sistem uzun yıllardır başarıyla çalıştırılmaktadır. Amerika’da Carnegie, İngiltere’de de Rhodes bursları, dünyanın her yerinden seçilen başarılı öğrencileri desteklemekte kullanılmakta ve bu öğrenciler eğitim sonrası belli noktalara gelmeleri için desteklenmektedir. Bu sistemin en ünlü örneği, Oxford üniversitesini Rhodes bursu ile bitirmiş olan Amerikan Başkanı Bill Clinton’dur.

Bursların yanı sıra, genç beyinleri örgüte dahil etmenin bir diğer yöntemi, ünlü üniversiteler bünyesinde oluşturulmuş olan öğrenci dernekleridir. Bunların en ünlüsü, Yale üniversitesinde daha 1883 yılında kurulmuş bulunan Kuru Kafa ve Kemikler (Skull & Bones) adlı örgüttür. Örgüt general William Russel tarafından kurulmuştur. ABD Başkanlarından Hower Taft’ın babası Alphonso Taft, örgütün diğer bir kurucusudur.

Örgütün adı, Templierlerin kuru kafa ve kemikler sembollerinden gelmektedir. Kuru Kafa ve Kemikler örgütü üyeliğine kabul, CFR ve hatta İlluminati’ye katılımın ilk adımıdır. Skull & Bones, İlluminati’nin bir gençlik kuruluşu olarak oluşturulmuştur. Skull & Bones üyesi olmak için Yale üniversitesinde, sondan bir önceki sınıf öğrencisi olmak zorunludur. Her yıl sadece 15 kişi üye alınır. Yeni üyelere Şövalye, eskilerine ise Patrik unvanı verilir. 150 yıllık tarihi içinde bu örgüte 2500 kişi üye olmuştur. Bunların büyük bolümü daha sonra CFR’nin de üyesi olmuşlardır. Örgütün yönetim binası, Connecticut’daki üniversite kampüsünün içindedir. Çok sayıda Amerikan başkanı Kuru Kafa ve Kemikler örgütünün üyesi olmuştur. Bunların en ünlüleri, baba ve oğul Bush’lardır. Üyelerin tamamı WASP’tır. Yani Beyaz, Anglosakson ve Protestan. Yale’dan sonra örgüt, sekiz ABD üniversitesine daha yaygınlaştırılmıştır. Bu yapılanma ile “Sarmaşık Birliği” adı altında tüm önemli üniversiteler İlluminati’ye doğrudan bağlanmıştır. Sarmaşık Kanunlarına göre her üye, bir diğer üyeye kopmaz bağlar ile bağlıdır ve şartlar ne olursa olsun ona yardım etmekle mükelleftir.

20. yüzyılın başından başlayarak ekonomik aktiviteler, ulusal düzeylerden uluslar arası ve giderek uluslar üstü boyutlara taşınmıştır. Bu arada, ekonomiyi kontrol altında tutan güçlerin güdümündeki uluslararası kuruluşlar ortaya çıkmış ve bu doğrultudaki yapılanmanın daha da güçlenmesini sağlamışlardır. Tüm bu oluşumlar, nihai plan doğrultusunda ekonomik, siyasi, sosyal, dini ve kültürel yapılanmaları motive etmişlerdir. Böylece yeni bir Neo Platonist yönetim tarzına doğru hızla yol alınmaktadır. Bu yapılanma, dünya çapında bir seçkinler demokrasisine doğru gitmektedir. Sonuçta bir gurup akil adamın kontrolünde bir toplum sistemi oluşturulacak ve yönetim Yeni Dünya Seçkinlerinin ellerine bırakılacaktır.

Ulusal devlet veya sınır kalmayacak, uluslar üstü evrensel kardeşlik birliği hedefine ulaşılmış olacaktır. Tek Devlet, Tek Para, Tek Kanun tüm dünyada geçerli olacaktır. Tüm kararlar merkezi parlamento tarafından alınacak, her bireyi bağlayan bu kararlar merkezi hükümet aracılığıyla uygulanacaktır. Tüm dünya evrensel kardeşlik çatısı altında toplandığı için herhangi bir çatışma ya da savaş olmayacak, radyoaktif tehlike ortadan kalkacak, açlık ve çevre sorunlarına çözümler getirilecektir. Bugüne kadar üçüncü bir dünya savaşının çıkmamasında, çıkan savaşların sınırlı kalmasında dünyanın yeni düzenine ait çeşitli aktörlerin büyük roller oynadıkları unutulmamalıdır.

Yeni Dünya Devletinin bir din tercihi yoktur. Hedefi Sekülerizmdir. Hıristiyanlığın devlet yönetimi ile ilgili doğrudan bir talebi olmamasına ve özünde devlet işleri ile ilgilenmemesine karşın, Hıristiyanlık dininin Ortodoks uygulama aracı olan Papalık doğrudan bu alanda hak iddia edebilmiştir. Papalığın bu iddiasından vazgeçirilmesinin en büyük savaşımını İlluminati vermiştir. Seküler ve Liberal düzen ancak Rönesans, Reform, 30 yıl savaşları, 100 yıl savaşları, iki büyük dünya savaşı ve binlerce insanın kanları pahasına sağlanabilmiştir. İlluminati’nin bu seküler ve liberal düzenden vazgeçmeye asla niyeti yoktur. Masonik örgütlerin çoğu, bu hedef doğrultusunda spekülatif faaliyetlerde bulunmaktadır. Ancak İlluminati ve onun yönlendirdiği diğer uluslararası örgütler amaca yönelik operatif faaliyetleri yürütmektedirler. 1930’larda ABD’nin seküler bir devlet olarak genel kabulü için yoğun faaliyet gösteren İlluminati, 1970 yılında da Sekülerizmi Yeni Dünya Düzeninin yeni dini olarak kabul ve ilan ettirmiştir.

Bu noktaya kadar anlatılanlar göz önüne alındığında, planlarını gerçekleştirme yolunda büyük mesafeler kat etmiş görünen İlluminati’nin ve onun yan kuruluşlarının niyeti bir dünya diktatörlüğü, bir baskı rejimi kurmak değildir. Evet, yönetim seçkinler yönetimi olacaktır. Ancak hangi yönetim bir seçkinler yönetimi değildir ki? Ulusal bir parlamentoya seçilmenin dahi belli kuralları vardır. Arzu eden herkes yönetime geçemez. Her iktidar, geniş anlamı ile şu ya da bu şekilde bir “seçkinler” iktidarıdır. Dolayısıyla İlluminati’nin bu öngörüsü, örgüt politikalarına bir suçlama olarak yönlendirilemez.

Hali hazırda İlluminati’nin öngördüğü sistemle yönetilmekte olan ABD, İngiltere ve diğer batı tipi demokrasilerden baskı rejimleri, faşist rejimler olarak bahsetmek mümkün değildir. İlluminati ve onun altında çalışan örgütlerin tamamı ezoterik öğretilere sahip, inisiyatik üyelik sistemi ile çalışmakta olan yapılardır. ABD benzeri seküler ve liberal bir yönetim sisteminin, hukuk sisteminin, sosyal sistemin ve diğerlerinin, kısacası batı tipi demokrasi dediğimiz çağdaş sistemin tüm dünyaya yaygınlaştırmanın nesi yanlıştır? Aksine, insanlığı beklediği aşikar olan devasa sorunlar belki de ancak bu sayede aşılabilecek, insanlık kendi doğal mecrasında yürüyebilecektir.


SON.
« Son Düzenleme: Mart 21, 2013, 06:44:44 ÖS Gönderen: peacewings »
• Laborare est Orare XXII.
• ... Bense daha önce duyulmamış, yeni şeyler söylediğim için onların ilenç ve lanetlemelerine maruz kalmaya devam edeceğim.... Simon Magus


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
93 Yanıt
55167 Gösterim
Son Gönderilen: Eylül 01, 2014, 03:17:53 ÖS
Gönderen: Dor
83 Yanıt
42196 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 22, 2008, 01:08:01 ÖÖ
Gönderen: seteney
Illuminati Nedir?

Başlatan Kemal « 1 2 3 4 » İlluminati

34 Yanıt
36850 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 16, 2013, 07:50:38 ÖÖ
Gönderen: ADAM
6 Yanıt
11238 Gösterim
Son Gönderilen: Ekim 18, 2010, 09:10:46 ÖS
Gönderen: Thoth
2 Yanıt
8002 Gösterim
Son Gönderilen: Eylül 05, 2010, 06:48:49 ÖS
Gönderen: ceycet
0 Yanıt
4702 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 05, 2010, 10:24:13 ÖÖ
Gönderen: ceycet
Illuminati korkusu!

Başlatan baron « 1 2 ... 6 7 » İlluminati

69 Yanıt
49875 Gösterim
Son Gönderilen: Ağustos 23, 2014, 12:53:08 ÖS
Gönderen: davut
37 Yanıt
14772 Gösterim
Son Gönderilen: Mayıs 31, 2016, 03:52:55 ÖS
Gönderen: Novayst
0 Yanıt
5910 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 21, 2013, 06:22:35 ÖS
Gönderen: peacewings
0 Yanıt
3510 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 21, 2013, 06:37:29 ÖS
Gönderen: peacewings