Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Masonlukta hiyerarşi var mıdır?  (Okunma sayısı 8393 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Mayıs 22, 2013, 11:33:48 öö
Yanıtla #20
  • Forum ve Uye Yoneticisi
  • Aktif Uye
  • *****
  • İleti: 877
  • Cinsiyet: Bay

Sayın symbol,

paylaşım için teşekkürler, masonluk camiası içerisindeki kardeşlik,  aidiyet duygusu tamda benim kafam da canladırdığım gibi kin ve ego dan uzak. Her şey bilgi, bilgilendirme ve samimiyet üzerine.Bu samimiyeti ilk sayın MASON'nun roportajını okuduğum da fark etmiştim.Mimar Sinan dergisi deki bu alıntıda beni, yani; düşüncelerimi destekler şekil de.


Saygılarımla

 


2050 de Türkiye çöl olacak ! Ağaç dikin, ağaç diktirin....
Sayğıdeğer üyeler, forumla ilgili her türlü soru ve sorun için lütfen tarafıma başvurunuz.


Mayıs 22, 2013, 12:47:11 ös
Yanıtla #21
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 731
  • Cinsiyet: Bay

Yazı çok güzel. Öğretici.

Benimde söylemiş olduğum üzere kardeşlik vurgusu yapılmış.

Masonlukra hiyerarşi ancak kardeşçe bir dayanışma ile gerçekleştirilebilir.

Hırs ve egoları harici alemde bırakmalısınız.

Mason olduktan sonra, içeride  herkesin elini sıkabilmelisiniz. Yoksa kardeş olamassınız.

Elbette bundan daha fazlası var, işleyiş, düzen ve uygulamalara dair.

Unutmayalım: çırak, kalfa, üstat, asıl önemli olan kardeşliktir.


Masonların bu vurgularından sonra bence tatmin olmayanlar herhalde tatmin olmuşlardır.

Ama yine de farklı bir bakış açısıyla konu ele alınabilirdi...
« Son Düzenleme: Mayıs 22, 2013, 12:49:36 ös Gönderen: asimov »
Özgürlük zeka demektir, sevgi demektir. Özgürlük sömürmeme, yetkeye boyun eğmeme demektir. Özgürlük olağanüstü erdem demektir.
Jiddu Krishnamurti


Mayıs 22, 2013, 05:53:55 ös
Yanıtla #22
  • Seyirci
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 4170
  • Cinsiyet: Bay

Sevgili symbol Kardeşim, bu değerli paylaşımın için kendi adıma çok teşekkür ederim, umarım faydalanırım.

Umarım bazı sorulara verilen bazı cevapları yeterli bulmayanlar da faydalanırlar.


sn.gnothi

Hala ısrarcısınız ne gerek var bu sözleri etmenize onada anlam veremedim bir masona yakışıyormu?
Sn.Asimov nerede ise sn.symbolün tüm anlatılarına 3 cümle ile kısa verdiği cevap ile farkı kıyaslayınca istemimde haklıyım.Bakınız sizinde hoşunuza gitmiş bu kadar uzun ve istenen sorulara net cevap verilmesi benimde hoşuma gitti elbetteki bende faydalanacağım kötümü oldu yani şimdi daha açıklayıcı bir cevabın verilmesi bence boşuna sinir yapıyorsunuz ben ısrar etmedim yeterli görmedim sadece,ve üstelik bu soruyuda sadece masonlara sordum siz o cevabı verince sn.adama döndüm o nasılsa cevab verebilir diye.

Hala kızıyorsanız bana bence öncelikle birde kendinize bakmanızda fayda var,sn.symbol muhteşem tatmin dici bir cevap vermiş ama sonrada yazısının altına şu notu iliştirmemiş;


Umarım bazı sorulara verilen bazı cevapları yeterli bulmayanlar da faydalanırlar.

iliştirse idi yazdığı yazınında bir mantığı kalmaz idi.
ÖZGÜRLÜK BİLE SAHİP OLMAK İÇİN SINIRLANDIRILMALIDIR.

EDMUND BURKE

Hayat Bizi Resmen Dört İşlemle Sınar. Gerçeklerle Çarpar, Ayrılıklarla Böler, İnsanlıktan Çıkarır ve Sonunda Topla Kendini Der.  leo


Mayıs 22, 2013, 05:55:28 ös
Yanıtla #23
  • Seyirci
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 4170
  • Cinsiyet: Bay


Sayın karahan,size 1982 yılında ki Mimar Sinan dergisinden bir alıntı yapacağım.

Ç.- çırak

Ü.- üstad

Çırak île Üstad Arasında Bir Diyalog 

Ç. — Merhaba ... bey.
Ü. — Merhaba ... kardeşim.
Ç. — ... bey, biraz konuşabilir miyiz?
Ü. — Hangi konuda?
Ç. — Masonluk konusunda... aranıza katılalı, zihnimi kurcalayan bazı sorular var; beni aydınlatmanızı rica edeceğim.
Ü. — Memnuniyetle kardeşim ...izin verirsen, sormaya başlama­dan evvel, benim vurgulayacağım bir husus var : Dış âlem­de, değişik sıfatlar kullanarak, birbirimize hitap ederiz. Fakat biz masonlar, kendi aramızda bu şatafatlı sıfatları kullanmayız... hattâ kullanamayız... Bu nedenle, bundan böyle, bana hitap ederken... kardeş veya... Üs. diye hitap etmen gerekecektir... zîrâ bu bir kuraldır. Mason, kardeş­lerine hitap ederken, bey, bay, başkan, müdür, paşam ve benzeri sıfatları kullanmaz...
Ç. — Özür dilerim... Üstadım, bu bilmeyerek oldu.
Ü. — Kardeşim... özür dilemeyi gerektirecek bir durum yok; bilmemen doğaldır... ben sâdece uyardım. Şimdi soruları­na başlayabilirsin.
Ç- — Geçenlerde, ziyaretçi olarak, bir loca toplantısına gittim. Üzerimde açık renk spor bir elbise vardı... içimde de ba­lıkçı yaka bir kazak... yâni gömlek ve kravatım yoktu. Ta­nımadığım bir kardeş yanıma geldi, efendice hal hatır sor­du... hangi kola mensup olduğumu sordu... söyledim... ben­den özür dileyerek, üzerimdeki kıyafetle mabede girmemem gerektiğini... münâsip bir dille anlattı. Durumu kavradım ve usulca mahfeldeh ayrıldım. Bu durum beni rahatsız et­medi desem yalan... Gece gözüme uyku girmedi... düşün­düm durdum... ve bir takım sorular kafamda sıralanmaya başladı.
İlk sorum şöyle :
Hür ve kabul edilmiş masonlar... diye adlandır ildiğimiz kâlde... üzerimde hürriyet kavramı ile çelişen bir durumun baskısını duyuyorum. Daha açık bir ifâde ile... hür olduğu­ma göre... niye kıyafetime müdâhale ediliyor?... dilediğim kıyafetle mabede girebilmeliyim. Yeri gelmişken... benzer bir anımı ileteyim. Agap denilen bir yemek toplantısında içkime müdâhale edilmişti... yal­nız şarap içebilirmişim... şarabı da hiç sevmem.
Ü. — Sorular bu kadar mı?
Ç. — Şimdilik aklıma gelenler bunlar... her hâlde daha olacaktır; onları da yeri geldikçe sorarım... izninizle...
Ü. — Mason mahfeli nev'i şahsına münhasır bir mahfeldir... hat­tâ sorunda belirttiğin gibi, bir mabettir. Mabet, Tanrı ile yakınlaşmak isteyenlerin bir araya geldikleri  nok­tadır. Uygar toplumlarda bireyler, mabetlerine temiz, derli toplu ve koyu renk elbise ile girerler... bu tür davranış, saygı göstermenin bir simgesi olarak kabul edilmiştir... evet, medenî insanlar medenî kurallara uymaktadırlar. Ma­son olan bir kimse, buna gözü kapalı olarak uymak zorun­dadır... çünkü Mason demek, insan demektir; aksi düşünü­lemez. Sorunun bu kısmına değişik açılardan cevap vermek mümkündür. Fakat, zaman beni sözlerimi hesaplı kullanma zorunda bıraktığından, değişik açıdan, komprime bir cevap daha vereceğim : Çırak olurken, Türkiye Büyük Locasının yasalarına bağlı kalmayı taahhüt etmedin mi?
Ç. — Evet, ettim.
Ü. — O hâlde, sorularını bu cevabın ışığı altında tekrar gözden geçir ve cevaplarım kendi kendine ver .Bu ikinci cevabımla, sorunun ikinci kısmını, yâni içki ile ilgili olan kısmını da cevaplandırdığım kanısındayım. Bu nedenle, sorunun bu kısmına ayrıca cevap verme lüzum ve gereğini görmüyo­rum.
Ç. — Sayın Üstadım, bu ikinci cevapla, bèni yuvarlak kelime ve cümlelerden örülmüş fikir duvarına sıkıştırdığınıza inan­mış görünüyorsunuz. Ben aynı kanıda değilim... siz Sayın Üstadım, bu tüllerin arkasından çıkın ve bana öyle cevap verin,
Ü. — Çırak kardeşim, bu acemice ifâdeyi toleransla karşılanabi­lir olarak gördüğümden, yalnız bir hususu hatırlatmakla yetineceğim. Masonluk, allegori ve semboller dediğimiz tül­lerin içindedir ve biz gerçek masonlar, hayâtın gerçeklerini bu tüllerin içinde bulmaya çalışıyoruz. Sana cevap verece­ğim diye tüllerin arasından çıkarsam, Masonluğun dışına da çıkmış olurum ki... buna hiç de niyetli değilim.
Ç. — Allegori ve sembol dediğiniz... nedir?
Ü. — Çırak kardeşim, Mason olman için seni zorla... kolundan tutarak mı getirdiler? Kesinlikle kendi arzunla geldin diye­ceğim... çünkü, Mason olurken, ben de aynı yol ve engel­lerden geçtim... ve bende de Mason olma arzusu yanında, tecessüs de vardı... ve bu tecessüs beni bir açlığa şevketti
ve bu açlığımı, elime sıkıştırılan ritüellerin satırlarına gö­mülü bilgilerle gidermeye çalıştım ve çalışa gelmekteyim. Çırak kardeşim, bana, «ben mütecessis değilim» deme... tecessüs, normal bir insanın muharrik kuvvetidir... iç dün­yamızla dış dünyamız arasında bir köprüdür. Mütecessis olmayan bir kimse, yorumsuz, bir ruh hastasıdır. Tecessüs bir içgüdüdür, bütün canlılarda vardır. Harfleri güçlükle ke­lime hâline getirmeye başlar başlamaz... «bu ne... bu ne...» diye sormaya başlar insan yavrusu. Şimdi, Mason olmayı başarmış bir insan olarak, «ben mütecessis değilim» deme.
Ç.-Sayın Üstadım, bütün bu söylediklerinizin içinde, dolaylı veya dolaysız olarak, allegorinin ve sembolün tarifine rastlama­dım.
Ü.-Kardeşim, burada bir benzetme yapacağım. Bu benzetme, söylediklerine cevap olacak: Ben sana elmayı verdim... sen de alıp yedin... elmayı yediğin hâlde, bana hâlâ elmayı ne zaman tarif edeceksin diye soruyorsun... Tarife ne hacet, elmayı yemekle, ne olduğunu öğrenmiş oldun... tarifini de sen kendine göre yapmalısın. Masonluğun özelliklerinden biri, öğretilerini sembollerle ifâde etmesidir. Kısacası, Ma­son, leb demeden leblebiyi anlayacak insan demektir. Ama ben bu acemiliğini müptedîliğine veriyor ve «allegori» ile «Sembol» ü özetliyorum :
Allegori : Kinayeli, remzî mecazî anlatım... kinayeli hikâye.
Sembol : Fikir veya fikirleri ifâde eden dbje.
Örnek : Ritüellerdeki anlatımlar «allegori»; pergel, gönye ve benzeri objeler «sembol» dür.
Biraz evvel, «beni yuvarlak kelime ve cümlelerden örülmüş fikir duvarına sıkıştırdınız» derken, allegorik bir anlatım örneği vermiş oldun.
Ç-Üstadım, haklı olarak çıkışıyorsunuz... yalnız, izin verirseniz, bir itirafta bulunayım... ben o dediğinizi yaptım... tecessü­süm, ritüeli bir çırpıda adetâ yuttu... fakat zevkine varama­dım... ayıptır söylemesi, ben haricî âlemde bir Üniversite Profesörüyüm... izninizle... okuduğumu anlarım...
Ü.-Çırak kardeşim... seni önce tevâzua davet ediyorum. Hari­cî âlemde her şey olabilirsin... fakat burada henüz bir çı­raksın... Üstad da olsan, nihayet sen de kardeşsin, ben de. Profesörlüğüne gelince: doğrusu, kardeşlerimden biri pro­fesördür diye gurur duyarım. Evet, profesör olmuş bir kim­se elbet de okudunu anlar... Fakat okuduğun metin, öyle rastgele yazılmış bir metin değildir. Mecazî anlamda... bu metin allegorilerle ve her biri değişik anlamlara gelen sem­bollerle doludur. Bu metinden yalnız bir tek anlam, çık­maz... her okuyanm anlayış ve kavrayışına göre değişik yorumlar çıkar. Bu bakımdan, sembollerin anlamı bilinmez­se, defalarca da okunsa anlaşılamaz, zevkine de varılamaz. Bütün masonluk bilgileri ritüeller içinde değildir. Yâni, ya­zılı olmayan bilgiler, yazık olanlardan daha çoktur. Mason­lukta bu bilgilere EZOTERİK denir. Bir kelime ile, Masonluk mabette öğrenilir. Bu sebepledir ki, tahkikatın yapılırken, senden devam hakkında taahhüt alınmıştı... gerçek anlamda Mason olmanın bir şartı da devamdır. Masonluk peşimizden gelmez, biz Masonluğun peşinden gitmek zorundayız. Bir benzetişle, Mason, bir «kriptolog» durumundadır. Sem­bolleri birer şifre olarak kabul edersek, Mason, önce bu şifreleri (sembolleri) öğrenmeli ki, okuduğu metinden bir anlam çıkarabilsin... hattâ masonun işi kriptolog'un işin­den de zordur. Zîrâ kriptolog, şifre anahtarı ile metnin ger­çek anlamını kolaylıkla çıkarır... masonun elinde böyle bir anahtar yoktur ve yalmz metinlerden değil, objelerden de anlam çıkarıp yorum yapmak zorundadır... Bu bakımdan, kimse ben gerçek anlamda Mason oldum ve Masonluğu kavradım diyemez.
Zâten beş duyumuz Masonluğun boyutlarım kavrayacak güçten yoksundur. Değişik bir ifâde ile, Masonluk, dış âlem­deki klasik eğitim sistemlerinden farklı bir sistemle öğre­nilebilir. Bu sistemin özelliklerinden biri de şudur : Hocası yoktur - kitabı yoktur - Mason, öğrenirken öğretir, öğretir­ken öğrenir.
Ç.-Sayın Üstadım, bütün bu anlattıklarınız zihnimi karıştırdı. Ma­sonluğun amacı insanın zihnini kanştırmak olmasa gerek; her hâlde olumlu bir amaca yöneliktir. Sizce bu amaç ne olabilir?
Ü.-Bu soruna cevap vermek zordur... ((kesin cevabı şudur» şeklinde bir ifâde kullanamam... kullanılamaz da. Ancak senelerin tecrübelerine sığınarak kendime göre bir yorum yapabilirim... ama bu yorum gerçeğe ne kadar yaklaşır, bilemem. Sırf sorunu cevapsız bırakmamak için girişimde bulunacağım... belki varsayımlar bu konuda bize ışık tu­tar ve hedefi uzaktan da olsa görmemize yardım eder. Masonluk, rûh'un varlığını ve ölmezliğini kabul eder. Ana umdelerinden biri budur. İşin içine rûh girince, ister iste­mez, mistisizmin içinde buluruz kendimizi... Kudretine sı­ğındığımız yüce varlığı da içimizde...
Ç. — Yâni, Masonluk bir dîndir mi demek istiyorsunuz?...
Ü. — Bunu da nereden çıkardın?
Ç. — Af buyrun... Rûh, Yüce Varlık ve Mabet kavramları, bende olduğu gibi, sizde de dîn çağrışımı yapmıyor mu?
Ü. — Bu kavramları, genelde, mücerret olarak değerlendirirsek, çağrışım doğrudur. Fakat bu kavramları Msonluk görüşü içinde değerlendirirsek, işin mâhiyeti değişik bir yön alır... ve Masonluğun bir dîn ve hattâ bir mezhep olmadığı da ortaya çıkar. Çırak kardeşim, bu şüphelerini yerinde buluyorum... sen ne de olsa aramızda yenisin; dış âlemin antimasonik etken­lerinden henüz sıyrılamadığını ve bir an önce içindeki şüp­heleri yok edip sıyrılmak istediğin için bu soruları sordu­ğunu biliyorum. Ben de, şüphelerine açıklık getirmek için, elimden geldiğince, kafa yapım oranında, yararlı olmaya
çalışıyorum... bu nedenle de kendimi büyüteçsin altına ko­yuyorum... Beni yeni tanıyorsun, kim olduğumu bilmemen de doğaldır. Ben.... yim. «A» dînindenim. Aramızda «B» ve «C» dînin­den olanlar da var; hattâ «C» dîninden olanlar kaahir ço­ğunlukta. Ve ben aralarında «A» dîninin hemen hemen tek temsilcisiyim. Bu güne dek, «A» dînindenim diye hiç bir farklı muamele görmedim... farklı muamele bir yana, bir masonun erişebileceği yüksek payelere de lâyık görüldüm... Bir gün olsun dînî inanışlarımdan sapmam için şu veya bu inanç lehinde, dolaylı veya dolaysız, fikrî çalışma yapıldı­ğını veya girişimde bulunulduğunu görmedim... bu husus, diğer dinlere mensup kardeşlerim için de geçerlidir. Bu söylediklerimin ışığı altında, bir de Büyük Loca Tüzü­ğünün başında mevcut «Hür Masonluğun Prensipleri» adî altında toplanmış on maddeyi iyice oku ve ondan sonra bana ne düşündüğünü söyle; hem de çekinmeden. Bu konu­da yapacağın yorum, seni ya yanıma getirecek veya karşı­ma koyacak. Her iki durum da benim makbulümdür. Aksi
görüşte bulunursak da, biz yine kardeşiz... bana göre, Ma­sonluğun îcâbı budur.
Ç.-Üstadım, bu dediğinizi aynen yapacağım... fakat... bu âna kadar gösterdiğiniz toleranstan cesaret alarak, son olarak, tecessüsümü tahrik eden bir hususa değineceğim... Bir an için görüşünüzün isabetini var sayalım... varsaydığımıza göre de, toplantı yerimize mabet yerine lokal dememiz ge­
rekmez mi?...
Ü.-Mukaddes kitapları açtıktan ve Yüce Varlığın şanım andık­tan sonra mesaiye başladığımıza göre, böyle bir yerin adı ancak mabet olabilir. Değişik bir ifâde ile, farklı inançlı kimselerin kardeş sevgisi ile bir araya geldikleri, inançlarnda bağımsız kaldıkları ve Yüce Varlığın, aynı ve tek ol­duğuna inananların bir araya geldikleri yer, ancak mabet diye adlandırılabilir.
Ç.-Üstadım, sizi yordum... özür diler ve teşekkür ederim... dedi­ğinizi de yapacağıma söz veriyorum.
Ü.-Sayın kardeşim, asıl ben sana teşekkür ederim... sen ritüeli iyice gözden geçirmemiş olsaydın, bu kadar soru soramaz­dın... soru... ve yerinde soru sorabilmek, bir ilginin varlı­ğını gösterir; bu ilgin seni Masonluğa yaklaştırır. Şunu da ilâve edeyim; kardeş olduğumuza göre, birbirimi­ze, karşılıklı olarak, «sen» diye hitap etmemiz yerinde olur.

Saygılarımla...


sn.symbol
Önce ilginize sonra nezaketinize sonra soruma verdiğiniz uzun ve hoş izahatinize tepşekkür ederim çok mersi.
ÖZGÜRLÜK BİLE SAHİP OLMAK İÇİN SINIRLANDIRILMALIDIR.

EDMUND BURKE

Hayat Bizi Resmen Dört İşlemle Sınar. Gerçeklerle Çarpar, Ayrılıklarla Böler, İnsanlıktan Çıkarır ve Sonunda Topla Kendini Der.  leo


Mayıs 22, 2013, 06:14:55 ös
Yanıtla #24
  • Seyirci
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 4170
  • Cinsiyet: Bay

Sayın Symbol'ün bu konuda anlattığı ve biraz eski tarihli de olsa Mimar Sinan'dan yaptığı aktarım, bence çok güzel ve soruya yanıt veriyor. Dikkatlice okunmasını öneririm.

Umarım Sayın Karahan da hoşnuttur çünkü ısrarla bir masonun yanıtlamasını istiyordu.

Bu arada özellikle Forumda bir başka başlık altında bu konuda bilir bilmez birtakım şeyler yazmış olan bir diğer üyemiz de zahmet eder ve bu anlatımları okursa, belki böylece o da doğruları öğrenme fırsatını elde eder ve kafasından uydurduğu ya da yanlış kaynaktan öğrendiği şeyleri ileri sürmeden önce daha ayrıntılı bir araştırma yapması gerektiğini anlar.

Sayın Karahan'ın açtığı bu başlıktaki soruya ben yanıt verseydim, bambaşka bir yönden girerdim. Ancak Sayın Symbol'ün açıklamaları yeterliyse, benim diyebileceklerime gerek yok demektir.

   


Sn.Adam

İsminizi bu başlık altında zikrettim belki biraz acelede ettim.sn.gnothi kısacık bir cevap ile yetinmemi isteyince herhalde mahzurlu bir tarafı vardır diye düşündüm.Ben sn.symbolün anlatısından tatmin oldum oldukça açıklayıcı idi,kaldıki hiyerarşi oldukça önem verdiğim bir konu bu yapı yüzünden bir kaç partinin bile çalışma teklifini reddettim hiyerarşilerinden tırstığım için bana uygun gelmediği için ait olamayacağım için.

Sizin bilgi ve değerlendirmeleriniz forum için kıymetli bende şimdi sizin bakış açınızı merak etmiyor değilim heleki bambaşka bşir yerden girerdim dediğiniz nokta ile iyice meraklandım.

Farklı bakış açıları herzaman ilgimi çekmiştir yeterli görmediğimden değil sadece merak ettiğim için yazarsanız bizde keyfle okuruz.

saygılarımla
ÖZGÜRLÜK BİLE SAHİP OLMAK İÇİN SINIRLANDIRILMALIDIR.

EDMUND BURKE

Hayat Bizi Resmen Dört İşlemle Sınar. Gerçeklerle Çarpar, Ayrılıklarla Böler, İnsanlıktan Çıkarır ve Sonunda Topla Kendini Der.  leo


Mayıs 24, 2013, 11:08:42 öö
Yanıtla #25
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7281
  • Cinsiyet: Bay


Bu konuda güzel ve yararlı belirtmelerde bulunuldu. Benim yazacaklarım ise onların hiçbirini yadsımadan daha teknik yaklaşımlı olacak. Aslında keşke bu teknik anlatımı başta yapmış olsaydık. Diğerleri bunun ardından geleydi daha anlamlı olurdu.

Neyse, bu aşamadan sonra yapacak başka bir şey yok.


Şayet bu sitedeki Mason Sözlüğü’ne değil, çok daha geniş kapsamlı olan Ansiklopedik Mason Sözlüğü adlı yapıta bakarsak, orada “Hiyerarşi” başlığı altında bir anlatım görürüz. Orada masonik açıdan hiyerarşi,  masonların, mabette yaptıkları çalışmalar sırasındaki protokolün sırası olarak tanımlandıktan sonra şöyle deniyor: “Masonlar, özellikle mabette çalışırken eşit sayılır. Buna karşın hiyerarşiden söz edilişi, eşitlik kavramına aykırı değildir. Hiyerarşi, Masonluğun genel ve geleneksel kural, düzen ve disiplinin gereğidir. Masonların bireysel eşitliğini bozmaz ve engellemez.”

Nitekim bu başlık altında Sayın Symbol de, birer mason olarak bu konudaki açıklamalarını yaparken aynı konulara odaklandı.

İlgili rehber yapıtta daha sonra bir mason örgütünde yönetim düzenine bağlı olan hiyerarşinin, iligili kuruluşun tüzüklerinde belirtilen protokol sırası ile belirlendiğinden söz ediliyor. Demek ki Masonlukta hiyerarşiyi anlayabilmek için protokolü de bilmek gerekiyor. Bir masonik birimin kendi içindeki hiyerarşi uygulaması üçe ayrılıyor.

a) İnisyatik Hiyerarşi:
b) Derece Hiyerarşisi:
c) Görev Hiyerarşisi:

İnisyatik hiyerarşi için deniyor ki; bu hiyerarşi, bir masonun, bir masonik dereceyi, bir diğer masondan daha önce almasıyla doğar.

Bir de uyarıda bulunuluyor: (İlginç!) “Bu hiyerarşi, kimi zaman yanlış değerlendirilerek bir kişinin mason sıfatını ilk kez alma tarihine bağlanır. Oysa bu ancak çırak derecesi için geçerli olabilir. Çırak derecesindeki bir mason kalfa derecesine Masonluğa kendinden daha önce girmiş bir diğer çırak kardeşinden önce geçebilir. Böyle bir durum ile, Masonluğun daha sonraki derecelerinde de karşılaşılabilir. Bunun nedeni ya berikinin çok yetenekli ve üstün niteliklerle donanmış olması ya da ötekinin bulunduğu derecede yeterince verimli bir çalışma gösterememesidir.”

Demek oluyor ki inisyatik hiyerarşi, Masonluğun her derecesi için ayrı ayrı olmak üzere, yalnızca o dereceyi en eski tarihte almış olanlardan en son almış olanlara doğru sıralanıyor.

Ancak böyle bir hiyerarşi ne kardeşliği zedeliyor ne de eşitliğe aykırı düşüyor. Bir diğer deyişle, eskilerin yeniler üzerinde bir hegemonyası söz konusu değil.

Bundan sonra derece hiyerarşisi geliyor ki, o da şöyle tanımlanmış: “Daha yüksek derecelerden ilk dereceye doğru inen bir sıralama.”

Bu ikinci konuda pek bir ayrıntıya girilmemiş ama daha yüksek derecede bulunan masonların daha alt derecelerde olanlara hükmetmesi diye bir şey olmadığını biliyoruz. Nitekim Sayın Symbol buna da değindi ama konuya sadece büyük loca örgütlenmesi açısından baktığı için bir şeyi noksan bıraktı: Bir ritin egemen otoritesinin durumu… Örneğin Eski ve Kabul Edilmiş İskoç Riti’nde Süprem Konsey ya da Yüksek Şura olarak anılan bir kurul ya da organın yetkisi, bunun kullanımı ve bu kurul ya da organın üyesi olmayanların durumu.

İsterseniz bunu bir başka yana koyalım çünkü Masonluğun simgesel derecelerinde çalışan ve demokratik yöntemle örgütlenen bir büyük loca ya da benzerinde böyle özel bir durum söz konusu değil.

Hiyerarşilerin üçüncüsü olan görev hiyerarşisi ise ilgili mason kuruluşunun tüzüklerinde belirtilen protokol sırasına göre işliyor. Kitapta buna “İşlevsel Hiyerarşi” ya da “Fonksiyonel Hiyerarşi” dendiği de belirtilmiş. Bunun gerekçesi ise, özellikle görevlilerin kendi aralarında, ayrıca görevli olanlar ile olmayanlar arasında daha belirgin bir şekilde ortaya çıkmasının, düzen ve disiplinin sağlanmasının gereği…  Örneğin bir locadaki Üstad-ı Muhteremin ve nazırların diğer loca üyelerinden farklı oluşu, bir büyük locada Büyük Üstat ve diğer Büyük Görevlilerin farklı bir statüde bulunmaları gibi…

Ancak görev hiyerarşisinde çok önemli bir durum var. Büyük Loca ve benzeri örgütler ile onlara bağla localar demokratik oluşumlardır. Görevlilerini seçim yöntemiyle kendileri belirler. Görev süresi belirlidir. (Eskiden bazı görevler yaşam boyu yürütülürmüş. Artık öyle şey yok.) Dolayısıyla locada Üstad-ı Muhterem, Büyük Loca’da Büyük Üstat gibi bir görevlinin ve diğerlerinin görevleri bakımından doğan hiyerarşik düzen ve disiplin, görev süresiyle bağlantılıdır. Görevi resmen üstlenme gününde başlar (seçim gününde değil) görevi devretme gününe kadar devam eder ve sonra biter. O görevli kişi önceki statüsüne döner.

Kuşkusuz bu bağlamda bir de Önceki Üstad-ı Muhteremler, Önceki Büyük Üstatlar, Önceki Büyük Görevliler gibi birtakım özellikle kişinin daha önce o görevi yerine getirmiş olmasından ötürü Masonluğun kendine özgü bir saygı ve sevgi gösterme düzeni vardır. Ancak dönüp dolaşıp aynı yere geliriz. Bu iş askeri kuruluşlardakine benzer bir emir-komuta zinciri tarzında değildir. Hep eşitliğe, kardeşlik sevgisine, güvene, paylaşıma ve saygıya dayanır.

Bunun bir diğer uzantısı, başmka loclardan ya da yüksek dereceleri yönetin örgütlerden kişilerin konuk olarak bulundukları ortamlardır. Onları belki dış dünyadaki diplomatik ilişkilerdeki protokol uygulamalarına benzetebiliriz. Onların de kendi aralarında bir hiyerarşi (birinin ötekine oranla önceliği) vardır. 

Konu önceki görevlilerin pratikteki işlevine de gelebilir. Ancak bu konunun Masonluktaki hiyerarşi ile bağlantısını kurmanın ne denli doğru olabileceğini pek bilemiyorum.

Elbette her şeyi bilmem olanaksızdır. Bildiğim, okuyup öğrendiğim kadarını aktardım. Bildiğimi anladığımı yineleyeyim; kimilerinin ileri sürdüğünün eksine, öyle hükmedici, düşyünceleri yönlendirici, ilkeleri zorla benimsetici, dogmalar oluşturucu bir hiherarşik uygulama söz konusu değil.

Geriye ne kaldı?

ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Mayıs 24, 2013, 11:27:51 öö
Yanıtla #26
  • Seyirci
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 4170
  • Cinsiyet: Bay

İyiki uzatmışım ve iyiki ısrarla sormuşum ne güzel oldu aydınlandık değilmi?

Umarım bazı sorulara verilen bazı cevapları yeterli bulmayanlar da faydalanırlar.(sn.gnothi)

Kesinlikle faydalı oldu he iki anlatıda demekki kısa anlatılarla öğrenilebilecek bir durum değilmiş.

Bu anlatı harici dünyaya daha faydalı oldu eğer bu kadar uzun yapılmasa idi ne olurdu?

Benim sn.gnothiye şu soruyu kesin sormam gerekirdi o zaman

Eğer bende sn.gnothi gibi bir mason olsa idim yinede bana bu sözü edrmi idi?

Etse idi sn.symbolün ,sn.asimovun ve sn.adamın vurguladığı kardeşlik anlayışı olmaz idi muhtemelen bende bu karahan halimle aynı tonda cevap verecektim sonrada soracaktım

Bahsedilen kardeşlik bumudur diye?

Allahtan gerek te kalmadı bunlarıda sadece içimden geçirdiğim için yazdım başkacada amacım yoktu.

Tüm katılımcılara değerli katkılarından ve verdikleri bilgilerden dolayı teşekkür ederim.

sevgi ile kalın
ÖZGÜRLÜK BİLE SAHİP OLMAK İÇİN SINIRLANDIRILMALIDIR.

EDMUND BURKE

Hayat Bizi Resmen Dört İşlemle Sınar. Gerçeklerle Çarpar, Ayrılıklarla Böler, İnsanlıktan Çıkarır ve Sonunda Topla Kendini Der.  leo


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
9 Yanıt
7296 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 01, 2017, 03:40:12 ös
Gönderen: Tık-Tik-Tak
9 Yanıt
7724 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 22, 2013, 11:57:44 ös
Gönderen: shakespeare
9 Yanıt
8641 Gösterim
Son Gönderilen: Nisan 29, 2014, 05:05:54 öö
Gönderen: ruzber
3 Yanıt
9930 Gösterim
Son Gönderilen: Eylül 29, 2010, 10:52:50 öö
Gönderen: oasis
0 Yanıt
3253 Gösterim
Son Gönderilen: Mayıs 24, 2012, 10:24:11 ös
Gönderen: karahan
0 Yanıt
3412 Gösterim
Son Gönderilen: Ağustos 21, 2012, 09:17:18 ös
Gönderen: karahan
25 Yanıt
6236 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 07, 2016, 11:13:43 ös
Gönderen: NOSAM33
14 Yanıt
5876 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 24, 2014, 07:04:47 öö
Gönderen: ruzber
0 Yanıt
2207 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 19, 2014, 03:04:15 ös
Gönderen: ABCDEF
2 Yanıt
1571 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 09, 2015, 07:10:40 ös
Gönderen: ARARAT