Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Masonlukta Eşitlik (4)  (Okunma sayısı 4069 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Mayıs 28, 2013, 05:34:05 ÖS
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 501
  • Cinsiyet: Bay

Bu konu altında hiç de istemediğim, haz etmediğim tartışmalar, didişmeler oldu. Fakat bu başladığım işi yarım bırakacağım anlamına gelmez. Forumu ve bu aktarımları izleyen herkesten ve Sayın üyelerden geçici karmaşa için özür dileyerek işimize dönelim isterim.

Bu bölümde çok ilginç bir soru ortaya atılmış. Önce okuyalım, sonra benim de diyeceklerim var bu konu ile ilgili. Fakat en çok Sayın Tij'in ilgisini çekecek bir bölüm olur bu sanırım :)... Belki biraz da Sayın skullG'nin ilgisini çeker :)... Bilemem.

Masonluk sosyalist doktrinlerle bağdaşır mı?

Sosyalist doktrinlerin temel yaklaşımı “insanlar arasında önce eşitliğin sağlanması, ancak bundan sonra bireylere özgürlük dağıtılması” şeklindedir.

Bu tür yaklaşımla sağlanacak eşitlik yapay ve yetersiz olur; sadece birbirinden ayrı tutulan toplumsal katmanlarda birbirinden farklı eşitliklerin kurulmasını sağlayabilir; özgürlüklere ise bir türlü sıra gelmez.

Masonlukta ise özgürlük eşitliğe oranla öncelikli tutulur; bireylerin önce özgürlüklerine sahip olmaları, sonra hep birlikte eşitliğe varmaları öngörülür.

enelsır


Mayıs 28, 2013, 07:23:01 ÖS
Yanıtla #1
  • Skoç Riti Masonu
  • Uzman Uye
  • *
  • İleti: 3742
  • Cinsiyet: Bay

1871'de Komundeki Kardeşlerimizi hatırlayınca insanın "bal gibi" diyesi geliyor. Hatta bana göre örtüşür.


Mayıs 28, 2013, 07:42:20 ÖS
Yanıtla #2
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 1741
  • Cinsiyet: Bay


Sosyalist dotrinle nasıl bağdaşır anlamadım.Sosyalist doktrinde belli bir sınıfın otoritesi söz konusudur.Özgürlükler kısıtlıdır.Mülkiyet özgürlüğü yok,toplu ibadet özgürlüğü v.s yok.

Adı üstünde proleteryanın diktatörlüğü...

Bence Masonluk'la,sosyalist doktrinin uyuşması garip olur gibi...

Yine de en iyisini,masonluk'u yaşayanlar bilir.
Ben"O"yum,"O"ben değil...


Mayıs 28, 2013, 07:46:41 ÖS
Yanıtla #3
  • Skoç Riti Masonu
  • Uzman Uye
  • *
  • İleti: 3742
  • Cinsiyet: Bay

"Cennetin fethine çıkanlar"in yenilgisinden sonra Dr. Marx ile yapılan bir söyleşide söyle der:

"muhabir: ya son paris ayaklanması?

dr. marx: bana ilkin komplo olduğunun, bütün olup bitenlerin zamanın koşullarının haklı sonucu olmadığının kanıtı gösterilsin; ya da, eğer komplo varsa, uluslarası derneğin bu komploya katıldığının kanıtları verilsin.

muhabir: o kadar çok dernek üyesinin komün'deki varlığı.

dr. marx: bu durumda, masonların bireysel katılımları savsaklanmayacak kadar çok olduğuna göre, bu bir masonlar komplosudur da. gerçekte papa, eğer her ayaklanmayı onların hesabına yazsaydı, şaşırmazdım. ama daha iyisi, bir başka açıklamaya bakın. paris ayaklanması, paris işçilerinin işiydi. en yetenekli işçiler, ister istemez onun önder ve yürütücüleri olacaklardı; oysa, en yetenekli işçiler, çoğu zaman uluslarası derneğin üyesidir. gene de dernek, dernek olarak, onların davranışlarından sorumlu tutulamaz."
Günümüzden 142 yıl önce gerçekleşen ve 72 gün süren bir ezilenler iktidarıydı Paris Komünü. Büyük bir trajedi ile neticelendi. Yenilgi sonrası İmkansızın Çocukları vahşice yok edilirken geriye insanın insanlaşma sürecine çok büyük katkılarda bulunacak olan dersler ve deneyimler kaldı.
 
Bir de, üzerinde gönye pergel işlemeli sancak.
 
Hem Masonluk, ezilen toplumların iç çekmesi, kalpsiz bir dünyanın duygusu, ruhsuz koşulların ruhu değil miydi ?...Sancakta sembolleşen irade, önce Başbakan Thiers ile görüşmek üzere bir temsilciler heyeti gönderdi; ancak görüşme talepleri geri çevrildi, heyet Paris’e geri döndü. Artık gölgeler kaybolmuştu; önlüklerini kuşandılar. O güne kadar Paris duvarları içinde yaşayanların kamusal alanlarda hiçbir zaman görmedikleri Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar localarından çıktılar, sancaklarını açtılar ve Paris sokaklarında emin, vakur ve cüretkâr adımlarla yürüyüşe geçtiler.
 
Kayıtlar ile sabittir ki, Komün’ün ve onu oluşturan kitlelerin ruhu ve anlayacağı dildeki mantığı, genel kuramı, sembolik özeti, onur sorunu, sevinç ve heyecanı, ahlaki duruşu, görkemli tamamlayıcısı, teselli kaynağı ve haklılık temeli oldular. Giyotinin yakılması ve Verdoone Sütununun yıkılması gibi birçok büyük kamusal töreni düzenlediler. Ve Versailles güçlerinin Paris'e girdiği 21 Nisan günü bile, Tuileries bahçelerinde dullar ve yetimler yararına bir dizi konseri dinlemek üzere büyük bir kalabalığı toplamışlardı. Diğer taraftan, barikatların her yanından yükselen sancaklarının ardında regalyalarını kuşanmış olarak kahramanca direndiler. Komündeki masonların büyük üstadı Thirifoc, Kardeşlerine:
 
"- Komün, dünyanın en büyük devrimidir. O, masonların korumaya mecbur oldukları Süleyman Tapınağı'dır" diye sesleniyordu.
(Gerard Sarbenesco, Histoire de la Franc-Maçonnerie Universelle, 4.b., Paris: 1969, s. 234.)

Ama 1871den sonra gunumuze dek gelişen süreçten Anlaşılıyor ki; 1871’de yaşananlar, gerek mesleğimiz üzerinde telif hakkı sahibi olduğunu ileri süren İngilizlerin, gerekse bağlılarının Masonluk tanım ve anlayışına hiç uygun düşmemiştir.

​Ama ne çare…
 
Arkasına Kardeşlerimizin kanı ile Mayıs 1871 tarihi atılan bu sararmış fotoğraflar, tarih içerisindeki yolculuğumuzun ana duraklarından birini işaret etmektedir.
 
Görmezden gelme, yok sayma, yırtıp atma olanağımız da yok !... 
 
Akıl ile yürek arasında bir yolculuksa Masonluk, Komün, o yolculuğun çatal yüreğidir. Düş gören bir dünyanın uykudan uyanışı, çığlığı, gözyaşı ve kural dışı Masonluğudur.
 
Ve artık hiçbirimizde kalmayan dayanışma ruhunun, paylaşmanın, coşkunun, inancın, cesaretin ve en önemlisi insan kardeşleri için ölebilmenin cüretkâr ritüelidir. 
 
Tabii ki her şey değildir….
 
Tabii ki her şeyi izah etme iddiasını taşımaz...
 
Ama en azından şunu biliyoruz
​Nasıl ki, salt Paris Komünü üzerinden yapılacak bir Masonluk tanımlaması doğru olmazsa; Paris Komünü’nün deneyim ve derslerini taşımayan bir Masonluk tanımı da gerçekçi olmaz.


Mayıs 28, 2013, 09:32:10 ÖS
Yanıtla #4
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 731
  • Cinsiyet: Bay

Sosyalizm ile masonluk eşitlik ve özgürlük kavramlarında uyuşur mu? Tartışılır

Ama İlk gençlik yıllarımda sosyalizme bulaşmış ben için enfes bir yazı.

Teşekkürler sayın SkullG.
Özgürlük zeka demektir, sevgi demektir. Özgürlük sömürmeme, yetkeye boyun eğmeme demektir. Özgürlük olağanüstü erdem demektir.
Jiddu Krishnamurti


Mayıs 28, 2013, 09:56:28 ÖS
Yanıtla #5
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 501
  • Cinsiyet: Bay

Sayın skullG'nin muhteşem paylaşımı için teşekkürler. Kendisinin ilgisini çekeceğini umuyordum... Yanılmadığımı gördüğüm için de çok mutlu oldum açıkçası.

Öte yandan Masonluğun sosyalist doktrinlerle bağdaşıp bağdaşamayacağı konusunda biraz kararsızım. Şüphesiz emeğe verilen değer ve insanlık onuru gibi konularda Masonluğun ve sosyalist doktrinin uyuştuğu pek çok nokta vardır.

Bunu anlamak için bir beyin fırtınası yaratmak ve konuyu daha da zenginleştirmek adına şöyle bir soruyla devam etmek isterim: "Sozyalizmin yaratmayı umduğu (bütün hatları ile gerçekleştiğini var sayarak) dünya ile, Masonluğun yaratmayı umduğu dünya (bütün hatları ile gerçekleştiğini var sayarak), aynı şey midir? Yani sosyalizim tam olarak vücut bulduğunda Masonluğun da amaçları gerçekleşmiş mi olur?

Ne dersiniz?
enelsır


Mayıs 28, 2013, 10:31:20 ÖS
Yanıtla #6
  • Skoç Riti Masonu
  • Uzman Uye
  • *
  • İleti: 3742
  • Cinsiyet: Bay

Güzel bir tartisi... Asıl ben size tesekkur ederim. Belki de bilmeden oyle birgunde paylaştınız ki bu yazıyı Paris Komununu anmamak elde degildi. Bugun 28.05... "İmkansizin cocuklarının" yenilirsinin o 72 günlük umudun mumkun olduğunun ete kemiğe bürünmüş halinin sona erişinin 142. Yıldönümü...

Burada biraz tarihe donmeliyiz. Masonluk gercekte neydi neyi tercih etti ne oldu?

Düşünsel Masonluk, Batı toplumlarında Uyanış Çağı’ndan Aydınlanma Çağı’na geçilirken, bir kısım “Burjuva Aristokrat” aydının sınıfsal kimlikleri ile tarihsel misyonlarının kesişme noktasında ortaya çıkıp, şekillenmişti. 
 
Burjuvazi “devrimci” dönemindeydi; kendi sınıfsal çıkar ve talepleri ile ortaklaştığı ölçüde desteğini aldığı emekçi sınıflarla birlikte yeryüzünde depremler yaratıyor; 1640 İngiliz, 1776 Amerikan ve 1789 Fransız devrimleri ile dünyanın çehresini değiştiriyordu. Devrimlerin “demokratik” niteliği, toplumun ezilen sınıflarına da kazanımlar getiren bir tarihsel sürecin yaşandığına işaret ediyordu.
 
Eleştirel akıl – bilimsel düşünce ittifakı, yerleşik tüm yetkeleri alaşağı etti; skolâstiğin ipliği pazara çıkarıldı. Kul, birey kimliğini kazandı; yurttaş oldu.

16’ıncı yüzyılın ortalarından itibaren sınıfsal (nesnel) manada bir burjuva örgütlenmesi olarak ortaya çıkan Düşünsel Masonluk ise, dünyanın dört bir yanında gerçekleşen “Burjuva Demokratik Devrimleri”ne coşkuyla katıldı.
Masonluk, Aydınlanma’nın yaratıcı aktörlerindendi. Bilimin dinden aklın inançtan kurtulma sürecini ifade eden zamanlarda, Masonluğun değerleri ile devrimci burjuvazinin sahip çıktığı Aydınlanma değerlerinin dönemsel olarak örtüşmesi hiç şaşırtıcı değildi.
Ama…
Masonluğun sadece bundan ibaret olduğunu düşünmek de büyük bir yanılgı olur...

Masonluk; kadim çağlara uzanan bir geçmiş algısını, binlerce yıllık bir tarihsel referans alanını, temel ilkeleri, özgün bir öğretiyi ve yöntembilimi, en önemlisi tüm insanlar ve insanlık için “eşit – özgür – kardeşçe” bir gelecek tahayyülünü, tasarımını, düşünü temsil ediyordu.
 
Burjuvazinin ise ne böyle dertleri ne de bir geçmişi vardı; köksüz, kökensiz, kültürsüz, para kazanma hırsını saldırganlık derecesinde rekabete dönüştüren yeni bir sınıf olarak dünyanın egemenliğini ele geçirmekteydiler.
 
Tarihsel kesişmenin yarattığı zoraki işbirliği, ortak noktalarını kaybettikçe bir çıkış yolu arayacak; süreç, çözümlerini ve çözümsüzlüklerini oluşturarak günümüze kadar gelecekti.

Serbest rekabetçi, özgürlükçü burjuvazi, yerini, tekelci sermayeye, emperyalist sömürüye ve koyu bir muhafazakârlığa bıraktı. 
 
Burjuvazi, kurduğu kapitalist sömürü düzeninin sınıfsal çelişkilerini yumuşatmak için, paradoksal olarak, yıktığı feodal düzenin dinsel argümanlarına sarılmakta bile beis görmedi, mistisizmin ve her türlü akıl dışı düşüncenin toplumlara yayılmasına izin verdi.

Masonluk, kendisini oluşturan bireylerin sınıfsal kimliği itibarıyla bir burjuva örgütlenmesi niteliği taşımaktaydı. Bu durum, onun tarihsel süreç içindeki “nesnel” (objektif) hâliydi.
 
Yalnız, işin bir de “öznel” (sübjektif)  hâli vardı ki, Masonluk aslında orada hayat bulmaktaydı.
 
Öznelliği, Masonluğun özünü ve farklılığını oluşmakta; burada, derin bir tarih bilinci,  binyıllardan süzülüp gelen ezoterik inisiyatik bir öğreti, ana hatları ile çizilmiş bir dünya görüşü, tüm ayrımları reddedip yok sayan, insan merkezli, özgeci, hetorodoks bir değerler sistemi, özgün bir yöntembilim ve insanlığın mutluluğuna dair bir yükümlülükler seti yer almaktaydı.

Burjuvazinin dönüşümünde Avrupa Masonluğu ise bu tarihsel kavşakta tercihini (karmaşık ve zikzaklar çizen bir sürecin sonunda) nesnel haline ve sınıfsal durumuna uygun olarak kullandı. Çocukluk hastalığı olarak nitelenebilecek bir takım fotoğrafları yırtmayı, yok saymayı, görmezden gelmeyi, kısaca uslanmayı, ehlileşmeyi seçti. Artık intizama gelinecek, yaramazlık yapılmasına izin verilmeyecekti.


Hem aforozlara, hem de paradoksal olarak 1751’de İngiltere’de başlayıp günümüze dek süren (Dinsel) Hıristiyani tasalluta karşı yükselen sesini de kıstı; müesses nizama bağlılığını ifade etti. En önemlisi, üyelerinin inisiyatik ezoterik öğretideki bireysel bilinç düzenleme faaliyetini, kapitalist / liberal bireyciliğin toplumdan yalıtık, edilgin, apolitik kimliklerine devşirmeye yöneldi.

Ben yeni bir yol ayrımında daha olunduğunu düşünüyorum. Evet bugun belki de masonluk çıkış noktasından cok uzakta... Ama özünde o çıkış noktasındaki degerlerini taşıyor.

Cunku bana göre ; Masonluğun tüm öğretisini, yöntembilimini ve sahip çıktığı insanlık değerlerini toplayıp altına bir çizgi çektiğinizde geriye kalan sadece aşk ve cesarettir.

 Gerçek bir masonu yöneten, insana ve insanlığa karşı duyduğu büyük aşktır.
Cesaret ise, bize sunulan tüm hakikatlerin hayal, hayallerimizin ise biricik hakikat olduğunu anlamaktır.
 

Mason olmak, daha büyüğü olmayacak bir sevdayı kuşanmaktır; çoklukta azı, bireyde toplumu sevebilmenin öznesi olmaktır; insanlığa âşık olmaktır.

Biliyorum ki; Masonluk, insanın insanlığa sahip çıkmasıdır.
Başka hiç bir şey değil !

O zaman sosyalizmler niçin ortusmesin ki?


Mayıs 28, 2013, 11:22:13 ÖS
Yanıtla #7
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 1809

Ben bu konuda sayin skullG"un sözü üstüne söz söylersem olmaz.

Diyecegim yalnizca sudur: buradan , basta sayin skullG olmak üzere, paris komünü"nün yigit evlatlarina, Salvador Allende"ye ve Kübadaki (ki bircogu sayin skullG"un kardesidirler) ve dünyanin dört bir tarafindaki yoldaslara bin selam olsun diyorum.

Sayin enelsir"in sorusuna sayin Mason arkadaslarin cevap vermesi en dogrusudur ama bence anahtar kelime burda sayin skullG"un sü kelimeleridir,"kural disi Masonlugudur".
Tabi burda özellikle ÖZGÜRLÜK kavrami cok önemli bir rol oynuyor.
Aslinda sormak istedigim bir soru var ama polemik yaratmamak icin bunu önce sayin enelsir"a özel mesajla sorayim.

Saygilarimla


Mayıs 31, 2013, 02:44:03 ÖS
Yanıtla #8
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7281
  • Cinsiyet: Bay


“Masonluk sosyalist doktrinlerle bağdaşır mı?” sorusuyla  başlayan bu bölüm üzerine Sayın SkullG uzun bir yazı yazmış ve 1871 yılındaki Paris Komünü olayını anlatmıştı.

Bu anlatım bu başlık ile ne denli bağlantılıydı o da sorgulanabilir ama hiç kuşkusuz o tarihlerde o işin içinde olanlardan biri de Eski ve Kabul Edilmiş İskoç Riti’nin Fransa Yüksek Konseyi’nin Büyük Komutanı (Grand Commandeur de Suprême Consel de France) herkesin pek sıkı bir Marxist olduğunu bildiği Adolphe Crémieux idi. O kişi öyle bir iş etti ki, her ne kadar böyle bir hatanın tekrarlanmasını önlemek amacıyla 1875 yılındaki ünlü Lausanne toplantısı ve onu izleyen konfederasyon anlaşması gündeme geldiyse de, yapılmış olan o hatanın acısı aradan yaklaşık 30 yıl geçtikten sonra masonların başına patladı. Çok yanlış işlerdi yapılanlar ama insanlar saünsasyona pek meraklı olduğu için, kamu oyunda  yanlışlığından çok doğruluğu benimsenir oldu. Sununda bir Marxist tutum davasına Masonluğa Siyonizm yakıştırıldı.

Şu yukarıdaki paragrafta ne anlatmakta olduğumu okuyanların %95’inin anlayamayacağını biliyorum. Şayet siz de o %95 içindeyseniz fakat oradan çıkıp berideki %5’e katılarak o yüzdeyi artırmak isterseniz, Forum’da bu konudaki doğruları anlatan yazılar bulabilirsiniz.

Sayın enelrsır’ın kitabından aktarım yaptığı yazara katılıyorum. Masonluğun temel ilkelerinden biri eşitlik olunca sanki Masonluk sosyalist doktrinlerle bağdaşır gibi görünmekteyse de, aslında hiçbir doktrinle bağdaşmadığı gibi, özgürlüğü öncelikli tutar ve eşitli ile dengeler.

ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
0 Yanıt
4546 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 04, 2009, 07:55:10 ÖÖ
Gönderen: ADAM
20 Yanıt
10696 Gösterim
Son Gönderilen: Mayıs 16, 2012, 05:04:05 ÖÖ
Gönderen: vitriol
8 Yanıt
6790 Gösterim
Son Gönderilen: Mayıs 14, 2012, 01:07:31 ÖS
Gönderen: ADAM
2 Yanıt
10240 Gösterim
Son Gönderilen: Ekim 25, 2011, 08:24:04 ÖS
Gönderen: lord
2 Yanıt
2728 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 17, 2012, 01:45:17 ÖS
Gönderen: Trismegistus
2 Yanıt
3898 Gösterim
Son Gönderilen: Mayıs 29, 2013, 06:06:26 ÖS
Gönderen: MASON
5 Yanıt
3367 Gösterim
Son Gönderilen: Mayıs 30, 2013, 11:05:22 ÖÖ
Gönderen: ADAM
9 Yanıt
3490 Gösterim
Son Gönderilen: Mayıs 31, 2013, 04:16:53 ÖS
Gönderen: karahan
2 Yanıt
1957 Gösterim
Son Gönderilen: Haziran 01, 2013, 05:45:42 ÖS
Gönderen: ADAM
0 Yanıt
875 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 30, 2015, 03:19:44 ÖS
Gönderen: Ömercan