Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: "Köylü Milletin Efendisidir"  (Okunma sayısı 4277 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Mayıs 30, 2013, 04:55:44 ÖS
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 501
  • Cinsiyet: Bay

Dün akşam çok sevdiğim bir tanığımla yemekteydik. Buluşmamızın amacı olan konu hakkında konuşurken, konu başka başka alanlara da kaydı kaçınılmaz olarak. Bu tanıdığım konuşmasının bir yerinde "Sen köyde yaşadın bilirsin" diyerek söze girdi, benim yaşamımın yaşıma nispetle uzun bir bölümünü "Köy" de geçirdiğimi bilerek.

Akşam eve döndüğümde yemekte konuştuğumuz konu ile alakalı olarak düşünürken, bu detay da aklıma geldi. Elimde olmadan içime bir sıcaklık doldu ve tebessüm ettim. Evet çok genç sayılabilecek bu yaşımda edinmiş olduğum tecrübelerin önemli bir kısmını bu "Köy" yaşantısından elde etmiştim.

Sonra beynimin içinde düşünceler dönüp durmaya başladı. Öylesine ki, beni sevgili Atamızın şu başlıkta kullanmış olduğum deyişine kadar getirdi.

Sahi Atatürk bu sözü öylesine söylemiş olabilir miydi?...

Düşündüm...

O dönem için henüz kentlere göç başlamadığı için halkın büyük çoğunluğu "Köy"lerde yaşadığı için mi böyle söylemişti?

O dönem ekonomi bilimi dediğimiz şey henüz işlerli bir halde olmadığı ve ekonomik getiri dediğimiz şeyin büyük yüzdesi tarıma dayandığı ve tarımın da "Köy" de ve "Köylülerce" yapıldığı için mi böyle demişti?

Düşündüm...

Sebebi bunlardan hiçbiri olamazdı. Hele ATAM söylediyse... O başka birşey anlatmak istemiş olmalıydı.

Düşündüm...

Belki de bizim şu anda günlük hayatımızın bir parçası olan ( malesef) alaverelerin, dalaverelerin, yalanların, ahde vefasızlıkların, kandırmacaların, tokatçıların, kapkaççıların, karaborsacıların olmadığı... Geçimini mertçe çalışarak sağlayan, sonunda ölüm olsa yalan söylemeyen, harama el uzatmayan, kan içip kızılcık şerbeti içtim diyen, onurlu, namuslu ve adına medeniyet dediğimiz şu heyula içinde henüz kirlenmemiş ve kirletilememiş ülkemim pırıl pırıl insanlarından söz ediyordu herhalde diye düşündündüm "Köylü" derken.

Sonra içime bir burukluk doldu. Çorbası bile toprak kokan bu ülkeye, güneş altında kısmaktan gözleri yuvalarının içine kaçmış o güzelim reçberlere, yolma yolmaktan kınalı elleri çatlak çatlak kadınlara, ne oldu? Nerelere gittiler diye düşündüm.

Düşündüm...

Belki de Atamızın en anlaşılamayan, eğer tam olarak anlayabilseydik bambaşka bir Türkiye kurmaya yetecek olan sözünün " Köylü Milletin Efendisidir" sözü olduğunu düşündüm.

Sonra tekrar o tanıdığımla gerçekleşen yemeği ve bana "Sen köyde yaşadın bilirsin" dediği anı hatırladım. Ne yalan söyleyeyim mutlu oldum. Anadolu'nun bir köşesinde sırtını bir ardıç ağacına yaslamış, tepeden, derenin yanından geçen tren yolunu izleyen, kasketi yana düşmüş yorgun reçber gibi baktım kendime. Gözümden iki damla süzüldü... Atama teşekkür ettim. İçimdeki köylüye sarıldım efendi efendi...

Bunun bu başlık altında yayınlanmasının alâkasını kuramamış ve yanlış bulmuş olabilirsiniz. Bence var... Hem de çok.

Eh. Bu forumda çok şey paylaştık... Bunu da paylaşayım dedim.

« Son Düzenleme: Mayıs 30, 2013, 05:01:08 ÖS Gönderen: enelsır »
enelsır


Mayıs 30, 2013, 05:29:43 ÖS
Yanıtla #1
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 1741
  • Cinsiyet: Bay


Yüreğinize sağlık.
Ben"O"yum,"O"ben değil...


Mayıs 30, 2013, 06:38:31 ÖS
Yanıtla #2
  • Forum ve Uye Yoneticisi
  • Aktif Uye
  • *****
  • İleti: 808
  • Cinsiyet: Bay

Bende bu konuyla ilgili çok güzel bir yazı yazmıştım bir tusla gitti

En derin kalbi duygularımla sizi kutlarım sayın enelsır.


Saygılarımla
2050 de Türkiye çöl olacak ! Ağaç dikin, ağaç diktirin....
Sayğıdeğer üyeler, forumla ilgili her türlü soru ve sorun için lütfen tarafıma başvurunuz.


Mayıs 30, 2013, 09:14:31 ÖS
Yanıtla #3
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 4164
  • Cinsiyet: Bay

Yüreğ,ne sağlık güzel insan


Bir dönem bende işlemiştim bu konuyu lakin ciddi anlamda sulandırılmıştı.
Daha bugün aydın ödemiş arasında bir dağ yolunu kullandım yol kenarı kiraz tarlaları alabildiğine kırmızı dağ kirazı işte canım çekti durdum tarlada bir köylü topluyordu,satarmısınız yoksa daldan başlıyayımmı yemeye dedim kendisi koparıp ikram etti ,bir poşet kiraz toplayıp onuda ikram etti parasını dahi ödetmedi bana,işte o yüce gönülleri olduğu için milletin efendisidir köylüler.

sn.enelsırım merak edipte bulamadığı şeyi bende yıllarca düşünmüşümdür Atamız nasıl ve neyi düşünerek yazdı bilemem amabenimde bir bildiğim var;

Meşhur bir söz vardır ya Kendini bil

insanın kendisini bilmesi için önce bu dünyayaya geldiği yeri tam bilmesi lazım oda toprak,işte köylününde aslında en iyi bildiği şeyde toprak bilmediklerinin gayrısında.
Toprağı bilen ve toprağa hakim olan efendi olur,aslında bu kadar basit.
topraktan nasıl can çıkıyor nasıl hayatlar yeşeriyor köylü bunu biliyor zahiride olsa biliyor iç manasını anlamasa bile biliyor,ya sen şehirli yani ben sadece yemeği biliriz gelir önümüze tüketiriz.
ÖZGÜRLÜK BİLE SAHİP OLMAK İÇİN SINIRLANDIRILMALIDIR.

EDMUND BURKE

Hayat Bizi Resmen Dört İşlemle Sınar. Gerçeklerle Çarpar, Ayrılıklarla Böler, İnsanlıktan Çıkarır ve Sonunda Topla Kendini Der.  leo


Kasım 10, 2016, 12:29:18 ÖS
Yanıtla #4
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 149
  • Cinsiyet: Bay

Atamızın cevabı...

""Türkiye’nin sahibi ve efendisi kimdir? Bunun cevabını derhal birlikte verelim: Türkiye’nin gerçek sahibi ve efendisi , gerçek üretici olan köylüdür. O halde, herkesten çok refah, saadet ve servete layık olan köylüdür. Binaenaleyh, Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümetinin iktisadi siyaseti, bu temel hedefi gerçekleştirmektir.

Efendiler! Diyebilirim ki bugünkü felaket ve sefaletin tek nedeni bu gerçeğin gafili bulunmuş olmamızdır. Filhakika; yedi asırdan beri dünyanın çeşitli bölgelerine sevk ederek, kanlarını akıttığımız, kemiklerini topraklarında bıraktığımız ve yedi asırdan beri emeklerini ellerinden alıp israf eylediğimiz ve buna mukabil daima horlayarak karşılık verdiğimiz ve bunca fedakarlık ve ihsanlarına karşı nankörlük, küstahlık, zorbalıkla uşak derecesine indirmek istediğimiz bu asli sahibin huzurunda bugün büyük utanç ve saygı ile gerçek duruşumuzu alalım. Efendiler! Milletimiz çiftçidir. Milletin çiftçilikteki mesaisini çağdaş iktisadi tedbirler ile azami ölçüye ulaştırmalıyız. Köylünün mesaisinin sonuçlarını ve faydalarını kendi menfaati lehine azami ölçüye vardırmak iktisadi siyasetimizin esas ruhudur. Binaenaleyh; bir taraftan çiftçinin mesaisini artıracak ve verimli kılacak malumat, vesait ve teknolojinin kullanımı ve diğer taraftan onun mesaisinin sonuçlarından azami istifadesini temin eyleyecek iktisadi tedbirlerin alınmasına çalışmak lazımdır. Şimdiye kadar mevcut olan yolsuzluk, çağdaş nakliye araçlarının yokluğu, mübadele usullerinin çiftçi aleyhine olması ve hükümet kanunlarının çiftçiyi koruyamaması gibi engellerin kaldırılması lazımdır. Bu noktada bilhassa tarım ürünlerimizi benzer ecnebi ürünlere karşı korumaya engel olmakla milletimizi bugünkü iktisadi sefalete mahkum eden mülga(kaldırılan) kapitülasyonların acıklı durumunu hatırlatmadan geçemem. Malumunuzdur ki, memleketimiz iktisadi teşkilat ve muhit itibariyle kuvvetli bir halde bulunmuyordu. Özel iktisadi sermaye de serbest rekabete dayanabilecek dereceye erişememişti. Tanzimatın açtığı serbest ticaret devri Avrupa rekabetine karşı kendini koruyamayan iktisadiyatımızı bir de iktisadi kapitülasyon zinciriyle bağladı. Teşkilat ve özel sermaye açısından iktisat sahasında bizden çok kuvvetli olanlar memleketimizde, bir de fazla olarak, imtiyazlı mevkide bulunuyorlardı. Temettü (kar) vergisi vermiyorlardı. Gümrüklerimizi ellerinde tutuyorlardı. İstedikleri zaman istedikleri eşyayı, istedikleri şeriat tahtında memleketimize sokuyorlardı. Bütün iktisat alanlarımızda bu sayede mutlak hakim olmuşlardı.

Efendiler! Bize karşı yapılan rekabet hakikaten çok gayrimeşru, hakikaten çok kahir(zorlayıcı, yok edici) idi. Rakiplerimiz bu suretle gelişmeye müsait sanayiimizi de mahvettiler. Tarımımızı de zarara uğrattılar, yıktılar. İktisadi ve mali gelişmemizin ve ilerlememizin önüne geçtiler.

Efendiler! Artık serbest ve müstakil bir hayata atılan Türkiye için, iktisadi hayatı boğmakta olan kapitülasyonlar mevcut değildir. Ve olamaz. İktisadi hayatımızın belirlenmiş hedeflere yönelmesi ve süratle ilerleme ve gelişmesi için kabul edilecek tedbirler arasında memleketimizde Avrupa rekabeti yüzünden mahvedilmiş ve şimdiye kadar ihmal edilegelmiş tarımsal sanayiimizi geliştirme ve çağdaş iktisadi araçlarla ile teçhiz etmeyi öncelikli olarak ele alacağız. Gerek ziraat ve gerek memleketin servet ve sağlık açısından önemi tartışmasız olan ormanlarımızı da çağdaş tedbirler ile güzelleştirmek, genişletmek ve en yüksek verimi elde etmek esas ilkelerimizdendir. İktisadi siyasetimizin önemli amaçlarından biri de genel çıkarları doğrudan doğruya alakadar olacak kurumlar ve iktisadi teşebbüsleri mali gücümüz ve fenniyemizin müsaadesi ölçüsünde devletleştirmedir.

...

Mali kuvvetimiz bugüne kadar olduğu gibi, dışarıdan borç almaksızın, fakirane olmakla beraber memleketi idare edecek ve hedeflerine ulaşacaktır.

Efendiler! Bugünkü kutsal savaşımızın amacı tam bağımsızlıktır. Tam bağımsızlık ise ancak mali bağımsızlık ile mümkündür. Bir devletin maliyesi bağımsızlıktan mahrum olunca o devletin bütün hayati alanlarında bağımsızlık felçlidir. Çünkü her devlet ancak mali kuvvetle yaşar. Mali bağımsızlığın korunması için ilk şart, bütçenin iktisadi bünye ile denk ve birbirine uygun olmasıdır. Binaenaleyh; devlet yapısını yaşatmak için dışarıya müracaat etmeksizin memleketin gelir kaynaklarıyla idare temini, çare ve tedbirlerini bulmak lazım ve mümkündür.""

TBMM Üçüncü Toplanma Yılı Açış Konuşmasından

(1 Mart 1922)
no one


Kasım 10, 2016, 12:38:55 ÖS
Yanıtla #5
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 149
  • Cinsiyet: Bay

Bir de Sofya da ateşemiliterlik vazifesindeyken kıyafeti nedeniyle kibar bir restorana alınmak istenmeyen Bulgar köylüsünün garsonlara Bulgaristan benim emeğimle doyuyor  cevabını çok beğenmiş, Türk köylüsü de böyle düşünmelidir kanaatini ifade etmiştir.
no one


Şubat 13, 2017, 02:51:02 ÖS
Yanıtla #6
  • Seyirci
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 107
  • Cinsiyet: Bay

Yüreğinize, kaleminize, dilinize, emeğinize sağlık çok güzel yazmışsınız.  :)
Öldükten sonra yaşamak istiyorsanız;
Ya okumaya değer şeyler yazın ya da yazılmaya değer şeyler yaşayın!


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
26 Yanıt
14697 Gösterim
Son Gönderilen: Temmuz 20, 2013, 12:35:15 ÖS
Gönderen: GOASISG
9 Yanıt
17403 Gösterim
Son Gönderilen: Eylül 16, 2011, 11:16:33 ÖS
Gönderen: AMON RA
19 Yanıt
10727 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 08, 2012, 09:45:54 ÖS
Gönderen: smyrnali
36 Yanıt
17647 Gösterim
Son Gönderilen: Temmuz 23, 2012, 10:20:17 ÖÖ
Gönderen: Masor1976
49 Yanıt
20267 Gösterim
Son Gönderilen: Eylül 29, 2014, 11:29:47 ÖÖ
Gönderen: ABCDEF
15 Yanıt
9049 Gösterim
Son Gönderilen: Nisan 07, 2015, 01:28:57 ÖS
Gönderen: _SplendouR_
8 Yanıt
7176 Gösterim
Son Gönderilen: Haziran 09, 2018, 12:28:29 ÖÖ
Gönderen: Tık-Tik-Tak
0 Yanıt
3234 Gösterim
Son Gönderilen: Ekim 30, 2010, 02:58:20 ÖS
Gönderen: karahan
15 Yanıt
11705 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 08, 2011, 05:35:53 ÖS
Gönderen: alcyone
11 Yanıt
9308 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 12, 2014, 04:25:08 ÖÖ
Gönderen: resurrected