Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: İllüminati, Araştırma ve Tartışma Platformu. (Part 1)  (Okunma sayısı 5697 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Haziran 28, 2013, 08:34:02 ös
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 323
  • Cinsiyet: Bay

Tamam İllüminati hakkında tam olarak ne biliyoruz ? Yada kim bunlar ? Ne iş yaparlar ? Ne oldular ? Neredeler ? Varlar mı ? Yoklar mı ? Güçlüler mi ?

Şimdi tüm bu sorular hepimizin mutlaka az çok, bir yada daha fazla düşünmüş olduğu sorulardır. Her şeyin ötesine geçebilen bir güç mü ? Bulmuş oldukları bir sır mı var ? Halen varlıklarını sürdürüyorlar mı ?

Forumda çeşitli teoriler üretenler oldu, çeşitli yorumlar katıldı. Masonlar ile tamamen bağdaşan bir örgüt olduğu söylendi, çok fazla kötülük işleyen bir topluluk olduğu nitelendirildi. Peki bunların hangi ne kadar doğru ?

Başlayalım mı ?

Elimizde neler var hadi hep birlikte bakalım...

1776 yılında kuruldular, bu tarih Amerikanın kuruluşuna aynı tarihe denk düşüyor. Ataları 11-12 yüzyıla uzanıyor. Ve 11-12 yüzyıl Tapınak şövalyelerinin varlığıyla kesişiyor. Şimdi Tapınak şövalyelerine el atmamız gerekiyor.

Tapınak şövalyelerini toplanan bir tarikat olarak düşünürseniz kesinlikle düşünmeden hareket ediyorsunuz. Tapınak şövalyeleri askeri bir topluluktur. FBI gibi yada zamanın SA askeri örgütü gibi düşünebilirsiniz. Hristiyan aleminin askeri güç niteliği taşıyan bu askeri gruptur. Kuruldukları süre zarfında her zaman Haçlı Seferlerinde yer almışlardır. Savaşlarda elde edilen ganimetlerle gittikçe daha güçlü ve sağlam temelleri oluşmaya başlamıştır. Askerlerin başlarında ki Lordları savaşlarda nam salmaya başlamıştır. Bu tarikat aynı zamanda güçlenen ekonomisi ile banka açmaya başlamıştır. (Bu arada tarihte ilk bankayı Yahudilerin açtığı söylenir)

Yahudilerin bankacılıkla çok haşır neşir olduğunun bir ayrı örneği ; Osmanlı da ilk bankayı da açanların Yahudiler olması gözüme çarpmadı değil. Şimdi Tapınakçıların neden yok olduğu konusuna gelelim. Savaşlarda hem zafere koşarak, hemde yaptığı yağmalarla uçsuz bucaksız servete kavuşan bu topluluk zamanla Papanın gücünü aşacak güce ulaşmıştır. Papa elbette bu duruma seyirci kalamazdı ve ölüm fermanını yayınladı. Böylelikle Tapınakçı avı başlamış oldu.

Şimdi gariptir ki bu kadar güçlü bir topluluğun, özellikle de ekonomik açıdan çok sağlam temelleri olan bu topluluğun tamamen yok olacağını düşünemiyorum. Birde askeri temelli bir yapılanma olduğunu da unutmamak gerek. Nasıl bu kadar çok güce kavuşmuş olduklarında çeşitli entrikalar da yok değil. O zamanlar Kudüse düzenlenen haçlı seferlerinde, Yahudi hahamların onlara çok gizli şeylerin öğretmesi de söylenir. Bu konulara geleceğiz.

Şimdi ekranı tekrar İllüminati'ye çevirelim. İllüminati, Türkçe anlamıyla aydınlanmış anlamına gelen topluluğun amacı aşırı özgür bir yaşam koşulu yaratmaktı. Neden aşırı özgür dedim  ? Çünkü özgürlüğe tamamen ulaşabilmek için bir takım şeylerin olmaması gerekir, bunlar ; Monarşi, din, cinsiyet ayrımları. Cinsiyet ayrımlarından kasıt ; eşcinsel, gay, lezbiyen vb...

Topluluğun kurucusu Adam Weishaupt, şimdi gözlerimizi biraz bu isime yöneltelim. Ve çok ama çok ince bir husus var. Kesinlikle çok dikkat etmeniz gereken bir husus. Weishaupt, Katolik hukuku konusunda Cizvit bir eğitimciydi. Cizvit nedir ? Cizvit en kısa adıyla İsa Tarikatı olarak bilinir, Türkçe adıyla İsanın askerleri. Şimdi burada ki ince husus Tapınak şovalyeleri ile eş değer bir anlam taşımasıdır. Hadi hatırlayalım, Tapınak şövalyeleri de Katolik kilisesinin onları kabul etmesiyle tam bir güç haline gelmiştir. Aynı zamanda Tapınak şövalyelerinin bir diğer ismi de İsa'nın Fakir Askerleridir. (Her ne kadar fakirdi bilinmez :) ) Unutmadan Masonların

Tapınak Şövalyeleri'nin kendi kıyafet ve kılıçları ile İskoç kralı Robert Bruce'un yanında savaştıklarını da ileri deki konularımda işleyeceğiz. Konumuza girelim :)

Yani İllüminati ile Tapınak şovalyelerinin kökenleri birbiri ile bağlanıyor nitelikte. Aynı görüşlere sahip, aynı kişiye hizmet eden bir topluluk. Peki Weishaupt tek başına mı hareket ederek bu gizli topluluğu kurdu ? Elbette hayır, beraberinde Heinrich Feder ile bu yola başladı. Heinrich Feder felsefe felsefe profesörüdür. Bir Üniversitede eğitim yaptırtmaktadır. Bu nedenle peşinden bir çok öğretim üyesini getirmesi de büyük bir olasılık. Tamamen düşünür, bilgeli insanların bulunduğu bu topluluk gerçekten çok iyi planlar çizergesinde hareket edecektir.

Nerede kalmıştır ?

Şimdi eğitim üyeleri ile yola başlayan bu gizli topluluk daha sonra Brunswick dükü Ferdinand ve diplomat Franz Xaver von Zwack gibi pek çok önemli isim, entelektüel ve politikacı kendilerini grup üyesi saydı. Unutmadan ince bir ayrıntıyı masamıza sermeden yapamayacağım.  Aydınlanma Çağının bir kolu olarak özgür düşünceyi temel edinmiş üyelerden oluşan topluluk masonluğu model aldı. Biliyorsunuz Masonların açıkça kuruluş tarihine yakın bir zamandalar. Durun, burada ki ince ayrıntı şu ;  Üyeler her biri farklı derecelere sahip olmak üzere üç ana sınıfa ayrıldı ve pek çok İllüminati grubu var olan Masonik loca üyeliklerini iptal etti. Bana göre Mason Locaları her iki toplulukla bir kişinin yer almasına karşıydı ve üyeleri gruptan çıkarttı.

Çıkan sonuç ; Şimdi topluluğumuza bakalım. Eğitimcileri, diplomatları, asilleri, politikacıları içinde barındırıyor. Böylelikle bulunduğu devlette gerçekten de güçlü kökler salabilir, bir çok alanda istihbarat sahibi olabilir, hatta eğitim şeklini hafiften oynatabilir.
şİ
Topluluğum neredeydi ? Topluluğumuz Bavyera'da. Şuan Almanyanın bir eyaleti. Topluluğumuz kısa sürede güçlenmeye başlamıştı. Şimdi büyük Teorime başlıyoruz. Tarihi bazı bilgiler Bavyeranın yönetimini Karl Theodor almasıyla tüm gizli topluluklar kapatıldı olarak belirtilir.

Karl Theodor ve İllüminatinin ''sözde'' kapatılma tarihine gözlerimizi çevirelim.

Karl Theodor tahta geldiğinde çok yaşlıydı. Theodor tahta geldiğinde etrafta savaş vardı. Bu savaş Bavyera Veraset Savaşıdır. Bu savaşın başlama ve bitiş tarihi Temmuz 1778 – Mayıs 1779. İllüminatinin kuruluş ve kapanış tarihi 1 Mayıs 1776 - 1785... Karl Theodor savaştan bir yıl önce yani 1777 yılında  İllüminati dahil bütün gizli toplulukları yasakladı. Bu yasaklanma bana nedense Atatürk'ün Mason Localarını kapattırmasını hatırlattı. Acaba Karl Theodor İllüminati'nin savaşta zarar görmemesi için böyle bir şey mi yaptı ? Ayrıca Karl Theodor dindar birisiydi. Neden İsa'nın askerlerine engel olsun ? Ayrıca kurucusu Weishaupt tam bir Katolik düşkünüydü.

Bu ilk bölümümü burada kesiyorum ve Part 2'de bir çok entrikaya, olaya, konuya, tarihi uzanacağız, Bakalım nerelere gideceğiz. Yorumlarınızı bekliyorum.

Tartışma açılmıştır.

Saygılar...
« Son Düzenleme: Haziran 28, 2013, 08:37:05 ös Gönderen: Ares »
Dünya üstündeki en üstün yaşam formu olduğumuza ama yine de sözcüklere sığmayacak kadar mutsuz olduğumuza,çünkü başka hiçbir hayvanın bilmediği şeyi,ölmek zorunda olduğumuzu bildiğimize dair bir ironi


Haziran 28, 2013, 09:52:45 ös
Yanıtla #1
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 323
  • Cinsiyet: Bay

Şunu da belirteyim Karl Theodor hakkında elimde Türkçe kaynak olmadığı için az çok zorluk çekiyorum.


Not: İngilizcesi olan üyelerimiz yardım etmek isterlerse çok memnun kalırım.

Saygılar...
« Son Düzenleme: Haziran 28, 2013, 09:57:06 ös Gönderen: Ares »
Dünya üstündeki en üstün yaşam formu olduğumuza ama yine de sözcüklere sığmayacak kadar mutsuz olduğumuza,çünkü başka hiçbir hayvanın bilmediği şeyi,ölmek zorunda olduğumuzu bildiğimize dair bir ironi


Haziran 29, 2013, 10:51:16 öö
Yanıtla #2
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7281
  • Cinsiyet: Bay


Sayın Ares, Illuminati konusunda yeni bir başlık açmış.

Akademik ya da en azından bilgiye dayanan bir tartışma-paylaşım girişimi. Bu konuda çok yanlışlar yapıldığı, bilgisizce görüşler ileri sürüldüğü için ilgi çekici…

Fakat şu ilgi çekiciliği artırmak için renklendirmelere gerek yok bence. İlgilenen, renklenmese de okur, ilgilenmeyen ya da bunu yozlaştırmaya girişecek olan hiçbir vurgu yapılmasa da kendi yolunda gider.

Umarım bu başlık yozlaştırılmaz çünkü yozlaştırılırsa ben burada olmam.

Önce şunu belirtmekte yarar var. “Illuminati” sözcüğünün ilk harfi “İ” tarzında yazılmamalı. Çünkü özgün dilde büyük harf İ yoktur; “I” harfi küçük harf “i”nin büyüğüdür. Bunu Arial gibi düz bir karakter ile yazarsak sorun çıkıyor. O nedenle bir başka karakter benimsemeli.

Şimdi…

Sayın Ares diyor ki Illuminati 1776 yılında kurulmuştur.

Hayır!... Yanlış!... 1776 yılında kurulmuş olan Sayın Ares’in de belirtmiş olduğu, Adam Weishaupt’un Bavarische Illuminaten (Bavyera Aydınnlanmışları) adlı örgütünün kuruluş ya da organizasyon tarihidir. Illuminati örgütleri ondan önce de vardır. Dolayısıyla, eğer bir tarihsel irdeleme yapılacak ise önce daha öncesine gitmeli, örneğin Avinyon Ayrdınlanmışları (Illumines d’Avignon) adlı örgütten söz etmeli. Ondan söz edilince daha öncesine de gitmek gerekecek.  Gidebiliriz de...

Ancak tüm bunlara başlamadan önce Sayın Ares’in yazısındaki bazı yanlışlara işaret etmekte yarnar var. Bunun nedeni de, bir yazıdaki tek bir yanlışın bile diğer anlatımları güvensiz kılması.

Ben Sayın Ares’in bu yazısının güvenilir olmasını dilerim. Konuda kişisel bir yön yok; sadece yazıdan söz ediyorum. Kendimce yanlışları belirteyim. Uyuşursak devam edelim. Uyuşmazsak, bu çalışmayı bir süre için bir yana bırakıp, yana kaçarak doğruyu bulalım. Akademik nitelikli bir paylaşım böyle yapılır.

Baştan alırsak;

“bu tarih Amerikanın kuruluşuna aynı tarihe denk düşüyor”

Böyle bir spekülasyona ne gerek var?... Aynı tarihte oluşmuş başka olaylardan da söz edebiliriz.  Öyle Amerika’ya falan gitmeye gerek de yok. Ben size 1776 yılında Fransa ve Almanya’da meydana gelmiş birçok olay sayabilirim isterseniz. Kaldı ki Adam Weishaupt’u bu girişimi birkaç yıl önce ya da sonra da başlayabilirdi. O zaman da bir başka tarih ile mi ilişkisi kurulacaktı? İlişkili tarihler elbette vardır ama bu değil. Eğer bir ilişki kurulacaksa, bunun politik ya da toplumsal bağlantısı ortaya konmalı. Böyle bir bağlantı var mı?

“Ataları 11-12 yüzyıla uzanıyor. Ve 11-12 yüzyıl Tapınak şövalyelerinin varlığıyla kesişiyor.”


Ataları 11-12 yüzyıla uzanan kim? Illuminati mi? Bu bir aile değil ki atalarının öyle bir uzantısı olsun. Kaldı ki bu konunun Tapınak Şövalyeleri ile ne ilgisi var? Ayrıca 11. yüzyılda Tapınak Şövalyesi diye bir şey yoktu. O örgüt, 12 yüzyılın ikinci çeyreğinde oluşmaya başlar. Üstelik bırakın ilişki ya da bağlantıyı, hiçbir benzerlik de yoktur. Bir benzerlik var mı?

“Kuruldukları süre zarfında her zaman Haçlı Seferlerinde yer almışlardır”

Burada da Tapınak Şövalyelerinden söz ediliyor… Hayır! Yanlış. Tapınak Şövalyelerinin ilk örgütlenişi Birinci Haçlı Seferi’nden sonradır. Urfa üzerine yapılmış İkinci Haçlı Seferi ile bir bağlantıları olmamıştır. Her ne kadar Üçüncü Haçlı Seferi’nde Kral Richard bir Tapınak Şövalyesi tuniği giymişse de, Tapınak Şövalyeleri’nin bu sefere katkıları da pek zayıftır çünkü bunun az öncesinde Salâhaddin Eyyubî, Tapınak Şövalyeleri’ni Hattin Savaşı’nda perişan etmiştir. Tapınak Şövalyeleri’nin kendi aralarında da sorunlar doğmuştur.
(Burada ayrıntılara girersek, çıkamayız.). Dördüncü Haçlı Seferi Bizans’ta biter. Geri kalan dördü ise fasa fisodur ve Tapınak Şövalyeleri ile bağlantıları yoktur.

Şimdi Sayın Ares’e soralım: Bunlar doğru mu, yanlış mı?

“Savaşlarda hem zafere koşarak, hemde yaptığı yağmalarla uçsuz bucaksız servete kavuşan bu topluluk”

Hâlâ Tapınak Şövalyelerinden söz ediliyor. Hangi savaşta nasıl bir zafer kazanmışlar? Nerede yağma yapmışlar?... Uçsuz bucaksız bir servet edindikleri doğru ama bunun kaynağı savaş, yağma falan değil, 13. Yüzyılda tüm Avrupa ekonomisini ellerinde tutmalarıdır. Bu da başlı başına bir anlatı konusudur. Öyle değil mi?

“O zamanlar Kudüse düzenlenen haçlı seferlerinde, Yahudi hahamların onlara çok gizli şeylerin öğretmesi de söylenir.”


Bir garip varsayım… Kudüs’e düzenlenen iki haçlı seferi var. Birincisi 1099, Godfroi de Bouillon’iun zaferi. İkinciyi geçelim, Urfa ve Şam fiyaskosu. Üçüncüsü 1189, Kral Richard ve 2. Philippe. Birinci ve üçüncü seferlerde Yahudilerin esamisi okunmaz. Kudüs’ün her iki seferi gerektiren egemeni Müslümanlardır. Yanlış mı?  Hani Tapınak Şövalyelerinin  Müslümanlardan ya da Dürzilerden falan çok şey öğrenmiş oldukları söylense neyse… O tarihlerde Kudüs ve dolaylarındaki Yahudi nüfusu kaç kişi ki?

Sayın Ares bu noktadan sonra Illuminati’ye dönmüş. Tamam, biz de dönelim. Ancak önce bu noktaya kadar olan konular üzerinde anlaşalım.


Bu arada… Şayet Sayın Ares sadece Türkçe kaynaklardan yararlanabiliyorsa işimiz zor. Çünkü bu konular üzerinde tek tük Türkçe kaynakta doğru dürüst bilgi bulunabilir. Birçoğu Batı dillerinde yazılmış saçma sapan, çoğu komplo teorileri ve sansasyonlar üzerine kurulu kitapların amatör çevirileridir. Sayın Ares dilerse bir de kaynaklarının listesini versin; onların üzerinden bir geçelim. Niteliklerini belirleyelim. Gerekirse eklemelerde bulunalım. (Karl Theodor hakkında bilgi kolay ama konuyla bağlantısı kapsamında pek önemli bir kişi de değil. Bavyera Tarihi’nde bir başka açıdan önemli sayılabilir. Fakat ona Sayın Ares’in yapmış olduğu BİR DEHŞETLİ YANLIŞ nedeniyle değinmemiz gerekecek.)


ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Haziran 29, 2013, 12:55:14 ös
Yanıtla #3
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 501
  • Cinsiyet: Bay

Sayın Ares iyi niyetle bir başlık açmış. İyi de etmiş. Dilerim amacına ulaşır.

Öte yandan Sayın ADAM'ın değindiği konuyu dağıtmama konusuna da dikkat edilirse güzel bir paylaşım olur.

Fakat girizgah olarak ben de Sayın ADAM'la benzer kaygılar duyuyorum. Örneğin şu yazıda bir yanlışın, bütünün güvenilirliğini etkileyeceği konusu.Bu konuda Sayın ADAM'a katılırım.

Kendimce benim de gördüğüm dehşetli yanlışlar var. Mesela Atatürk'ün Mason Localarını kapatmış olduğu biligisi. Bu tamamen yanlış bir bilgidir. Bunu anlamak için o dönemi ve o dönem de neler olduğunu iyi okumuş ve anlamış olmak gerekir.

Bunları Sayın ADAM'ın dediğince daha sonraya bırakalım...
enelsır


Haziran 29, 2013, 03:17:44 ös
Yanıtla #4
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 323
  • Cinsiyet: Bay

Sayın ADAM.

Benim forum büyüklerimden, yazımlarını en çok takip ettiğim ve benim içten içe saygı gösterdiğim birisi.

Tapınak şövalyeleri hakkında ki yanlışlarımı belirttiğiniz için çok teşekkür ederim. Birinci haçlı seferinden sonra Kutsal Toprakları bolca ziyaret etmeleri beynime kazındığı için kritik hatalara yelken açmışım. Ayrıca ganimetten ziyade Kutsal Topraklarda kazandıkları mali güçle çok güçlü oldular. Öyle ki ilk çek sistemini buldular. Bu hatalarımı 2.bölümde düzeltme girişimine başladım.

İngilizce çeviri Türkçe kaynaklardan yararlanıyorum. Ayrıca her türlü yardım etmek isteyen kişilere açığım. Kaynak sunmamı istemişsiniz. Fotoğraf çekeyim, şuanlık bunlarla idare ediyorum ve katkıda bulunanlar kısmında uçsuz bucaksız profesörün bulunduğu ansiklopediler. Hemen şöyle göstereyim ;



Dünya üstündeki en üstün yaşam formu olduğumuza ama yine de sözcüklere sığmayacak kadar mutsuz olduğumuza,çünkü başka hiçbir hayvanın bilmediği şeyi,ölmek zorunda olduğumuzu bildiğimize dair bir ironi


Haziran 29, 2013, 03:23:04 ös
Yanıtla #5
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 323
  • Cinsiyet: Bay

Sayın enelsır...

Atatürk hakkında söylemiş olduğum ve vermiş olduğum yazımdan dolayı hoşnut değil. Ayrıca bir yanlış olduğunu belirtmiş. Şöyle ki bana doğrusunu kanıtlarsanız bende bu yanlışı düzeltebilirim. Ayrıca kapatmış olmasından ziyade öyle gözükmesi için bir takım girişimlerde bulunduğu kanısındayım.

Ben en iyisi size Sayın Mason'un bir zamanlar forumda vermiş olduğu yazıyı göndereyim

1935’de Atatürk Masonluğu kapattı mı?

Atatürk Masonluğu kapatmadı. 1935 yılında, Masonluğun kapanışından hemen önce, Meclis Başkanı Kâzım Özalp Paşa, 6 bakan ve 60’ın üzerinde milletvekili Masondu. İçişleri Bakanı Şükrü Kaya Kardeşin, Nazi ve Komünist ideolojilerinin her ikisinin de ülkelerinde tantana ile Masonluğu kapattıklarını, bazı güçlerin Türkiye’de de Masonluğun kapatılmasını arzu ettiklerini, Halk Evleri’nin dışında, Türk Ocakları dahil olmak üzere tüm derneklerin kapatıldığını, bu durumda artık Masonluğun dernek olarak kendi kendini kapatmasının zamanı geldiğini söyleyince, Masonluk da kapanma yolunu seçti. Ancak Yüksek Şûra çalışmaya devam etti, hattâ kapanış döneminde 3 yeni Loca kurdu. O tarihlerde MİT’in bunu bilmemesi imkânsızdı. 1948’de Masonluk yeniden faaliyete geçince, zamanında kanunla kapatılmadığı için, mahkeme kararı ile eski gayrı menkullerine yeniden kavuşabildi.
Dünya üstündeki en üstün yaşam formu olduğumuza ama yine de sözcüklere sığmayacak kadar mutsuz olduğumuza,çünkü başka hiçbir hayvanın bilmediği şeyi,ölmek zorunda olduğumuzu bildiğimize dair bir ironi


Haziran 29, 2013, 03:29:44 ös
Yanıtla #6
  • Seyirci
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 4170
  • Cinsiyet: Bay

Sn.Ares'in 16 yaşı ile bu merkını yanyana koyup aralrında bir bağ kurabilsem bende ktkı yapmaya çalışacağım ama inanılır gibi değil,yaşıtları ps.oynarken ares tapınak şövalyelerini ve illimünatiyi merak ediyor ne diyelim tebrik etmek lazım.Kaynak olarak ben bu kardeşime Murat ayfer özgenin kitaplarını önereyim o zaman onlardan faydalansın.

Gizli bu tip örgütler dünyanın herneresinde olursa olsun illegaldir,legal olanlarına ise biz devleti yönetenler yani hükümet diyoruz ,onları yönetenlerede eğer hakikaten varsa illüminati diyorlar komik ama herkesin inandığı bu.

sevgiler.
ÖZGÜRLÜK BİLE SAHİP OLMAK İÇİN SINIRLANDIRILMALIDIR.

EDMUND BURKE

Hayat Bizi Resmen Dört İşlemle Sınar. Gerçeklerle Çarpar, Ayrılıklarla Böler, İnsanlıktan Çıkarır ve Sonunda Topla Kendini Der.  leo


Haziran 29, 2013, 03:34:20 ös
Yanıtla #7
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 323
  • Cinsiyet: Bay

Sayın Karahan.

Öncelikle önerdiğiniz kaynak için teşekkür ederim. Çıkıp kitapçılarda bir bakayım. Yaşıma gelirsek, en son ne zaman merhaba demişim ve şimdi yaşım kaç ona şuradan ulaşabilirsiniz.

http://masonlar.org/masonlar_forum/index.php/topic,14773.10.html#quickreply



Cevaptan ayrı bilgi

Not: Konunun saptırılmamasını özellikle istek yapıyorum.
« Son Düzenleme: Haziran 29, 2013, 03:44:19 ös Gönderen: Ares »
Dünya üstündeki en üstün yaşam formu olduğumuza ama yine de sözcüklere sığmayacak kadar mutsuz olduğumuza,çünkü başka hiçbir hayvanın bilmediği şeyi,ölmek zorunda olduğumuzu bildiğimize dair bir ironi


Haziran 29, 2013, 03:39:39 ös
Yanıtla #8
  • Seyirci
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 4170
  • Cinsiyet: Bay

Pardon sn.ares 17 yaşında olmuş
Yaşı gereği latifemi anlayamamış sanırım,ben ona iltifat etmiştim halbuki ne kadar hoşturki bu yaşta öğrenme merakı ile bilginin peşine düşmüş dediğim budur ama genç kardeşim anlayamamış/zaten anlayamadığı içinde not yazmış konunun saptırılmamasını arz etmiş.

not:söz sn.ares konunuzu saptırmamıştım/saptırmayacağımda.
ÖZGÜRLÜK BİLE SAHİP OLMAK İÇİN SINIRLANDIRILMALIDIR.

EDMUND BURKE

Hayat Bizi Resmen Dört İşlemle Sınar. Gerçeklerle Çarpar, Ayrılıklarla Böler, İnsanlıktan Çıkarır ve Sonunda Topla Kendini Der.  leo


Haziran 29, 2013, 04:21:45 ös
Yanıtla #9
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7281
  • Cinsiyet: Bay


Ben bu konu başlığı altında Sayın Ares'in ilk yazdıkları üzerine eleştirilerime devam edebilirim.

Devam etmeyebilirim de...

Devam edebilmem için sayın Ares'in benim eleştirilerimin teker teker her birine katıldığını, katılmıyorsa niçin katılmadığını belirtmesi gerek. Burada oyun oynamıyor ve ciddi bir konu tartışıyorsak, bunu olabildiğince akademik yapmalıyız.

Bu arada şunu da belirtmeliyim ki, bu işler Sayın Ares'in o resmini verdiği ansiklopediyle falan olmaz. Ansiklopediler sbadece belirli bir kültür düzeyindeki kişilere özet bilgiler verir. Böyle çalışmalar için araştırma kitaplarını, üniversitelerdeki çalışmaları, ilgili dergilerdeki tezleri referans almak gerekir. Belki Sayın Karahan'ın sözünü ettiği Murat Özgen Ayfer adlı ünlü araştırmacı yazarımızın Tapınakçılar Siyonistler ve Masonlar adlı kitabına, Cihangir Gener'in Ezoterik ve Batıni Doktrinler Tarihi adlı kitabına, Mehmet Nezih Öz'ün Tampliye Şövalyeleri adlı kitabına, Michael Baigent ve Richard Leigh'in Türkçeye çevirileri yapılmış kitaplarına bakmak gerekir. Fakat yetmez. Kitap haline getirilmemiş,yararlanılabilecek kaynaklar da vardır. Örneğin Mimar Sinan gibi mason dergileri vardır ki bu gibi konularda dehşetli bilgi sağlar. Ayrıca bu işi araştırmak için en azından okuduğunu anlayabilir düzeyde İngilizce ya da Fransızca bilmek gerekir. (Almanca ne yazık ki pek elverişli olmayabiliyor ama o da olsa yeter.)

Burada görüşlerle, kanaatlerle falan davranılamaz. Bilgi gereklidir. Örneğin "Kanaatimce Atatürk şöyle demiş ve böyle yapmıştır." denilemez. Ya demiş ve yapmıştır ya da öyle bir deyişi yoktur ve yapmamıştır. Bunun bilgisi ve belgesi vardır. Bu konuda yayınlanmış kaynak kitaplar vardır. Bu nedenle, gerçi ben sonraya bırakmıştım ama birisi çıkıp da Türkiye'de Atatürk'ün Masonluğu kapattırmış olduğunu söylemesi durumunda bunu belgelemesi, kanıtlaması gerekir. Bu işler öyle kuru iddialarla, antimasonik kitaplardaki yaygaralarla, tahminlerle, sezgilerle falan olmaz.

Fakat Sayın Ares'in DEHŞETLİ YANLIŞI bir başkadır. Eğer devam edecek olursak, ona da geliriz. Adım adım gidelim.

Önce Sayın Ares'in benim ilk aşamada dediklerime yanıt vermesi gerekiyor.

Bunu yapmak istemeyebilir. Bu çalışmanın sonrasına devam etmek de istemeyebilir. Devam edeceksek bu işin ciddi bir iş olduğunu bilelim ve ona göre devam edelim.

   

   
ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
0 Yanıt
2034 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 16, 2007, 03:39:22 öö
Gönderen: MASON
2 Yanıt
10195 Gösterim
Son Gönderilen: Temmuz 11, 2007, 08:47:28 öö
Gönderen: MASON
16 Yanıt
6652 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 23, 2008, 09:38:17 öö
Gönderen: Prenses Isabella
2 Yanıt
5048 Gösterim
Son Gönderilen: Nisan 23, 2011, 11:30:11 ös
Gönderen: darkshadow
11 Yanıt
5343 Gösterim
Son Gönderilen: Haziran 28, 2013, 07:03:19 ös
Gönderen: Ares
0 Yanıt
1055 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 23, 2015, 12:49:44 ös
Gönderen: propulsion
25 Yanıt
4311 Gösterim
Son Gönderilen: Aralık 05, 2018, 02:13:29 ös
Gönderen: Venus
1 Yanıt
1246 Gösterim
Son Gönderilen: Ağustos 25, 2015, 09:50:55 öö
Gönderen: Melina