Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Dönem ve Kostümler  (Okunma sayısı 6047 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Temmuz 09, 2013, 07:12:43 ÖS
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 864
  • Cinsiyet: Bayan

Barok Dönemi (Felsefesi) nin Kostümlere Yansıması
 
Barok düşüncesinin oluşumunda ve gelişiminde şüphesiz Otuz yıl Savaşları’nın etkisi büyüktür. Otuz yıl savaşları diye anılan mezhep kavgaları tüm Avrupa’yı etkilemiş ve Barok devrinin belirleyicisi olmuştur. Bu dönemde, Rönesans devrinde başlayan sosyo-ekonomik gelişmenin yerine duraksamanın ve geri kalmanın hüküm sürdüğü görülmektedir.



Barok çağında prensler güçlerini din ile birleştirmişler ve bu durum da yeni mutlakiyet rejiminin Reformasyon’un prenslere ve hükümdarlara kazandırdığı güç, Protestanlık mezhebinin yapıcılarının himayeleri altına girmelerinin nedenlerindendir. Bu dönemde din ve siyaset eleledir. Katolik kilisesi de mutlakiyet rejimiyle benzer özelliklere sahiptir. Katolik mezhebi yaptıklarını ve geleneklerini insanların kalple anlamalarını istiyor ve keyfiliğin kiliseye herhangi bir zararının olmayacağını düşünerek düzenleyici akla önem veriyordu. Mutlakiyet rejimi de aynı şekilde uygulamalar içindeydi; sadece farklı olan hedeflerdi. Mutlakiyet bu dünyayla ve devletle ilgileniyordu; öte yandan Katolik mezhebi ise öte dünyayla ilgiliydi ve öte dünyada mutluluk vaad ediyordu. İşte böyle bir mücadele içinde imparator öne çıkıyor, Katolik mezhebinin güçlenmesiyle imparatorlar da güçleniyor, tüm kudreti kendilerinde görüyorlardı. Barok devri işte böyle bir üsluba sahipti.



(İtalya)

Bu dönemde prensler ve soylular sahip oldukları kudreti ihtişamlı, şatafatlı, şanlarına yakışır bir şekilde göstermek eğiliminde olmuşlardır. Bu şatafatlı, süslü, görkemli görünme isteği tüm sanat dallarında ve tüm devir boyunca kendini göstermiştir. Saraydaki şairler, ressamlar, müzisyenler bağımsız olarak eserlerini icra edemiyorlardı. Barok sarayları, havuzları, süslü ağaçları, insanı büyüler nitelikte ve muazzam şekilde yapılıyordu. Ayrıca görkemli duvar ve tavan işlemeleri, Tanrı ve mitoloji konulu resimler kralın şanının ve ihtişamının sanata yansımış şekliydi. Tabiatı örtmek ve onun üstüne yeni bir şeyler inşa etmek hevesi vardı. Süs, gösteriş ve ihtişam kıyafetlere de yansımış, barok devri kıyafetleri zengin etekler, geniş kenarlı şapkalar, uzun peruklar şeklindeydi.



(İtalya)

Bu dönemde diğer dönemlerden farklı olarak akıl, duygu, din, korku ve sevinçler bir aradadır. Barok insanı her ne kadar şaşaalı bir görünüme bürünse de onu kötümser ve karşıt düşünceler içinde olan bir devrin insanı olarak görmek ve değerlendirmek yanlış olmaz. Çünkü barok insanımezhep kavgalarından etkilendiği için bu modele bürünmüştür. Otuz yıl savaşlarının etkisiyle hayatın geçiciliği bilincine varmış ve 11. yüzyıldaki gibi “memento mori”(ölümü hatırla) düşüncesi hayata hakim olmuştur. Diğer yandan içine düşmüş kaosu yeniden düzenlemek amacıyla akıl bu devirde önemli bir yer teşkil etmiştir. Paskal, Descartes, Newton bu devrin önemli bilim adamlarıdır. Dağınık, parçalanmış bir kültür ve dünya görüşüne sahip olan barok insanı hem bu dünya hem de öte dünya inancıyla iç içe yaşamıştır.



(İtalya)

Bir yandan otuzyıl savaşlarının da etkisiyle dünyanın acılarından ve eziyetlerinden bırakarak dine yönelen insan(memento mori-ölümü hatırla düşüncesi), diğer taraftan da bu dünyanın kötülüklerinden kurtulmaya çalışan, dünyanın tadını çıkaran, gününü gün eden insan (carpe diem-gününü gün et düşüncesi) bu dönemde iç içedir. Bu döneme özgü eser ve yapıtlarda bu karşıtlığı ve üslubu rahatlıkla fark edebiliriz.



(İngiltere)

Barok Avrupa’da yaygınlaşan sanatta bir anlatım biçimidir. Barok kelimesi, Portekizce düzensiz inci anlamına gelen barroco sözcüğünden türemiştir. Barok sözcüğü, birbirinden ayrı iki şeyi tanımlar; sanat tarihinde, Rönesans ile klasikçilik arasında kalan bir dönemi ve bütün çağlarda verilmiş bazı eserlerin tarzı. Başlangıcı ve bitişi için kesin bir tarih verilememekle birlikte 16. ve 18. yüzyıllar arasında oluşup şeklini almış bir dönemdir. Mimarlık, müzik, resim ve heykelin etkileyici temalar altında birleştirilmesi amacını güder. Abartılı hareket duygusu ve net gözüken detayları ile dönemin müzik ve edebiyatında da kendini gösterir. Yoğun bir etki bırakan bu anlatım biçimi kendi alanında fazla eser verildiğinden bir dönem adı olarak anılmaya başlanmıştır.
 


(Fransa)

1600′lerde Roma’da kilise etkisinde doğmuşsa da tüm Avrupa’ya yayılmıştır.
 Bu dönemde prensler ve soylular sahip oldukları kudreti ihtişamlı, şatafatlı, şanlarına yakışır bir şekilde göstermek eğiliminde olmuşlardır. Bu şatafatlı, süslü, görkemli görünme isteği tüm sanat dallarında ve tüm devir boyunca kendini göstermiştir. Tabiatı örtmek ve onun üstüne yeni bir şeyler inşa etmek hevesi vardı. Süs, gösteriş ve ihtişam kıyafetlere de yansımış, barok devri kıyafetleri zengin etekler, geniş kenarlı şapkalar, uzun peruklar şeklindeydi.

1600′lerde Roma’da kilise etkisinde doğmuşsa da tüm Avrupa’ya yayılmıştır.
 Bu dönemde prensler ve soylular sahip oldukları kudreti ihtişamlı, şatafatlı, şanlarına yakışır bir şekilde göstermek eğiliminde olmuşlardır. Bu şatafatlı, süslü, görkemli görünme isteği tüm sanat dallarında ve tüm devir boyunca kendini göstermiştir. Tabiatı örtmek ve onun üstüne yeni bir şeyler inşa etmek hevesi vardı. Süs, gösteriş ve ihtişam kıyafetlere de yansımış, barok devri kıyafetleri zengin etekler, geniş kenarlı şapkalar, uzun peruklar şeklindeydi.



(Fransa)

Coco Chanel



(Coco Chanel, 1920)

Coco Chanel 19 ağustos 1883 doğumludur.Öksüz kalıp yurtta büyümüş ve manastırda kaldığı zaman kaçıp barlar da şarkı söylemiştir.Coco lakabı ise söylediği bir şarkıdan kalmaktır.Gerçek adı Gabrielle Bonheur ama lakabı Matmazeldir.Bayanların korseler giydiği göğüslerin kabartıldığı ve şişik elbiseler giydiği o dönem de Coco ilk sigara içen, ilk saçlarını kesen ve ilk pantalon giyen kadın oldu.



Coco Chanel beyaz olmanın soyluluk olduğu dönem de ilk yanık tenli dolaşarak bu akımı başlatmıştır.1900larda Fransa da kadın haklarını savunmuştur.Lise dönemlerinde terzinin yanında çalışmaya başlamıştır. Moda hakkındaki ilk deneyimlerini orda oluşturmuştur.



Coco Chanel Orjinal Tasarımı (1933)

Moda dünyasına adım atarken ki ilk dükkanı şapka üzerine oldu.1914 te kendini butik dükkanını,1917'de yanında 300'den fazla terzi çalıştırıyordu. Kadın pijamalarını lanse ettikten 1 yıl sonra Paris'te 1919'da bir moda salonu açtı.
 
1914 yılında Coco çok farklı bir kadın modeli oluşturdu.Erkek çocuğuna benzeyen ama dişi olan stildi.Saçları da bu moda için kısacıktı.İlk önce bu akım moda dünya tarafından benimsenmedi. Benimsemeyenler yavaş yavaş kapandı.Dünyadaki bayanlar ise bu akımı çoktan uygulamaya başlamıştı.



Modacı, 1925′te Westminster Dükü ile nişanlandı. 1 yıl sonra da ”küçük siyah elbise” olarak nitelendirilen kreasyonuyla dünya çapında ünlenen Coco Chanel, 1932′de iç mimar Paul Iribe ile evlenmeye karar verdi. Iribe, planlanan düğünlerinden kısa bir süre önce ölünce, basın Chanel’e ”La Grande Mademoiselle” ismini verdi.
 


Coco Chanel beyaz çiçekleri çok sevdiği için müze olarak kullanılan evinin her tarafı beyaz çiçeklerle çevrilidir.Chanel ilk defilesini ayın 5′inde yaptı.Ertesi gün bütün dergiler Chanel’ın defilesinden söz etti.İşte Chanel’ın uğurlu 5 rakamı burdan geliyor.Bütün koleksiyonlar ayın 5′inde gerçekleşir .
 
1940 ta tahtını Dior’a kaptırmak üzeredir.Chanel no 5 üzerinden bütün geçimini sağlar çünkü ekonomik krizden çok etkilenmiştir bütün mağazalarını kapamaya başlamıştır.Ama Chanel 70 yaşında yeniden tekrar moda dünyasına geri gelir.Koleksiyonunu tanıtır.87 yaşında hayata gözlerini kapar.



Gabrielle Chantel, Fransa’da ve dünyada kadın giyimini değiştirdi. Hatta, kadına hayatta biçilmiş rolün de sınırlarını genişletmeyi başardı kendi çapında. Yetimhanede büyümüş, fakir bir kız çocuğu, dünyaca ünlü bir modacı oldu. Kadınların kendilerini daha ince gösterebilmek için korse takarak ölümüne mücadele verdikleri; elbise ve şapkalarını çiçeklerle, tüylerle, inci ve altın takılarla aşırı süsledikleri; asalet ve zenginliklerini böyle kanıtladıkları, çalışıp kendi ayakları üzerinde duramadıkları için erkeklerin beğenisini kazanmaktan başka seçeneklerinin olmadığı bir zamanda (1900’lerin başları)
 


Coco sade, rahat ve daha az feminen giysileri tercih etti. Sonunda kadınları da kendi modasına çekmeyi başardı. Bunda şüphesiz kadının toplumda değişen rolünün de etkisi vardır.

Cumhuriyet Dönemi



Şapka Kanunu28 Kasım 1925 tarihli ve 671 No'lu Şapka Giyilmesi Hakkında Kanun. Mustafa Kemal Atatürk ülke halkını her alanda çağdaş ve uygar düzeye çıkarabilmek için değişiklikler tasarlarken, dış görünüşüyle de bunu vurgulaması gerektiğine inanıyordu. 25 Ağustos 1925'te Kastamonu-İnebolu'ya yaptığı bir gezide başına şapka giyip, "Buna şapka derler" diye halkı şapka giymeye özendirmesinden sonra, 25 Kasım 1925'te şapka giyilmesi hakkındaki kanun çıkarılıp, dini değeri olan giysilerle sokakta gezilmesi yasaklandı.



1925 – Şapka giyilmesi konusundaki kanun, TBMM’de kabul edildi. Kanun, 28 Kasım’da yürürlüğe girdi.
 Kılık Kıyafet KanunuKıyafet kanunu ile birlikte, kadınların çarşaf giymesi yasaklanarak kadınlar modern kıyafetlere geçiş yapmışlardır. Erkekler ise fes ve sarık gibi başlıklardan vazgeçip şapka takmaya başlamışlardır.



Atatürk, 23 Ağustos 1925’te Eskişehir ve Mahmudiye’ye yaptığı seyahatlerde şapkayı halka göstererek giysi devriminin ilk işaretini verdi. “Biz her nokta-i nazardan medenî insan olmalıyız. Fikrimiz, zihniyetimiz, tepeden tırnağa kadar medeni olacaktır. Medenî ve beynelmilel kıyafet milletimiz için layık bir kıyafettir onu giyeceğiz.” diyen Atatürk, 27 Ağustos 1925’te de Mahmudiye’de “Turan kıyafetini araştırıp ihya eylemeye mahal yoktur. Medeni ve beynelmilel kıyafet bizim için, çok cevherli milletimiz için layık bir kıyafettir.” dedi.



Bundan sonra, 3 Kasım 1934 ‘deki kıyafet kanunu ile cüppe ve sarık giymek yasaklanmış, bu kıyafetleri giyme hakkı yalnız -ibadethanelerde- din adamlarına tanınmıştır. Diğer yandan ülke çapında bu duruma tepki gösteren bir takım muvahhid gruplar ortaya çıkmıştır. Bunlar “dinî amellerine alet etme” gibi iddialarla yargılanmıştır. Bu tip suçlardan bazı kişiler hapis cezasına çarptırılmış veya idam edilmiştir. 1924 yılında yazdığı “Frenk Mukallitliği ve Şapka” risalesinden dolayı 1925′te çıkan söz konusu kanuna muhalefetle idam edilen İskilipli Atıf Hoca ilk akla gelen örneklerdendir. Söz konusu kanunların geriye işletilmesi örneği, Türkiye yakın tarihi için alelade fakat medenî hukuk tarihi açısından utanç verici bir deneyimdir.
 
Gothic-Barbar Akımı:


http://digitalgallery.nypl.org

Kaynak: http://donemkostumu.blog.com/donemler/
Adequatio intellectus et rei


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
0 Yanıt
3048 Gösterim
Son Gönderilen: Nisan 26, 2007, 01:50:29 ÖÖ
Gönderen: Fraternis
1 Yanıt
2839 Gösterim
Son Gönderilen: Ekim 23, 2007, 03:11:46 ÖS
Gönderen: ES
21 Yanıt
10377 Gösterim
Son Gönderilen: Ekim 14, 2011, 10:16:53 ÖS
Gönderen: Alşah
0 Yanıt
1869 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 12, 2013, 04:21:46 ÖS
Gönderen: karahan