Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Bilim Nedir?  (Okunma sayısı 6041 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Haziran 05, 2014, 04:42:38 ös
Yanıtla #10
  • Mason
  • Aktif Uye
  • *
  • İleti: 736
  • Cinsiyet: Bay

Yukarıda anlattıklarımı bugün düşen yeni bir haberi kullanarak açıklamaya çalışayım:

http://www.sciencealert.com.au/news/20140506-25621.html

Fareler üzerinde yapılan denemeler, nanokabarcıkların kanser hücrelerini patlatarak yok ettiğini göstermiş. Patlatamadıkları bazı kanser hücrelerini ise zayıf hale getiriyorlarmış ve böylece klasik kemoterapi ile bu hücrelerden kurtulmak daha kolay oluyormuş.

Bu yapılan bilimsel bir çalışmadır. Sanırım buna kimse itiraz edemez. Üstelik epeyce prestijli bir dergi olan Nature Medicine'da yayımlanmıştır.

Fakat Yenilikçi sayılması için geçmesi gereken bazı safhalar bulunmaktadır. Bunlar:

1. Deneylerin insan denekler üzerinde de yapılması ve olumlu sonuçlar vermesi
2. Bu sonuçların tekrar makale olarak yayımlanması
3. Büyük ölçekli insan deneylerinin başlatılması ve birkaç yıl boyunca devam ettirilmesi
4. Bu deneylerden de olumlu sonuçlar alınması
5. Bu sonuçların da makaleler olarak yayımlanması
6. Yönteme patent alınması
7. Yöntemin FDA onayından geçmesi
8. Yöntemin klinik kullanımının başlaması ve rutin tedavi olarak kullanılması
9. Toplumda yüksek tedavi başarısının yakalanması.

İşte bu 9 adım da tamamlandığında, bu bilimsel çalışma gerçekten Bilim Ürünü Yenilikçilik haline dönüşecektir.
Live long and prosper.


Haziran 05, 2014, 05:55:27 ös
Yanıtla #11
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 731
  • Cinsiyet: Bay

Sayın Karahan polemiği seviyor. Ama polemikler bizi doğruya ulaştırmaz.
Bilim Nedir sorusunun tek bir yanıtı olamayacağı gibi ben bu soruya farklı kaynaklardan ve kişilerden elbette alıntılar yaparak yanıt verebilirim.

Ancak Sayın Karahan'ın bütün içtenliğiyle anlamadığını söylediği  bilimsel teorilerin yanlışlanabilirliği ilkesini bir sonraki yazımda biraz daha açarak örnekler vererek açıklamak isterim.

Eğer bir tıp, jeoloji,ekonomi vb alanlarda eğitim gördüyseniz bu alanlara ait bilimsel teoriler üzerinde örnekler verebilirsiniz. Celal Şengör örneğini vermemim nedeni Türkiye'de bilim üzerine yazılar yazan ender kişilerden olmasıdır. Aldığımız eğitimlerin ve derslerin bir kısmı ortak olduğu için ben kendisinin yerbilimleri alanında çalışmalarını biliyorum. Dünya'da jeoloji alanında uluslararası ölçekte atıfta bulunulan bir kaç Türk jeoloğundan birisidir. O'nu sadece telavizyondaki tartışma progamlarından tanıyorsanız eğer o kişinin bir eksikliğidir.  Ayrıca konumuz Celal Şengör değil onu bir kenara bırakalım.

Bir sonraki yazımda önceki yazdıklarıma biraz daha açıklık getirmeye çalışacağım.
« Son Düzenleme: Haziran 05, 2014, 06:03:11 ös Gönderen: asimov »
Özgürlük zeka demektir, sevgi demektir. Özgürlük sömürmeme, yetkeye boyun eğmeme demektir. Özgürlük olağanüstü erdem demektir.
Jiddu Krishnamurti


Haziran 05, 2014, 08:07:43 ös
Yanıtla #12

Ben bu çok önemli konuda tartışabilmemiz açısından ışık tutacağına inandığım bir makalenin linkini paylaşmak istiyorum izninizle: http://www.halukakcam.com/B6/Notes/Bilim2004.htm


Linkini verdiğim makaleyi pdf haline getirerek ekliyorum. Sayın Haluk Akçam malesef artık aramızda olmadığından kendisinden izin almak mümkün değil. Ancak burada ticari bir amacımız olmadığı için ve kendi adını anarak ve orijinal linkini de vererek alıntıladığımız için etik kurallar çerçevesinde hareket etmiş oluyoruz diye düşündüm.

Saygılarımla.


Haziran 06, 2014, 09:23:38 ös
Yanıtla #13
  • Mason
  • Aktif Uye
  • *
  • İleti: 736
  • Cinsiyet: Bay

Aslında şimdi söyleyeceklerim http://masonlar.org/masonlar_forum/index.php?topic=14438.msg93156#msg93156 adresindeki "Türkiye'de Bilim Neden İlerlemiyor?" konu başlığına daha çok yakışırdı ama yukarıdaki mesajımda verdiğim diğer makale ile karşılaştırmalı olarak ele alınması gereken bir örnek olduğunu düşündüğümden burada yayımlamaya karar verdim:

Yukarıda kanserle ilgili bir makale linki verip, henüz toplumsal katma değer yaratmamış olmasına rağmen bu çalışmanın bilim olduğunu söylemiştim.

Alın size başka bir makale... Bu bilim midir??? PubMed linki: http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/23269538 - Springer linki: http://link.springer.com/article/10.1007%2Fs10943-012-9673-y

TÜBİTAK Araştırma Destek Programları Başkanlığı, Sağlık Bilimleri Araştırma Destek Grubu Yürütme Komitesi Sekreteri Prof. Dr. M. Kemal Irmak... Kendisi GATA'da da görev yaparmış... Hani Cem Yılmaz'ın dediği gibi... G A T A!!! Efendim bir makalesi yayımlanmış kendisinin, hem de pek muhterem Springer yayınevi tarafından... Der ki zaatimuhterem; Şizofreni hastalarında görülen sanrılar hayal falan değilmiş. Aksine bu sanrılar, şeytani (demonic) güçlerin hastaları ele geçirmesinin emareleri olabilirmiş. Demonik varlıklar tarafından kişide yaratılan duyusal görüntüler, hekimler tarafından yanlış yorumlanarak hastalara şizofrenik halüsinasyon teşhisi konuyormuş... Bu nedenle bu hastaların tedavisinde hekimler, dinî telkin yöntemini uygulayan kişilerle birlikte çalışmalılarmış...  Makalenin yayın tarihi 2014!
Live long and prosper.


Haziran 07, 2014, 12:03:26 ös
Yanıtla #14
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7281
  • Cinsiyet: Bay


Bu başlıktaki paylaşımlar henüz sona ermedi.

Gerek Saıyın asimov gerekse Sayın Spock, başka diyecekleri olduğunu bildirdi; onları bekliyoruz.

Bu arada Sayın Waldow ve Sayın NOSAM33, ilim ile bilim sözcükleri arasındaki fark bakımından açıklama yapacaklarsa, onları da bekliyoruz. Aynı görüşte olan başka üyelerimiz de bu açıklamaya katılabilir.

Ayrıca, bilimin ne olduğu konusunda katkıda bulunacak diğer üyelerimizin de paylaşımlarını bekleriz.

Bunlardan sonra sıra, konu başlığımızın Masonluk ile bağlantısına gelecek.
 
ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Haziran 07, 2014, 08:45:53 ös
Yanıtla #15
  • Mason
  • Aktif Uye
  • *
  • İleti: 736
  • Cinsiyet: Bay

Acaba Sn. ADAM'ın benim bu konu başlığı altındaki ikinci mesajımı görmemiş olma ihtimali var mıdır? Orada konuyu biraz daha açmıştım. Kısaca özetlersek:

Günümüzde Bilim, sosyal bilimler söz konusuysa, toplum içerisinde bilimsel yöntemlere dayalı gözlem / araştırma / test / deneme-yanılma ile elde edilen; fen bilimleri söz konusuysa konu neyse o konuyla ilgili ortamdaki (laboratuvar, hastanın kendisi, atölye, fabrika, arazi, vb.) deney sonuçlarının değerlendirilmesi sonucu ulaşılan; teorik konular söz konusuysa sadece bir kalem-kağıdın veya kara tahtanın yeterli olduğu ve bilgi stokunu artırmak amacıyla sistematik temelde yapılan yaratıcı çalışmaların tamamına verilen addır.

Bunun üzerine de iki çok önemli, bir de daha az önemli kriter ekledik.

1. Bilim topluluğu tarafından sınanmış ve kabul edilmiş olması gerekir.

2. Yenilikçi (innovatif) olması: Toplumsal katma değer yaratması, bir başka ifadeyle kullanımının toplumda yaygınlaştırılmış olması ve olumlu sonuçlarının gözlenmiş olması gerekir.

3. Şart olmamakla beraber, elde edilen sonuçların başka sektörlerde de yeni bilimsel/teknolojik atılım ve yeniliklere yol açması gerekir.

Bunlar şu ana kadar söylediklerimdi. Peki şimdi bunun üzerine ne ekleyebiliriz diye bakalım. Acaba Bilim'in özelliklerine dair şu sayacaklarım geçerli midir?

- Yukarıda söylemiş olduğum değerlendirme/test/gözlem/düşünsel çalışma sonuçları arasında bir nedensellik (neden-sonuç) ilişkisi tesis etmesi ve kanıta dayalı olması (kanıta dayalı olma özelliği olmazsa ulaşılan şey ancak teori veya varsayım olur),

- Altta yatan ve/veya yardımcı faktörlerin bağlı bulundukları yasaları araştırması,

- Elde edilen sonuçların tekrar ve tekrar geçerliliklerinin sınanması ve doğrulanması.

- Her ne kadar yukarıda toplumsal katma değer yaratması üzerinde ısrarla durmuş olsam da aslında bir "olumsuzluğu" da bünyesinde barındırması (örneğin atom bombasının icadı ve Hiroşima ve Nagazaki) Not: Hoş Amerikalılara sorsanız bu tarihi olayların yine de toplumsal yararı vardı çünkü eğer atom bombası kullanılmasaydı, çok daha fazla insan ölecekti şeklinde savunma yapmaktadırlar.

- Gizemci ve dogmatik inanç sistemlerini bir çırpıda yok saymamakla beraber, zaman içinde geçersiz olduklarını kanıtlayabilmesi.

- Ulaştığı sonucun kesin ve gelecekte çürütülemez olduğunu iddia etmemesi, yani eleştiriye açık olması.

Buradan hareketle diğer forum üyelerinin yorumlarını ve daha da önemlisi verecekleri örnekleri görebilirsek, daha yararlı bir tartışma olacak.
Live long and prosper.


Haziran 09, 2014, 09:02:36 öö
Yanıtla #16
  • Mason
  • Aktif Uye
  • *
  • İleti: 736
  • Cinsiyet: Bay

- Her ne kadar yukarıda toplumsal katma değer yaratması üzerinde ısrarla durmuş olsam da aslında bir "olumsuzluğu" da bünyesinde barındırması (örneğin atom bombasının icadı ve Hiroşima ve Nagazaki) Not: Hoş Amerikalılara sorsanız bu tarihi olayların yine de toplumsal yararı vardı çünkü eğer atom bombası kullanılmasaydı, çok daha fazla insan ölecekti şeklinde savunma yapmaktadırlar.

Bu husus üzerine biraz daha konuşmakta fayda var. Yapılan bir bilimsel sonucunda ortaya yıkıcı bir etkinin çıkması gerçekten Bilim'in suçu mudur? Bilimin olumsuz yanı diye bir şey gerçekten var mıdır, yok mudur?
Live long and prosper.


Haziran 09, 2014, 11:26:51 öö
Yanıtla #17
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7281
  • Cinsiyet: Bay


Sayın Spock, bu başlığa katkılarının yanı sıra, çok önemli bir soru soruyor.

Ben bu soruyu yanıtlayabilirim.

Fakat benden önce bir başka katılımcımızın yanıtlamasını yeğlerim.

Soruyu şöyle de sorabiliriz: Bilim, olumsuz etkili ya da zararlı olabilir mi?
ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Haziran 09, 2014, 11:45:28 öö
Yanıtla #18

Ben bu soruya geleneksel bilimin biraz dışında kalabilecek bir yanıt vermeyi tercih edeceğim. Bilimsel gelişme ile elde edilen gücün insanoğluna zarar verip vermediği bir soru işareti değil, zarar verdiği zaten görülmüştür. Burada önemli olan, dünya yaşamının birçok alanında olduğu gibi, bilimsel gelişmenin kullanımı alanında da, işin dönüp dolaşıp insandaki ve toplumdaki vicdanın gelişimine gelmesidir.

İnsan vicdan gelişimi ve idrak (kavrayışa ulaşmak) amacıyla dünyaya gelir. Bunun için dünyaya gelmesi gereklidir çünkü madde ile iletişime girmesi lazımdır. Bu gerekliliğin başını ve sonunu uç noktalarda bilemiyoruz. Sadece yaşamın akışına ve yaşananların sonuçlarına bakarak böyle bir kanaatte bulunuyoruz. Bilimsel gelişmeyi insanın ne yönde kullanmayı tercih ettiği de bu vicdani gelişimin ve kavrayışa ulaşmanın bir parçasıdır. İnsan elde ettiği bilgiyi iyi ya da kötü yönde kullanarak sonuçlarını görecek ve gelişecektir.

Olumlu ve olumsuz, iyi ve kötü gibi kavramlara dair mutlak bir referans bulunamayacağını düşünerek ve konu dışına çıkmamak adına burada keseyim yazdıklarımı.


Haziran 09, 2014, 01:19:16 ös
Yanıtla #19



Bilim, gözlem ve deneylerle elde edilen düzenli bilgi birikimizdir. Bilmek sözcüğünden türemiş olan bilim, bilinen, bellekte iz bırakan anlamındadır. Ayrıca evrene ve evrendeki her şeye ilişkin bilgileri elde etmek amacıyla yapılan etkinlikler olarak da ifade edilebilir.

Bilimin ortaya koyduğu bilgiler, yapılan yeni çalışmalarla desteklenip olgunlaştırılabilir. Bilimsel çözümler yada uygulamalar insanlık tarihinden öncede vardı ve sonsuza kadar da var olacak gibi gözüküyor. Mühim olan insanın bu tarihsel birikimi iyi tahlil ve sentez ederek sürekli yaratıcılığı tetikleyen bilimsel düşünme metodunu geliştirebilmesidir

Sn Adam, enteresan ve güzel bir soru sormuş : Bilim, olumsuz etkili yada zararlı olabilirmi?

Ben kendi alanımla ilgili bir örnekle yorumlamak isterim
Tiyatro da bir oyun sahneye konulurken rejisörün elinde değişmez nesneler vardır; mesela ölçüsü belli çerçeve sahne, teknik olanakları belirlenmiş bina v.b. Birde nicelik özellikleri değiştirilebilir materyaller vardır; sahne ışığı, ses efektleri v.b. Sonrasında rejisörün liderliğinde oyuncu ve reji ekibi(dekor ve kostüm tasarımcısı, müzisyen) olmak üzere yaratıcı ekib var. Bu yaratıcı ekib yazarın yazmış olduğu eseri geçmişten günümüze gelen bilgi birikimleri, donanımları ve yaşamı yorumlayabilme yetileri çerçevesinde yorumlayıp sahnelerler. Bu yeni yorum, ekibin eksikliğinden yada tamamen öznel düşünme biçiminden kaynaklı yanlış, kötü hatta zararlı diyebileceğimiz formda olabilir yada tam tersinide düşünebiliriz, mevcut ekip yeni sanat akımlarını dahi başlatabilecek olağanüstü yorumlarda getirebilir.

Biraz daha kurcalayalım, [ sn. Adam kurcalamayı seviyor :)]  olağanüstü yorumlar yeni birikimlerin getirdiği yeni yorumlarla zamanla "demode" olabilir, sonrasında belirli bir zaman sonra tekrar önem kazanabilir. Sanat tarihi ve buna bağlı tiyatro tarihinde bununla ilgili bolca örnek vardır. Bu bilim tarihin de de okuduğum kadarıyla benzer hatta aynıdır.

Sonuç olarak, bilimin kendisi değilde insanlığın oluşumundan günümüze kronolojik zamana paralel, birikimleri ve tecrübeleri doğrultusunda bilime yüklemlemeleri ve bunların sonucunda ortaya çıkan değerler, gene zamana paralel değişkenlik göstererek hem zararlı hemde faydalı olabiliyor.

Sevgiler...saygılar...

yenilmek te iyidir, mühim olan her seferinde yenilsende , daha iyi olarak yenildiğini bilmektir


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
2 Yanıt
3966 Gösterim
Son Gönderilen: Nisan 25, 2013, 05:35:53 ös
Gönderen: independent
2 Yanıt
2748 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 11, 2009, 03:19:08 ös
Gönderen: Makbenah
0 Yanıt
1704 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 12, 2007, 04:04:42 ös
Gönderen: MASON
32 Yanıt
13693 Gösterim
Son Gönderilen: Haziran 09, 2012, 01:29:34 ös
Gönderen: peacewings
1 Yanıt
2256 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 06, 2012, 06:06:06 ös
Gönderen: asimov
0 Yanıt
1411 Gösterim
Son Gönderilen: Mart 26, 2013, 10:17:58 ös
Gönderen: asimov
14 Yanıt
7073 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 02, 2015, 01:30:34 öö
Gönderen: Kajmeran
2 Yanıt
1930 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 08, 2015, 05:07:38 ös
Gönderen: HERKÜL
2 Yanıt
2359 Gösterim
Son Gönderilen: Ağustos 19, 2015, 03:40:33 ös
Gönderen: Risus
4 Yanıt
2772 Gösterim
Son Gönderilen: Ağustos 30, 2015, 07:21:08 ös
Gönderen: propulsion