Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: YALNIZLIK-3  (Okunma sayısı 704 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Şubat 08, 2015, 05:01:36 ös
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 641
  • Cinsiyet: Bay

YALNIZLIK VE İÇTİMA




          İki kökten türer 'insan'. Birincisi 'nisyan'. Yani unutan. İkincisi ise 'ünsiyet'. Yani ahbap olan,bağ kuran. 
İnsanın sosyal dokusundan kopuk olamayacağını kelimenin özüne de indiğimizde net bir şekilde görebiliyoruz. Demek ki, insana yakışık kalan da daimi bir yalnızlıkta kalmaması ve Ziya Gökalp'ın tabiriyle 'içtima' dan uzaklaşmamasıdır. Ama yazımızın ikinci bölümünde de Pascal  'odalarınızda kalın' demişti Peki biz hangisini dinleyeceğiz ? Hangisine yüzümüzü,hangisine sırtımızı döneceğiz ?

          Aslında bu tür tarifler bizlerin çok da yabancısı olduğumuz tarifler değil.Buna benzer ifadelerin düşünce dünyası tarafından birçok defa vurgulandığını kaynaklardan bakınca görebilmemiz münkün.

         Durkheim,Hobbes, Albert Camus ve Marx gibi düşünce ustaları da insanın sosyal bir varlık olduğunu fırsat buldukça yinelemişti. Yinelenen bu söylemler fikrimde insan denilen karmaşık varlığı,tek bir bağlamda tutup, dar bir forma lanse ettiği için, ya da zihinlerde öyle bir iz bıraktığı için ,çok da sağlıklı ve sevimli gelmiyor. Evet,muhakkak 'insan sosyal bir varlıktır'. Fakat bu bir insan tanımı olmamalıdır. Yani 'insan nedir' sorusunun cevabı : 'insan başkaldıran bir hayvandır' veya 'insan alet kullanabilen bir hayvandır' gibi açıklamalar olmamalıdır. Bunun için biraz daha eskilere gidelim,ve farklı söylemlere göz atalım. Yalnızlık ile ilgili, sosyal doku ile ilgili söylenen ve oynanan köşe kapmacaya bir göz gezdirelim.

         Bütün buna benzer şeyler söylenmiş ve tarihte buna ilişkin fikirsel kıyametler koparılmış olmasına rağmen yine de direnen ve insanın yalnız kalması gerektiğini de söyleyenler çıkmıştır. Zira onlara göre bütün bunlar birer daraltıcı tezdir ve onların gözünde insan denilen varlık her şeye rağmen yalnız  kalabilecek güce de sahip olabilendir.Kısacası 'ünsiyet' taşıyan insanın bu yönünü arka bahçede ağırlayanlardır. Mesela  bu kişilerden biri ; çok eskilerde yaşayan Arap filozof Tufayl'dır.
'Hayy Bin Yakzan'' adında bir roman yazmış, romanı da oldukça felsefik temellere dayandırmıştı. Hatta bu eser, Edward Pococke tarafından 1671 yılında da 'Kendini Yetiştiren Filozof' olarak Latince'ye çevrilmişti.
Yazar bu kitabında, toplumdan uzak kalmış bir insanın zihin gelişimini anlatmış ; insanın kendi köşesinde, her şeyden geçebileceğini anlatmıştı.

       Yine bu tarihten yaklaşık yüz yıl sonra ; 1764 yılında Gaspard Beaurieux'un yazdığı ''Tabiatın Öğrencisi' adlı yapıt da Tufayl'in eserinden geri kalmıyordu. O da insanın içtimadan koparak, tabiatla gelişimini sağlayabileceğini savunuyordu. Ona göre de tabiat bunun için yeterliydi. Tabiatla başbaşa kalan kişi, adeta yalnız kalarak Çin Seddini aşabilirdi.

        Zimmerman da aynı şeyi yapmıyor muydu. 'İnziva' ( de la solitude ) adlı eserinde yalnızlığı övmüştü ve, 'insan insanın kurdudur' diyerek  insanları köşelerine veya evlerine davet etmişti.

        Bu fikirler bugün de hala ortadan kalkmış değildir.Günümüzde Gabriel Tarde de dahil,birçoklarına göre fert,özelliğini yapan ihtiyaç ve yönelişleriyle tanınır.Onlara göre aksiyon da,gölge olaydan başka bir şey değildir. Ve insan pekâlâ da bu haliyle anlaşılabilirdir.

        Bu fikirler karşısında duranlar,ayaklananlar da olmuştur. Düşünce dünyasından sert tepkiler gösteren, içtimayı merkeze almaya çalışanlarda da olmuştur. Aristo'dan tutun , İbni Haldun'a kadar birçok bilgin insanın sosyal yönüne değinerek,bu düşünceyi yıkmaya çalışmışlardır. Ne kadar başarılı olmuştur ve hangisi ağır gelmiştir,bilinmiyor ; lakin gerçek şu ki bu iki zıt kutup bugün bile mücadeleye devam ediyor. Yani daha sade söylemek gerekirse, bu meydanda bilinçli yahut kendiliğinden iki cephe oluşmuştur : Bir cephe,bütün olguları kenara çekip ısrarla yalnızlığa koşarken, diğer cephe odalarından kaçıp topluma karışanlardan oluşmuştur. Ve bizlere de bu cephelere top-tüfek taşımak değil, cepheler arasında bir ahenk oluşturmak ve bir şarkı bestelemek düşmüştür.
   
       O halde soruyorum :
       Ya bizim yalnızlık şarkımız ?


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
7 Yanıt
1416 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 06, 2015, 09:32:50 ös
Gönderen: İNSAN
0 Yanıt
694 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 07, 2015, 12:11:03 öö
Gönderen: İNSAN
7 Yanıt
1696 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 22, 2018, 02:40:42 ös
Gönderen: FAUST