Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Devrim Gürkan "Hoca Efendi, Masonlar ve Anlayana Bir Kıssa, Başrolde Ben"  (Okunma sayısı 2650 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Mart 30, 2015, 03:05:37 ÖS
  • Mason
  • Aktif Uye
  • *
  • İleti: 736
  • Cinsiyet: Bay

http://sahafe.com/2015/03/30/hocaefendi-masonlar-ve-anlayana-bir-kissa-basrolde-ben/

HOCAEFENDİ, MASONLAR VE ANLAYANA BİR KISSA, BAŞROLDE BEN

Katıldığım ilk muhafazakar Kongre, 1993 yılındaki Refah Partisi Kongresi’ydi. Sevgili kardeşim Cem Başeğmez’in peşine takılıp (Mukadder Başeğmez’in oğlu) gitmiştik.

Çok acayip bir deneyimdi. Özellikle ömrünün büyük kısmını Ankara Çankaya Sedat Simavi sokakta geçirmiş ve Ankara Koleji’nde okumuş biri için.

Çankaya’daki mahallem, laik-memur çoğunluklu apartmanlarla, büyük kısmı alevi, sol ve sosyalistlerle dolu gecekondulardan oluşuyordu.

Bir de Ankara Koleji vardı tabii. Sanıldığının aksine ultra zengin sayısı parmakla sayılacak kadardı. Zaten o yıllarda bu alenen ortaya konması zor bir farktı. Genellikle üst düzey bürokrat, avukat ve doktorların çocuklarıyla, orta üst sınıf ama eğitimli ailelerle dolu ve tabii laik karakterli bir çevre.

Kısacası Atatürk Spor Salonu’nda tam bir yabancılaşmaydı yaşadığım.

“Mücahit Erbakan” sloganları, hemen her köşede kılınan namazlar, kötü teyplerden çalınan vaaz kasetleri, sakallı cüppeli abiler, neredeyse tamamı tesettürlü ve ayrı bir yerdeki kadınlar, kapıda satılan seccadeler, takkeler, tespihler.

Her içeri girene ve “her seferinde” dökülen gül suyu vardı bir de. Açık alanda hoş olsa da, Kongre Salonu’nda sigara, ter ve havasızlıkla beraber korkunç bir ağırlık yarattığını da hatırlıyorum.

Neyse ki Refah partili arkadaşlar vardı etrafta. Milletvekili lojmanlarından tanıdığım Bayburt’lu Mehmet (Elçi) ve Muaz (Ergezen) gibi. Onlar sayesinde ayrıntıları bile hemen öğreniyordum neyse ki.

O Kongre’den hiç unutmadığım bir konu, Kürt sorununa ilişkindi. Hoca’nın son derece keyifli bir dille takdim ettiği Kürt sorununa ilişkin tahlillerini, sonradan (yine milletvekili lojmanlarında DEP’li arkadaşların da olduğu ortamlarda) tartıştığımızı hatırlıyorum. Tabii Hoca’nın Alpaslan’dan başlattığı konuyu en sonunda taklitçi zihniyete bağlaması başka bir şeydi.

Epey kızdırırdık o zamanlar Refahlı arkadaşları, bu “taklitçi” meselesiyle.

Hoş, taklitçi zihniyet aslında sıkıştığımız ya da gerildiğimiz anlarda kaçış yapmamıza, sakinleşmemize fırsat veren bir tür güvenlik parolası olmuştu.

“Oğlum hep taklitçi zihniyet yüzünden bunlar. Taklitçisiniz, hayır sizsiniz” gerilimli anları bastırmak için birebirdi.

Şimdilerde aynısı paralel için geçerli. Her şeyin nedeni paralel. Ve yine gerilimi azaltmanın yollarından biri, “paralel esprisi yapmak.”

Ama o Kongre’nin benim için asıl şoku başkaydı.

Bir ara sigara içmek için salondan dışarı çıktık. Sanırım Cem babasının yanına gitmişti, yoktu etrafta. Bizimkilerden kimler vardı emin değilim. Cem’im kardeşi Alper’i net hatırlıyorum ama. Hoca’nın konuşması hakkında tartışıyorduk aslında. Dikkatimiz dağıldı ama. Hemen yanımızdaki grupta bir adam hararetli hararetli bir şeyler anlatıyordu. Konuşmanın harareti kadar içeriği de çekiciydi.

O dönemde politikada, televizyonda vesaire kim varsa masona bağlıyordu abi. Yalçın Küçük’ün islami versiyonu. O da mason, bu da mason.

2-3 dakika sonra abi birden parlayıverdi.

“Bak” dedi “şu CHP’li Uluç Gürkan mesela. O hepsinden korkunç.”

Kısa bir sessizlik.

“Sabetayist o”.

Birden gerildim, hiç beklemediğim bir yumruktu. “Nassı ya?” diyemeden gruptaki adamlardan biri ”Abi o Konyalı değil mi? dedi.

“Konyalı değil Karamanlı aslında. Orada çoktur onlar” dedi abi kendinden gayet emin. “Zaten” dedi “karısı da Selanik göçmeni. Bunlar hep birbirleriyle evlenirler dikkat edin bak”.

Haydaaa.

Evet, anne tarafı Kavala’dan göç etmişti ama benim bugüne kadar anlatılan hikayeler, babamın serenatları, annemin nazları, dayımın amansız takipleri ile dolu çoğu gülünç, alaylarla karışık anılar. Gizli bir cemiyet evliliği de nereden çıktı?

Elim kolum oynuyor ama,

1- Davetliyim ve ortam acayip

2- Sabetayist ne yahu?

Mason konusunu okuldan bir iki arkadaşım nedeniyle biliyordum. Ciddi bir okuma yapmamıştım ama. Zaten o yıllarda “Google’lamak” mümkün olmadığından, pek çok konuda sözel anlatımlar üzerine gelişen bir bilgi birikimiz oluyordu. Eve gidip Anaaa Britannica ile başlayan bir süreç.

Her neyse, o arkadaşlarım masonluğu bir sosyal dernek gibi anlatmışlardı. Zaman zaman buluşulan, sohbet edilen, gündem tartışılan bir özel kulüp. Çok da merak etmemiştim açıkçası.

Sabetay konusu tamamen muammaydı ama.

Yanımdaki çocuklar ne yapacaklarını şaşırmışlardı. Biri koluma girip, “boş ver” manasında bir surat yaptı ama ben kalmıştım bir kere.

“Abi affedersiniz” dedim, “Nedir bu sabetayist dediğiniz?”.

Hepsi acımayla karışık bir hayretle baktılar bana. “Nasıl? Bilmiyor musun? Nerede yaşıyorsun sen?” bakışları.

“Gizli Yahudiler” dedi adam. “Müslümanların en büyük düşmanları.”

Sonra Arapça bir şeyler söyledi, sonunda “Onların şerrinden Allah’a sığınırım,” dedi.

“Amin’leştiler.

Tırsmak mı lazım acayip ikilemdeyim. Düşman müşman. Bir yandan da sinirle karışık merak var.

“Yani,” dedim “ne yaparlar bunlar? “

“Yeminlidirler” dedi. “Her gün bu yeminlerini tekrarlarlar. Kudüs Yahudilerin olana kadar, Müslümanlar yok olana kadar savaşmaya yeminlidirler.”

Çıldırmamak işten değil, ama bir yandan da hakikaten meraktayım. Abi devam etti…

“Bak, dikkat edersen hemen anlarsın bunları. Mesela her cumartesi Şabatları vardır. Asla elektronik bir şeye dokunmazlar” dedi. Sonra döndü, “siz hiç Uluç Gürkan’ı cumartesi araba kullanırken falan gördünüz mü?” diye sordu.

“Ehliyeti yok ondandır” diyeceğim ama abi vaazda, kaptırdı bir kere.

“Bak mesela sen nerede okuyorsun yeğenim?” dedi adam

“Hacettepe” dedim.

“Maaşallah. Bak sınavlar falan okumuş çalışmışsın. Onun oğlu Amerika’da eğitiliyor şimdi. Özel olarak.  Sana bana burs vermezler ama onlara her kapı açılır” dedi.

İşte bak buna cevabım var. Ne Amerikası yahu?

“Bak araştır, Uluç Gürkan da Amerika’da Amerikan Kolejlerinde yetiştirildi” dedi.

“Abi bir saniye yanlış biliyorsun, sana”…

“Yok yeğenim, biz hepsini biliyoruz.”

“Abi yok öyle bir şey bak”

“Sor, bi araştır sen bak”

Yahu ne araştıracağım. Uluç Gürkan’ın oğlu benim yahu. Dayanamadım.

“Dayı” dedim. “O dediğin oğlan benim. Amerika’da falan okumuyorum. Öyle her gün yemin etmişliğimiz falan da yok. Sabetayist nedir hayatımda ilk kez duyuyorum. Hasta mısın nesin?”

Birden sessizleştiler. Refah partisi kongresi, kuliste sigara, CHP başkanvekilini harcarken karşılarında onun oğlu.

“Bak” dedim. “Komünist vs vs her bir şeyi dediklerini duydum ama ilk kez sabetayist diye bir şey duyuyorum. Şabat mabat saçma sapan ne anlatıyorsun?”

“Biz biliyoruz” dedi adam gene. Ulan karşındayım.

Hangi noktasında gelmişti hatırlamıyorum ama Cem’in kardeşi Alper (Başeğmez) oradaydı. “Yahu Alper” dedim “her cumartesi beraberiz neredeyse anlatsana bunu”.

Adam ısrarlı “biliyoruz biz” dedi, “inkar etme Amerika’da okudunuz.”

“Tarsus Amerikan Koleji o, Türkiye’de, uydurma” diye üsteledim

“Bak Amerikan işte” dedi. “Kendin söylüyorsun.”

Şimdi düşününce Mehmet Metiner miydi acaba o dayı dedim, bak valla olabilir :).

Etraftakiler meseleyi anlamışlardı. Araya girdiler, “biri kardeş kusura bakma var bizim aramızda da böyle cahiller gibi bir şey söyledi,” uzaklaştık. Cem ve diğerleri geldi.

Ben saydırıyorum, onlar gülüyor.

“Bak iyi ki geldin, ailenin gerçek kökenini öğrendin” diye dalgaya vuruyorlar.

“Dün yoktun ortalıkta bak şimdi düşününce” diyor. “Olur mu?” diye atlıyorum sazan gibi.İyice kötü durum.

İşin daha da trajikomiği bir yandan da seceremizi sayıyorum, işi gücü bıraktık ispat çabasındayız.

Yaşlıca bir amca geldi biraz sonra. “Evladım” dedi, “Boş ver. Ama hakkını da helal et”

“Ne hakkı”, dememe fırsat vermeden devam etti.

“Bak” dedi, “kurban olduğum Allah’ım böyle yapar işte. Kul hakkı yersen, iftira edersen böyle rezil eder işte. Siz gençler bundan ibret alın” dedi.

Kalakaldık. Bir anda kıssadan hisse karakteri olduk ya.

Peki-meki geveledim bir şeyler. “İyi çocuktur, karıştırmış bir şeyleri herhalde. Hakkını helal et sen, utandı bak, büyük ders oldu. Sizler de çocuklar, bakın aman…”

“Tamam amca” dedim araya girdiğim bir an. Sorun yok. Başka yerde tekrarlamasın ama böyle saçma sapan.”

“Yok” dedi “yapmaz. Kurban olduğum….”

Devam etti bu bir süre daha.

Hepimizin böyle akrabaları ya da komşuları var.

Bitmek tükenmek bilmeyen kıssalarla dolu hikayeler anlatan. 15 kere tekrar eden.

Ama “sahici” ve “iyi” adamlar oldukları için dinlemiş ya da en azından dinler gibi yaparız hep. Üzemezsin onları bir türlü. “Yeteeer anladım” çığlığın içinde kalır hep.

Bir de hakikaten, başınız sıkıştığında ilk olmasa bile ikinci onları ararsınız, itiraf edin. Eh birkaç dakika sıkılın ne olacak.

Uzattık gene.

1-2 saat daha kaldık orada yanılmıyorsam. Nasıl bir hızlı iletişimse yanımıza en az 30-40 kişi geldi. “Kusura bakma ile başlayan, kul hakkından konuşan. Çoğu da Kongreyi nasıl bulduğumu soruyordu.”

“Değişik, ilginç” dedim cevaben. Hakikaten öyleydi bana.

Sonraları gazeteci olarak gittim birkaç kere. Bilindikti çok. Fazilet oldu, sonra Saadet. AKP’nin ilk 3 Kongresi’nde de oradaydım.”

Her sigara molasında kulak kabarttım sağa sola, hele de mason muhabbetleri açıldığında. Benim kıssam hiç söylenmedi ama her seferinde acaba beni harcıyorlar mı yine diye düşündüm açıkçası.

Son olaylar ve bir başka hatıralar geçidi işte.

Taklitçi zihniyet ve masonlarken tüm suçlu, paralel ve masonlar olmuş yeni durumda. “Onlar biliyorlar hem. Amerika, Yahudi lobisi her şey tamam”. Şark cephesinde yani bir şey yok kısacası.

Diyeceğim odur ki, Hoca efendi çok da takmasın bu Yeni şafak hadisesini. Ben yaşadım biliyorum.

“Kurban olduğum Allah, rezil eder iftiraysa”.

İyi bilirim ben.

Kıssalar önemlidir zira.

Hele ki benim başrolde olduklarım.
Live long and prosper.


Mart 30, 2015, 04:54:02 ÖS
Yanıtla #1
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 244
  • Cinsiyet: Bay

  Masum değiliz hiçbirimiz.

   Yıllarca birbirimiz karaladık durduk. Namaz kılana gerici, kürde terörist, aleviye mum söndüren, masona dış mihrak, geziciye çapulcu, içki içene ayyaş, AKP'ye oy verene ... kılı, CHP'liye ulusalcı, Gülen paralel devlet, Hristiyan'a Yahudi'ye gavur, ateiste kafir vs...

   En büyük sorun birbirimizi tanımıyoruz. Tanımadan savunuyoruz, tanımadan yeriyoruz. Birde birbirimizi sevmiyoruz. Sevmeyi bilmiyoruz. Berabar yaşamak nedir bilmiyoruz


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
1 Yanıt
5423 Gösterim
Son Gönderilen: Nisan 26, 2008, 06:20:24 ÖS
Gönderen: Santander
16 Yanıt
8300 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 08, 2012, 01:57:36 ÖS
Gönderen: Hacamat
49 Yanıt
20153 Gösterim
Son Gönderilen: Eylül 29, 2014, 11:29:47 ÖÖ
Gönderen: ABCDEF
15 Yanıt
9028 Gösterim
Son Gönderilen: Nisan 07, 2015, 01:28:57 ÖS
Gönderen: _SplendouR_
30 Yanıt
22224 Gösterim
Son Gönderilen: Ağustos 09, 2011, 10:59:42 ÖS
Gönderen: DEMİRCAN
8 Yanıt
7146 Gösterim
Son Gönderilen: Haziran 09, 2018, 12:28:29 ÖÖ
Gönderen: Tık-Tik-Tak
2 Yanıt
1852 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 12, 2013, 12:03:09 ÖÖ
Gönderen: NOSAM33
17 Yanıt
4957 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 17, 2016, 10:38:10 ÖS
Gönderen: resurrected
0 Yanıt
1127 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 19, 2015, 11:20:42 ÖS
Gönderen: Metatron
22 Yanıt
6003 Gösterim
Son Gönderilen: Ocak 20, 2016, 02:03:11 ÖÖ
Gönderen: smyrnali