Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Düşünme Üzerine-5  (Okunma sayısı 465 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Eylül 02, 2016, 07:02:43 ÖS
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 641
  • Cinsiyet: Bay


Okumak kişinin kendi kafası yerine başka birisinin kafasıyla düşünmesidir. Fakat kişinin kendi kendine düşünmesi tutarlı bir bütünü, bir sistemi geliştirmek için çabalamasıdır. Ve bunu başka hiçbir şey, sürekli olmak sûretiyle, başkalarının düşüncelerinin cereyanını güçlendirmek kadar engellemez. Değişik değişik kafalardan çıkan bu düşünceler, farklı sistemlere ait olmaları, farklı renkler taşımaları nedeniyle, hiçbir zaman kanaat birliğine ulaşamazlar. Tersine kafayı Babil Kulesi ile doldururlar.

Yabancı düşüncelerle tıka basa dolan kafa neticede vuzuh ve sarahatten, açık ve berrak bir anlayıştan yoksun kalır ve belki de bir adım sonraki akıbeti çözülüp dağılmadır.

Hayatlarını okuyarak geçirenler ve bilgeliklerini kitaplardan elde edenler, bir ülke hakkındaki tam ve doğru bilgiyi seyyahların anlattıklarından elde etmeye çalışanlara benzer.

Bu insanlar birçok şey hakkında bir yığın şey söylerler. Ama aslında ülkenin gerçek durumu hakkında açık, belirgin, doğru ve tutarlı bir bilgiye sahip değillerdir. Fakat hayatlarını düşünerek geçirenler, o ülkeyi gezip görmüş, orada bizzat yaşamış olanlara benzerler; sadece bunlar onların anlattığı şeyin ne olduğunu gerçekten bilirler, oradaki şeylere dair kendi içinde tutarlı ve kapsamlı bir bilgiye sahiptirler ve onların özüne vâkıftırlar.




Eylül 02, 2016, 11:46:23 ÖS
Yanıtla #1
  • Seyirci
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 286
  • Cinsiyet: Bay

Yazılarınız ilgimi çekti paylaşımlarınız için teşekkürler muhakkak doğru yanlar var ama bunu tüm insanlara yayabilir miyiz ? Psikolojide algılayan ve yargılayan olarak iki insan ayırımından söz ediliyor  , algılayarak bilgiyi alanlar için çok okumak sakıncalı olabilir ama yargılayanlar için çok da karamsar bir tablo yok bence sadece eylemde bulunurken zorlanabilirler filozoflarında Jung'un kişilik yapıları türlerinden algılayan kısma girdiği belirtiliyor.


Eylül 03, 2016, 06:39:17 ÖÖ
Yanıtla #2
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 641
  • Cinsiyet: Bay

]Sayın Etimolog'un dediklerini eğer doğru anladıysam onunla benzer fikirde olduğumu rahatlıkla söyleyebilirim. Sanırım algılayan tip uyuşuk olanları, yargılayan tip ise uyanık olanları temsil ediyor.

Ancak madem konu açıldı, üstüne birkaç düşünce belirtmek istiyorum.


Kitap elbette okunmalıdır, yazar kendisi de bizzat okumuş ve okunması için de onlarca kitap yazmıştır. Bu konuda okumanın zararları değil, düşünmenin yararları vurgulanmak isteniyor. Yoksa herkes bilir ki kitap zihni kibarlaştırdığı kadar güçlendirir de. Ve insanın üst insan olma yolunda da kolundan tutar.

Ancak sürekli başkalarının besinleri ile hayatlarını geçirenler,kendi hünerlerini kullanmayıp başkalarının akıllarıyla, artıklarıyla düşünenler, sürekli kitap okuyarak bir yere varamayacaklarını da bilmelidirler. Yazarın zararlı gördüğü ise tam da bu. Her kitabın zihinlerimizi duvardan duvara toslatması bizi biz yapmaz, bizi ancak sersem yapar.

Onun için kendimiz düşünebilmeliyiz ki, ömrümüz duvarların önünden kırıntılar toplamakla geçmesin. Eğer düşünmeyi öğrenirsek kendi duvarımızı kendimiz örer ve o zaman bir robot olmadığımızı bütün dünyaya ispat etmiş oluruz.

Aksi takdirde şairin şu sözlerine muhattap oluruz ki, o da bizi ancak sayfalar arasında ayraç yapar:

"Duvar, duvar. Katil duvar. Yolumu biçtin.

Kanla dolu sünger beynimi içtin."



Beyinlerimizi içtirmeyelim, onların bir sifon gibi çekilmesine izin vermeyelim. Ömür,kıymetlidir.Duvar diplerinde yaşamakla geçmez diyelim.

Ve bitirelim.


[/size]
« Son Düzenleme: Eylül 03, 2016, 06:44:47 ÖÖ Gönderen: İNSAN »