Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Obelisk-Dikilitaş-Tekhenu  (Okunma sayısı 1755 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Eylül 19, 2016, 01:51:13 ÖS
  • ÖMBL/KMBL Üyesi
  • Uzman Uye
  • *
  • İleti: 1151
  • Cinsiyet: Bay

Değerli üyeler malum sebeplerden bir süre ara verdiğim yazılara Sn. Arais ‘ e ilgisinden dolayı teşekkür ederek yeniden başlayayım.

Obelisk / Türkçedeki adıyla Dikilitaş başlığı daha önce 2007 de kısa Wikipedia bilgileri ile verilmiş. http://www.masonlar.org/masonlar_forum/index.php?topic=618.msg2287#msg2287

Ayrıca ‘Obeliskin Masonlukta Herhangi Bir Yeri  Varmı?’ başlığı ile tartışma açılmış ama pek bir yere varılamamış.

http://www.masonlar.org/masonlar_forum/index.php?topic=14175.msg91290#msg91290

Bende araştırma yaparken Türkçe kaynaklarda Wikipedia daki genel bilgiler dışında pek bir şey bulamadım. İngilizce kaynaklar, Masonik,Anti-Masonik kaynaklar ve tarih-arkeoloji kaynaklarına bir göz attım. Birşeyler derledim. Umarım faydalı bulunur.


Önce genel bilgiler:


Antik Mısırlıların Tekhenu dedikleri, Türkçede Dikilitaş olarak çevrilen (bu tam anlamıyla karşılamıyor, zira bu durumda stonehenge de obelisk mi? Diye sorarlar), İngilizce ve Türkçede de kullanıldığı haliyle Obeliskler Uzun,Dar,Dört Köşeli,Genel olarak Piramidal şekilde sonlanan yapılardır. Mutlaka daha önce benzerleri öncülleri vardır,ancak bilinen haliyle ilk kayıtları MÖ 2575 yılında gözlenen Obeliskler, Çoğunlukla Kırmızı Granitten TEK PARÇA (monolitik) çıkarılıp, bulunduğu yere zorlu yöntemlerle taşınarak kadim tekniklerle dikilen yapılardır.
 
•   Karnakta çıkarım için hazırlanan ancak üstündeki çatlak sebebiyle çıkarılmadan bırakılan obelisk. (Bknz Resim)

Antik Mısır dışındaki medeniyetler tek parça granit yerine küçük parçalardan ‘inşa edilen’ obeliskleri tercih etmişlerdir,dikileceği yere taşıma ve dikilme işleminin kolaylığından dolayı.
Bir taşa şekil vermek için ondan daha sert bir malzemeye sahip olmalısınız ancak belirtilen tarihlerde altın,bronz gibi yumuşak metaller bu işlem için uygun değildi.Bu sebeple bir volkanik kaya türü olan Dolamit Topları Obelisklerin yazıtları ve şekil verme işlemleri için kullanılmıştır.

Antik mısırda obeliskler tapınakların girişlerine VE ÇİFTLER HALİNDE konulurdu. Üzerleri Electrum denilen 4 pay altınla 1 pay gümüşün karışımından oluşan alaşım ile kaplanırdı. Bu sayede doğan güneşin ışıkları ile Tapınağı aydınlatarak özel bir mistik hava sağlardır. Tepesindeki Piramidal yapı ise saf altından hazırlanır,Bulunduğu bölgedeki en yüksek yapı olmasına özen gösterilen obeliskin tepesi doğan güneşi ilk selamlayan ve batan güneşin ışıklarına son dokunan olma özelliğine sahipti. Böylece Güneş Tanrısı RA ya bir saygı gösterisi yapılırken bir başka açıdan da obeliskin dikilmesini sağlayan Firavunun Güneşin doğduğu ve battığı yerler arasına hükmettiğini de sembolize ederdi. (Tanıdık gelen bir deyiş öyle değil mi? Türklerin Yurt tanımı ile ne kadarda uyumlu)


Firavunlar hem hükümdar hem de Tanrılarla insanlar arasında köprü idi. Bu sebeple Obelisk, kendisin yapılmasını sağlayan Firavunun büyüklük ve ilahiliğini gösterdiği gibi aynı zamanda Güneş Tanrısı Ra ya tapınma aracı idi. Bununla birlikte hiyeroglifler Firavunun iktidara gelişini,büyük başarılarını vb olayları anlatabilirdi. MÖ 1478 den başlayarak 22 yıl hüküm sürmüş Kraliçe Hatshepsut dışında antik mısırda tamamı Erkek Hükümdarlarca yaptırılımıştır.
 
Sıklıkla Mısır Obelisklerinden bahsettik,günümüze pek azı  kaldı ve bunlardan yanlızca 9 u halen Mısırda bulunmaktadır. 18 İtalyada,1 Polonya,1 Türkiye,1 İsrail,4 Birleşik Krallık,1 ABD ve 1 de Fransada mevcuttur.Bunun dışında farklı tipte obelisklerde mevcuttur. Örneğin Etiyopyada dikili vaziyette bulunanlardan biri aşağıda verilmiştir.
 
•   Obelisk of Axum, Axum, Ethiopia (Bknz Resim)










Dünyanın en meşhur 10 Obeliski
 
1.   Washington Monument, Washington DC, United States – 169 mt boyu ile en uzun obelisktir. Sanılanın aksine çok eski bir yapı değildir. George Washington Anısına yapılmıştır. 1840 da Robert Mills isimli bir mimar tarafından tasarlanmış yapımına 1848 de başlanmış,6 yıl uzun ara verilince yapımı 1885 te ancak tamamlanmış ve resmi açılışı 9 ekim 1888 yılında gerçekleşmiştir.Mermerden yapılmış dikilitaş, tamamlandığında dünyanın en yüksek yapısı idi. Bu unvanı Köln Katedrali'nden aldı ve 1889'da Eyfel Kulesi inşa edilinceye kadar taşıdı.Anıtın yapımı sırasında her bir eyaletten ve dünyanın değişik yerlerinden hediye edilen 193 hatıra taşı iç duvarlara yerleştirildi. Anıtta, ABD ve Osmanlı devletlerinin dostluğunun simgesi olarak 1854 yılında yerleştirilmiş Osmanlıca kitabe de vardır; üzerinde Ziver Efendi’nin bir beyti yer alır ve Sultan Abdülmecit’in Tuğrası Mevcuttur.342 basamak tırmanıp 17. Kata geldiğinizde karşınıza çıkar. Bunun hikayesi ise şöyledir:
Washington Anıtı’na hem kendi eyaletlerinden hem de başka devletlerden birer taş veya kitabe koymak isteyen ABD yetkilileri, 1853 yılında J.P. Brown adlı sefiri vasıtasıyla Osmanlı hükümetine isteklerini iletirler. Kitabeye kazınacak beyti yazma görevi, Ziver Paşa’ya verilir. Yazdığı 3 beyitten birisi padişah tarafından beğenilir. Sıra beytin mermere kazınma işlemine gelmiştir.Mermeri Marmara adasındandır. Bu iş de Kazasker Mustafa İzzet Efendi’ye yaptırılmış, biraz acele edilmesi gerektiği için o sırada rahmetli olan Haşim Efendi’nin hazır bir tuğrasının kalıbı alınarak mermere Abdülmecid’in tuğrası kazınmış ve sonuçta kitabe, toplam 3.750 kuruşa (bugünkü rayiçle yaklaşık 10 bin TL’ye) mal olmuştur. Kitabenin maliyeti ve nasıl yapılıp gittiğinden çok ne olduğu ve anlamı önemli değil mi? Bir kere anıta çeşitli devletler ve eyaletlerden gönderilen kitabeler içinde som zümrütten yapılanlar bile vardır ama metninden mermer işçiliğine kadar tam bir ‘sanat eseri’ olan başka bir taş bulunmamaktadır. Osmanlı kitabesi, bu yönüyle apayrı bir değere sahiptir. İkinci olarak diğer kitabelerde Başkan Washington övülürken, Osmanlı kitabesi, o mağrur edasıyla Sultan Abdülmecid’in temiz adının ABD ile dostluğun devamını temin için Washington’daki yüksek taşa yazıldığını haber vermektedir. Metin şudur: Devâm-ı hulleti te’yid içün Abdülmecid Han’ın Yazıldı nâm-ı pâki seng-i bâlâya Vaşinkton’da. ‘Peki o zamanlar henüz İstanbul’da büyükelçisi bile bulunmayan ABD’nin aklına bizden bir kitabe istemek nereden gelmiş olabilir?’ diye düşünenler çıkacaktır. Bunun cevabını, Avrupa’da pek çok ülkede birden patlak veren 1848 ayaklanmalarında Avusturya ve Rusya’ya karşı mağdur durumdaki Macar ve Leh (Polonyalı) mültecilere kucak açan tek Avrupa devletinin Osmanlı oluşunda aramak gerekir. Kanatlarımızın altına sığınanı geri vermek, bize yakışmazdı. Hatta bu yüzden neredeyse savaş bile açılacaktı. “Savaşsa savaş” dedik, sözümüzün arkasında durduk. İşte bu sırada ABD devreye girdi ve mültecileri kabul edebileceğini bildirdi. Rusya ve Avusturya da buna razı olunca Koşut başta olmak üzere Macar mülteciler ABD’ye gittiler. Orada her gittikleri yerde Osmanlı Devleti’nin bu kararlı duruşuna ve yardımlarına teşekkürlerini bildirmeyi ihmal etmediler. Bu olaydan sonra ABD kamuoyunda Türklere karşı olumlu bir bakış geliştiğini görürüz. Hatta o günlerde bir Bahriyeli olan Emin Bey, davet üzerine gittiğinde ABD Cumhurbaşkanı tarafından, Uğur Derman Bey’in deyişiyle, “adeta devlet başkanı teşrifatıyla” kabul edilmiş ve tam 6 ay izzet ü ikram ile ağırlanmış.

 
•   Washington Monument (Bknz Resim)
 







2. Obelisk at Saint Peter’s Square, Vatican City – Dünyanın en meşhur meydanlarından birinin ortasında yer almaktadır. 4000 yıllık Antik Mısır Obeliski İmparator Augustus zamanında Romaya getirtilerek dikilmiştir. Mevcut yerine 1586 da aktarılmıştır. 25 mt den biraz yüksektir.
 
•    Obelisk - Saint Peter’s Meydanı , Vatikan (Bknz Resim)









3. Luxor Obelisk, Paris, France – Parisin en geniş meydanı Concorde da yer almaktadır. 19. YY  Mısır hükümeti tarafından Fransaya hediye edilmiş ve 1836 da şu anki yerine dikilmiştir 23 Mt ve 280 tondur.Birzamanlar Luxor tapınağının girişinde yer aldığı bilinmektedir. Cleopatra’s Needle olarak bilinmektedir. Bu isimle Londra ve New York ta da Obeliskler mevcuttur.

 
•   Luxor Obelisk, Paris, France (Bknz Resim)









4. Obelisco de Buenos Aires, Buenos Aires, Argentina –Plaza de la República da yer alan , obelisk Arjentinin tarihi  ulusal Anıtı ve Buenos Aires’in sembollerindendir.Cordoba beyaz taşı ve betondan 1936 da yapılmıştır. 67.5 Mt uzunluğundadır.
 
•    Obelisk - Buenos Aires, Buenos Aires (Bknz Resim)


 5. Lateran Obelisk, Rome, Italy – 455 ton  ağırlığındaki obelisk tek parça olan ve ayakta duran Dünyanın en uzun obeliskidir. Mısırdan Circus Maximus a getirilmiş ve dikilmiştir. Yıkıldığı için uzun süre gömülü kalan Obelisk 1588 de yeniden ortaya çıkarılarak bugünkü yerine konulmuştur.
 
•    Lateran Obelisk, Rome, Italy (Bknz Resim)
 
 6.Cleopatra’s Needle, New York, United States –19 YY da New York ,Londra ve Paris’e taşınarak dikilen 3 Obeliskten biridir. Londradaki ile eştir. Cleopatra ismiyle anılsada Cleopatra yönetimde olduğu zamanlarda hali hazırda binlerce yıllıktı ve Cleopatra ile ilgisi yoktur aslen.Kahire,Heliopolis den getirtilmiş 1881 de Central Parka dikilmiştir. Kırmızı Granitten yapılmıştır. 21 Mt ve 224 Tondur.
 
•    Cleopatra’s Needle, New York, United States (Bknz Resim)
 

7. Luxor Obelisk, Luxor, Egypt – Luxor tapınağının girişindeki iki dev obeliskten bugün soldaki halen yerinde durmaktadır. Sağdaki ise hediye olarak gönderildiği Fransada Concorde meydanındadır.
 
•    Luxor Obelisk, Luxor, Egypt (Bknz Resim)
 







8. Heliopolis Obelisk, Cairo, Egypt – Kırmızı Granitten Obelisk günümüzde kalan en eski halen yerinde dikili olan Obelisktir. Sadece birisi durmaktadır. Boyu 20 Mt dir.
 
•    Heliopolis Obelisk, Cairo, Egypt (Bknz Resim)


9. Flaminio Obelisk, Rome, Italy –Romadaki 13 Obeliskten biridir. Piazza del Popolo meydanında bulunmaktadır. 24 Mt boyutemeliyle 46.5 Mt dir. MÖ 10 yılında getirilerek kendinden 300 yıl önce getirilmiş Lateran Obeliskinin yanına dikilmştir. 1587 de tamirat görerek bugünkü yerine taşınmıştır.
 
•    Flaminio Obelisk, Piazza del Popolo, Rome, Italy (Bknz Resim)
 




10. Obelisk of Axum, Axum, Ethiopia – 24 mt uzunluğundaki Granit Obelisk 1700 yaşındadır.Taştan 2 kapı ve değişik yönlerde pek çok pencere sembolü barındırır.
 
•    Obelisk of Axum, Axum, Ethiopia (Bknz Resim)


Dikilitaş – Sultanahmet

Theodosius Dikilitaşı, veya yalnızca Dikilitaş, Sultanahmet Meydanı'nın güney tarafında, Yılanlı Sütun'un yanında bulunan bir Antik Mısır dikilitaşıdır. MS 390 yılında Roma imparatoru I. Theodosius tarafından Mısır'dan getirilerek şimdiki yerine dikilmiştir.
Dikilitaş ilk olarak Mısır firavunu III. Tutmosis tarafından MÖ 15. yüzyılda yaptırılmış ve Karnak tapınağının yedinci pilonunun güneyine dikilmişti. Roma imparatoru II. Constantius MS 357 yılında dikilitaşı tahtta bulunuşunun 20. yılı onuruna Nil ırmağı üzerinden İskenderiye şehrine getirtti. Daha sonra, MS 390 yılında imparator I. Theodosius dikilitaşı gemi ile İstanbul'a getirterek Hipodrom'da şimdiki yerine diktirdi.
Dikilitaş kırmızı Asvan granitinden yapılmıştı ve orijinal yüksekliği 30 m idi. Ama ya nakliye sırasında ya da şimdiki yerine yerleştirilirken alt bölümü tahrip olduğu için bugünkü yüksekliği 18,45 m'dir (kaidesi ile birlikte 24,87 m). Ağırlığı yaklaşık olarak 200 ton'dur.
ŞARK MEKTUPLARI kitabının sahibi Lady Montagu, 1718 tarihindeki mektupların birinde şunları yazmıştır: Bu taş, murabba şeklinde yontma taştan bir ayak üzerine mevzu dört sütun üzerinde duruyor. Taşın iki ayağında Kabartma olarak bir muharebe ve bir meclis resmi var. Diğer ikisinde ise Rumca ve Latince şunlar yazmaktadır:
Kuzeybatı cephesi
“18. sülaleden Yukari ve Asagi Mısır’ın sahibi 3. Tutmosis, Tanrı Amon’a kurbanını sunduktan sonra Horus’un yardımıyla bütün denizleri ve nehirleri hükmü altına alarak hükümdarlığının otuzuncu yılı bayramında bu sütunu daha nice zamanların getireceği bayramlar için yaptırdı ve dikti.”
Kuzey cephesi
“Gizli ve kutsal ismin her tecellisine mazhar olan tanrı Amon’a kurbanını büyük bir acz içinde sunduktan sonra, ondan yardımlar dilenerek güneyin dostu, dinin nuru iki tacın (Aşağı ve Yukarı Mısır) sahibi, kudretli hükümdar ülkesinin sınırlarını Mezopotamya’ya kadar götürmeye azmetti.”
Güneydoğu cephesi
“Güneşin doğduğu sırada sahip olduğu altın renkleri dünyaya yayan Horus’un verdiği kuvveti, serveti, kuvvetli sevgi, saygıyı taşıyan ve Aşağı ve Yukarı Mısır’ın tacına sahip olan ve bizzat Güneş tarafından seçilmiş olan firavun, bu eseri babası Ra için yaptırdı.”
Güney Cephesi
"Tanrı Horus’un lütfuna mazhar olan ve Güneş’in oğlu unvanını taşıyan Aşağı ve Yukarı Mısır’ın hükümdarı olan firavun, kudret ve adaletle bütün ufuklara nur saçtı. Ordusunun önüne geçti. Akdeniz’de dolaştı, bütün dünyayı mağlup etti. Sınırlarını Naharin’e kadar yaydı. Mezopotamya’ya azimle gitti, büyük savaşlar yaptı".
Dikilitaşın kaidesinde yer alan yazılarsa Doğu Roma İmparatorluğunda adet olduğu üzere Grekçe ve Latince yazılmış.


Grekçe yazı bir anlatıcı ağzından şöyle diyor
Devamlı bir suretle yerde duran bu taşı dikme cesaretini İmparator Theodosius gösterdi ve yardımına Proclus çağrıldı. Bu şekilde otuz iki günde yerine dikildi.
Latince metinse taşın ağzından yazılmış
Önceleri direnmiştim; fakat yüce efendimizin emirlerine itaat ederek, yenilen tiranlar üzerinde zafer çelengini taşımam gerekti. Her şey Theodosius ve onun kesintisiz sülalesine boyun eğiyor. Bana da galip geldiler ve reis Proclus’un idaresi altında otuz günde yükselmeye mecbur oldum.

 
•   Obelisk of Thutmose III (originally located at Karnak), at the Hippodrome of Constantinople (Istanbul) (Bknz Resim)


 
Dikilitaş'ın alt kısmı

 
Örme Dikilitaş, Doğu Roma İmparatoru VII. Konstantin tarafından yapılmıştır



 
Dikilitaş, Sultanahmet (Bknz Resim)



Obelisklerin Masonlukla İlgisi Var mı?   

Bu sorunun yanıtı herkese göre değişik olabilir.Ben sadece aklımdakileri dökmeye çalışacağım. Biliyorsunuz antimasonik yaklaşımla Masonik olmayan ve Masonların Dünyayı ele geçirmesi için her yere sakladığı gizli semboller olmayan hiçbir şey yok gibidir. Ama ben nötr bakabilirsem ne bulabilirim bir onu deneyeyim.

Bir Obelisk nedir? Bir hükümdarın Tanrıya olan şükranını gösterdiği, Ona ‘dokunmaya’ çalıştığı bir araç. Bir hükümdarın hükmettiği alanın genişliğini göstermek üzere güneşin doğan ve batan ışıklarını karşılayan bir yüksek nokta. Şehirlere girenin hükmedenin yüceliğini ve gücünü gösteren semboller ve hatta sembolleri okuyabiliyorsa onu yaptıranlar hakkındaki hikayeleri anlatan birer yazıt. Taşa yazmak kalıcıdır,Türk boylarında da oldukça sık karşılaşırız (bknz orhun yazıtları). O halde herhangi bir zamanda herhangi bir yerde orayı yönettiğini iddia eden kişilerin işaretleridir diyebiliriz. Ya da oradaki varlıklarını uzun zaman sonrakiler bile görsün bilsin diye koydukları işaretler.

Bilirsiniz İnsalığın tarihi ortak, her akım,düşünce,grup aynı geçmişten etkilenebilir. Hermes orada duruyor, kaç farklı ezoterik grup onu sahiplenmiş saymakla bitmez. Bunun gibi bugünkü anlamıyla 1717 de kurulmuştur diyebileceğimiz Spekülatif masonlukta kendini ve ritüellerini daha kadim zaman ve bilgilere bağlamaya çalışmıştır elbette. Operatif Masonlukta bu mitolojik etkilenmeler daha da barizdir. Bugün Masonluğu Mitolojiden kurtararak saf spekülatif olarak yorumlamaya çalışanlar elbette vardır. Ama Mitolojiyi Obeliskin oturduğu zemin, Masonluğu ise ayakta duran Obelisk sayabiliriz. Biri olmadan diğeri ayakta duramaz.
O halde Roma İmparatorlarının kendilerinden önceki en güçlü ‘imparatorlukların’ sembollerini kendi başkentlerine taşıması bir kıskançlık değil olsa olsa bir gövde gösterisidir. Peki ya sonrakiler? Obelisklerin yeniden dikilmesi için seçilen yerler? Londra,Paris,New York…
Tüm şehri Pergel ve Gönye ye göre Düzenleyen Washington ve Arkadaşlarının  bıraktıkları tek sembol bu mudur? Washington anısına yapılan Washington Anıtı,169 Mt uzunluğu ve Columbia District te yasayla korunarak en yüksek yapı oluşu (Yasaya göre bu yapıdan daha uzun bina yapılamaz) Doğan ve batan güneşin ışıklarını selamlayan bu Obelisk ne sembol ve sırlar saklar?
Antik Mısır Mitlerinde Ra’nın Torunu Osiris Kardeşi İSİS ile evlidir. Osirisin diğer kardeşi Seth ona oyun kurarak organlarını parçalar ve Nilin dört bir yanına atar. İSİS parçaları oğulları Horus ile toplar ve Ölüm Kapısının bekçisi Anubis (diğer oğulları) Osiris’i yeniden diriltir. Tek bulunamayan organi erkeklik organıdır. Bundan Dolayı yeniden Mısıra kral olan ve adaletin kralı olarak bilinen Osiris tüm Mısırı onlar için feda ettiği ‘BABALIK’ ına ithafen erkek organını sembolize eden Obelisklerle doldurur. Bu erkek Sütun Masonluğun içine de bir şekilde girmiştir (J&B). Burada organların tüm nilden toplanması için kullanılan HORUS’un HERŞEYİ GÖREN GÖZÜ de sembolizmaya girmiştir. Hatta Hiram Abif’in yeniden dirilmiş Osiris ve Dulun oğlu Horus la ilgisini de bu mitlerle bağlayan ve asla unutulmaması için Süleyman Mabedinin girişine yerleştirdiği Sütunlarla bunu bağdaştıran kaynaklarda mevcuttur.

Netice olarak doğrudan Obelisk Masonik bir semboldür başkası kullanmaz, yada Masonlar Obelisk ve üzerindeki sembolizmi kullanmaz diyemeyiz. Ancak Yeni Dünyayı oluşturan, Onun Başkentini Kuran MASONLARIN (Washington ve arkadaşları) Onun kalbine Erekte edilmiş (dikilmiş) bir Obelisk koyması şüphesiz bazı mesajlar içermektedir.
Masonluk ve Obelisklerin detaylı incelendiği 1880 tarihli kitabın sayfalarından taranmış detaylı kitap aşağıdaki Linkten İngilizce olarak incelenebilir. Mimari detaylarla ilgilenenler için özellikle öneririm.
http://www.mindserpent.com/American_History/books/Weisse/1880_weisse_the_obelisk_and_freemasonry.pdf

Not. MÖ 250 yıllarında Eratostenes, Aswan ve Aleksandria da ki iki Obelisk ten birinin gölgesi sıfırken (güneş tam tepede) diğerinin gölge boyundan iki şehir arası zaman dilimi farkını ve bundan mesafeyi de ekleyerek DÜNYANIN ÇEVRESİNİ ölçmekte kullandığını da belirtmeden geçmeyelim. (Tam doğru olmasa da 40.000 km olarak ölçmüştür, gerçekte 40.075 km dir)
« Son Düzenleme: Eylül 19, 2016, 01:53:16 ÖS Gönderen: ANARCHOSA »
Alterius non sit qui suus esse potest


Eylül 19, 2016, 03:26:28 ÖS
Yanıtla #1
  • Mason
  • Orta Dereceli Uye
  • *
  • İleti: 239
  • Cinsiyet: Bay

Sayin @ANARCHOSA

Emeginize saglik, detayli ve cok guzel bir derleme olmus. Dikkatimi ceken noktalari bildirmek ve merak ettigim birkac soruyu sormak istiyorum.

1) Parca parca da olsa 200 tonu bulan bu yapilar nasil tasinabilmis. Kaynaklarinizda bu konuyla ilgili detay mevcut mudur? Bu yukseklikteki yapilarin son katlari nasil yerlestirilebilmistir.

2) Vermis oldugunuz linkteki e-kitapta inceledigim uzere bu yapilar tek bir sutun gibi gorunse de oldukca karmasik yapilar. Ciddi bir muhendislik ve mimari gerektiriyor. Kaidesi icin bile oldukca teknik detaylar mevcut. Bu yapilari yaparak dunyanin cevresini 75 metre fark ile bulabilen misirlilar bu teknolojiye nasil ulasabildiler?

3) "Mitoloji eger kaide ise,masonluk uzerine dik duran obelisk" betimlemesi yazidaki en begendigim nokta idi. Sembolik manada obeliskler masonlugun icinde yer almakta. Ayrica operatif masonluk doneminde de Suleyman mabedinin yapiminda obelisk benzeri yapilarin(sutun demek daha dogru olur) mabet girisine yapildigi bilinmekte.Bu sutunlar obeliskler gibi uzerinde yazi icermemekte ve oldukca sade yapilardi. obelisklerin en tepesi genellikle ucgen sonlanirken, Suleyman Mabedinin girisindeki sutunlarin uzerinde kure olarak tasvir edilen ve dunyayi sembolize ettigi dusunulen yapilar mevcut(bazi tasvirlerde) yada duz sonlanan sade bir sutun seklinde. Burada kaynaklar nasil baglanti yapabilmisler, baglanti sadece sembolik midir?

Saygilarimla
« Son Düzenleme: Eylül 19, 2016, 03:33:53 ÖS Gönderen: Surgeus »


Eylül 19, 2016, 03:53:52 ÖS
Yanıtla #2
  • ÖMBL/KMBL Üyesi
  • Uzman Uye
  • *
  • İleti: 1151
  • Cinsiyet: Bay

Sayin @ANARCHOSA

Emeginize saglik, detayli ve cok guzel bir derleme olmus. Dikkatimi ceken noktalari bildirmek ve merak ettigim birkac soruyu sormak istiyorum.

1) Parca parca da olsa 200 tonu bulan bu yapilar nasil tasinabilmis. Kaynaklarinizda bu konuyla ilgili detay mevcut mudur? Bu yukseklikteki yapilarin son katlari nasil yerlestirilebilmistir.

2) Vermis oldugunuz linkteki e-kitapta inceledigim uzere bu yapilar tek bir sutun gibi gorunse de oldukca karmasik yapilar. Ciddi bir muhendislik ve mimari gerektiriyor. Kaidesi icin bile oldukca teknik detaylar mevcut. Bu yapilari yaparak dunyanin cevresini 75 metre fark ile bulabilen misirlilar bu teknolojiye nasil ulasabildiler?

3) "Mitoloji eger kaide ise,masonluk uzerine dik duran obelisk" betimlemesi yazidaki en begendigim nokta idi. Sembolik manada obeliskler masonlugun icinde yer almakta. Ayrica operatif masonluk doneminde de Suleyman mabedinin yapiminda obelisk benzeri yapilarin(sutun demek daha dogru olur) mabet girisine yapildigi bilinmekte.Bu sutunlar obeliskler gibi uzerinde yazi icermemekte ve oldukca sade yapilardi. obelisklerin en tepesi genellikle ucgen sonlanirken, Suleyman Mabedinin girisindeki sutunlarin uzerinde kure olarak tasvir edilen ve dunyayi sembolize ettigi dusunulen yapilar mevcut(bazi tasvirlerde) yada duz sonlanan sade bir sutun seklinde. Burada kaynaklar nasil baglanti yapabilmisler, baglanti sadece sembolik midir?

Saygilarimla

Sn Surgeus

1. Sorunuzun yanıtı farklı kişilerce akıl yürütme yoluyla cevaplanmış. En yaygın kabul göreni şudur 'Antik Mısırlılar bunun için son derece zekice bir yol bulmuşlardı. Obeliski yerde sürüklemenin hiç de kolay olmadığını biliyorlardı. Çünkü zemin düz ve sabit değildi. Bunun yerine Nil’in tabanından çıkarılan çamur ile tuğlalar imal etmişlerdi. İmal edilen bu tuğlalarla de, ocaktan gemiye kadar uzanan düz bir yol inşâ etmişlerdi. Bu tuğla yol, bir tür yağ ile iyice ıslatılarak kaygan bir zemin elde edilirdi. Obeliskin ağırlığı yüzlerce küçük tuğlaya dağıldığından, tuğla başına çok az yük bindiğinden, obeliskin kumlu ya da toprak zeminde olduğu gibi batması da engelleniyordu. Geminin yanına kadar ulaştırılan taş, kaldıraçlar aracılığıyla gemiye yükleniyordu. Mısırlıların o dönemde palanga sistemini bilmemeleri nedeniyle taşlar birkaç kademeli kaldıraç sistemleri ile, tıpkı piramit inşaatlarında olduğu gibi taşınıyorlardı.'

2. Sorunuzda 75 mt demişsiniz 75 KM farkla bulmuştur ama ama buda binde bir gibi bir hata payıdır ki gayet makuldür. Erastothenes İskenderiye ve Atina da yaşamış Yunanlı bir Astronomdur. Mısırlı değildir. Ancak sorduğunuz Mısır bu teknolojiye nasıl ulaştı diye değerlendirilirse,Pek çok hikaye anlatılır,Ancak Tufandan önce bilgiler kaybolmasın diye sütunlara yazıldı ve bunu sonra birisi buldu (Toth yada başka isimlere bakınız) ve Mısır Firavunu ile anlaşarak Prensler başta olmak üzere inisiyelere bu bilgileri aktardı denilir. Doğru yanlış, Masal uydurma siz karar verin.

3. Her şey semboliktir sevgili Surgeus :) O yüzden gerçekten ordanmı gelir yoksa hiç alakası yokmudur,yüzyıllardır tartışıp durulur.

Selamlar
Alterius non sit qui suus esse potest


Eylül 19, 2016, 05:05:27 ÖS
Yanıtla #3
  • Mason
  • Orta Dereceli Uye
  • *
  • İleti: 239
  • Cinsiyet: Bay

Sayin @ANARCHOSA

Cevaplariniz icin tesekkur ederim. Merak ettigim konulardi. Ikinci cevapta kastettiginiz tufan oncesi Atlantis ve Mu' dan gelen bilgiler midir?

Saygilarimla


Eylül 19, 2016, 05:15:35 ÖS
Yanıtla #4
  • ÖMBL/KMBL Üyesi
  • Uzman Uye
  • *
  • İleti: 1151
  • Cinsiyet: Bay

Atlantis olur,Mu olur,Mars olur. Biliyorsunuz bilinmeyenle ilgili hikayeler silikleşip hayal gücü ile yoğruluyor. Herkes bir yerinden tutup çekiyor. Ama 200.000 yıldır yaklaşık var olan İnsanoğlunun son 100 yılda gösterdiği gelişmeyi görünce,bugüne kadar hiç başka ileri medeniyetler oluşturmamış  olduğunu düşünmek yalın kalabilir.
Alterius non sit qui suus esse potest


Eylül 19, 2016, 05:58:59 ÖS
Yanıtla #5

 Dikilitaş,Davud'un Yıldızı'nın ortasında iken, daha gizemli bir mana kazandığını duymuştum.Sayın ANARCHOSA'nın paylaştığı fotoların tepeden görüntüleri buluna bilinir ise, belki yıldızı göre biliriz.Müsait olduğumda araştırıp eklemeye çalışırım, ve yahut müsait olanlar araştırıp ekleye bilir.

Saygılar-Sevgiler
Sen Özelsin


Eylül 19, 2016, 08:22:51 ÖS
Yanıtla #6
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7281
  • Cinsiyet: Bay

Sayın ANARCHOSA'nın bu çalışması gerçekten kutlanası.
Kuşkusuz, obelisk Masonlukta da bir simgesel yer tutar. Ancak burada onun ayrıntılarına giremeyiz.
Bu arada Sayın ANARCHOSA'nın obeliskin fiziksel tanımına dikkat edilmesini öneririm. Burada geometrik biçim (kare kesit ve piramit tepe) çok önemlidir. Bunu başka geometrik biçimlerle karşılaştırmaya kalkışarök olmyacak yorumlar üretmeye girişmek yerine, kendi biçimselliğini değelendirmek daha uygun düşer. Örneğin Masonlukta "sivri uçlu küptaş" da denilen simgeyle benzeştirme söz konusu olabilir.
Ayrıca, aslında Sayın ANARCHOSA'nın da belirtmiş olduğu üzere İstanbul Sultanahmet'te bulunan obeliske dikilitaş denilse de, aslında İstanbul'da Dikilitaş diye bir semtin de bulunduğu, gerek yurdumuzda gerek başka ülkelerde yüzlerce-binlerce hem çok eski hem daha yeni dikiitaşlar bulunduğu, bunların obelisk olmadığı da bilinmelidir. Özellikle menhirler ve dolmenler de birer dikilitaştır, dikilitaşlardan oluşan kromlekler de vardır ama hiçbiri obelisk değildir.
ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.