Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: İYİLİK VE KÖTÜLÜK ÜZERİNE  (Okunma sayısı 2205 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Eylül 26, 2016, 10:46:55 ÖÖ
  • ÖMBL/KMBL Üyesi
  • Uzman Uye
  • *
  • İleti: 1153
  • Cinsiyet: Bay

İYİLİK VE KÖTÜLÜK ÜZERİNE

İyilik ve Kötülük felsefenin, belki özelde ahlak felsefesinin konusu, ancak ben sadece insanın iyiliği ve kötülüğü ile sınırlandırmayacağım.
En çok dinlerin konusu olan bu kavramlar zaman içerisinde değişim gösterse de hep yerini korudu. Çok tanrılı dinlerde Seth gibi, Hades gibi kötülükle özellikle özdeşleştirilen Tanrılar olduğu kadar, iyilik, barış ve pozitif değerlerin simgesi Tanrılarda hep eş zamanlı vardı. Tanrının TEK’liği üzerine pek çok düşünce ifade edildi. Ancak bununla birlikte o Tek Tanrının sıfatları da yine İyilik ve Kötülük, Bağışlama ve Ceza gibi karşıtlıkları içerdi. İnsana karşı planlar kuran ama aynı zamanda onu doğru yola da ileten Tanrı iki yanını da hep içerisinde barındırdı.

İslam tekelinde düşünürsek, Allah’ın Esma-’ül Hüsna adı verilen 99 sıfatında ;
Er-Rahmân: "Dünyada bütün mahlükata merhamet eden, şefkat gösteren, ihsan eden."
El-Gafûr: "Affı, mağfireti bol."
El-Veliyy: "İnananların dostu, onları sevip yardım eden."
Ama aynı zamanda
El-Mümît: "Her canlıya ölümü tattıran."
Ed-Dârr: "Elem, zarar verenleri yaratan."
El-Kâhhâr: ‘’Kahreden ve perişan eden, her an kahretmeye muktedir olan.’’
Bir arada görünür.

Değişik felsefelerde  bu durum özellikle vurgulanmıştır. En Meşhuru doğu felsefesinde belirtilen Ying ve Yang’dır.

Ying Alçalan,Negatif tarafı temsil ederken, Yang Yükselen Pozitif tarafı içerir. Ancak iki tarafta içerisinde diğerini içerir. Birinin değişiminde diğeri de değişerek dengede kalmak için çalışır.

Pozitif ve Negatif demişken biz dahil evrendeki herşeyin yapı taşları olan atomlar bile dengeyi Pozitif olan çekirdeklerindeki Protonları negatif olan orbitallerdeki Elektronlar ile dengeleyerek ancak kararlılık kazanır. Ying Elektron,Yang Protondur.

Bütünsel olarak her şey bu denge arayışı ile anlatılabilir. Gece-Gündüz,Doğum-Ölüm,Siyah-Beyaz vb.

Peki iyi hangisidir? Kötü hangisi?

Her şeyi mutlak olarak iyi veya kötü olarak tanımlamak sanırım evrimsel gelişimimizde kendimizi konumlandırmak ve güvenliğimizi sağlamak için beynimizin geliştirdiği bir mekanizma. Ancak siyahla beyaz arasında gri de olabileceği gibi, Siyah bildiğimiz Beyaz, Beyaz bildiğimiz siyahta olabilir.

İnsan yaşamında pek çok olayda içinde yaşadığımız an itibariyle ‘bu benim başıma nasıl gelebilir’ diye düşündüğümüz ve ‘en kötü ânım’ diye tanımladığımız durumların etkisinden kurtulduğumuzda, çoğu zaman yıllar sonra,iyi ki o olay olmuşta sonra benim için iyi olan şu diğer olayları yaşamışım diyebiliyoruz. Yani bazı durumlarda ‘Tüh’ dediklerimizi sonra ‘iyi ki’ şeklinde değerlendirebiliyoruz.

O zaman iyi ve kötü duruma göre yer değiştirilebilir. Örneğin birini öldürmek için kullanılan ‘kötü’ bir bıçak, Bir ameliyat masasında uzman bir operatör doktorun elinde aynı kan dökme olayını kişinin faydası hatta hayatının kurtarılması için ‘iyi’ olarak yapabilir.

Evrenin en yıkıcı olaylarından süpernova patlaması, aslında evrene yaydığı  element  havuzundan sonradan teşekkül edecek yıldız ve gezegenlerde yaşam oluşması için sebep oluşturabilir. Yani yok ediliş ve yıkıcılık bile yaratılış ve başlangıçlar için gereklidir.

İyilik ve Kötülüğün duruma göre yer değiştirebileceğini ve herşeyin göründüğü gibi olmadığını en iyi  Hz. Musa ile Hz. Hızır’ın Kur’an da da geçen kıssaları açıklar.

Hızır (a.s.), yolculukta karşılaşacakları olaylara Musa peygamberin sabredemeyeceğini kendisine hatırlatmış ve O'ndan sabır için söz almıştır (el-Kehf,18/66-70). Önce deniz sahilinde, yolculuk için bir gemiye binmişlerdi. Hızır (a.s.) bir balta ile gemiyi delince kaptan tamir için geri dönmek zorunda kalmıştır. Musa (a.s.) sabredemeyip söyle demiştir: "Gemiyi, yolcularını boğmak için mi deldin? Doğrusu çok kötü bir iş yaptın" (el-Kehf; 18/71). Yolculuğun sonunda, ilk bakışta görünmeyen ve perde arkası bilgi niteliğindeki sebebi Hızır (a.s.) şöyle belirtir: "O, deldiğim gemi, denizde çalışan birkaç yoksulundu. Onu kusurlu yapmak istedim. Çünkü gemi yolculuğa devam ederse, ileride her sağlam gemiye el koyan bir kral (deniz korsanları) vardır" (el-Kehf, 18/79).
Yolculuk sırasında, diğer çocuklarla oynamakta olan bir çocuğu öldürdü. Musa (a.s.): "Kısas olmadan, masum bir cana nasıl kıyarsın? Doğrusu çok kötü bir iş yaptın, dedi" (el-Kehf,18/74). Küçük çocuğun bu erken yaşta vefat ettirilme sebebi Hızır (a.s.) tarafından şöyle açıklandı: "Öldürdüğüm erkek çocuğa gelince; onun anne ve babası mü'min kimselerdi. ileride onları isyan ve inkâra sürüklemesinden korktuk istedik ki, Rableri bu ölen çocuk yerine kendilerine ondan daha temiz ve daha merhametli birini versin" (el-Kehf, 18/80,81). Burada Cenâbı Hak\"kın, anne-babanın hayırlı kimseler olması sebebiyle, ileride kendilerini üzecek, büyük sıkıntılara sokacak bir çocuğu erken yasta vefat ettirip, onun yerine daha hayırlı bir evlâdın verilmesinin, gerçekte o aile için " hayır" olduğuna işaret ediliyor.

Yolculuğun üçüncü merhalesi Kur'an'da söyle anlatılır: "Musa ve salih kul yollarına devam ettiler. Sonunda bir köye varıp, halkından yiyecek istediler. Halk ise onları misafir etmek istemedi. Musa ve salih kul, orada yıkılmak üzere olan bir duvar gördüler, Salih kul hemen onu doğrultuverdi. Bunun üzerine Musa: "isteseydin buna karşılık bir ücret alırdın, dedi. Salih kul şöyle dedi: işte bu seninle benim aramızın ayrılması demektir. Sabredemediğin şeylerin içyüzünü sana anlatacağım" (el-Kehf, 18/77,78). Evi, ücretsiz tamir etmesini salih kul (Hızır) söyle açıklar: "Bu ev, şehirde iki yetim çocuğun idi. Duvarın altında kendilerine ait bir hazine vardı. Bunların babaları salih bir kimseydi. Rabbin, onların rüştlerine erip, hazinelerini bizzat kendilerinin çıkarmalarını istedi. Bu Rabbinden bir rahmettir. Ben bunları kendiliğimden değil, Allâh'ın emriyle yaptım. işte, sabredemediğin şeylerin içyüzü budur" (Kehf 18/82).



Kur’andan  örnekler vermişken sanırım şu sözü hatırlatmak zamanı geldi. ‘Her Hayırda bir Şer,Her Şerde bir hayır vardır.’

İnsanlar da, yaptıkları davranışların genel toplumsal ahlak kabulleri ile ‘iyi’ veya ‘kötü’ olarak  nitelendirilebilirler. Ancak yaşanan pek çok olayda kötü bir olay sebebiyle yakalanan kişilerin tanıdıkları, şaşkın ifadeyle çok iyi bir insandı,  hiçbir kötülüğünü görmedik. Nasıl böyle oldu anlamadık derler, hepimiz şahit olmuşuzdur. Ben iyi veya kötü insan olmadığını, her insanın içerisinde iyilik ve kötülük bulunduğunu, hangi tarafın daha ağır basacağını ise Aile,Toplumsal gelişim, Çevresel faktörler gibi etkenlerin birincil derecede etkilediğini düşünüyorum. Örneğin kişi fazlasıyla varlıklı olmakla test ediliyorsa, ne çalışma baskısı ne de yokluk ezikliğini yaşayacaktır. Zamanını örneğin toplumca pozitif ve iyi bilinen daha çok ibadetle, yardımla vs. geçirebilir. Çocuklarına, ailesine  her istediğini alabilme lüksünden dolayı iyi bir eş iyi bir baba olarak bilinebilir. Aynı kişiyi kıt kanaat geçindiği bir ortama koyalım. İyi ahlaklıdır ve iyi eğitim almıştır. Ancak eşi çocukları bazı eksiklerden dolayı sürekli boynu bükük geziyorsa, başkalarının TV ve gazetelerde gördükleri üzere lüks  hayatlar yaşadığı yerde kendileri tüm emeklerine rağmen ancak hayatta kalabiliyor ama ‘yaşamıyorsa’ bu kişi iş yerinde kendi elinde olan bir imkanı ne de olsa herkes yapıyor ben neden yapmayayım diye kendi çıkarına kullanmaya başlarsa, örneğin rüşvet alırsa, bu onun saf kötü biri olduğunu, ilk örneğimizdeki kişininse saf iyi olduğunu mu gösterir?

O halde,İyilik ve Kötülük, birbirlerinden keskin bir şekilde ayrılmış değildir. Kişilerde siyah ve beyaz gibi birbirinden bu sıfatlarla ayrılamazlar. Her iyinin içinde kötülük, her kötünün içinde iyilik vardır. Tek gereken ying yang dengesinin bir tarafa doğru dengesini bozacak uyarıcı faktörlerdir.


Alterius non sit qui suus esse potest


Eylül 26, 2016, 11:16:05 ÖÖ
Yanıtla #1
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 641
  • Cinsiyet: Bay

Birkaç düzeltme yapalım:

1- İyilik ve kötülük kavramları eşyalar için kullanılamaz. Bıçak iyidir veya araba kötüdür gibi bir cümle doğru olmaz. Çünkü bu şey kavramın doğasına tamamen aykırıdır. Kullananlar var mıdır,vardır. Onun sebebi de sözcük yoksulluğu, sonucu da erozyondur.

2- Esma-ul Hüsna Allah'ın 99 sıfatı değil, ismidir. İsimlerle sıfatları karıştırmamak lâzım, hele ki bir de yazının içinde onlarca ayet, kıssas varken...

3- "Her hayırda bir şer,  her şerde bir hayır vardır" sözü meşhur bir söz değil, bir ayetin yıpratılmış hàlidir. Aslı da şöyledir:

Sizin hayır sandığınız şer, şer sandığınız şeyde hayır vardır. Allah bilir,siz bilmezsiniz.

« Son Düzenleme: Eylül 26, 2016, 11:21:38 ÖÖ Gönderen: İNSAN »


Eylül 26, 2016, 11:51:17 ÖÖ
Yanıtla #2
  • ÖMBL/KMBL Üyesi
  • Uzman Uye
  • *
  • İleti: 1153
  • Cinsiyet: Bay

kıssas

Kıssas değil Kıssa ve Kısas vardır. Kısas hukuki sayılabilecek bir terimdir. Karşılık gelebilecek ceza diye özetleyebiliriz. Kıssa ise hikaye dir.

Bunun gibi bir birimizin kelimeleri üzerinde düzeltmelere kalkışırsak esas mesaj kaybolur gider.

Ben kendi yazımı yazdım, isteyen kendi yazısını yazar. Bizde zevkle okuruz.

Örneğin Esma-Ül Hüsna olarak 'Esma' dan dolayı Ad yada isim diyenlerle ben aynı görüşte olmayabilirim (unutmayalım ki bunlar kesin şeyler değil hadisler ve yorumlarla ortaya çıkan kavramlardır). Ben Allah'ın tek isminin Allah olduğunu düşünebilirim. Rahman gibi  sözcükleri onu tanımlayan sıfatlar olarak görebilirim.  Başkası Allahın 99 ismi olduğunu hatta bir başkası 99 değişik Tanrı olduğunu da ilan edebilir.
Alterius non sit qui suus esse potest


Eylül 26, 2016, 01:29:00 ÖS
Yanıtla #3
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 641
  • Cinsiyet: Bay

Madem bu yazı sizin ve madem konu da felsefe o zaman  çok eskiye gitmeden birkaç isimden bahsedelim.

Ama önce bir soru:

Yukarıda geçen elektron, iyi bıçak söylemi ve "iyiliği sadece insanla sınırlı tutmayacağım" cümlesi ne anlama gelir,bizim bilmediğimiz felsefî bir dayanakları var mı?  Önce bunu anlamak için mantıklı, makul ve felsefî açıdan meşru bir açıklama gelmeli.

Sonra da üç soru:

1- Voltaire, iyilikten bahsederken kavramı erdemle aynı poşete koyuyor. Erdem ve iyilik birbirine akraba ise, erdemli elektron var mıdır, bilmek lâzım. Bir masterlı kimyager tarafından bunun cevaplanması zor olmasa gerek.

2- Aziz Pavlus, Erdem'i şöyle betimliyor: İnsanlar arasındaki iyilik alışverişidir. İyilik alışverişinin insanlar arasında olabileceğinin sinyalini veren ve bunu da erdemle yapışık gören Pavlus sorar:  Deprem kötülük müdür?

3- En üstün iyi, hiçbir küçülme ve kıskançlık duymaksızın herkesin birden olabilendir,diyen Pascal da, gece gündüzü hiç kıskanır mı diye soruyor.


İyilik sanattadır diyen Schelling'den tutun Berlin Üniversitesi'nin felsefe kürsüsünde ömrünü çürütmüş Hegel'e kadar birçok isim var. Sayabilirim. Ama burda duralım.

Önce bunlara cevap verilsin, sonra devam edelim.

Böylelikle felsenin bol keseden atmak olmadığını,düşüncenin de fosfor olmadığını görmüş oluruz.











« Son Düzenleme: Eylül 26, 2016, 01:49:23 ÖS Gönderen: İNSAN »


Eylül 26, 2016, 03:08:29 ÖS
Yanıtla #4
  • Mason
  • Orta Dereceli Uye
  • *
  • İleti: 240
  • Cinsiyet: Bay

Sayın ANARCHOSA birşey yazdığında neden olay hemen dilbilgisine dönüşüyor. Konu ile ilgili moderatörler zaten gerekli düzeltmeleri yapacaktır. Sayın İNSAN yazdıklarınızda haklı olduğunuz noktalar mevcuttur lakin okuyanları da düşünmek lazım. Konu çok dağılıyor.



Sevgi ve saygılarımla


Eylül 26, 2016, 03:24:30 ÖS
Yanıtla #5
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 641
  • Cinsiyet: Bay

Sayın Surgeus,

Yazıda üç tane temel hata vardı. Önce onları iyi niyetimle düzeltmek istedim.Bunların birincisi,iyilik ve kötülük kavramlarının insana has olduğunu vurgulamak içindi. Eşyalar ve hayvanlar için iyilikten ve kötülükten bahsetmek mümkün değil.

Şöyle bir örnek vereyim. Bir yılan sizi sokmuşsa, size kötülük etmiş olmaz.

İkincisi, Esma-ül Husna'ya Allah'ın 99 sıfatı denmesi yanlışıydı. Esma-ül Husna Allah'ın sıfatları değildir,isimleridir şeklinde bir düzeltme yaptım. Durun ona da örnek vereyim. 

"Kötü Yazı" dediğimizde, sıfat olan kötüdür. Yazı değil.   

Üçüncü olarak da, bir söz tahrip edilmiş şekilde sunulmuştu, sözü korumaya ve hatırlatmaya çalıştım. Hepsi bu.

Şimdi soruyorum.

Bunların hangisi dilbilgisi ile ilgili, gelip cevap verin.


Diğer yandan, yazının bütününe bakılması istendiği için de, kendisine üç soru soruldu. Bu işler Ying'i elektron, Yang'ı da proton yapmakla olmaz. Sorduğum sorular belki şu an yazar tarafından internette araştırılıyor, eğer bir şeyler bulabilirse cevaplanacak. Yok bulunamazsa da, bu yazı burada felsefî bir yazı olarak kalacak.

Bu arada sorduğum soruların dayanaklarını da felefeciler oluşturuyor, zoologlar değil.

Yani üç soru da tamamen "iyilik ve kötülük" üzerinedir,rahat olun.


Yok illa da konuyu dağıtıyor diyorsanız, gelip bir zahmet buna da cevap verin, biz de anlayalım :)



« Son Düzenleme: Eylül 26, 2016, 03:45:38 ÖS Gönderen: İNSAN »


Eylül 26, 2016, 03:45:28 ÖS
Yanıtla #6
  • Mason
  • Orta Dereceli Uye
  • *
  • İleti: 240
  • Cinsiyet: Bay

Sayın @İNSAN

Hepten dağıtalım diyorsunuz yani :) Söylediklerinizde haklı olduğunuzu söylemiştim. Ancak taktir edersiniz ki konuyu okuyanlar kendilerini felsefi konu yerine atışmalar içerisinde buluyor. Konu boğuluyor. Felsefi sorular tamam da tartışmaya sebep vermeyelim en azından.

Sevgi ve saygılarımla


Eylül 26, 2016, 03:59:49 ÖS
Yanıtla #7

 "İylik ve Kötülük" benim kanımca, zıtlık değildir.Yanlış değerler üzerine inşa edilmiş toplumlardaki düşünce mekanizmalarının yarattığı tüm doğma ve tabuların bir bütünsel yansımasıdır.

 Aztek ayinlerin de kurban edilen insanlar vb.
Orta çağda veba olan kişinin bütün kanının akıtılması vb. Bu liste uzar gider.

Bir benzetme ile anlatır isek;

 Bir bayan,2.şiş 1.ip kullanarak kazak örmeye başlar.Bayan, hatalı bir ilmik attığında bunu fark etmeden devam eder ise bütün emek boşa gider.Temeldeki bir yanlış,bütün doğruyu götürür.Örnekler istenir ise daha da fazlalaştırıla bilir.


 Toplumlar, değer yargılarını,atalarından öğrendiği mantık ile yoğurarak hareket ederler.En vahim olanı ise: Cehaletin kolay örgütlene bilmesidir. Cehalet,halkı yöneten kesimlerce, kitleleri doğma ve tabularla zincirde tutma yöntemini keşfetmiştir.

 Aydın kesimler ise, yüksek ego ve enerji yüklenmesi yüzünden, bir türlü örgütlenemez. 
İsmet İnönü'nün bir anısını anlatmak isterim:

  İsmet İnönü kurmayları ile lokanta da bir toplantı yapmak ister.Lokanta'ya otururlar.Garson,İsmet İnönü'ye; -"Ne yersiniz efendim" diye sorar.İsmet İnönü ise; -"Şimdilik bir şey almıyalım.Nasıl olsa biraz sonra birbirimizi yiyeceğiz" cevabını verir. :) :) :)

 Örgütlene bilen aydınlar varmıdır?; vardır.Lakin,Dünya yörüngesinden artık cıktıkları için, çoğunun Dünya'ya  faydası kalmamıştır.Dünya yörüngesinden bilerek mi cıkarlar;bilmeyerek cıkartılırlar mı ?;bilinmez.- :)-

 Sanırım biraz-bazen İnsan dostu olmak gerek,metrolar da/otobüsler de gezmez gerek.Hep "hakim" olmayıp,biraz da "avukat" olmak gerek.


Sevgiler
« Son Düzenleme: Eylül 26, 2016, 04:20:04 ÖS Gönderen: Tik-Tak »
Sen Özelsin


Eylül 26, 2016, 05:11:58 ÖS
Yanıtla #8
  • Forum ve Uye Yoneticisi
  • Aktif Uye
  • *****
  • İleti: 810
  • Cinsiyet: Bay

Moderasyon:

Sayıdeğer üyeler,

Kişisel tartışmalara neden olacak paylaşımlarda bulunmak forum kuralları gereği hoş görülmemektedir. İrrite edici bir durum varsa tarafıma yada sayın Risus'a iletiniz gereği yapılacaktır. Yada kişiye bu konuda düzeltme yapması gerektiğini kişisel ileti yoluyla iletiniz.

Her iki tarafta haklı bu durumda  kavram karmaşaları, Türkiye deki diğer sorunlardan biri her iki tarafta buna dikkat çekmiş bunda büyütecek birşey yok. Üyelerimizi her seferinde hırsızlıkla itham etmek biraz kaba bir davranış bu konuda daha yapıcı ve üyelerimize daha yardımcı olmanızı ve üslubunuzdan ödün vermemenizi rica ederim. Bu konuda uyarı yapmak benim içinde irrite edici bir durum haline geldi bilginize. Bu vesile ile her iki tarafı da uyarıyorum alıntı ve derleme bölümleri acıkça belirtilmeli zaten forum kuralları da buna yönlendiriyor. Böyle bir durum varsa ise üyelerimiz yine hoş bir uslupla üyemizi uyarlamalı konu bütünlüğünü bozmamalı

Saygılarımla


« Son Düzenleme: Eylül 26, 2016, 05:32:47 ÖS Gönderen: Arais »
2050 de Türkiye çöl olacak ! Ağaç dikin, ağaç diktirin....
Sayğıdeğer üyeler, forumla ilgili her türlü soru ve sorun için lütfen tarafıma başvurunuz.


Eylül 27, 2016, 12:33:57 ÖÖ
Yanıtla #9
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 132
  • Cinsiyet: Bay

Bir elektronun hızını tespit etmek istediğimizde konumunu, konumunu tespit etmek istediğinizde ise hızını tanımlayamıyoruz. (Heisenberg belirsizlik prensibi.)

İyilik ve kötülük insanın konumu ile ilgilidir ve tanımlanabilen anda geçerlidir. iyiliği kötü, kötülüğü iyi yapan ise değişimin hızıdır. 

İnsan Anda yaşar. İyilik de kötülük de insAN a aittir.
Kimi insANlar elektron kadar hızlı değişkenlerdir.(Örnek : Politikacılar)
İnsanın yavaş da olsa tutarlı değişeni makbuldür.

Hızır dediğiniz de zamanda ileri ve geri gidebilecek hızda bir varlık olarak tanımlanır... Yani elekrondanda ışıktanda HIZlıdır, O anlatılan Hızır...

Hızır düşüncedir vicdandır... O da insandadır.
İyi bir şeyi yapmak istedğinde geleceği ne kadar ileri düşünebiliyorsan o kadar iyi bir iyilik yapmış olursun ama yinede emin olamazsın.
Çünkü tüm parametreleri sen kontrol edemezsin.


Bir noktadan sonsuz doğru geçer. İki noktadan ise bir doğru geçer. Senin koordinatlarını diğer noktalarla çizdiğin doğrular belirler.