Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: TÜRKÇE VE DİL DEVRİMİ  (Okunma sayısı 7737 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Eylül 16, 2011, 04:41:13 ÖS
Yanıtla #10
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7281
  • Cinsiyet: Bay


Sayın mustafa Kemal'e teşekkürler kendi açımdan.

Zaten benim sorumun bir ucu da bu soruna dayanıyor.

Bu iş öyle sıradan bir Türk dili, Türk tarihi, Türk kültürü konusu değil. Bu işin ardında önemli boyutlara varan akçalı işler var.

Sayın SkullG ne diyecek bakalım tüzel durum açısından.
ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Eylül 16, 2011, 05:22:57 ÖS
Yanıtla #11
  • Skoç Riti Masonu
  • Uzman Uye
  • *
  • İleti: 3742
  • Cinsiyet: Bay

15 Nisan 1931 kurulan Türk Tarihi Tetkik Cemiyetine bir kardeş olarak oluşan kuruluş tarihi 13 Temmuz 1932 olan Türk Dili Tetkik Cemiyeti, o zamanki Dernekler (Cemiyetler) Yasasına göre kurulmuştur. Dernek Tüzüğünün birinci maddesine göre Atatürk Derneğin kurucu ve koruyuc Genel Başkanıdır. "Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal Hazretlerinin yüksek koruyucu başkanlığı altında 12 Temmuz 1932’de Türk Dili Tetkik Cemiyeti adlı bir cemiyet kurulmuştur.” Dernek 1940'ta KAmu yararına çalışan Dernek statüsüne alınmıştır.

Dernekle ilgili olarak Atatürk'ün vasiyeti ise şöyledir:

"Dolmabahçe: 5-9- 1938

Malik olduğum bütün nukut ve hisse senetleri ile Çankaya'daki menkul ve gayri menkul emvalimi Cumhuriyet Halk Partisine atideki şartlarla, terk ve vasiyet ediyorum:

1) Mevkut ve hisse senetleri, şimdiki gibi, İş Bankası tarafından nemalandırılacaktır.

2) Her seneki nemadan, bana nispetleri şerefi mahfuz kaldıkça, yaşadıkları müddetçe Makbule'ye ayda 1000, Afet'e 800, Sabiha Gökçen'e 600, Ülkü'ye 200 lira ve Rukiye ile Nebile'ye şimdiki gibi 100'er lira verilecektir.

3) Sabiha Gökçen'e bir ev de alınabilecek ayrıca para verilecektir.

4) Makbule'nin yaşadığı müddetçe Çankaya'da oturduğu ev de emrinde kalacaktır.

5) İsmet İnönü'nün çocuklarına yüksek tahsillerini ikmal için muhtaç olacakları yardım yapılacaktır.

 6) Her sene nemadan mütebaki miktar yarı yarıya, Türk Tarih ve Dil Kurumlarına tahsis edilecektir. K. Atatürk"

Görüldüğü üzere Atatürk'ün belirttiği isimlere yapılacak ödemeden sonra geriye kalan miktar bu iki Dernek arasında pay edilecektir. T. İş Bankasının kurucularından olan Atatürk’ün bu bankadaki kurucu pay oranı  %27,57’dir. CHP'nin görevi sadece korumadır. Herhangi bir gelir elde edemez. Bu hisse 1981'e dek Banka sermaye arttırımı yapsa bile korunmuştur. Milli Güvenlik Konseyi, bankadaki Atatürk hisselerinin hazineye geçtiğine karar vermiştir (çok hukuki (!)). 1981'de partiler kapatıldıktan sonra yapılan sermaye arttırımı sonrası Atatürk'ün hisseleri %0,9'a düşürülmüştür. Devlet Denetleme Kurulu, 1982'de Kenan Evren emriyle TDKyı denetler. TDK denetleme sonucu temiz çıkar. Ama değerlendirmelerde "üllerin dağıtımında Türk Dil Kurumu’nun çeşitli saldırılara neden olmasına yol açacak tercihlerin yapılmasını önleyecek önlemler alınmadığı, dilin doğru ve güzel kullanımı yanında ulusal bütünlüğü zedeleme kuşkusu uyandıracak düşünce ve duygulara yer veren yapıtların değerlendirme dışı tutulmasına özen gösterilmediği gözlenmiş bulunmaktadır.” gibi ifadelere de yer verilir. Derneğin denetçilere göre suçu, Solculara ödül vermişler diye kısaltayım.

1982 Anayasasında 134. maddeyle TTK ve TDK ile ilgili şu hükme yer verilir:


“Atatürkçü düşünceyi, Atatürk ilke ve inkılaplarını, Türk kültürünü, Türk tarihini ve Türk dilini bilimsel yoldan araştırmak, tanıtmak ve yaymak ve yayınlar yapmak amacıyla; Atatürk’ün manevi himayelerinde, Cumhurbaşkanının gözetim ve desteğinde, Başbakanlığa bağlı; Atatürk Araştırma Merkezi, Türk Dil Kurumu, Türk Tarih Kurumu ve Atatürk Kültür Merkezinden oluşan, kamu tüzelkişiliğine sahip ‘Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu’ kurulur.

Türk Dil Kurumu ile Türk Tarih Kurumu için Atatürk’ün vasiyetnamesinde belirtilen menfaatler saklı olup kendilerine tahsis edilir.

Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumunun; kuruluşu, organları, çalışma usulleri ve özlük işleri ile kuruluşuna dahil kurumlar üzerindeki yetkileri kanunla düzenlenir.”

bu maddeye dayanarak 2876 SAYILI ATATÜRK KÜLTÜR, DİL VE TARİH YÜKSEK KURUMU KANUNU (RG. 17/8/1983 Sayı: 18138) yayınlandı. Kanuna göre;

Türk Dil Kurumunun yeniden düzenlenmesi:
Madde 35 - "Ulu Önder Atatürk'ün kutlu eliyle ve O'nun yüce kurucu ve koruyucu Genel Başkanlığı altında kurulmuş olan" Türk Dil Kurumu; tüzelkişiliğe sahip, bilimsel hizmet ve faaliyetlerde bulunacak bir kurum olarak Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumunun kuruluşuna dahil edilmiş ve yeniden dezenlenmiştir"

bunun hukuki anlamı gaspetmeden başka bir şey değildir. Derneği al bir Kurumun içerisine monte et. E dernek statüsü gidince ne olur. Kurumun görevlileri olur.

Türk Dil Kurumunun üyeleri:
Madde 38 - Türk Dil Kurumunun üyeleri, bu Kurumun organlarını oluşturan,hizmet ve faaliyetlerinde görev alan kişilerdir.

Türk Dil Kurumunun asli üyeleri:
Madde 39 - Türk Dil Kurumunun kırk asli üyesi vardır. Asli üyeler; bu Kanunda belirlenen amaç ve ilkeleri benimsediğini tutum ve davranışları, bilimsel eserleri, çalışma ve faaliyetleri veya eğitim ve öğretim hizmetleri ile kanıtlamış;

a) Yükseköğrenim görmüş, idari tecrübeye ve Devlet memuru olabilmek için gerekli niteliklere sahip adaylar arasından Yüksek Kurulca seçilen yirmi,
b) Türk Dil Kurumunun amaçlarının gerçekleştirilmesinde yararlı olabilecek ögretim elemanları arasından Yükseköğretim Kurulunca seçilen yirmi, Üyeden ibarettir. Asli üyelik süresi altı yıldır. Süresi biten üyenin yeniden seçilmesi mümkündür. Herhangi bir sebeple belirtilen süreden önce üyelik sıfatının sona ermesi halinde, yeni seçilen üye eski üyenin süresini tamamlar.

Önceden Dernek üyeleri tarafından seçilen Dernek Organlarının yerini de işte bu görevliler alır.

Bunların gelirleri nedir?

Gelir kaynakları:
Madde 100 - Yüksek Kurum ve bağlı kuruluşlarının gelir kaynakları aşağıda gösterilmiştir.

c)Türk Dil Kurumunun gelir kaynakları:

(1) Atatürk'ün vasiyetine dayalı gelirler,
(2) Türk Dil Kurumunun hizmet ve faaliyetlerinden elde edilen gelirler,
(3) Türk Dil Kurumu mal varlığından elde edilen gelirler,
(4) Türk Dil Kurumuna yapılan bağış ve yardımlar,
(5) Döner sermaye karları ve diğer gelirler,
(6) Zorunlu hallerde, Başbakanlık Bütçesinden Yüksek Kurum kanalıyla yapılan yardımlar.

Geçici madde 1'e göre " Yüksek Kurum Başkanının atanması ile birlikte Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumu yüksek Kurum Başkanlığına bağlanır. Türk Dil Kurumu ile Türk Tarih Kurumunun planlanan faaliyetleri 1933 yılı sonuna kadar eski mevzuatlarına göre yürütülür. Bu Kurumların 1984 yılı faaliyetleri bu Kanunda öngörülen esaslara göre planlanır."

personel kadrolarının ilk tespiti Bakanlar Kurulu kararı ile yapılır. Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumunda çalışanlar,(Türk Tarih Kurumu Matbaasında çalışanlar hariç), 31 Aralık 1983 tarihi itibariyle memur statüsüne geçirilerek ve bu tarih esas alınmak suretiyle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu hükümlerine göre ve yazılı müracaat şartı aranmaksızın intibakları yapılır.

İşin akçalı yönü konusunda haklısınız. 2009 yılında Atatürk'ün vasiyeti üzerine bu iki kuruma düşen kar payı tutarı 131.473.045,95 TL'dir.


Eylül 16, 2011, 05:37:41 ÖS
Yanıtla #12
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7281
  • Cinsiyet: Bay


İşin ve kavganın niteliği ortaya çıktı.

Başka söze ne gerek.

Bunun pek acı yönü dil, tarih ve kültür üzerine bile böyle çirkin oyşunların oynanır olmasıdır.

Umutlarımız tükenmez.

Biz beceremedikse de, Ulu Atatürk'ün gençliğe hitabesinde sözünü ettiği gençler bir gün gelecek ve vazifeyi yerine getirecektir.

ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Eylül 16, 2011, 09:54:27 ÖS
Yanıtla #13

Ben dil devrimi konusunda şöyle bir bağlantı paylaşmak istiyorum. Aslında, bu bağlantıyı foruma copy-paste etmek istemiştim ama okumak isteyenin, bağlantıyı da okuyacağını düşündüm ve doğrudan bağlantısını veriyorum.

http://www.liberaldemokrasi.org/ssakman/makale/diltriy00.htm

Edit: Teşvik amacıyla içinden bir iki pasaj paylaşayım istedim. Bu bir düz yazı değil, hayali bir üç kişilik oturumda taraflar tartışıyor.

Alıntı
Öztürkçecilik, bence değil ilerici bir çaba olmak,
 
a) geçmiş kültür ve tarihimizle bağımızı kopardığı, dolayisiyle daha güzel bir Türkiye için çabalayanların, bugünü anlamalannın ilk şartı olan geçmişi anlamayı olağanüstü güçleştirdiği,
 
b) ülkemizin ve dünyanın karmaşık sorunlarını anlayabilmek ve tartışabilmek için gerekli dilsel alet stokumuzu daralttığı, dolayisiyle düşünce hayatımızı kısırlaştırdığı,
 
c)  görünüşte kelimeler düzeyinde de olsa ırk kavramına yaptığı özel vurgudan dolayı,
 
gerici bir ideolojinin ürünüdür.


Alıntı
Fakat Osmanlıcayı bugün kırklı yaşlara kadar hiçbir kuşağın pek bilmemesi hayıflanılacak bir gerçektir. Neyzen Tevfik, ameliyat ertesinde daha da kötüye giden midesi dolayısiyle tıbba bir hiciv yapar:
 
          Midemi Tıp tepti benim,
          Kırk katır tepse yıkılmazdı naçiz bedenim.
 
Biz öztürkçecilik kurbanları, buna nazire olarak şöyle desek yeridir:
 
          Lisanımı Öztürkçecilik tepti benim,
          Kırk katır tepse dolanmazdı naçiz dilim.
 
- Mülayim: Biraz abartıyorsun gibi. Dil Devrimi'ne gönül vermiş bütün aydınlanmız aklını peynir ekmekle mi yedi? Sen nasıl izah ediyorsun aydınların büyük desteğini?
 
- Serbesti: "Bütün aydınlanmız" yanlış bir niteleme. Şu anda başta edebiyat ustamız Attila ilhan olmak üzere, birçok ilerici aydın Öztürkçeciliğe karşı çıkmakta. Üstelik buna dildeki tutumlarından ötürü haksız olarak tutucu diye nitelenmiş olanları da eklersek az değil bu sayı.
 
Bilindiği gibi dilde sadeleşme çabaları, Cumhuriyet'le birlikte gelmiş değil. Tanzimat'la başlayan "sadeleştirmecilik", Osmanlılığın, enternasyonalist ümmet fikrinin, etnosentrik millet fikri lehine terkedilmeye başlandığı son zamanlarında ‘özleştirme’ haline dönüşmeye yüz tutmuş; Cumhuriyet'le birlikte, devletin kültür politikasının temel direklerinden biri haline geldiği için edindiği resmî ve gayrıresmî kuvvetlerle, hasımlanna tahakküm ettiği gibi taraftarlarında da dilde gericiliği, ‘ilericilik’ zannettirecek ölçüde büyük bir illüzyon yaratmıştır.


Alıntı
- Mülayim: Biraz evvel "göçebe bir kavim olarak Türklerin Türkçesi" ve "yerleşik bir medeniyet olarak Osmanlıca Türkçesi "nden bahsettin. Her toplum kendi kültürüne uygun etkin bir dil yaratır. İlkel diller-ileri diller gibi bir ayrım mı getiriyorsun?
 
- Serbesti: Hayır, böyle bir ayrım yapmak istemiyorum. Fakat göçebe bir kavimin diliyle yerleşik bir medeniyetin dili arasında bugünkü dilimize yakınlık açısından bir fark vardır elbette.
 
Göçebe kavimlerin dili somut, özgül ve duyusal olma temayülü gösterir. 1897'de yazılmış bir rapora göre, seyyahın "Bütün insanlar ölür" cümlesini çeviremez merkezî Brezilyalı tercüman. Dillerinde böyle bir fikri ifade edecek yapılar mevcut değildir. Bir başka raporda, "Beyaz adam bugün altı ayı vurdu" cümlesini çeviremeyen yerliye sebebi sorulduğunda cevabı, beyaz adamın bir günde altı ayı vurmasına imkan olmadığı şeklinde olur.(l)
 
İlkel kültürlerde halk yalnız fiilî tecrübelerden bahseder. Fazilet, iyi, kötü, güzellik nedir tartışmazlar; günlük hayatları, modern toplumlarda el emeği ile geçinen, eğitilmemiş kesimlerde olduğu gibi, belirli insanların belirli durumlarda gösterdikleri etkinliklerin, iyiliklerin tartışılmasından öte bir şeye imkan vermez.


Alıntı
Öztürkçecilik icad edildikten sonraki ilk bir kaç yılda neye gebe olduğu ortaya çıktiğından, sahibi Atatürk, her zamanki basireti ve öngörüsüyle süreci durdurmak istedi. Uluslararası linguistik çevrelerde alay konusu olan Güneş Dil Teorisi, başka sebepler yanında bu yüzden öne sürülür: Türkçe, bütün dillerin anası olduğuna göre, Arapça ve Farsçanın da anasıdır, dolayisiyle bu dilden gelen yapıların ayıklanmasına gerek yoktur. Fakat ok yaydan çıkmıştır bir kere. Kraldan çok kralcı dalkavuklar sırada beklemektedir, ucuz devrimciliklerini göstermek için. Frankenstein sembolizmi, Atatürk'ün "Nutuk"unun "Söylev" tarafından öldürülmesiyle tamamlanır.




Saygılar
« Son Düzenleme: Eylül 16, 2011, 10:10:23 ÖS Gönderen: popperist »
Karanlıklar prensi bir beyefendidir. W.Shakespeare


Eylül 17, 2011, 09:22:16 ÖÖ
Yanıtla #14
  • Seçkin Üye
  • Uzman Uye
  • *****
  • İleti: 7281
  • Cinsiyet: Bay


Sayın Popperist'in bu aktarımında verdiği türden ve buna benzer tartışmalar, eskiden çok yapılmıştı. Ben de 1960'lı yıllarda bir ara bunun içinde bulunmuştum; tam göbeğinde değil de şöyle kenarında köşesinde desek daha doğru olur.

Ben hep yinelerim bu forumdaki yazılarımda biliyorsunuz, ben Türkeçeciyim diye...  Çünkü o eski dili kullanmamıza olanak yok güncel konuşmalarımızda. Bakın masonlar bile bunca tutuculuklarına karşın Üstad-ı Azam terimini terk edip Büyük üstat diyor artık ama işte o eski kafalı medya bir fırsat bulup da Masonluğu gündeme getirdiğinde hemen sıralıyor üstad-ı azamlar da üstad-ı azamlar diye... Sanırsınız ki bunlardan sürüsüne bereket var.

Kimi zaman da o Öz Türkçeyi anlayamadığınız olur. Nitekim Stephen Hawking'in o ünlü bilimsel kitabı bu nedenle doğru dürüst okunup anlaşılamamıştır yurdumuzda. Aynı şeyi Nutuk için de söyleyebilirim. Söylev hiç de onun asıl havasını verememiştir.

Bu konuda çok uzun şeyler yazabilirim ama yazmayacağım Sadece bir öneride bulunacağım.

Aklımızı kullanalım (usumuzu değil) ve ölçülü olalım. Önemli olan iletişimdir; bunu unutmayalım.



 


« Son Düzenleme: Eylül 17, 2011, 09:24:21 ÖÖ Gönderen: ADAM »
ADAM OLMAK ZOR İŞ AMA BUNUN İÇİN ÇALIŞMAYA DEĞER.


Eylül 18, 2016, 03:44:19 ÖÖ
Yanıtla #15
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 4165
  • Cinsiyet: Bay

2011 yılında açmışım bu konuyu epey faydalı olmuş bir noktaya gelmişiz.
Bu konu uzun zamandır canımi sıkar durur dil bir millet için olmazsa olmazdir.
Vazgeçtik herseyden öyle ki globalleşme uğruna dili bir kenara bıraktık.

Çarşı pazar hemen tüm esnafların tabelalarını bakın bundan nasiplenmistir.
Türkçe maalesef bitmiş.
ÖZGÜRLÜK BİLE SAHİP OLMAK İÇİN SINIRLANDIRILMALIDIR.

EDMUND BURKE

Hayat Bizi Resmen Dört İşlemle Sınar. Gerçeklerle Çarpar, Ayrılıklarla Böler, İnsanlıktan Çıkarır ve Sonunda Topla Kendini Der.  leo


Eylül 18, 2016, 04:19:57 ÖS
Yanıtla #16
  • Aktif Uye
  • ***
  • İleti: 666

Kesinlikle dil önemli. Bazen tabelalara bakınca içim daha bir burkulur oldu.
Doğru rehberini bulana ne mutlu...


 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son Gönderilen:
2 Yanıt
2930 Gösterim
Son Gönderilen: Kasım 14, 2008, 06:56:38 ÖÖ
Gönderen: farmason82
7 Yanıt
4615 Gösterim
Son Gönderilen: Şubat 10, 2016, 08:14:19 ÖS
Gönderen: Melina
13 Yanıt
5651 Gösterim
Son Gönderilen: Temmuz 18, 2008, 04:11:01 ÖS
Gönderen: BILGI
3 Yanıt
2959 Gösterim
Son Gönderilen: Haziran 26, 2011, 07:13:47 ÖS
Gönderen: azzurra
1 Yanıt
4913 Gösterim
Son Gönderilen: Ağustos 22, 2010, 11:04:59 ÖS
Gönderen: Escalation
2 Yanıt
8245 Gösterim
Son Gönderilen: Haziran 28, 2011, 11:44:13 ÖS
Gönderen: papoose
0 Yanıt
1123 Gösterim
Son Gönderilen: Temmuz 16, 2015, 01:37:42 ÖÖ
Gönderen: Risus
3 Yanıt
1487 Gösterim
Son Gönderilen: Ağustos 17, 2015, 09:03:31 ÖS
Gönderen: karahan
0 Yanıt
2280 Gösterim
Son Gönderilen: Ekim 12, 2015, 03:49:04 ÖÖ
Gönderen: MEDUSA
0 Yanıt
2002 Gösterim
Son Gönderilen: Ekim 16, 2015, 12:47:04 ÖÖ
Gönderen: MEDUSA