Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Neden İnanç Doğaldır?  (Okunma sayısı 299 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Şubat 25, 2017, 08:15:03 ÖS

  Bilinen zaten bilinir ; bilinmeyene ya inanılır ya da inanılmaz.Yani , aslında inanma seçeneğini bilemediklerimizde kullanıyoruz.Bu durumda bir ateistin bilim yoluyla her şeyi bilebileceğini düşündüğü için inanca gerek duymadığını söyleyebilirim.

  Peki ya bilimin de sınırları olduğunu , o sınırları geçmek istersek inanmamız gerekeceğini söylesem ne dersiniz?Örnek gösterirsem kabul edersiniz.
1) http://www.evrimagaci.org/makale/563 Onuncu soruya verilen yanıtta görebileceğiniz üzere Büyük Patlama -ya da şu an evreni oluşturan olay her neyse- öncesinde zaman ve mekan olmadığı için nedensellik yoktu.Peki neden tanrıya inanılmıyor?Çünkü ne zaman oluştuğu (zaman) ve nerede olduğu , neden görünmediği (mekan) bilinmiyor ; bu yüzden tanrı üzerine bir nedensellik kurulamıyor.Bilim A diyor ve nedensellik kuramıyorsun ; tanrı düşüncesi B diyor ve nedensellik kuramıyorsun.Aslında ikisi de inanca götürüyor , öyle değil mi?Asıl olay neye inanacağını seçmekte.
2)Heisenberg'in Belirsizlik İlkesi , belirlenimciliği (determinizmi) yıkmıştır.Yani ne olup biteceği tam olarak bilinemez.Küçük de olsa bir bilinmezlik hep vardır.%95 olasılıkla hayatımıza istediğimiz gibi yön verebiliriz.%95'e inanmayı seçip hayatımızın iplerini elimize alacak mıyız yoksa %5'ten korkup her şeyi akışına mı bırakacağız?

  İnanç , hayatımızın her ama her yerinde.Bizim yaptığımız ise tanrıya inancı temel alıp tanrıyla birlikte "inancı da yoksaymak." Şimdi ne yapacaksınız?İnancı kabullenecek misiniz yoksa her şeyi bilmenin mümkün olduğuna inanmaya devam mı edeceksiniz?
Her taşın altında tekamül aramayan , kemale eremez.


Şubat 25, 2017, 11:51:38 ÖS
Yanıtla #1

 İnanılanı inandıranların, inanlarca inanmaya ihtiyacı; sorgulamaya duyulan ihtiyactan daha fazla olduğu içindir.
İnananın, sorgulayacak kada cok zamanı; sorgulayanın da, inanıcak kadar boş zamanı yoktur.

 Belirsizlik;İnandırmaya çalışanlar ile inananların,inandıklarını inandırmaya duyduğu arzudur.

 Somut bilim sorgular; inandırmaya değil deneyler ile kanıtlamaya çalışır.Sürekli gelişerek,inananların yaşam standartlarını yükselticek buluşları sağlarlar.İnananlar; sorgulayan/araştıran insanların  ar-ge arzusunun, tüketici mali kaynaklarıdır..

 Kısaca: İnananlar ve sorgulayanlar gerekliliktir.

 Heisenberg'in Belirsizlik İlkesi,Kuantum Fiziği'ni ,kısaca; atom altı parcacıklarının, ön görülemez hareketleri üzerine bir yapı taşır. Gözlrmcinin parçacığa etkisi,dolanıklık vs.

 Klasik newton fiziği, öngörüle bilir kanunlardan oluşur.

 Madde ön görülebilir hareketlere sahiptir; atom altı parcacıkları ise ön görülemeyen hareketlere ve vb özelliklere  sahiptir.Newton fiziğin de hemen hemen sona gelinsede,Kuantum Fiziği tam anlaşılamamıştır.

İnsanlığın tarihsel sürecinde bilinmezliğe duyulan merak, bilim'i yaratmıştır.Bu merakın ilkel ve bilimsel olmayan yanlış yansıması ise din'i inançları. Bu iki kavram Kuantum Fiziğindeki,dalga ve parcacık hareketine veya madde ve atom altı fiziğinin farklılığına/karşıtlığına benzer.Dolanıklardır ve birbirlerini tamamlarlar.

Saygılar-Sevgiler



« Son Düzenleme: Şubat 25, 2017, 11:53:57 ÖS Gönderen: Tik-Tak »
Sen Özelsin