Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Memleketimizde ilk Mason kimdi?  (Okunma sayısı 1323 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Ağustos 06, 2017, 09:04:28 ÖÖ
  • ÖMBL/KMBL Üyesi
  • Uzman Uye
  • *
  • İleti: 1151
  • Cinsiyet: Bay

İlhami Soysal - Niçin Masonluk Değil? Kitabından alıntıdır.

“1720 senesinde, yani Üçüncü Sultan Ahmet devrinde Fransa’ya elçi olarak gönderilen Yirmi-sekiz Mehmet Çelebi, oğlu Sait Çelebi’yi de Kethüda olarak beraberinde götürmüş ve bir yıl kadar Paris’te kalan baba oğul bir hayli yeni fikirlerle İstanbul’a döndükten sonra Sait Çelebi, İbrahim Müteferrika ile Türkiye’de ilk matbaayı kurmuşlar ve bu sırada İstanbul’daki bu Fransız Locasına bazı dostlarıyla beraber intisap etmişlerdir. Türklerden, ilk mason olarak bildiğimiz, bu suretle Yirmisekiz Mehmet Çelebizade Sait Çelebi’dir. Sait Çelebi daha sonra Birinci Sultan Mahmut devrinde 1732’de İsveç’e, 1741’dz Fransa’ya elçi olarak gitmiş ve nihayet Üçüncü Sultan Osman zamanında 1755 senesinde beş buçuk ay kadar Sadrazam ve dolayısıyla Vezirlik payesiyle paşa olmuştur.»

Türkiyeli, daha doğrusu Osmanlı ilk mason, Yirmisekiz Mehmet Çelebizade Sait Çelebi, bir devşirmenin oğludur. Yani, sonradan Müslüman olmuş ya da edilmiş, Türk asıllı olmayan bir ailenin çocuğudur. Onunla birlikte İstanbul’daki Fransız locasına girerek mason olan İbrahim Müteferrika da, Macar asıllı bir Hıristiyan olup İslâmiyete sonradan geçmiş biridir. Türkiyeli bu ilk masonlar gibi, sonraki yıllarda da mason olan Osmanlıların pek çoğu dikkat edilirse, devşirmelerden ya da devşirme çocuklarından ve azınlıklardan çıkmıştır. Bunların Türkçe dışında bir ya da birkaç yabancı dil bilmeleri de o yıllarda ve hatta çok sonraları, yirminci yüzyılın ilk çeyreğine kadar localarda törenlerin ve konuşmaların hep yabancı dillerde yapıldığı göz önünde bulundurulursa, Masonluğa kolayca kabul edilmelerinde bir önemli etken olmuştur. İlk Türkiyeli masonun, sadrazamlığa kadar kolaylıkla yükselebilmiş olması da bir rastlantı olmasa gerektir.

Osmanlı İmparatorluğu döneminde Türkiye’de Masonluğun ulusallaşması, hiç değilse, yabancı obediyanslara bağlı localar yerine, çoğunluğu Osmanlılardan kurulu yerli localara dönüşmesi ise ancak 1908 Devrimi sonunda söz konusu olmuştur. O tarihe kadar İngiliz, Fransız, Avusturya, İtalya, Polonya, İspanya ve Yunan Büyük Locaları, daha çok da sefaretleri bünyesinde kurulmuş yabancıların kurdukları Türkiye’deki locaların yerine bu localardan da pek çoğu varlıklarını sürdürdükleri halde, 1908’den sonradır ki, ulusal localar kurulmaya başlanmıştır.
Alterius non sit qui suus esse potest