Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Laiklik ve Masonluk  (Okunma sayısı 1663 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Ağustos 08, 2017, 08:52:18 ÖÖ
  • ÖMBL/KMBL Üyesi
  • Uzman Uye
  • *
  • İleti: 1151
  • Cinsiyet: Bay

Ali Hayri Bingeli'nin derlediği ve ÖMBL Büyük Üstadlarından Orhan Hançerlioğlu'nun düşüncelerini içeren Laiklik konulu yazının ''Laiklik ve Masonluk'' başlıklı bölümünü buraya almak istedim. Doğru veya yanlış demeden, bir kurumun önemli kişilerinden birinin düşüncelerine kulak vermek önemlidir. En alta ise kendim bir ekleme yapacağım...


Laiklik ve Masonluk

Laikliği Masonluk perspektifinden, daha doğrusu Masonluğu Laisizm perspektifinden yorumlamaya çalışalım:

Masonlukla dinler arasındaki ilişki Spekülatif Masonluğun kuruluşu kadar eskidir. Bir kere kuruluşun ilk anayasasını kaleme alan Anderson bir papazdır ve kitabı bir masonun asla bir "Budala Tanrı tanımaz" olmayacağı ön yargısıyla kaleme alınmıştır. Bu bağlam içinde 18. yüzyıl Masonluğu kişinin inançlarını bağlayıcı bir görüşü benimseyerek yola çıkmaktadır. Bir masonun neye inanmak zorunda olduğu kurumu tarafından saptanmaktadır ki, bunun çağdaş Laiklik anlayışı ile bağdaşması olanaklı değildir. Masonluk'taki kardeşlik ilkesi bile Tanrının "baba" kabul edildiği Hıristiyan inancının değişmez bir ünitesidir.

Yukarıdaki görüşün ışığı altında Mason ritüelleri ve sembolizmi kimi Hıristiyanlık'tan, kimi Musevilik'ten alınma, binlerce dinsel ögeyle doldurulmuştur.

Örneğin Kabala'dan yedi kollu şamdan, Hıristiyanlık'tan Tanrının gözü alınmıştır. Göksel dinlerin tüm kitapları Ant Kürsüsü'nün üstüne konmuştur; bireyler ant içerken neye inanıyorlarsa onun üstüne el basarlar.

Laiklik açısından tüm olumsuzluklarına rağmen bunun bir olumlu yanı vardır:

"Tüm insanları aynı dinin çatısı altında birleştirmeyi amaçlayan Mana dininin dikiş tutturamamasına karşın Masonluk başka bir öneriyle üyelerinin karşısına çıkıyordu: İnsanlar arasında yüzyıllardan beri sürüp gelen kavga din, ırk, ulus ayrılığından doğuyordu. Şu halde din, ırk, ulus ayrılıklarına hoşgörü (müsamaha, tolerance) ilkesinden bakarak insanlığın büyük kavgasına son verilebilirdi. Mani'nin yapmak istediğine karşı ters açıdan ileri sürülen çok daha gerçekçi olan bu düşünce Mason düşüncesidir: Mason doktrinine göre din, ırk, ulus ayrılıkları insanların birbirlerini sevmelerine engel değildir. İnsan kardeşliği bu ayrılıklara rağmen pek âlâ kurulabilir. Bu kardeşliği sağlayabilmek için insanların birbirlerine saygı beslemeleri, birbirlerini sevmeye çalışmaları yeter. Kişi düşüncesinde özgürdür. İstediğine inanabilir. Şu ırktan, bu renkten, öteki ulustan olabilir. Ama ne bu inancı, ne ırkı, ne rengi ve ne de ulusu onun bütün insanları sevme ve bütün insanlarca sevilme hakkına engel olamaz. Mason doktrini, bu düşünceyi bir hayli geliştirmiş ve gerçekleştirmiştir: Bugün dünyanın dört bucağında bu düşüncenin milyonlarca üyesi vardır. Bu açıdan bakılırsa Mani'nin gerçekleştiremediği büyük ülküyü masonların bir dereceye kadar gerçekleştirebildikleri söylenebilir. Maniler ayrılıkları birleştirerek insanlık boğuşmasına son vermek istemişlerdi. Masonlarsa bu ayrılıkları hoş görerek insanları birleştirmeye çalışmaktadırlar:"

İşte Orhan Hançerlioğlu 1963'de, "Erdem Açısından Düşünce Tarihi" adlı yapıtında Masonluğu böyle tanımlıyordu.

Evet, 1960'ların başında Hançerlioğlu bu noktaya varmıştı. Diyordu ki: "Ancak bir kaç yüzyıl önce pek önemli olan bu açı bugün için önemini yitirmek yolundadır. Bugün insanlık kavgasının din, ırk, ulus ayrılıklarından çok daha başka, çok daha önemli nedenleri vardır."

İşte Türk Masonluğunun 1965'teki bölünmesi yukarıdaki düşünceye inananlarla inanmayanların yollarının ayırmalarından doğmuştur. Bir yandan Laikliği ve çağdaşlığı yakalamaya çalışan gelişmeye açık kafalar, diğer yandan dinsel dogmalarla dolu ritüel, landmark ve simge yorumlarını Masonluğa yerleştirmek isteyen tutucular. Bu iki grubun bir arada kalamaması, bölünme gibi doğal bir sonuçla noktalandı, İşte o tarihlerde, sırtındaki dogmatik düşünceli kardeşler yükünden kurtulan, özgür düşünce yanlısı Büyük Locamız çalışmaya koyuldu.

Hem Eski ve Kabul Edilmiş İskoç Riti'ne bağlı kalmak, hem de her biri neredeyse bir dinsel kitap haline gelmiş ritüelleri değiştirmek kolay değildi.

Özgür düşünceli olmanın ilk koşulu "bilimsellik" idi. Tüm ritüel ve öykülerdeki dini öğeler çıkarıldı ve yerine bilimsel verilere dayalı öğeler kondu. Bu yeni olgunun, laik görüşün yansıtması ise elbette kaçınılmazdı.

Özgür düşünceyi savunan bir Büyük Locanın kardeşlerin inançlarını bağlaması olanaklı değildi. Ant Kürsüsü’nün üstü göksel dinlerin kitaplarından arındırıldı ve inançlar kardeşlerin kendi vicdanlarına döndü.

Masonluk bugün bile yeterince laik değildir. Hatta Türk Liberal Masonluğu bile yeterince Laik değildir belki... Ancak şu var: Büyük Locamız kendisini laik olarak nitelemekte yeterince laik bulmadığı Dünya Masonluğu'na laik olmayı öneri olarak götürmektedir.

Şöyle ki: laik bir toplumda

Yanılgısız ve kutsal bir otorite yoktur. Özgür Masonlar Büyük Locası yanılgısız ve kutsal bir üst otorite varlığını kabul etmez ve kardeşlerine önermez. Evrenin Ulu Mimarı kavramını hiçbir bağlamda kişileştirmez ve insanların kendi çabalarıyla varabilecekleri bir ülkünün simgesi olarak benimser.
Toplum kurallarının ve değerlerinin bölüşümlü ve otonom olması gerekir. Özgür Masonlar Büyük Locası kurumdaki tüm kuralların kardeşlerin kendi özgür düşünceleri doğrultusunda seçimle oluşmasını kendi kendini yönetmesini alabildiğine destekler. Tüm masonik değerlerin birer göstergesi olan simgelerin yorumunu asla noktalamaz. Aksine simgelerin en çağdaş yorumunun ortaya çıkması için kardeşleri cesaretlendirir.
Özel kişi için davranma ve karar verme özgürlüğü, yararlılık ölçüleri benimsenmelidir. Özgür Masonlar Büyük Locası'na bağlı localarda çalışan tüm kardeşler sadece davranış ve karar verme özgürlüğü değil, tüm özgürlükler konusunda bir Büyük Üstat'a verilen kadar hak tanınır. Konuşan kardeşin sözü kesilmez. Çekiç, sadece oturumları açıp kapatmakta kullanılan bir araçtır. Her kardeş kendi kararlarında da sınırsız bir serbestlik içindedir. Ne iftar eden kardeş içki içene, ne de çocuğuna dini nikâh yapan kardeş, bir ateiste karışır. Herkes kararlarında özgürdür; isteyen inanır, istemeyen inanmaz.
Gelenek kavramı karşıtı olarak değişme kavramının üstünlüğü söz konusudur. Gelenek konusu Masonluk 'ta en fazla tartışılan konuların başında gelmiştir. Kimilerine göre bir gelenek değiştirilemez, yenilenemez ve yerine başkası getirilemez. Eğer bunlar yapılacak olursa geleneklerin hiçbir anlamı kalmaz ve ilgili kuruluş kendiliğini yitirir.
Kimilerine göre ise gelenek bir takım deneyimler sonucunda, en uygun ve en elverişli olanın seçilip benimsenmesinden doğduğu için, çağdaş koşullar ve gereksinimler göz önünde tutularak, yeni deneyimlerle değişime uğratılabilir; bütünüyle terk edilebilir ve yerlerine gelenekselleşmek üzere yeni yöntem ve uygulamalar getirilebilir.

İşte Spekülatif Masonluğun dünya çapında en önemli uyuşmazlıklarının temel nedenlerinden biri de "gelenek kavramına yaklaşım" konusudur. Geleneklerin asla değiştirilmemesi, Masonluğun masonlarca, "mason bağnazlığı" içine düşürülme tehlikesini doğurur ki, bu da kurumun laikliğine gölge düşürür.

Özgür Masonlar Büyük Locası'nın gelenekleri koruma konusunda da elbet yoğun çabası vardır. Ancak kendi geleneği, değişim ve evrim olan bir Büyük Locanın korumak durumunda olduğu gelenek değişim ise; bu, geleneklerin değişime üstün gelmediği anlamını taşır. Gerçekten de böyledir. Özgür Masonlar Büyük Locası değişimci geleneğini merak eden kardeşler eski ritülleri ile yeni ritüelleri karşılaştırırsa aradaki farkı hemen göreceklerdir.

1936'da topluca söylenen şarkılardan, bu günkü "Bilgi" düzeyliliğine kolay gelinmemiş olsa gerekir.

Masonluk, genelde, kendi içinde henüz laik değildir. Bugün bile çoğu dinsel kökenli ögelerle iç içe yaşamak zorundadır. Ta ki dıştan gelen hiçbir güce girişime güvenmeksizin kurallar, geleneklere ulaşıncaya kadar...

İşte Özgür Masonlar Büyük Locası eski yeni tüm kardeşleriyle bilincini arındırma konusunda yoğun çaba harcar gözükmektedir. Bu kolay bir iş değildir.

Özgür Masonlar Büyük Locasının Dünya Masonluğuna yeni perspektifler önerecek kadar, kendi içinde tutarlı çalışmalar yapmaktadır.

Dünya Masonluğu genelde henüz Laikleşmemiş olabilir; ama Özgür Masonlar Büyük Locası gerçekten laik bir kurumdur.


BU YAZIYI VERDİKTEN SONRA YÜKSEK ŞURA VE SÜPREM KONSEY AMBLEMLERİNİ BURAYA TAŞIYACAĞIM. BAKALIM ARADAKİ ÖNEMLİ BİR FARK DİKKATLERİ ÇEKECEK Mİ?
Alterius non sit qui suus esse potest


Ağustos 08, 2017, 01:27:17 ÖS
Yanıtla #1
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 4165
  • Cinsiyet: Bay

Meşhur çift başlı kartal.
Selçuklu imp.simgesi.Üstteki kartal gelenekçi galiba yerinde duruyor,alttaki ise devamlı uçuş halinde oda yenilikçi olmalı.Birde kartalların ayaklarındaki latince yazılar farklı.
ÖZGÜRLÜK BİLE SAHİP OLMAK İÇİN SINIRLANDIRILMALIDIR.

EDMUND BURKE

Hayat Bizi Resmen Dört İşlemle Sınar. Gerçeklerle Çarpar, Ayrılıklarla Böler, İnsanlıktan Çıkarır ve Sonunda Topla Kendini Der.  leo


Ağustos 08, 2017, 01:36:51 ÖS
Yanıtla #2
  • ÖMBL/KMBL Üyesi
  • Uzman Uye
  • *
  • İleti: 1151
  • Cinsiyet: Bay

Meşhur çift başlı kartal.
Selçuklu imp.simgesi.Üstteki kartal gelenekçi galiba yerinde duruyor,alttaki ise devamlı uçuş halinde oda yenilikçi olmalı.Birde kartalların ayaklarındaki latince yazılar farklı.

Çiftbaşlı kartal Roma'da hatta Nazilerde de kullanılmıştır. Doğu ve batıya hükmetmek simgesidir. (Ve başka şeylerin). Fakat şekillere dikkat çekmek değildi amacım. Yazıların farkına varmışsınız. Birde anlamlarını irdelerseniz sonuca ulaşmış olacaksınız.
Alterius non sit qui suus esse potest


Ağustos 08, 2017, 01:41:27 ÖS
Yanıtla #3
  • ÖMBL/KMBL Üyesi
  • Uzman Uye
  • *
  • İleti: 1151
  • Cinsiyet: Bay

Daha önce şu başlıkta da incelenmiş:
https://www.masonlar.org/masonlar_forum/index.php?topic=10625.0


“Deus Meumque Jus”    “Tanrı ve benim hakkım”.

“Laicus, Humanitas, Scienti”  “Laiklik, İnsancılık (Hümanizm), Bilimsellik.”
Alterius non sit qui suus esse potest


Ağustos 08, 2017, 04:42:21 ÖS
Yanıtla #4
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 2908
  • Cinsiyet: Bay

Kuruluş tarihleri ...
audi-vide-tace
    dinle-gör
        sus


Ağustos 08, 2017, 05:47:43 ÖS
Yanıtla #5
  • ÖMBL/KMBL Üyesi
  • Uzman Uye
  • *
  • İleti: 1151
  • Cinsiyet: Bay

Kuruluş tarihleri ...

Kuruluş tarihleri aynıdır Sn. NOSAM33. Zira aynı kurum idiler. 1960'lar dönemindeki olaylardan sonra dev çınarın iki farklı yana uzayan dalları oldular sadece. Ama kökleri 1861 de ve aynıdır.
Alterius non sit qui suus esse potest


Ağustos 08, 2017, 08:31:03 ÖS
Yanıtla #6
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 2908
  • Cinsiyet: Bay

Bilmiyordum , Teşekkürler ... 8)
Saygılar
audi-vide-tace
    dinle-gör
        sus


Ağustos 08, 2017, 08:34:32 ÖS
Yanıtla #7
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 2908
  • Cinsiyet: Bay

Kartalların biri arkası dönük diğer amblemde önü dönük resmedilmiş ... ::)
audi-vide-tace
    dinle-gör
        sus


Ağustos 09, 2017, 12:16:46 ÖÖ
Yanıtla #8

Çok etkileyici bir çalışma...
Sen Özelsin