Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Luviler ve Masonluk  (Okunma sayısı 1877 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Ağustos 29, 2017, 02:35:35 ÖS
  • ÖMBL/KMBL Üyesi
  • Uzman Uye
  • *
  • İleti: 1122
  • Cinsiyet: Bay

Sıklıkla bahsedildiği gibi Masonluk üyelerinin yorumlarını kısıtlamaz. Her birini bir zenginlik olarak görür. Bu çerçevede bazı Masonlar, Masonluğun kardeşlik ve bilgi /erdem arayışı bütünlüğünü yeterli görmeyip biraz mitoloji, biraz simya, biraz mistisizm ekleyerek kendi Masonluk anlatılarını oluştururlar. Tıpkı hariciler gibi Masonlar arasında da esas kök/köken daha gizemli olmalı arayışları vardır. İnkâr edilemez.
Bu kapsamda  Cihangir Gener'in Çırak Derecesinde Ezoterizm  kitabından bir iddia bölümünü buraya getirmek isterim. Bu yazıyı, ''vay be Masonluk demek öyleymiş'' diye değil de, ''geçmişe gidildikçe flulaşan anlatılar tarih değilde mitleşen aktarımlar arasında bir de bu iddia varmış'' diye okumanızı rica ederim.

Alıntı:

Ezoterik bir sistem olan Masonluk inisiyatik öğreti yöntemini benimsemiş ve bu öğretiyi tekamül ettirerek, insanlık yolunu aydınlatmıştır. Bu noktada ''Mason'' kelimesinin etimolojik kökeni ile ilgili tamamen bana ait bir hipotezi sunmak istiyorum; yaptığım araştırmalara göre, Mason kelimesine de tıpkı ''Ezoterizm'' gibi ilk kez MÖ 8 binli yıllarda Anadolu'da rastlanmaktadır. Luvilerin tapındığı ana tanrıçanın adı ''Ma'' dır. Ma, Anadolu'da varlığı bilinen en eski ana tanrıçadır. Ma kelimesi, batı dillerine Matter- Anne olarak geçmiştir.Batılı dillerde Oğul anlamına gelen ''Son'' kelimesinin de Luvi dilinden kök almış olduğu görülmektedir. Ma-Son, Ma'nın yani ana tanrıçanın çocuklarıdır. Ma-Son'lar, Ma dininin rahipleridir. Tufan sırasında Atlantis'ten kaçan Luviler, Ana Tanrıçanın oğulları olan inşaatçı rahiplerin adının Massanlar (Masonlar) olduğunu söylemektedirler.
''Massan'' kelimesi, Luvice'de  ''Tanrı'ya Ait'' karşılığı kullanılan genel bir kelimedir. Bu kelime Likyacaya ''Mahan'' olarak geçmiştir.  Luviler konusunda araştırmaları ile tanınan Manfred Hutter, bu kelimenin ''Massanama'' ya da ''Massonama'' şeklinde kullanıldığında, ''Tanrıya ait Kâmil insan'' anlamına geldiğini belirtmektedir. Kâhinlerin isimleri ise ''Musen'' dir.  Luviler Güneşe tapındığı için, bu inancın rahipleri olan Masonlara ''Güneşin Çocukları'' demek de doğru olacaktır. Halen kendimiz için kullandığımız ''Işığın Çocukları'' deyimi ile Mason kelimesi böylece , bire bir örtüşmektedir. ''Güneş Tanrısı İnsanı'' anlamında Tivadama kelimesinin de Kâmil İnsan tanımlamasında kullanıldığı, Luvice hiyerogliflerde tespit edilmiştir.

''Dul kadının çocukları'' deyiminin de ilk kaynağının da, Luviler olduğu görülmektedir. Ana Tanrıça Ma'nın tanrı Atti'nin bir ölümlü kadınla ilişki kurması üzerine , ikili şiddetli bir kavgaya tutuşur. Atti, eşinin kıskançlık krizinden kurutlabilmek için kendi erkeklik organını keser ve kan kaybından ölür. Ma'nın çocukları artık dul kadının çocuklarıdır.Atti, bir akarsu kenarına gömülür ve gömüldüğü yerden bir ulu çam ağacı yükselir. Bu ağaç, yeniden doğuşun bir sembolü olarak görülür. Yeniden doğuşa inanan Luvilerde en gelişmiş meslek, yapı işçiliğidir. Ana Tanrıçaya ait evleri yapanlar masonlardır. Luvi dilinde, ''Bet'' kelimesi, ev anlamında kullanılmaktadır. Halen kullandığımız Ma-bet sözcüğü de, Ma'nın evi olarak açılabilir...
Laicus Humanitas Scienti


Ekim 11, 2017, 01:03:10 ÖS
Yanıtla #1
  • ÖMBL/KMBL Üyesi
  • Uzman Uye
  • *
  • İleti: 1122
  • Cinsiyet: Bay

Öncelikle bu yazıma bir ekleme yapmak istiyorum...

Bu seferki yazı Ertuğrul Kutluay'ın Türklerden Önce Anadolu Yazısından alıntıdır...

------

Luviler

Karahöyük (Elbistan) Steli Ön yüzünde 9, yan yüzlerinde ise birer satırlık Luwi hiyeroglifi ile yazılmış yazıt bulunan stel yaklaşık 2.7 m. yüksekliğindedir. 1947 yılında Elbistan yakınlarındaki Karahöyük’teki kazıda bulunmuştur. Yazı biçiminin daha eski olması nedeniyle M.Ö. 12. yy. civarlarına tarihlenir. Yazıt, Ir-Teshub(?) adındaki bir Büyük Kral’ın Armanani adındaki memuru tarafından yerel Fırtına Tanrısına ithaf edilmiştir. Ankara’daki Anadolu Medeniyetleri Müzesi’ndedir.
Karahöyük (Elbistan) Steli
Ön yüzünde 9, yan yüzlerinde ise birer satırlık Luwi hiyeroglifi ile yazılmış yazıt bulunan stel yaklaşık 2.7 m. yüksekliğindedir. 1947 yılında Elbistan yakınlarındaki Karahöyük’teki kazıda bulunmuştur. Yazı biçiminin daha eski olması nedeniyle M.Ö. 12. yy. civarlarına tarihlenir. Yazıt, Ir-Teshub(?) adındaki bir Büyük Kral’ın Armanani adındaki memuru tarafından yerel Fırtına Tanrısına ithaf edilmiştir. Ankara’daki Anadolu Medeniyetleri Müzesi’ndedir.
Evvelce bilinmeyen 1906 ve sonrasında ki Hitit kazılarından çıkan buluntulardan[2] elde edilen bulgular Anadolu’nun yerli halkı olan yeni bir kavmin varlığını ortaya koydu; Luviler.

Luvilerin Anadolu’nun yerli halkı olduğu konusunda ısrar edenler Luvi’lerin kullandığı dil özelliklerine dünyanın başka hiçbir yerinde rastlanmadığını kanıt olarak göstermektedir.

Manisa Turgutlu arasındaki Sipylos (Manisa dağı) Kemalpaşa-Torbalı arasındaki Karabel, Aphrodisias ve Bayraklı kazılarında Luviler ile ilgili önemli bulgular elde edilmiş ise de bu kavimle ilgili bilgilerimiz henüz tam ve yeterli değildir. Egeli olduğu söylenen Luviler’in kullandıkları dilsel özelliklere Akdeniz bölgesinde de rastlanmaktadır.

İonia (Menderes ağzından İzmir’e kadar olan kıyı ve adalar)
Ailos (İzmir Edremit arası kıyı ve adalar)
Lydia (Manisa-Uşak’ın batı yarımından Menderes ırmağına kadar olan bölge)
Tros (Çanakkale bölgesi)
Batı Mysia (Balıkesir Bergama bölgesi);
dolaylarında Luvilerin kullandığı dilsel özelliklere rastlandığı için bu bölgelerde yaşadıkları kabul edilmektedir.


Kuzeyden Güneye Göç

Anadolu uzunca bir süre barış içinde yaşadıktan sonra MÖ 2000’li yıllarda büyük bir saldırıya uğramıştır. MÖ 3 binin son çeyreğinde (MÖ 2250-2000) Avrupa’nın ve Asya’nın kuzeyinde oturan kavimler bilinmeyen bir sebeple Atlantik’ten Hindistan’a kadar olan şeritte bir perde gibi güneye göç etmişlerdir. Bu göç sırasında adlarını sonradan almış olan Germenler, Latinler, Helenler’den başka İranlılar, Kimmerler, İskitler ve Hintliler gibi Hint Avrupalı kavimler de bugünkü yerlerine göç ederek yerleşmişlerdir.

Bu arada Anadolu bir kısmı Balkanlardan bir kısmı Kafkaslardan kavimler göçüne sahne olmuştur. Troyalılar, Traklar, Frigler Balkanlardan Hititler ise Kafkaslar üzerinden Anadolu’ya gelmişlerdir. Mitanniler ise Anadolu’ya doğudan gelen diğer bir kavim olmuştur. Başlangıçta Anadolu’nun yerli halkları ile göçle gelenler yan yana ayrı ayrı beylikler olarak yaşamışlardır. Bu da Anadolu’nun ani bir istila ile değil yavaş yavaş kaynaşma yolu ile yeni siyasi birliklere doğru evrildiğini göstermektedir.

Anadolu’nun yerli halkları olan Hattiler Hurriler ve Luviler zaman içinde Mittani ve Hititler içinde erimiş bu oluşum bugünkü Türkiye halkının omurgasını oluşturmuştur.
Laicus Humanitas Scienti


Ekim 11, 2017, 01:10:22 ÖS
Yanıtla #2
  • ÖMBL/KMBL Üyesi
  • Uzman Uye
  • *
  • İleti: 1122
  • Cinsiyet: Bay

Bogomiller, Katharlar gibi Luviler de incelemeye değer ve pek çok modern çağ araştırmacısının kendi halkı veya inancını bağlamaya çalıştığı bir topluluktur...

Luviler'in bizi daha çok çeken özelliği ise Anadolu Topraklarının ilk sahiplerinden oluşlarıdır.

Bugün rastladığım bir haberde  biraz dağınık ve kötü bir haberci diliyle de olsa, Afyonkarahisar'da bulunan bir yazıtın çözümlendiği ve Luvi dilinde yazılan bu yazıtla bazı noktaların aydınlatıldığı verilmektedir.

http://t24.com.tr/haber/afyonda-bulunan-luvi-dilindeki-3-bin-200-yillik-yazitin-sirri-cozuldu,462148

Haberin aslı, şu siteden aşırma :

http://www.independent.co.uk/news/world/europe/archaeologists-decipher-ancient-stone-turkey-invasion-mysterious-sea-people-luwain-hieroglyphic-a7992141.html


Yazı aşağıda, İsviçreli bilim insanları buldu deniyor, onların bilmediği ya da vermediğini de ben ekleyeyim. Türkiye topraklarında Luvi tarihini inceleyen ciddi bir Enstitü var, hatta bu konuda özel bir web siteleri de var. İncelemeniz, ilginizi çekebilir...

https://luwianstudies.org/



Sonrası haberde:
-------------------

Afyon yakınlarında 1878 yılında bulunan Luvi dilindeki bir antik yazıt ilk kez deşifre edildi. Hollandalı ve İsviçreli bir grup arkeoloğun yaptığı araştırma, Bronz Çağı'nın sonlanmasında payı olan ve antik Mısır belgelerinde 'gizemli deniz insanları' olarak geçen denizden gelen işgalcilerin Anadolu'nun yerli halkları olduğunu ortaya koydu.

Independent'ın haberine göre, uzmanlar üzerinde antik hiyeroglifler olan ve Türkiye'de bulunan 3 bin 200 yıllık bir yazıtı deşifre etmeyi başardı. Araştırmacılar antik yazının 'Akdeniz arkeolojisinin en büyük bulmacalarından birine' yanıt sağlayabileceğini belirtiyor.

Habere göre, 1878'de 29 metrelik kireçtaşından yapılmış bir friz, Afyonkarahisar'ın 34 km kuzeyindeki Beyköy köyünde bulundu. Fransız arkeolog George Perrot, köylüler kireçtaşını bir caminin temelinde inşaat malzemesi olarak kullanmak için götürmeden önce üzerinde yazılanları kopya etti.


"Bronz Çağ'dan kalan en uzun hiyeroglif"

Sputnik’in aktardığı habere göre, Bronz Çağ'dan kalan en uzun hiyeroglif olduğu belirtilen antik yazıt dünyada sadece birkaç kişi tarafından okunabilen antik Luvi dilinde.

Yeni bulgular İsviçreli ve Hollandalı bir grup arkeoloğun çalışmasıyla ortaya çıktı. Grupta Luvi dilini dünya üzerinde okuyabilen 20 kişiden biri olan Dr. Fred Woudhuzien de bulunuyor. Antik yazıtın tercümesini de Woudhuzien yaptı.

"Gizemli deniz insanlarının kimlikleri ortaya çıktı"

Metnin Bronz Çağı'nın gelişmiş ve güçlü uygarlıklarının nasıl çöktüğüne ışık tutabileceği belirtiliyor. Antik metinde Küçük Asya'daki (Anadolu) krallıkların Hititler'e karşı birleşik bir donanma kurarak Doğu Akdeniz'deki sahil kentlerini nasıl fethettikleri anlatılıyor.

Araştırmacılar metnin M.Ö 1190 yılında geç Bronz Çağı krallıklarından Mira'nın kralı olan Kupanta-Kurunta tarafından yazdırıldığını belirtiyor. Yazıta göre Mira'nın aralarında olduğu Anadolu uygarlıkları antik Mısır'ı ve Doğu Akdeniz'deki diğer bölgeleri Bronz Çağı'nın bitmesinden önce ve bitişi sırasında işgal etti.

Arkeologlar uzun süredir M.Ö 1200 civarında egemen uygarlıkların kontrolsüz ve ani çöküşünün kısmen denizden gelen akınların etkisiyle olduğunu belirtiyordu. Miken Uygarlığı'nın Anadolu'ya saldırması sonucu başlayan ünlü Truva Savaşı da bu dönemin sonunda yaşanmış ve savaşın ardından kazanan taraftaki Mikenler'in uygarlığının yıkılması Bronz Çağı'nın yerine yüzyıllar sürecek 'Karanlık Çağ'ı (Orta Çağ'ın ilk dönemi) başlatmıştı.

Ancak günümüz akademisyenlerinin 'Truvalı Deniz İnsanları' olarak adlandırdığı bu gizemli deniz insanlarının kim olduğu uzun zamandır tartışma konusuydu. Mısır'da bulunan antik belgelerde gizemli deniz insanlarının Kıbrıs ve Suriye'yi işgal ettiği belirtiliyordu.

"Akdeniz arkeolojisindeki en büyük bulmacalardan biri çözülebilir"

Metnin kopyası İngiliz antik çağ tarihçisi James Mellaart'ın eşyaları arasında 2012'deki ölümünün ardından bulundu. Melleart'ın oğlu metnin kopyasını Luvi Araştırmaları Vakfı'nın Başkanı Dr. Eberhard Zangger'e verdi.

İsviçreli bir dilbilimci ve Luvi dili uzmanı olan Dr. Zangger bulguları şu sözlerle değerlendirdi:

"Batı Anadolu'dan olan Luviler kesinlikle 'Deniz İnsanları İşgalleri' olarak anılan olaya ve böylece Doğu Akdeniz'de Bronz Çağı'nın sonlanışına katkı sağladı. Bu sayede Akdeniz arkeolojisindeki en büyük bulmacalardan biri makul şekilde çözülebilir."

Metnin deşifre edilmiş tam hali ve araştırma Aralık 2017'de 'Proceedings of the Dutch Archaeological and Historical Society' adlı bilimsel dergide yer alacak.
Laicus Humanitas Scienti


Ekim 11, 2017, 02:31:31 ÖS
Yanıtla #3
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 4147
  • Cinsiyet: Bay

Enteresan bir anlatım.Cihangir Gener in kitabını 3 kere okudum.
Dayanaklar ilginç masonluğa ve mason kelimesine verilen manada.
Ama gerçeklik payı nedir?
ÖZGÜRLÜK BİLE SAHİP OLMAK İÇİN SINIRLANDIRILMALIDIR.

EDMUND BURKE

Hayat Bizi Resmen Dört İşlemle Sınar. Gerçeklerle Çarpar, Ayrılıklarla Böler, İnsanlıktan Çıkarır ve Sonunda Topla Kendini Der.  leo


Ekim 11, 2017, 02:46:52 ÖS
Yanıtla #4
  • ÖMBL/KMBL Üyesi
  • Uzman Uye
  • *
  • İleti: 1122
  • Cinsiyet: Bay

Sıklıkla bahsedildiği gibi Masonluk üyelerinin yorumlarını kısıtlamaz. Her birini bir zenginlik olarak görür. Bu çerçevede bazı Masonlar, Masonluğun kardeşlik ve bilgi /erdem arayışı bütünlüğünü yeterli görmeyip biraz mitoloji, biraz simya, biraz mistisizm ekleyerek kendi Masonluk anlatılarını oluştururlar. Tıpkı hariciler gibi Masonlar arasında da esas kök/köken daha gizemli olmalı arayışları vardır. İnkâr edilemez.
Bu kapsamda  Cihangir Gener'in Çırak Derecesinde Ezoterizm  kitabından bir iddia bölümünü buraya getirmek isterim. Bu yazıyı, ''vay be Masonluk demek öyleymiş'' diye değil de, ''geçmişe gidildikçe flulaşan anlatılar tarih değilde mitleşen aktarımlar arasında bir de bu iddia varmış'' diye okumanızı rica ederim.

Açılışı bu şekilde yaptım Sn. Karahan. Bu Spekülatif yorumların kişinin kendisine ait olduğunu belirterek ve sadece bir zenginlik olarak, bir de bu var demek için buraya taşıdım...

Bence zorlama ve gerçeklikle rasyonel bağları olmayan; üstelik Luvi dili etimolojisini, günümüz Türkçe etimolojisiyle inceleyen, yeri geldiğinde Batı dillerini kullanan  bir durum söz konusu. Fakat bazen bir konuya ilgiyi bilimsel verilerden çok spekülatif anlatımlar çeker. Tıpkı Dan Brown kitaplarında olduğu gibi... Bende bu avantajı kullandım ve önemli gördüğüm Luviler konusuna böylelikle ilgi çekmeyi hedefledim.
Laicus Humanitas Scienti


Ekim 11, 2017, 05:18:31 ÖS
Yanıtla #5
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 3125
  • Cinsiyet: Bay

Gerçek Luvi 'ler ( Işık insanları)  bu Dünyadan değillerdi.  Lu - Işık  , Vi - insan . Ilkel insan türü onlardan yarim yamalak öğrendikleri frekens dilini kullanmışlardır.   Masonlar ise bu Dünyadandır.  Üst benlik değil normal herkes gibi insandır her Mason.


Ekim 11, 2017, 10:09:32 ÖS
Yanıtla #6


  Çok güzel bir çalışma; emeğinize sağlık.

"I Ching" (Değişimler kitabı); Belkide bu konuda bizi en eski kaynağa yaklaştırmayı sağlayabilir.

  Sevgiler
Sen Özelsin


Ekim 12, 2017, 08:22:00 ÖÖ
Yanıtla #7
  • ÖMBL/KMBL Üyesi
  • Uzman Uye
  • *
  • İleti: 1122
  • Cinsiyet: Bay

Gerçek Luvi 'ler ( Işık insanları)  bu Dünyadan değillerdi.  Lu - Işık  , Vi - insan . Ilkel insan türü onlardan yarim yamalak öğrendikleri frekens dilini kullanmışlardır.   Masonlar ise bu Dünyadandır.  Üst benlik değil normal herkes gibi insandır her Mason.

Bunları söylerken neye dayanıyorsunuz? Bir kaynak var mı, yoksa çıkarım veya spekülatif yorum mu?

Arda Öngören ve Berk Yüksel Vitriol - Yeni Çağın Şafağı Romanında sarmal bir konular zincirinde ileri bir grup insanın geri bir grup canlıya  genetik müdahale yaparak evrimlerinde atlama yarattığı bir senaryo oluşturmuştu. (Zaman ya da farklı mekanda-Gezegende yolculuk yaparak). Bu tarz bir teoriniz mi var?

Örneğin Tevrattaki gibi Nefilim veya benzeri canlıların, Tanrının oğulları İnsan kızlarıyla birlikte oldu gibi cümlelerle bir yere mi götürüyorsunuz?

İleri sürdüğünüz fikirleri Örneğin Vİ ' nin insan olduğunu (hangi dilde) , detaylı açıklayabilirseniz sevinirim Sn Shemuel...

« Son Düzenleme: Ekim 12, 2017, 08:24:51 ÖÖ Gönderen: ANARCHOSA »
Laicus Humanitas Scienti


Ekim 12, 2017, 02:04:36 ÖS
Yanıtla #8

 Sayın ANARCHOSA'nın sezgileri ve öngörüsü çok yükselmiş; hemen hemen her bahsettiği mevzu ilerki bir zamanda ya gündemleşiyor yada gerçekleşiyor.

Saygılar
Sen Özelsin


Ekim 12, 2017, 02:13:53 ÖS
Yanıtla #9
  • ÖMBL/KMBL Üyesi
  • Uzman Uye
  • *
  • İleti: 1122
  • Cinsiyet: Bay

Sayın ANARCHOSA'nın sezgileri ve öngörüsü çok yükselmiş; hemen hemen her bahsettiği mevzu ilerki bir zamanda ya gündemleşiyor yada gerçekleşiyor.

Saygılar

İyi bir şey mi, kötü bir şey mi bilemedim...

Fütürist mi diyorlar nedir, ondan mı oldum acaba!
 
Mesela Yapay Zeka'nın hacklenmesi ve ''Adil Düzen''in Yapay Zeka eliyle oluşturulmasından, Bilincin dijitalleştirilerek ''Disposable''(Kullan at) bedenler ama ölümsüz bilinçler mi görüyorum ufukta nedir?

Neyse, bu konuda magazinleşmesin de...
Laicus Humanitas Scienti