Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: KATHARLAR  (Okunma sayısı 1243 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Temmuz 26, 2018, 02:12:30 ÖS
  • ÖMBL/KMBL Üyesi
  • Uzman Uye
  • *
  • İleti: 1138
  • Cinsiyet: Bay

http://www.felsefetasi.org/katharlar/ adresinden alıntıdır...




“Fransa’da Katharlara uygulanan Albi Haçlı Seferleri’nin başında, 1209’da Haçlı orduları Biziers şehrine girer. Haçlı askerleri katedrale de saldırırlar. Ancak bir sorun vardır: O kalabalığın arasında kim Kathar, kim Hıristiyan, nasıl ayırt edeceklerdir… “Kılıçlarından kan damlayan kuzeyli Baronlar, Başpapaz’ın huzurunda diz vurup sordular: “Kathar sapkınları çoluk çocuk Biziers katedraline sığınmış. Onları korumak isteyen halk, Katoliğiyle, Yahudisiyle aralarına karışmış, Tanrının kullarını şeytana tapanlardan nasıl ayıracağız Peder.” Katharlar üstüne haçlı seferlerini Roma adına yöneten Başpapaz yanıtladı: “Hepsini öldürün. Tanrı kendi kullarını ayırır.”” (22 Temmuz Biziers Katliamı)

“11.y.y.’da Avrupa’nın batısında Hristiyan dünyasında Katolik Kilisesi’nin dogmalarıyla çelişkili inanç sistemleri yeşermeye başlamıştı. Bunlardan biri Kathar inancıydı. “Kathar”ın anlamı “Temiz Ruhlular” demektir.” “Kathar” adı, sözcük anlamıyla “arınmış” anlamına gelir. Katarcılık Ortaçağ’da Fransa’nın Albi bölgesinde ortaya çıkan, 12. ve 13. yüzyıllarda Avrupa’nın batı kısmındaki ülkelerde etkili olan Katolik Kilisesinin birçok görüşüne karşı çıkan, reenkarnasyonu kabul eden bir tarikattır. Güney Fransa’daki Languedoc yöresi, Hristiyanlık ile İslam arasındaki sınırda bulunmaktadır. Katharizmin bu bölgede ortaya çıkması bir rastlantı değildir. İnanç sistemlerinde mani inancının etkisi belirgindir. Gerçek Hristiyanlığı kendilerinin yaşadığını düşünerek Katolik kilisesi için tehlike arz etmişlerdir. Kimilerine göre bu mezhep Hristiyanlığın hurafelerden ayıklanmış halidir.

Kathar inancı bir dinsel doktrin sayılabilir. Katolik kilise Kathar inancını “sapkınlık” olarak görmüştür. Kendine özgü yaşam tarzı olan tüm topluluklar gibi Katharlar da hegamonik sisteme tehlike arz ettiler. Katharlar kendilerini iyi birer Hristiyan olarak görmekteydi. Kathar inancı aslında çok daha önceki yüzyıllarda doğmuş, o dönemde Fransa’nın güneyindeki Languedoc bölgesinde yoğunlaşmıştı.

“Katharlar hem Tanrı’ya hem Hz. İsa’ya inanıyorlardı ancak Tanrı, İsa ve Kutsal Ruh biçimindeki üçlemeye karşı çıkmaktaydılar. Tanrı ile insan arasına hiç kimsenin giremeyeceğini, inanç için yetkili aracı ya da din görevlisine gerek olmadığını ileri sürüyorlardı. Bir tür ayin kitapları vardı.(Consolamentum) “Consolamentum” uygulamasından geçen hemen birer arınmış olmaz, inancı güçlenir ve ruhunu kötülüklerden arındırma yolunda hız kazanırdı. Katharlara göre Hz. İsa sözleriyle bir tanrısal ilkeler bütününü değil, anlamına ancak yetkin olanların varabileceği derin bir ruhsal bilgi iletmiştir.”

On ikinci yüzyılda binlerce yandaş bulan Kathar mezhebi üçüncü yüzyılda İran’da yaşayan Zerdüşt ve Mani’nin öğretisinden de etkilenmiştir. Temelde bazı Hermetik gelenekleri de bünyesine almıştır. Ayrıca Katharizm ile Kabala da birbirlerini etkilemiştir. Kathar ve Bogomil öğretisi arasında da büyük benzerlikler vardır. Temeli Hristiyanlıktır ancak kilisenin birçok dogmasına karşı çıkmaktadır. “Hıristiyan’dılar ama dinleri Katoliklik inancından çok farklıydı. “Gerçek Hıristiyanlığı” temsil ettiklerine, “Kaynağa döndüklerine” ve Havarilerin Kilisesini yeniden kurduklarına inanıyorlardı.”

“Hz. İsa’yı tanrının sözcüsü ve peygamber olarak kabul etmelerine karşın, mucizeler yaratmış olduğuna, kurtarıcı olduğuna inanmıyorlardı. Hz. İsa Tanrı’nın oğlu değildir, seçkin bir inisiyedir. Puta, heykele, haça tapmayı da reddediyorlardı. Ruhun dünyevi kurtuluşa ermesi için pek çok defa bedenlenmesi gerektiğine ve ruhun kurtuluşunu maddi bağlardan kopma yoluyla aramak gerektiğine inanıyorlardı. Onlar için nefis terbiyesi ruhun kurtuluş sürecini hızlandırıcı bir yoldur. Katharlara göre dünyada dualite ilkesi geçerlidir. “Katharizm” iyinin ve kötünün dengesine dayanır. Bu düalist yaklaşım kozmik güçlerin sürekli çekişmesi ve birbirini dengelemesi üzerine oturtulmuş bir felsefeydi. Onlara göre bilindiği şekli ile cennet ve cehennem yoktur. Kötülüğün kaynağı bedensel istekler, maddi hırslardır. “Kadınlar, erkeklerle eşit koşullar altında din görevlisi olabilmiştir. Erkek kadın arasında ayrım yoktur. Onlara göre beden için süreklilik yoktur, oysa ruh ölümsüzdür. Evliliğin temelinin sevgide aranması gerektiğini söylüyorlardı. Feodal sisteme karşı çıkıyorlardı. Özgürlüğün en temel hakları olduklarını savuna gelmişlerdi. Kathar felsefesi, insanların eşit ve hür olduğunu, hoşgörüyü ve kardeşliği savunurdu.

Nefsini terbiye edip şeytanın (kötü yönün) etkisinden kurtulunca “kusursuz” denilen bir mertebeye erişirlerdi. “Kusursuzlar” aynı zamanda yol gösterici din adamlarıydı. Din yönetiminde hiyerarşik kurumsal yapılandırmaya karşıydılar. “Tanrı, ruhsal bir varlıktır; o, sevgidir” diyor Katharlar. En çok alçak gönüllüğe önem veriyorlardı. Dürüstlük ve çalışkanlık da önemli idi. Çalışmak erkek kadın elele herkesin başta gelen yükümlülüğüydü. Latince bir deyiş şöyledir: “Laborare est Orare” (Çalışmak Tapınmaktır)
“Ayinlerinde belli bir yöne doğru durmayı anlamsız buluyorlardı. Toplu ayinlerinde çepeçevre oturup birbirlerinin karşısında otururlardı. Katharların yetkinleri Katoliklerle hiçbir çekişmeye girmez, onları hor görmezdi. Bilgi, kültür, öğrenim ve eğitimi çok önemserlerdi. Amaçları insanların yetkinleşmesi ve ruhlarının bir sonraki yaşamda daha da ileri gitmesiydi. Ölümden ve ateşten korkulmaz zamanı geldiğinde neşe ile gidilirdi.”

Dinî, felsefî ve ahlâkî inançları gereği hiçbir canlıyı öldürmeyen Katharlar’ın sonu da tarihteki benzerleri gibi yakılarak idam oldu. Katharcılık farklı olan ve menfaatine uygun olmayan tüm sistemler gibi dogma tarafından komik “sapkınlık” etiketi ile suçlandı. “Engizisyonun ateşi ilk defa onların şerefine yakıldı.” Kilise ve krallık elele verip Katharlar’ı 13. yy.da Haçlı orduları ile imha etmeyi başardı. Binlerce insan kılıçtan geçirildi. Maddenin tek yetkili temsilcisi olarak kendini gören kral ve mananın tek yetkilisi olarak kendini gören Katolik kilisece (Ruhanî iktidar ve cismanî iktidar) ikisini de önemsemeyen ve burunlarının dibinde kendi halinde farklı yaşam tarzı süren Katharlar, en büyük tehlike olarak görülüp katledilmiştir.

Kiliseye göre hepsi ateşte yakılacaktı eğer içlerinden biri yanmazsa o günahsızdı. Yanıyorsa bu vahşet onlara göre ilahi adaletti. Onbinlerce insan öldü. “Kathar veya değil bakmadan binlerce sivil kılıçtan geçti. Engizisyon mahkemelerinde işkenceye ve yakılarak ölüme mahkûm edildi.” Bütün kaleleri kuşatılarak güya “din” adına katledildiler. En son Kathar kalesi olan Montsegur 1244 yılında düştü.

“Montsegur, Kathar direnişinin sembolü haline gelmişti. Kusursuzların, inananların ve sadık asillerin buluşma yeriydi. Belki de bu sebeple, asırlar boyunca, sadece Kathar dinin değil, fikir ve inanç özgürlüğü, hoşgörü, insan hakları ve kadın erkek ayırmaksızın, herkesin kendi geleceğini tayin hakkını simgeleyen bir sembol olarak kaldı Montsegur.”

“Bir efsaneye göre, dört Kusursuz’un Kathar hazinesini kaçırdığı söylentileri mevcuttur. Rivayetlere göre dört kişi kalenin arkasındaki dik yamaçlardan kaçarak kurtulmayı başarmıştır. Bu kişilerin Hz. İsa’nın mirası olan kutsal kanı ve kutsal kâseyi taşıdıkları söylenir.(veya kıymetli bir hazineyi) Daha sonra Tampliyeler arasında Katar inancı ve anıları yaşatılmıştır.” Yakın bir gelecekte Katolik kilisesinin bir sonraki hedefi de tapınakçılar olmuştur.
İnsanoğlunun aklının aydınlanma süreci çok sancılı olmuştur. Halen de bu süreç devam etmektedir. “Bundan yedi yüzyıl önce kadın erkek eşitliği, düşünce-inanç özgürlüğü, köleciliğe ve ölüm cezasına karşı çıkan bu öğretinin yayıcıları engizisyon mahkemelerinde yargılanıp, ateşte tütsülenerek sözde ruhları “kurtarıldı”. Kathar öğretisi o yüzyıl ve o coğrafya için bir devrim idi.” Dogma, her zaman farklı düşüneni en basit ve alelade silahı ile yani “sapkınlıkla” suçlar. Zira özgür birer birey olabilmiş, okuyup yazan, felsefe ile ilgilenen, bilim öğrenen, sorgulayan, farkında ve yetkin gerçek insanlardan oluşmuş toplumlar dogma ve taassubun sahip olduğu güç ve makam için hiç de iç açıcı değildir…

“16 Mart 1244 sabahı, Montsegur şatosundaki iki yüz yirmi beş Kathar, engizisyonun önünde diz çöküp dinlerini reddetmektense, istisnasız, ateşte yanarak ölümü seçtiler. Şatodan çıkmadan önce, son bir kez birbirlerine sarılarak vedalaştılar. Karı kocalar ayrıldı, çocuklar ebeveynleriyle öpüşüp koklaştı ve Mertrand Marty önde…

Montsegur mağlupları kaleden başları dik çıktılar. İki yüz Kathar şövalyesi, kadınıyla, kızanıyla, gökyüzüne bir isyan gibi yükselen tepenin dibinde kurulan ateşten çembere tek bir vücut gibi yürüdüler. Haçlı ordularının gümüş zırhlı silahşörleri başlarını öne eğdiler, askerler büyülenmiş gibiydiler. Haçlı seferinin başını çeken, tilki gibi kurnaz Narbonne Piskoposu havadaki hayranlık kokusunu sezdi. Ölüme gidenlere en az bir fire verdiremezse eğer, bu inanılmaz manzaranın bir miras gibi, asırlarca babadan oğla anlatılacağını anladı. Son bir umutla, gerilmiş bir yay gibi fırladı yerinden, koştu ve Katharlarla ateş çemberi arasında durdu:
— Durun, durun diyorum size! Bir kez daha düşünün. Aranızda cayan yok mu hiç mezhebinden? Engizisyonun kararına rağmen ben, bir şans daha veriyorum nedamet getirenlere!

Katharlar duymadılar. Katharlar durmadılar. Kafilenin önünde yürüyen Kusursuzlardan Bertrand d’en Marti, bambaşka bir suale cevap verir gibi gülümsedi:
— Biz hepimiz kardeştik!” Zoé Olderbourg

Kaynakça:
Serdar Devrim “Dünyaya atılan çığlık”
Dursun Kazan “Katharizm”
Murat Özgen Ayfer ”Tapınakçılar, Siyonistler ve Masonlar”
Wikipedia İnternet Ansiklopedisi
Alterius non sit qui suus esse potest


Temmuz 26, 2018, 07:01:11 ÖS
Yanıtla #1
  • Yeni Katilimci
  • *
  • İleti: 45
  • Cinsiyet: Bay

Sayın ANARCHOSA
Yapmış olduğunuz alıntıya istinaden,Katharların etnik kökeni neresidir.Geçmiş yıllarda izlediğim bir televizyon programında aklımda kalmıştı Katharlar ve Katharizm,Bogomillere benzerliğinden ve yakınlıklarından dolayı anavatanlarının o dönemlerde Anadolu olma ihtimalinden bahsedilmişti.Bazı tarihi eserlerde izlerinin bulunduğu yine aynı programda konu edilmişti.Bilginizle aydınlatırsanız sevinirim.
Saygılarımla 


Temmuz 27, 2018, 09:10:41 ÖÖ
Yanıtla #2
  • ÖMBL/KMBL Üyesi
  • Uzman Uye
  • *
  • İleti: 1138
  • Cinsiyet: Bay

Katharlar bir etnik grubu değil dini inanış ve ona inanan insanları ifade eder. Ancak Güney Fransa ile İspanya arasındaki Oksitanya denen bölgedir esas yaşam alanları. Özellikle de Languedoc-Roussillon... Bogomiller daha çok Bulgaristan bölgesinde yaşamışlardır. Ancak İtalya üzerinden inançlarının Katharları etkilediği bilinen bir gerçeklik. İnanç ipinin ucunu bir kere elinize aldınızmı çok gerilere kadar takip etmek mümkün...

Katharsos helence 'Arınmış, temiz ruhlu' anlamına gelir ve arınmışlar diyebileceğimiz bir grubu ifade eder.

Bogomiller ise Slavca 'Tanrı' ve 'Bana Acı' kelimelerinin birleşiminden oluşur. Çıkış yeri esasen Philadelphia'dır. Ancak hayır tarihi 300 yılı zor bulan ABD'deki değil. Bugün bizim Manisa Alaşehir olarak bildiğimiz yer olan Philadelphia. Ve işte buradan itibaren izleri doğru yere sürülmüş olur. Çünkü burada Manicilik etkileri ile karşılaşılır. Ki zaten Engizisyon'un (ilk Katharlara karşı kurulmuştur denilse yeridir) suçlamaları Maniciliği devam ettirdikleri yönündedir.

Peki Manicilik nedir? Aramice kökeni Mânâ yani 'ışık'tan türer ve aydınlatan demektir Mani. Yine uzaklarda değil Mardin'de dünyaya gelmiş bir kişinin ismi aslında bu. Bir ezoterik Yahudi tarikatı olan essenilerden etkilendiği bilinen, oruç tutan ve günde 4 vakit güneş ve aya dönerek dua eden, 'Vaftiz' uygulayan bir inanıştı.

20 Mart 242 'de şu sözlerle peygamberliğini ilân etmişti:
«Nasıl Buda Hindistan’a, Zerdüşt İran’a ve İsa Batı topraklarına geldiyse, işte şimdi ben, Mani, Babilonya topraklarında Gerçek Tanrı’nın habercisi olarak peygamberliğimi duyuruyorum.»
Görüldüğü gibi o da kendini başka öncüllerine dayandırıyor.

Vereceğim haritada kendini dayandırdıklarının  neredeyse tüm coğrafyasında bu inanışın etkili olduğunu göreceksiniz.  Batıya, Roma'ya doğru Paulicianlar ve Bogomiller, sonra Katharlar ve ondan sonra Tapınakçılar hep 'Manicilik' yapmakla suçlanmışlar ve onların devamı sayılmışlardır.

Şunu unutmayalım maniciliğin esas öğretilerinden biri Dualizmdir. Ardılı diye sayılan tüm bu grupların ise neredeyse ortak inanışı İsa'nın bir insan olduğu, Tanrı olmadığı yönündedir ki bu Katolik inancına terstir, o yüzden tamamı sapkın ilan edilmiştir.

İsa'nın tanrı olmadığını sadece bir insan olduğunu, hatta Magdalalı Meryem'den çocuğu olduğunu, bu soyun günümüzde halen aramızda dolaştığını söyleyen başka gruplarda var, ancak bu başlığın konusu değil.

Birazda komplo teorisi zamanı... Şimdi yazdıklarımı okudunuz. Bazılarını önemsediniz bazılarını önemsemediniz. Özellikle yabancı dilden alınanlara şöyle bir bakıp geçtiniz.

Daha önceki alıntıda da benzeri olan şu cümleler vardı:
“Ancak tüm Katharlar ateşe atılmadı o gün… Kale komutanı Pierre Roger, aralarından dört Yetkini kalenin gizli bir bölmesine saklamıştı. 15 Mart gecesi iplere tutunarak sarp kayalardan aşağı indiler. Peyre Boğazı’nı geçerek Pirenelerin art yamaçlarında bir mağaraya ulaştılar. Oraya saklanmış olan bir hazine sandığını çıkardılar. Değerli yükleriyle birlikte Usson Şatosu’na varıp, orada hazineyi saklayan iki diğer Yetkin ile buluştular.”

O hazine ne olabilir, nereye götürülüp saklanmış olabilir? Yine bu yazının içinde bir ipucu var. Yakalayabildiniz mi?
Alterius non sit qui suus esse potest


Temmuz 27, 2018, 09:13:27 ÖÖ
Yanıtla #3
  • ÖMBL/KMBL Üyesi
  • Uzman Uye
  • *
  • İleti: 1138
  • Cinsiyet: Bay

İlgilileri için Yalçın Kaya, Batının İki Yüzü adlı eseri önerebilirim...
Alterius non sit qui suus esse potest


Temmuz 30, 2018, 12:01:33 ÖÖ
Yanıtla #4
  • Uzman Uye
  • ****
  • İleti: 4161
  • Cinsiyet: Bay

Erdoğan çınarın alevilerin kayıp bin yılı isimli kitabı bu konuda ilginç bilgiler verir.Katharlari hıristiyanlığın alevileri benzetmesi yapar.Kathar inancı Anadolu alevi inancının bulgaristanda begomiller aracılığı ile ulaştığını iddia eder.
Benim tesbitlerim bana göre katarlar bu forumda İşlenmesi gerekli en ilginç konudur.
İç-içe geçmiş çok söylem var lakin bir çoğu teyide muhtaç.
Ortaçağ hatta biraz öncesi tarihi çok ilginçtir mesela iz sürün 1789 fransız devriminin izlerini kathar ve tapınak şövalyelerine yapılan katliamlar çıkacaktır.
Bir başka ilginç lik katolik kilise ve tapınakçılar arasındadır.
Kilise ninde desteği ile tapınakçılar yok edilmişlerdir lakin onların kurduğu devlet olan isviçre bugün hala vatikanın tek koruyucusudur ne alaka ise.
Kathar lar hıristiyanlığın en mühim en doğru uygulayıcısı idi bana göre.
Fransaya etkisi büyük oldu.
ÖZGÜRLÜK BİLE SAHİP OLMAK İÇİN SINIRLANDIRILMALIDIR.

EDMUND BURKE

Hayat Bizi Resmen Dört İşlemle Sınar. Gerçeklerle Çarpar, Ayrılıklarla Böler, İnsanlıktan Çıkarır ve Sonunda Topla Kendini Der.  leo


Temmuz 30, 2018, 05:01:10 ÖS
Yanıtla #5
  • Yeni Katilimci
  • *
  • İleti: 45
  • Cinsiyet: Bay

Sayın ANARCHOSA verdiğiniz detay bilgi için teşekkür ederim,
Biraz geç cevap verdim yazınıza ama hafta sonu bir kamp programım vardı ve bulunduğum yerde ne yazık ki telefonla konuşmak bile mucize idi.

Yazdıklarınızı da detaylıca okudum,noktası virgülüne kadar önemsediğimden emin olabilirsiniz.Öncelikle bir sorum daha olacak izninizle Manicilikte yapılan ibadet şekilleri dikkatimi çekti.Şu an dünya üzerindeki dinlerin ibadet şekillerine örnek oluşturmuş olabilirler mi?
Sorunuza gelince hazinenin Kutsal Kase olduğunu düşünüyorum.Yine yazdıklarınıza istinaden Usson Kalesi olduğunu tahmin ediyorum.
Dikkatimi çeken ayrı bir nokta daha oldu Kale komutanı Pierre Roger dört Yetkini neden ayırdı ve ateşe atılmasına müsaade etmedi bilginizle aydınlatırsanız sevinirim.
Saygılarımla


Temmuz 30, 2018, 05:16:34 ÖS
Yanıtla #6
  • ÖMBL/KMBL Üyesi
  • Uzman Uye
  • *
  • İleti: 1138
  • Cinsiyet: Bay

Her şeye 'Kutsal Kase' diyorlar da o ne acaba? Her grup ben onu buldum diyor da, bu kaç tane ki herkes bulmuş?

Katharlar'ın 'Consolamentum' denilen bir uygulaması mevcuttu. Bu bir çeşit arınma ya da inisiyasyondu. Yetkin olmak için Consolamentum verilmeliydi. Aslında bu bir  çeşit son teselli yani ölüme hazırlamaktı. Çünkü onlar ölümü gerçek yaşamı yalan sayar, o yüzden de mala mülke değer vermezlerdi. Yani Engizisyonun umduğunun aksine bu insanların gülerek ölüme gitmesi bundandır. Böyle bakınca 4 yetkinin ölümden kaçması onlar için üzüntü vericidir. Demek ki yapmak üzere kaçtıkları görev daha önemliymiş!

Bir uygulamalarını daha yazayım da, bu yazıyı okuyanlardan bir grup gülümsesin:
''Toplantılarda din adamları, ikili (iyilik-kötülük) dünya görüşünü ve nasıl iyi olunabileceğini anlatır, İsa’nın son yemeğinin anısına ekmek paylaştırır, toplantı bittiğinde de her Katharı “barış öpücüğü” ile üç kez öperek uğurlardı.''

Neresi olduğuna dair komplo teorileri yapalım demiştik. Benim farklı teorilerim var. Ancak hemencecik söyleyecek değilim elbette. Önce biraz zihinler çalışsın.
Alterius non sit qui suus esse potest


Temmuz 30, 2018, 11:43:23 ÖS
Yanıtla #7
  • Yeni Katilimci
  • *
  • İleti: 45
  • Cinsiyet: Bay

Sayın ANARCHOSA
Arınmış ve temiz ruhlu anlamına gelen Katharların Consolamentum adlı kitabı belli ki bazı ezoterik öğretiler barındırıyordu.Bu öğretilere tam hakim olabilenler Kusursuz olarak anılıyor, ölüme gülerek gidebilecek kadar arınmış oluyorlardı.Narbonne piskoposu ölüme giderken duyulan hayranlığın gizeminin etkisin de kalmış olmalı bence.
Katharlıları inançlarından geri çevirememesi,inandıkları yaşam biçimlerine olan bağlılıkları piskoposa o konuşmayı yaptırmış ve ölmelerinin Katharlılara ödül olduğunun o an farkına varmış olmalı.Bu öğretinin peşine düşerek Consolamentuma sahip olmak istemiş olabilir.Ölüme giderken bu inanılmaz manzara miras gibi aktarılsa bile,Consolamentuma sahip olarak hem bu gizeme sahip olmuş olacaktı hemde Katharların inanç prensibi son bulacaktı.
Ama ateşe atılmayan 4 Kathar ve Usson Şatosun daki 2 yetkin sır burada gizli bence


Temmuz 31, 2018, 08:20:32 ÖÖ
Yanıtla #8
  • ÖMBL/KMBL Üyesi
  • Uzman Uye
  • *
  • İleti: 1138
  • Cinsiyet: Bay

Ama ateşe atılmayan 4 Kathar ve Usson Şatosun daki 2 yetkin sır burada gizli bence

Sır, sırdır, bilinemez. İfşa edilmedikçe.
Benim denediğim teorilerle tarih birleştirmek ve henüz birleşmedi... Kimse denemedi bile... Sanırım benim teorimde sır olarak kalacak...
Alterius non sit qui suus esse potest


Temmuz 31, 2018, 12:57:03 ÖS
Yanıtla #9
  • Yeni Katilimci
  • *
  • İleti: 45
  • Cinsiyet: Bay

Sayın ANARCHOSA
Denklemin bilinmeyen tarafına teori ile ulaşmak,gerçeğe yakın olması mı nitelendirmek istediğiniz.