Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Masonlukta Haç  (Okunma sayısı 1554 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Ağustos 02, 2018, 09:52:56 öö
  • ÖMBL Üyesi
  • Uzman Uye
  • *
  • İleti: 1402
  • Cinsiyet: Bay

Sayın ADAM'ın 2011 yılındaki bir yazı dizisini ilgili kısımları bir araya getirerek yeniden bir başlıkta toplamak istedim. Tamamı ilgili başlıklardan alıntıdır. Görselleri tam yerine yerleştirmeyi başaramadığımdan en alttadır, biraz uğraşarak her bir yazının görselini alttan inceleyebiliriz.

---
İşte size forumda yeni bir yazı dizisi… Daha önce yazmış olduklarım kadar uzun sürmez, belki çok fazla tartışılmaz da ama hayli katkı alabilir.

Önce dilimizde (güncelde) çoğu kez yanlış kullanmakta olduğumuz şu “haç” sözcüğünün anlamına bir bakalım.

Bu aslında birbiriyle kesişen (öncelikle dikey) iki çizgiden oluşan, değişik biçimlerde düzenlenebilen bir geometrik şekildir. Basitçe “çapraz” demektir.

Bu şekil birçok yerde bir simge ya da bir amblem olarak da kullanılır.

Eski dilde haçın karşılığı “salip” sözcüğüdür. Belki birçok kimse Arapça kökenli bu sözcüğü bir yerde tek başına ya da bir takı olarak görmüştür de ne olduğunu pek anlamamıştır. Örneğin Haçlılar için dilimizde eskiden kullanılan sözcük “Ehlisalip”tir. (Bir yerde Ehlisalip Haçlıları diye bir terim görmüş ve çok gülmüştüm.)

Haçın Latincedeki karşılığı birçok Batı dilinde günümüzde bile kullanılır: Crux. Bunun Fransızcaya geçişi “croix” (krua), İngilizcesi “cross” (kros) biçimindedir. Almancası “Kreuz” biçiminde yazılır.  Ancak İngilizce ve Almancada (özellikle Masonlukta) Fransızcadaki yazılış biçimi de kullanılır.

Bir de Latincede “crucis” biçiminde bir sözcük ile karşılaşabilirsiniz. Bu ise “crux” ile aynı şeydir ama dilin gereği olarak bir tamlama söz konusu olunca böyle yazılır. Örneğin şu Masonluk ile de bağlantılı olan Gül-Haç teriminin Latincesi “Rosae Crucis” biçiminde yazılır. (Burada a ve e harfleri bitişiktir.)

Haçın yalnızca Hıristiyan dinine özgü bir simge ve bir amblem olduğu, yaygın fakat yanlış bir kanıdır. Bunun bir nedeni var elbette… Romalıların, kendilerine baş kaldıranları çarmıha gererek cezalandırması, İsa’nın da çarmıha gerilmiş ve orada ruhunu teslim ettiğine inanılmış olması, haçın Hıristiyanlıkta bir kutsal simge olarak benimsenmesine yol açmıştır.

Ancak haç, İsa’dan yüzyıllarca, belki binyıllarca önce de değişik ülkelerde, değişik kültür ve ekollerde, birçok formlarda bir simge olarak kullanılmıştır.

Hıristiyanlığın Batı’da yaygınlaşmasından sonra da ortaya farklı formlarda Hıristiyan haçları çıkmıştır. Bir diğer deyişle bir düşey bir yatay çizginin belli oranlarda kesişmesinden oluşan bir geometrik biçim genel olarak “Hıristiyan Haçı” diye anılırsa da, aslında bu Hıristiyanlıkta kullanılan tek haç motifi değildir.

İlginç, değil mi?... “Hıristiyan Haçı” diye bir özel isim kullanıyoruz. Demek ki haç Hıristiyanlara özgü değil. Hıristiyan olmayanların da haçları olabiliyor.

Masonluğun bazı ritlerinde, yüksek derecelerinden bazılarında, değişik haçların birer simge ya da amblem olarak kullanıldığını görüyoruz. Bunlardan bazıları Orta Çağdaki şövalyelik tarikatlarından, bazıları Eski Mısır ve Doğu uygarlıklarından alınma. Başka kaynaklar da var.

Masonların çoğunun o üzerinde çok durduğu Operatif Masonluk pek yok bu kaynakların arasında eski taş masonlarının imzalarından bazılarını saymazsak.

Bu giriş bölümünde bu noktada duralım. Konuya katılmak isteyen varsa onlara bir olanak tanıyalım. Sonra biraz daha ayrıntıyla gireriz.

---


Hıristiyanlıktaki standart haç, Crux Emmisa olarak anılıyor. (1) Bu haç her ne kadar Hıristiyanlarca İsa’nın gerildiği çarmıhı anımsatır olarak kabul edilerek bir kutsal simge sayılırsa da, salt Hıristiyanlığa özgü olmadığını da düşünmek gerekir. Bu biçimin hem “insan”ı hem de “yaşamın sonsuzluğu” düşünüsünü simgelediği kabul edilmiştir. Doğanın en önemli yaşam öğelerinden biri olan ağacın, dolayısıyla “doğa”nın simgesi olarak da benimsenmiştir.

Bu haçı baş aşağı edersek, Hıristiyanlıkta kullanılan bir diğer haç çıkar karşımıza. (2) Buna “Aziz Petrus Haçı” deniyor. Ancak bu Masonlukta kullanılan bir simge değil bildiğimce. En azından ben rastlayamadım. Buraya bilgi olsun diye ekledim.

Önceki haça dönelim. Antik Mısır ve doğu ekollerinden birçoğunda haç, T harfine benzer bir şekilden oluşan ve “Tau” olarak anılan simge ile özdeşleşir. Bu haça Crux Commisa denmiştir. (3)

Şimdi gelin şu standart haçın tepesini şişirelim ya da Tau’nun üzerine bir halka ekleyelim. (4) İşte bu haç, aslında bundan sonra geliştirilmiş olan diğer haçların ilk aşamasıdır. Buna Latincede Crux Ansata (Tutacaklı Haç) deniyor. Bunun nedeni de, o halkanın haçı elde taşımak ya da boyuna asmak için kullanılması.

Ancak bu halkalı haç, Antik Mısır uygarlıklarında doğrudan insanın ve yaşamın, daha da ötesi “ölümsüzlük” düşünüsünün simgesi olarak benimsenip, “Ankh” olarak anılmıştır. (5) Bunun çok özel ve değerli bir simgesel anlamı vardır. Bu nedenle de öğretisi bakımından Hermetizm’den hayli etkilenmiş ve esinlenmiş olan Masonlukta da değer taşır.



Tüm bunlar, Masonlukta birer simge olarak kullanılan (biri dışında) basit haçlar olarak nitelenebilir. Bundan daha karmaşık haçlar da var. Onlara dizinin bir sonraki yazısında geleceğim. Şimdi belki bu noktaya kadar bir diyeceği olan vardır; onu izleyelim.

---




Haç denilince akla öncelikle bir çapraz geliyor. Bu pek doğal. Sözcüğün tüm dillerdeki asıl sözlük anlamı böyle. Nitekim bir çarpı işareti biçimindeki bir simge de aslında bir haç.



Daha önce standart Hıristiyan haçının baş aşağı edilmiş biçimine Aziz Petrus Haçı dendiğinden söz etmiştim. Buna da Aziz Andre Haçı deniyor. Latince bir adı da var: Crux Decussata.



Öncekilerden çoğu gibi bu haç da Masonlukta kullanılıyor. Kimilerine göre ayrıca iki kolun çapraz olarak omuzlara yaslanmış şekilde tutuluşunu da temsil ediyor.

Belki de tersine düşünmek daha doğru: Tarih boyunca birçok kültürde iki kolun çaprazlama omuzlara yaslanmasıyla oluşturulmuş bir tür saygı duruşu vardır. İşte bu o Crux Decussata denilen figürün (simgenin) insan bedeni üzerinde yansıtılışıdır. (Buradaki ayrıntıya dikkat etmek gerek. İnsan bedeniyle yansıtma değil, bedenin üzerinde yansıtma. Simgesel anlam değerlendirmesinde çok farklı olabiliyor.)

---


Masonluktaki çeşitli derecelerde çoğu bir simge olarak kullanılmakta olan haçlar, önceki üç bölümcükte anlatmış olduklarım ile son bulmuyor.

Önce “Tau” olarak anılan simgenin değerlendirilmesiyle oluşan haçlar var. Bunlardan üç tau ile oluşanı bazı yorumlarda T ve H harflerinin birleşimi olarak alınır ve bunun açıklaması Temple Hierosolma (Kudüs Tapınağı) sözcüğünün karşılığı olarak da düşünülür. (1)

Dört taunun bir haç şeklinde birleştirilmesiyle, Masonluğun bazı yüksek derecelerinde görülen bir diğer simge oluşur. Ancak bunun bir simge mi yoksa bir amblem mi olduğu üzerinde düşünmek gerekir çünkü bu şekil Orta Çağ ve öncesinin Kuzey Avrupa ülkeleri ve ırklarının kültürlerinden alınma olup, kökeni bakımından Hıristiyanlık ile hiçbir ilgisi olmayan bir haçtır ve “Tötonik Haç” olarak da anılır. (2)





Bunların yanı sıra bir de dört gama harfinin birleşiminden oluşan “Gamalı Haç” vardır. (3) Nazilerin bunu kendilerine amblem edinmiştir ama bir simge olarak Masonlukta bu şekil Almanya’da Nazilerin ortaya çıkışından çok daha önce de var olduğu için bunun Naziler ile bir bağlantısı kurulamaz. Bu simge, Hint kaynaklı olan ve “Svastika” adıyla anılan bir diğer haçın tam tersidir. (4) Nitekim Naziler (daha doğrusu Thule Örgütü) bundan esinlenmeyle kendine bir amblem oluşturmuş, sonradan hayli yumuşak olan o amblemdeki simgenin biçimi köşeleri kütleştirilerek sertleştirilmiştir.

Elbette Svastika’yı bir “haç” olarak nitelemek ne denli doğru; o ayrı bir tartışma konusu…

---


Masonluğun ileri ve yüksek derecelerinden bazılarında “Tapınak Şövalyeleri Haçı” olarak anılan bir haç kullanılır. Bu haçın üzerine, değişik uygulamalarda, siyah, kırmızı ve beyaz renkli işlemeler de yapılır.

Latincede bu haç Crux Pattée (Pençeli Haç) olarak anılıyor. (1)



Aynı haçın daha kaba bir şekli ise Malta Haçı adını taşır. (2) Ancak işin ilginç yanı şu ki, Tapınakçıların 13. yüzyıldaki amblemi olan Pençeli Haç, çok sonraları Malta Şövalyeleri Örgütü tarafından iyice narinleştirilerek kendi amblemleri biçimine dönüştürülmüştür. Ancak o tür narin bir haçın Masonlukta bir uygulaması yoktur. (Belki vardır da ben göremedim desem daha doğru.)

Öte yandan Tapınakçılar, uçları yuvarlatılarak genişletilmiş, görünüm bakımından biraz farklı haçlar da kullanmıştır. Hani “pençeli” değil de “paletli” (ördek ayağı) gibi… Ancak o tür haçların da Masonlukta bir kullanımı ya da değerlendirmesi yoktur.

 



Masonlukta haçların kullanımı üzerine hazırlayacağım bir bölüm daha kaldı. Belki hepsi arasında en çok o ilgi çekecek.

---
Latincede Crux Emissa olarak anılan ve Hıristiyan dininin amblemi olarak da benimsenen haçın düşey kolu yatay kolunun iki katıdır.

Sanırım daha önce de belirtmiştim: Bu standart Hıristiyan haçına Masonlukta bir simge olarak pek ender rastlanır.

Ancak Crux Emissa tarzındaki haçın kullanım yerlerinden biri, Eski ve Kabul Edilmiş İskoç Riti’nde, üst düzey yöneticilerin masonik nitelikli bir belgeyi imzalarken, imzalarının yanı sıra yetkilerini gösteren mühürlerdedir.

Bu unvan mühürleri, birden çok standart haçın birleşiminden oluşur ve görünümü bakımından hafifçe yana yatırılmış olarak düzenlenir. Genellikle kırmızı mürekkep kullanılır. Katolik mezhebindeki piskopos (1), kardinal (2) ve papa (3) haçlarını andırır.





Bu haçların uygulamadaki çizimleri burada görüldüğü üzere pek sade olabildiği gibi, yer yer katmerli çerçevelerle süslendikleri, her bir haçın üç uç notasının kendi içinde ayrıca birer haç biçiminde düzenlendiği de görülebilir.

Benim bu başlık altında söyleyeceklerim bu kadar.

Ancak biri belki şunu sorabilir: «O kardinal haçı var ya… O bir zamanlar Priéure de Sion’un işareti olarak da kullanılmış. Dolayısıyla böylece bu durum o örgüt ile Eski ve Kabul Edilmiş İskoç Riti arasında bir bağlantı bulunduğunu mu gösterir?»

Masonluk ile Priéure de Sion arasında 18. yüzyıl başlarında bir bağlantı bulunduğu, bunun İngiltere’de başlayıp Fransa’da sürdüğü ve sonra ortadan kalktığı belli. Hatta Spekülatif masonluğun kuruluşu da ilk mason ritinin ortaya çıkışı da bu yüzden… Bunları biliyoruz. O ilk mason ritinin sonradan Eski İskoç Riti olarak da anıldığı ve EKEİR’nin adındaki “eski” sıfatının oradan geldiği de 0ilinen bir gerçek. Ancak bunlara bakılarak Edilmiş İskoç Riti ile Priéure de Sion arasında bir bağlantı kurulmasına kalkışılması ancak komplo kuramcılarının bir ürünü olabilir. (19. yüzyılın üçüncü çeyrek ortalarındaki o ünlü olay ayrı bir sorun. Elmalarla ayvaları birbirine karıştırmayalım.)


Bu yazı dizisi benim açımdan burada son buldu. Katkılara açık.
Alterius non sit qui suus esse potest


Ağustos 02, 2018, 01:45:36 ös
Yanıtla #1
  • ÖMBL Üyesi
  • Uzman Uye
  • *
  • İleti: 1402
  • Cinsiyet: Bay

ADAM'ın yöntemi buydu, bir konuyu açar, zihinleri çalıştırır ama net bir noktaya vardırmadan gelişimini kişilere bırakırdı.

Biz biraz daha şekillendirelim. Amerikalıların bir lafı var 'Seeing is believing': görmek inanmaktır. Görmeden inanmam ya da anlamam diyenler için ben yine Amerikalılardan (ç)alıntı yapayım. Güney Jurisdiksiyonu AASR (EKEİR) regalyalarında göze çarpan -bazı- haçlardan örnekler taşıyayım buraya. Tek başına hiç biri anlam ifade etmeyebilir. Hem derece bilgisi hem de tüm regalya (kuşam) bir arada görülse anlamlı olur elbette, ancak bir hâricî forumda ancak bu kadar!

Bu konu nereden çıktı? İlk haç bir şeylerin devamı gibi geliyor.
Alterius non sit qui suus esse potest


Ağustos 02, 2018, 03:20:37 ös
Yanıtla #2
  • ÖMBL Üyesi
  • Uzman Uye
  • *
  • İleti: 1402
  • Cinsiyet: Bay

Derine inmeye devam edeyim.

Haç. Herkesin aklına Hristiyanlığın simgesi gibi geliyor. Okuyanlardan antimasonik olanlar, bak gördün mü Masonluk Hristiyan oyuncağıdır demiştim diye yerinden hoplamış bile olabilir.

Ama durun bir dakika!

Forum kuralları gereği tamamını burada alıntılayamayacağım bir kitap var, ilgilileri alsın okusun.

Christopher Knight ve Robert Lomas adlı yazarların, ilk baskısı Century Yayınevi tarafından 1996 yılında yayınlanan “The Hiram Key’’ adlı eserinden özetin özetini yaparak aslında ‘Haç’ın Hristiyan haçı olmadığını da burada göstermekte fayda var. İlgili kısım aşağıda:

---

Suyu Şaraba Dönüştüren Adam
İsa hakkında yapılan araştırmalar ve yeni bilgilerin ışığında ortaya çıkan yeni İsa imajı pek çok kişiyi rahatsız edebilecek nitelikte olabilir. Ama gerçek gerçektir. Onun hakkında söylenecek ilk şey güçlü ve etkili bir insan olduğudur. Vaazları, sadece bir yıl sürmüştür: Vaftizci Yahya’nın ölümü ile kendi ölümü arasında geçen bir yıl. Çevresi ile, özellikle İlk Kilisenin önderi James ile devamlı sürtüşme halinde olan, Kumran topluluğu ve ailesi ile anlaşamayan ve İncillerin söylediği kadar popüler olmayan bir adamdır İsa.
Zamanın kısaldığı ve sonun yaklaştığı inancı ile sert ve radikaldir. İki sütunun güçlerini kendisinde birleştirmek iddiası ve yolundadır. Suyu şarap yapması, ölüleri diriltmesi, Kilisenin empoze etmeğe çalıştığı gibi birer mucize değil, çalışmalarının simgesel ifadesidir. Su ve Ölü, içinde bulunduğu topluluğun dışındaki inançsızlar; Şarap ve Diri ise Yahweh’in vaat ettiği kurtuluşa ve sonundaki mutlu topluluğa inananlardır. Yakın çevresine fanatik mücadele taraftarı olan Zealot’ları toplar. Küçük topluluklarına yeni üyeler bulmak amacıyla ve para toplayabilmek için herkesle temas kurar. Hasta, sakat, günahkâr, kadın, hatta *ı bile yanına alır. Bütün bu insanlar, İsa’ya göre kazanılması ve kurtarılması gereken potansiyel üyelerdir. Aile bağlarından kurtulmayı savunur. Kavgası Roma’yı kovmak ve Yahudileri mutlu sona taşımak içindir. Barış ve iyiliği Yahweh’in yardımını sağlayabilmek için önerir. Tüm çabası, insanlığa değil, içinde yaşadığı topluma yöneliktir.
Kudüs’e bir eşek sırtında girişi Zachariah 9:9’da müjdelenen kurtarıcının anlatılan girişidir. Bu, artık Yahudilerin Kralı olmak iddiasının açıkça ortaya vurulmasıdır. Mabede girip masaları devirmesi ve günahkarları tehdit etmesi çok etkili bir şovdur. Bu şov, Roma’yı ve onun dümen suyundaki Yahudileri, Essene topluluğunun artık bastırılması gereğine inandıracak ve İsa’nın sonunu getirecektir.
Pontius Pilatus’un karşısında yargılanan iki İsa vardır. Biri Yahudilerin kralı olmak iddiasındaki İsa’dır. Diğeri Jesus Barabbas’tır (Tanrının Oğlu). Barabbas aslında James’tir. Yargılanan iki kardeş… Pilatus, halkın galeyanını yatıştırmak için birini suçsuz bulmayı yeğler. Çoğunluk, daha popüler olan James’in affını ister ve sonuçta İsa, çarmıha gerilir. Ufak tefek, kambur bir insanın (o günlerin tarihini görerek yazan Josephus, geçen yüzyıl ortaya çıkan Slavca bir yazısında İsa’yı böyle tanımlar) çarmıhta, kısa sürede ölmesi doğaldır. İsa’nın, bu tarifle Helenistik dünyaya yakışmayan bir imaj vermesini istemeyen ilk Hıristiyanların, Tanrının bu çirkin oğluna biraz rötuş yapmış olmaları büyük olasılık.
James ve İsa’nın işaretleri, ya da Yahudiliğin simgesi olarak kabul edilen Davud Yıldızı örtüşen iki üçgenden oluşur. Biri, tabanı yerde göğe uzanan; diğeri, gökten yeryüzüne uzanan iki Mesih… Tamamı da, Davud’un soyunu simgeleyen sabahyıldızı. Her iki üçgenin de tabanları silinirse, geriye kalan şekil, Masonluğun simgesidir. Yıldız, iki üçgeni ile, İsa’da birleşen dünyasal ve tanrısal gücü temsil ettiğine göre, Hıristiyanlığın simgesi olmalıdır.
O zaman, Yahudiliğin simgesi nedir? Haç! Musa, Mısır’dan kaçıp Mediani’lerin yanına sığındığı zaman, T şeklindeki haç, yani Tau işareti, Yahweh’in simgesi idi. Hamursuzda kapıların üzerine konulan işaret de, İsa’nın gerildiği çarmıh da o idi. Hıristiyanlığın kabullendiği haç, üzerinde çıkıntısı olan bir T dir. Hiyeroglif yazısında o şeklin anlamı, Kurtarıcı’dır. Yahudi dilinde Joshua, Yunancada Jesus. Yani, İsa’nın gerildiği haç, onun simgesi değil, ismidir.
James (Adil James -İsa’nın kardeşi-) İlk Kilisenin baş rahibi olarak, başına Mitre (bu gün hala piskoposların giydiği yüksek başlık) takıyordu. Bu başlık şekli, hiyeroglif yazısında, Teb’in yaratıcı tanrısı Amen’in simgesidir. Teb, Seqenenre Tao’nun kenti. Diriliş töreninin sihirli sözcüğü Amen… Bu gün hâlâ, üç büyük dinde de, duaların sonunda, tanrı Amen yardıma çağrılır.

---

Hadi bakalım, çıkın işin içinden.
Alterius non sit qui suus esse potest


Ağustos 04, 2018, 08:14:15 ös
Yanıtla #3
  • Yeni Katilimci
  • *
  • İleti: 45
  • Cinsiyet: Bay

Sayın ANARCHOSA
Aktardığınız bilgiler komplike bilgiler ama elbette sağlam bir temele oturttuktan sonra daha analitik fikirler ortaya çıkacaktır.Üzerinde düşündükçe,kuram ürettikçe gerçeğe yaklaşmak daha kolay olacaktır.
Verdiğiniz bilgiler ışığın da  yazınızın başlarında Latince karşılığı ‘’Rosae Crucis’’ olarak bahsettiğiniz   Gül ve Haç veya bazı kaynaklar da Güllü Haç olarak geçen  ve Masonluğa benzer bir kurum olan  Rozkrua Tarikatının kullandığı sembol olduğu bilgisine forumda da ulaştım bu konu ile sizin yorumunuzu merak etmekteyim.

Ritüelerin de kullandığı semboller,Mason ritüellerinden alınmış ve benzer olarak davranış göstererek Rozkrua tarikatı 1800’lü yılların başında üyelerinin Masonlardan oluştuğunu açıklamış ve yine 1800 lü yılların başında,çağdaş Masonluk oluştuduğunda ve ilk büyük loca kurulduğunda bir çok üyenin Rozkrua tarikatının üyesi olduğu bilgisi bulunmaktadır.Masonlar ile birlikte kurulan bu tarikat 1900 lerin ortalarında gücünü kaybettiği de yine bilgiler dahilindedir.Güç kaybı sizce Masonluk gibi ezoterik olmasına rağmen,ritüellerin benzemesine rağmen 1900 lü yılların ortasında gücünü kaybetmiş olması köklü bir felsefeye sahip olmaması olabilir mi?



Ağustos 05, 2018, 01:46:56 öö
Yanıtla #4
  • Mason
  • Orta Dereceli Uye
  • *
  • İleti: 248
  • Cinsiyet: Bay

Sayın Byr,

Konuyu derinleştirmek amacıyla size iki soru sormak istiyorum. Rozikrüsyenler sizce spekülatif masonluktan önce yok muydu? Masonluktan ritüel/sembol aldılar mı yoksa spekülatif masonluk bugünkü manada kimliğini oluştururken katkıda mı bulundular?

Sevgilerimle...

« Son Düzenleme: Ağustos 05, 2018, 01:48:57 öö Gönderen: Surgeus »


Ağustos 05, 2018, 02:46:31 öö
Yanıtla #5
  • Yeni Katilimci
  • *
  • İleti: 45
  • Cinsiyet: Bay

Sayın ANARCHOSA
Rozikrüsyenler tabirine Rozkruaları araştırırken forumumuz da rastladım ve çok az sitede Rozikrüsyenler diye anılıyor.Bu tabirin de nereden geldiği ilgimi çekmedi diyemem.Konuyu derinleştirmek maksadı ile soru sormanız çok sevindirdi beni bu arada.
Birinci sorunuza bilgim dahilin de cevap vermeye çalışacağım,sizin bilginize göre elbette yüzeysel kalacaktır ama,eksik veya hatalı olan yerler de müdahalenizden onur duyarım,sonuç olarak aradığım bilgi ve onun ışığı.
 Birinci sorunuz için;Rozikrüsyenlerin izlerine 1500 lerde rastlanmaktadır ama daha gerilerde net bir bilgiye ulaşamadım,öncesinde de var olduğu kesinlikle bilinmektedir.Buradan hareketle,Mason ritüellerin tam olarak ne olduğunu foruma katkıda bulunan üyelerden ve yaptığım araştırmaların ışığında biliyorum.Rozikrüsyenlerin ritüellerinin Mason ritüelleri ile benzerlik göstermesinin temel nedeni Masonlara olan yakınlıklarından olabileceği ihtimali bende kuvvetli bir teoridir.Spekülatif Masonluğa,Rozikrüsyenlerin katkıda bulundukları bellidir Masonluk oluşup ilk büyük loca kurulduğun da aralarında Rozikrüsyenlerin bulunduğu bilgisi vardır ki 1750 lerde operatif Mason localarındaki,spekülatif eylemin yayılmasında Rozkruaların oldukça etkili oldukları ile ilgili bir yazıya forumda rastlamıştım.Ama benim esas merak ettiğim konu 1900lerin ortalarındaki Rozkruaların güç kaybı konusudur.
Saygılarımla
 


Ağustos 14, 2018, 05:58:45 ös
Yanıtla #6


 "Gül" kavramının, geçmişte mısır tapınakların(da) 7+ sırası ile yükselerek, inisiye olma ile ilgisi varmıdır ? Tapınaklar konum olarak da gül ile benzeş olabilir mi?

Saygılar
« Son Düzenleme: Ağustos 14, 2018, 06:02:35 ös Gönderen: Tık-Tik-Tak »
Sen Özelsin


Ağustos 14, 2018, 07:16:32 ös
Yanıtla #7
  • ÖMBL Üyesi
  • Uzman Uye
  • *
  • İleti: 1402
  • Cinsiyet: Bay

Gül, kalptir. Ruhtur. Bedende açan çiçektir.
Gül labirenttir. İçinde kayıp olmadan yolu bulabilmeli...
Gül arıya balı verendir.

DAT ROSA MEL APIBUS...

Gül-Haç'ın sadece kadim Mısır değil, öncesi ile de ilgisi vardır.

SO MOTE IT BE...
Alterius non sit qui suus esse potest


Ağustos 14, 2018, 09:27:32 ös
Yanıtla #8

 

   Mısır: "..Behdet ve Heliopolis.."
 
  Hindistan: "..Shasrara.."
 
 Sümer: ".Yatay yüzükler ve geçiş."
 
.Orion: ."S" "."  "illiyyûn" ...

Bu tip bir farkındalığı,basamak basamak kazanarak içselleştirebilmek, zordur sanırım.

Sevgiler
                           
« Son Düzenleme: Ağustos 14, 2018, 09:30:20 ös Gönderen: Tık-Tik-Tak »
Sen Özelsin


Ağustos 15, 2018, 03:59:37 ös
Yanıtla #9
  • Seyirci
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 298
  • Cinsiyet: Bay

Bazı Masonlar tarafından bir anlamı ve önemi yoktur..
“Bize verilen sırları, kalbimizin en derin köşelerinde saklamalıyız. Bir ölü kadar sessiz, bir mezar kadar ketum olmalıyız.”