Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Aydınlık - Karanlık  (Okunma sayısı 555 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Ekim 12, 2018, 04:19:35 ÖS
  • ÖMBL/KMBL Üyesi
  • Uzman Uye
  • *
  • İleti: 1151
  • Cinsiyet: Bay

Geçenlerde bir başlıkta Aydınlık ve Karanlık kavramları çok kullanılıyor, bunları da bir tanımlamak gerek denildi.

Aydınlık terimi deyince bir de 'Aydınlanma' eylemi olmalı bir yerlerde. Bu ise aynı zamanda başlı başına bir terim. 

Bu konuya, Murat Özgen Ayfer'in hâricîler tarafından haliyle pek bilinemeyecek kitabı ''Tekrisin Anlamı'' kitabından buraya taşınmasında sakınca olmayan bir kısmı alıntılayarak konuya biraz ışık tutmak isterim.

-  Aydınlanma  -

Türk Masonluğu’nda inisiyasyon ya da tekris ile eş anlamlı olmak üzere “aydınlanma” terimi de kullanılıyor. Dolayısıyla aydınlanma, hem genel ve sonu gelmez bir süreç hem özel olarak Masonluğa giriş ya da onunla birlikte sonraki derecelere geçiş anlamına çekilebiliyor.

Aydınlanma terimini inisiyasyon ile özdeş olarak kullananlar, Özgür Masonlar Büyük Locası ile Kadın Mason Büyük Locası… Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası ise bu terimi bu anlamda kullanmıyor.

Bu sözcüğün Batı dillerindeki karşılıkları Masonlukta yer yer geçse de, bu anlamda kullanılmıyor. Oysa bu bir bakıma yerli yerine oturan bir terim… Nasıl Masonlukta birçok şey simgeler kullanılarak anlatılıyorsa, bununla da bir simgesel vurgulama yapılmış oluyor:

Karanlık = bilgisizlik ve erdemsizlik

Işık (nûr-u ziya) = bilgi ve erdem, bilgelik

Aydınlık = bilgi birikimi ve erdemlerle donanmış olgu

Aydınlanma = bilgi edinme; erdemleri geliştirme

Bu bakımdan Masonluktaki aydınlanmayı giriş töreninin sonunda yeni bir kardeşin gözbağının çıkarılmasıyla ona verilen ışık (nûr-u ziya) ile özdeş saymak hem doğrudur hem yanlış…

Yanlıştır, çünkü bir masonun aydınlanması tören boyunca bağlı olan gözlerin açılması ile bitmez.

Doğrudur, çünkü bu ritüelik işlem aydınlanmanın tümünü temsil eden bir simgedir.

Bir mason, ne kadar bilgilenmiş ve olgunlaşmış, erdemlerini geliştirerek bilgelik yolunda ne kadar çok ilerlemiş olursa olsun, karanlıkta kalmış noksanlıkları bulunacaktır. Her bir üst derecenin kendine özgü kapsam ve öğretimi, bu noksanlıklardan bir bölümünün daha giderilmesi için yol gösterir; karanlıklara ışık tutar. Ancak aydınlanmanın da sonu yoktur.
« Son Düzenleme: Ekim 12, 2018, 05:01:48 ÖS Gönderen: ANARCHOSA »
Alterius non sit qui suus esse potest


Ekim 13, 2018, 01:45:55 ÖÖ
Yanıtla #1
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 110
  • Cinsiyet: Bay

Sn ANARCHOSA
Aydınlanma sonsuz doğuya göç edene kadar devam ediyor diyebilir miyiz?  Sonsuz doğuya göç eden bir Mason Aydınlanmış olarak göç etti gibi bir yorumda bulunmak doğru olur mu?
Saygılarımla
Yaptığın işi gönlünde hissedersen, ırmaklar çağlar içinde. Mimar Sinan


Ekim 13, 2018, 08:29:00 ÖÖ
Yanıtla #2
  • ÖMBL/KMBL Üyesi
  • Uzman Uye
  • *
  • İleti: 1151
  • Cinsiyet: Bay

Sn ANARCHOSA
Aydınlanma sonsuz doğuya göç edene kadar devam ediyor diyebilir miyiz?

Evet

Sonsuz doğuya göç eden bir Mason Aydınlanmış olarak göç etti gibi bir yorumda bulunmak doğru olur mu?

Teorik olarak evet, pratik olarak maalesef hayır...
Alterius non sit qui suus esse potest


Ekim 17, 2018, 06:47:35 ÖS
Yanıtla #3
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 179
  • Cinsiyet: Bayan

Sizin bu yazdıklarınız ile ne kadar çok bilirsen o kadar az emin olabilirsin sozunu aklima getirdi. Bilgi dediğimiz şey artıkça daha fazla soru işareti ve uçsuz bucaksız öğrenme duygusu gelişiyor. Işığa kavuşmak bu yüzden bir hayli zor diye düşünüyorum. Ve gercekten isiga kavuştuk mu yoksa var olan bir ritüel mi gerçekleştirdik?


Ekim 17, 2018, 07:18:23 ÖS
Yanıtla #4
  • ÖMBL/KMBL Üyesi
  • Uzman Uye
  • *
  • İleti: 1151
  • Cinsiyet: Bay

Işığa kavuşmak bu yüzden bir hayli zor diye düşünüyorum. Ve gercekten isiga kavuştuk mu yoksa var olan bir ritüel mi gerçekleştirdik?

Bu sözler umutsuz bir bakış açısıyla yaklaşmak olur. Sadece bir mason değil bir insanın ise bence umutsuz olmaya hakkı yoktur, hele hele "ne de olsa bu işin sonu yok, öyleyse hiç başlamayayım" demesi asla yakışmaz...

Nazım hikmetin "Düşmesin bu yola bizimle..." dizeleri geldi aklıma...

Şöyle bakmak lazım bana göre: Her insanın içinde belki farkında olduğu belki olmadığı küllenmiş bir köz var, "Aydınlanma/Tekris" ile biz külleri savurup koru ortaya çıkarıyoruz... Sonrasında ise kişiye yakıtı nerde arayacağını gösteriyoruz. Bulup ateşi, ışığı istediği kadar büyütmek ise o kardeşin elindedir.

Yani ışık vardır ama hep daha parlak olmasıda mümkündür.

Bilirsiniz ışığın kaynağı ve sembolü hayatımızda bildiğimiz en parlak cisim olan Güneş olarak görülür...

Güneş bir yıldızdır. Parlaklığını çekirdeğindeki Hidrojeni Helyuma (ve tersi) çevirerek sağlar. Ancak kütlesi aynı zamanda genişlemesine engel olur... Ancak kendini ışımak için yakarken kütlesini de harcamaktadır. O zaman ise kütle çekimi azalacağından boyutu bir kaç milyon yıla %10 artacak gibi düşünülüyor.  Buna mukabil bizim gördüğümüz parlaklığı ise çok daha fazla olacak. Güneş aynı güneş. Sadece "içinde" bir şeyler değişmekle verdiği aydınlığı değiştirebilecek. Hep sembol olarak kullandığımız Güneş'i bir kez daha sembolik alalım ve onun yaptığı gibi değişikliği içimizde yapmaya çalışalım derim...
Alterius non sit qui suus esse potest


Ekim 17, 2018, 07:32:12 ÖS
Yanıtla #5
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 179
  • Cinsiyet: Bayan

  Benim sözlerim aslında umutsuzluk değil de daha fazla çalışmamız gerektiğine yönelikti. Emin olun ki umut demek doğu da öğretmenlik yapıp kit kaanat geçinen öğrencilerimin her şeyine yetişip onları en iyi şekilde yetiştirmeyi kendine ödev olarak gören bir öğretmenin kriterlerinde hiç bir zaman olamaz. Saygılarımla