Masonlar.org - Harici Forumu

 

Gönderen Konu: Astroloji üzerine bir eleştiri  (Okunma sayısı 202 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Ekim 28, 2018, 07:56:47 ÖS
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 415
  • Cinsiyet: Bay

Standart modelde maddelerin/parçacıkların birbirleriyle etkileşmeleri “dört temel etkileşim” ile oluşur. Yani, doğadaki etkileşimlerin sayısı dört tanedir ve tüm etkileşimler bunlardan türemiştir. Tüm evren bu etkileşimler üzerine kuruluşmuştur. Standart model kuramı evrenin oluşumu ile ilgili sorulara bu etkileşimler yoluyla cevap vermeye çalışmaktadır.Nedir bu etkileşimler? Bunlar sırasıyla;

Gravitasyonel (Kütle Çekimsel) Etkileşim, Elektromanyetik Etkileşim, Güçlü Etkileşim ve son olarak Zayıf Etkileşimdir. Bu etkileşimleri sırasıyla açıklayalım.

Gravitasyonel Etkileşim: Kütlesi olan tüm parçacıklar arasında gerçekleşen ve geçerli olan bu etkileşim özellikle evrende gezegenlerin, Güneş’in, yıldızların yani tüm gök cisimlerinin yörüngelerinde kalmalarını sağlayan etkileşimdir. Cisimlerin kütleleri ile doğru orantılı iken aradaki mesafenin karesi ile ters orantılıdır. Isaac Newton tarafından formülize edilen bu etkileşim yeryüzünde yürümemizi sağlıyor dersek yanlış olmaz. İsmini sıkça duyduğumuz yerçekimi kuvveti yeryüzündeki maddeler ile Dünya’nın gravitayonel etkileşmesidir. Bu etkileşimin taşıyıcı parçacığı yani bozonu graviton isimi verilen parçacıktır. Lakin varlığı şu ana kadar deneysel olarak gözlemlenememiştir.

Elektromanyetik Etkileşim: Maddelerin elektriksel olarak yüklü olmalarından veya bu yüklerinin hareketinden kaynaklanan ve yüklü parçacıkları etkileyen etkileşim türüdür. Bu etkileşim kendisini çekme veya itme kuvveti olarak gösterir. Elektriksel olarak yüklü olan maddeler/parçacıklar hem durgunken elektriksel olarak etkileştikleri gibi hareket halindeyken de hem elektrik hem de manyetik olarak etkileşirler. Şu an ekranda bu yazıyı okuma nedeniniz de elektromanyetik etkileşimdir. Bir başka örnek ise elektronların çekirdek etrafında belli yörüngelerde dönmesi ve enerji seviyeleri arasında geçişler yapan elektronların foton yaymasıdır. Bu etkileşimin taşıyıcı parçacığı yani bozonu fotondur. Foton, 20. yüzyıl başlarında kuantum teorisinin ortaya çıkmasıyla paralel olarak aynı dönemlerde gözlenmiştir. Fotonu gözlemlediğimiz birkaç deney sırasıyla Fotoelektrik Etki Deneyi ve Compton Saçılması deneyleridir.

Güçlü Etkileşim: Kuarkların bir araya gelerek proton ve nötronları (nükleonları), nükleonların da bir araya gelerek atom çekirdeğini oluşturması güçlü etkileşimle oluşmaktadır. Adın da anlaşılacağı gibi çok güçlü bir etkileşimdir. Atom bombası ve sonrasında oluşan yıkım bu etkileşime ve gücüne bir örnektir. Bu etkileşimin taşıyıcı parçacığı gluon adı verilen parçacıktır.

Zayıf Etkileşim: Atomaltı düzeyde, parçacık bozunmalarında (büyük kütleli kuark ve leptonların ve bunların anti parçacıklarının daha küçük kütleri olanlarına dönüşümleri) etkin olan etkileşimdir. Bu nedenle bu etkileşim atomun dengesini sağlar demek yanlış olmaz. Bu etkileşimin taşıyıcı parçacıkları yani bozonları W+, W- ve Z0 parçacıklarıdır. Güçlü kuvvete göre şiddeti ve menzili çok daha azdır. Bu etkileşim elektromanyetik etkileşimle “elektrozayıf” kuram adı verilen bir kuram ile birleştirilmiştir.

Yukarıda kısaca özetlenen dört temel etkileşimden etkilenen maddeler, erimleri (menzilleri) ve şiddetleri (güçlü etkileşimi 1 tam kabul ederek) ise sırasıyla aşağıya sıralanmıştır.

Güçlü etkileşim: Protonları, nötronları, kuarkları ve gluonları etkileyen bu etkileşimin menzili 10-15 metredir (bir metrenin katrilyonda biri).

Gravitasyonel Etkileşim: Tüm kütleli maddeleri etkileyen bu etkileşimin menzili sonsuzdur ve şiddeti ise güçlü etkileşimin 10-38 (yüz milyon kere katrilyon kere katrilyonda biridir) katıdır.

Elektromanyetik etkileşim: Tüm yüklü parçacıkları (kuarklar, leptonlar, W+ ve W- bozonları dahil) etkileyen bu etkileşimin menzili sonsuzdur şiddeti ise güçlü etkileşimin yüzde biri kadardır.

Zayıf Etkileşim: Kuark, lepton ve bunların anti parçacıklarını etkileyen bu etkileşim güçlü etkileşimin 10-13 (on trilyonda biri) katı olup menzili ise 10-18 metredir (bir metrenin bin kere katrilyonda biri).

Kısaca yukarıda özetini verdiğim temel etkileşimler evrendeki etkileşimlerin kaynağı olup tüm maddeler bu etkileşimler yoluyla etkileşirler. Hal böyleyken; gök cisimlerinin insanların karakteri ve kaderini etkilediğini söyleyen astroloji nereye konulacak?

Astroloji sözlüklerde gezegenlerin, yıldızların yani gök cisimlerinin insanların karakteri ve kaderi üzerindeki etkilerinin araştırılması (araştıran bilim demeye dilim varmıyor, birazdan nedenini açıklayacağım) olarak tanımlanmaktadır. İnsanoğlu yaşam var olduğundan bu yana karanlıktan, aydınlıktan, Güneş’ten, Ay’dan, gökyüzünden ve yıldızlardan etkilenmiştir. Bu etkilenme halen sürmektedir. Bu işi yapanlar yani astrologlar size gelecekte neler olabileceği ile ilgili bilgi verebileceğini iddia eder. Bu iddialarında da bunun, burç ismini verdikleri (her biri aslında çok uzaktaki takımyıldızlar olan) gökcisimleri sayesinde olacağını söylerler. Astroloji insanların doğum tarihlerine göre bir takım gezegen ve takımyıldızların konumları dikkate alınarak kişilerin karakterleri ve başlarına gelecek olaylar konusunda tahminde bulunabileceğini söylemektedir. Her ne kadar astrologlar bunun böyle olduğunu iddia etse de durum böyle değildir.

Yukarıda özetle verdiğimiz etkileşim biçimlerinden gökcisimleri ile ilgili olanı kütle çekimsel yani gravitasyonel olanıdır. Bahsettiğimiz gibi bu etkileşim en güçsüz olanıdır. Hal böyleyken ve gök cisimleri ile aramızda bu kadar uzun mesafeler varken (mesafenin karesi ile ters orantılı) Satürn, Mars, Neptün veya diğer gökcisimleri/takımyıldızlar yani burçlar insanı, karakterini ve kaderini etkileyemez. Prof. Dr. Ethem DERMAN hocanın bir röportajında dediği gibi; doğumu gününüzdeki bir takımyıldızın ve diğer gökcisimlerinin etkisine göre doğumunuzu yaptıran doktorun, ebenin veya hemşirenin etkisi çok çok daha fazladır.
Nosce te Ipsum


Ekim 28, 2018, 08:22:29 ÖS
Yanıtla #1
  • ÖMBL/KMBL Üyesi
  • Uzman Uye
  • *
  • İleti: 1151
  • Cinsiyet: Bay

Sadece kütlesel çekim gücü değerlendirilirse eksik kalır. Yine de Gezegen-Yıldız boyutunda birincil etkileşim bu olsa gerek. Göksel nesneler genellikle bir büyük merkez etrafında döner. Buna yörünge denir. Dünya'nın Güneşe uzaklığı 1 Astronomik Birim kabul ediliyor yanılmıyorsam. Ancak Güneş Sistemi çok daha uzaklara kadar uzanıyor. Kuiper kuşağı örneğin 50 Astronomik Birime kadar. Yani Dünya Güneş arasından 50 kat daha uzak.

Sedna ve VP113 grubu daha da uzak.
Yeni keşfedilen VP774104 ise 103 Astronomik Birim, yani 15.4 Milyar KM...

Ve tek bir etki hala bu gök cismini garipte olsa bir yörüngede tutuyor...

O halde etkilemez diyemeyiz. Etkiler. Burada önemli olan herhalde şu soru. Ne kadar?
Ben Kova burcuyum bundan dolayı bilgeler çıkan bu burca uygun olarak sürekli çalışmalıyım dedirtecek kadar mı?
Ben Akrep burcuyum dur sürekli kindar, Oğlak burcuyum inatçı olayım dedirtecek kadar mı?

Bence büyük cisimlerin büyük döngülerde, Doktor ya da Ebe gibi tesadüflerin küçük döngülerde (insan yaşamı), aile ve çevrenin ise karakterde etkileri yadsınamaz.

Astroloji'yi kahve falı gibi değerlendirenleri mi kast ediyorsunuz, yoksa genel olarak göksellerin Dünya'daki hiçbir konuda etkisi yoktur mu diyorsunuz?
« Son Düzenleme: Ekim 28, 2018, 08:47:23 ÖS Gönderen: ANARCHOSA »
Alterius non sit qui suus esse potest


Ekim 28, 2018, 08:58:05 ÖS
Yanıtla #2
  • Orta Dereceli Uye
  • **
  • İleti: 415
  • Cinsiyet: Bay

Sayob ANARCHOSA katkınız için çok teşekkür ederim. Bir masona yakışır bir katkı. Sağolun var olun.

Aslında sorunuzun yanıtı katkınızda gizli. İkisi birbirinden ayrılmaz.
Nosce te Ipsum